Beştaş Meclis’te, bombalanan Özgür Ülke'nin 'Bu ateş sizi de yakar' manşetiyle seslendi

HDP'li Beştaş, Meclis Genel Kurulu’nda 16 Kürt gazetecinin tutuklanmasına 1994 yılında bombalanan Özgür Ülke’nin 'Bu Ateş Sizi de Yakar' manşetinin yer aldığı döviz ile tepki gösterdi.

Beştaş Meclis’te, bombalanan Özgür Ülke'nin 'Bu ateş sizi de yakar' manşetiyle seslendi
16 Haziran 2022 Perşembe 18:31

banner255

Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek Sağlık Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi görüşmeleri öncesi partilerin Grup Başkanvekilleri gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin yarattığı tek adam algısının baskı oluşturduğunu dile getirdi. Dervişoğlu, “Gazeteciler yaptıkları haberlerden dolayı mahkemelere veriliyor. Türkiye'de bu kabîl garabetler yaşanıyor. Muhalif kanallar para cezası verilerek susturulmaya çalışılıyor. Yani bunlar bu ülkede bu çağda olmaması gereken olaylardır. İktidara gelirken 3Y'den biri olan yasakları kaldıracağını beyan ederek milletimizin karşısına çıkan AK PARTİ bugün toplumun neredeyse her kesimine konuşma ve düşünme yasağı uyguluyor” dedi.

‘SENİ ASLA UNUTMAYACAĞIZ’

Ardından söz alan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, 17 Haziran 2021 tarihinde İzmir İl Örgütlerine yönelik saldırıda yaşamını yitiren partili çalışan Deniz Poyraz’ı anarak, sözlerine başladı. Beştaş, “Yarın seni düşüneceğiz, seni hissedeceğiz, seni ne kadar özlediğimizi birlikte, birbirimize dokunarak anlatacağız. Evet, seni katleden tetikçi, alçak katil cezaevinde ama senin katline yol açan, o yapı taşlarını döşeyenler aynı faşizm içinde debelenip duruyorlar, saldırılara devam ediyorlar. Tetikçi katili destekleyenlerden hiç kimse hâlâ gözaltına alınmadı, tutuklanmadı ve maalesef korunmaya devam ediliyor ve şunu söylemek istiyorum: Sevgili Deniz, seni hakikaten özledik ve sana verdiğimiz sözü tutacağız. Bu ülkeye barış, adalet, özgürlük, eşitlik gelinceye kadar bıraktığın bayrağı yere düşürmeyeceğiz ve seni asla unutmayacağız” diye belirtti.

‘KÜRT GAZETECİLER TALİMATLA TUTUKLANDI’

Diyarbakır’da 8 Haziran’da gözaltına alınan ve dün gece yarısı 16 gazetecinin tutuklanmasına da tepki gösteren Beştaş, “Dün gece sabaha karşı bu ülkede 16 gazeteci tutuklandı, 16 özgür basın emekçisi tutuklandı. JİNNEWS Müdürü Safiye Alagaş, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği Eş Başkanı Serdar Altan, Mezopotamya Ajansı Editörü Aziz Oruç, Xwebûn Yazı İşleri Müdürü Mehmet Ali Ertaş, Zeynel Abidin Bulut, Ömer Çelik, Mazlum Doğan Güler, İbrahim Koyuncu, Neşe Toprak, Elif Üngür, Abdurrahman Öncü, Suat Doğuhan, Remziye Temel, Ramazan Geciken, Lezgin Akdeniz ve Mehmet Şahin tutuklanan isimler. Neden tutuklandılar? Tiyatroculardan özür dileyerek söylüyorum, büyük bir tiyatro yine sahneleniyor. Farazi, soyut ve niyete dayalı, uydurma tutanaklarla, sorulara baktığınızda da bir talimatla bu operasyonun yapıldığını çok iyi görüyoruz” diye konuştu.

