Davutpaşalı aileler 11 yıldır adalet arayışında

Davutpaşa’da 21 kişinin hayatını kaybettiği, 115 kişinin de yaralandığı maytap atölyesi faciası ile ilgili 10 yıldır devam eden yargılamanın dava duruşması yarın. Olayda kardeşini kaybeden Hakkı Güleç, adaletin yerini bulması için vicdan sahibi herkesi mahkeme önüne davet etti.

Davutpaşalı aileler 11 yıldır adalet arayışında
16 Ocak 2019 Çarşamba 13:02

banner225

İstanbul Davutpaşa'da bulunan bir maytap atölyesinde 31 Ocak 2008 tarihinde meydana gelen patlama sonucu 21 kişi hayatını kaybetti, 115 kişinin de yaralandı. Facia ile ilgili dönemin Zeytinburnu Belediyesi Ruhsat ve Denetleme Müdürü Rüstem Tekin ve Zabıta Müdürü Feruz Kutsal’ın da aralarında olduğu 10 sanık hakkında açılan davada, 2014 yılında verilen cezaların Yargıtay'ca bozulması üzerine yeniden görülmeye başlanan davanın 5'inci duruşması Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 17 Ocak'ta görülecek. 

Üzerinden 11 yıl geçmek üzere olan faciada yaşamını yitirenlerin aileleri ile yaralı kurtulanların adalet mücadelesi ise sürüyor. Bunlardan birisi de patlamada henüz 18 yaşında olan kardeşi Haybetullah Güleç’in yitiren Hakkı Güleç.

Patlamada kendileri ile birlikte yakınlarını kaybeden 20 ailenin ocağına ateş düştüğünü dile getiren Güleç, böylesi bir faciadan ders alınmadığı için hemen her gün Türkiye’nin farklı yerlerinden iş cinayetleri haberleri gelmeye devam ettiğini belirtti.

‘DAVA AÇILSIN DİYE 2,5 YIL MÜCADELE VERDİK’

Güleç, bunca yıldır süren adalet mücadelesini nasıl ayakta tuttuklarını ise şu sözlerle ifade etti: “Adalet arayan aileler olarak Bir Umut Derneği’nde bir araya geldik. Birbirimizi tanımıyorduk ve karanlığın ortasında umutların tükendiği bir anda orada bir ışık belirdi. Bizim acılarımızla acılanan, hüzünlenen insanları gördük karşımızda ve sonra biz acılı aileler toplantıda bir araya geldik. Biz acılarımızı mücadeleye dönüştürdük. Bu bir kader değildi. ‘İşin doğasında vardır’ diyenlerin zihniyetiyle karşılaştık. Allah’ı suçlarına ortak ediyorlardı. 2008’de bu acıyı yaşarken devlet yetkililerinden şunu beklerdik. Aileler acılarını evlerinde yaşasınlar ama adalet varsa, sorumlular kimse makam, mevki gözetmeksizin bunların üzerine gidilip cezalandırılmasıydı. Biz sadece ceza davası açabilmek için bile 2 buçuk yıl mücadele verdik. Ortada 21 insanın öldüğü facia var ama tek bir gözaltı ve soruşturma yoktu.” 

‘ADALET OLMAYAN BİR ÜLKEDE ADALET ARIYORUZ’ 

Güleç, mücadeleleri sonucu açılan davada sanıklara verilen cezaların Yargıtay tarafından bozulmasına bu yüzden öfkeli. Bozma kararına dair öne sürülen gerekçelerin saçma olduğunu belirten Güleç, tepkisini ise "Adalet olmayan bir ülkede adalet arıyoruz" diyerek gösterdi.

Türkiye'de adalet ve yargının birilerinin tekelinde olduğunu söyleyen Güleç, "Türkiye genelinde yaşanan iş cinayetlerine baktığınız zaman savaşlardan daha çok insanlar ölüyor. Oysa biz suça karışan, sorumluluğunu yerine getirmeyen kim olursa olsun, belediye başkanı ya da çalışma bakanı aynı şekilde yargılanabilmeli diyoruz. Yargılanabilmeli ki adalet olduğuna inanabilelim. Ailelerden biri; ‘Adaleti saraya hapsettiler’ diyordu. Biz kendi adaletimizi kendimiz mi sağlayalım? Bunu mu istiyorlar? Kan istemiyoruz, adalet istiyoruz ve sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Onu da bastırmaya çalışıyorlar. Aileler bu canların yanına başka canlar gitmesin diye mücadeleyi sürdürüyor. Karşımızdakiler de neredeyse; 'Siz niye böyle bir mücadele veriyorsunuz?' diye bizi hapse atacak durumdalar" diye belirtti.

SENDİKALARA ELEŞTİRİ 

Güleç, yine ülkede yaşanan iş cinayetleri ve bu cinayetlere dair cezasızlık politikasının hükümetin ayıbı olduğu kadar yıllardır işçilerin sırtından geçinen sendikaların ayıbı olduğunu görüşünde.

