'Demokrat gazeteci' HDP'ye ve Kürtlere saldırdı!
Kamuoyunda demokrat ve duyarlı gazeteci olarak bilinen Gazeteci Ahmet Şık de modaya uydu. İktidar ve ana akım medyanın HDP ve Kürtlere yönelik saldırılarının yoğunlaştığı bir süreçte Ahmet Şık ise verdiği bir demeçte HDP'yi marjinelleştirdi. Şık HDP'için "HDP, PKK’nin siyasi koludur" ifadesini kullandı
Kamuoyunda demokrat ve duyarlı gazeteci olarak bilinen Gazeteci Ahmet Şık de modaya uydu. HDP ye ve Kürt siyasetien yönlik ağır ifadeler kullanan Şık, " HDP'için "HDP, PKK’nin siyasi koludur" dedi.
Yurt Gazetesi'ne konuşan Şık'ın konuya ilişkin açıklamaları ise şöyle:
Uzunca bir süre cinsel istismar tasarısını konuştuk. Konu kapandı derken, Erdoğan’ın açıklamalarında, sanki yeniden önerge sunulacakmış gibi bir şey sezdim açıkçası. Sizce bu konu kapandı mı?
AKP kafaya koyduğu her şeyi yapan bir parti. Tepkilere bakıyor, nabız ölçüyor, toplumsal muhalefeti göz önünde bulunduruyor ya devam ediyor ya da erteleyip sonra tekrar gündeme getiriyor. Evet, bu yasa geçecek. AKP’nin çıkarmak istediği düzenleme; kafalarındaki dinsel kodlarla ilgili. Çünkü kafalarında bu iş meşru ama özelde bu yasa kesinlikle birisi ya da birilerini kurtarmak için çıkarılmaya çalışılıyor. AKP güçlü bir parti ama uyguladığı baskı, şiddet, faşizm ortamı üzerinden baktığımızda göründüğü kadar güçlü değil. Zaten düşünüldüğü kadar güçlü olsaydı bu kadar hırçın davranamazdı, bu bir güçsüzlük emaresidir.
Kitabınızda “Devlet kendi Kürt’ünü yaratmaya çalışıyor” deniyor; “Kürt sorunu” ismi bu iktidar döneminde koyuldu fakat çözümü, bir sürece girilmesine rağmen bulunamadı. Ne düşünüyorsunuz bu politika ile ilgili?
Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye'de siyaset sahnesinde rol almış tüm siyasiler ve iktidarlar bu demokratikleşmeme meselesinin bizatihi sorumlusudurlar. AKP, bütün Cumhuriyet tarihinin kötülükleri ve deneyiminin toplamından inşa edilmiş bir kötülüktür. O nedenle Türkiye tarihinin başına gelmiş en büyük felakettir.
HDP, PKK’nin siyasi koludur
7 Haziran’da aslında AKP’nin beklemediği bir şey yaşandı ve sonra onların söylemini kullanıyorum, PKK devreye girdi ve sürecin bitmesine neden oldu...
PKK’nın rolü neydi? Bunu soracağım. Ayrıca HDP ve PKK arasında bir ilişki problemi var mı?
7 Haziran seçimlerinde çıkan tablo 12 Eylül faşizmine atılmış ilk büyük tokattır. HDP 80 vekille meclise girdi. Hanedanlık mafyasında temsiliyetini bulan sistemin devamlılığı üzerinden bu savaş yeniden diriltildi. Bu ülkede diriltebileceğiniz en kolay savaş aracı Kürt nefretidir, onu sahaya sürdüler. Bir kere Kürt hareketi birkaç parçalı, İmralı, Kandil, HDP, Avrupa ayağı, belediyeleri elinde tutan partiler... Ne kadar parçalı yapı olsa da Kürt hareketi bir bütün.
"Kandil, Selahattin’in karizmasını kıskandı, HDP’nin yükselişini kıskandı, kendi varlığı tehlikeye düştü, o yüzden savaşmaya başladılar" Yani kusura bakmayın bu yorumu çok ahmakça buluyorum.
Demirtaş'ın, Kandil’i oy kaybediyoruz diyerek, saldırılar konusunda uyardığı belirtildi. Bu durumda PKK-HDP ilişkisini nasıl analiz etmek gerekir?
