<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:yandex="http://news.yandex.ru"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
>
	<channel>
	<title>Duruş Haber - Son Dakika Haberler</title>
	<link>https://www.durushaber.com.tr/</link>
	<description>Haber ve son dakika haberleri, güncel haberler, magazin, ekonomi ve spor gelişmeler, yerel ve dünya haberleri Duruş Haber&amp;#039;de.</description>
	<image>
		<title>Duruş Haber - Son Dakika Haberler</title>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/</link>
		<url>https://www.durushaber.com.tr/images/banner/duruslogo.png</url>
	</image>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/kilicdaroglu-gercekten-fon-skandalinin-uzerine-gitmek-istiyorsaniz-h108409.html</link>
		<title>Kılıçdaroğlu: Gerçekten fon skandalının üzerine gitmek istiyorsanız, önce gazetecilerin önünden çekilin</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, erişim engeli kararlarına tepki gösterdi: “Eğer gerçekten bu fon skandalının üzerine gitmek istiyorsanız, önce gazetecilerin önünden çekilin. Haberleri engellemeyin. Gazetecileri susturmayın. Hesapları kapatmayın.“]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kılıçdaroğlu X’ten şunları dedi:</p>

<p>“Türkiye’de artık her gün yüzlerce sosyal medya hesabına, habere ve internet sitesine erişim engeli getiriliyor.</p>

<p>Sadece son birkaç haftada, 30 yıllık Evrensel Gazetesi’nin hesabı engellendi.</p>

<p>Kısa Dalga’nın hesabı engellendi. Uluslararası Af Örgütü’nün hesabı engellendi. Ali İsmail Korkmaz Vakfı’nın hesabı engellendi. Özgür-Der Genel Başkanı Rıdvan Kaya’nın hesabı engellendi. Kırmızı Kedi Yayınevi’nin kurucusu Haluk Hepkon’un hesabı engellendi.</p>

<p>Ve daha trajikomik olanı; yıllardır Türkiye’deki erişim engellerini takip eden Prof. Dr. Yaman Akdeniz’in hesabı bile erişime engellendi. Son olarak da yine bulunan anlamsız bir gerekçeyle, Türkiye’nin en büyük internet haber sitelerinden T24 toptan kapatıldı.</p>

<p>Erişim engeli artık istisnai bir hukuki tedbir olmaktan çıktı. Son günlerde ise bu sansür mekanizmasının özellikle bir konuda çalıştırıldığını görüyoruz: Fon skandalı.</p>

<p>Yüz binlerce vatandaşın parasını ilgilendiren, milyarlarca liralık bir skandaldan söz ediyoruz. Bu skandaldan sadece muhalifler rahatsız değil. AK Parti’ye oy veren vatandaşlarımız da rahatsız. Çünkü burada ideoloji yok.</p>

<p>Burada insanların alın teriyle biriktirdiği para var. Kimler kazandı? Kimler önceden biliyordu? Kimlerin siyasi ve bürokratik bağlantıları vardı? Kimler denetlemekle görevliydi? Kimler görevini yapmadı? Bunları sormak suç değildir. Bunları araştırmak gazetecinin görevidir.</p>

<p>Eğer gerçekten bu fon skandalının üzerine gitmek istiyorsanız, önce gazetecilerin önünden çekilin. Haberleri engellemeyin. Gazetecileri susturmayın. Hesapları kapatmayın.</p>

<p>Çünkü bugün bu erişim engelleri yalnızca basın özgürlüğünün önünde bir engel değildir. Bu soruşturmanın önünde de bir engeldir.</p>

<p>Şimdi iktidara açıkça soruyorum:</p>

<p>Siz gerçekten bu fon skandalının bütün bağlantılarının ortaya çıkmasını istiyor musunuz, istemiyor musunuz?</p>

<p>Kim kazandı? Kim önceden biliyordu? Kim, hangi fonlardan milyonlar, milyarlar kazandı? Kimlerin siyasi bağlantıları vardı? Kimlerin bürokraside akrabaları, yakınları vardı?</p>

<p>Kimler, bunları denetlemekle görevliyken görmedi? Bütün bunların ortaya çıkmasını istiyor musunuz, istemiyor musunuz? İstiyorsanız, gazetecilerin önünden çekileceksiniz.</p>

<p>Bu ülkenin interneti, kendisi hakkında çıkan haberleri kapatabileceği özel bir vana değildir. İnternetin vanasının başında oturanlara sesleniyorum:</p>

<p>Ne yaptığınızı, niye yaptığınızı görüyorum ve biliyorum.</p>

<p>Çekin elinizi oradan.</p>

<p>Suçlarınızı böyle kapatamazsınız.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 23:08:05 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/kilicdaroglu-gercekten-fon-skandalinin-uzerine-gitmek-istiyorsaniz-h108409.html">Kılıçdaroğlu: Gerçekten fon skandalının üzerine gitmek istiyorsanız, önce gazetecilerin önünden çekilin</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/erdogan-milletin-malina-el-uzatanlarin-yaptiklari-yanlarina-asla-h108408.html</link>
		<title>Erdoğan: Milletin malına el uzatanların yaptıkları yanlarına asla kar kalmayacak</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan “İster belediyelerde, ister sermaye piyasalarında olsun, milletin malına el uzatanların yaptıkları yanlarına asla kar kalmayacak” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı almıştı. Fonlardan bazıları temerrüde (borcu ödeyememe durumu) düşmüştü. Mağdur yaklaşık 500 bin yatırımcı parasını alabilmek için çözüm bekliyor.</p>

<p>Erdoğan, Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali’nde (TEKNOFEST) fon kriziyle ilgili şunları dedi:</p>

<p>*Birinci öncelik Türkiye ekonomisine zarar gelmesin, ikinci önceliğimiz her kim haksız kazanç elde etmişse bunun hesabını adalete versin.</p>

<p>*Kimsenin hakkını kimseye yedirmeden adalet ve hakkaniyet zemininde sorunun süratle çözülmesi için çalışıyoruz.</p>

<p>*Devlet Denetleme Kurulu (DDK), Adalet Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, diğer kurumlarla her türlü adımı atıyoruz. Fon Koordinasyon Kurulumuz süreci yönetiyor.</p>

<p>*Kendi pisliklerini örtmek adına Türkiye’nin iktisadi güvenliğine sabotaj düzenleyenlerin hevesleri kursaklarında kalacaktır. Milletimiz bize güvensin.</p>

<p>*İster belediyelerde, ister sermaye piyasalarında olsun, milletin malınan el uzatanların yaptıkları yanlarına asla kar kalmayacak.</p>

<p>*Türkiye ekonomisi, bu sorunun üstesinden gelecek kapasitededir. Türk sermaye piyasaları yoluna çok daha güçlenerek devam edecektir.</p>

<p>Fon soruşturması</p>

<p>SPK, 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı aldı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu fonların bazılarının temerrüde (borcu ödeyememe durumu) düştüğünü açıkladı.</p>

<p>Alım-satıma kapatılan fonlar, TERA, PUSULA, HEDEF, ATLAS, A1, PARDUS ve BULLS PORTFÖY şirketlerine ait.</p>

<p>İş Bankası ve Ziraat Bankası’nca yürütülecek tasfiye sürecinin altı ay süreceği açıklandı.</p>

<p>25 Eylül’e gelindiğinde İstanbul başsavcılığınca yürütülen soruşturmada toplam tutuklu sayısı 51, adli kontrolle bırakılanların sayısı yediydi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, 12 kişinin de arandığını duyurdu.</p>

<p>26 Eylül’de eski aile bakanı ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın bir fon üzerinden 21 kat, eşinin sekiz kat kar ettiği, çiftin bu ay başında, toplam 2 milyar 170 milyon lira çektiği öne sürüldü. Kaya suçlamaları yanıtsız bırakıp görevlerinden istifa etmekle yetindi.</p>

<p>Yine 26 Eylül’de Gürlek 1 Temmuz-16 Eylül tarihlerinde fonlardan para çıkışlarının en yüksek tutardan başlamak üzere incelendiğini, 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığının dondurulduğunu, 37 şüphelinin de yurt dışına çıkışının yasaklandığını söyledi.</p>

<p>27 Eylül’de yurt dışı çıkış yasağı getirilen Tera Portföy CEO’su Emir Münir Sarpyener ve Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel gözaltına alındı.</p>

<p>27 Eylül’de Gürlek, 1 Temmuz-16 Eylül’de fonlardan para çıkışlarının en yüksek tutardan başlamak üzere incelendiğini, 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığının dondurulduğunu, 37 şüphelinin de yurt dışına çıkışının yasaklandığını söyledi.</p>

<p>24 saat geçmeden 28 Eylül’de 45 şirket ve 19 fona yönelik tedbirler kaldırıldı.</p>

<p>SPK, 17 Eylül’de iptal edilen yatırım fonu talimatlarının sahiplerine tasfiye bakiyesinden fondaki katılma payı sahipliği oranında ödeme yapılacağını duyurdu.</p>

<p>29 Eylül’de beş kişi daha tutuklandı, toplam tutuklu sayısı 56’ya&nbsp;yükseldi. Aynı gün Hedef Holding de borsada vadesi gelen 1 milyar 79 milyon 264 bin 813 liralık borcunu ödeyemediğini duyurdu.&nbsp;</p>

<p>İstanbul başsavcılığı, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın tüm mal varlıklarının dondurulmasına ilişkin ilgili tüm kurumlara müzekkere&nbsp;yazdı.</p>

<p>Peşinden fonların tasfiyesi için cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığında&nbsp;‘Fon Koordinasyon Kurulu’&nbsp;oluşturulduğu açıklandı.</p>

<p>30 Eylül’de 34 kişi hakkında daha gözaltı kararı çıkarıldı; böylece soruşturmada şüpheli sayısı 217’ye çıktı.</p>

<p>Aynı gün soruşturmada ifadesi alınan AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve mal varlığına tedbir kararı verildi. Tedbir kararı saatler sonra kaldırıldı.</p>

<p>1 Ekim’de Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Yatırım CEO’su Emir Münir Sarpyener tutuklandı.</p>

<p>2 Ekim’de Ali Çil, İskender Balcı, İsmet Öğüt ve Adem Karatepe tutuklandı.</p>

<p>3 Ekim’de 20 kişi tutuklandı. İsimleri şöyle:&nbsp;Ali Serhat Tüzün, Ali Yöney, Alper Tunga Sagu Burak, Burak Sevindik, Fırat Kerim Ersoy, Gökhan Koçyiğit, Gürsel Akça, İdris Çakır, Jeremy Etienne Debost, Tahir Fatih Mutlu, Mücahit Acaralp, Nil Özalp, Tuncer Köklü, Yasemin Yavuz Koçyiğit, Ali Göl, Hüseyin Emre Güner, İhsan Çimen, Mesut Yalım, Osman Sungur ve Erol Demirbaş.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 19:21:55 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/erdogan-milletin-malina-el-uzatanlarin-yaptiklari-yanlarina-asla-h108408.html">Erdoğan: Milletin malına el uzatanların yaptıkları yanlarına asla kar kalmayacak</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/bahceli-turkiye-arinma-surecinden-geciyor-h108407.html</link>
		<title>Bahçeli: Türkiye arınma sürecinden geçiyor</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ‘Türkiye’nin yolsuzluk ve usulsüzlüklerin ortaya çıkarıldığı bir arınma sürecinden geçtiğini’ söyledi:

“Yolsuzluklarla uğranılan kamu zararı geri alınarak emeklimize, dar ve sabit gelirli vatandaşlarımıza verilmeli, onların refahı için harcanmalıdır.“]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Bahçeli yaptığı&nbsp;yazılı açıklamasındabelediyelerle ilgili yolsuzluk operasyonları ve fon kriziyle ilgili şunları dedi:</p>

<p>“Cumhur İttifakı olarak küresel rekabette yerimizi almaya çalışırken Türkiye, yolsuzluk ve usulsüzlüklerin ortaya çıkarıldığı bir arınma sürecinden de geçmektedir.</p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle başlayan yolsuzluk, rüşvet ve ahlaksızlıklar skandalı halka halka ülkemizin birçok yerindeki belediyelere uzanmıştır.</p>

<p>Son iki yıl içerisinde çok sayıda belediye hakkında rüşvet, irtikâp, ihaleye fesat karıştırma ve örgütlü yolsuzluk iddialarıyla soruşturmalar yürütülmektedir.</p>

<p>Dava süreçleri devam etmekte olsa da soruşturmalara konu olan iddialar, ifadeler ve kamuoyuna yansıyan açıklamalar, olayların boyutunun büyük olduğunu ve ciddi biçimde ele alınmasını gerektirecek bir tabloyu ortaya koymaktadır.</p>

<p>Esasen belediyeler, siyasi bir iktidar alanı olmaktan önce kamusal bir emanettir ve buraları yönetenlerin bu yasal ve ahlaki sorumluluğu içselleştirerek görevlerini yerine getirmeleri gerekmektedir.</p>

<p>İhale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşan her türlü çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendiren bir problem olmanın yanında ahlak ve yönetişim problemidir.</p>

<p>Bununla birlikte bu tarihi yolsuzluk skandalının mali tablosunu da kamuoyumuz merak etmektedir.</p>

<p>Yargı kararlarıyla, Sayıştay ve ilgili denetim kurumlarının tespitleriyle birlikte kamu zararının açıkça ortaya konulması, yolsuzlukların faturasının kamuoyunda paylaşılması, maşeri vicdanın rahatlatılması bakımından kaçınılmazdır.</p>

<p>Yolsuzluklarla uğranılan kamu zararı geri alınarak emeklimize, dar ve sabit gelirli vatandaşlarımıza verilmeli, onların refahı için harcanmalıdır.</p>

<p>Diğer yandan son günlerde yaşanan fon soruşturması kapsamındaki gelişmeler dar kapsamlı bir grubun kanunları ihlalle piyasayı maniple ettiği yönündedir. Devlet kurumları ve yetkili kişilerin açıklamalarından duruma vaziyet edildiği, suç işleyenlerin tespit, mağdur olanların da mağduriyetlerinin giderilmesi için yol haritasının belirlendiği, uygulamaya başlandığı anlaşılmaktadır.</p>

<p>Türkiye ekonomisinin istikrarı finansal istikrardan geçmektedir. Finans sistemi güven üzerine kuruludur. Vatandaşlarımız, özellikle küçük yatırımcılar, parasını bankaya veya sermaye piyasası araçlarına yatırırken bir finansal ürüne yatırım yapmakla birlikte finansal sisteme, bu sistemi sevk ve idare eden ve denetleyen kurumsal yapıya da duyduğu güveni ifade etmektedir.</p>

<p>Bu nedenle finansal piyasalarda yaşanan bir manipülasyon iddiasının zararı yalnızca para kaybeden yatırımcılarla sınırlı değildir. Güven kaybı, piyasaların tamamına, ilgili kurumlara ve bütünüyle ekonomiye olabilmektedir.</p>

<p>Vatandaşlarımızın yüksek enflasyon ortamında, çalışarak elde ettikleri tasarruflarının satın alma gücünü korumak arzusundadır. Bunu güvence altına alabilecek etkin bir mekanizmanın bulunup bulunmadığını sorgulaması, meseleyi ekonomik olmaktan çıkarak bir sistem ve yönetim sorununa, aynı zamanda toplumsal güven meselesine taşıyacaktır.</p>

<p>Finansal piyasalarda meşru yollarla vatandaşlarımızın tasarruflarını değerlendirmek istemesi doğaldır. Bazı yatırımcıların risk alması da kendi takdirleridir.</p>

<p>Burada esas olan söz konusu fonların idaresi sırasında finansal sistemi ve ekonomiyi istikrarsızlaştırma aynı zamanda da bilgi sızdırmak suretiyle piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanma gibi kanunsuzlukların olup olmadığıdır.</p>

<p>Kuşkusuz fon piyasası tasarruf sahiplerinin getiri aradığı bir alan olması yanında bütünüyle ekonomi piyasalarının güven ve istikrarını da yakından etkilemektedir.</p>

<p>Esasen Türkiye’de yaşanan sorunun kurallardan çok uygulamadan kaynaklanmakta olduğu anlaşılmakta, gözetim ve denetimdeki eksiklik, aksaklık ve yetersizlikler meselenin temelinde yer almaktadır.</p>

<p>Bu nedenle yatırımcının güven duyacağı bir finansal sistemi tesis edecek ve sürekli kılacak hukuki, idari ve yapısal tedbirler alınmalıdır.</p>

<p>Dikkatinizi çekmek isterim: kamuoyuna yansıyan itiraflar belediyelerde isteme ve çökme yoluyla, cebren açık bir yolsuzluk ve rüşvet çarkının söz konusu olduğunu göstermektedir.</p>

<p>Fon piyasasındaki olaylar ise yapılan maniplasyonlar saklı olmak üzere isteğe bağlı bir tasarruftur.</p>

<p>Burada yolsuzlukları yarıştırmaya, yahut birini masumlaştırmaya çalışmıyorum.</p>

<p>Bir gerçeğe dikkat çekerek, adı yeni zihniyeti eski olan siyasilere, toplumu istismar etmeye, farklı bir yere yönlendirmeye bu yolla da belediyelerinizde yapılan hukuksuzlukların üstünü örtmeye çalışmayın, bu hikayeye kimseyi inandıramazsınız demek istiyorum.</p>

<p>Türkiye, Cumhur ittifakı birlikteliğinde her sorunun üstesinden gelmeye, her fitneyi boğmaya, her ihaneti bozmaya ve Türkiye hasımlarının oyunlarını boşa çıkarmaya muktedirdir.</p>

<p>Çağrımız, siyasetin önemli meselelere, iktidar gitsin de ülke de yanarsa yansın anlayışıyla yaklaşmamasıdır.</p>

<p>Her siyasi partinin Türkiye partisi olması, herşeyden önce Türkiye demesidir.</p>

<p>Türkiye, yaşanan yolsuzluk, usulsüzlük ve kayırmacılık gibi gelişmeler karşısında toplumsal bir güven erozyonu ve çürüme tartışmalarıyla karşı karşıya bırakılmamalıdır.</p>

<p>Bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir.</p>

<p>Bu yönüyle yapısal sorun ağlarının bütüncül biçimde irdelenmesi ve bunların kalıcı çözümlerle ortadan kaldırılması iradesinin gösterilmesidir.</p>

<p>Adaleti, temel hak ve özgürlüklerin güvencesi ve devletin temeli olarak görüyoruz. Tarafsız ve bağımsız yargı ilkesinin tam anlamıyla vücut bulacağı etkin bir hukuk sistemi ile güçlü bir kurumsal kapasitenin oluşturulmasının hayati önem taşıdığına inanıyoruz.</p>

<p>Bunu mümkün kılacak düzenlemeler kadar uygulamaların da tarafsızlık ve bağımsızlık ilkeleriyle uyumlu ve güven verici olması sağlanmalıdır.</p>

<p>Devlet idaresini milletimizin bir emaneti olarak gören Milliyetçi Hareket Partisi, yolsuzluklara, rüşvete, yağmacılığa ve kayırmacılığa meydan vermemeyi; bu suçları işleyenlerin de hukuk kuralları çerçevesinde en ağır şekilde cezalandırılmasını millî bir vazife olarak görmektedir.</p>

<p>Cümle halkın emek ve alın terinin hülasası olan devlet mülkünü omuzlarda taşımak büyük bir sorumluluktur.</p>

<p>Devlet mülküne tasallut edenin adaletle terbiyesi ise devlet ahlakındadır.</p>

<p>Elbette insanın düştüğü çukur, kendi iradesinin tezahürüdür.</p>

<p>Bu iradeyi, bir değere, inanca, fikre ve zümreye bağlamak, sorunun tespitini güçleştireceği gibi yanlış teşhis üzerinden tedaviyi de işlevsiz kılabilecektir.</p>