Güleç, bu konudaki eleştirilerini ise "1 Mayıs’ta alanlarda işçilerin adına söz alan insanların ayıbıdır. 2008’den bu yana Türkiye’de nerede bir iş cinayeti yaşanmışsa bizler bir şekilde ailelerle irtibat haline geçiyoruz. Acılarını paylaştığımızı söylüyoruz. Bu sendikaların işlerini aslında biz yürütüyoruz. Onların varlık sebebi bu değil mi? İşçinin, ezilenin yanında olması gerekenler değil miydi? Bunların derdi emekçi değil. Olmuş olsaydı ailelerin yanında bizatihi saf alırlardı. Ama bunların derdi koltuk ve makamdır. Bunlar samimi değildir. Hükümetin tavrı bellidir, oysa adaletten emekten yana olan insanlar nasıl oluyor da bu kadar acıyı göremiyor?” sözleriyle dile getirdi.

'GÜNDE KAÇ İŞÇİ ÖLÜYOR?'

Güleç, son yıllarda iş cinayetlerinin bu kadar artış göstermesinde, işçiden yana olmayan yasa ve düzenlemelerin yanı sıra “cezasızlık” politikasının etkili olduğunu ifade etti.

“Bu ülkeyi yöneten hükümet, bu ölümlere ‘kader ve fıtrat’ diyorsa, devlet işlerinde sorumluluk alanlar ne yapmaz ki?” diye soran Güleç, sözlerine şöyle devam etti: “Zeytinburnu Belediyesi Başkanı Murat Aydın kaç dönemdir o makamda? Davutpaşa’dan sonra da iş cinayetleri yaşanmaya devam etti. Hükümet en azından uyarır diye bekledik, onu bile yapmadı. Terfi ediliyorlar. Suç işlediğin zaman seni görevden almıyorlar, tam tersi bir üst makama terfi ediyorlar. Biz bunun örneğini Davutpaşa’da gördük. Muammer Güler İstanbul Valisi idi. Randevu talebimizi geri çevirerek bizi kaile bile almadığını biliriz. O kadar insanın canına sebep oldu ama vekil oldu. Sonra İçişleri Bakanı oldu. Şimdi bu ülkede nasıl adalet beklersin? Baştaki zihniyet bu ölümleri görmezden gelip, dalga geçiyorsa mahkemelerindeki adalet de böyle olur. Caydırıcı cezalar olmadığı sürece işçiler ölmeye devam edecek. Günde kaç işçi ölüyor? Gizlenmesinin yanı sıra sıradanlaştırılıyor. Yargı bağımsız olsaydı, mahkemelerde iş kazası değil de iş cinayeti diye ele almış olsaydı bugün Türkiye’de belki bir Soma olmayacaktı.” 

DURUŞMAYA DAVET ETTİ

Güleç, bu tabloyu değiştirmenin bir adımı olarak ise 17 Ocak’ta görülecek dava duruşmalarına destek çağrısında bulundu. Güleç, “Bu sadece Davutpaşalı ailelerin duruşması değil. Evet, biz orada sevdiklerimizi kaybettik ama bu Türkiye’ye mal olmuş bir duruşmadır. Vicdan sahibiyim, emekten, insanlıktan yanayım diyen herkes Davutpaşalı ailelerden önce o mahkemenin önünde olması lazım. Yarın sevdiklerinin başına olası bir şey gelmemesi için orada olmalılar” dedi.

DAVANIN GEÇMİŞİ

Davutpaşa'daki bir maytap atölyesinde 31 Ocak 2008 tarihinde yaşanan patlamada 21 kişi hayatını kaybetti, 115 kişi de yaralandı. Patlamanın ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın olayla ilgili soruşturması sonucunda 10 sanık hakkında dava açtı. Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yapılan yargılama 14 Temmuz 2014 tarihinde karara bağlandı. Mahkeme heyeti, dönemin Zeytinburnu Belediyesi Ruhsat ve Denetleme Müdürü Rüstem Tekin ile dönemin Zabıta Müdürü Feruz Kutsal'ı 7'şer yıl 6'şar ay, bina sahipleri Remzi ve Resul Koçyiğit kardeşleri de 5'er yıl hapis cezasına çarptırdı. 

Dönemin İmar ve Şehircilik Müdürleri Şevket Yıldırım ve Servet Kırna'ya 4'er yıl 2'şer ay hapis cezası verilirken, bu cezalar 30'ar bin 400'er lira para cezasına çevrildi. Dönemin İmar ve Şehircilik Müdürü Hatice Küçükakyüz'ün 2,5 yıllık hapis cezası da 18 bin 200 liraya çevrildi. 

Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İstanbul Bölge Müdürü Atakan Tanış ile patlamanın olduğu atölyede işçi olarak çalışan Hasan Altay ise beraat etti. 

Yaşamını yitirenlerin aileleri kararı temyiz ederek davayı Yargıtay'a taşındı. Yargıtay 12. Ceza Dairesi Murat Aydın, Atakan Tanış ve Hasan Altay hakkında verilen beraat kararlarını onadı. "Taksirle öldürme" suçundan para cezasına çarptırılan Servet Kırna, Şevket Yıldırım ve Hatice Küçük Akyüz'ün suçlarının "İhmal suretiyle görevi kötüye kullanmak" suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Servet Kırna hakkında 5 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu belirtilerek davanın düşmesine karar verilmesi istendi. "Taksirle öldürmek" suçundan 7'şer yıl 6'şar ay ceza verilen sanıklar Rüstem Tekin ve Feruz Kutsal hakkındaki suçun "görevi kötüye kullanmak" kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek, bu karar da bozuldu. Diğer iki sanık hakkındaki kararlar da bozuldu. 

Yargıtay'ın bozma ilamı üzerine dava 10 Nisan 2018 tarihinden itibaren yeniden görülmeye başlandı.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.