Fatih Altaylı: Volkan emekli olunca kazanacağız inşallah

Fenerbahçe ile Galatasaray, Spor Toto Süper Lig'in 26. haftasında karşı karşıya geldi

Fatih Altaylı: Volkan emekli olunca kazanacağız inşallah
18 Mart 2018 Pazar 12:12

 Mücadele birçok gol pozisyonuna sahne olurken maç 0-0'lık eşitlikle tamamlandı. Galatasaray'ın Kadıköy'deki galibiyet hasreti 19 yıla çıkarken sarı-kırmızılılar, lider geldiği Fenerbahçe deplasmanından, lider ayrılmayı başardı. Gazete Habertürk Yazarı Fatih Altaylı, Fenerbahçe-Galatasaray derbisini yorumladı

Öncelikle bir tebrik.

İki takımın futbolcularına da...

Futbolun hem sert hem de efendice oynanabileceğini gösterdikleri için, maçı çirkinleştirmedikleri, futbola gölge düşürmedikleri için.

Sonrasına gelirsek.

Yemin ederim bu Şükrü Saracoğlu Stadı’nda ya bir yatır var ya da çayıra adını veren papazlardan kalma bir papaz büyüsü!..

Nedir bu ya!

Kaç sene oldu?

Biz ne zaman kazanacağız orada?

BELKİ DE STATTA ANTRENMAN YAPMAK İYİ FİKİR DEĞİLDİ

Hâlbuki dün çok da yaklaştık kazanmaya.

Rodrigues vurdu, olmadı.

Ayağına geleni içeri yollama ustası Gomis, neredeyse boş kaleye vurdu, olmadı.

Belhanda vurdu, olmadı.

Feghouli vurdu, olmadı.

Nagatomo vurdu, olmadı.

Maicon vurdu, olmadı.

Olmuyor niyeyse.

Sıradan maçlarda atan Galatasaray; rakip Fenerbahçe, stat Saracoğlu oldu mu, atamıyor bir türlü.

Dün de kazanamadıysak, ne zaman kazanacağız?

 

Kim bilir belki de bir gün önce statta antrenman yapmak iyi bir fikir değildi, bilemem.

İşin büyü, totem kısmını geçersek, gerçekten de Galatasaray dün galibiyeti kaçıran taraf oldu.

Beklendiği üzere Fenerbahçe iyi başladı.

Rüzgârı kısa sürdü. Galatasaray yavaş yavaş ağırlığını koydu. Fenerbahçe de iyi bildiği savunmaya geçip, kontratak futboluna yöneldi.

Ancak Fenerbahçe’nin iyi bir taktiği vardı.

Top Galatasaray’ın oyun kuran ayaklarına geldiği anda bastı, kaçırdığı anda faulle durdurdu.

İlk yarım saat dolduğunda Fenerbahçe’nin 9, Galatasaray’ın 4 faulü vardı sayabildiğim kadarıyla.

Aykut Kocaman özellikle Feghouli’den çekinmiş olmalı ki, ona özel önlem almıştı.

Ama buna rağmen Galatasaray baskıdan top çıkarmayı başardı ve birkaç pozisyon buldu ilk yarıda.

KIRILMA ANI FERNANDO’NUN SAKATLANMASI

İlk yarının en ilginç tarafı ise hakemin hiç sarı kart göstermeden devreyi tamamlaması oldu.

Gerçi Mehmet Ekici’nin iki sert faulü dışında sarı kartlık bir durum da pek olmadı.

İkinci yarı Galatasaray sürpriz bir baskı ile başladı.

Peş peşe iki pozisyon geldi. İkisi de olmadı.

Galatasaray için maçın kırılma anı Fernando’nun sakatlanması oldu.

Orkestra bir anda şefsiz kaldı sahada.

KALİTE DÜŞÜK HEYECAN YÜKSEK

İkinci yarıda iki teknik direktör de hatalarla maçı rakiplerine ikram ettiler.

