Malakanların kadim tarihi yeniden gün yüzüne çıkarılıyor

Malakanların kadim tarihi yeniden gün yüzüne çıkarılıyor

Malakanların kadim tarihi yeniden gün yüzüne çıkarılıyor
29 Temmuz 2019 Pazartesi 10:58

Hac, ikon, savaş, dinlerin tüm dayatmalarını reddeden, dünyanın en pasifist etnik grubu olarak bilinen ve 1800’lü yıllarda Rus Çarı tarafından Kars'a sürülen Malakanların tarihi gün yüzüne çıkarılıyor. Çakmak köyünde restorasyonu devam eden "Malakanlar Kültür Evi" kadim tarihin yeniden canlanmasına ev sahipliği yapmayı bekliyor.
Malakanlar, hac, ikon, savaş, dinlerin tüm dayatmalarını reddeden ve dünyanın en pasifist etnik grubu olarak biliniyor. 1600’lü yıllarda Rusya'da 200 günlük Moloko yani “Süt orucunu” ve Çar’ın dini iktidar olmasını reddettikleri için Ortodoks Kilisesi’nden ayrılan Malakanlar, dünyanın en hümanist grubu olarak da biliniyor. Malakanlar’ın bir diğer önemli özelliği ise ellerine silah almamaları. Dinsel inanışlarındaki farklılık ve silah almayı reddetmeleri nedeniyle birçok kez sürgüne tabi tutuldular. Malakanlar’ın, sürgün yerlerinden en önemli kenti ise Kars. 
İNSANI TANRININ YERYÜZÜNDEKİ YANSIMASI OLARAK GÖRÜYORLAR
Ortodoks Kilisesi'nden ayrılmış bir mezhep olan Malakanlar, İncil, Tevrat ve Zebur kitaplarının sentezi olan Güneş kitabına taparlar. Eski Ahit'i de kutsal kitap olarak kabul eden Malakanlar, Hıristiyanlıkta belirli dönemlerde yasaklanan “Hayvansal gıdaları tüketme yasağına” uymadıkları ve süt içtikleri için isimleri, Rusça “Süt” anlamına gelen “Moloko” kelimesinden geliyor. Aynı zamanda ortak bir yaşamı benimseyen bir topluluk olan Malakanlar 1800’lü yıllara gelindiğinde Rus Çarı tarafından Kars'a sürülürler. Malakanlar, insanın tanrının yeryüzündeki yansıması olduğuna inandıkları için öldürülmelerine karşıdır. Malakanlar aynı zamanda komşusunu tanrının bir parçası olarak görür. 
GÖÇE ZORLANDILAR
Malakanlar, 1800'lü yıllara kadar komünal bir şekilde Azak Denizi civarında hayatlarını sürdürdü. Bu sürecin sonunda ise Rus Çarı ile sıkıntılar tekrar başlar ve din değiştirmeleri için yoğun baskı yapılır. Son olarak, "Ya Kafkaslara gidersiniz, ya da bizim dinimizi kabul edip burada kalırsınız" denilir. Dini kabul etmedikleri için halkın yüzde 95’lik büyük bölümü savaşın kazan gibi kaynadığı Kafkaslara sürülür. 1840’lı yıllara gelindiğinde Çar’ın baskısıyla istemeden de olsa savaşa katılırlar. 
SAVAŞMAMAK İÇİN SİLAHLARINI YAKTILAR
1895’li yıllarda Çar’ın ordusunda bir dini ayin sırasında Malakanlar ellerindeki silahları bırakmaları Ruslar tarafından “isyan” olarak algılanır. Malakanlar, yine Çar'ın tüm tepkisine rağmen 25 Haziran 1895 tarihinde Azerbaycan’ın Slaviyanka, Gürcistan’ın Orlofko ve Türkiye’de Karahan köylerinde “Ellerimiz kirlendi” diyerek silahlarını yakarlar. Silahları yaktıkları meydanlarda askerlerin işkencesine maruz kalan bu Malakanlar, buna rağmen ellerine bir daha silah almayacaktı. Silah yakma olayı Malakanların savaşa karşı ilk kez örgütlü başkaldırısıdır. Bu başkaldırı Hindistan'ın ruhani lideri Mahatma Gandi hareketinin de felsefi stratejisi olduğu söyleniyor.
