Demirtaş ve tutsakların eserine sahip çıkmak faşizm politikalarının iflasına katkıdır


Ahmet Yıldırım

Ahmet Yıldırım

22 Ocak 2020, 10:21

Asurlulardaki ilk Zindanlardan bu yana, Cezaevleri zalimlerin zulmüne karşı itiraz eden ve direnenlerin, zorbalığa karşı hakikati savunanların uğrak yeri olmuştur. Aslında siyasi amaçla ve unutmak/unutturmak için kurulmuş zindanlar ve mahpusluk durumları, egemenlerin/zorbaların düşünce, ifade, söz ve siyaset karşısında aciz kalma ve yenilme durumunu ifade eder. Beden esir alınır, ancak düşünce ve mücadele azmi çoğunlukla kırılamaz. Hatta daha çok bilenme ve sahip çıkma güdüsü gelişir.

Tarihsel süreç içerisinde en ihtişamlı direnişler, en görkemli mücadeleler, en değerli eserler; baskının, zulmün ve zorbalığın zirveye ulaştığı dönemlerde açığa çıkmıştır. Aslında bütün kutsal kitaplar da zorbalığa karşı direnişin değerini anlatır. Tarihin iki yüzü vardır; bir tarafı kara sayfa, diğer tarafı bembeyaz sayfadır. Bu kara sayfalara zalimler, beyaz sayfalara da buna zalimlerin zulmü karşısındaki direnenler yazılır. Firavun’a karşı Musa’nın, Nemrud’a karşı İbrahim’in, Roma’ya karşı İsa’nın Ebu Leheb ve Ebu Cehil’e karşı Muhammed’in, Muaviye’ye karşı Ali’nin, 12 Eylül faşizmine karşı mazlumun direnişi tarihsel direnişlerin birkaçıdır. Türkiye’de Cumhuriyet tarihi boyunca red, inkar ve asimilasyona karşı açığa çıkmış direnişler gibi, bugün de despotizme karşı bedel ödemekten geri durmayıp direnerek üreten Selahattin Demirtaş ve arkadaşları tarihe not düşmektedirler.

Bu yönüyle, Selahattin Demirtaş’ın Cezaevi süreci, bir parantez açmayı fazlasıyla hak etmektedir.

Aslında cezaevleri düşünsel yoğunlaşma mekanları olarak siyasetçiler için daha öte imkanlarda sunabilir. Toplumsal yaşam ve aktif siyaset içerisinde iken bu gibi yoğunlaşmalar için çok ciddi zaman sıkıntısı çekilebilmektedir. Bu yüzden ötelenen/ertelenen derinlikli okumalar ve yazmalar için cezaevleri bir fırsata dönüşebildiği gibi, derinliklerde gizli kalmış potansiyel yeteneklerin de açığa çıkmasını sağlar. Bu durumu 4 Kasım siyasi darbesinden sonra rehin alınan HDP’li siyasetçilerin pratikleri ve eserlerinden görebilmek zor değil. Bu süre içerisinde hücresini adeta bir sanat ve edebiyat atölyesine dönüştüren Selahattin Demirtaş yaratıcılık ve üretkenliğin en iyi örneğini sergiledi. Selahattin Demirtaş tutuklu olduğu yaklaşık 3.5 yıllık süre içerisinde bedenen hapis edilmiş olabilir, ancak O düşüncede, yürekte ve ruhta büyük bir aydınlanma ve özgürlük yaşamaktadır. Bu süre içerisinde şiirden öykü ve romana, resimden besteye varıncaya kadar büyük beğeni ve takdir toplayan edebi, kültürel ve sanatsal eserler vermesi nasıl bir entellektüel dönüşüm ve aydınlanma yaşadığını göstermektedir. Her biri gündem yaratan eserleri bedensel tutsaklığına rağmen, düşünsel bir devrimi yaşadığını göstermektedir. Arkadaşlarıyla birlikte hapsedilme durumunu, kabullenen değil sorgulayan, yargılanan değil yargılayan, basit savunmalar içerisine giren değil tarihsel bir duruşla hakikati savunan bir tutum takınmıştır. Karşısında direndikleri sisteme karşı insanlık ve hakikat yolculuğuna soyunmuşlardır. Selahattin Başkan tüm bunların yanısıra düşünsel yoğunlaşmalarla derinlikli felsefik okumalar yapmış, deyim yerindeyse kendi entelektüel devrimini yaşamıştır. Bu düşünsel yoğunlaşmalar sonucunda biri Bugün okuyucularıyla buluşacak olan “Leylan” romanı olmak üzere edebiyata, sanata ve kültürel katkılar sunan bir üretim içerisine girmiştir.

