Taşdemir: Muhalefet İmralı’dan gelen çağrıyı doğru değerlendirmeli

İmralı’dan gelen çağrıyı muhalefetin doğru değerlendirmesi gerektiğini dile getiren HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Dirayet Dilan Taşdemir, “Demokratik siyasetin farklı yöntem ve yollarla bu işin mücadelesini yürütmesi gerekiyor. Bu sadece HDP’yle değil, barışı demokrasiyi savunan tüm dinamiklerinde sürece dahil olması gerekiyor” dedi.

Taşdemir: Muhalefet İmralı’dan gelen çağrıyı doğru değerlendirmeli
29 Haziran 2019 Cumartesi 09:44

banner225
PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 2 Mayıs ve 18 Haziran arasında avukatlarıyla yaptığı görüşmeler sonrasında kamuoyuna yansıyan “onurlu barış”, “demokratik müzakere”, “demokratik siyaset” ve “toplumsal uzlaşı” kavramlarına dair Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Dirayet Dilan Taşdemir, Mezopotamya Ajansı’na (MA) değerlendirdi.
Öcalan’ın bir fiil 8 yıl boyunca avukatlarıyla görüştürülmediğini hatırlatan Taşdemir, Öcalan’ın avukatlarıyla yaptığı görüşme sonrasında 2013 Newroz Bildirgesi’ne atıfta bulunmasını şaşırtıcı olmadığını söyledi. Öcalan’ın 1999’dan bu yana bir barış mücadelesi verdiğini ifade eden Taşdemir, “Sayın Öcalan Türkiye’nin demokratikleşmesi, Kürt sorununun demokratik yollarla, müzakere ve diyalogla çözülmesi için ciddi bir mücadele içerisinde. Her görüşme de her diyalog da bunun tezleri açığa çıkıyor. Bunun mücadelesi açığa çıkıyor” dedi.
‘21 YILDIR BARIŞ MÜCADELESİ YÜRÜTÜYOR’
Türkiye’de savaş ve krizlerin derinleşmesiyle birlikte tecridin de derinleştiğini sözlerine ekleyen Taşdemir, “Ama ne zaman bir görüşme sağlansa, Sayın Öcalan’ın sesi, sözü toplumla buluşmaya başlasa bir kere daha görüyoruz ki barış, demokrasi söylemi, Kürt sorununda bildiğimiz gelenekçi devlet anlayışı ve zihniyeti karşısında yeni bir yaklaşım ve umutlar yeşeriyor. Bu konuda Sayın Öcalan’ın 21 yıldır çok istikrarlı barış, demokrasi mücadelesi var. Avukatları aracılığıyla yayınladığı son 7 maddelik deklarasyonda da aslında Sayın Öcalan bir kez daha hem devlete hem de demokratik siyasete görevini hatırlatıyor” diye belirtti.
MUHALEFET DOĞRU DEĞERLENDİRMELİ’
Son 4 yılda devreye konan “Çöktürme planı” sonrası demokratik siyasetin de ağır bir tecrit, saldırı politikalarına maruz kaldığını, faşizmin kurumsallaştığı uygulamaların devreye girdiği ve 1990’lı yılları aratmayan uygulamaların yeniden topluma dayatıldığını belirten Taşdemir, şunları dile getirdi: “Demokratik siyasetin farklı yöntem ve yollarla bu işin mücadelesini yürütmesi gerekiyor. Bu sadece HDP’yle değil, barışı demokrasiyi savunan tüm dinamiklerinde sürece dahil olması gerekiyor. Kürt halkı, Kürt siyasetçileri yanı sıra toplumun bir bütünü son 4 yılda ciddi mağduriyetler, baskılar yaşadı. Faşist politikayla yüz yüze kaldı. Türkiye’nin demokratikleşmesi Kürt sorununa bağlantılıdır. O yüzden bir bütünen Türkiye muhalefetinin gelen çağrıyı doğru değerlendirmesi ve bir siyaset gelişme sağlaması gerekir.”
‘TOPLUMDAKİ CİDDİ KIRILMAYLA YÜZLEŞİLMELİ’
