Diyarbakır ve Batman'da kayıp yakınları bir araya geldi

İHD Diyarbakır ve Batman şubeleri ile kayıp yakınlarının düzenledikleri eylemde bu hafta Fahriye ve Mahmut Mordeniz akıbeti sorulurken, Ankara Gar patlamasında yaşamını yitiren Meryem Bulut anıldı.

Diyarbakır ve Batman'da kayıp yakınları bir araya geldi
24 Kasım 2018 Cumartesi 19:56

banner225

İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” şiarıyla her hafta düzenledikleri oturma eyleminin 511’incisini gerçekleştirdi. Diyarbakır Valiliği tarafından Koşuyolu Parkı’ndaki İnsan Hakları Anıtı önünde gerçekleştirilmesine izin verilmeyen eylem, geçmiş haftalarda olduğu gibi dernek binasında düzenlendi. Kayıpların fotoğraflarının taşındığı eyleme, 25 Kasım'a ilişkin Cumartesi Anneleri’ni ziyaret eden Dicle Amed Kadın Platformu (DAKP) üyeleri, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB),  Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) üyeleri katıldı. Eylemde, Diyarbakır’ın Şehitlik semtinde ikamet eden ve 28 Kasım 1996’da kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından gözaltına alınan ve bir daha haber alınamayan Fahriye ve Mahmut Mordeniz’in  akıbeti soruldu. 

'İŞKENCE VARSA DİRENİŞ VARDIR'

Eylemde konuşan İHD Diyarbakır Şube Sekreteri (İHD) Yüksel Aslan Acer, yasaklar ve keyfi uygulamalarla gerçeğin üstünü örtülemeyeceğini ifade etti. Acer, bölgede kolluk güçlerinin insanları katletmesinin üzerinden yıllar geçse hakikatin kaybolmayacağını ve hak arayışlarından hiçbir zaman vazgeçmeyeceklerini kaydetti. Kadına yönelik şiddetin türlerine dikkat çeken Acer, “Hem devlet kaynaklı şiddeti, hem de ev içerisinde erkek şiddeti tarihten beri yaşadılar ve yaşamaya devam ediyorlar. Ama nerede bir baskı, zulüm ve işkence varsa orada direniş vardır. Kadınlar tarihten günümüze baskıya ve zulme karşı onurlu bir direnişle cevap oldular” diye konuştu.    

‘MÜCADELEMİZ SÜRECEK’

Dicle Amed Kadın Platformu (DAKP) Üyesi Bahar Karakaş, erkek ve devlet anlaşarak şiddetin nereye kadar getirebileceğini en iyi bölgede yaşayan kadınların bildiğini ifade etti. 90’lı yıllardan beri devam eden failli meçhullerin, devlet tarafından korunup aklandığına işaret eden Karakaş, bugüne kadar hiçbir ilerlemenin kaydedilmediğini belirtti. Karakaş, Cumartesi Anneleriyle dayanışma içinde olmaya devam edeceklerini söyledi.

Yapılan konuşmaların ardından İHD Diyarbakır Şube Yöneticisi Avukat Gurbet Yazıcı Fahriye ve Mahmut Mordeniz eşlerinin devlet tarafından  gözaltına alınıp kaybediliş hikayesini anlattı. Yazıcı şunları belirtti: “Fahriye ve Mahmut Mordeniz çiftinin ailesinden bazı kişilerin PKK’ye katılması üzerine aile, devlet tarafından baskı altına alınır. Aileden örgüte katılımlar devam edince aile üzerindeki baskılar daha da artar ve ailenin diğer bireyleri de değişik aralıklarla gözaltına alınır. Defalarca gözaltına alınan oğul Mehmet Emin Mordeniz’in ifadesine göre 28 Kasım 1996 tarihinde Mahmut Mordeniz, Diyarbakır ili Şehitlik semtinde bulunan hayvan pazarında kendilerini polis olarak tanıtan (kimlik gösteren, silahlı, telsizli) kişilerce, görgü tanıklarının huzurunda ‘karakolda ifadesini alıp bırakacağız’ denerek gözaltına alındı. Aynı araçla Mordeniz’lerin Şehitlik semtinde bulunan evine giden polisler uzun uğraşların ardından Fahriye Mordeniz’i de gözaltına aldı. Fahriye ve Mahmut Mordeniz ‘in oğlu Mehmet Emin Mordeniz, olayı takiben 8, 10, 11, 12, 13, 16, 18, 23, 24 ve 25 Aralık 1996 tarihlerinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne başvuruda bulundu. 3 Aralık 1996 tarihinde, Cizre-Silopi karayolu kenarında elleri bir kumaş parçası ile bağlı, ağzı bantlanmış halde karın üstü yatan, biri kadın iki kişinin cansız bedeni bulundu. Soruşturma dosyasındaki tutanaklarda, olay yerinde iki adet boş fişek kovanı bulunduğu belirtildi. Soruşturma evrakına göre ölen kişilerin parmaklarında barut izi bulunmadı, böylece olay yerinde bulunan kovanların, cinayeti işleyenlerle ilgili olduğu anlaşıldı."