TOLSTOY'UN ÇAĞRISI
Malakanlara uygulanan bu zulme karşı Rus yazar Levy Tolstoy “Çağrı” adlı bir bildiri yayınlıyor. Bildiride “Ey insanlık Kafkaslarda savaşmak istemedikleri için silahlarını yakan topluluklar baskılara maruz kalıyor ve öldürülüyorlar. Bütün dünya halkları yardımcı olsunlar” ifadelerine yer verirken, ardından da Diriliş adlı romanından kazandığı paraları da yine Malakanlara gönderiyordu. 1878 Osmanlı-Rus savaşından sonra imzalanan Ayestefanos Antlaşması ile Malakanlar, Kars’ın 35 köyüne yerleşti. Malakanlar sulak alanlarda değirmenler yapıyor ve tahıl ihtiyaçlarını buradan karşılıyorlardı. Malakanlar, komünal bir yapıları olduğundan çok çabuk ve başarılı bir üretim safhasına geçip zenginleştiler. Hala Malakanlar döneminden kalan mandıralar bulunurken, halk arasında “Malakan ineği”, “Malakan atı” tabirleri de kullanılıyor. 
YENİDEN GÖÇ YOLLARINA DÜŞTÜLER
Bölgede yaşayan Malakan ve Ermeniler, Birinci Dünya Savaşı’nın yaşandığı 1912’den başlayarak 1962 yılına kadar yaşanan baskılar nedeniyle dünyanın farklı ülkelerine göç ettiler. Özellikle 6-7 Eylül 1956 yılındaki İstanbul olayları sırasında bir grup Malakan da bölgeden ayrılmaya başladı. Bu süreçten sonra bölgenin en zenginleri arasında olan Malakanlar, bir yıl sonra Türkiye’den gideceklerini varsayarak bütün mülklerini, değerinin çok altında sattılar. Buna rağmen sattıklarının parasını da alamadılar ve yokluğa düştüler. Fakat aradan bir yıl geçmesine rağmen yokluğa düşen Malakanların, Rusya’ya gitmesine izin verilmedi. Rusya ve Amerika gibi devletlerarasında gerginlikler ve krizler Malakanların Rusya’ya gitmesine engel teşkil etti. 1956 yılında başlayan bu süreç 1962 yılına kadar sürdü ve 1962’den sonra da tüm engellemeler, “Rusya’ya gitmeyin” baskılarına rağmen bir kısım Malakan Rusya’ya göç etti. 
ÇAKMAK KÖYÜ'NDE MALAKAN İZLERİ
Malakanlar ülkeden gittikten sonra arkalarında yapısıyla, mimarisiyle halen o günlerin izlerini taşıyan birçok köy bıraktılar. Bıraktıkları köylerden biri de Kars'a bağlı Çakmak köyü. Halen Malakanların izlerini taşıyan köyün birçok evi de olduğu gibi duruyor. Çakmak köyünde Malakanlardan kalma bir evin restore edilip turizme açılması için bir proje yürütülüyor. Evin tüm yapım ve onarımını ise 20 yıldır Malakanlar üzerine araştırma yapan ve aynı zamanda "Malakan" olan Kars Kültür Sanat Derneği Başkanı Vedat Akçayöz üslenmiş. 
'KAYBOLMAYA YÜZ TUTMUŞ BİR KÜLTÜRÜ ORTAYA ÇIKARIYORUZ'
