Şemdinli halkının tanıklığı kabul edilmedi

Umut Kitapevi’ne dönük bombalı saldırının üzerinden 13 yıl geçti. 39’ar yıl hapis cezaları verilen 3 sanık, tanık anlatımları, raporlar ve Meclis Araştırma Komisyonu’nun tespitlerine rağmen, darbe girişimi sonrası salıverildi. Kitapevi sahibi Seferi Yılmaz, hukuksuzluk sürecinin “Ergenekon-AKP ortaklığı” ile devam ettiğini söyledi.

Şemdinli halkının tanıklığı kabul edilmedi
08 Kasım 2018 Perşembe 10:12

Türkiye tarihinde benzer örneklerine çokça rastlanılsa da, derin devletin ilk kez suçüstü yakalandığı olay, Hakkari Şemdinli’de bulunan Umut Kitapevi’ne dönük 9 Kasım 2005 tarihinde gerçekleştirilen bombalı saldırı oldu. Siyaset, mafya ve polis üçgeninde kurulan kirli ilişkilerin Susurluk skandalı ile açığa çıkması sonrası yeni bir yapılanmaya giden derin devletin ilk icraatlarından biri bu saldırıydı. 

Üzerinden 13 yıl geçen saldırının failleri bugün hala cezalandırılmış değilken, onların arkasındaki derin devlet yapılanmasının teşhir edilmemesine dönük karartma girişimleri olayın daha ilk anlarından itibaren başladı. 

Jandarma İstihbarat Teşkilatı (JİT) elemanları Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile itirafçı Veysel Ateş tarafından organize edilip, gerçekleştirilen saldırıda kitapevinin sahibi Seferi Yılmaz sağ kurtulurken, Mehmet Zahir Korkmaz isimli bir yurttaş hayatını kaybetti, Metin Korkmaz isimli yurttaş ise ağır yaralandı. Şemdinli halkı, astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz’i suçüstü yakaladı. İkisinin üzerinde askeri kimlik, araçlarında ise kroki ve silahlar bulundu. Hakkari Jandarma Komutanlığı’na ait olan 30 AK 933 plakalı Renault 19 marka otomobilin bagajında yine 3 kalaşnikof, 10 şarjör, bomba malzemeleri, polis ve asker yelekleri bulundu. 

Yakalanarak jandarmaya teslim edilen zanlıların daha sonra serbest bırakılması üzerine Şemdinli halkı günlerce sokaklara döküldü. Olay yerinde inceleme yapan savcı ve dönemin CHP Milletvekili Esat Canan’ın üzerine ateş açılması sonucu 1 kişi daha yaşamını yitirdi. Yüksekova'da yapılan protestolarda ise İslam Bartın, Ergin Mengeç ve Abdulhalik Geylani isimli yurttaşlar polis kurşunlarıyla öldürüldü.

BÜYÜKANIT: TANIRIM İYİ ÇOCUKTUR

Olaya dair soruşturmanın başladığı dönemde Kara Kuvvetleri Komutanı olan Yaşar Büyükanıt’ın, faillerden Astsubay Ali Kaya için kullandığı “Tanırım, iyi çocuktur” sözlerinden sonra Van Cumhuriyet Başsavcılığı harekete geçti. Savcılık, Büyükanıt ve bazı subaylar hakkında “Yargıyı etkileme teşebbüsünden” soruşturma başlattı. 

Genelkurmay Genel Sekreterliği, Büyükanıt ve bazı subaylar hakkında soruşturma açılmasına tepki göstererek, durumu “Orduya yargı eliyle darbe girişimi” olarak nitelendirdi. Dönemin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurumu (HSYK), Şemdinli Davası savcısı Ferhat Sarıkaya’yı 20 Nisan 2006’da meslekten attı. 12 Eylül 2010’da yapılan Anayasa değişikliği sonrasında Gülen Cemaati’nin etkili olduğu HSYK, Sarıkaya’yı 26 Nisan 2011’de tekrar mesleğe kabul etti ve Ankara Cumhuriyet Savcısı olarak atadı. 

DAVANIN YARGI SÜRECİ

Saldırıya dair Van 3'üncü Ağır Mahkemesi'nde açılan davada, 19 Haziran 2006 tarihinde sanık astsubaylar Kaya ve İldeniz ile itirafçısı Veysel Ateş'i “İnsan öldürmek”, “Örgüt kurmak” ve “İnsan öldürmeye teşebbüs” suçlarından 39 yıl 5 ay 10'ar gün hapis cezası verildi. Sanık avukatlarının itirazı üzerine temyiz incelemesini 16 Mayıs 2007'de tamamlayan Yargıtay 9'uncu Ceza Dairesi, 3 sanık hakkında verilen kararı, usul ve görev yönünden bozdu. Yeniden görülmeye başlanan davanın 14 Eylül 2007'deki duruşmasında, mahkeme heyeti “görevsizlik” kararı vererek, dosyayı Van Askeri Mahkemesi'ne gönderdi. Mahkemesi 14 Aralık 2007 tarihindeki ilk duruşmada sanıkların tahliyesine karar verdi. Askeri mahkeme, 22 Ocak 2010 tarihinde dava dosyasını Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderme kararı aldı. Müdahil avukatlarının itirazı üzerine dosyanın gönderildiği Uyuşmazlık Mahkemesi, Anayasa’nın bazı maddelerinde yapılan değişikliği göz önünde bulundurarak, 2 Mayıs 2011 tarihinde Şemdinli Davası dosyasını yeniden Van 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi.

