Gazeteci Çelik: Toplum vicdanında beraat ettik, mahkemeye düşen bunu tasdiklemek

Yeni Yaşam Gazetesi  Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik, yargılandıkları dava duruşmasındaki savunmasında “Bir ülkede Cumhurbaşkanı; ‘Libya'da birkaç tane şehit var’ diyorsa, gazeteci merak eder" diye konuştu. Toplum vicdanında zaten beraat etmiş, özgür olduklarını vurgulayan Çelik, "Mahkemeye düşen de bunu hukuken tasdiklemek" dedi.

Gazeteci Çelik: Toplum vicdanında beraat ettik, mahkemeye düşen bunu tasdiklemek
24 Haziran 2020 Çarşamba 15:19

banner255

Libya’da ölen MİT mensubunun cenaze törenine ilişkin yapılan haberler gerekçe gösterilerek 6’sı tutuklu 8 gazeteci hakkında açılan davanın ilk duruşması, Çağlayan'da bulunan İstanbul 34'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye devam ediyor.

Yeniçağ yazarı Murat Ağırel’ın savunma ve sorgununun ardından Yaşam Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Aydın Keser’in savunmasına geçildi.

'SUÇLAMALARIN HUKUKİ DAYANĞI YOK'

Keser, savunmasında şunları söyledi: "İddianamede 23 Şubat'ta yayınlanan haberimizle 24 Şubat'ta yayımlanan haberler nedeniyle cezalandırılmam isteniyor. Bu suçlamaları kabul etmiyorum. Bu haber özel bir kasıtla değil, haber verme saikiyle, çok sayıda haberler derlenerek yapılmıştır. Açık kaynaklardan elde edilmiştir bu haberin içeriği. Haberde yaşamını yitiren kişinin MİT mensubu olduğu yazılmamıştır. Haberin içeriği daha önce yayımlanan haberlerden derlenmiştir. Bu suçlamaların hukuki ve maddi dayanağı da yoktur.”

DOKTORA GİDEMEDİM

Dört aydır cezaevinde tecritte olduğunu ve bu süre zarfında eşi ile yalnızca bir kere kapalı görüşte görüşebildiğini dile getiren Keser, “Çocuğum ve eşim bu durumdan maddi ve manevi olarak etkilenmiştir. Tutuklanmadan önce kalple ilgili yarım kalan tedavim vardı. Doktora gittim cezaevinde, hastaneye gitmem gerektiğini söyledi ancak pandemi nedeniyle gidemedim. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum" dedi.

Savunmasının ardından Keser'in sorgusuna geçildi. Hakimin "İlk ifadenizde Ferhat Çelik'in 'haberin yapılacağından haberi vardı' demişsiniz, daha sonraki ifadenizde 'ajanstan gelen haber geçmişiz' demişsiniz. Hangisi doğru?" sorusunu "İkinci ifadem doğru" diyerek yanıtlayan Keser, hakimin "Haberin yayınlanmasına kim karar veriyor?" sorusuna da, "Gazetede gündem toplantısı yaparız. Ardından gazetede çıkacak haberlerimizi de internet sitemizde yayınlanıyor. İnternet sitesinde yayınlanan sorumluluğu da bize ait" yanıtını verdi.

Üye hakimin, "İçeriğe nasıl ulaştınız?" sorusunu da yanıtlayan Keser, "Tamamen editöre bağlıdır, editörün haber yayınlama bağımsızlık ilkesine bağlıdır" dedi.

ÇELİK'İN SAVUNMASINA GEÇİLDİ

Aydın Keser'in sorgusunun tamamlanması ile Yeni Yaşam Gazetesi  Genel Yayın Yönetmeni Ferhat Çelik savunmasına başladı.  Çelik, savunmasına "Dört aydır tecrit altında olduğumuz için konuşmayı unuttuk, dilim sürçerse affola. Gazetecilik öyle bir hale geldi ki medyanın yüzde 95'in iktidarın hakimiyeti altında, diğer yüzde 5’i de muhalif yayın yapmaya çalışıyor” sözleriyle başladı.

GAZETECİLİK TERS YÜZ EDİLDİ

"Örneğin İzmir'de bir camide marş okunuyor. Böyle olduğunda sorumlular bulunur, kadın cinayeti olur faili konuşulmaz. Dolayısıyla gazetecilik ters yüz edildi biraz” diyen Çelik, hakkındaki suçlamalara ilişkin şöyle yanıt verdi: “Bir ülkede Cumhurbaşkanı; ‘Libya'da birkaç tane şehit var’ diyorsa, gazeteci merak eder. İnsanın aklına yurtdışında bir şehit olduğu için doğrudan asker geliyor. Sosyal medyada yakınları paylaşım yapıyor, fotoğraflar paylaşılıyor. Gazeteci açık kaynaklardan tarama yapar. Bilgiye ulaşınca mantığa oturuyorsa doğrudur dersin, bunu yapmak için talimat almam gerekmez. Eğer Cumhurbaşkanı birkaç tane şehit var diyorsa o kadarla yetinmemen gerek. Bu nasıl bir gazetecilik?” 