Öcalan’ın işaret ettiği toplumsal uzlaşı meselesinden başlamak gerektiğini ifade eden Taşdemir, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Mutabakat kadın meselesinden çevre meselesine, demokrasi meselesinden Kürt sorunun demokratik çözümüne kadar bir çerçeve içeriyordu. Ciddi bir toplumsal uzlaşı mutabakatıydı. O dönemde tüm ayaklarının örgütlenmemesi, müdahil olunamaması nedeniyle uzlaşı zayıf kaldı ve nitekim AKP kendi politik gündemleriyle yeniden değerlendirip, şekillendirip müzakere sürecini devirdi. Bir bütünen Türkiye halkları bunun mağduriyetini yaşadı. Muhalif olan herkes terörist olarak suçlandı. AKP 17 yıldır Türkiye’yi kutuplaştırma, toplumu uzlaştırmaz hale getirme, birbirini ihbar eden, güven ilişkilerini sonlandıran, politik farklılıkları tartışma nedenine dönüştüren bir hale getirdi. AKP siyasetinin bu dönemde açığa çıkardığı politikalar, siyaset dili, toplumu bölen, parçalayan bir süreci işledi ve bu süreç giderek derinleşiyor. Dolayısıyla toplumsal uzlaşı Kürt meselesinde bazı boyutlarla uzlaşıp, uzlaşmamak üzerine değil toplumda var olan ciddi kırılmayla ve siyasetle yüzleşmedir.
SAYIN ÖCALAN TEHLİKEYE İŞARET EDİYOR
Sayın Öcalan tamda bölmeye çalışılan, kutuplaştırmaya çalışılan tehlikeye işaret ediyor. Nihayetinde toplumsal uzlaşının gerçekleşeceği ana eksenlerden bir tanesi demokrasi ve barış meselesidir. Şimdi siz bütün toplumu demokratik bir öngörü ve perspektifle ele aldığınızda sorunları bu perspektifle çözdüğünüzde demokratik ilkeleri esas aldığınız da sorunu da çözmüş olursunuz. Toplumsal uzlaşı aynı zamanda demokrasi mücadelesidir. Demokrasi mücadelesinde demokratik siyasete, aydınlar, milliyetçiler açısından da bir gerçeklik açığa çıkartır. Herkesi bağlayacak, koruyacak, herkese kendini güvende hissettirecek olan toplumsal uzlaşıdır.”
‘ÖCALAN TOPLUMLA BULUŞTURULMALI’
Öcalan’ın Ortadoğu’yu etkileyen bir politik lider olduğuna dikkat çeken Taşdemir, şunları dile getirdi: “Sayın Öcalan’ın deneyimlerini, görüşlerinin toplumla buluşmasını engellemek istiyorlar. Öcalan’ın toplumla temas ettiğinde krizlere nasıl çözüm olduğu, demokratik siyaseti güçlendirdiği, özgürlük mücadelesinde bir yol haritası belirlendiğini herkes biliyor. Tecrit tam da bu anlamda kriz kaos derinleştirilmek istendiğinde devreye giriyor. Barış ve demokrasi aynı zamanda tecride karşı verilmesi gereken bir mücadeledir. Kürt sorununun demokratik çözümü, Ortadoğu da var olan kriz ve kaosun farklı bir perspektifle çözümü isteniyorsa yapılması gereken tecrit siyasetine karşı çıkmak, Sayın Öcalan’ın toplumla buluşmasının yollarını ve yöntemlerini oluşturmak gerekiyor. Bu noktada yoğunlaşma gerekiyor.”
‘DEMOKRASİ MESELESİDİR’
Öcalan’ın aşiretçilik, kabileciliğin yeniden diriltilmeye çalışıldığı eleştirilerini de değerlendiren Taşdemir, şunları ifade etti: “Sayın Öcalan’ın toplumsal tespitleri çok gerçekçidir. Bu kadar zor koşullarda bile toplumsal gerçekliği, politikayı ne kadar derinden çözümlediği ve buna dair demokratik siyasete getirdiği eleştiriler yerinde. Ailecilik, kabilelecilik de aslında toplumsal demokrasi meselesidir. Siz toplumu demokratikleştirmediğiniz, demokratik siyaseti geliştirmediğinizde iktidarlar en fazla aşiretçilik, kabilecilik üzerinden demokrasilere, demokratik siyasete müdahale