Duruş Haber

Emekli pilot: 'Terör' maskesi altında bütün hukuksuzluklar meşru gösteriliyor

YAŞAM

Emekli pilot: 'Terör' maskesi altında bütün hukuksuzluklar meşru gösteriliyor

“İktidarın ‘terörist’ olarak gösterdiği herkesi ‘terörist’ kabul etmek zorunda değiliz” diyen emekli pilot Bahadır Altan, “Kürt meselesini eşitlik ve adalet içinde çözmüş, komşularıyla barış içinde ilişkiler kurmuş, demokratik bir Türkiye nasıl olurdu?” diye sordu. 

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), Irak Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik kara ve hava operasyonları devam ediyor. TSK’ye ait savaş uçaklarının 27 Haziran’da Kandil’in Kortek Dağı’nda bulunan Berd Kuran köyünde sivillere ait iki aracı bombalaması sonucu 3 sivil yaşamını yitirdi, 5 sivil de yaralandı. Barış aktivisti emekli pilot Bahadır Altan, Türkiye’nin hava saldırılarını ve Kürtlerin hedef alınmasını değerlendirdi.
‘ÖLDÜRDÜĞÜ HERKESİ TERÖRİST İLAN EDİYOR’
Askeri olarak hava sahasına yaklaşan bir savaş uçağının dost ya da düşman olup olmadığını anlamanın mümkün olduğunu ifade eden Altan, ancak bir aracın içerisinde sivillerin olup olmadığını bilmenin mümkün olmadığını söyledi. Türkiye’nin bu konuda kolay yolu seçtiğini dile getiren Altan, “Türkiye ne yazık ki öldürdüğü herkesi ‘terörist’ ilan ediyor. Bu konuda işleyen bir hukuk, bir yaptırım da söz konusu olmadığından, rahatlık buradan geliyor. Türk uçakları veya topçusunun bırakın ülke dışında olmasını, ülke içinde de attığı bombalar sonucu öldürülen köylüler, çobanlar var. Örneğin Ceylan Önkol adında bir çocuk evinin yakınında havan topuyla parçalandı. Roboski’de çoğu çocuk yaşta 34 insanın üzerine bombalar yağdırıldı. Yani Türkiye yöre halkının tümünü terörist kabul ederek, son derece rahat silah kullanıyor ve öldürdüğü herkesi terörist ilan ediyor. Sivil ölümlerin sorumluları cezasız kalıyor. Maalesef Türkiye’ye bu rahatlığı sağlayan ülke içinde susturulan bir basın ve uluslararası duyarsız bir ortam var” diye belirtti.
‘LİBYA’DA BİLE DÜŞMANLARIMIZ VAR’
Türkiye’nin Irak, Suriye ve Ortadoğu’da bulunan bütün komşularıyla çatışma halinde olduğunu söyleyen Altan, “AKP, iktidarını sürdürebilmenin yöntemini her yönde iç ve dış ‘çatışma’ olarak benimsemiş durumdadır. İç kamuoyuna sürekli düşmanlarla savaşmak zorunda olduğumuz ve bunun için tek iktidarın yanında olmamız gerektiği gibi bir ortam hazırlıyor. Buralardaki gerginlik yetmediğinde batıda Yunanistan’la, ABD’yle, Rusya’yla gerginliğe giriyor. İşte en son Libya'da bile ‘düşmanlarımız’ var. Bütün komşularıyla, dünyayla kavgalı bir ülke, ister istemez kaynaklarını silahlanmaya ayırmak durumunda kalıyor” diye konuştu.
‘NEREYİ BOMBALAYACAKSINIZ?’