Vedat Akçayöz Çakmak köyünü şöyle anlatıyor: "Çakmak köyü eskiden çok küçük bir köydü. Malakanlar buraya geldiği zaman yeniden bir yaşamı var edip yeni bir köy kurdular. Çakmak köyünün kurucuları Malakanlardır. Köy Kars'a 4 kilometre ve kent merkezi ile sürekli bir iletişimi olan bir köy. Bu köyde evlerin tamamı düz bir güzergah üzerine kurulmuş, evlerin arasında nahır yolları dediğimiz yollar açılmıştır. Her evin önünde mutlaka gül bahçesi vardı. Yani o döneme göre Malakanlar çok modern bir köy inşa etmişler. Yine Malakanlar köyün her iki tarafından su kanalları yaparak köyü adeta bir cennete çeviriyorlar. Bizim bu köyde yürüttüğümüz proje ise tam da eskiden olduğu gibi buradaki bir evi yeniden eski haline döndürmektir. Şuan Kars'ta sadece 18 Malakan yaşıyor. Onların kültürlerini geleceğe aktarabilmek için çaba sarf ediyoruz. Bu çabanın sonucu da işte köyde eski haline döndürdüğümüz evdir. Malakan evini eski haline getirdikten sonra kaybolmaya yüz tutmuş Malakan kültürünü de gün yüzüne çıkararak halkın görmesini sağlayacağız."
'MALAKAN KÜLTÜR EVİ' TURİZM DESTİNASYON NOKTASI OLACAK
Çalışmaların bitmesinden sonra köyü turizm destinasyon noktası olarak artık anlatacaklarını söyleyen Akçayöz, "Bizim asıl amacımız gelen turistin bir gün daha burada kalmasını sağlayacak ve Malakanların kültürünü öğrenerek gitmesini sağlamaktır. Unutulmuş bu kültürü herkesin bilmesini sağlayacak çalışmalara devam edeceğiz. Evin restorasyonu bittikten sonra evin bahçesini gül bahçesine çevireceğiz. Yine dünyanın çeşitli bölgelerinden topladığım yada bana ait olan Malakan kültürünü yansıtan eşyaları evin içerisinde sergileyeceğiz. Bu evi 'Malakan Kültür Evi' olarak hazırlayacağız. Bir kişi burayı ziyarete geldiğinde evin kapısında onu bir genç kadın karşılayacak ve kadının elindeki tepside bir bardak çay ve süt olacak. Bu ikramlar yapıldıktan sonra içeri girilecek ve evin içerisinde Malakanlarla ilgili her şeyi anlatacağız ve belgesel filmleri göstereceğiz. Buraya ziyarete gelen her kafile ile sözlü kültür çalışmaları yapacağız. Tüm konuklarımıza kaybolmaması için Malakanların otantik yemeklerini ve tatlarını da kuracağımız Aşhane'de ikram edeceğiz" dedi.
VEDAT AKÇAYÖZ HAKKINDA
1955 yılında Kars'ta doğdu. 1975 yılından itibaren Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi'nde 3 yıl öğrenim gördü. Dede Korkut Eğitim Enstitüsü'nden 1979 yılında mezun oldu. 1975 yılında dünya turlarına başladı. Şu ana kadar 90'ın üzerinde ülkede belgesel ve fotoğraf çekimleri yaparak gezdi. 2007 yılında Norveç'teki Kirkenes Festivali'ne Kültür Elçisi olarak katıldı. Halen "Kars Kültür ve Sanat Derneği"nin başkanlığını yürütmekte. Akçayöz aynı zamanda yıllarca yaptığı araştırmalar sonucunda Malakan olduğunu ortaya çıkarmış ve yaptığı bu araştırmayı "Annem Sara ve Malakanlar"  ismiyle yayımlamıştır  Akçayöz'ün çok sayıda kitabı ve araştırması da bulunuyor. 
MA / Adnan Bilen

Kaynak: Mezopotamya Ajansı

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.