eder. Kürdistan’ın toplumsal sosyolojik gerçekliği içerisinde de ailecilik, aşiretçilik bir toplumsal forum olarak bugüne kadar var olan bir durumdur. Bu mekanizmaya nasıl içerik kazandırdığınız durumla ilgili bir durum. En son Urfa’da yaşanan olaylar. Aileler arası olarak yansıtılsa da sonucu katliamla bitti. Bu olay tesadüf olarak ortaya çıkmış değil. Demokratik ilkeler içselleştirilmeyince toplumsal acılar derinleşiyor. Özellikle son zamanlarda Kürdistan da yeniden hortlatılmaya çalışılan bir akılla karşı karşıyayız.”
‘ÖCALAN’IN SİYASET MERKEZİNDE KADIN SORUNU VARDIR’
Öcalan’ın çocuk evliliği ve kadına yönelik artan şiddete dair verdiği mesajın tüm muhalefet tarafından doğru okunması gerektiğini belirten Taşdemir, şöyle konuştu: “Sayın Öcalan’ın diğer politik önderlerden ya da politik mücadele yürüten düşünsel önderlerden ayırt edici meselelerinden biride kadın özgürlüğünü, kadın mücadelesini kendi siyasetinin merkezine alması. Sayın Öcalan’ın Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesinde ciddi anlamda etki yaratan, ön açan, toplumsal dönüştürme konusunda politik belirleyici olduğunu söylemek mümkün. Bütün alanlarda yaşadığımız sıkıntıların en derinini kadın alanında yaşıyoruz. Özellikle erkek egemen siyaset biçimi, toplumsal yaşam biçimi, ilişkileri, ağır travmalar toplumu da derinden etkiliyor. Yine toplumun demokratikleşmesinde önündeki en büyük engel kadın mücadelesi ve kadına yaklaşımıdır.
MÜCADELE YÖNTEMİ GELİŞTİRMEK GEREKİYOR
Son 17 yılda AKP’nin müdahale biçimi, muhafazakarlaştırma biçimi yeni kadın modelleri yaratma, makul kadın yaratma, erkeklik kışkırtmasıyla karşı karşıyayız. Bunun karşısında toplumun, kadınların kendi örgütlemesi, buna karşı toplumsal direnç sergilemesinde eksiklikler yaşanıyor. Türkiye ve Kürdistan’da çok derin bir kadın sorunu var. Sadece basına yansıyan kısmı ile de değil. Kadın öldürüldüğünde ya da tecavüze uğradığında gündem olabiliyor. Oysa yaşanan o sürece kadar çok daha derin trajediler ve sorunlar var. Kadını yok sayan bir gerçeklik var. Yeniden değiştirmek, mücadele yöntemi geliştirmek gerekiyor. Sayın Öcalan’ın düşünceleri insanı kendini yeniden görmesi sonuç alma üzerine bir yoğunlaşma gerektiğini beraberinde getiriyor.”
‘GEÇİCİ ÇÖZÜMLER TOPLUMSAL YARALARI SARMAZ’
İmralı’dan gelen deklarasyonda yer alan onurlu barış kavramına dair hatırlatmalarda bulunan Taşdemir, sözlerini şöyle tamamladı: “Tüm acıların, yaşanan ödenen ağır bedellerin, toplumsal olarak herkesin kendini içinde görebileceği bir yöntemle çözülmesi gerekir. Onurlu barış demek tüm süreçlerde herkesin kendini bulabileceği bir süreç. Geçici çözümler, geçici müdahaleler, toplumsal hassasiyetleri görmeyen, yaşanan ağır bedellerle yüzleşmeyen, hakikati görmeyen yerden geliştirilen çözümler sonuç alıcı olmadığı gibi toplumsal yaraları da sarmaz. Sayın Öcalan’ın onurlu barış kavramında ısrarcı olması, direnişi buradan kurmasının nedeni toplumun hakikatini görmeyen, arayışların özgürlükle sonuçlanmayacağıdır. Herkesin uzlaşabildiği bir yöntem onurlu barışın yol ve yöntemidir.”
MA / Berivan Altan


Kaynak: Mezopotamya Ajansı

İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.