‘BU ATEŞ SİZİ DE YAKAR’

Kürt gazetecilere yönelik baskıların 1990'lı yıllardan bugüne faili meçhullerden bombalanmaya, tutuklanmalardan sürgün edilmelere, kaybetmelerden kapatılma şeklinde sürdüğünün altını çizen Beştaş, şöyle devam etti: “Yaşamadıkları hiçbir şey kalmadı. Gerçeğin peşinden ise asla taviz vermedi yani önümüzde otuz iki yıllık tarihî bir direniş var. Kumpaslardan, sahte delillerden, sindirme politikalarından ve cinayetlerden medet uman iktidarların hiçbiri hakikatin ortaya çıkmasının önüne geçemedi. 1994'te Tansu Çiller'in bombalama emri verdiği Özgür Ülke gazetesinin ertesi günkü manşeti şuydu: ‘Bu ateş sizi de yakar.’ Evet, susturmaya çalıştığınız bu özgür basın emekçileri asla susmadı, ‘Asla susmayacağız’ diyorlar ve buna yürekten inanıyorum. Evet, bu ateş yakar, hakikaten yakar ve şu anda bütün toplumu, haber alma hakkını engelledikleri için yalanlarla yönetmeye çalışıyorlar. Gasbetmeye çalıştığınız haber alma hakkı ve hakikatlerin ortaya çıkmasıdır. Bunu kirli yöntemleriniz ve çabanız başaramayacak.

DİLE GETİRMEYE DEVAM EDECEĞİZ

Bunu önümüzdeki günlerde konuşmaya devam edeceğiz. Avukat arkadaşlarla konuştuk, bütün sorular gazetecilik faaliyetlerine ilişkin. Tek bir örnek vereceğim; sokak röportajı yapan muhabire sorduğu sorular sorgu ifade tutanağı, savcılık ifade tutanağı. ‘Niye bu soruyu sordun? Niye Kürt sorununu sordun? Neden 'savaş' dedin? Niye burada muhabirlik yapıyorsun? Neden bu şirkette çalışıyorsun?’ gibi aslında emri yerine getirmek için uygulanan sorular.

20 MİLYONU CEZAEVİNE KOYUN HDP BİTECEK Mİ?

Bu sabah da İstanbul'da operasyon oldu; onlarca arkadaşımız, yöneticimiz gözaltına alındı. Ya, öyle bir korku ki her gün gözaltı yapıyorlar. Tutuklayın ya! 7 milyon seçmenimiz var, aileleriyle birlikte 20 milyon insanı cezaevine tıkın. HDP bitecek mi? Kürt halkı bitecek mi? Kürt halkıyla dayanışma, destek içinde olanlar bitecek mi? Yanılıyorsunuz.

ANT OLSUN Kİ HESAP VERECEKSİNİZ

Dün -başka bir olay- Van'da gebe bir kadının 6 yaşındaki oğlunun üzerinde baskı hâlinde Selahattin Demirtaş tişörtü var, kadın darp ediliyor. Darp edilmesine karşı çıkanlarla birlikte, gebe kadın, çocuğu ve 6 kişi gözaltına alındı ya. Bir çocuğun tişörtünün üzerinde Selahattin Demirtaş'ın portresi olduğu için; eşkıyalıktır bu, bunun başka bir izahı yok, eşkıyalıktır. Bu düzen son bulduğunda bunu yapanlar yargılanacak, biz de müdahil makamında olacağız. Bir çocuğun tişörtünün üzerinde görüp de saldırdığınız Sevgili Demirtaş Van'da milyonlarla buluştuğunda siz adil mahkemelerde hesap vereceksiniz, ant olsun ki hesap vereceksiniz.