“Böyle bir ortamda hiç kimse bu S-400’ler meselesinde veya F-35 savaş uçakları meselesinde neden ihtiyaç duyulduğunu, neden satın almamız gerektiğini sorgulamıyor” diyen Altan, konuşmasına şöyle devam etti: “Bugüne kadar Türkiye’ye yönelik bir hava saldırısı veya uzun menzilli bir füze saldırısı gibi bir durumla karşılaştı mı diye sormuyor. Tabi bu olmayacak anlamına gelmez ama Türkiye’nin acil ihtiyaçları nedir diye bakılıp buna göre bir sıralamanın olması gerekir. Örneğin S-400’ler bir ihtiyaçtan çok bir bedel olarak Rusya’dan alınıyor. Yani düşürülen Rus uçağının, yine Ankara’da öldürülen Rus büyükelçinin diyeti olarak alınıyor. Parası fakir fukaradan çıkıyor. Bu füzeler örneğin Rus yapımı uçaklara karşı kullanılabilir mi? Kimse bunu sorgulamıyor. Yine F-35 uçağına ihtiyacımız var mı? Radara yakalanmadan uzak menzillere gidip nereyi bombalayacaksınız? Bu soruların en azından muhalefet tarafından iktidara sorulması, kamuoyunda tartışılması gerekmez mi? Esas eksiklik de burada, muhalefet bırakın bunları sormayı AKP bugün uçak gemisi alıyorum dese, neden diye sormadan neredeyse ‘milli dava’ diye alkışlayacaklar.”
‘TÜRKİYE’NİN SURİYE’DE NE İŞİ VAR DEMİYOR’
Alınan silahların iktidar tarafından büyük bir ihtiyaçmış gibi sunulduğunu belirten Altan, bunun doğru olmadığını söyledi. Muhalefet partilerinin bunu sorgulaması gerektiğini ifade eden Altan, “Bunu sormadığımız için Irak’ta ya da Suriye’de sürekli bir çatışma halini, asker cenazelerini kamuoyu kanıksamaya başladı. Örneğin geçtiğimiz günlerde İdlib’de Suriye topçu ateşiyle bir asker yaşamını yitirdi. Bunu haberleştiren haber kanalları ve gazeteleri ‘Suriye İdlib’deki TSK kuvvetlerine ait gözlem noktalarına saldırdı’ diye veriyor. Kimse Türkiye’nin Suriye’de, İdlib’de ne işi var, diye sormuyor. ‘Türkiye’nin İdlib’de gözlem noktası kurmaya hakkı var mı?’ diye sormuyor. Bunu ‘Çukurca’da Irak silahlı kuvvetlerine ait gözlem noktası Türk topçusu tarafından vuruldu’ şeklinde ya da ‘Edirne’deki Yunan gözlemci noktası’ şeklinde düşünürsek, işin ne kadar garip olduğu ve uluslararası hukuka aykırılığı o zaman anlaşılabilir. Türkiye’de başka bir ülkenin silahlı kuvvetleri gözlem kulesi inşa etmesi mümkün mü?” diye konuştu.
‘ULUSLARARASI HUKUKA AYKIRI’
“Türkiye’nin ‘Ben istediğim yere istediğim şekilde girip çıkarım’ şeklinde hareket etme, asker ve sivil ayrımı olmayan yerlere hava saldırısı düzenleme hakkı yoktur” diyen Altan, şöyle devam etti: “Bu son derece yanlış ve uluslararası hukuka aykırıdır. Bir terör saldırısına karşı bile müdahalenin kuralları vardır. Biri sizin ülkenize girip size zarar verdi ve kaçıyorsa ‘sıcak takip’ amacıyla başka bir ülkenin sınırlarını ihlal edebilirsiniz elbette. Ancak böyle bir şey yoksa siz başka bir ülkenin hava sahasını ihlal ederek gidip orayı istediğiniz gibi bombalayamazsınız. İsrail de bu şekilde komşularını, Suriye'yi, İran'ı hedef aldığında, Gazze'yi yine ‘terör’ bahanesiyle bombaladığında nasıl karşı çıkılıyorsa, buna da Irak devleti başta olmak üzere