Galatasaray’da Selçuk’un çıkıp yerine Tolga’nın girmesi Galatasaray’ın orta alan hâkimiyetini bozdu.

Fenerbahçe’de ise Aykut Kocaman’ın ısrarla Valbuena’yı oyuna almaması, Fenerbahçe’nin bu hatadan yararlanmasını engelledi. Oysa Kocaman, Soldado’nun yerine Fernandao’yu ve Dirar’ın yerine Valbuena’yı 10 dakika daha erken alsa işler bambaşka olabilirdi Fenerbahçe için.

Tabii Galatasaray’da da Sinan Gümüş’ün oyuna geç sokulması aynı derecede yanlış bir hareketti.

Çünkü 60. dakikadan sonra Feghouli’nin verimliliği kalmamıştı.

Kalitesi yüksek olmayan ama heyecanlı bir maç oldu diyebiliriz. İki teknik direktörün de hatalar yaptığı bir maç oldu da demek de mümkün.

Ama Galatasaray çok açık bir biçimde beraberlik için sahadaydı ve kazanması gereken takım Fenerbahçe idi.

Bu yüzden de Terim istediğini almaya yaklaştıkça kastı oyunu.

Kocaman ise “Ulan bir de Galatasaray mağlubiyeti görmeyelim” diye aynı şeyi yaptı.

F.BAHÇE’NİN İŞİ ZOR, G.SARAY’IN DA KOLAY DEĞİL

Her iki kaleci de iyi kurtarışlar yaptılar. Hele hele Fernandao karşısında Muslera’nın, Nagatamo’nun vuruşunda ise Demirel’in kurtarışları çok iyiydi.

Galiba Galatasaray, Fenerbahçe’yi Saracoğlu’nda yenmek için Volkan’ın emekli olmasını bekleyecek.

Çünkü bu kaleci Galatasaray maçlarında inanılmaz bir oyun çıkarıyor.

Sürekli Galatasaray karşısında oynasa, yemin ederim Manchester City ya da Real Madrid’e transfer olur.

Bu maçın en önemli sonucu Fenerbahçe’yi şampiyonluk yarışının dışında bırakmış gibi görünmesi.

Şampiyonlukta 6 puan önünde olan takımı evinde ağırlayıp, ligin son virajına hala 6 puan farkla giriyorsan işin zor demektir.

Galatasaray’ın işi de kolay değil.

Hala önünde şampiyonluk yolunda rakip olduğu iki takımla yapacağı maçlar var.

Ama bu iki maçı da evinde oynayacak olması, deplasman fobisi olan bu takım için büyük avantaj.

Şimdi şampiyonluk yolunda kalan tek engel, peş peşe oynayacağı “Korku tüneli” maçları...

Yine de ibre ‘Avrupa Fatihi’nden yana artık.

İki lakırdı da hakem için etmek gerekirse.

Maçı kötü yönetti diyemem.

Ama iyi yönetti demek de mümkün değil.

Sanki iki takım da kazanmasın ister gibiydi.

Size bir şey daha söyleyeyim.

Tribünlerdeki Fenerbahçeliler de hakem gibi düşünüyordu sanki.

Yani “Galatasaray’a yenilmeyelim ama yenmeyelim de” der gibi bir halleri vardı ve alışıldık Fenerbahçe tribünü gibi değillerdi. Galibiyetin Aziz Yıldırım’a yaramasını istemiyorlarmış gibi bir havadaydılar...

Yine hakemlere dönersek, yan hakemler kusursuz bir maç çıkardılar.

TERİM, BAŞKAN ADAYI MI?

En büyük şaşkınlığı ise maç sonrası yaşadım.

Terim’in röportaj sırasında kullandığı terminoloji sanki “Başkan da ben olmalıyım” gibi geldi bana.

Bugüne kadar futboldan kazandıklarını futbola harcaması eğlenceli olabilir.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.