<p>İnsan ve toplum zihniyetini belirleyen unsurların, iktisadî düşünce ve yaşayışı belirlediğini dolayısıyla zihniyet ile iktisadî düzen ve yaşayış arasında güçlü bir bağ olduğunu söyleyen merhum Prof. Dr. Sabri Ülgener; nerede ve hangi yüzyılda olursa olsun, iktisadî yaşayışın, yalnız dış verilerin bir araya gelişinden ibaret madde dünyası olmadığını, bütün o yığınların altında ve gerisinde kendine has tavır ve davranışları ile insan gerçeğinin yattığını söyler.</p>

<p>Ülgener, zihniyet ile iktisadî düzen ve yaşayış arasındaki ilişkiyi, insanı nesneleştiren ve edilgen hale getiren maddeci dünya görüşünden sıyırarak ahlak merkezli olarak tanımlar.</p>

<p>Adalet ve ahlak halkasını birbirine bağlayan ve birbiriyle açıklayan örgü zihniyet dünyasının, kültür ve medeniyet birikiminin izdüşümünü teşkil etmektedir.</p>

<p>Ahlak, hayır olanla istikamet üzere olmak; şer getirecek her türlü fikir ve fiilden kaçınmaktır.</p>

<p>Ancak hayırda birbirleriyle yarışan insanlar kadar; toplumda kötülüğü ve karanlığı yarıştıranlar da vardır ve bundan sonra da olacaktır.</p>

<p>Bizim gayemiz, güçlü bir ahlak zemininde birey, toplum ve siyaset sacayağı oluşturmak; devletin sütunlarını bu zeminden inşa etmek, adalet çatısını bu sütunlar üzerine yerleştirmektir.</p>

<p>Ahlaki temelleri çürük olan devletin adalet çatısı da çökmüş olacaktır.</p>

<p>Nitekim Kınalızade Ali Efendi’nin&nbsp;‘Daire-yi Adliyesinde’&nbsp;vurguladığı üzere;&nbsp;‘Adalet, dünyada huzurun ve kurtuluşun temelidir. Dünya bir bağ ise, duvarı devlettir.’</p>

<p>Devletin ahlakını oluşturan adalet ise her bir insanın hakkının teminat altına alınması ve gözetilmesidir.</p>

<p>Zira devletin düzen ve işleyişi hukuka bağlıdır.</p>

<p>Türkiye’nin millî yükseliş iradesiyle büyük bir siyasi kararlılığın ortaya konulduğu; ekonomik, siyasi ve diplomatik başarılarla öne çıktığı, savunma sanayisi gibi birçok alanda dünyada önemli ilerlemeler kaydettiği, aynı zamanda&nbsp;‘Terörsüz Türkiye’&nbsp;ve&nbsp;‘Terörsüz Bölge’&nbsp;hedefleri doğrultusunda atılan adımların sonuç verdiği bir dönemde, oluşan huzur ve güven iklimini sabote etmeye yönelik girişimler kabul edilemezdir.</p>

<p>Yaşananlar bir yönüyle ahlak, adalet ve güven zaafına yol açarken; diğer yandan gayrihukuki ve gayriahlaki olayların toplumun bütününe, devlet organlarının tamamına ve kurumların işleyişindeki genel duruma teşmil edilerek yönetilemeyen bir ülke imajı yaratılmasının hedeflendiği ve bu doğrultuda sosyal hareketlenmenin umulduğu dikkat çekmektedir.</p>

<p>Bütün bu gelişmeler birbirinden bağımsız adli ve siyasi olaylar olarak değerlendirilebilse de daha köklü ve yapısal sorunlarla birlikte ele alınmalıdır.</p>

<p>O sebeple her nerede ve kiminle ilgili olursa olsun; yolsuzluk, usulsüzlük, kamu malının istismarı, kuralların ihlali ve benzeri bir suç varsa, hukuk çerçevesinde suçun niteliğine, suç isnadının yöneltildiği kişinin kimliğine ve kişiliğine bakılmaksızın üzerine gidilmelidir.</p>

<p>Bu anlayış çerçevesinde; ahlak, adalet, liyakat, hakkaniyet ve hesap verebilirlik çerçevesinde ‘temiz siyaset, temiz yönetim ve müreffeh toplum’ hedefinin somut bir zihniyet ve ahlaki reform programına dönüştürülmesi sağlanmalıdır.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 19:20:31 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/bahceli-turkiye-arinma-surecinden-geciyor-h108407.html">Bahçeli: Türkiye arınma sürecinden geçiyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/sirnex-te-haci-lokman-birlik-anmasi-h108406.html</link>
		<title>Şirnex&amp;#039;te Hacı Lokman Birlik anması</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Şirnex&#039;te 3 Ekim 2015’te katledilen Hacı Lokman Birlik, 11’inci yılında ailesi ve çok sayıda kişinin katıldığı programla anıldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Şirnex’te sokağa çıkma yasağının devam ettiği 3 Ekim 2015’te katledilen ve cenazesi zırhlı araca bağlanarak sürüklenen Hacı Lokman Birlik, 11’inci yılında anıldı. Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Aileler ile Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) öncülüğünde, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Şirnex İl Örgütü binasında yapılan anmaya Birlik ailesinin yanı sıra siyasi parti ve demokratik kitle örgütü temsilcileri ile çok sayıda kişi katıldı. Anmada Birlik’in fotoğrafının konulduğu masada mumlarla “Siyabend” yazılırken, sık sık “Şehîd namirin” sloganları atıldı.</p>

<p></p>

<p>Saygı duruşuyla başlaya anmada konuşan Şirnex MEBYA-DER Eşbaşkanı Ramazan Toğurlu, yaşamını yitirenlerin anısının korunmasının büyük bir sorumluluk olduğunu belirterek, Hacı Lokman Birlik'in mücadelesine sahip çıkacaklarını belirtti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Hacı Lokman Birlik’in ağabeyi Mehmet Birlik ise çocukken annelerinden dinledikleri Siyabend ile Xecê hikâyesini anlatarak, kardeşinin “Siyabend” olarak anılmasının kendisi için taşıdığı anlama dikkati çekti. Birlik, “Siyabend, Xecê’nin elini tuttu ve Sîpan Dağı’na doğru yola çıktı. Xecê özgür bir yaşam sürmek istiyor. Bu yüzden gidip onunla dövüşüyor, ardından Sîpan Dağı’ndan aşağı düşüyor. Siyabend’in adını söylediğimde aklıma yıkıma dair bir şey geliyor. O biliyordu ki bir insanın yüreğinde zerre kadar bir korku ya da baskı olduğu sürece o insan özgürce yaşayamaz. Bu yüzden bu korkuyu kırmak, onurlu bir özgürlük ve özgür bir ülke için şehitler kervanının yoluna koyuldular. Yani şehîd olan her arkadaşımız bir Siyabend’dir” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Birlik, devamında şunları söyledi: “Binlerce Siyabend çıktı, binlerce Xecê, Lokman çıktı. Bugün &nbsp;binlerce &nbsp;şehidin öyküsüdür bu. Günümüzü aydınlatan, özgürlükten bahsetmemizi sağlayanlar o şehitlerdir. Onların hayalini gerçekleştirene kadar bu minnetin altından çıkamayız.”&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Anma, Hacı Lokman Birlik anısına hazırlanan sinevizyon gösterimiyle son buldu.&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 19:19:34 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/sirnex-te-haci-lokman-birlik-anmasi-h108406.html">Şirnex&amp;#039;te Hacı Lokman Birlik anması</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/akp-li-vekilden-fon-ve-belediye-operasyonlari-cikisi-artik-h108405.html</link>
		<title>AKP&amp;#039;li vekilden fon ve belediye operasyonları çıkışı: Artık içim acıyor</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[AKP İstanbul Milletvekili Av. Serkan Bayram, partisinden isimlerin de karıştığı ‘fon skandalı’ ve belediye başkanlarının sabah gözaltına alınmasını eleştirip ekledi: “Artık içim acıyor.”]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı almıştı. Fonlardan bazıları temerrüde (borcu ödeyememe durumu) düşmüştü. Mağdur yaklaşık 500 bin yatırımcı parasını alabilmek için çözüm bekliyor.</p>

<p>26 Eylül’de eski aile bakanı ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın bir fon üzerinden 21 kat, eşinin sekiz kat kar ettiği, çiftin bu ay başında, toplam 2 milyar 170 milyon lira çektiği öne sürülmüştü. Kaya bir gün sonra&nbsp;‘iddiaların açıklığa kavuşturulması ve makamının tartışmaya konu edilmemesi’&nbsp;için istifa etmişti. Fakat suçlamaları yanıtsız bırakmıştı.</p>

<p>Şimdiye kadar 85 kişi tutuklandığı fon soruşturması sürerken bir yandan da CHP ve YENİ Partili belediye başkanlarına operasyonlar düzenleniyor. Son dört günde CHP’li Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahip Seçer dahil dört belediye başkanı gözaltına alındı.&nbsp;</p>

<p>NOW TV’ye konuk olan&nbsp;Bayram’ın da gündeminde bu iki konu vardı.</p>

<p>Fatma Betül Sayan Kaya’nın da özür dilemesi gerektiğini söyleyen Bayram, belediye başkanları içinse&nbsp;“Seçilmiş, sabah niye alıyoruz? Çağırsan gelir zaten ya”&nbsp;dedi.&nbsp;</p>

<p>Bayram’ın sözleri şöyle:</p>

<p>‘Ekonomiye zararı 100 milyar dolar, vatandaşım niye ödesin’</p>

<p>“Bizi üzen arkadaşlarımızın bu şekilde anılması. Nice insanımız partimizin geleceği için gece gündüz çalıştı ama bazıları çıkıp bunu suistimal etmişse gereğini yapmalı. Ucu kime dokunursa dokunsun hesabını vermeli. Partimiz ve ülkemizden özür dileyip bedelini ödemeli, hukuki süreç neyi gerektiriyorsa onu yapmalı. Ben dahi olsam. Bu işlerin üstü örtbas edilemez. Örtbas ede ede patlıyor, geçmişte üzerine gidilse bugün bu SPK olayı olmazdı. Adalet, eşitlik hepimize lazım.</p>

<p>Benden önce partime, cumhurbaşkanımıza haksızlık. İstifa vardır, bedeli ödeme vardır. Partim niye bunun tahakkümü altında anılsın? Cumhurbaşkanımızı niye yoralım bu kutsal yolculukta? Ha bu bir kişi de değil. Birçok isim anılıyor. Genel merkezde, bürokraside anılanlar var. Zamanla hepsi ortaya çıkacak. Bunu gölgelemeye de gerek yok, adaletin önüne dikeceksin. 100 milyar dolar, Türk ekonomisine zararı. Yazık, günah; bunun bedelini benim emeklim, vatandaşım niye ödesin?</p>

<p>‘Parayı yatırmışsan dekontu gönderir, özür dilersin’</p>

<p>O (Fatma Betül Sayan parayı) yatırdı diyor, öbürü yatırmadı diyor. Arkadaş maliye bakanı hesap açmış, yatırmışsan dekontunu gönderirsin, toplum önüne çıkar özür dilersin. İnsana bir nezaket de katar. Ayıp değildir yani özür, insan hata yapabilir.&nbsp;</p>

<p>Cumhurbaşkanımızın liderliğine ne süreçler yaşandı, bunu birilerinin alıp tüketmesine asla izin vermeyiz. Cumhurbaşkanımız da inşallah talimatı verdi, kim varsa bunun için temizlensin. Partimiz gerçek manada aklansın. Derdim, talebim bu. Ömrümüz boyunca mücadele ettik, bunları birilerinin tüketmesine asla izin vermeyeceğiz. İnsanların umudunu tüketmeye hiçbirimizin hakkı yok.&nbsp;</p>

<p>‘Adaletin olmadığı yere yabancı sermaye gelmez, gelmiyor da’</p>

<p>Dünyada neler görüyorum, nelerle uğraşıyorum; ülkeme geliyorum:&nbsp;‘O onu, şu bunu yapmış’. Bunları aşalım artık ya! Adalette güveni sağlayalım. Adaletin olmadığı yerde yatırım olmaz, yabancı sermaye gelmez. Gelmiyor da, kaçıyor, yazık!&nbsp;</p>

<p>‘Belediye başkanı seçilmiş, çağır gelir ya’</p>

<p>Belediye başkanı seçilmiş, sabah alıyoruz, ya niye alıyoruz? Çağırsan gelir zaten ya. Tüm belediye başkanlarımız için geçerli. Yazıktır, bu kadar her şeyi pas pas etmeye hiç gerek yok.&nbsp;</p>

<p>‘Fatma Betül yesin diye mi?’</p>

<p>Engelli ÖTV’de araçlarımızı, biliyorsunuz beş yıldan 10 yıla çıkardık. ÖTV muafiyetinde oranları değiştirdik. Bir sürü insanın, engelli kardeşlerimizin hakkını elinden aldık. Fatma Betül yesin diye mi? Bir de sosyal politikalara bakıyor. Kimse kusura bakmasın. Herkes bedelini ödesin. Artık içim acıyor. 50 yıldır bu hayatı yaşadım, bu bedeli ödedim. Kimse de bu lüks hayatı Allah reva görmesin.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 16:40:37 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/akp-li-vekilden-fon-ve-belediye-operasyonlari-cikisi-artik-h108405.html">AKP&amp;#039;li vekilden fon ve belediye operasyonları çıkışı: Artık içim acıyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/12-yil-sonra-cocuklarinin-mezarini-ziyaret-edebildiler-h108404.html</link>
		<title>12 yıl sonra çocuklarının mezarını ziyaret edebildiler</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[HPG’li Rıdvan Alagaş’ın ailesi yıllardır yasaklı bölge olarak ilan edilen ve geçişleri engellenen “Şehîd Binevş Mezarlığı&quot;nda bulunan çocuklarının mezarını ziyaret etti.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren HPG’li Rıdvan Alagaş’ın (Hamza Erkendi) ailesi 12 yıl sonra ilk kez Şirnex’in Gabar Dağı’nın Basret köyünde bulunan “Şehîd Binevş Mezarlığı"nda mezarlık ziyareti gerçekleştirdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Rıdvan Alagaş 15 Nisan 2008 Gabar Dağı’nın &nbsp;Geliyê Gûrdila ile Karnê bölgeleri arasında çıkan çatışmada yaşamını yitirdi. Cenazenin “Şehîd Binevş Mezarlığı"na defnedilmesinin ardından 2014 yılında aile, bir kez mezarlık ziyaretini gerçekleştirdi fakat sonrasında bölge “askeri güvenlik bölgesi” ilan edilmesinin ardından uzun yıllar ziyarete kapatıldı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Aile 12 yıl aradan sonra Adana’dan dün yola çıkarak kente geldi ve mezarlık ziyareti gerçekleştirdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Alagaş’ın babası Mehmet Alagaş, mezarlığa “Buradan tüm Kürdistan şehitlerini selamlıyoruz” diyerek giriş yaptı. Anne Şefika Alagaş ise “Ben buradaki tüm şehitlerin annesiyim, onların hepsi benim çocuklarım” dedi.</p>

<p></p>

<p>Aile bireyleri mezarlığı temizleyerek, bütün mezarlara çiçek bıraktı. Bir süre mezarda kalan aile ziyaret sonrası tekrar Adana'ya dönmek için yola çıktı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 16:39:42 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/12-yil-sonra-cocuklarinin-mezarini-ziyaret-edebildiler-h108404.html">12 yıl sonra çocuklarının mezarını ziyaret edebildiler</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-parti-imrali-heyeti-kurtulmus-ile-gorustu-gundem-izleme-h108403.html</link>
		<title>DEM Parti İmralı Heyeti, Kurtulmuş ile görüştü: Gündem izleme kurulu</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[DEM Parti İmralı Heyeti, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile yeni yasama döneminde yapılacak düzenlemeler ile oluşturulacak izleme kurulunu görüştü.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti Üyeleri Pervin Buldan ile Mithat Sancar, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile Meclis'te görüşme gerçekleştirdi. &nbsp;Görüşmede, çerçeve yasa sonrasında yeni yasama döneminde yapılacak yasal düzenlemeler ve oluşturulacak izleme kuruluna ilişkin bilgi alış verişinde bulunuldu. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>Heyet üyeleri görüşmede önerilerini Kurtulmuş'a sundu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 16:39:03 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-parti-imrali-heyeti-kurtulmus-ile-gorustu-gundem-izleme-h108403.html">DEM Parti İmralı Heyeti, Kurtulmuş ile görüştü: Gündem izleme kurulu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/pervin-buldan-abdullah-ocalan-ile-son-gorusmeyi-anlatti-h108402.html</link>
		<title>Pervin Buldan, Abdullah Öcalan ile son görüşmeyi anlattı</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, Abdullah Öcalan’ın son görüşmede yaptığı öneri ve uyarıları anlattı. Öcalan’ın toplumla doğrudan diyalogunun da önemli olduğunu vurgulayan Buldan, &#039;Ekim ayıyla birlikte bu konuda somut bir gelişmeye tanıklık edebiliriz&#039; dedi]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Abdullah&nbsp;Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te kamuoyuna duyurulan 'Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı' ile yeni bir aşamaya taşınan süreç ikinci yılını tamamlıyor. Çerçeve yasanın kabul edilmesi ile pratik adımların atılması bekleniyor.</p>

<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti Üyesi&nbsp;Pervin Buldan, Abdullah Öcalan ile yapılan son görüşmeyi, sürecin geldiği aşamayı, Abdullah Öcalan’ın Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin değerlendirmeleri, Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu’nu nasıl koordine edileceği ve gazeteci, sivil toplum örgütü temsilcileri ile siyasetçilerin ne zaman İmralı’ya gideceğine dair merak edilen soruları Mezopotamya Ajansı‘ndan Adnan Bilen’e yanıtladı.</p>

<p>'SÜRECİN BU AŞAMASININ SORUNSUZ GEÇİLMESİ TARİHSEL ÖNEMDE'</p>

<p>Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin geldiği aşamanın en kritik zamanları yaşanıyor. En son yaptığınız görüşmede Abdullah Öcalan’ın sürece ilişkin öngörüsü ve aşama itibariyle belirlemeleri nelerdi?</p>

<p>Sayın Öcalan son görüşmemizde sürecin kritik bir aşamasında olduğumuzu vurguladı. Sürecin ilerlemesi için herkesin inisiyatif alması ve siyasi feraset göstermesi gerektiğinin üzerinde durdu. Bu kapsamda, sürecin ilerlemesiyle birlikte barış ve demokrasiye doğru güçlü bir yürüyüş gerçekleştirdiğimize olan inancını paylaştı. Süreçte geldiğimiz aşamanın geçilmesi, pozitif barış aşamasına geçmemizi sağlayacağını söyledi. Yani yüz yıllık meselenin silahlı kısmıyla değil, siyasal kısmıyla ilgili müzakerelerin olacağı ve adımların atılacağı aşamaya geçeceğiz. Bu yönüyle sürecin bu aşamasının sorunsuz geçilmesi tarihi önemdedir. Sadece taraflar değil, aynı zamanda bu ülkede yaşayan, siyaset yapan, iddia taşıyan herkes sürece ve sürecin ilerlemesine destek vermelidir. Bu desteği bir tarafı tutmak olarak değil, ortak bir geleceğe katkı sunmak olarak görüyoruz. Barış, farklı düşünenlerin aynı masada buluşabildiği ölçüde güçlenir.</p>

<p>BULDAN, ÖCALAN İLE SON GÖRÜŞMEYİ ANLATTI</p>

<p>Görüşmede Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler de örnek gösterilerek bu sürecin daha hızlı ilerlemesi gerektiği ve provokasyon uyarısı yapıldı. Sayın Öcalan’ın sürekli ifade ettiği bu tehlikenin bertaraf edilmesi için bir çözüm de sunuyor. Bu konuda Sayın Öcalan’ın tavrı ve uyarıları nelerdi?</p>

