Bahçeli'den açıklama: Suriye'de, Libya'da ne işimiz var diyenler tarih cahilidir
MHP lideri Devlet Bahçeli, 'Ne işimiz var Suriye'de, Libya'da diyenler görevli ve taşeron değilse tarih ve coğrafya cahilidir. Muhalefet yapmayı Türkiye'ye muhaliflik ve yabancılara muhbirlikle karşılaştıranların rotalarını kaybettiği ortadadır' dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Merkez Yönetim Kurulu, Merkez Disiplin Kurulu, Milletvekilleri ve İl Başkanları Ortak Toplantısı"nın kapanışında konuşuyor.
Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
"Adı konulmamış itiraf edilmemiş bir savaş ortamı kendini hissetirmekte. Bir savaş iklimi varlığını hissettirmektedir. Sınırlarımıza paralel şekilde kurulmak istenen ve milli azimle baltalanan terör koridoru Türk düşmanlığının sahne almasından başka bir şey değildir. Kimin dost kimin düşman olduğu bellidir. Ortadoğu ateş hattında işgal altındadır. Bizim için öncelikle ele alınması gereken konu etrafımızdaki vahim konuların ülkemize yansıyıp yansımayacağıdır. Yansıyacaksa buna nasıl mukavemet gösterileceğidir.
Harap olan coğrafyalar eski hakimiyet havzamızdır. Komşu halkların huzursuzluğu Türk milletine şu ya da bu şekilde sirayet edecektir. Irak'tan kendimizi soyutlamak, Libya'ya yüz çevrimek İran'a mesafeli durmak matıklı ve makul bir tercih sayılamaz. Buna milli tecrübeler müsaade etmeyecektir. Ankara'nın güvenliği Şam'dan, Tahran'dan Bağdat'tan Trablus'tan başlayacaktır.
Mıntıka temizliği yapmak suretiyle Türkiye'nin çevresi boşaltılmaktadır. İran'ın, Suriye'nin Lİbya'nın toprak bütünlüğüne sahip çıkmak gerekir. Eğer engel olunmazsa komşu coğrafyalardaki çözülmenin dayanacağı son sınır Türkiye'dir. Bekaya dudak bükenlerin bizi anlamasını beklemiyoruz. Gafillere sadece acıyor, esefle bakıyoruz. Ne işimiz var Suriye'de, Libya'da diyenler görevli ve taşeron değilse tarih ve coğrafya cahilidir. Muhalefet yapmayı Türkiye'ye muhaliflik ve yabancılara muhbirlikle karşılaştıranların rotalarını kaybettiği ortadadır.
Türkiye ön almalı öncü olmalıdır. Çağın akışına milli perspektiften bakarak gelişmelere müdahil vasfını göstermelidir.
Irak’ın 2003’teki işgalinden sonra 1 buçuk milyon Müslüman katledildi. Büyük bir küresel mirasın meşalesi söndürüldü. Türkiye’nin Irak’ın siyasi istikrarına ulaşması konusunda alması gereken sorumlulukları vardır ve olmalıdır. İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin öldürülmesi bölgesel gerilimi zirveye taşımıştır.
Trump’ın barış içinde yaşamaya hazırız vurgusu, İran yönetiminin temkinli açıklamaları krizi yönetilebilir seviyede tutmuştur. ABD İran arasındaki itiş kakış dengelenmiş ve denetim altına alınmıştır. Pek çok senaryo konuşulmuş akılları bulandırmışladır. Türkiye’nin bu suikast karşısında almış olduğu pozisyon hiç kuşku yok ki çok dengelidir. TBMM’nin Libya tezkeresini kabul edip Türk askerinin Trablus yoluna düştüğü bir süreçte Kasım Süleymani saldırısı son derece manidar ve kuşkuludur."
İlgili Galeriler