'Tutukluların oy hakkı gasp edilecek’

Mart ayında yapılacak yerel seçimlerde tutukluların oy kullanması konusunda getirilen sınırlamalara dikkat çeken İHD İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu Üyesi Hatice Onaran, “Böylelikle en az 5 bin tutuklunun oy hakkının gasp edildiği söyleniyor” dedi.

'Tutukluların oy hakkı gasp edilecek’
03 Ocak 2019 Perşembe 11:02

banner225

Tutukluların izole edildiği; sesin, ışığın, havanın, insana dair hiçbir kırıntının olmadığı mekanlar haline getirilen cezaevlerinde insan hakları ihlalleri artarak devam ediyor. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu Üyesi Hatice Onaran, tecrit ve izolasyon koşullarında yaşamaya mahkum edilen tutukluların durumunu ve artan baskıları değerlendirdi. 

‘MUHALİFLER ETKİSİZ HALE GETİRİLİYOR’ 

Olağanüstü Hal (OHAL) ve çıkartılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile demokrasi, adalet, hukuk, insan hakları, düşünce ve ifade özgürlüğü gibi değerlerin ortadan kaldırılmaya çalışıldığını dile getiren Onaran, “Bir gün çalışmasa yiyecek ekmeği bulamaz hale getirilen toplumsal kesimler, baskı ve şiddetle hareket edemez hale getirilmeye çalışılmaktadır. OHAL diye adlandırılan siyasi ve askeri yönetim giderek otoriter hale gelmiş, ülke dıştan çok iç düşmanlara karşı güvenlik temelli yeniden yapılandırılan devlet sistemiyle yoluna devam etmektedir. Sözde OHAL kalkmış olsa da sisteme veya uygulanan politikalara muhalif olan tüm kesimler susturulmakta, baskı ve şiddetle etkisiz hale getirilmekte ve en ağır cezalara çarptırılarak hapsedilmektedir. Bunlar yetmiyor gibi bir de sürekli disiplin cezalarıyla insanların yaşam hakkını bile koruma sorumluluğunu üzerinden atılmaya çalışılmaktadır” diye konuştu.

CEZAEVLERİNDE TECRİT UYGULAMALARI 

Sistematik tecrit uygulamalarının yoğunlaşarak devam ettiğine vurgu yapan Onaran, 2018 yılında cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini şöyle anlattı: “Sürgün sevkler, daha çok yeni açılan hapishanelerde tekmil dayatması, yine özellikle yeni açılan hapishanelerde hücre aramalarının artması, hemen her aramada darp ve işkencenin yapılması ve devamında açılan davalarda mahpuslar aleyhine disiplin cezaları verilmesi, çıplak arama dayatmasının yaygınlaşması, kıyafetlerde renk çeşidinin giderek azaltılması, basılı ve görsel yayınların kısıtlanması, hapishane reviri ve hastane sevklerinin uzun süre yapılmaması, kelepçeli muayenenin yaygınlaştırılmaya çalışılması, özellikle kadın mahpusların muayene sırasında asker ya da infaz koruma memurunun odadan çıkartılmaması, sevk sonrası eşyaların mahpusa çok geç verilmesi ve birçok özel eşyaya el konulması, disiplin cezalarının artması nedeniyle infaz yakmaların yaygınlaşması gibi pek çok hak ihlalleri yaşandı.” 

‘KEYFİ UYGULAMALAR MEŞRULAŞTIRILIYOR’ 

2018 yılında, daha önce olmayan uygulamaların devreye koyulduğunu kaydeden Onaran, şöyle devam etti: “Tekirdağ 1 No’lu F Tipi Hapishanesi’nde tek kişilik ve kafese benzeyen ring aracıyla hastane sevkleri yapılmak istendi. Tekirdağ, Osmaniye, Kayseri hapishanelerinde havalandırma üstüne çekilen kesici telle mahpusların haberleşmesi engellenirken bazı hapishanelerin fiziki yapısı nedeniyle havalandırmalar bile havasızlaştırıldı. Müdür ve infaz koruma memurlarının inisiyatiflerini açıkça ifade ederek keyfi uygulamaları meşrulaştırmaya çalışmaları yine bize gelen başvurular arasındaydı. En son, önümüzdeki Mart ayında yapılacak yerel seçimlerde hapisteki tutukluların seçime katılması, oy kullanması konusunda getirilen sınırlama ve şartlar da ilk kez karşımıza çıkıyor. Böylelikle en az 5 bin tutuklunun oy hakkının gasp edildiği söyleniyor." 

