'İzmir’i de İstanbul gibi bir tehlike bekliyor'

İzmir Körfez Geçiş Projesi'nin mahkeme kararıyla durdurulmasına rağmen tehlikenin geçmediğini dile getiren TMMOB İzmir İKK Dönem Sözcüsü Melih Yalçın, AKP'nin proje ile bölgeyi ranta açmayı planladığını sölyedi.

'İzmir’i de İstanbul gibi bir tehlike bekliyor'
08 Ocak 2019 Salı 10:27

banner255

İzmir Körfez Geçiş Projesi, 2014 tarihli mahalli idareler seçimlerinde dönemin Ulaştırma, Haberleşme ve Denizcilik Bakanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım'ın projeleri arasında yer aldı. Yıldırım'ın seçim bildirgesinin ilk sırasında yer alan projeye  “Körfez’in Altın Gerdanlığı” ismi verilmişti. Projede kuzeyde İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nin batı yakasındaki İzmir Çevre Yolu’nun Sasalı Kavşağı'ndan başlayarak güneyde Çeşme Otoyolu ile birleştiği kavşakta sonlanıyor. 

Projenin kuzey ayağında yer alan Gediz Deltası, flamingolar başta olmak üzere çok sayıda kuş türünün dünyadaki en önemli yaşam alanlarından biri. Bölge, Türkiye’deki 14 uluslararası öneme sahip Ramsar (Sulak) Alanı’ndan biri ve doğal sit alanı olarak kabul ediliyor.Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Mart 2017’de körfezi kuzeyde Çevre Otoyolu Çiğli bağlantısı ile güneyde İnciraltı'nı bağlaması planlanan İzmir Körfez Geçiş Projesi’ne ilişkin olumlu Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporu verdi. Ege Çevre ve Kültür Platformu, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Doğa Derneği ve 85 yurttaş tarafından rapora ilişkin açtıkları dava ile yürütmeyi durdurma kararı aldırdı.

'KÖRFEZE VERİLECEK ZARARDAN HABERLERİ YOK'

TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Dönem Sözcüsü Melih Yalçın, yaşanan süreci ve sonrasını anlattı. Yalçın, projenin kent için hem yakın hem de uzun vadede gerekli olmadığını belirterek, “Biz bu proje ortaya çıkınca şunu düşündük;  arkadaşlar bir proje bulmuşlar ve bu projenin ne işe yarayacağını düşünmemişler. Sonra baktık ki aslında niyetleri farklı. Yapılan çalışma kent içi ulaşım projesi değil daha çok kenti rant açmak içindi. Olası yerleri özellikle yarımadanın daha çok ranta ve daha çok yapılaşmaya açılması sağlamak için hazırlanan bir proje olduğunu biliyoruz. Tabii yine Körfez Geçiş projesi ‘ÇED olumlu’ raporu çıktı. Biz bu ÇED raporu toplantılarına katıldık. Körfez içerisinde en önemli şey keşfedilmemiş fay hatları var.Onların iyice etüt edilmesi gerekiyor. Çünkü bir ulaşım projesi yapacaksanız bir deprem anında da güvenliği sağlaması gerekiyor. Çünkü Körfez genellikle sık bir alan ve sadece bir bölge gemilerin geçilmesi için uygun görünüyor. O bölgede de gemilerin rahat geçirmesi için Körfez geçişini araç geçişini denizin altına alıyor. Körfezin kendi organik yapısına da canlı yapısına da ne etki edeceği konusunda herhangi bir fikir de yok” dedi. 

5 milyar dolara yakın paranın harcanacağını söyleyen Yalçın, kendilerine verilen sunumlarda da ciddi rakamların yer aldığını da belirterek, bölgede etüt çalışması yapılmadığı için gerçekçi bir proje olmadığını söyledi. 

