Akşener: Dövize sıkıştıysan bindiğin 500 milyon dolarlık uçağı sat

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulunuyor.

Akşener: Dövize sıkıştıysan bindiğin 500 milyon dolarlık uçağı sat
29 Haziran 2022 Çarşamba 11:24

banner225

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Akşener'in açıklamalarından öne çıkanlar şu şekilde:

"Önemli olan PKK'nın bu iki ülkedeki varlığına son verecek somut eylemlerinin görülmesiydi. İktidarın İsveç ve Finlandiya nezdinde herhangi bir somut gelişme olmaksızın attığı bu imza maalesef ülkemizin çıkarıyla bağdaşmayan bir tavizdir. Böyle durumlarda Erdoğan ve arkadaşlarının imza attığı başka mutabakatlarda da şahit olduk. Dolayısıyla her ne kadar sayın Erdoğan ve arkadaşları açısından aldanmak ve aldatılmak sıradan alışkanlık olsa da bu durum Türk milleti için kabul edilebilir değildir.

Ülkemizin PKK ile YPG-PYD arasında kurduğu ilişkinin mutabakat metninde özenle birbirinden ayrılmış olmasıdır. Türkiye'nin devlet politikası YPG-PYD ve PKK'nın bir ve aynı olduğu yani aynı zehirli ağacın dalları olduğudur. Ancak mutabakat metninin 5. paragrafı PKK'yı terör örgütü olarak görürken YPG ve PYD Türkiye'ye yönelik ulusal çıkar tehdidi olarak tanımlanıyor. Üstelik İsveç ve Finlandiya terör örgütlerine yapılan finansal yardımları ve militan katılımlarını denetleme sözünü verirken yine 5. paragrafa işaret ediliyor. PYD-YPG'ye mali yardımlar mutabakat kapsamı dışında bırakılmış oluyor.

EK BÜTÇE

TÜİK rakamlarıyla bile enflasyon yüzde 73.5'u buldu. Dolar kuru ise 17 liraya dayandı. Belli ki Bay Kriz geceleri yatmadan günlüğüne yazması gereken dileklerini bütçe kanununa yazmış. Dünyanın hiçbir yerinde enflasyon tahmini 70 puan, kur tahmini yüzde 100 oranında sapan ne bir ülke, ne de bir yönetim görmemiz mümkün değildir. Böyle bir rezalete imza atmak gider ayak Bay Krize nasip oldu. Nitekim bu öngörüsüzlüğün sonucu olarak iflasını açıklayan AK Parti iktidarı ek bütçe istemek zorunda kaldı.

Ek bütçe kanun teklifinde 2022 yılı için bir trilyon 750 milyar lira olarak kanunlaşan merkezi yönetim bütçesi giderlerine 1 trilyon 80 milyar lira ödenek ilavesi isteniyor. Kanun gereği ilave edilen ödenek kadar gelir gösterme zorunluluğu bulunuyor. Milyonlarca çiftçimize verilecek desteklerdeki artış ne kadar biliyor musunuz? Sadece 15 milyar lira. Ek bütçenin 710 milyar lirası ÖTV, KDV gibi vergilerle finanse edilecek, fatura enflasyon vergisiyle milletimize kesilecek.

'HODRİ MEYDAN'

Bir sürü işe yaramaza 5-10 maaş dağıtırken bu millete parmak sallayamazsın. Dövize çok sıkıştıysan önce bindiğin 500 milyar dolarlık uçağı sat. Dövize çok sıkıştıysan yandaşlarına verdiğin ihaleleri Türk Lirası'na çevir. Kime döviz garantili ihale verdiysen hepsini çağır 'her şey artık lirayla olacak' de. Sürekli millete parmak sallayacağına bir kere de beşli çetene parmak salla. Nebati Bakan ile Edi ile Büdü gibi yönettiğiniz ekonomiyi işin ehline bırak. Bir an önce seçim kararı al biz de döviz kurları ve faiz nasıl düşermiş sana öğretelim. Hodri meydan. Seçim kararını al bu ülke nasıl yönetilirmiş biz sana öğretelim. Geçen ay çaya gelen yüzde 47'lik zamdan sonra şekere yüzde 67 zam geldi. Artık şekerli çay içmek bile zengin işi oldu. Türk-Şeker'in açıkladığı zam kararıyla birlikte 50 kiloluk şekerin fabrika satış fiyatı tarım kredi marketlerde 390 liradan 650 liraya çıktı. Şeker fabrikalarını satıp, ihtiyacı ithalatla çözeriz demek olmuyormuş. Devletin fabrikalarını üç kuruşa satınca sofraların tadı da ekonominin istikrarı da kalmıyor. Erdoğan, biz seni bundan 4 yıl önce uyarmış 'şeker vatandır' demiştik. Gözünü kör eden kıskançlığının ve yaptım olducu zihniyetinin bugün memleketini getirdiği durumdan memnun musun?

'VATAN TOPRAĞI ARKADAŞLARIN GÖZÜNDE KUPON ARAZİ'

İktidar tam da hasat döneminde kiraz üreticisinin ihracat gelirine el koydu. İhracattan kazanılacak olan dövizin yüzde 70'ini bozdurma zorunluluğu getirdi. Sen 30 yıl çalış, uğraş. 'Ben de çiftçiyim' diye ortalıkta gezen bir Nebati bakan gelsin, senin gelirine çöksün. İşin bir de üretici tarafı var. Kiraz üreticilerimizi dinlediğimizde iş değişiyor. Kirazın üretici kilogram fiyatları 2017 yılında 4 lira 9 kuruş. 2018 yılında 3 lira. 2022 yılında ise 5 lira. TÜİK'e yani Tayyip Bey'i üzmeyen istatistik kurumuna göre tarımsal girdilerin bir senede yüzde 117 arttığı, mazotun yüzde 190 zamlandığı bir dönemde kiraz üreticisine adeta 'kes ağacını açalım imara' diyorlar. Vatan toprağı arkadaşların gözünde kupon arazi.