Dava dosyasının gönderilmesiyle sanıklar 9 Haziran 2011'de yeniden tutuklandı. 10 Ocak 2012'de görülen duruşmada, sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile itirafçı Veysel Ateş'e “İnsan öldürmek”, “Örgüt kurmak” ve “İnsan öldürmeye teşebbüs etmek” suçlarından 39 yıl 5 ay 10'ar gün hapis cezası verildi. 

Darbe girişimi sonrası mahkum edilen sanıkların avukatları, dönemin Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya'nın davaya dönük itiraflarının ardından, yargılamanın yenilenmesi amacıyla Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurmuştu. 11 Ekim 2017’de yeniden yargılama talebini kabul eden mahkeme, sanıkların tahliyesine karar vermişti.

SANIKLAR DIŞARDA 

Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen son duruşmada ise, mahkeme önce tutuklu bulunan 3 sanığa "örgüt kurmak" suçundan beraat, ardından ise 3 sanığın "İnsan öldürmek ve yaralamak" suçundan dosyanın tekrar görülmesine karar vererek, üç sanığı da tahliye etti.

 Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından geçtiğimiz 1 Kasım günü meslekten ihraç edildikten bir gün sonra “FETÖ üyeliği” suçlamasıyla gözaltına alınan Sarıkaya ise, hala gözaltında. Gözaltında bulunduğu sırada Sarıkaya hakkında ayrıca, "Resmi belgede sahtecilik, görevi kötüye kullanma, iftira" suçlamalarıyla Van Erciş Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı.

ARAŞTIRMA KOMİSYONU KURULDU

 “Şemdinli’de meydana gelen olaylar ve bunlarla bağlantılı diğer terör hareketlerinin tekrarlanmaması, gerekli şeffaflığın sağlanması, olayların yapısı, iddiaların incelenmesi” amacıyla AKP, CHP ve Anavatan Parti’sinden oluşan Meclis Araştırma Komisyonu kuruldu. 47 milletvekilinin önerisiyle oluşturulan komisyon, bölgede 3,5 ay çalıştı. Komisyon üyeleri aylarca yaptıkları çalışmalarının sonucu 31 toplantı, yüzlerce yurttaşla yüz yüze görüşme gerçekleştirdi. TBMM Araştırma Komisyonu, çeşitli engellemelere rağmen ulaştığı önemli bilgi ve belgelerden oluşan 700 sayfalık araştırma raporunu tamamlayıp, kamuoyuyla paylaştı. 

Raporda, “15 Temmuz ile 10 Kasım tarihleri arasında Hakkari merkez, Yüksekova ve Şemdinli ilçelerinde 18 bombalama olayının gerçekleştiği, bunlardan yalnızca ikisinin PKK tarafından üstlenildiği, geri kalan eylemlerin faillerinin meçhul olduğu” kaydedildi. 

Meclis Araştırma Komisyonu’nun 700 sayfalık raporunun büyük çoğunluğu hazırlanan iddianameye de yansıdı. Raporda, tanık beyanları, saldırıda hayatını kaybeden Mehmet Zahir Korkmaz ile yaralanan Metin Korkmaz’ın otopsi raporundaki bulgular, kriminal laboratuvar sonuçları, telefon dokümanları (HTS),  İstihbarat Kurulu Tutanağı, ihbar tutanağı, ajanda, krokiler ve Jandarma araçlarına ilişkin plaka yazıları da yer aldı. 

'SANIKLAR DEVLET TARAFINDAN KORUNDU'

Hazırlanan raporun 638'inci sayfasında, “Örneğin Şemdinli kırsalında 10 Ekim 2005 tarihinde 11 kalaşnikof tüfek, 3 el bombası, 4 fünye, 1 roketatar, 1 parçalanmış, 5 sağlam roketatar mühimmatı, 211 sevk fişeği, 2 takım örgüt elbisesinin ele geçirilmiş. Bombalarının seri numaraları, gövde ve maşalarındaki harf ve rakam gruplarının açıkça belirtilmediği, imha edilenlerin de hangi usulle imha edildiğine dair belge ve tutanağa rastlanmamıştır” ifadeleri yer aldı. Yine 620’nci sayfasında ise, “Sanıkların büyük bir pervasızlıkla devlet tarafından nasıl korunup kollandığını açıkça ortaya koymaktadır. Buna göre, 27 Ekim 2005 günü meydana gelen bir olayı ortaya çıkardığı söylenen Özcan İldeniz’e daha önce verilmesi gereken takdirnamenin bu sanık hakkında dava açılıp tutuklanmasından sonra veriliyor. Anılan olayın şüphelisi olmasına, yargı süreci devam etmesine rağmen bu hususu gözetmede gerekli özenin gösterilmediği, tesis edilen işlemin yerindeliği konusunda tereddüt ve kamu vicdanında kaygı duyulmasına yol açılmış, olayın hassasiyeti ve nezaketine uygun tutum içinde davranılmadığı kanaati edinilmiştir” notu yer aldı. 