<p>Ortadoğu tam bir barut fıçısı. Bu manzarada, Sayın Öcalan en temelinde egemen güçler arasındaki çıkar ve iktidar kavgalarının Ortadoğu halklarına zarar vermemesi yönünde bir tutum sergiliyor. Siyasi faaliyetlerinin ve düşüncesinin özünde toplumu savunmak, halkları ve inançları korumak, demokratik ve adil bir düzen inşasını gerçekleştirmek yatıyor. Dünya Savaşı’nın içinden geçiyoruz ve bu savaşın merkezi coğrafyası Ortadoğu’dur. Ortadoğu’nun bu durumu her ülke için ayrı ayrı riskler ortaya çıkarıyor. Türkiye ve bölgede yaşayan tüm Kürtler için de ciddi riskler ve tehlikeler var. Nitekim Türkiye siyasetindeki öznelerin birçoğu Sayın Öcalan’ın bu uyarılarını görmeye başladı. Bu risk ve tehlikelere karşı Türkiye halklarını, Kürt halkını ve Ortadoğu halklarını korumak en öncelikli gündemdir. Sayın Öcalan, bu risk ve tehditlere karşı halkları korumanın en temel yolunun barış ve demokrasi olduğunu ifade ediyor. Barışı, silahların susması, çatışmaların durması ve siyasete alan açılması; demokrasi ise bir arada yaşam mutabakatı olarak formülize ediliyor. Provokasyon uyarısını da bu çerçevede değerlendirmek gerekiyor. Bölgede yaşanan her kriz, süreci zora sokmak isteyenler için bir fırsat alanı yaratabiliyor. Sürecin istikrarlı ve öngörülebilir bir takvimle ilerlemesi, bu riskleri ortadan kaldıracak ve tarafların birbirine duyduğu güveni de koruyacaktır. Ortadoğu’da çatışmalar derinleşirken Türkiye’nin kendi içinde barışı büyütmesi, bütün bölge için de umut verici bir örnek olacaktır.</p>

<p>'ÖCALAN HEM SİLAHSIZLANMA HEM DE SİYASAL VE DEMOKRATİK İNŞA SÜRECİNDE KOORDİNATÖRLÜK GÖREVİNİ ÜSTLENECEK'</p>

<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Numan Kurtulmuş, son açıklamalarda sürecin ilerleyebilmesi için silah bırakmanın ve bunun tespitinin yapılmasını şart koşan ifadeler kullandı. Bu ifadeler için neler söyleyebilirsiniz, neden son dönemlerde bu ifadeler daha görünür olmaya başladı?</p>

<p>Çerçeve Yasa’nın Meclis’ten 467 oyla çıkması sadece bir sayım meselesi değil, aynı zamanda güçlü bir siyasi mesaj içeriyordu. Kutuplaşmış Türkiye siyasetinde bu düzeyde yüksek oyla bir yasanın; hele ki barış gibi bir meselede geçmesi büyük kıymettedir. Meclis’in ortaya koyduğu bu iradenin iyi anlaşılması ve iktidar tarafından somut adımların atılması gerekliliği gün gibi ortada duruyor. Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Meclis Başkanı’nın bugüne kadar sürece yaptıkları pozitif katkıların hakkını vermemiz gerekiyor. Kendilerinden toplumun beklentisi süreci yavaşlatacak bariyerler değil, hızlandıracak ivmeler katmalarıdır. Silah bırakma meselesinin sürecin temel başlıklarından biri olduğunu biliyoruz ve bu konudaki hassasiyeti anlıyoruz. Ama bu durumun karşılıklı adımlarla çözülebileceğine inanıyoruz. Burada önemli olan, bu tür söylemlerin sürecin önünde bir ön şart olarak değil, birlikte yürüyen adımların bir parçası olarak ele alınmasıdır. Karşılıklılık ilkesiyle hareket edildiğinde, tarafların kaygısı da azalacaktır. Bu kaygıların azalması için özellikle ilgili mekanizmaların, kurulların bir an önce devreye girmesi, endişelere verilebilecek en sağlıklı yanıt olacaktır.</p>

<p>Sayın Öcalan sadece silahsızlanma değil, aynı zamanda geleceğin siyasal ve demokratik inşasında da rolünü oynayacağını çok iyi biliyoruz. Bu kapsamda, Sayın Öcalan hem silahsızlanma sürecinde hem de siyasal ve demokratik inşa sürecinde koordinatörlük görevini üstlenecek. Bunun için kurulan kurulun koordinesini sağlaması, toplumun farklı kesimleriyle görüşmesi, özgür çalışma ve iletişim koşullarının sağlanması kaçınılmaz bir gerekliliktir. Kurulun bileşimi ve çalışma usulü, tarafların ortak aklıyla ve karşılıklı mutabakatla belirlenecek konulardır. Bizim önerimiz, kurulun hem sürecin taraflarını hem de sürece katkı sunacak kişilerden, kesimlerden oluşacak bir yapıda olmasıdır. Kurulun görevini yerine getirebilmesine imkân tanıyacak fiziki ve hukuki koşullarla tanımlanması gerekiyor.</p>

<p>'KURUL, SÜRECİN İLERLEMESİNDE ATAR DAMAR OLACAK'</p>

<p>Bu kurul, sürecin ilerlemesi ve şekillenmesinde nasıl bir role sahip olacak?</p>

<p>Kurul, sürecin ilerlemesinin deyim yerindeyse atar damarı olacak. Kurul hem silahsızlanma süreçlerini yönetecek hem de siyasallaşma sürecinde aktif rol alacak. Bu iki alanın aynı kurul çatısı altında ele alınması, birbirini tamamlayan adımların eşgüdüm içinde atılmasını sağlayacak. Silahsızlanmada atılan her adım siyasal alanı genişletecek; siyasal alanda sağlanan her güvence de silahsızlanma sürecine güven katacak. Bu yönüyle kurulun başarısı, sürecin bütününe duyulan güvenin de teminatı olacaktır.</p>

<p>'ZAMANA DAİR HASSASİYETİMİZİ BASKI DEĞİL, SÜRECE SAĞLIĞINA DUYULAN ÖZEN OLARAK GÖRMEK GEREKİR'</p>

<p>Sayın Öcalan’ın bu kurula ilişkin bir çalışma takvimi, öngörüsü ve bir planlaması var mı, görüşmede size bu duruma dair bir belirleme yaptı mı?</p>

<p>Sayın Öcalan, yasanın uygulanmasıyla ilgili gerekli adımların atılması hususunda uyarıcı bir pozisyonda bulunuyor. Bu uyarıları oluşturan siyasal, jeopolitik, toplumsal, psikolojik ve iktisadi risklere sıklıkla vurgu yapıyor. Dolayısıyla kurulun ekim ayıyla birlikte çalışmaya başlaması, geciktirilmemesi gerekliliğini biz de vurguluyoruz. Burada kimseye bir takvim dayatmak gibi bir niyetimiz yok. Ancak sürecin kendi doğası bir ritim gerektiriyor. Adımlar arasındaki boşluklar uzadıkça, toplumun sürece duyduğu güveni korumak da zorlaşıyor. Zamanlamaya dair hassasiyetimizi bir baskı olarak değil, sürecin sağlığına duyulan bir özen olarak görmek gerekir. Taraflara, merdiven yöntemini öneriyor. Son görüşmemizde de taraflara güven ve karşılıklılık üreten bazen küçük ama birbirini tamamlayan adımlarla yukarı doğru ilerlemeleri konusunda önerilerde bulundu. Çünkü bir basamakla atılan adım, sonraki basamakların da önünü açar. DEM Parti olarak da nihai hedefe doğru karşılıklı jestlerle ve karşılıklı adımlarla süreci ilerletmemiz gerektiğine inanıyoruz.</p>

<p>'SÜREÇ GELECEK YÜZ YILIN PROJESİDİR'</p>

<p>Barış ve Demokratik Toplum Süreci, 50 yılı savaşla geçen ve 100 yılı aşan Kürt sorunun çözümünü sağlayabilir mi? Sürecin geldiği aşama itibariyle bu soruya cevap vermek daha kolay hale geldi mi yoksa halen bir belirsiz/gri alan var mı?</p>

<p>Barış ve Demokratik Toplum Süreci, gelecek yüz yılın projesidir. Tabii ki kendi içinde aşamaları vardır. Her bir aşamanın kendine özgü dinamikleri, zorlukları ve gereklilikleri var. Birçok açıdan dünya çatışma çözüm modellerinde bulunmayan, yeni bir modeli deniyoruz. Silahların susması ve çatışmaların durmasıyla siyasal alanın açılacağını, hukukla güvence altına alınmış bir siyasal alanın varlığının demokrasi mücadelesine zemin hazırlayacağını biliyoruz. Bu yönüyle bizim açımızdan Barış ve Demokratik Toplum Süreci, aşamaları ve hedefleriyle net bir öngörüye sahiptir. Fakat bu öngörüyü gerçekleştirme yürüyüşünde engeller, zorluklar, meydan okumalar gerçekleşecektir. Bu gerçeklik de gri alan yoktur demeyi zorlaştırıyor. Ancak gri alanları görmek, onları kabullenmek anlamına gelmiyor. Tam tersine, bu alanların varlığı diyaloğun ve ortak aklın neden bu kadar kıymetli olduğunu gösteriyor. Her aşamada tarafların birbirini dinlemesi, kaygılarını açıkça masaya koyması ve çözümü birlikte araması, bu alanları giderek daraltacaktır. Unutmayalım ki, müzakere, siyaset, demokrasiyi güçlendirme de bir mücadele alanıdır. Gri alanlar oluşsa da mücadeleyle aşabileceğimize inanıyoruz.</p>

<p>'MGK KARARLARININ GECİKMEDEN ÇIKMASINI BEKLİYORUZ'</p>

<p>Sürecin bundan sonraki takvimi nasıl işleyecek, öngördüğünüz somut adımlar ne zaman sahada işlemeye başlar?</p>

<p>Süreçle ilgili çerçeve yasada öngörülen bir işleyiş söz konusuydu. Bu işleyişin hızla hayata geçmesi, Meclis’ten çıkan o güçlü iradenin gereğidir. Demin bahsettiğim gibi karşılıklı adımlarla sürecin ivmesini artırmalıyız. Bu çerçevede yasanın yürürlüğe girmesini sağlayacak&nbsp;MGK&nbsp;kararının gecikmeden çıkmasını bekliyoruz. Meclis’in açılmasıyla birlikte hem çerçeve yasa kapsamındaki adımların hem de&nbsp;kayyımlara son verilmesi ve AİHM kararlarının uygulanması gibi çerçeve yasanın dışındaki adımların atılması sürecin itici gücü olacak. Bu konuda artık daha fazla gecikme olmaması gerekiyor. Gecikmelerin toplumda yaratabileceği soru işaretlerini de hep birlikte dikkate almamız gerekiyor. Yıllarca bu meselenin bedelini ödemiş aileler, gençler, bu ülkenin her kesimi somut adımları görmek istiyor. Atılacak her adım sürece duyulan güveni büyütecek, sürecin toplumsal zeminini güçlendirecektir. Biz de bu adımların atılması için Meclis’te ve Meclis dışında bütün taraflarla diyalog halindeyiz.</p>

<p>'ÖCALAN'IN TOPLUMUN TÜM KESİMLERİYLE GÖRÜŞMELER GERÇEKLEŞTİRMESİ ARTIK KAÇINILMAZDIR'</p>

<p>Sayın Öcalan hangi zaman aralığında gazeteciler, yazarlar ve STK temsilcileri ile görüşme yapacak? Bir öngörünüz veya süreç içerisinde böyle bir planlama var mı?</p>

<p>Sayın Öcalan’ın hem görüşmeler yapması hem de sürece dair özgür çalışma ile iletişim koşullarının sağlanması sürecin başarısını belirleyecek en temel parametredir. Süreçte geldiğimiz aşama itibariyle Sayın Öcalan’ın toplumun tüm kesimleriyle görüşmeler gerçekleştirmesi artık kaçınılmazdır. Bu görüşmelerin yalnızca süreç açısından değil, toplumsal diyaloğun güçlenmesi açısından da büyük katkısı olacak. Farklı kesimlerin doğrudan görüş alışverişinde bulunması önyargıları azaltacak, sürecin toplumsal meşruiyetini güçlendirecektir. Ekim ayıyla birlikte bu görüşmelerin başlaması ve hukuki güvencelerle sürekliliğinin sağlanması gerekiyor. Önümüzdeki günlerde bu konuda somut bir gelişmeye tanıklık edebiliriz.nizi ısıtıyor</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 15:25:04 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/pervin-buldan-abdullah-ocalan-ile-son-gorusmeyi-anlatti-h108402.html">Pervin Buldan, Abdullah Öcalan ile son görüşmeyi anlattı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/tff-ses-verdi-yeni-mhk-icin-calismalar-suruyor-h108401.html</link>
		<title>TFF &amp;#039;ses verdi&amp;#039;: Yeni MHK için çalışmalar sürüyor</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), kulüplerin eleştirileri sonrası yeni Merkez Hakem Kurulu’nun (MHK) oluşturmak için çalışmalarını sürdürdüğünü duyurdu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu&nbsp;dahil yedi kişi 29 Eylül sabahı&nbsp;‘resmi belgede sahtecilik’&nbsp;ve&nbsp;‘eziyet’&nbsp;suçlamalarıyla gözaltına alınmıştı.</p>

<p>Gözaltına alınan diğer isimler eski MHK başkan vekili Ahmet Şahin, Eski MHK üyesi Yunus Yıldırım, MHK üyesi Sebahattin Şahin, Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği (TFFHGD) İstanbul Şube Başkanı Ferdi Karadoruk, TFFHGD İstanbul Teşkilat Sorumlusu Alican Sağlar ve TTFFHGD İstanbul Hakem Kurulu Başkanı Emre Kosif’ti.</p>

<p>Mahkeme bugün Gündoğdu, Kosif, Karadoruk, Yıldırım ve Sağlar’ı tutuklarken Ahmet Şahin ve Sebahattin Şahin’i yurt dışı çıkış yasağını içeren adli kontrolle serbest bıraktı.&nbsp;</p>

<p>Hakemler Yasin Kol ve Göktuğ Hazar Erel’in de gözaltında bulunduğu soruşturma sürerken kulüpler liglerin akıbetini tartışıyor.</p>

<p>Süper Lig maçları milli aranın ardından 9 Ekim’de yeniden başlayacak.&nbsp;</p>

<p>Dün (2 Ekim) Beşiktaş Başkanı Serdar Adalı&nbsp;‘her şey yerine oturana kadar liglerin iki hafta ligler ertelenmesi’&nbsp;görüşünü dile getirip şöyle konuşmuştu:&nbsp;“Yabancı MHK olabilir. Daha çıplak gözle, sağdan soldan etkilenmeden doğrusunu yaparlar. Ona hiç hayır demem, olabilir. Şu iş yüzde yüz dibine kadar inilmeden gerekirse biz bir hafta daha oynamayalım. Bu temizlik yapılsın.”</p>

<p>Bugün de Özbek,&nbsp;‘TFF’nin sessizliği’ne tepki göstererek bunun kaosu daha da büyüttüğünü belirtti:&nbsp;“Cuma maça çıkacağız. MHK’nin başkanı yok, kendisi tutuklu. Dolayısıyla bir an evvel olayların netleşmesi lazım. Lige ara verilecekse ara verilir. Artık tekrar benzer tartışmalara girmeden bu konunun ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Sessizliğin hiç kimseye faydası yok.”</p>

<p>TFF, eleştiriler sonrası yeni MHK’yi oluşturmak için çalışmalarını sürdürdüğünü duyurdu. Açıklamaya göre yeni MHK başkanı ve üyelerine ilişkin bilgilendirme&nbsp;‘ilerleyen günlerde’&nbsp;yapılacak.</p>

<p>Yeni yetişemeyeceği için 6-7 ve 8 Ekim’deki Türkiye Kupası maçlarının hakemlerini MHK Başkan Vekili Hikmet Öksüzoğlu ve MHK üyeleri Ali Zağlı, Kamil Abitoğlu, İbrahim Çınar ve Ziya Çetin belirleyecek.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 15:23:35 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/tff-ses-verdi-yeni-mhk-icin-calismalar-suruyor-h108401.html">TFF &amp;#039;ses verdi&amp;#039;: Yeni MHK için çalışmalar sürüyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/altin-ve-gumusun-dokuz-aylik-performansi-h108400.html</link>
		<title>Altın ve gümüşün dokuz aylık performansı</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[Altın ve gümüş fiyatı, bu yılın dokuz ayında sert düştü.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Ocakta rekor kıran altın ve gümüşte ABD/İsrail-İran savaşının (28 Şubat’ta) başlamasıyla ibre tersine döndü.&nbsp;</p>

<p>ABD Merkez Bankası (Fed) da 2023’ten bu yana ilk kez faiz artırarak yüzde 3,75-4 aralığına yükseltti. Fed başkanı Kevin Warsh enflasyonla mücadelede kararlılık vurgusu yapıyor. Bu, bankanın faiz artırımına devam edeceği öngörülerini güçlendiriyor.&nbsp;</p>

<p>Öngörüler nedeniyle tahvil piyasalarında satış baskısı hakim olurken dolara talep arttı. Bu da para birimini güçlendiriyor.&nbsp;</p>

<p>Ons altın ocakta 5 bin 600 dolarla rekor kırmıştı. Ocaktaki değer kazancı yüzde 12’ydi. Fakat değerli metal daha sonra düşüşe geçti. Mart, nisan, haziran ve eylülde değer kaybetti. Ons altın, eylülde 4 bin 157 dolara kadar indi. Altının değer kaybı dokuz ayda yüzde 3,6.</p>

<p>Yıla 71 dolardan başlayan ons gümüşse ocakta yüzde 17,3’lük artışla 121,7 dolara kadar çıkarak rekor kırmıştı. Fakat gümüş fiyatı da savaşın etkisiyle düştü. Değerli metal mart, nisan, haziran, temmuz ve eylülde değer kaybetti. Ons gümüş eylülü 60,5 dolardan tamamladı. Yılın dokuz ayında değer kaybı yüzde 14,8.</p>

<p>Altın ve gümüşün yönü ne olacak?</p>

<p>Peki altın ve gümüşün yönü bundan sonra ne olacak?</p>

<p>Vadeli işlem ve emtia piyasaları uzmanı Zafer Ergezen şunları söyledi:&nbsp;</p>

<p>“Değerli metallerde değer kaybına yol açan önemli etkenlerden bir tanesi yüksek petrol fiyatları. Hürmüz Boğazı’nın kapalı olmasından kaynaklı jeopolitik risklerin petrol fiyatlarını yukarı çekti. Bu durum tahvil faizlerini de yukarı çekti.&nbsp;</p>

<p>Enflasyon beklentileri güçlü kaldı, bu da faizlerin yükselmesine yol açıyor.Fed de faiz artırımına gitti ki bundan sonra en az bir faiz artırımı daha olacak gibi gözüküyor.&nbsp;</p>

<p>Böyle bir ortamda dolayısıyla faizlerin artması piyasadaki likiditeyi azaltan bir unsur. Bunun da küresel büyümede yavaşlamayı meydana getirmesi bekleniyor.&nbsp;</p>

<p>Aynı zamanda dolar endeksinin de güçlendiğini görüyoruz. Böyle bir ortamda kıymetli metaller tarafında da satış baskısı devam ediyor çünkü para mevduata gidiyor, faize yöneliyor ki bunu net bir şekilde görüyoruz.&nbsp;</p>

<p>Faiz indirimleri başlayıncaya kadar veya faiz indirim beklentileri artıncaya kadar kıymetli metaller tarafında bir yükseliş trendi görme ihtimalimiz düşük.&nbsp;</p>

<p>Bu açıdan baktığımızda kıymetli metallerde yeniden yukarı yönlü bir seyir görebilmemizin en önemli koşullarından bir tanesi petrol fiyatlarının aşağı gelmesi gibi gözüküyor veya en azından tahvil faizlerinde bir geri çekilmeyi görmemiz gerekiyor.</p>

<p>Tahvil faizinde geri çekilmeyi görmek için petrol fiyatlarında geri çekilme olmalı. Çünkü petrol enflasyonu artırıyor, enflasyon da faizi. Bu nedenle savaşın sonlanması kıymetli metallerin yükselmesindeki en önemli katalizör.”</p>

