Kürt Dili Platformu'nun önceliği dil bilincinin sağlanması

Kürtçenin eğitim dili ve resmi dil olması talebiyle bir araya gelen 9 Kürt partisinin oluşturduğu Kürt Dili Platformu’nun yürüteceği çalışmaların merkezinde “dil bilincinin oluşturulması” yer alacak.

Kürt Dili Platformu'nun önceliği dil bilincinin sağlanması
12 Kasım 2018 Pazartesi 10:04

Kürtçeye dönük asimilasyon politikalarına karşı yakın zamanda bir araya gelen Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Özgürlük ve Sosyalizm Partisi (ÖSP), Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK), Kürdistan Demokrat Partisi- Bakur (KDP-B), Kürdistan Demokrat Partisi-Türkiye (KDP-T), Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), İnsan ve Özgürlük Partisi ile Azadi İnisiyatifi’nden oluşan 9 Kürt partisi, “Kürt Dili Platformu” oluşturup, bir de kampanya başlattı. 

"Bugün anadilimiz, yarın milletimiz" sloganıyla başlatılan kampanya kapsamında Diyarbakır’da geçtiğimiz hafta sonucu iki gün süren Kürt Dili Çalıştayı yapıldı.

Oluşturulan Platform’da yar alan siyasi partilerin liderleri, yazarlar, dil bilimcileri ve HDP milletvekilleri, düzenlenen çalıştay sonucunda ilk somut kararlaşmalarına giderek 3 çalışma grubu kurdu. Bu gruplar, “kamuoyu oluşturmak”, “hükümete talepleri iletmek” ve “uluslararası sözleşmelere dayalı olarak çalışma yürütmek” üzere görev paylaşımına gitti.

‘ÖNCELİK KÜRTÇENİN EĞİTİM DİLİ OLMASI’

Kürt Dili Platformun’da yer alan isimlerden Dil Bilimci Mülkiye Birtane, yapılması planlanan çalışmaların çok yönlü olarak ele alınacağını ve bugüne kadar denenip, sonuç alınmış bir yöntem olarak dil atölyelerinin kurulacağını belirtti. Birtane, çalışmaların süreklilik konularının dil eksenli olacağını kaydetti. 

Kürtçenin her geçen gün kamusal alanda konuşulmasının azalmasına da değinen Birtane, bunun devletin uzun yıllara dayalı Kürt halkına yönelik dejenerasyon, entegrasyon ve asimilasyon politikalarından kaynaklı olduğunu, burada sadece Kürt halkının suçlanmaması gerektiğini ifade etti. 

‘Kürtçenin nasıl yaşamsal kılınacağı?’ sorusuyla ile karşı karşıya olduklarını da belirten Birtane, “Devleti demokratikleştirmeden bulunacağımız her talep havada kalır. Ama burada biz kendimiz ancak bir şeyler yapabilirsiniz. İlk önceliğimiz Kürtçenin eğitim dili olması. Bunu da sadece Kürtler için istemiyoruz. Türkiye’de yaşayan tüm halkların bu hakkı vardır” dedi.

AKTAR: TÜRKİYE ANLAŞMALARA UYMAK ZORUNDA’

Platform, Kürt dili üzerindeki baskıları “İnsan Hakkı İhlali”, “Azınlık Hakkı İhlali” ve “Çocuk Hakları Sözleşmesinin İhlali” başlıkları altında Birleşmiş Milletler (BM) gündemine de taşıyacak. BM Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) daha önce Kürtçenin Kırmanckî (Zazaca) lehçesini “Tehlike Altındaki Diller Atlası"na almasından hareketle UNESCO’nun bir bütünen Kürtçe için harekete geçirilmesi hedefleniyor. 

Buna ilişkin konuşan Avukat Mehmet Emin Aktar, grupların yürütecekleri çalışmaların odağını, Kürtçeye statü kazandırılmasının oluşturacağını söyledi. Aktar, hukuki boyuttaki girişimlerinin nasıl olacağını ise, şu sözlerle dile getirdi: “Türkiye’nin taraf olduğu anlaşmalar var. Türkiye bu anlaşmalara bağlı ve anlaşmadaki maddelere uymak zorundadır. Çocuk Hakları Sözleşmesi, milli haklar, azınlık hakları, UNESCO var. Kampanya konuyu gündeme getirme ve hukuki mücadele şeklinde yürüyecek. Başvuru yapacağımız yerler Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi olacaktır. Bu mekanizmaları devreye koyacağız. Burada Türkiye’nin, Kürtlerin en doğal hakları olan anadilde eğitim hakkını kullanması için gerekli olan şartları yerine getirmesinin önünü açacaktır.” 

Yürütülecek bu çalışmalarla Kürtçenin kamusal alanda yaygınlaşmasının önündeki engelleri yıkacaklarını belirten Aktar, tüm Kürtlerin de anadilleriyle konuşması, okuması ve yazması gerektiğini kaydetti.

‘KÜRTÇE KÜRT AYDINININ KIRMIZI ÇİZGİSİ OLMALI’

Kürtçe üzerinde devam eden asimilasyon politikalarına karşı biraraya geldiklerinin altını çizen PDK-T Sözcüsü Şerefhan Cizirî de, "Uluslar, anadilleriyle kimlik kazanır. Biz dilimizi kaybedersek, ulusumuzu da kaybederiz" uyarısında bulundu.

Cizirî, yine Kürtçenin Kürt aydınları için ‘kırmızı çizgi’ olması gerektiğini vurgulayarak, “Kürtçe yazma ve konuşma her Kürt aydının üzerindeki sorumluluktur” dedi. Cizirî, yürütecekleri çalışmaların ileride Kürtçe eğitim verecek bir üniversitesinin kurulmasının alt yapısını oluşturabileceğini de kaydetti.

‘ASİMİLASYON OTOASİMİLASYONA EVRİLDİ’

Çalıştayın bir yol haritası belirlemek için düzenlendiğini dile getiren Kürt yazar Ahmet Kanî ise, yürütülecek uluslararası çalışma grubunda yer aldığını paylaştı. Kanî, çalışmaları kapsamında Kürtçe için Avrupa Konseyi’ne (AK) başvuracaklarını aktardı. 

Kürtçe yazdığı için artık çok sayıda Kürt yazarın bugüne kadar hedef alındığını ve tutuklandığını anımsatan Kanî, Kürtçe üzerinde devam eden azılı asimilasyon politikalarının bugün oto-asimilasyona evrildiği uyarısında bulunup, bu durumla mücadele edeceklerini belirtti.

DİL BİLİNCİNİN OLUŞMASI KÜRT YAZARLARIN GÖREVİ’

Anadilin önemini, “Dil insanın var oluşudur, bir milletin var oluşudur” sözleriyle tanımlayan Kürt Yazar İrfan Babaoğlu da, Kürt halkında dil bilinci oluşturulması sorumluluğunun tüm Kürt yazarların görevi olduğunu ifade etti.

Bu güne kadar ki çalışmaların yeterli olmadığına işaret eden Babaoğlu, Kürtçenin eğitim dili olmasının şart olduğunu vurguladı. Dilin önündeki engellerin kaldırılması için Türkiye’nin asimilasyon politikalarının uluslararası alanda teşhir edilmesi gerektiğini söyleyen Babaoğlu, dilin önündeki yasakların kalkması halinde bir sonraki adımın anadilde eğitim olacağını belirtti. 

MA / Lezgin Akdeniz


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.