Temelli'den CPT'ye 'Demirtaş' çağrısı

'Demirtaş'a bu reva görülüyorsa siz diğer tutuklu ve hükümlüleri düşünün. İçeride neler oluyor düşünün.'

Temelli'den CPT'ye 'Demirtaş' çağrısı
05 Aralık 2019 Perşembe 12:29

banner225

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, Til Rifat saldırısı, PKK Lideri Abdullah Öcalan'a uygulanan tecrit, ulusal birlik, HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın cezaevinde yaşadığı sağlık sorunu ve gündemde öne çıkanları Mezopotamya Ajansı'na değerlendirdi. 
 
Til Rifat’taki, çoğunluğu çocukların olduğu 10'u aşkın kişinin ölümüyle sonuçlanan saldırıyı kınayan Temelli, yansıyan görüntülerin katlanabilir görüntüler olmadığını söyledi. Yaşanan bu katliamlara Efrîn işgalinden beridir aşina olduklarını belirten Temelli, “Bu katliamları ÖSO dediğimiz İŞİD artığı bir çetenin işidir. Bunlar sürekli katliam yapıyorlar. Zaten İŞİD dediğimiz bu güruh, bu çete böyle katliamlar yaparak büyüdü ve bu hale geldi. Hala dünya ve Ortadoğu açısından İŞİD büyük bir tehlikedir. Kimse İŞİD bitmiştir gözüyle bakmasın. Til Rifat'ta olanlar bir katliam aklı ve stratejisidir. Yani bu katliamlar üzerinden bölgenin Kürtsüzleştirilmesi, bölgenin dizayn edilmesi söz konusudur. Yani tesadüfen, anlık ya da bir grubun kendi inisiyatifiyle yaptığı bir şey değildir. Çok uzun zamandır o bölgede bir katliam stratejisi yürütülüyor. Bütün dünya kamuoyunun bu konuya ciddi bir duyarlılık göstermesi gerekiyor. Uluslararası güçler eğer bir güçseler o zaman Ortadoğu, dünya ve Suriye'yi bu beladan kurtarmaları gerekiyor. Bugüne kadar İŞİD'le sadece QSD baş etti. Peki bu baş edenlere ne yaptılar? Onlara karşı neredeyse bir cephe oluşturdular. Türkiye'nin bunda çok büyük sorumluluğu vardır. Türkiye'nin Suriye'de yaratmış olduğu bu savaş, onu tüm bu meselelerde çok büyük bir sorumluluğa işaret ediyor. Türkiye hiçbir bahanenin arkasına sığınamaz. Bağdadi değimiz kişi senin sınırının 5 kilometre ötesinde yaşıyor ve sen buna kayıtsız kalıyorsun. Sonra kalkıp bilmem onun ablasını, teyzesinin oğlunu yakaladık diyorsun. Bu söylemleriyle geçiştirilecek bir mevzu değildir” dedi.

'SAVAŞ KARŞITI BİR MÜCADELEYE İHTİYAÇ VAR' 

Türkiye'nin artık bu çete artıklarıyla birlikte yürüme stratejilerini terk etmesi gerektiğini ifade eden Temelli şöyle devam etti: “Ben Türkiye'nin bu konuda akıllıca davranacağından umutsuzum. Çünkü Türkiye'nin ne dış politikası ne de iç politikası yok. Bu iktidarın artık çözüm üretebilecek bir gücü de yok. Tam tersi sorunlardan beslenen bir iktidar var karşımızda. Israrla Kürt meselesini görmeyen ve bu sorunun ne denli büyük olduğunu görmek istemeyen bir pozisyonu var. Bu sorunun çözümü için Kürtlerle birlikte hareket etme anlayışına erişememiş bir akılsızlık var karşımızda. Türkiye'de savaş karşıtı bir mücadele yükselirse; ancak o zaman Suriye'de kalıcı siyasi bir çözümün yolu açılabilir. Çıkış yolu bu iktidardan kurtulmaktır. Eğer bundan kurtulamazsak bu iktidar bölgeyi yakacaktır. Katliamdan sonra 'bu çocuklar bizden mi değil mi?' gibi şeyleri söyleyen bir zihniyetten ve vicdansızlıktan bir şey beklememek gerekiyor." 