Çelik, savunmasının devamında “O dönem kimi gazeteler de bu iddiayı haberleştirdi. Birkaç tane şehidin kim olduğu da o zaman belli değil. Bizim iki haberimiz suçlama konusu. Bir tanesi basılı gazetede, bir tanesi internet sitesinde yayınlandı. Ancak savcı diyor ki, ilk olarak Yeni Yaşam gazetesi basılı gazetede yayınlamıştır. Odatv'nin haberinin tamamı iddianamede. Ancak bizim haberlerin içeriği yazmıyor yalnızca başlıklar verilmiş Haberin içeriğinde ne vardı peki?" diyerek yayımladıkları haberi okudu ve barındırdığı "iddia edildi, öne sürüldü" ifadelerine vurgu yaptı.

'NEDEN HEDEF ALINDIK?'

Gazete olarak P24 ve Yeniçağ gazetesindeki bilgileri derlediklerini söyleyen Çelik, "Haberlerimiz iddianamede yer almamış, muğlak ifadelerle suçlama yöneltilmiştir. Bizim suçlamalara karşı yaptığımız savunma da yer almamış” diye belirtti. Haber dolayısıyla ifade verdikleri İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından önce serbest bırakıldıklarını, ancak sonrası haklarında yakalama kararı çıkarıldığını öğrendiklerini belirten Çelik, şöyle devam etti: 

“Tutuklanacağımı biliyordum. Haberimin arkasında duruyorum. Haber ortada. İnsan sormadan edemiyor: Her şey ortadayken biz neden hedef alındık? MİT Kanunu gazeteciliğin elini kolunu bağlıyor. Ben önceden bilemem kim MİT mensubu, kim değil. Açık kaynaklardan kopyala-yapıştır şekliyle aldığım haberle nasıl casusluk yapmış olabilirim? Devletin gizli kalması gereken bir bilgiyse bu, savcılık haberden sonra neden 12 gün bekledi bizi ifadeye çağırmak için?

Herkes MİT mensubu olabilir. Ben bir haberi yaparken sen MİT'çi misin diye mi sorayım? Biz bu haberi yayınlarken bu insanların kimlik bilgilerinden bihaberiz. Gizli kalması gereken bilgi nedir bunu da söylemiyor iddianame. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Libya'da olduğu bilgisiyse bu gizli bir bilgi değil. Bu bilinen bir şey. Erdoğan bizzat kendisi söylüyor MİT'in orada olduğunu. Biz gazetecilik yapıyoruz, bir kamu görev yapıyoruz. Talimat almayız. Bu işe başlarken Musa Anter, Hrant Dink, Metin Göktepe gibi isimlerden feyz aldım. Bir ifşa kastımız yok. Bu haberden sonra Ümit Özdağ, MİT mensubu olduklarını açıklamış. Manisa'daki cenazeye MİT çelenk yollamış. Kimse orada herhangi bir önlem almamış.”

VİCDANLARDA BERAAT ETTİK

Savunmasını "Dört yıl da gerekirse yatarız. Basın şehitlerinin anısına ses çıkarmam. Ama bu ülke kaybediyor. Basın özgürlüğü endeksinde son sıralardayız. Bana kişisel olarak ne kaybettirecek? Böyle küçük bir olaydan, böyle büyük bir suç yaratmak doğru değildir. Vicdanlarda zaten beraat etmişiz, özgürüz. Mahkemeye düşen de bunu hukuken tasdiklemek. Bunun haber olduğunu, ifşa kastının olmadığını size sunuyorum" diyerek noktalayan Çelik’in sorgusuna geçildi.

Mahkeme başkanının " ‘Haberlere onay verme yetkim yok’ demişsiniz doğru mu?” diye sorduğu Çelik, “Evet, özel haber olur o zaman ben de bakarım. Açık kaynaklardan gelen haber için kimse girelim mi diye sormaz. Önceden yayınlanmış haberlerle ilgili bunu girelim mi diye sorulmaz” yanıtı verdi. Çelik’e “Bu haberin yayınlanmasında sizin nasıl bir dahliniz oldu?” sorusu da yöneltildi. Çelik, “Bu gazetede yayınlanan her haberde benim sorumluluğum var. Günde onlarca haber geliyor, hepsini görme şansım yok ancak arkasındayım. Benim haberim olmadan da haberler yapılabilir” dedi.

Üye hakimin “Genel Yayın Yönetmeni olduğunuz sitenin ve gazetenin haberlerine müdahale etme imkanınız var mı?” sorusunu yönelttiği Çelik, bu soruya da “Dönem dönem müdahale yetkim vardır. Başlık değiştirme vs. gibi konularda” diyerek yanıt verdi.

DAVA İLE TÜM ÜLKE ÖĞÜRENDİ

Sorgu sırasında Avukatı Özcan Kılıç ise Çelik’e “Bu haberi yaptıktan sonra mahkemeden, MİT'ten veya başka bir devlet kurumundan tekzip metni gönderildi mi?” sorusunu yöneltti.  Çelik, “Hiçbir dönüş olmadı. Okurdan bile tepki çekmedi. Soruşturma açılmasaydı haber dikkat bile çekmeyecekti. Şimdi tüm Türkiye öğrendi kimliklerini” yanı verdi. 

Çelik'in sorgusunun ardından duruşmaya 15.30'a kadar ara verildi.


Kaynak: Mezopotamya Ajansı

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.