ETÜT ÇALIŞMASI YAPILMADI

Etüt çalışması olmadığı için eksik bir çalışma olduğuna dikkat çeken Yalçın, "Eğer proje kabul edilseydi bize göre çok daha büyük rakamlara çıkacaktı. Bu kadar para kentin herhangi birçok acil olmayan bir ihtiyacına harcanması bize mantıklı gelmedi. Bunu da toplantıda dile getirdik. Ulaşım açısından kentin birçok yerine metro yapılması gerekiyor. Bu paralar kentin varoş kesimlerine ulaşımı kolaylaştıracak raylı sistemlerin yapılması gerekiyor. Tabii yapılan toplantılarda onlar bu bizim önerilerimizi çok da önemli bulmadı" ifadesinde bulundu. 

ÇED olumlu raporunun iptal olduğunu hatırlatan Yalçın, bu aşamada hükümetin çalışmayı durdurup durdurmayacağını bilmediklerini, yargı ile durdurulan birçok projenin devam ettirilmesi nedeniyle bu endişeyi yaşadıklarını söyledi. 

‘MÜCADELEYİ SÜRDÜRMEMİZ GEREKİYOR’

İptal edilen projeye karşı firma yetkililerinin bir üst mahkemeye itiraz edebilme durumlarının olduğunu söyleyen Yalçın, “Orada kazanırlar ya da kazanmazlar bilmiyoruz. Kazanırlarsa hukuki süreç yeniden başlar. Bizim elimiz güçlü o kadar korkumuz yok. Kaybederlerse proje tamamen iptal olmuş olur. Aynı raporu tekrar hazırlayıp önümüze koyabiliyorlar. Burada önemli olan şu, hükümetin bir projesi belediye ve İzmir'deki yerel yönetimler buna pek ses çıkarmıyor. Bu proje Binali Yıldırım projesidir. 'İzmirliler istemezse biz bu projeyi yapmayız' diyordu. İzmirlilerin istememesini nasıl anlayacaklar yada hangi kritere göre değerlendirecekler bilmiyoruz. Ama şu anki aşama İzmirlilerin bunu istemediğini göstergesidir” dedi.

'BÖLGE RANTA AÇILIYOR'

Projenin İzmir’in doğasını katledeceğini belirten Yalçın, sulak alanların daraltıldığını da söyledi. İzmir’in kuzeyinde bulunan flamingoların yaşadığı kuş cennetinin var olduğunu dile getiren Yalçın, şunları belirtti: “Kuş Cenneti çok özel bir yerdir. Dünyadaki  flamingo nüfusunun yüzde 7’si burada yaşıyor. Dolayısıyla bu özelliğinden çok dünya çapında da önemli bir yer sahip. Bizim hükümetimiz sulak yapıları daraltılmasına ilişkin bir çalışma başlattı. Şu an kuş cennetinin olduğu bölge neredeyse üçte bir alana kadar daraltıldı. Sulak alan kentin merkezine yakın bir yerde olduğu için kentin merkezine ranta açmak için çok müsait bir alanda da duruyor.” 

İZMİR’İ İSTANBUL GİBİ BİR TEHLİKE BEKLİYOR’

Mevcut hükümetin ranttan başka bir politikasının olmadığını söyleyen Yalçın,“Türkiye'nin geneline baktığımızda rant cenneti olarak İzmir kadar müsait bir alan görünmüyor. Onun için hükümetin bu projeden vazgeçeceğini sanmıyorum. Çünkü bir projeyle bu bölgelerin rant açılmasına ihtiyaçları var. Biz de onların yapacağı hamleler karşısında duracağız ve mücadeleyi sürdüreceğiz. Hükümet aslında bu kentlerin kimliğini ve kültürünü çok önemsemeyen bir ideolojiye sahiptir. İstanbul'da böyle yok edildi. İstanbul mahvedildi. İstanbul'u mahvedenler şuan hükümet ve Recep Tayyip Erdoğan’dır. İstanbul yaşanmaz bir hale geldiyse ve İstanbul'a ihanet edildiyse bu Recep Tayyip Erdoğan zamanında başladı. İzmir’i de İstanbul gibi bir tehlike bekliyor” dedi.

MA / Ruken Demir


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.