<p>14:39 itibarıyla brent petrol 102,25 dolar.&nbsp;</p>

<p>Aynı saatte dolar endeksi 101,93&nbsp;puan. Endeks, doların altı majör para birimi (avro, İsviçre frangı, Japon yeni, Kanada doları, İngiliz sterlini ve İsveç kronu) karşısındaki değerini ölçüyor.</p>

<p>Gram altın bu hafta değer kaybetti</p>

<p>Bu hafta gram altın Türkiye’de yüzde 1,53 değer kaybetti.</p>

<p>Altında satış fiyatları şöyle:</p>

<p>Gram altın:&nbsp;6 bin 613 lira</p>

<p>Çeyrek altın:&nbsp;10 bin 860 lira (Fiyatı geçen hafta sonuna göre yüzde 1,41 azaldı)</p>

<p>Cumhuriyet altını:&nbsp;43 bin 250 lira (Fiyatı geçen hafta sonuna göre yüzde 1,39 azaldı)</p>

<p>Gram altın fiyatı nasıl hesaplanıyor?</p>

<p>Ons bir İngiliz ağırlık birimi. Altın, gümüş ve elmas gibi değerli madenlerin hesaplanması sırasında kullanılıyor. 1 ons, 31,10 grama denk geliyor.</p>

<p>Gram altının Türkiye’deki fiyatı hesaplanırken o andaki 1 ons altın fiyatının değeri 31,10’a bölünüyor ve dolar/lira kuruyla çarpılıyor. Bu da lira bazındaki gram altın değerini veriyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 15:22:19 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/altin-ve-gumusun-dokuz-aylik-performansi-h108400.html">Altın ve gümüşün dokuz aylık performansı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/besiktas-in-borcu-275-milyar-lira-h108399.html</link>
		<title>Beşiktaş&amp;#039;ın borcu 27,5 milyar lira</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Beşiktaş’ın borcu 27 milyar 521 milyon 43 bin 733 lira.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul’da Haliç Kongre Merkezi’ndeki genel kurulda açıklayan Beşiktaş Denetim Kurulu Üyesi Özgür Şentürk, borcun 31 Mayıs 2026 itibarıyla bu miktarda olduğu bilgisini verdi.</p>

<p>Fenerbahçe, 27 Eylül’de borcunu 27 milyar 821 milyon lira olarak açıklamıştı.</p>

<p>Bir ay önce borcunu Galatasaray 26 milyar 723 milyon 915 bin 306 lira, Trabzonspor’sa 11 milyar 416 milyon 430 bin 137 lira olarak duyurmuştu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 14:02:50 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/besiktas-in-borcu-275-milyar-lira-h108399.html">Beşiktaş&amp;#039;ın borcu 27,5 milyar lira</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/netflix-turkiye-den-zam-h108398.html</link>
		<title>Netflix Türkiye&amp;#039;den zam</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[Film ve dizi platformu Netflix, Türkiye’deki abonelik ücretlerine zam yaptı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Fiyat, temel pakette yüzde 36,8, standart pakette yüzde 34,5, premium paketteyse yüzde 31,6 arttı.</p>

<p>Zamlı fiyatlar şöyle:</p>

<p>Temel paket:&nbsp;259,99 lira (Daha önce 189,99 liraydı)</p>

<p>Standart paket:&nbsp;389,99 lira (Daha önce 289,99 liraydı)</p>

<p>Premium paket (4K yayın kaliteli):&nbsp;499,99 lira (Daha önce 379,99 liraydı)</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 14:01:58 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/netflix-turkiye-den-zam-h108398.html">Netflix Türkiye&amp;#039;den zam</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/rojavada-185-bin-ogrenciden-kurtce-egitim-basvurusu-h108397.html</link>
		<title>Rojavada 185 bin öğrenciden Kürtçe eğitim başvurusu</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Rojava’da 185 bin öğrenci, Kürtçe eğitim almak için başvuruda bulundu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Suriye Geçiş Hükümeti'nin Eğitim Bakanlığı’nın Rojava ve Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu bölgelerde devlet okullarında Kürtçe eğitimi haftada yalnızca 3 dersle sınırlandırma kararı tartışılmaya devam ediliyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Karara karşı protesto ve boykotların sürdüğü sırada Hesekê Vilayeti İletişim Ofisi’nden bir kaynak, Hesekê, Halep, Şam ve Hama vilayetlerinde Kürtçe eğitim almak için kayıt yaptıran öğrencilerin sayısına ilişkin ANHA’ya bilgi verdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>185 BİN ÖĞRENCİ BAŞVURU YAPTI&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Habere göre, Hesekê’de bin, Kobanê’de 53 bin 108, Efrîn’de &nbsp;47 bin 44, Şam ve Hama’da ise 3 bin 728 öğrenci Kürtçe eğitim almak için başvuru yaptı. İlk veriler ışığında toplam 185 bin 214 öğrenci anadilinde eğitim talebinde bulundu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kaynak, bu sayıların ilk veriler olduğunu ve ilerleyen dönemde artabileceğini belirtti. Ayrıca öğrencilerin kayıt işlemlerinin birçok okulda henüz tamamlanmadığını ifade etti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 14:00:57 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/rojavada-185-bin-ogrenciden-kurtce-egitim-basvurusu-h108397.html">Rojavada 185 bin öğrenciden Kürtçe eğitim başvurusu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/kayip-yakinlari-narin-akyildiz-ve-baskin-icin-adalet-istendi-h108396.html</link>
		<title>Kayıp yakınları Narin, Akyıldız ve Baskın için adalet istendi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Kayıp yakınları Amed, Êlih ve Colemêrg&#039;te bir araya gelerek Vahit Narin, Mehmet Zeki Akyıldız, Mecit Baskın için adalet istedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kayıp yakınları ve İnsan Hakları Derneği (İHD) kayıpların bulunup faillerinin yargılanması amacıyla başlattıkları eylemlerine devam etti. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>AMED</p>

<p></p>

<p>İHD ve kayıp yakınları, “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” eylemlerinin 921’inci haftasında Amed’in Rêzan (Bağlar) ilçesi Koşuyolu Parkı’nda bulunan Yaşam Hakkı Anıtı önünde bir araya geldi. Bu hafta, 2 Ekim 1992 tarihinde, Pasûr’da (Kulp) bir çatışmada üç asker öldürüldükten sonra şehir merkezinin askerler tarafından kuşatılmasının ardından 3 Ekim tarihinde kendi otelinde katledilen Vahit Narin için adalet talebinde bulunuldu. Kayıpların fotoğraflarının taşındığı eyleme çok sayıda kişi katıldı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Eylemde konuşan İHD Amed Şube Kayıp Komisyonu Sekreteri Fırat Akdeniz, “31 yıldır bu alandan adalet için çağrı yapıyoruz. Anneler çocuklarının akıbetini öğrenemeden yaşamını yitirdi. Son kaybımızı bulana kadar adalet mücadelemize devam edeceğiz” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Vahit Narin’in kızı İkram Narin ise, “1992 yılında babamı vahşice katlettiler. Babam yurtsever bir insandı. Onun izinden yürümeye devam edeceğiz” dedi.</p>

<p></p>

<p>İHD Amed Şube Yöneticisi Yahya Polat tarafından okunan Vahit Narin’in hikayesi şöyle: “2 Ekim 1992 tarihinde, Pasûr’da (Kulp) bir çatışmada üç asker öldürüldükten sonra ilçe merkezi kuşatıldı. Evler ve dükkanlar top ve roketlerle vuruldu. Dükkanlar yakıldı ve yıkıldı, sokağa çıkma yasağı ilan edildi ve telefon hatları dahil olmak üzere ilçenin dünya ile bağı kesildi. Şehre giriş çıkışlar yasaklandı, evler bir bir arandı ve çok sayıda kişi gözaltına alındı. Saldırı dört gün sürdü ve dördüncü günün sonunda, öğle saatlerinde sokağa çıkma yasağı üç saatliğine kaldırıldı. Sokağa çıkma yasağının kaldırılmasından sonra Pasûr ilçe merkezi tamamen harabeye döndü. Şehir merkezinde kurşun almayan tek bir ev veya iş yeri kalmadı. Neredeyse bütün dükkanlar ya yakılmış ya da tamamen yağmalanmıştı. Pasûr'un Narin adındaki tek oteli de yakılan iş yerleri arasındaydı. Narin Otel, genellikle öğretmen ve asker aileleri tarafından kullanılıyordu. O gün orada kalanlar, korku dolu gözlerle otelin pencerelerinden çatışmayı izliyorlardı. Pencerelere kurşunlar isabet ettiğinde oteldeki herkes alt kata kaçıyordu. Otel sahibi Vahit Narin, misafirlerini korkmamaları için sakinleştirmeye çalışıyordu.</p>

<p></p>

<p>Çatışma günü öğleden sonra saat 02.00 sıralarında üç çavuş kapıyı iterek Narin Otel’in bodrum katına girdi. Askerler otel misafirlerini bodrumdan yukarı çıkardı ve ardından zorla yere uzatarak sırtlarına tüfek dipçikleriyle vurdular. Yerdeki kişilerden biri çavuşa, ‘Ben de bir asker çocuğuyum. Neden bunu yapıyorsunuz?’ diye sordu. Çavuş, ‘PKK buradan bize kurşun yağdırdı’ diye yanıt verdi. Yere uzatılmış olan asker çocuğu, askere şunları söyledi: ‘Hepimiz burada sığındık; buradan hiç kimse ateş etmedi.’ Vahit Narin ile oğlu ve akrabaları da diğer misafirlerle birlikte oteldeydi. Daha sonra asker, ‘Vahit Narin hanginizdir?’ diye sorduğunda, yüzü yere doğru uzatılmış olan Vahit Narin, ‘Benim’ dedi ve askerler onu lobinin arkasına götürdü. İki el silah sesi duyuldu. Vahit Narin iki uzman çavuş tarafından öldürülür. Oteldeki kişiler karakoluna götürülür. Otelin deposundaki ipek yorganlar askerler tarafından bütün odalara dağıtılır. Vahit Narin’in cenazesinin bulunduğu otel ateşe verilir.</p>

<p></p>

<p>Daha sonra savcılık aileyi otopsi için çağırdı. Otopside yer alan Vahit Narin’in oğlu Nimet Narin şikayetçi oldu. Yıllar süren bu süreç hiçbir sonuç vermedi. Daha sonra aile davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıdı. Mahkeme bu davada Türkiye’yi mahkûm etti. Vahit Narin davasının zaman aşımına uğramasına bir gün kala, savcılık beklenmedik bir şekilde bir asker hakkında tedbir aldı ve bu kişi tutuklandı. Dava hâlâ devam etmektedir.”</p>

<p></p>

<p>Açıklama oturma eyleminin ardından son buldu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>ÊLIH</p>

<p></p>

<p>İHD Êlih Şubesi ve kayıp yakınları, eylemlerinin 757'nci haftasında Gülistan Caddesi’ndeki İnsan Hakları Anıtı önünde bir araya geldi. “Kayıplar bulunsun, failler yargılansın” pankartının açıldığı eyleme, insan hakları savunucularının yanı siyasi parti temsilcileri de katıldı.</p>

<p></p>

<p>Bu haftaki eylemde 15 Eylül 1993 tarihinde Amed'in Farqîn (Silvan) ilçesinde bulunan ablasının evinden çarşıya gitmek için çıktıktan sonra kaybedilen Mehmet Zeki Akyıldız'ın akıbeti soruldu.</p>

<p></p>

<p>Akyıldız'ın kaybedilme hikâyesini İHD üyesi Metin Nas şu şekilde aktardı: "Akyıldız’ın ailesinin anlatımlarına göre; Mehmet Zeki 1993 yılında 60. Yıl Ortaokulu’nda okuduğu yıllarda yasadışı Hizbullah örgütünden birkaç defa tehdit almıştır. Farqîn’de ablasının evinde bulunduğu bir günde çarşıya gitmek için çıkar ve bir daha eve dönmez. Kendisinden bir daha haber alınamaz. Daha sonra ailesinin aldığı duyumlara göre ilçeye bağlı Sûsa köyünde bir sığınak olduğu ve bu sığınaktan adı belli olmayan birinin kendi çabasıyla kurtulma şansı elde ettiği şeklindedir. Bu kişi, verdiği bilgilere göre sığınakta 7-8 kişi olduklarını belirtiyor. Sığınakta kimsenin kimseyi görmediğini ama birbirlerine ad soyad ve köylerinin ismini bağırarak söylediklerini bu takdirde oradan kurtulan birinin ailelere haber vermesini istediklerini aktarmıştır. Silvan Jandarma Karakoluna başvuran aile müspet bir cevap alamadıklarını belirtmiştir."</p>

<p></p>

<p>Açıklama, oturma eylemiyle sona erdi.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>COLEMÊRG</p>

<p></p>

<p>İHD Colemêrg Şubesi, eylemlerinin 247'nci haftasında Gever (Yüksekova) ilçesinde bulunan Sanat Sokağı’nda bir araya geldi. Bu haftaki eylemde 30 Eylül 1993 yılında görev yaptığı Ankara Altındağ Nüfus Müdürlüğü önünden polis tarafından gözaltına alındıktan sonra katledilen Mecit Baskın'ın faillerini bulunmasını talep edildi. &nbsp;Eylemde "Kayıplar bulunsun failler yargılansın" pankartı ile yaşamını yitirenlerin fotoğrafları taşındı. Açıklama metnini İHD Colemêrg Şube Eşbaşkanı Ozan Akbaş okudu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Gözaltında kaybettirilenlerin akıbetini ve faillerini sormaktan vazgeçmeyeceklerini belirten Akbaş, "Gözaltında insan kaybetmek insanlığa karşı suç kapsamına alınıp zaman aşımı defi bir an önce kaldırılmalıdır. Adil ve tarafsız bir yargılama ile tüm sorumlular yargılanmalı ve gerekli caydırıcı cezalar verilmelidir. Bedenleri kaybedilen sevdiklerimizin akıbeti bir an önce açıklanmalı, kayıp yakınlarının çiçekler ile donatılacağı bir mezar yerinin olması sağlanmalıdır" dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Eylem yapılan oturma eylemi ile son buldu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 14:00:05 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/kayip-yakinlari-narin-akyildiz-ve-baskin-icin-adalet-istendi-h108396.html">Kayıp yakınları Narin, Akyıldız ve Baskın için adalet istendi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-parti-imrali-heyeti-cevdet-yilmaz-ile-gorustu-h108395.html</link>
		<title>DEM Parti İmralı Heyeti, Cevdet Yılmaz ile görüştü</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile görüştü.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile yaklaşık bir saat süren görüşme gerçekleştirdi.</p>

<p></p>

<p>Görüşmede Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun gerçekleştirdiği iki toplantı ile oluşturulan dört alt kurulun işleyişinin ele alındığı belirtildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Görüşmede ayrıca DEM Parti İmralı Heyeti, kurulun çalışmaları hakkında bilgi alırken, süreç kapsamında görüş ve önerilerini de Yılmaz’a iletti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 13:59:27 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-parti-imrali-heyeti-cevdet-yilmaz-ile-gorustu-h108395.html">DEM Parti İmralı Heyeti, Cevdet Yılmaz ile görüştü</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/ozgur-ozel-den-atasehir-tepkisi-milletin-vermedigi-istanbul-u-h108394.html</link>
		<title>Özgür Özel&amp;#039;den Ataşehir tepkisi: Milletin vermediği İstanbul&amp;#039;u alacaklar</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Özgür Özel, Ataşehir Belediyesi&#039;ne yönelik operasyona sert tepki gösterdi. Özel, fon krizi soruşturmasını da sert sözlerle eleştirdi]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Artvin'in Kemalpaşa ilçesindeki konuşmasında Ataşehir Belediyesi operasyonuna tepki gösterdi.</p>

<p>'MİLLETİN VERMEDİĞİ ATAŞEHİR'İ, İSTANBUL'U ALACAKLAR'</p>

<p>Özgür Özel, "Daha bugün sabah, bugün sabah İstanbul'da pırıl pırıl evladımız, Ataşehir Belediye... Başkanımıza o kumpası kurmuşlardı. 12 farkla öndeydik. 6 belediye meclis üyesini baskıyla, şantajla, parayla yanlarına çektiler geçen hafta. Eşitlik yaptılar güya. Başkanvekilimize 'İstifa et, istifa et' baskı yaptılar. Dün açıklama yaptı, 'Teslim olmayacağım' diye. Bu sabahleyin gittiler onu evlerinden aldılar ki onu, milletin vermediği Ataşehir'i alacaklar. Milletin vermediği İstanbul'u alacaklar, Tayyip Erdoğan kazanmış olacak. Buradan Tayyip Erdoğan'a söylüyorum, bak: YENİ Parti'nin bu garibanlık içindeki bu kalemine, Adem abimin de bu gözyaşlarına teslim olacaksın. Bu gözyaşlarına" dedi.&nbsp;</p>

<p>'KENDİLERİNE OY VEREN SEÇMENLERİ, KENDİ ÜYELERİNİ KAZIKLADILAR'</p>

<p>Fon krizine de tepki gösteren Özel, "Kimse umutsuzluğa kapılmasın. Kimse bu ekonomik zorlukların, bu yoksulluğun kalıcı olduğunu düşünmesin. Onlar bu ülkenin varlıklarını bir şekilde kendi yandaşlarına açıktan peşkeş çektiler. İhalelerle, yaptıkları haksız mülakatlarla işi de, aşı da yandaşlarına layık gördüler. Ama bir... Yiyip yiyip doymayan, insan yiyen bir mikrop gibi en sonunda bizde yiyecek bir şey kalmayınca, döndüler kendilerine oy veren seçmenlerini, kendi üyelerini kazıklamaya. Kurdukları fona 'Güvenin buna, bakanlar burada, hepimiz buradayız' deyip fona paraları yüklettiler. Kendileri paralarını katladılar; 27 daire parası koyup 380 daire parası çekip kaçtılar. Ama çaldıkları o 340-360 daireyi, kendilerine oy verenlerin küçücük küçücük hesaplarından alıp kaçtılar" diye konuştu.&nbsp;</p>

<p>FON SORUŞTURMASI: AKP'NİN BAKANLARI, YÖNETİCİLERİ BU İŞİN İÇİNDE</p>

<p>Özel, şöyle devam etti:&nbsp;</p>

<p>"Bu partinin, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bakanları bu işin içindedir, yöneticileri bu işin içindedir. Listesi Tayyip Erdoğan'ın önündedir. Daha son seçimde 'Türkiye Yüzyılı' diye kampanya yapan adam suçüstü yakalanmıştır, iki dönem milletvekili. Yurt dışına kaçmasın diye çıkış yasakları konmuştur. Ama herkes şunu bilsin ki, şimdi bir hesap numarası açtılar, hesap numarası. Diyorlar ki 'Sen fondan para kazandıysan, bu garibanı çarptıysan kendi kendine bu hesaba bu parayı koy, bu işin üstünü kapatalım. Sen de duyulma, AK Partili olduğun da duyulmasın.' Ey Erdoğan, hırsız yakalandığında... Hırsız yakalandığında yakalanana kadar para hırsızın. yakalanınca çaktırmadan şuraya koy. 'Seni de söylemeyelim, millet duymasın. Bizden olduğunu millet duymasın.' Vallahi de duysun, billahi de duysun. Bize dünya kadar iftira attın, iki kuruş bulamadın; biz senin bakanında iki milyar lirayı ispatladık, iki milyar lirayı! Dünya kadar operasyon yapıyorlar. Bizim arkadaşlarımızın ne evlerinden ne başka bir yerden kör kuruş, kör kuruş hesabını veremeyeceği para çıkmazken bunların her tarafından akıyor."</p>

