‘Savaş koşullarında birçok çocuk infaz edildi’

“Çocuk İhlalleri ve Çözüm Önerileri” konulu panelde konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun, OHAL döneminde “güvenlikçi” politikalar nedeniyle birçok çocuğun yaşamını yitirdiğini belirterek, savaş koşullarında birçok çocuğun yargısızca infaz edildiğini kaydetti.

‘Savaş koşullarında birçok çocuk infaz edildi’
24 Kasım 2018 Cumartesi 20:01

banner225

Göç ve İnsani Yardım Vakfı, “Çocuk İhlalleri ve Çözüm Önerileri” konulu panel düzenledi. Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bulunan Demir Otel’de düzenlenen panelde, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun, Çocuk Gelişim ve Eğitim Uzmanı Esin Koman, Sosyal Hizmet Uzmanı Gülperi Gündüz, Diyarbakır Barosu Başkan Yardımcısı Gazal Bayram Koluman, gazeteci Burcu Karakaş ve Gökçer Tahincioğlu sunum yaptı.

Panelin açılış konuşmasını yapan Göç ve İnsani Yardım Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Selvi Tunç, her yıl çocuk haklarına ilişkin raporlar hazırladıklarını belirterek, çocuklarla ilgili yaptıkları çalışmalarda zorlu bir süreç yaşayacaklarını ve tablonun bu kadar vahim olacağını tahmin etmediklerini ifade etti. “Bugün bu paneli düzenlememizin sebebi yaşanan çocuk hak ihlallerin günden güne artması ve hukuk sisteminin bu ihlallere etkili çözümler üretmemesidir” diyen Tunç, “Mevcut hukuk sistemi uygulayıcılarını geleneksel zihniyetiyle oluşturulmuş kanunlar yetişkin merkezde bakış açısıyla oluşturularak ve alt yapı sorunlarıyla birleşip çocukları savunmasız ve korumasız bırakmıştır” dedi. 

‘GÜVENLİKÇİ POLİTİKALAR ÇOCUKLARI ÖLDÜRDÜ’

İHD Diyarbakır Şube Başkanı Abdullah Zeytun, “Çatışmalı süreçte yaşanan hak ihlalleri” üzerine sunum yaptı. OHAL ilan edilmesi ardından ilan edilen sokağa çıkma yasakları sırasında 7 çocuğun yaşamını yitirdiğine dikkat çeken Zeytun, “Çocukların yaşamını yitirmesinin nedeni mevcut güvenlikçi politikalardı. Bu güvenlikçi politikaların birçok yerde olması çocukların yaşam alanlarını daralttı. Bunlarda çok fazla hak ihlalinin olmasına neden oldu. 2015’te Diyarbakır’da 9 gün ilan edilen sokağa çıkma yasağında ailesiyle birlikte ikamet eden Helin Şen, ekmek almaya giderken zırhlı araçtan atılan ateş sonucu yaşamını yitirdi. Sonra aile derneğe başvurunca yargı sürecine dahil olduk. Dosya üç yıldır devam etmekte. Zırhlı araçtan açılan ateş sonucu yaralanan Helin iki saat boyunca sokağa ambulans alınmadığı için yaşamını yitirdi. Aile oradan göç etmek zorunda kaldı” diye konuştu.

‘YARGI BİR SİLAH GİBİ KULLANILDI’

Sokağa çıkma yasakları sırasında yaşanan çocuk ölümlerinin yargı sürecine değinen Zeytun, şunları söyledi: “Şu ana kadar failin kim olduğu tespit edilmesine rağmen sürekli eksik evrak veriliyor. Ve soruşturma sürüncemede bırakılıyor. Ailedeki beklentiyi boşa çıkartan durum savcılık tarafından devam ediyor. Bu dosya özelinde çatışmalı ortamda yaşayan Kürt çocuklarına yönelik yargının nasıl işlendiğine de tanık oluyoruz. Hani ilçesinde de bu süreçte plastik mermi sonucu iki gözünü kaybeden çocuğun dosyasına tanık olduk. Ailenin hak arayışını gasp etmek için çocuğun katıldığı eylemler noktasında dava açıldı. Çocuk ve ailesinin mücadelesi devam edince de aykırı gösteriye katılmaktan dava açıldı.” 

Yaşanan çatışma koşullarında yargının bir silah olarak kullanıldığının altını çizen Zeytun, “Bunlar sadece açılmış dosyalar. Savaş koşullarında birçok çocuk yargısızca infaz edildi” dedi. 