bütün bölge ülkelerinin karşı çıkması lazım. Bir başka açıdan da bakarsak silahları kullanım konsepti açısından dünyanın hiçbir yerinde bir veya birkaç insana karşı hava kuvveti kullanılmaz. Örneğin dünyanın en büyük en zengin ülkeleri bile bir gerillaya karşı üç-dört uçak kaldırıp bir-iki tane gerilla öldürdüm tarzında bir haber yapmaz. ABD o kadar zengin olmasına rağmen örneğin Afganistan'da bir Taliban gerillasına karşı bir veya birkaç uçak gibi bir oranda silah kullanmamıştır. Bu Hava Kuvvetlerinin kullanım konseptine de aykırı ve çok büyük maliyetler getirmektedir. Bir F-16’nın bomba yüklü olarak bir saatlik uçuşu yaklaşık 250 bin dolara mal oluyor. İç kamuoyu ve muhalefet partileri de bunları sormalı” ifadelerini kullandı.
‘TÜRKİYE TÜMÜYLE KÜRTLERİ HEDEF ALDI’
Türkiye’nin hem güneyde hem de kuzeyde Kürtlerin tamamını hedef aldığını vurgulayan Altan, “Bu halkın tamamını 2’nci Dünya Savaşı’ndaki Yahudilere uygulanan soykırıma uğratsanız da Kürt meselesini bu yöntemlerle çözemezsiniz, bitiremezsiniz. Bunun kamuoyu tarafından bilinmesi lazım. Basın bunları sormalı. Örneğin İçişleri Bakanı daha sonbaharda ‘Dağda 700 civarında terörist kaldı’ demişti. Bugün ‘Son 6 ayda etkisiz hale getirilen terörist sayısını 650 civarında’ diyor. Yani o zaman sadece 50 kişi kalmış demektir. Neden o zaman bu kadar büyük çapta harekatlara gerek duyuluyor? Kamuoyu bunların cevabını aramalıdır” dedi.
‘ARTIK BARIŞI KONUŞMAK GEREK’
Altan, son olarak şunları dile getirdi: “Suriye'de ‘terörist’ diye sunulan insanlar o yörenin, o ülkenin insanlarıdır. Sadece kendi hayatlarını korumak için oranın koşullarına göre örgütlenmeleri son derece doğal. Örneğin Suriye’de IŞİD’e karşı bu insanlar ne yapacaktı? Kürdü, Arabı, Süryanisi bir araya gelip silahlanarak canlarını savundular. Kime, hangi ülkeye karşı bir terörist saldırıda bulundular? IŞİD onları katlederken kim yardımlarına koştu? Türkiye mi, Suriye rejimi mi? İnsanlar bunu sorgulamadan iktidarın ‘terörist’ olarak gösterdiği herkesi ‘terörist’ kabul etmek zorunda değildir. Bir ‘terör’ maskesi altında bütün hukuksuzluklar meşruymuş gibi gösteriliyor ve böyle algılatılıyor. Bunlar doğru değil. Bunun yeniden sorgulanması değerlendirilmesi gerek. Yanlıştan artık dönülüp, barışı konuşmak gerek. Bir düşünün, Kürt meselesini eşitlik ve adalet içinde çözmüş, komşularıyla barış içinde ilişkiler kurmuş, demokratik bir Türkiye nasıl olurdu? Yine ekonomik sorunlar olurdu kuşkusuz ama her şey asıl o zaman çok güzel olurdu. Enflasyonun, hayat pahalılığının asıl kaynağı bu kirli savaşa, bu kardeş kavgasına harcanan kaynaklardır. En büyük gariplik artık bir avuç barış anası dışında kimsenin buna, barışa vurgu yapmamasıdır.”
MA / Ferhat Çelik
Yorum yapabilmek için lütfen sitemizden üye girişi yapınız!
Sıradaki Haber
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.