<p>'TESLİM OLMADIK, OLMAYACAĞIZ'</p>

<p>Özel, şunları söyledi:</p>

<p>"17-25 Aralık'ta... 17-25 Aralık'ta bakanlarının evlerinden, odalarından ayakkabı kutularıyla paralar çıktığında önce 'FETÖ'cüler koydu' dedi, sonra faiziyle bakanlara, evlatlarına paraları geri verdi.Elbise torbalarından para çıkan adamı yurt dışında, döndü, Türkiye'yi temsil etsin diye büyükelçi yaptı.Her tarafları... Bütün AK Partililer biliyor ki, onların payı verilmeden ne ihale alınır, onlara pay vermeden hiçbir şeye sahip olunmaz. Kişi kendinden bilir işi. Türlü iftirayla cumhurbaşkanı adayımıza, suçsuz belediye başkanlarımıza saldırdılar, biz buna teslim olmadık. Biz teslim olmadıkça hırslandılar, partimize saldırdılar. Partimizi elimizden aldılar. Hep yendiklerini geri getirip ilk seçimde onları yenenleri yenmeye, ötelemeye, bizi siyasetin dışına itmeye kalktılar ama bir yerde yanıldılar: Buradan bütün Türkiye'nin önünde, Türkiye'nin önünde buradan sesleniyorum: Bu kadar haksızlık, bu kadar hukuksuzluk, bu kadar vicdansızlığa rağmen teslim olmadık, olmayacağız. Asla ve asla birimiz düşse, öbürümüz onun düştüğü yerden yola devam edeceğiz! Bu iktidarı değiştirecek bu ülkedeki yoksulların, garibanların, geride kalmışların, yani aslında bu memleketin gerçek sahiplerinin umudu olmaya, onların iktidarını kurmaya kadar mücadeleye devam edeceğiz. "</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 13:17:54 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/ozgur-ozel-den-atasehir-tepkisi-milletin-vermedigi-istanbul-u-h108394.html">Özgür Özel&amp;#039;den Ataşehir tepkisi: Milletin vermediği İstanbul&amp;#039;u alacaklar</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/atasehir-belediyesine-yonelik-yolsuzluk-operasyonu-13-gozalti-h108393.html</link>
		<title>Ataşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk operasyonu: 13 gözaltı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Ataşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında düzenlenen operasyonda, aralarında Belediye Başkan Vekili Murat Güneş&#039;in de bulunduğu 13 şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul&nbsp;Anadolu&nbsp;Cumhuriyet&nbsp;BaşsavcılığıncaAtaşehir&nbsp;Belediyesine&nbsp;yönelik&nbsp;yürütülen&nbsp;soruşturmakapsamında,&nbsp;20&nbsp;Nisan'da&nbsp;tutuklanan&nbsp;şüphelilerindijital&nbsp;materyalinin&nbsp;incelenmesi,&nbsp;etkin&nbsp;pişmanlıkkapsamında&nbsp;alınan&nbsp;ifadeler,&nbsp;CİMER&nbsp;ihbarları,&nbsp;tanıkbeyanları&nbsp;ile&nbsp;rüşvet&nbsp;verdiği&nbsp;öne&nbsp;sürülen&nbsp;şüphelilerinifadeleri&nbsp;doğrultusunda&nbsp;soruşturma&nbsp;derinleştirildi.</p>

<p>Şüphelilere&nbsp;ait&nbsp;HTS&nbsp;ve&nbsp;baz&nbsp;kayıtları&nbsp;ile&nbsp;MASAK&nbsp;hesaphareketlerinin&nbsp;incelenmesi&nbsp;sonucu&nbsp;elde&nbsp;edilen&nbsp;delillerdoğrultusunda,&nbsp;bazı&nbsp;belediye&nbsp;çalışanlarının&nbsp;rüşvetolarak&nbsp;yüksek&nbsp;miktarlı&nbsp;hediye&nbsp;kartları&nbsp;kullandıkları&nbsp;vedöviz&nbsp;cinsi&nbsp;para&nbsp;aldıkları,&nbsp;bazı&nbsp;firma&nbsp;sahiplerinin&nbsp;iseyüksek&nbsp;miktarlı&nbsp;hediye&nbsp;kartı&nbsp;ve&nbsp;döviz&nbsp;cinsi&nbsp;paraverdikleri&nbsp;tespit&nbsp;edildi.</p>

<p>Dijital&nbsp;materyaldeki&nbsp;incelemelerde&nbsp;ayrıca,&nbsp;bazıbelediye&nbsp;çalışanlarının&nbsp;Ataşehir&nbsp;Belediyesinde&nbsp;imar&nbsp;veiskan&nbsp;işi&nbsp;bulunan&nbsp;firma&nbsp;sahiplerine&nbsp;"çöp&nbsp;konteyneri"aldırmak&nbsp;suretiyle&nbsp;maddi&nbsp;menfaat&nbsp;temin&nbsp;ettiklerineilişkin&nbsp;bulgulara&nbsp;ulaşıldı.</p>

<p>Şüphelilerin,&nbsp;20&nbsp;Nisan'da&nbsp;tutuklanan&nbsp;bazı&nbsp;şüphelilerleiştirak&nbsp;halinde&nbsp;soruşturmaya&nbsp;konu&nbsp;suçları&nbsp;işledikleritespit&nbsp;edildi.</p>

<p>Soruşturma&nbsp;kapsamında&nbsp;İstanbul&nbsp;Mali&nbsp;SuçlarlaMücadele&nbsp;Şube&nbsp;Müdürlüğü&nbsp;ekiplerince&nbsp;sabahsaatlerinde&nbsp;eş&nbsp;zamanlı&nbsp;operasyon&nbsp;düzenlendi.</p>

<p>Operasyonda&nbsp;Ataşehir&nbsp;Belediye&nbsp;Başkan&nbsp;Vekili&nbsp;MuratGüneş,&nbsp;belediye&nbsp;başkan&nbsp;yardımcıları&nbsp;Aytekin&nbsp;Şahin&nbsp;veEkrem&nbsp;Köse,&nbsp;eski&nbsp;belediye&nbsp;başkan&nbsp;yardımcıları&nbsp;MuratKorkmaz&nbsp;ve&nbsp;Leyla&nbsp;Terzi,&nbsp;Ataşehir&nbsp;Belediyesi&nbsp;TemizlikHizmetleri&nbsp;Müdürü&nbsp;Cihan&nbsp;Karakaş,&nbsp;belediyeçalışanları&nbsp;Mustafa&nbsp;Anıl&nbsp;Altan&nbsp;ve&nbsp;Gülsüm&nbsp;Aslan&nbsp;ilefarklı&nbsp;şirketlerin&nbsp;ortakları&nbsp;Emrah&nbsp;Ayhan,&nbsp;Yağmur&nbsp;Kiraz,Yusuf&nbsp;Karademir,&nbsp;Halim&nbsp;Bal&nbsp;ve&nbsp;Ersin&nbsp;Yıldırım&nbsp;gözaltınaalındı.</p>

<p>Adreslerde&nbsp;yapılan&nbsp;aramalarda&nbsp;çok&nbsp;sayıda&nbsp;dijitalmateryale&nbsp;el&nbsp;konuldu.</p>

<p>Şüphelilerin&nbsp;emniyetteki&nbsp;işlemleri&nbsp;sürüyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 13:16:48 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/atasehir-belediyesine-yonelik-yolsuzluk-operasyonu-13-gozalti-h108393.html">Ataşehir Belediyesine yönelik yolsuzluk operasyonu: 13 gözaltı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/bakan-gurlek-7-faili-mechul-dosyada-8-cinayet-aydinlatildi-h108392.html</link>
		<title>Bakan Gürlek: 7 faili meçhul dosyada 8 cinayet aydınlatıldı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Türkiye Adalet Bakanı Akın Gürlek, yedi faili meçhul dosyada sekiz cinayetin aydınlatıldığını açıkladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Faili&nbsp;Meçhul&nbsp;Suçları&nbsp;Araştırma&nbsp;Daire&nbsp;Başkanlığı'nınçalışmaları&nbsp;sonucu&nbsp;yedi&nbsp;faili&nbsp;meçhul&nbsp;dosyada&nbsp;sekizcinayet&nbsp;aydınlatıldı.</p>

<p>Cumhuriyet&nbsp;başsavcılıkları&nbsp;ve&nbsp;kolluk&nbsp;birimlerininçalışmasıyla&nbsp;en&nbsp;eskisi&nbsp;yaklaşık&nbsp;39&nbsp;en&nbsp;yenisi&nbsp;ise&nbsp;üçyıllık&nbsp;olan&nbsp;yedi&nbsp;dosyada&nbsp;çeşitli&nbsp;tutuklama&nbsp;kararlarıverildi.</p>

<p>Çözülen&nbsp;cinayetlere&nbsp;ilişkin&nbsp;açıklama&nbsp;yapan&nbsp;AdaletBakanı&nbsp;Akın&nbsp;Gürlek,&nbsp;bu&nbsp;yedi&nbsp;dosyayla&nbsp;birlikte&nbsp;bugünekadar&nbsp;58&nbsp;dosyada&nbsp;65&nbsp;maktul&nbsp;ve&nbsp;yedi&nbsp;yaralıya&nbsp;ilişkinolayların&nbsp;aydınlatıldığını&nbsp;bildirdi.</p>

<p>39&nbsp;yıllık&nbsp;faili&nbsp;meçhul&nbsp;dosya&nbsp;aydınlatıldı</p>

<p>Bakan&nbsp;Gürlek'in&nbsp;açıkladığı&nbsp;dosyalardan&nbsp;biri&nbsp;1987yılında&nbsp;Artvin'in&nbsp;Şavşat&nbsp;ilçesinde&nbsp;haber&nbsp;alınamayanNigar&nbsp;Bilgin'e&nbsp;ilişkindi.</p>

<p>1987&nbsp;yılında&nbsp;yaptığı&nbsp;evliliğin&nbsp;ardından&nbsp;kendisinden&nbsp;birdaha&nbsp;haber&nbsp;alınamayan&nbsp;Nigar&nbsp;Bilgin’in&nbsp;dosyasında,yeni&nbsp;ifadeler&nbsp;ve&nbsp;yer&nbsp;gösterme&nbsp;işlemleri&nbsp;sonrası&nbsp;yapılankazıda&nbsp;kadına&nbsp;ait&nbsp;olduğu&nbsp;değerlendirilen&nbsp;kemiklereulaşıldı.</p>

<p>Olayla&nbsp;ilgili&nbsp;olarak&nbsp;Z.B.&nbsp;tutuklandı,&nbsp;M.B.&nbsp;hakkında&nbsp;evhapsi&nbsp;kararı&nbsp;verildi.</p>

<p>Bakan&nbsp;Gürlek'in&nbsp;açıkladığı&nbsp;diğer&nbsp;dosyalara&nbsp;ilişkinbilgiler&nbsp;şöyle:</p>

<p>YOZGAT&nbsp;/&nbsp;ŞEFAATLİ&nbsp;|&nbsp;HAMZA&nbsp;GEDİK&nbsp;–&nbsp;21&nbsp;YILLIKFAİLİ&nbsp;MEÇHUL:&nbsp;8&nbsp;Temmuz&nbsp;2005&nbsp;tarihinde&nbsp;görevyaptığı&nbsp;TMO&nbsp;yerleşkesinde&nbsp;öldürülen&nbsp;Hamza&nbsp;Gedik’indosyasında;&nbsp;eski&nbsp;ihbarlar,&nbsp;yeniden&nbsp;alınan&nbsp;ifadeler&nbsp;veelde&nbsp;edilen&nbsp;deliller&nbsp;birlikte&nbsp;değerlendirildi.&nbsp;Cinayetinazmettirme&nbsp;ve&nbsp;iştirak&nbsp;hâlinde&nbsp;gerçekleştirildiğineilişkin&nbsp;bulgular&nbsp;üzerine&nbsp;Kırşehir&nbsp;ve&nbsp;İstanbul’dadüzenlenen&nbsp;operasyonlarda&nbsp;6&nbsp;şüpheli&nbsp;yakalandı.</p>

<p>DİYARBAKIR&nbsp;/&nbsp;SUR&nbsp;|&nbsp;ERHAN&nbsp;KURT&nbsp;–&nbsp;19&nbsp;YILLIKFAİLİ&nbsp;MEÇHUL:&nbsp;21&nbsp;Eylül&nbsp;2007&nbsp;tarihinde&nbsp;HevselBahçeleri’nde&nbsp;bağla&nbsp;boğularak&nbsp;öldürülen&nbsp;ErhanKurt’un&nbsp;dosyasında;&nbsp;yeni&nbsp;tanık&nbsp;beyanları,&nbsp;HTS&nbsp;ve&nbsp;bazkayıtları,&nbsp;Adli&nbsp;Tıp&nbsp;Kurumu&nbsp;değerlendirmeleri&nbsp;ile&nbsp;öncekiifadelerdeki&nbsp;çelişkiler&nbsp;yeniden&nbsp;incelendi.&nbsp;Elde&nbsp;edilenyeni&nbsp;bulgular&nbsp;üzerine&nbsp;Diyarbakır&nbsp;ve&nbsp;Batman’dagerçekleştirilen&nbsp;eş&nbsp;zamanlı&nbsp;operasyonda&nbsp;6&nbsp;şüpheliyakalandı.</p>

<p>ESKİŞEHİR&nbsp;/&nbsp;SEYİTGAZİ&nbsp;|&nbsp;YAKUP&nbsp;BOZKURT&nbsp;–&nbsp;14YILLIK&nbsp;FAİLİ&nbsp;MEÇHUL:&nbsp;Henüz&nbsp;2,5&nbsp;yaşındayken&nbsp;8Mayıs&nbsp;2012&nbsp;tarihinde&nbsp;kaybolan&nbsp;ve&nbsp;cansız&nbsp;bedenibulunan&nbsp;Yakup&nbsp;Bozkurt’un&nbsp;dosyasında,&nbsp;teknikçalışmalar&nbsp;ve&nbsp;yeniden&nbsp;alınan&nbsp;ifadeler&nbsp;sonucu&nbsp;6şüpheli&nbsp;gözaltına&nbsp;alındı.&nbsp;Şüphelilerden&nbsp;baba&nbsp;A.B.tutuklandı.</p>

<p>TRABZON&nbsp;|&nbsp;KÖKSAL&nbsp;KOL&nbsp;VE&nbsp;MEHMET&nbsp;KAPLAN&nbsp;–12&nbsp;YILLIK&nbsp;FAİLİ&nbsp;MEÇHUL:&nbsp;26&nbsp;Haziran&nbsp;2014&nbsp;tarihindekaybolan&nbsp;Köksal&nbsp;Kol&nbsp;ve&nbsp;Mehmet&nbsp;Kaplan’ın&nbsp;dosyasındayeni&nbsp;tanık&nbsp;beyanları&nbsp;ile&nbsp;daha&nbsp;önce&nbsp;verilenkovuşturmaya&nbsp;yer&nbsp;olmadığı&nbsp;kararı&nbsp;kaldırıldı.&nbsp;İki&nbsp;kişininöldürülerek&nbsp;gömüldüğüne&nbsp;ilişkin&nbsp;yeni&nbsp;delil&nbsp;vebeyanlara&nbsp;ulaşılması&nbsp;üzerine&nbsp;gözaltına&nbsp;alınan&nbsp;E.A.&nbsp;veA.B.&nbsp;tutuklandı.</p>

<p></p>

<p>KİLİS&nbsp;/&nbsp;ACAR&nbsp;KÖYÜ&nbsp;|&nbsp;KHALED&nbsp;TAYSON&nbsp;–&nbsp;12&nbsp;YILLIKFAİLİ&nbsp;MEÇHUL:&nbsp;15&nbsp;Temmuz&nbsp;2014&nbsp;tarihinde&nbsp;birsulama&nbsp;kuyusunda&nbsp;ölü&nbsp;bulunan&nbsp;Khaled&nbsp;Tayson’undosyasında;&nbsp;yeni&nbsp;Adli&nbsp;Tıp&nbsp;incelemesi,&nbsp;tanık&nbsp;beyanlarıve&nbsp;baz&nbsp;analizleri&nbsp;sonucu&nbsp;daha&nbsp;önce&nbsp;verilen&nbsp;takipsizlikkararı&nbsp;kaldırıldı.&nbsp;Yeniden&nbsp;başlatılan&nbsp;soruşturmakapsamında&nbsp;3&nbsp;şüpheli&nbsp;yakalandı.</p>

<p>KAYSERİ&nbsp;|&nbsp;FEHMİ&nbsp;LUP&nbsp;–&nbsp;3&nbsp;YILLIK&nbsp;FAİLİ&nbsp;MEÇHUL:&nbsp;9Ekim&nbsp;2023&nbsp;tarihinde&nbsp;Kayseri&nbsp;Asri&nbsp;Mezarlığı’nda&nbsp;ölübulunan&nbsp;yüzde&nbsp;84&nbsp;engelli&nbsp;Fehmi&nbsp;Lup’un&nbsp;dosyasında;kamera&nbsp;görüntüleri,&nbsp;baz&nbsp;verileri&nbsp;ve&nbsp;yeni&nbsp;tanıkbeyanları&nbsp;yeniden&nbsp;değerlendirildi.&nbsp;Olayla&nbsp;bağlantısıtespit&nbsp;edilen&nbsp;M.C.D.&nbsp;tutuklandı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 13:15:51 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/bakan-gurlek-7-faili-mechul-dosyada-8-cinayet-aydinlatildi-h108392.html">Bakan Gürlek: 7 faili meçhul dosyada 8 cinayet aydınlatıldı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/galatasaray-baskani-tff-nin-sessizligi-ni-hayra-h108391.html</link>
		<title>Galatasaray başkanı &amp;#039;TFF&amp;#039;nin sessizliği&amp;#039;ni hayra yormadı</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Galatasaray Başkanı Dursun Özbek, Türkiye Futbol Federasyonu’ndan (TFF) Merkez Hakem Kurulu’na (MHK) ilişkin açıklama beklediklerini söyledi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu&nbsp;dahil yedi kişi 29 Eylül sabahı&nbsp;‘resmi belgede sahtecilik’&nbsp;ve&nbsp;‘eziyet’&nbsp;suçlamalarıyla gözaltına alınmıştı.</p>

<p>Gözaltına alınan diğer isimler eski MHK başkan vekili Ahmet Şahin, Eski MHK üyesi Yunus Yıldırım, MHK üyesi Sebahattin Şahin, Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği (TFFHGD) İstanbul Şube Başkanı Ferdi Karadoruk, TFFHGD İstanbul Teşkilat Sorumlusu Alican Sağlar ve TTFFHGD İstanbul Hakem Kurulu Başkanı Emre Kosif’ti.</p>

<p>Mahkeme bugün Gündoğdu, Kosif, Karadoruk, Yıldırım ve Sağlar’ı tutuklarken Ahmet Şahin ve Sebahattin Şahin’i yurt dışı çıkış yasağını içeren adli kontrolle serbest bıraktı.&nbsp;</p>

<p>Hakemler Yasin Kol ve Göktuğ Hazar Erel’in de gözaltında bulunduğu soruşturma sürerken kulüpler liglerin akıbetini tartışıyor.</p>

<p>Dün (2 Ekim) Beşiktaş Başkanı Serdar Adalı‘her şey yerine oturana kadar liglerin iki hafta ligler ertelenmesi’&nbsp;görüşünü dile getirip şöyle konuşmuştu:&nbsp;“Yabancı MHK olabilir. Daha çıplak gözle, sağdan soldan etkilenmeden doğrusunu yaparlar. Ona hiç hayır demem, olabilir. Şu iş yüzde yüz dibine kadar inilmeden gerekirse biz bir hafta daha oynamayalım. Bu temizlik yapılsın.”</p>

<p>Bugün de Özbek,&nbsp;‘TFF’nin sessizliği’ne tepki göstererek bunun kaosu daha da büyüttüğünü belirtti.</p>

<p>Galatasaray’ın kurucusu Ali Sami Yen’i mezarı başında anan Özbek, ardından şunları söyledi:</p>

<p>“MHK’yle ilgili Galatasaray olarak ben ve diğer üye arkadaşlarımız kulüp açıklamalarında her zaman görüşümüzü belli ettik. Değişmesi yönünde federasyona devamlı çağrılarda bulunduk. Bu şekilde olmamasını dilerdik. Zamanında aksiyon alıp zamanında bu değişiklik yapılsaydı bugün hiç ihtiyacımız olmayan bir kaosla karşılaşmazdık.&nbsp;</p>