ÇARPIK ÇOCUK ALGISI 

Çocuk Gelişim ve Eğitim Uzmanı Esin Koman ise, “Çarpık çocuk algısı ve hak ihlalleri” üzerine değerlendirmelerde bulundu. Çocuklarla beraber gündemi oluşturmanın kendisi için bir yaşam haline geldiğini ifade eden Koman, “Çocuklarla ilgili bir gündem olacaksa gündem çocuklarla yaratılmalı. Bizde bu doğrultuda ‘Gündem Çocuk Derneği’ni kurduk. Bu dernek kurulduğunda ilk işimiz çocuk haklarını korumak ve yaygınlaştırmaktı. Temel dayanağımız ise ‘Çocuk Hakları Sözleşmesiydi.’ Bu sözleşmeyi dayanak aldığımızda birçok sorunu görebildik. Bu sözleşmenin uygulanmasında sorumluluk sahibi olan devlet ve iş yapılarıyla iletişim kurduk. Bu sözleşme bazında sorumluluklarını yerine getirmelerini söyledik. Toplumda çocuklarla yaşayan herkesle yan yana gelip bu meseleyi geliştirmeye çalıştık. Bunu yaparken ‘çarpık bir çocuk algısının’ olduğunu gördük” diye belirtti.

Toplumda, devlette ve kendilerinde çarpık çocuk ilişkisinin olduğunu fark ettiklerini aktaran Koman, “Çocuğun kendi başına bir birey olduğunu bir takım özel durumlara sahip olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Çocuk var olduğu anla kıymetli ve değerli. Gelişimsel olarak çocuk gelişimini tamamlamak zorunda. Bunun için de çocuğun bir potansiyeli var. Çocukların yaşamını sürdürebilmeleri için bu potansiyelin yetişkinler, kurum çalışanları ve devlet tarafından ortaya çıkartılması gerek” ifadelerini kullandı.

‘ÇOCUKLAR KİMSENİN MALI DEĞİL’

“Çocuklar kimsenin malı değildir” diyen Koman, “Çocuklar ne devletin ne de ailenin malıdır, bağımsızdırlar, kendi düşünceleri vardır ve herkesle eşit haklardadır. Yani çocuklarda insandır, insan oldukları içinde özgür yaşamalıdır. Onların ne önlerinde ne de arkalarında olmalıyız. Çocuklar beraber yürüdüğümüz yol arkadaşlarıdır” dedi. Koman, hak ihlallerinin önlenebilmesi için devletin ve toplumun çarpık çocuk algısını değiştirmesi gerektiğinin altını çizdi. 

ÇOCUKLARI ANLAMAK 

Sosyal Hizmet Uzmanı Gülperi Gündüz de, “Hak ihlalleri ve vaka çözümlemeleri” konulu sunumunda, şöyle konuştu: “Sokağa çıkma yasağı sırasında Silopi’ye gittik. Orada evleri ziyaret etmek istemiştim. Ama sağlam ev kalmamıştı. Hepsi yıkık döküktü. Orada bir çocuğun oyuncağı vardı. Sadece çocukları ve yaşadıkları alanların değil aynı zamanda oyuncaklarında şiddet gördüğünü orada parçalanmış oyuncaklardan gördüm.” 

Çocukları ve çocukluğu anlamanın çocuk haklarını kavramak açısından önemli olduğunu söyleyen Gündüz, “Basında veya çevremizde çocuklarla ilgili kullanılan kavramlar var. ‘Terörist çocuk, hırsız çocuk vs.’ Ben burada çocuğun sadece çocuk olduğunu belirtmek istiyorum. Çocuğu belli durumların içine çeken yine toplumdur. Bu kavramların kullanılmaması gerekiyor. 18 yaşına kadar olan her bireyin çocuk olduğunu ve buna bağlı olarak haklarının olduğunu unutmamak gerekir” ifadelerini kullandı.

‘CİNSEL İSTİSMAR İNTİHARI ARTIRIYOR’

Cinsel istismarın çocuk hakları arasında yaşanan en ağır ihlal olduğuna dikkat çeken Gündüz, “Bu, ne yazık ki dünyanın her yerinde yaşanan bir gerçeklik. Günlük hayatımızda karşılaştığımız ‘Cinsel istismar bir hastalıktır’ cümlesi cinsel istismarı meşrulaştırıyor. Psikolojik veya biyolojik bir rahatsızlık değildir. Bu bakış açısı çevremizde çok var. Yapılan istatistiklere göre, çocuk istismarı çocuk intiharını artırıyor. Bu durum da çocuğun yaşam hakkı ihlaline yol açıyor” şeklinde konuştu.

Panel, ikinci oturumda soru cevap bölümü ardından sona erdi. 


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.