"İmralı’ya bağımsız bir heyet gitmeli"

Öcalan’ın 21 yıl sonra ilk kez ailesiyle telefon görüşmesi yapmasının İmralı'daki tecridi gözler önüne serdiğini söyleyen ÖHD Eşbaşkanı Ayşe Acinikli, görüşmenin endişeleri ortadan kaldırmadığını, bağımsız bir heyetin gidip inceleme yapması gerektiğini vurguladı.

"İmralı’ya bağımsız bir heyet gitmeli"
07 Mayıs 2020 Perşembe 10:03

PKK Lideri Abdullah Öcalan, 15 Şubat 1999 yılında İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’ne konulduğu günden bu yana ilk kez ailesiyle geçtiğimiz 27 Nisan’da telefon görüşü gerçekleştirdi. Avukat ve ailesi tarafından ziyaret edilmesine izin verilmeyen Öcalan, koronavirüsü salgını nedeniyle kamuoyunda oluşan endişeler üzerine İmralı’da bulunan diğer üç isimle birlikte aileleriyle telefonla görüşebildi. Kanunla tüm tutuklu ve hükümlülere tanınmış bir hak yıllardır kullandırılmadığı gibi bu görüşmenin yöntemi de bir ilk oldu. Görüşme, direkt ailelerin aranması şeklinde değil, ancak Cumhuriyet Başsavcılıkları üzerinden gerçekleşebildi. 

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Eş Genel Başkanı Ayşe Acinikli, İmralı’daki tutukluların telefon hakkını kullanamamasını ve savcılıkta gerçekleşen görüşmenin biçimini değerlendirdi.

Yasada bir tutuklunun haftada bir, ağırlaştırmış müebbet alan tutukluların ise 15 günde bir olmak üzere aileleriyle telefonla görüşme hakkının bulunduğunu hatırlatan Av. Acinikli, ancak bu yasanın İmralı’da bulunan Öcalan ve diğer tutuklulara yıllarca tanınmadığını, 21 yıl aradan sonra yapılan telefon görüşmesinin ise hukuka aykırı bir şekilde gerçekleştirildiğini ifade etti.

ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ İHLAL EDİLDİ

Acinikli, telefon görüşmelerinin ailelerin evlerinde değil, Cumhuriyet Başsavcılıklarında gerçekleşmesinin de İmralı’daki tecridin boyutunu gözler önüne serdiğini vurguladı. Acinikli,  “Hukuken olması gereken aranmak istenen aile ferdi her nerede ise oradan görüşmenin yapılmasıdır. Uygulamanın hukuka aykırı olduğu aşikardır. Bu şekilde görüşme hakkı kullandırılarak sanki çok olağanüstü bir lütufta bulunuluyormuş gibi bir izlenim yaratılmaktadır. Oysa bu her hükümlü ve tutuklu açısından geçerli olan olağan bir haktır. Ayrıca Cumhuriyet başsavcılığında görüşme yapan aile bireyinin rahatça konuşamayacağı hususu da önemlidir. Gerçekten konuşulmak istenilenler yerine daha resmi ve kısıtlı bir görüşme gerçekleştirilebilmektedir. Bu aslında ‘özel hayatın gizliliğini ihlal’ anlamını da taşımaktadır” diye konuştu. 

'DÜŞMAN HUKUKU UYGULANIYOR'

Öcalan’ın telefonla yaptığı aile görüşmesi şeklinin dünya hukuk sistemin de yeri olmadığını kaydeden Acinikli, şunları ekledi: “Telefon görüşmesinin bu şekilde yaptırılmasının anlamı şüphesiz bunun İmralı adası için doğal bir hak olarak görülmemesidir. Yani devlet kendi yasalarına uymamakta ve bu yasaları kişilere özgün bir şekilde değiştirmekte ve istediği an kendi koyduğu yasaları ihlal etmektedir. Bunu aynı zamanda düşman ceza hukukunun bir uygulaması olarak da değerlendirebiliriz.”

ÖHD Eş Genel Başkanı, İmralı Cezaevi’nin her zaman ilklerin uygulandığı ve tecridin çok derin bir şekilde uygulandığı bir yer olduğunun altını özellikle çizdi. İmralı Cezaevi’nde yapılan uygulamaların daha sonra diğer cezaevlerinde de yaygınlaştırıldığını söyleyen Acinikli, görüşmenin bu şekilde yaptırılmasının olağan bir hak olarak görülmemesinden kaynaklandığını ve bir daha tekrar gerçekleşmeyeceği izlenimi verdiğini dile getirdi.

KANUNLARA UYMALARI YETERLİ

“Sayın Abdullah Öcalan Türkiye ve Ortadoğu'daki savaş ve krizlerin çözümünü sağlayabilecek olan kişidir. Bu kadar önemli bir pozisyonda olan birinin bu denli tecrit altında tutulması kabul edilemez bir durumdur” diyen Av. Acinikli,  tecridin kırılması için ise olağanüstü bir düzenlemeye ihtiyaç olmadığını vurguladı. Acinikli, “Devletin kendi kanunlarına uyması ve bu kanunları uygulaması tecridin kalkması için yeterlidir. Son yapılan bu uygulama tecridin bir parçası olduğu için hukukçuların ve demokrasi güçlerinin tecride karşı mücadeleyi yükseltmesi gerekiyor” dedi.

‘BAĞIMSIZ HEYET GİTMELİ’

Bu hukuksuzluklara rağmen yapılan telefon görüşmenin olumlu olduğunu söyleyen Av. Acinikli, “Bundan sonra da bu hakkın kullandırılması gerekmektedir. Burada temel sıkıntı bu zamana kadar yasalarda açık bir hak olarak yer almasına rağmen bu hakkın kullandırılmamasıdır. İmralı Adası'na dair kamuoyundan yaşanan endişenin bir sonucu olarak bu telefon görüşmesinin gerçekleştiği aşikar. Tabii ki bu telefon görüşmesi bütün endişeleri ortadan kaldırmıyor. Zira bağımsız bir heyetin gidip inceleme yapması gerekmektedir” dedi. Kaynak: MA


Kaynak: Mezopotamya Ajansı

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.