<p>Ligler bir hafta sonra başlayacak ama ortada MHK diye bir şey yok. Başkanı, hakemi… Bu durumu biz kulüp olarak çok önceden gördük ve söyledik. Kulüpten açıklamalar yaptık ama hiç kimse umursamadı. Şimdi federasyonda bir sessizlik hakim. Bir hafta sonra ligler başlıyor. Kalacaklar mı, devam mı edecekler? Ne yapacaklarını çıkıp söylemeleri lazım.&nbsp;</p>

<p>Bu sessizlik kaosu daha da büyütüyor. Açıklamalar peş peşe geliyor. Savcılıkta verilen ifadeler ortaya döküldü. Herkes ne olup bittiğini de görüyor. Bundan sonraki dönemde yönetim nasıl şekillenir? Bunun bir an evvel ortaya çıkması lazım.</p>

<p>Bu sessizlik hayra alamet değil. Cuma maça çıkacağız. MHK’nin başkanı yok, kendisi tutuklu. MHK’nin ve federasyon başkanlığının önem verdiği, genellikle de derbi maçlarını yöneten hakemin ifadeleri deşifre oldukça ortaya kimsenin hoşuna gitmeyecek olaylar çıkıyor.</p>

<p>Dolayısıyla bir an evvel olayların netleşmesi lazım. Lige ara verilecekse ara verilir. Artık tekrar benzer tartışmalara girmeden bu konunun ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Sessizliğin hiç kimseye faydası yok.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 13:14:50 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/galatasaray-baskani-tff-nin-sessizligi-ni-hayra-h108391.html">Galatasaray başkanı &amp;#039;TFF&amp;#039;nin sessizliği&amp;#039;ni hayra yormadı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/turkiyeye-ait-sirketler-behdnan-da-agac-kesimini-hizlandirdi-h108390.html</link>
		<title>Türkiyeye ait şirketler Behdînan&amp;#039;da ağaç kesimini hızlandırdı!</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Türkiye&#039;ye ait şirketlerin  yaklaşık 10 yıldır Federe Kürdistan&#039;ın Behdînan bölgesinde başlattığı ağaç kıyımını hızlandırdığı belirtildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Türkiye’nin 2017’te Federe Kürdistan Bölgesi’nin Zap, Avaşîn ve Metîna bölgelerine başlattığı kapsamlı saldırılarla birlikte doğa talanı da başladı. Özellikle 2019 yılında başlatılan “pençe-kilit” saldırılarıyla bölgeye dönük birçok yasaklı silah kullanılarak, bölgede bulunan ormanlık alanlar yakılıp talan edildi. Bölgede neredeyse 10 yıldır Türkiye’ye ait şirketler tarafından aralıksız bir şekilde ağaç kesimi yapılıyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Son günlerde ise Zaxo, Dihok, Berwarî Bala ve Amediyê kentlerini kapsayan Behdînan Bölgesi’nde ağaç kesimi hızlandırıldı. Kış öncesi kesimini artıran Türkiye'ye ait şirketler; ağaçları askerler gözetiminde TIR’larla sınırdan geçiriyor. &nbsp;Elde edilen görüntülerde, kesilen ağaçlar onlarca TIR ile kırsal alandan taşınıyor. Bazı TIR’lara Türkiye’ye ait zırhlı araçların da eşlik ettiği görülüyor. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>10 GÜNDE 250 TIR AĞAÇ TAŞINDI &nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>10 gündür, Dihok’un Amediyê ilçesine bağlı Berwarî Bala bölgesinde 250’den fazla TIR’ın kesilen ağaçları taşıdığı kaydedildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Video çeken yurttaşlar ağaç kıyımına tepki göstererek, “Bu gördükleriniz kesilen ağaçlardır. Bunlar Türklere ait TIR’lardır. Kürdistan’da kesilen ağaçları taşıyorlar. Güvenlik noktasında ağaç yüklü TIR’ların geçişini kolaylaştırmak için araçlarımızı durduruldu” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Yerel kaynakların Rojnews’e verdiği bilgilere göre, ağaç kesiminin yoğunlaştığı bölgelerin ve köylerin bir kısmı şöyle; “Berwarî Bala’nın Mîska, Qumri, Hirûrê, Kêste, Tirwaniş ve Nizdûrê köyleri.” Özellikle kışın yaklaşmasıyla bölgedeki ağaç kıyımının hızlandırıldığı belirtildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Ağaç kıyımının Türkiye’ye ait olan Girê Biyê üs bölgesinin yakınında yoğunlaştığı öğrenildi. Askerlerin gözetiminde kesilen ağaçlar, Serzêr Kapısı’ndan Türkiye’ye taşındığı belirtildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Ağaç kesiminin sürdüğü bölgelerde Türkiye askerlerinin olduğu ve sivil yurttaşların girişine de yasak olduğu öğrenildi. Türkiye’nin bölgeye dönük saldırılarının başlamasıyla yüzlerce köy boşaltılmıştı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>HER İKİ HÜKÜMET SESSİZ</p>

<p></p>

<p>Ağaç kıyımına karşı Federe Kürdistan Bölgesi ve Irak hükümetinin sessizliği sürerken, Behdînan’da yaşayan yurttaşlar ise sanal medya hesaplarında paylaştıkları görüntülerle söz konusu sessizliğe ve doğa talanına tepki gösterdi.&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 13:13:51 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/turkiyeye-ait-sirketler-behdnan-da-agac-kesimini-hizlandirdi-h108390.html">Türkiyeye ait şirketler Behdînan&amp;#039;da ağaç kesimini hızlandırdı!</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/mhk-baskani-ferhat-gundogdu-dahil-bes-kisi-tutuklandi-h108389.html</link>
		<title>MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu dahil beş kişi tutuklandı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Hakem soruşturmasında Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı Ferhat Gündoğdu dahil beş kişi tutuklandı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Gündoğdu dahil yedi kişi 29 Eylül sabahı&nbsp;‘resmi belgede sahtecilik’&nbsp;ve&nbsp;‘eziyet’suçlamalarıyla gözaltına alınmıştı.</p>

<p>Gözaltına alınan diğer isimler eski MHK başkan vekili Ahmet Şahin, Eski MHK üyesi Yunus Yıldırım, MHK üyesi Sebahattin Şahin, Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği (TFFHGD) İstanbul Şube Başkanı Ferdi Karadoruk, TFFHGD İstanbul Teşkilat Sorumlusu Alican Sağlar ve TTFFHGD İstanbul Hakem Kurulu Başkanı Emre Kosif’ti.</p>

<p>Şüpheliler üç günlük gözaltı süresinin ardından dün (2 Ekim) adliyeye sevk edildi.</p>

<p>Ferdi Karadoruk da tutuklandı</p>

<p>Mahkeme Gündoğdu ile Emre Kosif, Ferdi Karadoruk, Yunus Yıldırım ve Alican Sağlar tutuklama kararı verdi.&nbsp;</p>

<p>Ahmet Şahin ve Sebahattin Şahin’se yurt dışı çıkış yasağını içeren adli kontrolle serbest bırakıldı.&nbsp;</p>

<p>En çok Karadoruk’a ait yazışmaların servis edildiği soruşturmada hakemler Yasin Kol ve Göktuğ Hazar Erel de gözaltında.</p>

<p>MHK başkanı hakemleri maçtan önce ‘moral vermek için’ arıyormuş</p>

<p>Gündoğdu polisteki ifadesinde bazı hakemleri maç öncesi&nbsp;‘moral vermek ve bir gelişme varsa bunu haber almak için’&nbsp;aradığını kabul ederken klasman değişimlerinin Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) iradesiyle yapıldığını savundu.</p>

<p>51 sayfalık ifadesinde bütün iddiaları reddeden MHK başkanı, kimseye mobbing yapılmadığını öne sürdü.</p>

<p>Sınav sorularının bazı hakemlere önceden verildiği olaylarına bizzat şahit olmadığını belirten Gündoğdu, sınav süreçlerinin eğitim birimi tarafından yürütüldüğünü belirtti.</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 11:26:00 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/mhk-baskani-ferhat-gundogdu-dahil-bes-kisi-tutuklandi-h108389.html">MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu dahil beş kişi tutuklandı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/fon-sorusturmasinda-20-tutuklama-daha-h108388.html</link>
		<title>Fon soruşturmasında 20 tutuklama daha</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Fon soruşturmasında 20 kişi daha tutuklandı. Böylece soruşturmada toplam tutuklu sayısı 85’e çıktı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı almıştı. Fonlardan bazıları temerrüde (borcu ödeyememe durumu) düşmüştü. Mağdur yaklaşık 500 bin yatırımcı parasını alabilmek için çözüm bekliyor.</p>

<p>İstanbul Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada 30 Eylül’de 34 kişi hakkında daha gözaltı kararı çıkarılmış; şüpheli sayısı 217’ye çıkmıştı.</p>

<p>Soruşturmada dün (2 Ekim) işlemleri tamamlanan 13 kişiden dördü tutuklanmış, dokuzuysa adli kontrolle serbest bırakılmıştı.&nbsp;</p>

<p>Bugünse işlemleri tamamlanan 20 şüpheli tutuklandı.&nbsp;</p>

<p>Tutuklanan 20 kişi şöyle:&nbsp;Ali Serhat Tüzün, Ali Yöney, Alper Tunga Sagu Burak, Burak Sevindik, Fırat Kerim Ersoy, Gökhan Koçyiğit, Gürsel Akça, İdris Çakır, Jeremy Etienne Debost, Tahir Fatih Mutlu, Mücahit Acaralp, Nil Özalp, Tuncer Köklü, Yasemin Yavuz Koçyiğit, Ali Göl, Hüseyin Emre Güner, İhsan Çimen, Mesut Yalım, Osman Sungur ve Erol Demirbaş.</p>

<p>Dün tutuklanan isimlerse Ali Çil, İskender Balcı, İsmet Öğüt ve Adem Karatepe’ydi. Bu kişilerden İsmet Öğüt kamuoyunda&nbsp;‘Balıkçı İsmet’&nbsp;diye de tanınıyor.</p>

<p>Fon soruşturması</p>

<p>SPK, 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı aldı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu fonların bazılarının temerrüde (borcu ödeyememe durumu) düştüğünü açıkladı.</p>

<p>Alım-satıma kapatılan fonlar, TERA, PUSULA, HEDEF, ATLAS, A1, PARDUS ve BULLS PORTFÖY şirketlerine ait.</p>

<p>İş Bankası ve Ziraat Bankası’nca yürütülecek tasfiye sürecinin altı ay süreceği açıklandı.</p>

<p>25 Eylül’e gelindiğinde İstanbul başsavcılığınca yürütülen soruşturmada toplam tutuklu sayısı 51, adli kontrolle bırakılanların sayısı yediydi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, 12 kişinin de arandığını duyurdu.</p>

<p>26 Eylül’de eski aile bakanı ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın bir fon üzerinden 21 kat, eşinin sekiz kat kar ettiği, çiftin bu ay başında, toplam 2 milyar 170 milyon lira çektiği öne sürüldü. Kaya suçlamaları yanıtsız bırakıp görevlerinden istifa etmekle yetindi.</p>

<p>Yine 26 Eylül’de Gürlek 1 Temmuz-16 Eylül tarihlerinde fonlardan para çıkışlarının en yüksek tutardan başlamak üzere incelendiğini, 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığının dondurulduğunu, 37 şüphelinin de yurt dışına çıkışının yasaklandığını söyledi.</p>

<p>27 Eylül’de yurt dışı çıkış yasağı getirilen Tera Portföy CEO’su Emir Münir Sarpyener ve Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel gözaltına alındı.</p>

<p>27 Eylül’de Gürlek, 1 Temmuz-16 Eylül’de fonlardan para çıkışlarının en yüksek tutardan başlamak üzere incelendiğini, 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığının dondurulduğunu, 37 şüphelinin de yurt dışına çıkışının yasaklandığını söyledi.</p>

<p>24 saat geçmeden 28 Eylül’de 45 şirket ve 19 fona yönelik tedbirler kaldırıldı.</p>

<p>SPK, 17 Eylül’de iptal edilen yatırım fonu talimatlarının sahiplerine tasfiye bakiyesinden fondaki katılma payı sahipliği oranında ödeme yapılacağını duyurdu.</p>

<p>29 Eylül’de beş kişi daha tutuklandı, toplam tutuklu sayısı 56’ya&nbsp;yükseldi. Aynı gün Hedef Holding de borsada vadesi gelen 1 milyar 79 milyon 264 bin 813 liralık borcunu ödeyemediğini duyurdu.&nbsp;</p>

<p>İstanbul başsavcılığı, Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın tüm mal varlıklarının dondurulmasına ilişkin ilgili tüm kurumlara müzekkere&nbsp;yazdı.</p>

<p>Peşinden fonların tasfiyesi için cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığında&nbsp;‘Fon Koordinasyon Kurulu’&nbsp;oluşturulduğu açıklandı.</p>

<p>30 Eylül’de 34 kişi hakkında daha gözaltı kararı çıkarıldı; böylece soruşturmada şüpheli sayısı 217’ye çıktı.</p>

<p>Aynı gün soruşturmada ifadesi alınan AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı hakkında yurt dışına çıkış yasağı ve mal varlığına tedbir kararı verildi. Tedbir kararı saatler sonra kaldırıldı.</p>

<p>1 Ekim’de Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Yatırım CEO’su Emir Münir Sarpyener tutuklandı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 11:25:00 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/fon-sorusturmasinda-20-tutuklama-daha-h108388.html">Fon soruşturmasında 20 tutuklama daha</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/dolar-avro-ve-altinda-haftanin-bilancosu-33-h108387.html</link>
		<title>Dolar, avro ve altında haftanın bilançosu</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[Bu hafta dolar yüzde 0,14 değer kazanırken gram altın yüzde 1,53; avro yüzde 0,69 değer kaybetti.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Altında satış fiyatları şöyle:</p>

<p>Gram altın:&nbsp;6 bin 613 lira</p>

<p>Çeyrek altın:&nbsp;10 bin 860 lira (Fiyatı geçen hafta sonuna göre yüzde 1,41 azaldı)</p>

<p>Cumhuriyet altını:&nbsp;43 bin 250 lira (Fiyatı geçen hafta sonuna göre yüzde 1,39 azaldı)</p>

<p>Satış fiyatı dolarda 49,0350 liraya çıkarken avroda 55,4680 liraya geriledi.</p>

<p>İngiliz sterlinin satış fiyatı bu hafta yüzde 0,12 artışla 64,9970 liraya çıktı. Sterlin geçen 64,9170 liraydı.</p>

<p>İsviçre frangıysa yüzde yüzde 0,39 değer kaybederek 58,8870 liradan alıcı buldu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 11:24:01 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/dolar-avro-ve-altinda-haftanin-bilancosu-33-h108387.html">Dolar, avro ve altında haftanın bilançosu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/dfgden-eylul-raporu-3-bin-492-icerige-erisime-engelli-h108386.html</link>
		<title>DFGden Eylül raporu: 3 bin 492 içeriğe erişime engelli</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[DFG, Eylül Ayı Gazetecilere Yönelik Hak İhlalleri Raporu’nu açıkladı. Rapora göre sanal medyada 3 bin 492 içeriğe erişim engeli getirildiği belirtildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) “Eylül ayı gazetecilere yönelik hak ihlalleri raporu”nu açıkladı. Raporda Eylül ayında basın ve ifade özgürlüğü açısından erişim engellerinin ön plana çıktığına dikkat çekildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Raporun değerlendirme kısmında, “Eylül ayı, Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü açısından erişim engellerinin yoğunlaştığı ve kapsamının belirgin biçimde genişlediği bir ay oldu. Aylık izleme çalışmamızda yer alan veriler, erişim engellerinin yalnızca belirli haber içeriklerine yönelik bir müdahale olmaktan çıktığını; gazetecilerin dijital medya hesaplarından haber kuruluşlarına, meslek örgütlerinden sivil toplum kuruluşlarına ve kamusal tartışmaya katılan çok sayıda aktöre uzanan kapsamlı bir sansür mekanizmasına dönüştüğünü göstermektedir” denildi.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp;</p>

<p>BİRÇOK HESAP ERİŞİME ENGELLENDİ&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Ayın ilk günlerinden itibaren gazeteci ve medya kuruluşlarının sosyal medya hesaplarının erişime engellendiğinin belirtildiği raporda, “Eylül ayı verilerine göre, internet ve dijital medya alanında 3 bin 492 dijital medya içeriğine erişim engeli getirildi. Bunun yanında 15 habere erişim engellenirken, 4 internet sitesi kapatıldı. Eylül ayında JINNEWS, Mezopotamya Ajansı, Evrensel, Kısa Dalga ve T24 gibi medya kuruluşlarının hesapları veya internet siteleri erişim engelleri ve platform müdahaleleriyle karşı karşıya kaldı. Bunun yanında çok sayıda gazetecinin kişisel X hesapları da ‘millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması’ gibi gerekçelerle Türkiye’den görünmez kılındı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>24-30 EYLÜL’DE ENGELLER ARTTI</p>

<p></p>

<p>Özellikle 24-30 Eylül arasındaki dönem, erişim engellerinin yoğunluğu bakımından dikkat çekicidir. 24 Eylül’de en az 250 X hesabının erişime engellendiği; 26 Eylül’de basın kuruluşları, gazeteciler, akademisyenler ve ekonomi-finans alanında çalışan isimlerin bulunduğu 80 hesabın daha engellendiği rapora yansıdı. 28 Eylül’de en az 55 X hesabına erişim engeli getirilirken, 30 Eylül’de ise İfade Özgürlüğü Derneği’nin EngelliWeb projesi, fon krizi hakkında paylaşım yapan en az 147 X hesabının daha erişime engellendiği tespit etti” denildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>HER KONUYA ERİŞİM ENGELİ!</p>

<p></p>

<p>Bu durumun erişim engellerinin belirli bir konu veya haberle sınırlı kalmadığını gösterdiğinin belirtildiği raporda, şunlara yer verildi: “Eylül ayında Narin Güran cinayeti, fon krizi, kamuoyunca bilinen kişilere ilişkin haberler, Manisa’da yaşanan okul saldırısı, LGBTİ+ hakları, siyasi gelişmeler, NATO Zirvesi öncesindeki gelişmeler ve çeşitli toplumsal olaylar hakkında paylaşım yapan hesap ve içeriklerin erişim engellerinin konusu oldu. Narin Güran soruşturması kapsamında 99 X hesabının; Manisa Turgutlu’daki okul saldırısı sonrasında ise 92 X hesabının erişime engellendiği rapora kaydedildi.”</p>

<p></p>

<p>‘HABERE ULAŞMA İMKANI DARALTILDI’</p>

<p></p>

<p>18 Eylül’de Medya Radar’ın internet sitesinin tamamına erişim engeli getirildiği, itiraz üzerine bu kararın kaldırıldığının hatırlatıldığı raporda, 30 Eylül’de ise T24’ün internet sitesi ile 1,9 milyon takipçili X hesabı hakkında kapatma kararı verildiğine dikkat çekildi. &nbsp;Raporda, “Bu tablo, erişim engellerinin artık yalnızca belirli bir içeriğin dolaşımını sınırlandıran bir araç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bir haberin engellenmesi, gazetecinin hesabının görünmez kılınması, medya kuruluşunun dijital medya hesabının kapatılması veya haber sitesinin tamamının kapatılması farklı uygulamalar olmakla birlikte aynı sonucu üretmektedir: kamunun habere ulaşma ve gazetecinin haberini kamuya ulaştırma kanalları daraltılmaktadır.</p>

<p></p>

<p>‘İÇERİKLER FARKLI GEREKÇELERLE ERİŞİME KAPATILDI’</p>

<p></p>

<p>Eylül ayındaki verilerde dikkat çeken önemli bir başka unsurun, erişim engellerinin yalnızca Türkiye’deki idari ve yargısal kararlarla sınırlı kalmaması olduğunun belirtildiği raporda, devamla şunlara yer verildi: “Çok sayıda hesap, ilgili kararların ardından X tarafından Türkiye’den görünmez kılındı. Instagram ise Ajansa Welat ve Mezopotamya Ajansı’nın Türkçe hesabını ‘Topluluk kuralları’ gerekçesiyle kapatmış; itiraz ve yeniden değerlendirme talebine izin vermemiştir. JINNEWS’in Türkçe Instagram hesabı da benzer biçimde askıya alınmıştır.</p>