‘KİŞİLERİN AKIBITİ BELLİ DEĞİL’

10 Aralık 1996 günü 2 polis nezaretinde belediye görevlisi tarafından gömülmesinden sonra Cizre Emniyet Müdürlüğü, Savcılığa gönderdiği 27 Aralık 1996 tarihli cevabi yazıda kişilerin akıbetinin henüz belirlenemediğini ve soruşturmanın devam ettiğini aktardığını belirten Yazıcı dosyaya ilişkin şunları belirtti: “Cizre Cumhuriyet Savcılığı, 11 Mart 1998 tarihinde hazırlık soruşturmalarının birleştirilmesine ve dosyanın İdil Cumhuriyet Savcılığı'na gönderilmesine karar verdi. İdil Savcılığı aynı zamanda, zorla kaybedilmesi ve öldürülmesi olayı ile 1993-1996 yılları arasında işlenen pek çok yasa dışı infazda, suçların işleniş şekli, kullanılan silahların niteliği ve diğer deliller bakımından ilişki olabileceğini düşünerek hazırlık soruşturma dosyalarındaki bilgilerin, cinayetlerin, yer, saat, kullanılan silah, şekil, bilirkişi raporu bilgilerini içerecek şekilde gönderilmesi için Şırnak, Cizre, Beytüşşebap, Uludere, Şirvan, Derik Kızıltepe, Nusaybin, Ömerli, Kozluk, Bismil, Çınar, Hani, Kulp ve Lice Savcılıklarına yazı yazdı. 16 Kasım 1998 tarihinde Diyarbakır Savcısı yetkisizlik kararı vererek dosyayı İdil Savcılığı’na gönderdi. 8 Ocak 1999 tarihinde İdil Savcılığı da yetkisizlik kararı vererek dosyayı Diyarbakır Savcılığına gönderdi. Çocukları, Kasım 1998’de soruşturma dosyasındaki fotoğraflarından öldürülenlerin anneleri ve babaları olduğunu teşhis etti. İHD'nin olay tarihinde hazırladığı rapora göre; teşhis işleminin ardından maktullerin oğlu M. Emin Mordeniz’in cesetlerin Diyarbakır’a naklini talep etmesi üzerine 9 Kasım 1998 günü, İHD avukatları ile birlikte Cizre’ye giden aile Cizre Cumhuriyet Savcısına talebini iletti. Ancak, Cizre Cumhuriyet Savcısı dosyanın İdil Cumhuriyet Başsavcılığı’nın birleştirme işlemi sonucu 1996/647 hazırlık numaralı dosyalarının İdil Cumhuriyet Savcılığı’nın 1996/223 hazırlık numaralı dosyası ile birleştirildiğini ve tüm soruşturma bu dosya üzerinde yapıldığı için talebin İdil Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılması gerektiğini bildirdi.” 

‘MEZARLARI HALA BULUNAMADI’

Bunun üzerine dilekçe Cizre Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile İdil Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiğini anlatan Yazıcı, şunları söyledi: “ 10 Kasım 1998 tarihli cevabi yazının olumlu olması üzerine, 10 Aralık 1996 tarihinde gömme işlemini yapan belediye görevlileri Cihan Sezai ve M. Selim Kılıç’ın yer gösterimi için Cizre Belediye Başkanlığı’na müracaatta bulunuldu. Adı geçen belediye görevlileri olayı hatırladıklarını ancak cesetleri mezarlığın hangi kısmına gömdüklerini hatırlamadıklarını bildirdiler. Gösterilen şüpheli bir mezarda yapılan kazının ardından yapılan muayenede cesedin maktullerden birine ait olmadığı anlaşılınca mezar tekrar usulüne uygun olarak kapatıldı. Mordenizlerin mezarı hala bulunabilmiş değil. Mehmet Emin Mordeniz, 23 Nisan 1999 tarihinde AİHM’e başvurdu. AİHM, olaya ilişkin başvuruyu inceleyerek 10 Nisan 2006 tarih 49160/99 numaralı kararında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 2. Maddesinde usul yönünden ve 13. Maddesinden ihlal kararı verdi.”

BATMAN

Batman’da kayıp yakınları, İHD Batman Şubesi'nde "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" eyleminin 417'ncisini düzenlendi. "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" pankartının yere serildiği açıklamada, kayıpların fotoğrafları yanı sıra Sur'da açıklama yaptığı sırada öldürülen Diyarbakır Barosu eski Başkanı Tahir Elçi'nin fotoğrafı taşındı. Kayıp yakınları, bu hafta 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla Ankara Gar Patlaması'nda yaşamını yitiren Batmanlı Meryem Bulut'u andı. 

417'nci haftanın açıklamasını ise İHD Batman Şubesi Eş Başkanı Avukat Deniz Rümeysa Kaya yaptı. 25 Kasım dolayısıyla Ankara Gar Patlaması'nda yaşamını yitiren Meryem Bulut şahsında tüm kadınları andığını söyleyen Kaya, "Hepimiz onu 'Meryem Ana' olarak tanıyoruz.Çocukları ölen ya da kendisinden haber alınamayan, çocukları unutulmasın diye her Cumartesi günü eylem yapan annelerden biri…" dedi. 

‘ADALET YERİNİ BULACAĞI GÜNÜ BEKLİYOR’

Bulut'un vasiyetine uygun şekilde Batman'da uğurlandığını hatırlatan Kaya, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Yoldaşları onun için yapılan anmada ‘Her Şeye Rağmen Barış’ pankartıyla oturdu. Bu defa en önde Meryem Ana değil, onun fotoğrafı vardı. O günkü acı ve çaresizliği, kulakları sağır eden çığlıkları unutmak mümkün değil. Katliamın mağdurları ve adaletin bekçileri ise hala adaletin yerini bulacağı günü bekliyor."

Kaya’nın konuşmasının ardından beş dakikalık oturma eylemi yapıldı. 


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.