Koçyiğit: Milyonlar belediyelere sahip çıkacak

HDK Eşsözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bir dakikalığına da olma belediyeleri alacağız. Kayyum atanması durumunda milyonlar belediyelere sahip çıkacak” dedi. Eşsözcü Onur Hamzaoğlu ise, “Yaşamları alt üst olmuş insanlar var” diyerek bunların hayatlarına dokunabilmek gerektiğinin altını çizdi.

Koçyiğit: Milyonlar belediyelere sahip çıkacak
04 Kasım 2018 Pazar 16:13

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), 8’inci Dönem 6’ncı Genel Meclis Toplantısını, Taksim’de bulunan binalarında gerçekleştirdi. Toplantıya HDK Eşsözcüleri Onur Hamzaoğlu ve Gülistan Kılıç Koçyiğit ile HDK bileşenleri katıldı. Divan seçimi ile başlayan toplantıda ilk olarak HDK Eşsözcüsü HDP Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit konuştu. HDP'ye yönelik gerçekleştirilen 4 Kasım operasyonlarına tepki gösteren Koçyiğit, "O günden bugüne aslında demokratik siyasete dönük saldırılar hiçbir şekilde kesintiye uğramadan devam etti" dedi.

‘ZAFERİN ELDE EDİLEBİLECEĞİNİ GÖSTERDİ'

Koçyiğit, 1 Kasım Dünya Kobanê Günü’nü hatırlatarak, “Hepimiz eskiden Kobanê'yi bilmezdik. Ama hayatımıza direnişiyle, mücadelesiyle ve halklara olan umudu aşılamasıyla da gündemimize girdi. Niçin 1 Kasım Dünya Kobanê Günü ilan edildiğine iyi bakmak gerekiyor. Çünkü, 2011 yılında başlayan Suriye’deki savaş ile beraber kışkırtılan ve desteklenen IŞID çeteleri özellikle Körfez ülkeleri ve Türkiye tarafından desteklenen çeteler eliyle aslında Kobanê’ye bir kuşatma hareketi başlatıldı. Ve Kobanê’nin düşürülmesi üzerine harekete geçirildi. O gün hem Kobanê halkının mücadelesi ama aynı zamanda Kuzey Kürdistan’daki halkların mücadelesi ve Türkiye demokrasi güçlerinin mücadelesiyle ‘düştü düşecek’ denilen Kobanê düşmedi. Her birimize halkların kendi öz gücüyle ve enternasyonal bir mücadeleyle en büyük faşizan ve ırkçı gruplara karşı da zaferin elde edilebileceğini gösterdi” diye konuştu. 

‘İKİYÜZLÜ POLİTİKALARI TEŞHŞR ETMEK ÖNEMLİ’ 

İdlib üzerinden AKP’nin ciddi bir hamlesi olduğuna işaret eden Koçyiğit, "İdlib’e bir askeri operasyon olmadan oradaki çetelerin tasfiye edilmesi noktasında rejim ile mutabakata giriştiler. Bunun temel gerekçesi İdlib’de yaşamını yitirecek yüzbinlerce sivildi. Biz bu yüzbinlerce sivilin elbette ki asla ama asla yaşamını yitirmesini istemeyiz. Bu anlamda askeri çözümlerin ve operasyonların bir yöntem olmadığını defalarca kez söyledik. İdlib’deki siviller için bu kaygılanan ve çetelerle oturup çeteleri tasfiye etmek için elini taşın altına koyan, mutabakat sağlayan AKP hükümetinin özellikle son dönemlerde Rojava üzerinden yeniden bir savaş çığırtkanlığı yaptığını ve Rojava’ya saldırı planları yaptığını çok iyi biliyoruz. Birkaç gün önce top atışları başladı. 3 kişi yaşamını yitirdi ve yaralananların olduğunu biliyoruz. Sivil yerleşim yerlerinin tank ve toplarla da dövüldüğünü biliyoruz” diye ifade etti. “Rojava’da yaşayan insanları sivil insanlar olarak görmüyor musunuz?” diye soran Koçyiğit, “Hiç bir şekilde Türkiye’ye tehdit oluşturmayan Rojava devrimine bu hamasi tutumunuzun nedeni nedir? Çetelerle oturup çeteleri tasfiye etmek için her türlü kirli pazarlığı yapan iktidarınızın bugün Rojava’daki değeri tasfiye etmedeki temel gerekçeleri nelerdir? Bunlar cevaplarını bildiğimiz sorulardır. Bugün aslında devletin ve AKP-MHP ittifakının kirli ve iki yüzlü politikalarını teşhir etmek açısından önemlidir” diye konuştu. 

‘MİLYONLAR BELEDİYELERE SAHİP ÇIKACAK’

Yerel seçimlere atıfta bulunan Koçyiğit, “31 Mart’ta seçim yapılacak. Bu seçimlere ilişkin tartışmalar var. Tartışmanın en başında ittifak meseleleri var. Burada siyasetin söyleyeceği sözler var. Fakat bizler HDK olarak iki başlılığa dikkat çekmek isteriz. Bunlardan birisi seçimin HDK perspektifiyle ele alınmasının önemli olduğunu düşünüyoruz. Salt bir belediye seçimine indirgenmiş ve sadece belediye başkanlıkları üzerinden yürütülen bir seçim kampanyasının doğru olmadığını ve buradan bir sonuç alınamayacağını da çok iyi biliyoruz. En az belediye başkanlıkları kadar belediye meclis üyelerinin, il genel meclislerinin ve muhtarlık seçimlerinin de önemsenmesi gerekir. Güçlü meclisler ve güçlü halk meclislerinin buluşturulmasına ihtiyaç vardır” diye belirtti. 