<p></p>

<p>Eylül verileri, erişim engellerinde kullanılan gerekçelerin de oldukça geniş bir çerçeveye yayıldığını göstermektedir. ‘Millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması’, ‘dezenformasyon’, ‘provokasyon’, ‘toplumsal huzur’, ‘suç işlenmesinin önlenmesi’, ‘özel hayatın gizliliği’, ‘kişilik hakları’ ve ‘topluluk kuralları’ gibi farklı gerekçelerle medya içerikleri ve hesaplar erişime kapatılmıştır.</p>

<p></p>

<p>‘ERİŞİM ENGELİ MERKEZİ BASKI ARACINA DÖNDÜ’</p>

<p></p>

<p>Eylül 2026 verileri, Türkiye’de erişim engellerinin basın özgürlüğü alanında merkezi bir baskı aracına dönüştüğünü göstermektedir. Gazetecilerin kişisel hesaplarından haber kuruluşlarının internet sitelerine, dijital medya hesaplarından belirli haber içeriklerine kadar uzanan uygulamalar, toplumun haber alma hakkını doğrudan etkilemektedir.</p>

<p></p>

<p>DFG: ERİŞİM ENGELİ BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE MÜDAHALEDİR</p>

<p></p>

<p>DFG olarak altını çiziyoruz: Bir gazetecinin haberini yayımladığı mecraya erişimin engellenmesi, yalnızca gazetecinin ifade özgürlüğüne değil, toplumun haber alma hakkına da müdahaledir. Özellikle gazetecilerin dijital medya hesaplarının toplu biçimde erişime engellenmesi, haber kuruluşlarının hesaplarının görünmez kılınması ve haber sitelerinin bütünüyle erişime kapatılması, basın özgürlüğü açısından ayrı bir izleme başlığı olarak ele alınmalıdır.</p>

<p></p>

<p>GÖZALTINA ALINAN 15 GAZETECİDEN 8’İ TUTUKLANDI</p>

<p></p>

<p>Eylül 2026’da gazetecilere yönelik baskılar, yalnızca haber içeriklerine getirilen erişim engelleriyle sınırlı kalmamış; gazetecilerin gözaltına alınması, tutuklanması, tehdit edilmesi, haber takibi sırasında engellenmesi ve sosyal medya hesaplarının görünmez kılınması şeklinde birbirini tamamlayan çok katmanlı bir müdahale biçimine dönüşmüştür.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Eylül ayında 15 gazeteci gözaltına alınırken, 8 gazeteci tutuklanmıştır. 4 gazetecinin evine baskın düzenlenmiş, 3 gazeteci tehdit edilmiş, 5 olayda gazetecilerin haber takibi engellenmiş ve 2 gazeteci kötü muameleye maruz kalmıştır. Aynı dönemde düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında 2 gazeteci hakkında soruşturma açılmış, 10 gazeteci hakkında dava açılmıştır. Yargılaması devam eden 25 dosyada 80 gazeteci bulunmaktadır. 4 Ekim 2026 itibarıyla tutuklu gazeteci sayısı ise 29’dur.</p>

<p></p>

<p>HABERLER TUTUKLAMA GEREKÇESİ YAPILDI</p>

<p></p>

<p>Eylül ayında gazetecilere yönelik müdahalelerin önemli bir bölümü, doğrudan gazetecilerin yaptıkları haberler veya dijtal medya paylaşımları üzerinden gerçekleşmiştir. Gazeteci Oya Lale Arslan dijtal medya paylaşımları ve YouTube yayınları gerekçe gösterilerek gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. Gazeteci Selahattin Günday, Kaşif Kozinoğlu soruşturması kapsamında haberleştirdiği görüntüler nedeniyle tutuklanmış, ardından hakkında ikinci bir tutuklama kararı verilmiştir. Gazeteci Tuğba Tekerek, Kaos GL'ye yaptığı haber gerekçesiyle tutuklanırken, Bolu Gündem Genel Yayın Yönetmeni Hüseyin Aykan da yayımladığı bir haber nedeniyle tutuklanmıştır.</p>

<p></p>

<p>Eylül ayında gazetecilerin haber takibi sırasında karşılaştıkları müdahaleler de dikkat çekici boyuta ulaşmıştır. Eylül ayında 5 olayda gazetecilerin haber takibi engellenirken 3 gazeteci tehdit edildi ve 2 gazeteci de kötü muameleye maruz kaldı.&nbsp;</p>

<p>Gazetecilerin maruz kaldığı saldırılardan biri de adli kıskaç olmuştur. Eylül ayında 2 gazeteciye soruşturma &nbsp;açılırken 10 gazetecinin soruşturması da davaya dönüştü. 25 dosyada 80 gazetecinin yargılanması sürerken ETHA Muhabiri Züleyha Müldür’e 6 yıl 3 ay ceza verildi.”</p>

<p></p>

<p>İHLALLER</p>

<p></p>

<p>Raporda göre; 2 gazeteci saldırıya uğradı, 1 gazeteci hedef gösterildi, 4 gazetecinin evine baskın düzenlendi, 15 gazeteci gözaltına alındı, 8 gazeteci tutuklandı, 2 gazeteci kötü muameleye uğradı,3 gazeteci tehdit edildi, 5 gazetecinin haber takibi engellendi, 1 gazeteci cezaevinde ihlale maruz kaldı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>2 gazeteci hakkında soruşturma, 10 gazeteci hakkında dava açıldığı, 2gazeteciye 6 yıl 5 ay 24 gün ceza verildi, yargılaması devam eden gazeteci dosyası 25, yargılanan gazeteci sayısı 80, tutuklu gazeteci sayısı ise 3 Ekim itibariyle 30 olarak raporda yer aldı. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>Raporda, 10 gazetecinin işine son verildiği, 14 yayına RTÜK tarafından ceza verildiği belirtilirken 4 internet sitesinin kapatıldı, 15 habere erişim engeli getirildiği, 3 bin 492 sosyal medya içeriğine erişim engeli getirildiği belirtildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 26 11:22:49 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/dfgden-eylul-raporu-3-bin-492-icerige-erisime-engelli-h108386.html">DFGden Eylül raporu: 3 bin 492 içeriğe erişime engelli</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/bddk-dan-telefon-kredileri-ve-kredi-kartlarina-yeni-duzenleme-h108385.html</link>
		<title>BDDK&amp;#039;dan telefon kredileri ve kredi kartlarına yeni düzenleme</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), cep telefonu alımında kullanılan tüketici kredilerinde vade sınırlarını yeniden belirledi ve kredi kartlarında asgari ödeme tutarının hesaplanmasında esas alınan limit tutarını 100 bin liraya yükseltti.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kurul, tüketici kredilerinde fiyatı 40 bin lira ve altında olan telefonlar için vade sınırını 12 ay, 40 bin lira üzerinde olanlar içinse üç ay olarak belirledi.</p>

<p>İş yerinin&nbsp;‘yenileme merkezi’&nbsp;veya&nbsp;‘yetkili satıcı’&nbsp;niteliğinde olması kaydıyla&nbsp;‘yenilenmiş ürün’&nbsp;niteliğindeki cep telefonları için vade sınırı fiyatı 50 bin lira ve altında olanlar için 12 ay, 50 bin lira üzerinde olanlar için üç ay oldu.</p>

<p>Kredi kartıyla cep telefonu (yenilenmiş ürün niteliğinde olanlar hariç) alımında taksitlendirme yasağının devam etmesine karar verildi.</p>

<p>‘Yenilenmiş’&nbsp;cep telefonu alımındaysa taksitlendirme süresi tutar sınırı olmaksızın 12 ay oldu.</p>

<p>Kredi kartlarında asgari ödeme tutarı</p>

<p>Kredi kartlarında asgari ödeme tutarının belirlenmesinde dikkate alınan 50 bin liralık limit tutarı artırıldı.</p>

<p>Kredi kartlarında asgari tutar, limiti 100 bin lira ve altında olanlar için dönem borcunun yüzde 20’si, 100 bin liranın üzerinde olanlar içinse dönem borcunun yüzde 40’ı olarak belirlendi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 26 23:26:37 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/bddk-dan-telefon-kredileri-ve-kredi-kartlarina-yeni-duzenleme-h108385.html">BDDK&amp;#039;dan telefon kredileri ve kredi kartlarına yeni düzenleme</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/tc-kimlik-kartlarina-yeni-ozellik-eklendi-81-ilde-gecerli-olacak-h108384.html</link>
		<title>T.C. kimlik kartlarına yeni özellik eklendi: 81 ilde geçerli olacak</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Türkiye’de müze ve ören yerlerine girişte yeni bir döneme geçiliyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yürüttüğü dijital dönüşüm projesi kapsamında, kullanım süresi dolan Müzekartların yerine T.C. kimlik kartlarının kullanılması planlanıyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Türkiye&nbsp;genelindeki&nbsp;216&nbsp;müze&nbsp;ve&nbsp;ören&nbsp;yerinikapsayan&nbsp;proje&nbsp;tamamlandığında&nbsp;vatandaşlar,&nbsp;müzegirişlerinde&nbsp;fiziksel&nbsp;kart&nbsp;taşımak&nbsp;zorunda&nbsp;kalmadanT.C.&nbsp;kimlik&nbsp;kartlarını&nbsp;kullanabilecek.</p>

<p>Gişede&nbsp;sıra&nbsp;bekleme&nbsp;dönemi&nbsp;sona&nbsp;erecek</p>

<p>Yeni&nbsp;sistemle&nbsp;vatandaşlar,&nbsp;giriş&nbsp;ücretlerini&nbsp;e-Devletveya&nbsp;mobil&nbsp;uygulama&nbsp;üzerinden&nbsp;ödedikten&nbsp;sonramüze&nbsp;ve&nbsp;ören&nbsp;yerlerinin&nbsp;gişelerinde&nbsp;sıra&nbsp;beklemedenT.C.&nbsp;kimlik&nbsp;kartlarını&nbsp;okuyarak&nbsp;doğrudan&nbsp;girişyapabilecek.</p>

<p>Süresi&nbsp;henüz&nbsp;dolmamış&nbsp;mevcut&nbsp;Müzekartların&nbsp;isekullanılmaya&nbsp;devam&nbsp;edeceği&nbsp;belirtildi.</p>

<p>Projenin&nbsp;2026&nbsp;sonunda&nbsp;tamamlanmasıplanlanıyor</p>

<p>Kültür&nbsp;ve&nbsp;Turizm&nbsp;Bakanlığı&nbsp;ile&nbsp;gerçekleştirilentoplantıda,&nbsp;dijital&nbsp;dönüşüm&nbsp;projesinin&nbsp;mevcut&nbsp;durumuve&nbsp;2026&nbsp;yılı&nbsp;sonunda&nbsp;tamamlanması&nbsp;öngörülentakvim&nbsp;ele&nbsp;alındı.</p>

<p>Projenin&nbsp;yalnızca&nbsp;müze&nbsp;giriş&nbsp;ve&nbsp;biletleme&nbsp;sistemlerinikapsamadığı&nbsp;belirtildi.</p>

<p>Yapay&nbsp;zeka&nbsp;ve&nbsp;5G&nbsp;de&nbsp;kullanılacak</p>

<p>Dijital&nbsp;dönüşüm&nbsp;kapsamında&nbsp;müzelerde&nbsp;fiber&nbsp;altyapı,5G&nbsp;entegrasyonu&nbsp;ve&nbsp;yapay&nbsp;zeka&nbsp;destekli&nbsp;veri&nbsp;analitiğigibi&nbsp;teknolojilerin&nbsp;kullanılması&nbsp;planlanıyor.</p>

<p>Ayrıca&nbsp;artırılmış&nbsp;gerçeklik&nbsp;uygulamaları&nbsp;ve&nbsp;sesli&nbsp;rehbersistemlerinin&nbsp;de&nbsp;devreye&nbsp;alınması&nbsp;hedefleniyor.</p>

<p>Proje&nbsp;kapsamında&nbsp;kültürel&nbsp;mirasa&nbsp;ilişkin&nbsp;stratejikverilerin&nbsp;ise&nbsp;Türkiye&nbsp;sınırları&nbsp;içerisindeki&nbsp;yerlialtyapılarda&nbsp;güvence&nbsp;altına&nbsp;alınacağı&nbsp;belirtildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 26 20:29:01 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/tc-kimlik-kartlarina-yeni-ozellik-eklendi-81-ilde-gecerli-olacak-h108384.html">T.C. kimlik kartlarına yeni özellik eklendi: 81 ilde geçerli olacak</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/bozcaada-ve-gokceada-hatlarinda-bazi-feribot-seferleri-iptal-h108383.html</link>
		<title>Bozcaada ve Gökçeada hatlarında bazı feribot seferleri iptal</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Bozcaada ve Gökçeada hatlarında yarınki (3 Ekim) bazı feribot seferleri fırtına nedeniyle iptal edildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İptal seferler şöyle:</p>

<p>Kabatepe-Gökçeada hattı</p>

<p>Kabatepe’den 07:00, 09:00, 11:00, 15:00, 19:00, 21:00</p>

<p>Gökçeada’dan&nbsp;07:00, 09:00, 13:00, 17:00, 19:00, 21:00</p>

<p>Geyikli-Bozcaada hattı</p>

<p>Geyikli’den 08:00, 10:00, 12:00</p>

<p>Bozcaada’dan 07:00, 09:00, 11:00</p>

<p>İptal edilmeyen seferler</p>

<p>Düzenlenecek seferlerse şunlar:</p>

<p>Kabatepe’den 13.00 ve 17.00</p>

<p>Gökçeada’dan 11.00 ve 15.00</p>

<p>Geyikli’den 14.00, 16.00, 18.00, 20.00 ve 23.00</p>

<p>Bozcaada’dan 13.00, 15.00, 17.00, 19.00 ve 22.00</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 26 20:27:43 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/bozcaada-ve-gokceada-hatlarinda-bazi-feribot-seferleri-iptal-h108383.html">Bozcaada ve Gökçeada hatlarında bazı feribot seferleri iptal</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/besiktas-baskani-adali-gerekirse-ligler-iki-hafta-ertelensin-h108382.html</link>
		<title>Beşiktaş Başkanı Adalı: Gerekirse ligler iki hafta ertelensin</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Beşiktaş Kulübü Başkanı Serdal Adalı, hakem soruşturmasına ilişkin “Gerekirse ligler milli ara sonrası iki hafta ertelensin” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul başsavcılığının&nbsp;‘eziyet’,&nbsp;‘resmi belgede sahtecilik’,&nbsp;‘güveni kötüye kullanma’&nbsp;ve&nbsp;‘kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme’&nbsp;suçlamasıyla başlattığı soruşturma sürüyor.</p>

<p>29 Eylül’de Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı Ferhat Gündoğdu dahil yedi kişi gözaltına&nbsp;alınmıştı. Dün (1 Ekim) de hakem Yasin Kol ve Göktuğ Hazar Erel gözaltına&nbsp;alındı.</p>

<p>‘Üç beş günde sonuç alınacağını zannetmiyorum’</p>

<p>TRT Spor’a konuk olan Adalı, soruşturmaya ilişkin özetle şunları söyledi:</p>

<p>* Ne var ne yok en ince ayrıntılarına kadar temizlenmesi, beklentim bu. Kendi kulübüm için değil sadece, Türk futbolu için istiyorum. Konu adli mercelerde. Canı gönülden gereğinin yapılacağına inanıyorum.</p>

<p>* Operasyon, bu hadise ilk başladığında Ertuğrul (Doğan) başkanla konuştum, Kulüpler Birliği olarak bir araya gelelim. Bu iş bugünden yarına bitecek görünmüyor. Dibine inilsin demiştim, inilirse üç beş günde sonuç alınacağını zannetmiyorum.</p>

<p>* Kulüpler Birliği olarak masaya yatırmamız lazım. Bir şeyleri aceleye getirmek istemiyorum. İnsanların kulağına hiç hoş gelmeyecek ama şu milli aradan sonra, her şey yerli yerine oturana kadar gerekirse iki hafta ligler ertelensin. Bu kadar bir şeye başlandı, komple ne yapılacaksa, temizlenecekse yapılsın ve bir daha üstüne konuşmayalım.</p>

<p>‘Yabancı MHK olabilir’</p>

<p>* MHK bağımsız diyoruz ama gördüğümüz tapeler gösteriyor ki çok bağımsız hali yokmuş. Altı aydır bir senedir söylüyoruz, çıktı ortaya. Mevcut durum nasıl aksiyon alacak, onu bir görmemiz lazım. Koskoca Türkiye, merak edilmesin, üç hafta içinde üstesinden gelinir. Ortak akılla beraber irade ortaya konsun.&nbsp;</p>

<p>* Yabancı MHK olabilir. Daha çıplak gözle, sağdan soldan etkilenmeden doğrusunu yaparlar. Ona hiç hayır demem, olabilir. Şu iş yüzde yüz dibine kadar inilmeden gerekirse biz 1 hafta daha oynamayalım. Bu temizlik yapılsın.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 26 19:30:27 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/besiktas-baskani-adali-gerekirse-ligler-iki-hafta-ertelensin-h108382.html">Beşiktaş Başkanı Adalı: Gerekirse ligler iki hafta ertelensin</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/abdden-orta-doguya-asker-yiginagi-10-bin-asker-daha-gonderiliyor-h108381.html</link>
		<title>ABDden Orta Doğuya asker yığınağı: 10 bin asker daha gönderiliyor</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[ABD ile İran arasındaki dolaylı müzakerelerin çıkmaza girdiği bir sırada Washington bölgeye üçüncü uçak gemisi taarruz grubunu sevk etti. Trump kasım ayındaki ara seçimler sonrasında askeri saldırıları tırmandırabileceği sinyalini verirken, Tahran yönetimi olası geniş çaplı bir saldırıya karşı hedefleri Orta Doğu dışına taşıyacak daha sert bir karşılık planı hazırlıyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>ABD ile İran’ın savaşı sonlandırma konusunda yürüttüğü dolaylı müzakereler çıkmaza girerken ABD, Orta Doğu’ya üçüncü uçak gemisi taarruz grubunu gönderdi.</p>

<p>ABD’nin Orta Doğu’ya ‘USS Theodore Roosevelt’ uçak gemisi ile bir deniz piyade tümeni daha gönderme kararı aldığı belirtildi.</p>

<p>İsrail’de yayın yapan i24 televizyonunun bir ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde, ABD’nin üçüncü uçak gemisi ve ikinci deniz piyade tümenini Orta Doğu’ya göndereceği kaydedildi.</p>

<p>Yedioth Ahronoth gazetesinin haberinde, kararın ABD Başkanı Donald Trump’ın kasımdaki ara seçimlerden sonra İran’a yeniden saldırı düzenleyecekleri yönündeki tehditlerinin ardından alındığı ileri sürüldü. The Hill gazetesi, USS Theodore Roosevelt’in bölgede bulunan gemilerden birinin yerini almak için Orta Doğu’ya doğru yola çıktığını yazdı.</p>

<p>Wall Street Journal gazetesine bilgi veren ABD’li yetkililer de ABD Savunma Bakanlığının, Orta Doğu’ya 9 bin ila 10 bin ek asker göndereceğini belirtti.</p>

<p>Bölgede 50 bini aşkın asker bulunuyor</p>

<p>Yetkililer, USS Theodore Roosevelt uçak gemisinin 27 Eylül’de, San Diego’daki ana limanından ayrıldığını aktararak, deniz piyadelerini taşıyan üç amfibi gemiden oluşan USS Makin Island Amfibi Hazırlık Grubu’nun da 28 Eylül’de yola çıktığını ve kasım ayı sonuna kadar bölgeye ulaşacağını kaydetti.</p>