'ŞEMDİNLİ HALKININ TANIKLIĞI KABUL EDİLMEDİ'

Sahibi olduğu kitapevi bombalanan, Şemdinli Belediye Eşbaşkanı seçilmesi sonrası yerine kayyum atanıp, cezaevine konulan ve bir süre sonra da serbest bırakılan Seferi Yılmaz, saldırıya dair 13 yıldır devam eden hukuksuzluk sürecinin, bugün Ergenekon-AKP ortaklığı ile devam ettiğini ifade etti.

Yılmaz, "Kamuoyunda genişçe yer bulan Umut Kitapevi saldırısı, ‘JİTEM var mı yok mu?’ sorularına cevap oldu. Hakkari bölgesinde yaşanan yaklaşık 19 bombalama olayı vardı. Şemdinli'de suçüstü yakalanmaları tüm bunları açığa çıkardı. Olay esnafın gözleri önünde oldu. Esnaf bunları suçüstü yakaladı. O dönem Şemdinli'ye gelen dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olayın üstüne gideceğine dair söylemleri oldu. Ancak Ankara'ya gidilince bu söylemler ortada kaldı. Şemdinli halkının tanıklığı ilk mahkemede kabul edilmedi ve halen kabul görmüş değil" dedi. 

'OLAY ADLİ BİR SUÇ GİBİ GÖSTERİLDİ'

Davanın ise kamuoyu baskısı ile açıldığını belirten Yılmaz, şunları dile getirdi: "Ancak yargılama süreci başlar başlamaz olay sanki üç kafadarın işi gibi gösterildi. Örgütlü bir olay olduğu kabul edilmedi. Adli bir vaka olarak ele alındı. Bunlar örgütlü bir suçtu. Bu kişilerin Hakkari İl Jandarma Komutanlığı tarafından görevlendirildiklerine dair görev kağıtları var. Van Asayiş Kolordu Komutanlığı ve Ankara TEM de bu olayın içindeydi. Tüm bunlar ortadayken, hüküm giymelerine rağmen saldırganlar serbest bırakıldı. 40 yıla yakın ceza almalarına rağmen şuan tutuksuz yargılanıyorlar." 

‘TEHDİTLER ALDIM!’

Yılmaz, saldırganlar hakkında yeniden tutuklama konusu gündeme geldiğinde tehditler ile karşı karşıya kaldığını da ifade etti. Yılmaz, "Bu tutuklama yeniden meydana geldiğinde, 'Ali Kaya hakkında konuşursan seni yakarız' gibi tehditler aldım. Bu tehditler Ergenekon-AKP ortaklığı ile tutuklamama kadar gitti. Şemdinli'de hendek olayı olmamasına rağmen, buraya da kayyum atandı" diye konuştu.

'ERGENEKON-AKP ORTAKLIĞI DAVANIN SEYRİNİ DEĞİŞTİRDİ'

Şemdinli sanıklarının serbest bırakıldığını, kendisinin ise ardı arkası kesilmeyen tehditler sonucu 6 Aralık 2016'da tutuklanarak cezaevine konulduğunu hatırlatan Yılmaz, "Hukuksuz bir şekilde yapılan tutuklama ile binlerce siyasetçi gibi cezaevine konuldum. Gözaltında bana yapılan tehditler ve cezaevinde hücre cezalarının verilmesi gelen tehditlerin yansımasıydı. Suçüstü yakalananlar serbest bırakılırken, halkın iradesi ile seçilen neredeyse herkes tutuklandı. Bu Ergenekon-AKP ortaklığının bir yansımasıdır. Bu ortaklık ile güçlenen Ergenekon'un ilk işi Şemdinli davasının intikamını almak oldu. Şuanda yaşanan hukuksuzlukta bu intikamın devamıdır. Yaptığımız taziye ziyaretinden tutun, insani yardımların hepsi kaymakamlık ile valilik imzası bulunmasına rağmen, suç unsuru olarak önümüze konuldu" dedi.

13 yıldır devam eden yargılama sürecinin gün geçtikçe suçluların lehine geliştiğini belirten Yılmaz, 21 Kasım'da görülecek duruşmada hukukun tecelli etmesi için kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulundu.

MA / Fethi Balaman


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.