Bu üretimler sadece zaman bolluğundan yazılmış eserler olarak ele alınamaz. Sadece kitapların satış sayılarına indirgenemez. Bu kitaplara dönük yüksek beğeni sadece yakın mücadele arkadaşları olarak bizlerin subjektif değerlendirmesi değil, bu alandaki yetkin otoritelerin de ilgi ve takdirlerine de mazhar olması dikkatlerden kaçmamaktadır.

Kendisi ile görüşen Avukatlarına ve siyasetçilere zamanın kendisine yetmediğini ifade ederek, aslında kendisini tutuklayan politikaları boşa çıkarmayı başarmıştır. Son günlerde İktidar yetkilileri tarafından bu eserlerin toplumda karşılık bulmasına dönük rahatsızlıkların dile getirilmesi, tam bir aciziyet ve bir yönüyle de rehin olma politikalarından duyulan pişmanlığın da ifadesidir.

İşte bedenen zindanda tutulmasına rağmen düşüncede ve yürekte özgür kalabilmenin ve yaşamanın tam da bu olduğunu ifade etmek gerekir. Buradan bakıldığında, başta Selahattin Demirtaş olmak üzere siyasi tutsaklara, direnişlerine ve eserlerine dönük sahiplenme, kişisel olmanın ötesinde; bir direniş sürecine sahip çıkma ve faşizm politikalarının iflasını hızlandırma sürecine katkı sunma anlamına gelecektir. Bu ülkenin ve insanlarının bu faşizmi sonlandırma sürecini fazlasıyla hak ettiği herhalde herkesin ortak duygusu olsa gerek...

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ferman Erenuluğ - 2 ay önce
Tebrikler...
Avatar
Ali Fesli - 2 ay önce
Önce elinize sağlık.
Selahattin başkan ezber bozan, siyasete ve politikaya;bu duruşuyla bir tarz getirmiştir.
Ayrıca karizmatik ve sempatik oluşu Kürt,Türk ve uluslararası kamuoyununda büyük desteğini almıştır.
Özgürlüğüne kavuştuğunda bu daha da belirgin görülecektir...
Avatar
Ahmet Can - 2 ay önce
Duruş Haber Hoş Geldiniz Harika bir yazı olmuş başarılarınızın devamını dilerim
Avatar
İsako33 - 2 ay önce
Siyasi tutsaklar onurumuzdur
Avatar
Melik Gürhan - 2 ay önce
Yüreğine sağlık ömrüne ömür versin Allah zalimin zulmü varsa mazlumun da Allah'ı var her karanlık gecenin ardından da mutlaka güneş doğacak aydınlık güneşli günler göreceğiz sayın selahattin demirtas yüreğimiz hep seninle..
Avatar
Serhêt İdır - 2 ay önce
Her kışın sonu bahardır aydınlıktır, bu halk er yada geç siyasetçilerine sahip çıkacaktır.
Avatar
Resul Sekman - 2 ay önce
Baskan perspektifine hayran
Avatar
Ercan YILDIRIM - 2 ay önce
Çok güzel ağzınıza ve yüreğinize sağlık yazılarınızı yeni farkettim artık sizinleyim