'TECRİT KONUSUNDA İNSİYATİFLİ OLUNMALI' 

PKK Lideri Öcalan’a uygulanan tecride değinen Temelli, tecrit uygulamasının hukuk devletinin çöküşü anlamına geldiğine vurgu yaptı. Temelli, “Tecrit Kürt halkı ile Öcalan arasında bir mesele değildir. Tecrit uygulaması bir hukuk devletinin çöküşüdür. Tecrit uygulaması anayasal devletten kopuştur. Tecrit bir hukukun yerine başka bir hukuku ikame etmektir. Bugün iktidar siyasetini tam da bu hukuk üzerinden var ediyor. Bu kadar insan hakkı ihlalini fütursuzca yapabiliyorsanız işte o tecrittir. Tecrit bugün herkese uygulanıyor. Bu ülke bir açık cezaevi ve herkes bu tecrit hukukuyla çepeçevre sarılmış durumda. Tecrit, fikren ve bedenen insanları bir anlayışın içerisinde tutuyor. Tecrit, Öcalan’ın bedeninde vücut bulan ama genel olarak tüm ülkeyi çepeçevreleyen bir şeydir. Tecrit bitmeli ve kırılmalıdır. Şuan tekrar mutlak bir tecrit uygulanıyor. Bu tecrit, hukuk sistemi dediğimiz sistemi çürüttü. Türkiye kamuoyunun bu konuda inisiyatif olması gerekiyor. Bir hukuka sahip çıkmak için herkesin bu konuda inisiyatif alması gerekiyor. Türkiye'deki tüm hukukçu, meslek örgütü ve sendikaların bu konuda konuşmaları lazım. Ülkenin en büyük sorununun çözümü konunun muhatabıyla konuşarak ancak çözülür. Ama konunun muhatabına tecrit uygulanırsa kiminle nasıl konuşacaksınız? Bu nedenle bu tecrit kırılmalıdır” diye konuştu. 

'BİRLİK TALEBİNE SİYASET KAYITSIZ KALAMAZ' 

Türkiye'nin Kuzey ve Doğu Suriye'ye saldırıları sonrası gündeme bir kez daha gelen ulusal birlik konusuna değinen Temelli, "Bu bölgede 45 milyon Kürt yaşıyor. Her bir bölgenin ayrı ama bir de ortak sorunları var. Hepsinin birbiriyle ilişkiye geçecek bir mekanizma üretmeleri gerekiyor. Bu kopukluk giderilmesi gerekiyor. Her parçada mücadele büyük bir önem taşıyor. Bu parçalarda var olan mücadeleler birbirlerinden beslemelidir. Tarih önemli bir fırsat sunuyor. Tarihin çağırdığı şeye kayıtsız kalırsanız tarih sizi tasfiye eder. Tabandan gelen bu talebe siyaset kayıtsız kalmamalıdır" ifadesinde bulundu. 

'CPT'Yİ GÖREVE DAVET EDİYORUZ' 

Cezaevinde bulunan HDP'nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın duruma dikkat çeken Temelli, "Ambulans doktoru bakıp risk olmadığını söylüyor. Bir ambulans doktorunun bunu dememesi gerekiyor çünkü kendi mesleki etiğine de uygun değil. Ne olursa olsun bu durumda acilen müdahale edilmesi gerekiyordu. Bu kabul edilemez. Haberin bize geç gelmesini de kabul etmiyoruz. Bu konuda bize haber bir an önce gelmeliydi. Demirtaş bu partinin bir siyasetçisidir. Bu önemli bir örnek oldu. Bu konularda kolektif iradeye güvenmek gerekiyor. Cezaevlerinde yaşam hakkına duyarlılık yok. Demirtaş'a bu reva görülüyorsa siz diğer tutuklu ve hükümlüleri düşünün. İçerde neler oluyor düşünün. Cezaevlerinin durumu budur. CPT'yi bu konuda cezaevlerindeki meseleleri değerlendirmesi için göreve davet ediyoruz. Bir ülkeye baktığınızda insan hakları konusunda ne düzedi olduğunu görmek isterseniz cezaevlerine bakın."