Halkın kendisini özne olarak hissettiği ve karar süreçlerine etkin olarak katıldığı bir süreci örgütlemek gerektiğine vurgu yapan Koçyiğit, “Yerelde kuracağımız toplumsal ittifaklardır. Yerelde geliştireceğimiz halk meclislerinin etkin bir şekilde sürece katılmalarının önünü açmamız gerekir. Bu seçimi hizmetleri yarıştırdığımız bir seçim olarak görmememiz gerekir. Bu seçim aslında Türkiye hem de Kürdistan açısından bir varlık ve yokluk seçimidir. Bir onur seçimidir. 2 yıldır kayyumlarla Kürdistan belediyelerini yönetmeye çalışan AKP ve MHP sömürgeci zihniyetine karşı verilecek bir cevaptır. Aslında Kürt halkının nasıl yaşamak istediğini, kendisini nasıl yönetmek istediğinin, nasıl bir ülke ve dünya tahayyül ettiğinin de göstergesi olacak bir seçimdir. Onun içindir AKP ve MHP bu seçimi kendileri açılarından yürürlüğe koydukları başkanlığın bir onayı ya da bir reddi olarak görmektedir. Biz de aynen böyle bakıyoruz. Elde edilecek başarı bu sistemin sorgulanmasına neden olacaktır. Faşizm açısından bir erken çözülüşü ve yıkılışı da beraberinde getirecektir” diye konuştu. 

Herkesin elinden gelen çabayı ortaya koyması gerektiğini dile getiren Koçyiğit, Erdoğan'ın “Yeniden kayyum atarız sözlerini” hatırlatarak, bir dakikalığına da olsa belediyeleri alacaklarını ve olası bir kayyum meselesinde milyonların belediyeleri dolduracağını söyledi.

HAMZAOĞLU: NASIL BAŞ EDERİZ

Ardından konuşan HDK Eşsözcüsü Onur Hamzaoğlu da Türkiye'de yaşanan ekonomik krize değindi. Hamzaoğlu, AKP-MHP ittifakının 24 Haziran seçimleri ardından sürekli gündemi değiştirerek, ekonominin gündemden çıkması yönünde propaganda yaptığını belirtti.

‘SİYASİ VE EKONOMİK AKSLARIN YER DEĞİŞTİRMESİ’

Yaşananları görünür kılmak gerektiğini dile getiren Hamzaoğlu, “Artık dünya genelinde devletlerin kayıt dışı geldiğini hep birlikte görüyoruz. Sistemin motivasyon aracı refah düzeyi olmaktan çıktı. 2010 yılı bize bunun verilerini çok net olarak sunuyor. Yerine şiddet uygulanıyor. Bu her yönü ile yapılıyor” diye ifade etti. Motivasyon ve şiddetin yer değiştirdiğine dikkat çeken Hamzaoğlu, “Maalesef kaderin değişebilir olduğu dikkate alınmadan totalitarizm meselesiyle konu çözülmeye çalışılıyor. Siyasi aks ile ekonomik aksın yer değiştirdiğini görmek konusunda çok yeterli tutumlar alamadığımızı söylemek isterim” dedi. 

2000’li yıllara gelindiğinde dünya genelinde üretim kapasitesinin fazla ve tüketim eksikliğinin olduğunu dile getiren Hamzaoğlu, “Bunu diğer yollardan farklı bir biçimde bir kredi alanının genişletilmesiyle çözmek konusunda eğilimlerin yükseldiğini görüyoruz” diye konuştu.

‘BOŞALAN TENCERELERİ NASIL DOLDURACAĞIMIZI KONUŞMALIYIZ’ 

“Bu dönem içinde bulunduğumuz atmosferde dünyada ve Türkiye’de yaşamları alt üst olmuş insanlar var” diyen Hamzaoğlu, “Bu Türkiye’de sadece KHK olarak algılanmasın, işten atılanların, işsizleri içine katarak söylemek istiyorum. Eğer siyasal alanda bir şey yapılacaksa bu hayatlara değebilecek, o hayatları değiştirebilecek perspektiflerle yürümek gerekiyor. O hayatları dışlamayacaksınız. Faşizm tarihsel olarak bunu becererek iktidara geliyor. Bugün İtalya ve Brezilya’yı inceleyelim. 1920’lerden itibaren Avrupa’yla ilgili yazılmış kişisel hayatları anlatan romanları tek tek görelim. Hiç farklı bir atmosfer değil. Bu hayatlara kim değerse onlar dönüşümü yaratacaktır” diye belirtti. 

Hamzaoğlu, kol kola mücadele etmeye ihtiyaç olduğunu söyleyerek, “Bu yönü güçlendirirsek bu dönemde mutfakta şimdilik azalan tencereleri nasıl dolacağını bir şekilde konuşurken bunu bir daha yaşamamaya yönelik neler yapılacağını konuşursak, yani biz tencerelerdeki eksikliği de tezgahlardaki eksikliği de, pazarda alışverişin durmasını da bir şekilde çözümleyen, yanında siyasallaştırabilirsek, bu yol bugüne kadar geldiği gibi sürmeyecektir” ifadesinde bulundu.

Konuşmaların ardından toplantı basına kapalı devam ediyor.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.