Sancar: Ceylanpınar'da gerçekleşen cinayetler iktidarın karanlık bir senaryosudur

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, partisinin grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Sancar: Ceylanpınar'da gerçekleşen cinayetler iktidarın karanlık bir senaryosudur
21 Temmuz 2020 Salı 14:06

banner225

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, 2 polisin Ceylanpınar'da evlerinde öldürülmesine ilişkin, “Ceylanpınar’da gerçekleşen bu cinayetler devlet ve iktidarın karanlık bir senaryosudur. Bu senaryo ile Türkiye’de Kürt sorununun yeniden savaş politikalarına dönülmek istendi ve demokrasi umutları yıkılmak istendi. Aradan geçen 5 yılda iktidar Ceylanpınar olayını konuşmak istemedi” dedi.
  
Sancar, IŞİD’in canlı bombalı saldırısı sonucu 33 kişinin yaşamını yitirdiği Suruç Katliamı’na ilişkin konuştu. Katliamın yeni bir kanlı dönemin başlangıcı olduğuna vurgu yapan Sancar, “Suruç Katliamı, acının coğrafyasında acının tarihine kapkara bir sayfa olarak eklendi. IŞİD Türkiye’de bütün barbarlığı ile saldırmaya devam ediyordu. En son gözünü Kobanê'ye dikmişti. Ama Kobanê'de beklemediği bir direnişle karşılaştı. O direnişin sonucunda IŞİD yenildi. Suriye’de gerçekten baharı müjdeleyen bir gelişmeydi bu. Tam o sıralarda dünyada ve Türkiye’de Kobanê ile dayanışma etkinlikleri de yayılmıştı. Türkiye’nin de çeşitli şehirlerinden gençler bu dayanışmaya katılmak için Suruç'a gelmişlerdi. Yakılmış yıkılmış bu coğrafyada Kobanê’ye çocuklara oyuncaklar götüreceklerdi. O gençler dayanışmanın zarafetini temsil ediyorlardı ve bombalarla katledildiler” dedi.

‘SURUÇ DAVASI BİR KARA MİZAH ÖRNEĞİNE DÖNÜŞTÜ’

Suruç Katliamı’nın bir dönem noktası olduğunu vurgulayan Sancar, bu sürecin üzerinin örtülmeye çalışıldığına dikkati çekerek, “Hakikatin üstü örtülmeye çalışıldı” dedi. Sancar, “Suruç davası bir kara mizah örneğine dönüştü. Bugüne kadar toplam 14 duruşma görüldü. Ama olayı aydınlatmaya ve sorumluları ortaya çıkarmayı öngören herhangi bir gelişme bugüne kadar yaşanmadı, sağlanmadı maalesef” diye belirtti. Yaşamını yitirenleri anma eylemlerine yönelik polis saldırılarını da kınayan Sancar, “Ama ne düş yolcularının umutları yok edilebilir ne o miras herhangi bir şekilde kirletilebilir. Biz o mirasın sahipleriyiz, o gençlerin düşlerini emanet aldık ve sözümüz var o düşleri mutlaka gerçekleştireceğiz” diye konuştu. 

'İKTİDAR CEYLANPINAR'DAKİ CİNAYETLERİN ÜSTÜNÜ ÖRTMEK İSTİYOR'

Sancar, sözlerini şöyle sürdürdü: “Suruç Katliamı’ndan iki gün sonra yine aynı bölgede bir başka kanlı karanlık oyun devreye sokuldu. 2 polis memuru evlerinde katledildi. Bu olay bahane edilerek savaş politikalarına dönüş ilan edildi iktidar tarafından. Bu kanlı cinayetlerin de üstünü örtmek istiyor iktidar. Bugüne kadar hakikati aydınlatmak için yapılan tüm girişimleri engelledi, sonuçsuz bıraktı bu iktidar. Bakın sanık avukatlarından Hüseyin Atay'ın açıklamaları ibret verici bir belge olarak karşımızda duruyor. Bir polis memur delilerle oynadıklarını itiraf etti. 

'DEVLET VE İKTİDARIN KARANLIK SENARYPSUDUR'

Ceylanpınar’da gerçekleşen bu cinayetler devlet ve iktidarın karanlık bir senaryosudur. Bu senaryo ile Türkiye’de Kürt sorununun yeniden savaş politikalarına dönülmek istendi ve demokrasi umutları yıkılmak istendi. Aradan geçen 5 yılda iktidar Ceylanpınar olayını konuşmak istemedi. Biz meclis grubu olarak defalarca araştırma önergesi vermemize rağmen bunların hiçbir kabul edilmedi tamamı iktidar blokunun oylarıyla reddedildi. Oysa eğer bir araştırma komisyonu kurulacak olsa çoğunluk iktidar partilerinde olacaktı. Dolayısıyla normal şartlarda korkmamaları gerekiyordu böyle bir araştırma komisyonunun çalışmaya başlamasından. Ama hayır, hakikatin konuşulma ihtimalinden bile korkuyorlar. O nedenle olayın aydınlatılmasını sağlayacak hiçbir adıma izin vermiyorlar. Bugün Ceylanpınar'da o cinayetlere ilgili dava çökmüş durumda. Böylece savaş politikalarına gerekçe yapılan o olay da ellerinden kaçmış gitmiş durumda.

'İKTİDARIN BUGÜNKÜ ORTAKLARI KARARLARINI 8 HAZİRAN GÜNÜ VERMİŞLERDİ'

Bu ülkede tam o yıllarda o günlerde heyecan verici olaylar da umut verici gelişmeler ortaya çıkıyordu. 7 Haziran 2015 bunların en önemlisiydi. 7 Haziran seçimlerinde yüzde 13’ün üzerinde oy almıştı HDP ve 80 milletvekili ile Meclis'e girmişti. Böylece özgürlük çoğulculuk ve demokrasi yolunda umutların yeşermesi mümkün olmuştu. Tıpkı Suriye’de IŞİD’in yenilmesini baharı müjdelemesi gibi, Türkiye’de de 7 Haziran seçim sonuçları bir bahar müjdesi gibi gelmişti. Ama iktidarın bugünkü ortakları kararlarını ta 8 Haziran günü vermişlerdi. Bu baharı boğacaklardı. Suruç Katliamı o kanlı boğma planının ilk önemli adımıydı. Amaç umudun boğulmasıydı, mücadelenin çökertilmesiydi, hakların buluşmasını önüne kanlı duvarların örülmesiydi. Çünkü 7 Haziran halkların buluşmasının bir zaferiydi.   Kobanê direnişi de halkların buluşmasının güzel bir örneği ve parlak bir zaferiydi.”
 
Ayrıntılar geliyor...


Kaynak: Artı Gerçek

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.