Çiftçiye bu zulüm, niye bu gıcıklık diye düşünüyordum. Siz söyleyince buldum. Rahmetli Atatürk 'Köylü milletin efendisidir' dedi ya. Sırf ona uyuz olduğu için çiftçiyi bitirdi. Dolar uçtu gitti ve sonuç itibariyle Türkiye'nin hem çiftçisi hem köylüsü hem de esnafı battı gitti. Özünde Atatürk'e açılmış bir savaş var.

Kiraz üreticileri için İYİ Parti olarak biz ne yapacağız? Korumaya alacağız. Üreticimizin ürününü hak ettiği fiyattan satmasını sağlayacağız. Depolama imkanlarını da sağlayacağız. Mazotta, gübrede, elektrik ve sulamada destek sağlayacağız.

İLİÇ'TEKİ SİYANÜR FACİASI

Geçtiğimz hafta doğa katliamıyla karşılaştık. İliç'teki siyanür sızıntısı hepimizi dehşete düşürdü. Yetkililer siyanürün temizlendiğini söylese de sonuçları bekliyoruz. Madencilik faaliyetlerinin tarım arazilerimizi ve bizleri tehdit etmeyecek şekilde yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Tam da bu sebeple geleceğimizi tehdit ettiğini düşündüğümüz bütün madencilik faaliyetlerinin karşısında duruyoruz. İliç de bunlardan biriydi. Konuyla ilgili soru önergesi verdik. İktidar bizi 'aşırı duyarlı' bulduğunu söyleyip kulağının üstüne yattı. Şimdi hepimizin aklına aynı soru geliyor. Fırat Nehri'nin yanı başında nasıl oluyor da izin veriliyor? Madenin ortaklarına baktığımızda sebebini anlıyoruz. Bu gruplar yol, köprü, enerji ihalelerinde var. Medyada bile aynı grupların izlerini görüyoruz. İliç'te yaşanan felaketin kapısı beşli çeteye çıkıyor. Bu iktidar memleketinin toprağını peşkeş çeken bir sömürge iktidarıdır. Önümüzdeki seçim milletimizin rızkını sömürenlere ders olacak. İYİ Parti iktidarında doğamızı hiçe sayan bu rant düzeni sona erecek. Doların yeşilini doğanın yeşiline tercih ediyorlar. Faturayı bu aziz milleti soyanlar ödeyecek.

Milletimiz her gün yoklukla sınanıyor. Meydanlardan açlıkla sınanan emeklilerimizin, hanelerden annelerimizin feryatları yükseliyor. Biz de il il ilçe ilçe gezerek bu feryatları dinliyoruz. İYİ Parti olarak projelerimizi oluşturuyoruz. Geçtiğimiz hafta Tekirdağ'daydık. Bu ilimizde ne sanayi ne de tarım kalmış. İcra daireleri dolup taşmış. Milletimiz aç kalmamak için mücadele ediyor. Bu AK Parti iktidarı Türkiye'yi artık yönetemiyor demek. Bu iktidar artık bu büyük millete sırtını dönmüş demektir.

SAĞLIK BAKANLIĞI'NA ÇAĞRI

Sağlık sistemimiz iktidarın basiretsiz politikaları sebebiyle gittikçe derinleşen krizde sürükleniyor. Sayın Erdoğan, baş ekonomist...Her bir konuda bilgi sahibi. Bilmediği ne var? Ben de şükrediyorum Allah'tan her şeyi bilmiyorum. Her şeyi bilen bu arkadaşımız sağlık konusunda da uzman oldu. İlk işi doktorları kovmak oldu. Bu krizin izleri de sokaklardan anlaşılıyor. Vatandaşlar yanımıza geliyor. 'Nerede bu devlet?' diyor. Hastanelerden randevu alamadıklarını, ilaçlarına ulaşamadıklarını söylüyor. Sağlıkta yaşanan sorunlar zincirleme şekilde ilerliyor. Randevu alabilenler birbirlerini tebrik eder hale gelmişler. Artık randevu kuyrukları var. Randevu açılacağının garantisi de yok. Her gün alarm kurup saat 16.00'da sisteme girmeleri gerekiyor. AK Parti iktidarı yine sorunu çözmek yerine sorunun şeklini değiştirmeyi seçiyor. Merkezi Hekim Randevu Sistemi'nde alınamayan randevular sorunun sadece görünen yüzü. İkinci halka ise doktor yetersizliği. Ülkemizde 100 bin kişiye 195 hekim düşüyor. Almanya'da ise 100 bin kişiye 400 hekim düşüyor. Bay Kriz'e göre 'giderlerse gitsinler.' Bugün ülkemizde bir hastanın muayene süresi 5 dakika. Musluk tamiri 10 dakika, araç muayenesi 45 dakika ama hasta muayenesi sadece 5 dakika. İktidarın gözünde milletimizin araba lastiği kadar değeri yok. Hekimlerin günde 90dan fazla hasta bakmasını beklemek en büyük kötülüktür. Sağlık Bakanlığı'na çağrıda bulunmak istiyorum. Gelin, bilimsel gereklere uygun olarak DSÖ'nün de uygun gördüğü çerçevede gerekli önlemleri alın.

Muayene olduktan sonra da karşımıza ilaç yokluğu çıkıyor. Türkiye'de ilaç erişilebilirliği oranı yüzde 12.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.