'GEÇ GELEN MEKTUPLAR, FAKSLAR'

Cezaevlerinden gönderilen mektup ve faksların çok geç ulaştığına vurgu yapan Onaran, şu bilgileri paylaştı: “Geçtiğimiz Temmuz ayında Menemen R Tipi Hapishanesi’nde tutuklu bulunan Ahmedi Hami isimli yataktan kalkamayan hasta ve engelli mahpusa durumunu bize detaylı yazmasını istediğimiz bir mektup göndermiştik. Kendisi Rojavalı ve Türkçe bilmiyor. 17 Ağustos'ta Kürtçe bir mektup yazmış; fakat mektup yaklaşık 4 ay sonra 24 Aralık tarihinde elimize geçti. Yine Bakırköy’den 28 Ekim’de çekilen, en fazla 2-3 günde gelmesi gereken S.O.’nun gönderdiği faks, yaklaşık 2 ay sonra elimize ulaştı. Oysa gönderilen mektup ya da faksın içeriği, amacı bellidir. Mahpuslar durumunu anlatır. Geç gelen mektup ve fakslar nedeniyle mahpusların durumunu da çok geç öğrenmiş oluyoruz. Belki mektup gelene kadar içinde yazılanların bir anlamı kalmamış olacak, belki bu süre zarfında yeni olaylar gelişmiş olacak. Yazılı başvuruların engellenmesi ve geciktirilmesi yaşanan hak ihlalleri arasındadır.” 

'BİR HAYKIRIŞ, BİR DİRENME'

Cezaevlerinde PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle devam eden süresiz dönüşümsüz açlık grevlerine de dikkat çeken Onaran, yaşam hakkını temel alan bir örgüt olarak açlık grevi eylemini savunmadıklarını; fakat tecridin boyutunu görmek açısından bir haykırış, bir direnme olarak da görmezden gelemeyeceklerini ifade etti. Onaran, tutukluların bedenlerini ortaya koyarak yaptığı açlık grevlerinde, onları hiçbir zaman yalnız bırakmayacaklarını söyledi. 

Uzun zamandır ağır tecrit koşullarına maruz bırakılan PKK Lideri Abdullah Öcalan'a yönelik insan hak ve özgürlükleri konusunda adımlar atılarak tecridin kaldırılması gerektiğinin altını çizen Onaran, "Öcalan üzerindeki tecridin kalkması halinde birçok hak ihlali de ortadan kalkacaktır. Şimdiye kadar bize ve takip edebildiğimizce basın-kamuoyuna yansıyan, bu direniş eylemine bir biçimiyle katılan, destek veren mahpuslara disiplin cezaları verilmekte ve bu cezaların arttırılarak hücre cezalarının yaygınlaştırılması halinde belki binlerce mahpusun infazı yakılarak daha uzun zaman hapisten çıkmaları engellenmiş olacaktır" dedi. 

'AYRIŞTIRICI POLİTİKALARA SON VERİLMELİ'

Suç ve suçlunun cezalandırılması yerine daha insani bakış açılarıyla suç ve suçlu sayılabilen olay ve olguların demokrasi ve insan hakları çerçevesinde ele alınması gerektiğine vurgu yapan Onaran, “Dışlayan, ayrıştıran ve kötüleyen değil; çözümleyen bir nitelik kazandırılmalıdır. Suça toplumsal yaklaşarak, kadın cinayetleri, taciz, tecavüz gibi istisnalar dışında, toplum dışına iten ayrıştırıcı politikalara son verilmelidir. Özellikle; yüzlerce ağır hasta mahpusun durumu dikkate alınmalı ve hasta mahpuslar serbest bırakılmalıdır. Bunların gerçekleşmesi için muhatap bellidir. Devlet ve ilgili kurumlar, duymazdan, görmezden, bilmezden gelmeye hatta her şeyi bilerek keyfine göre davranmaya son vermelidir. Başta insan hakları savunucuları olmak üzere; aileler, mahpus yakınları, eski mahpuslar, duyarlı basın-kamuoyu ve her an hapishaneye atılma durumunun farkında olarak, insanım diyen herkes hapishaneler ve yaşanan hak ihlalleri konusunda ilgili olmalıdır" diyerek, 2019 yılında herkesi cezaevlerinde yaşanan sorunların çözümüne karşı destek olmaya çağırdı.

MA / Melike Ceyhan 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.