Devlet de, Kürt hareketinin silahlı kanadı olan PKK da şiddet üreten taraflardır. Dolayısıyla ikisinin şiddetini de sonuna kadar reddediyorum. Türkiye’nin en büyük Kürt metropolü İstanbul iken, bağımsız Kürdistan bir hayalden öteye geçmez. Kürtler barış talebinde, Türklerden ve devletten daha samimiler çünkü savaşın ne olduğunu biliyorlar. Üç yıllık ateşkes süreci bize şunu kanıtladı ki devlet isterse savaşıyor, isterse barışıyor. PKK her ne kadar ateşkes talep etse de, çözümün silahlı mücadeleyle olacağını düşünen silahlı bir örgüttür. Biz devlet aklı ve terbiyesini niye bir silahlı örgütten bekliyoruz? Selahattin Demirtaş ya da bazı HDP’li vekiller muhtemeldir ki silahlı kadroları “Yapmayın bize zarar veriyorsunuz” diye uyarmıştır. HDP, PKK’nin siyasi koludur. Bu bir gerçek. HDP’ye oy verenler de bu gerçeği bilerek oy verdiler. HDP’yi kriminalize etmeye çalıştığım sonucu çıkarılmasın. Aksine varlığını önemli ve gerekli buluyorum.
HDP, 35 yıllık bir savaş geleneğinin uzantısı
Çözüm sürecinin yeniden başlaması söz konusu olur mu?
Gerçekten bu ülkede savaşı istemeyen ve bunu talep eden insanların temsiliyetinin bulunduğu bir siyasi yapıyla çözülmesi gerekiyor. Bunu en güçlü dile getiren HDP’dir ama HDP savaşın taraflarından birinin uzantısı olduğu için eleştiriliyorsa ki öyle, mevcut sistem içinde siyasal çözümü öneren başka aktörler devreye girmelidir. Bu eleştiriyi aslında üstü kapalı CHP’ye yöneltiyorum, CHP söz almalı. Eğer CHP, Kürt meselesi başta olmak üzere Türkiye’nin genel gidişatına dair negatif konularda cesaretli duruş gösteren ve söz söyleyen bir parti olursa Kürt tabanıyla arasında açılan makası kapatır, birbirine yakınlaşır; hem CHP solculaşır, hem Kürt hareketindeki bu kopuşu engelleyebilir. HDP’nin bagajında silahlı bir örgüt var, kâğıt üzerinde bunu çözmeye en yakın parti olmasına rağmen, 35 yıllık bir savaş geleneğinin de uzantısıdır.
AKP'nin modeli Müslüman Kürt
AKP’nin çözüm sürecinde samimi olduğu hiçbir dönem olmadı mı?
Hayır, hiçbir zaman yoktu. Kendi Kürt’ünü yaratma projesi budur zaten. Erdoğan ve partisi cesaretli bir şey yaptılar, Kürt meselesini adını koyarak tartıştılar ve “Siyasi çözüm bulma dirayetini göstereceğim” iddiasında bulundular. Başından beri inanmadım buna, çünkü Kürt sorununun çözümünde, silahlı mücadeleyi de kendine rehber edinmiş bir kanat var. Kamuoyu ve toplum nezdinde yaşanacak savaş ortamı, çatışmalar, kayıplar iktidarı her zaman yıpratır. AKP bunu biliyordu, dolayısıyla bir ateşkes süreciyle devam etmek istediler.
7 Haziran öncesinden söz ediyorsunuz…
Evet, üç yıl boyunca... AKP'nin kafasındaki model Müslüman Kürt projesidir. Kürt iseniz, AKP’ye biat ediyorsanız varsınız. Türkiye'nin bölünmesi resmen oldu, tam ortadan ikiye bölündü, AKP’li olan ve olmayan... AKP’liysen hiç sorun yok. Alaturka bir Führer’e sınırsız biat etmeni istiyor. Yaşanan hırsızlıklara, yolsuzluklara, katliamlara, zulümlere, hiçbir şeye sesini çıkarma, sadece soluk alıp ver diyorlar.
İlgili Galeriler