‘Hekimlerin Kerbela düzenine mahkûm edilmelerini kabul edemeyiz’

Sağlık Bakanlığı bütçe görüşmelerinde konuşan HDP'li Selçuk Mızraklı, KHK'li hekimleri işsiz bırakacak yasa teklifi konusunda Sağlık Bakanlığı’na çağrıda bulunarak, "Hekimlerin Kerbela düzenine mahkûm edilmelerine ne hekim vicdanı ne insan vicdanı hiçbirimiz kabul etmeyiz" dedi.

‘Hekimlerin Kerbela düzenine mahkûm edilmelerini kabul edemeyiz’
13 Kasım 2018 Salı 18:49

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Selçuk Mızraklı, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Sağlık Bakanlığı bütçe görüşmelerinde sağlık politikalarına ilişkin konuştu.

Mızraklı, Bakanlığın politikalarını eleştirerek, sağlık emekçilerinin emeklerine dönük bir sunum yapılmadığını belirtti. Mızraklı, "Son dönemde gündemde olan 'Sağlıkta Şiddet Yasa Tasarısı' sağlık emekçilerine şiddete dönüşen bir yasa olarak karşımızda. Veriler var önümüzde. Türkiye’deki hekim sayıları var, hekim sayılarıyla üretilen hizmetler var. 7 bin hekimi ilgilendirecek bir uzaklaştırma politikası izlediğimiz zaman, bu milyonlarca insanın da ileride sağlığa erişimine, hekime erişimine doğru getirilecek bir başka blokaja işaret ediyor. Bu konunun vicdan, akıl ve hukuk zemininde tekrar masaya yatırılması gerektiğini düşünüyorum" dedi.

'KÜRTÇE SAYILMAMIŞ'

Sağlıkta hizmet veren 6 dil arasında Kürtçe'nin olmadığına dikkat çeken Mızraklı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Şüphesiz ki Sağlık Bakanlığı'nın ve Türkiye’deki sağlık sektörünün de buna ilgisiz, duyarsız kalması düşünülemez. Ama sayılmış orada, hizmet verilen diller var, 6 tane dil sayılmış, sizin de çok iyi bildiğinizi bildiğim Kürtçe sayılmamış. Örneğin, özellikle Irak’tan Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nden Batman’a, Mardin’e, Diyarbakır’a, İstanbul’a çok sayıda hasta gider. Niçin onların arasında Kürtçe yok. Veya yine bu demin saydığım o 65 yaşına varmadan ölenlerin bu kadar çok olduğu o coğrafyada, sağlık hizmetlerinin sunumu esnasında, niçin yer işaretlerinden tutun da, işte, Kürtçe bilen personel veya Kürtçe bilen hekim faktörüne dikkat edilmez? Benim Tabipler Odası Başkanlığı yaptığım dönemde biz bu konuda bir araştırma da yapmıştık, bir anket de düzenlemiştik ve bu anket neticesinde, hastalar, bize, Kürtçe bilen hekimle karşılaşmaları durumunda çok daha yüksek bir verimlilikle kendilerini ifade edebileceklerini düşünmüşlerdi. Annenizi düşünün, annenizin hekime gittiğini düşünün, bir gelinin hekime gittiğini düşünün, gelinin o çok mahrem olanlarını bir tercüman aracılığıyla ne kadar sunabileceğini veya anlatabileceğini orada düşünmek gerekiyor veya bir psikiyatri hastasını ve benzeri durumu düşünün."

'124 ÇOCUĞUN BİLDİRİMİ YAPILMAMIŞ'

Mızraklı, doğum yapan çocuk sayılarına da değinerek, " Yine, özellikle Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi vesilesiyle ortaya çıkmış olan o kadar çok şey var ki Sayın Bakan, Sayın Başkan- çocuk hamilelikleriyle karşılaştık. 2016 yılında -yanlış hatırlamıyorsam 158 çocuk Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde doğum yapmış; bunlardan sadece 34’ünün bildirimi yapılmış, 124’ünün bildirimi bile yapılmamış yani vaka-i adiyeden, olağan sayılmış âdeta. Buna Zekai Tahir Burak Hastanesinde de bakacak olursak muhtemelen orada da veriler ortaya çıkacaktır. Yani bunun çok üzerine gidilmesi gerekiyor" diye konuştu.

'UYUŞTURUCU YAŞI 10'A DÜŞTÜ'

Uyuşturucu yaşının 10'a düştüğünü ifade eden Mızraklı, "Biliyorsunuz tüberküloz artık eskisi gibi değil, nasıl olsa göğüs hastanelerinin bir kısmını kapattık ama tüberküloz hortladı Sayın Bakan. Yani, tüberküloz eskiden yoksul hastalığıydı “Güneş girmeyen yerlerde görülür.” diyorduk ama şimdi orta sınıf hastalığı arkadaşlar ve tüberküloz istatistikleri de çoğu kez bir sır gibi saklanıyor. Beraberinde şarbonla karşılaştık arkadaşlar" dedi.

'SAĞLIK BAKANLIĞI'NDAN HASSASİYET BEKLİYORUZ'

Sağlıkta düzenlemeleri içeren yasa teklifinin tartışmalı maddesi olan 5'inci maddeye ilişkin konuşan Mızraklı, şöyle konuştu:"

Hukuk devletlerinde, hukuk rejimlerinde 'suç' denilen kavram veya 'ceza' denilen kavram bilgiye, belgeye ve toplumda karşılığını bulmuş bir adalet duygusuna yaslanır. Yani eğer bizim gibi ülkelerde yargı erkinin yerine koyarak kendimizi yasama marifetiyle insanlara âdeta ceza giydiren, âdeta bir infaz kurumuna dönüşen bir yasama organı marifetiyle, yasama işlemi marifetiyle 7 bin civarında gerek mesleğe başlarken ne olduğu ayrıntısı bilinmeyen güvenlik soruşturmaları üzerinden ki bunun geçmişteki talihsiz örneklerini hepimizi yaşadık, 28 Şubat'ta da yaşadık, 12 Eylül döneminde de yaşadık, şimdi de yine benzeri şekilde telafisi imkânsız sonuçlar verecek genç hekimler açısından mesleklerini icra etmeleri engellenmekte. Aynı şekilde bunlardan uzmanlık sınavını kazanmış olan hekimlerin yine uzmanlığa başlamamaları yani öğretim hakkının da engellenmesi söz konusu. Beraberinde kanun hükmünde kararnamelerle kamudan uzaklaştırılmış ama biz bu hekimlerin kamuda çalışırken hiçbirisi bu noktada bir soruşturma geçirmemiş, bir idari işlem görmemiş bu kişilerin veya mahkemelerce verilmiş kamu hizmetlerinden men gibi bir kararın olmadığı hekimlerin yine bir yasa marifetiyle âdeta açlığa yani bir Kerbela düzenine mahkûm edilmelerini ne hekim vicdanı ne insan vicdanı hiçbirimiz kabul etmeyiz. Yani bu noktada da gereken hassasiyeti Sağlık Bakanlığı'ndan bekliyoruz." 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.