CENAZEYE SALDIRIYI KİM SAVUNUYORSA MERTÇE SÖYLESİN

Son olarak Sayın Başkan, ‘Daha fazla ne yapabilirler?’ demesin sevgili halkımız. Her şeyi yapıyorlar, insanlıktan çıkmışlar. Cenazelere yapılan saldırılar dorukta şu anda, dorukta. En son -öncesine gelmiyorum- dün oldu, Diyarbakır'ın Dicle ilçesine bağlı Pirejman Mahallesi kırsalında Eylül 2021'de yaşamını yitiren Zindan Yeni'nin cenazesi saklama kabı içinde ailesine teslim edilmiş. Ya, ne istiyorsunuz cenazelerden? Ölmüş, o cenazeden bir şey kalmamış. Daha önce kargoyla gönderilmişti, şimdi bir anneye babaya saklama kabında cenaze gönderiliyor. Bunu lanetliyor musunuz? Bütün partilere söylüyorum: Bu uygulama insanlıkla, hukukla bağdaşıyorsa, bu uygulamayı kim savunuyorsa çıksın mertçe söylesin ‘Ben bunu savunuyorum’ desin.

Filistin'de İsrail Hükûmetinin emriyle Gazeteci Şirin Ebu Akile'nin cenazesine yapılan saldırıyı herkes kınadı, kınadınız. Bir gün sonra, Aysel Doğan'ın cenazesinde polise saldırı emrini verdiniz. Ya, bu cenazelerden ne istiyorsunuz? Cenazelere yönelik de canlılara yönelik de bu saldırılarla hiç kimseyi teslim alamazsınız; öfkeyi, tepkiyi büyütürsünüz ve size var olan bakış bir kırtik bile kalmışsa, azıcık onu da yerle yeksan edersiniz diyorum.”

‘POYRAZ CİNAYETİNİN AYDINLATILMASININ TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ’

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel de, HDP İzmir İl Örgütü’nde katledilen Deniz Poyraz’ın ailesi ve HDP’ye başsağlığı dileklerinde bulunarak, “Bu cinayetin tüm yönleriyle, tüm bileşenleriyle ortaya çıkarılması noktasında bizim de takipçi olacağımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum” dedi.

Erdal İnönü’nün eşinin VIP uygulanmasından yararlanmamasına dair gerekçeye ilişkinde konuşan Özel, “Yani ricali listesinden çıktığı, bunun Cumhurbaşkanlığı tarafından yaptırıldığı, bunun kurala uygun olduğu, o gün mağduriyet yaratılmadığı, kendisinin de bir daha VIP'ye başvurmadığı söyleniyor. Burada, Cumhurbaşkanlığına, iktidar partisine önemli bir görev düşmektedir. Bu ayıbı derhâl ortadan kaldırmaları gerektiğini düşünüyoruz. Bunun kurallara uygun şekilde yapıldığını resmî bir yazıyla Valilik ‘Sorumluluk bizde değil, Cumhurbaşkanlığında’ diye hepimize hatırlattı” dedi.

AKP Grup Başkanvekili Yılmaz Tunç ise ricali listesinde milletvekillerinin eşlerinin olmadığını belirterek, Meclis’te bir düzenleme yapılabileceğini kaydetti.

‘AYRIMCILIK RESMİLEŞMİŞTİR’

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da söz alarak, “AKP Grup Başkan Vekiline hitaben bu VIP konusunda sorular sormuştum. Bugün Sayın Özgür Özel'in sorusuna cevap geldi, bizimkine dün de cevap verilmedi, bugün de gelmedi; ben oluşan tabloyu söylüyorum. Bu ülkede Halkların Demokratik Partisine karşı aleni bir ayrımcılık vardır, yasalar HDP'ye uygulanmamaktadır, Anayasa uygulanmamaktadır. Bir tek milletvekili çıkıp desin ki: ‘Eski milletvekilleri ve eşleri, çocukları -biz görüyoruz her gün- yararlanamıyor’ Demek ki bu ülkede Cumhurbaşkanı ve AKP halk iradesinin bir bölümünü tanımıyor, bunu kabul etmiyor ve bu ülkede ayrımcılığı artık resmîleşmiştir” ifadelerini kullandı. (MA)


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.