'HDP HAKİKATİN SESİDİR'

HDP'lilere yönelik gözaltı ve tutuklama operasyonlarını hatırlatan Temelli, yapılan operasyonların hiçbir haklı gerekçesinin olmadığına vurgu yaptı. Temelli şöyle devam etti: "2008 yılında bir toplantıya katılan kişi gözaltına alınıyor. 10 yıl geçmiş. Bir kişi kendi aday toplantısına gitti diye bile gözaltına alınıyor. Kara mizah sınırlarını bile artık zorluyor bu durum. AKP bir dönem FETÖ'cülerin yapmış olduğu şeyleri devam ettiriyorlar. Peki siz aynı yöntemi kullandığınızda FETÖ'cü olmuyor musunuz? Siyasi ayağını soruyorlar alın işte size siyasi ayağı. Çünkü aynı yöntemi kullanıyorlar. AKP, HDP düşmanlığı yapıyor. HDP'ye saldırmazsa biliyor ki artık siyasetinin tutunacağı bir dal kalmayacak. HDP siyasi ve demokratik çözümü örüyor. Bu iktidar siyasetten kaçmak istiyor. Otoriter rejim karakteri bu. Bu bizde bir yılgınlık değil bizi güçlendiriyor. Çünkü HDP hakikatin sesidir.

'TECRİT KAYYIM HUKUKUYLA HAYAT BULUYOR' 

Kayyım atamalarını ve HDP'li belediyelere yönelik haciz uygulamalarını değerlendiren Temelli, kayyımın bir şiddet olduğunu söyledi. Tecrit hukukunun kayyım hukukuyla hayat bulduğunu belirten Temelli, "Belediyelerin önündeki beton bariyerlere bakın bunu göreceksiniz. O bir korku duvarıdır. Türkiye'nin hiçbir yerinde beton bariyerlerle kendisini kamufle eden bir belediye var mı? Ele geçirdiklerinde talan ele geçirmediklerinde de SGK ve vergi borcu hareketsiz bırakıyorlar. Bu faşizmin başka bir yolu. Belediyelerimizin bu anlayışa karşı mücadele etmesi gerekiyor. Bu iktidardan kurtulmadan lokal bir meseleyi çözülmez. Belediyelerimize sahip çıkacağız. Sorun varsa sorunun kaynağını bulmak ve çözmek için yöntem bulacağız. Mahallelere giderek hem kendimizi hem halkı örgütleyeceğiz. Bu sorunları çözmek aynı zamanda iktidara karşı direnmektir. Bizim bu mağduriyetten kurtulmamız gerekiyor. Devlet tabi ki bizi mağdur edecek. Onlar bizi zaten mağdur etmek istiyorlar. Buna karşı mücadele etmeliyiz. Biz bu konformist akıldan kendimizi kurtarmalıyız. Belediyemizi çalışamaz hale getirmişlerse biz başka bir hayatı örgütlemeliyiz. Eğer bir mahalleye hizmet gitmiyorsa bizim çözüm üretmemiz gerekiyor. Sivil itaatsizlik diyoruz. Benim çöpümü toplamayan bir belediyeye ben elektrik parası ödemiyorum dersin. İnsanların itaat etmemesi gerekiyor. Sen aldığın parayı savaşı finanse edeceksin ama çöpümü de toplamayacaksın. Buna itaat etmememiz gerekiyor. O dayatılan mağduriyete karşı ne gerekiyorsa yapmamız gerekiyor" dedi. 

'KAZ DAĞLARI'NA BAKIN İKTİDARIN NE OLDUĞUNU ANLARSINIZ' 

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın termik santrallere filtre takılmasını erteleyen düzenlemeyi veto edişine de değinen Temelli, şöyle devam etti: "Sosyal psikolojiye yönelik bir PR yapıyorlar. Toplumun iktidara karşı olan öfkesini zaman zaman böyle yöntemlerle yatıştıran teknikler vardır. Bunlar onu becerebilecek kabiliyette değildir. Ortaya çıkan şey rezalettir. Bu iktidarın doğayı nasıl talan ettiğini biliyoruz. Biz Munzur deyice başka yere çekiyorlar. Kaz Dağları'na bakın iktidarın ne olduğunu anlarsanız. Tüm halkı zehirlediler. Her şeyi talan ettiler. İnsanların geleceğini çaldılar. Türkiye en büyük tahribatı yaratan ülkelerin başında yer alıyorlar. Komik duruma düştüler. Hele Maraş milletvekillerinin düştüğü durum siyasi tarihe bir anı olarak kalacak. Bunlar kendi yurdunu sevmiyorlar. Yurdunu seven bu kötülüğü yapar mı? Siz icazet almadan mı geçirdiniz? Kötü bir reklamcılığın yansımasıdır. Hatta iddia ediyorum o filtrelerin bedelini de bu halkın sırtından çıkaracak bir kredi yöntemini mutlaka bulacaklar." 

(MA / Adnan Bilen - Cemil Uğur)


Kaynak: Artı Gerçek

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.