<p>USS Theodore Roosevelt, 7 Ekim 2023 sonrasında Orta Doğu’ya gönderilmiş ve bir süre sonra rotasyon için ABD’ye dönmüştü. ABD’nin halihazırda Orta Doğu’da USS George H.W. Bush ve USS George Washington adlı iki uçak gemisi ve yaklaşık 50 bin askeri bulunuyor.</p>

<p>Bombardımanın yeniden başlaması masada&nbsp;</p>

<p>The Wall Street Journal’ın haberine göre, Trump geçtiğimiz günlerde danışmanlarına aynı ay içinde İran’a yönelik bombardımanı yeniden başlatmayı beklediğini söyledi.</p>

<p>Perşembe günü yayınlanan Time dergisine verdiği röportajda, 3 Kasım ara seçimlerinden sonra İran’da bombalamayı artırmasının “mümkün” olduğunu belirten Trump, yeni saldırı olasılıklarını gündeme getirdi.</p>

<p>Şu anda Orta Doğu’ya doğru yol alan gemi grubu, toplamda 7 binden fazla denizci ve 2 bin deniz piyadesi taşıyor.</p>

<p>Bu gruba, USS Theodore Roosevelt uçak gemisi saldırı grubu ve iki amfibi çıkarma gemisinden oluşan USS Makin Island amfibi hazırlık grubunun da dahil olduğu belirtiliyor.</p>

<p>Trump’tan ara seçim sonrası tehdidi</p>

<p>Yeni sevkiyat, ABD’de ara seçimler yaklaşırken Başkan Donald Trump’ın İran’a karşı yürüttüğü savaşın hızla değişen dinamiklerini gözler önüne seriyor.</p>

<p>Trump, savaşın birkaç hafta süreceğine dair ilk vaatlerine rağmen, ara seçimler sonrasında gerilimi tırmandırmanın geçerli bir seçenek olmaya devam ettiği tehdidinde bulundu.</p>

<p>Perşembe günü yayımlanan Time dergisi röportajında Trump, yeni saldırı olasılıklarını gündeme getirerek 3 Kasım ara seçimlerinden sonra İran’daki bombardımanları artırmasının “mümkün” olduğunu söyledi.</p>

<p>Röportajda, İran’dan gelen en son ateşkes teklifini reddettiğini çünkü teklifin yeterince iyi olmadığını belirterek, “Bir yıl önce onaylamayacağım şeyleri bugün de onaylamam” ifadelerini kullandı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 26 15:49:04 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/abdden-orta-doguya-asker-yiginagi-10-bin-asker-daha-gonderiliyor-h108381.html">ABDden Orta Doğuya asker yığınağı: 10 bin asker daha gönderiliyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/erisimi-engellenen-t24-yeni-adresiyle-yeniden-yayinda-h108380.html</link>
		<title>Erişimi engellenen T24, yeni adresiyle yeniden yayında</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma kapsamında erişime engellenen haber sitesi T24, yeni adresi üzerinden okuyucularıyla yeniden buluştu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü “Ailem Güvende” soruşturması kapsamında haber portalı T24’ün internet sitesine ve X sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmişti.</p>

<p>İstanbul 1. Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen karara gerekçe olarak, son bir yıl içerisinde yayımlanan ve savcılık tarafından “LGBT propagandası niteliği taşıdığı” öne sürülen 118 içerik gösterilmişti.</p>

<p>Son dönemde bir ilk olmuştu</p>

<p>Son dönemde özellikle medya ve sosyal medya hesapları iktidarın hedefindeydi; yüzlerce hesap ‘milli güvenlik’ ve çeşitli gerekçelerle erişime engellenmişti. Bu mecralar arasında haber sitesi Kısa Dalga da yer alıyordu. Ancak Kısa Dalga ve benzeri diğer mecraların ana internet siteleri kapatılmamış, yalnızca belirli içerikler veya sosyal medya hesapları hedef alınmıştı. Bu bağlamda, doğrudan ana internet sitesine erişim engeli getirilen T24’e yönelik karar, son dönemde uygulanan bu tür yaptırımlar arasında bir ilk olma özelliği taşıyordu.</p>

<p>Erişim engelinin ardından okuyucusuz kalmak istemeyen site yönetimi, t24haber.com adresi üzerinden yeniden yayına girerek haber akışını sürdürmeye başladı.</p>

<p>T24’e&nbsp;https://t24haber.com&nbsp;bu adresten ulaşabilirsiniz…</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 26 15:47:59 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/erisimi-engellenen-t24-yeni-adresiyle-yeniden-yayinda-h108380.html">Erişimi engellenen T24, yeni adresiyle yeniden yayında</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/amedspor-istanbulda-dayanisma-gecesi-duzenliyor-h108379.html</link>
		<title>Amedspor, İstanbulda Dayanışma Gecesi düzenliyor</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Süper Lig’de mücadele eden Amedspor, kulübün mali ve kurumsal yapısını güçlendirmek ve geleceğini daha sağlam temeller üzerine inşa etmek amacıyla 8 Ekim’de İstanbul’da geniş katılımlı bir &quot;Dayanışma Gecesi&quot; düzenleyeceğini duyurdu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Amedspor&nbsp;Kulübü&nbsp;tarafından&nbsp;yapılan&nbsp;yazılıaçıklamada,&nbsp;“yeşil-kırmızılı&nbsp;kulübün&nbsp;yıllardır&nbsp;verilenbüyük&nbsp;emek&nbsp;ve&nbsp;mücadeleyle&nbsp;büyüyerek&nbsp;milyonlarıngönlünde&nbsp;taht&nbsp;kuran&nbsp;ortak&nbsp;bir&nbsp;değere&nbsp;dönüştüğü”vurgulandı.</p>

<p>"Sportif&nbsp;başarıları&nbsp;kalıcı&nbsp;kılmak&nbsp;istiyoruz"</p>

<p>İstanbul’daki&nbsp;buluşmanın&nbsp;yalnızca&nbsp;bir&nbsp;etkinlik&nbsp;değil,kulübün&nbsp;yarınlarına&nbsp;sahip&nbsp;çıkma&nbsp;çağrısı&nbsp;olduğubelirtilen&nbsp;açıklamada&nbsp;şu&nbsp;ifadelere&nbsp;yer&nbsp;verildi:</p>

<p>"Amedspor&nbsp;bugün&nbsp;bulunduğu&nbsp;noktaya,&nbsp;kendisineinanan&nbsp;ve&nbsp;en&nbsp;zor&nbsp;zamanlarda&nbsp;dahi&nbsp;yanında&nbsp;duranbüyük&nbsp;camiasının&nbsp;desteğiyle&nbsp;ulaştı.&nbsp;Süper&nbsp;Lig’demücadele&nbsp;eden&nbsp;kulübümüzün&nbsp;sportif&nbsp;başarılarınınkalıcı&nbsp;hale&nbsp;gelmesi;&nbsp;güçlü,&nbsp;kurumsal&nbsp;ve&nbsp;sürdürülebilirbir&nbsp;yapının&nbsp;oluşturulması&nbsp;hepimizin&nbsp;ortaksorumluluğudur.&nbsp;Amedspor’un&nbsp;geleceğini&nbsp;yalnızcabugünün&nbsp;başarılarıyla&nbsp;değil,&nbsp;yarınlara&nbsp;bırakacağımızgüçlü&nbsp;bir&nbsp;kulüp&nbsp;yapısıyla&nbsp;inşa&nbsp;etmek&nbsp;istiyoruz.&nbsp;Bunedenle&nbsp;İstanbul’da&nbsp;gerçekleştireceğimiz&nbsp;buluşmayı,omuz&nbsp;omuza&nbsp;vermenin&nbsp;ve&nbsp;ortak&nbsp;geleceğimize&nbsp;güçkatmanın&nbsp;önemli&nbsp;bir&nbsp;adımı&nbsp;olarak&nbsp;görüyoruz."</p>

<p>Organizasyon&nbsp;komitesi&nbsp;belirlendi</p>

<p>Davetiye&nbsp;usulüyle&nbsp;katılımın&nbsp;sağlanacağı&nbsp;dayanışmagecesinin&nbsp;hazırlık&nbsp;ve&nbsp;organizasyon&nbsp;çalışmalarınıyürütmek&nbsp;üzere&nbsp;şu&nbsp;isimler&nbsp;görevlendirildi:</p>

<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Aziz&nbsp;Elaldı&nbsp;(İstişare&nbsp;Kurulu&nbsp;Üyesi&nbsp;ve&nbsp;DİMDERBaşkanı)</p>

<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sezai&nbsp;Ayas&nbsp;(Diyarbakır&nbsp;Tekstil&nbsp;OSB&nbsp;Başkanı)</p>

<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Şeref&nbsp;Gökçe&nbsp;(GÜNTİAD&nbsp;Başkanı)</p>

<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Süleyman&nbsp;Yıldırhan&nbsp;(İstişare&nbsp;Kurulu&nbsp;Üyesi)</p>

<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Melih&nbsp;Nazlıcan&nbsp;(Yönetim&nbsp;Kurulu&nbsp;Üyesi)</p>

<p>·&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Talip&nbsp;Sümbül</p>

<p>İş&nbsp;insanlarına&nbsp;ve&nbsp;camiaya&nbsp;çağrı</p>

<p>Açıklamanın&nbsp;sonunda,&nbsp;Amedspor’a&nbsp;gönül&nbsp;veren&nbsp;tümsivil&nbsp;toplum&nbsp;kuruluşları,&nbsp;iş&nbsp;insanları&nbsp;ve&nbsp;taraftarlar&nbsp;bubüyük&nbsp;dayanışmanın&nbsp;paydaşı&nbsp;olmaya&nbsp;davet&nbsp;edilerek,"Bugün&nbsp;Amedspor&nbsp;için&nbsp;ortaya&nbsp;koyacağımız&nbsp;herkatkının,&nbsp;yarının&nbsp;daha&nbsp;güçlü&nbsp;Amedspor’unun&nbsp;temeltaşlarından&nbsp;biri&nbsp;olacağına&nbsp;inanıyoruz.&nbsp;Birliktebüyüdük,&nbsp;birlikte&nbsp;başardık.&nbsp;Şimdi&nbsp;geleceğimizi&nbsp;birliktedaha&nbsp;güçlü&nbsp;kuralım"&nbsp;çağrısında&nbsp;bulunuldu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 26 15:46:28 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/amedspor-istanbulda-dayanisma-gecesi-duzenliyor-h108379.html">Amedspor, İstanbulda Dayanışma Gecesi düzenliyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/cubbeli-ahmetten-fon-krizine-iliskin-dikkat-cekici-aciklama-h108378.html</link>
		<title>Cübbeli Ahmetten fon krizine ilişkin dikkat çekici açıklama</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[“Cübbeli Ahmet” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, fon krizi tartışmalarına ilişkin açıklama yaptı. Ünlü, &quot;Bu işe bulaşan babam olsa ben harama haram derim. Üzerinde kul hakkı bulunanlar sadece namaz ve abdestle kurtulacaklarını sanmasınlar&quot; ifadelerini kullandı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kamuoyunun&nbsp;yakından&nbsp;takip&nbsp;ettiği&nbsp;fon&nbsp;krizi&nbsp;ve&nbsp;borsaspekülasyonlarına&nbsp;ilişkin&nbsp;tartışmalara&nbsp;din&nbsp;adamıAhmet&nbsp;Mahmut&nbsp;Ünlü&nbsp;de&nbsp;dahil&nbsp;oldu.</p>

<p>Sosyal&nbsp;medya&nbsp;platformu&nbsp;X&nbsp;hesabı&nbsp;üzerinden&nbsp;açıklamayayımlayan&nbsp;Ünlü,&nbsp;spekülasyonlu&nbsp;hisse,&nbsp;fon&nbsp;ve&nbsp;borsaişlemlerinin&nbsp;dini&nbsp;açıdan&nbsp;caiz&nbsp;olmadığını&nbsp;hatırlatarak,İslami&nbsp;hassasiyetleri&nbsp;olan&nbsp;kişilerin&nbsp;iyi&nbsp;niyetini&nbsp;istismaredenlere&nbsp;ve&nbsp;haksız&nbsp;kazanç&nbsp;sağlayanlara&nbsp;tepkigösterdi.</p>

<p>Açıklamasında&nbsp;fon&nbsp;işlemlerinde&nbsp;yaşananmağduriyetlere&nbsp;değinen&nbsp;Ünlü,&nbsp;faiz&nbsp;hassasiyetiylehareket&nbsp;eden&nbsp;tasarruf&nbsp;sahiplerinin&nbsp;suiistimaledildiğine&nbsp;dikkat&nbsp;çekti:</p>

<p>"İnsanlar&nbsp;faizden&nbsp;ve&nbsp;haramdan&nbsp;kaçayım&nbsp;derken,onların&nbsp;bu&nbsp;iyi&nbsp;niyetini&nbsp;istismar&nbsp;ederek&nbsp;haram&nbsp;yiyenleriki&nbsp;cihanda&nbsp;da&nbsp;felah&nbsp;bulamazlar."</p>

<p>Daha&nbsp;önce&nbsp;televizyon&nbsp;programlarında&nbsp;ve&nbsp;kalemealdığı&nbsp;eserlerde&nbsp;bu&nbsp;tür&nbsp;işlemlere&nbsp;karşı&nbsp;defalarcauyarılarda&nbsp;bulunduğunu&nbsp;kaydeden&nbsp;Ünlü,"Spekülasyonlu&nbsp;hisse,&nbsp;fon&nbsp;ve&nbsp;borsa&nbsp;muamelelerinincaiz&nbsp;olmadığı&nbsp;hakkında&nbsp;televizyonlarda&nbsp;birçoksorulara&nbsp;cevap&nbsp;verdim&nbsp;ve&nbsp;bu&nbsp;hususta&nbsp;'FaizliMuameleler'&nbsp;kitabımın&nbsp;içerisinde&nbsp;bir&nbsp;bölüm&nbsp;ayırdım.YouTube'da&nbsp;bu&nbsp;konuda&nbsp;videolarımı&nbsp;bulabilirsiniz"diyerek&nbsp;konuya&nbsp;ilişkin&nbsp;geçmiş&nbsp;fetvalarını&nbsp;hatırlattı.</p>

<p>"Babam&nbsp;olsa&nbsp;harama&nbsp;haram&nbsp;derim"</p>

<p>Süreçte&nbsp;adaletin&nbsp;ve&nbsp;ahlaki&nbsp;duruşun&nbsp;tavizsiz&nbsp;olmasıgerektiğini&nbsp;vurgulayan&nbsp;Ahmet&nbsp;Mahmut&nbsp;Ünlü,&nbsp;sözkonusu&nbsp;usulsüzlüklere&nbsp;karışan&nbsp;kim&nbsp;olursa&nbsp;olsun&nbsp;ayrımyapılmaksızın&nbsp;karşısında&nbsp;durulması&nbsp;gerektiğini&nbsp;ifadeetti:</p>

<p>"Bu&nbsp;işe&nbsp;bulaşan&nbsp;babam&nbsp;olsa&nbsp;ben&nbsp;harama&nbsp;haram&nbsp;derimve&nbsp;Allah&nbsp;için&nbsp;nasihatimi&nbsp;yaparım.&nbsp;Ama&nbsp;bu&nbsp;dünya&nbsp;hırsımaalesef&nbsp;Müslümanları&nbsp;da&nbsp;dünyada&nbsp;belaya,&nbsp;ahiretteazaba&nbsp;doğru&nbsp;sürüklüyor.&nbsp;Allah&nbsp;akıbetimizihayreylesin."</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 26 13:18:29 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/cubbeli-ahmetten-fon-krizine-iliskin-dikkat-cekici-aciklama-h108378.html">Cübbeli Ahmetten fon krizine ilişkin dikkat çekici açıklama</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/somada-maden-faciasi-can-kaybi-5e-yukseldi-h108377.html</link>
		<title>Somada maden faciası: Can kaybı 5e yükseldi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Manisa’nın Soma ilçesinde İmbat maden işletmesinde meydana gelen göçükte hayatını kaybeden işçi sayısı 5’e yükseldi. Göçükte mahsur kalan 7 işçiden 2’si yaralı kurtarılırken, arama kurtarma çalışmaları tamamlandı]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>&nbsp;Soma’da 1 Ekim’de İmbat maden işletmesinde meydana gelen&nbsp;göçükte mahsur kalan 7 işçiden 2’si yaralı olarak kurtarıldı. İlk aşamada 2 işçinin cansız bedenine ulaşılırken, göçük altında kalan 3 işçi için sürdürülen arama kurtarma çalışmaları sabah saatlerinde tamamlandı.</p>

<p>Manisa Valiliği, göçük altında kalan ve yaşamını yitiren 3 işçiye de ulaşıldığını açıkladı. Böylece kazada hayatını kaybeden işçi sayısı 5’e yükseldi.</p>

<p>Hayatını kaybeden işçilerin Halit Ersay, Kerim Ören, Ramazan İnce, İsa Olcay ve Ömer Karakaya olduğu bildirildi.</p>

<p>SORUŞTURMA BAŞLATILDI</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, olayla ilgili soruşturma başlatıldığını ve üç Cumhuriyet savcısının görevlendirildiğini açıkladı.</p>

<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan da olayın araştırılması için Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından başmüfettiş görevlendirildiğini bildirdi.</p>

<p>İKİ İŞÇİDEN BİRİ TABURCU EDİLDİ</p>

<p>Göçükten yaralı kurtarılan 2 işçinin hastanede tedavi altına alındığı açıklanmıştı. AFAD’ın daha sonraki açıklamasında işçilerden birinin tedavisinin sürdüğü, diğerinin ise taburcu edildiği bildirildi.</p>

<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı psikososyal destek ekiplerinin de madenciler ve aileleri için bölgede çalışma yürüttüğü belirtildi.</p>

<p>NE OLMUŞTU?</p>

<p>İmbat maden işletmesinde 1 Ekim günü saat 13.15 sıralarında henüz belirlenemeyen nedenle göçük meydana geldi. İlk belirlemelere göre 7 işçi göçükten etkilendi.</p>

<p>Arama kurtarma ekipleri 4 işçiyi göçükten çıkardı. Bu işçilerden 2’sinin yaşamını yitirdiği belirlenirken, 2 işçi yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Göçük altında kalan 3 işçiye ulaşılması için gece boyunca sürdürülen çalışmaların ardından tüm işçilere ulaşıldı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 26 11:04:50 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/somada-maden-faciasi-can-kaybi-5e-yukseldi-h108377.html">Somada maden faciası: Can kaybı 5e yükseldi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/saglik/arastirma-antibiyotik-alirken-seker-tuketmek-bagirsaga-zararli-h108376.html</link>
		<title>Araştırma: Antibiyotik alırken şeker tüketmek bağırsağa zararlı</title>
		<category><![CDATA[saglik]]></category>
		<description><![CDATA[ABD’deki bir araştırmaya göre antibiyotik kullanırken şeker kullanmak bağırsak mikrobiyomuna zarar veriyor, tehlikeli enfeksiyonlara durumlara neden olabiliyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>CNN’in haberine göre&nbsp;Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi, New York Üniversitesi’nden Langone Health ve City of Hope Kanser Merkezi’nden bilim insanlarının yürüttüğü çalışmada, 173 hastadan alınan 1000’den fazla dışkı örneği ve 9 bin 400 hastane öğünü incelendi.</p>

<p>Dr. Jonathan Peled, yağ, karbonhidrat ve lif gibi ana besin ögeleriyle bazı gıdaların bağırsak bakterileri üzerindeki etkilerini analiz ettiklerini belirtti.</p>

<p>Doktor, şekerli gıdaların, özellikle de ilave şekerlerin, antibiyotiklerle birleştiğinde mikrobiyoma zarar verme konusunda güçlü bir olumsuz etki yarattığını söylüyor.</p>

<p>TRT Haber’in aktardığına göre&nbsp;hastaların antibiyotik rejiminin yoğunluğu arttıkça mikrobiyomlarındaki çeşitlilik kaybı da fazlalaştı. Şekerli gıda ve içecek tüketimindeki her 100 gramlık artış, antibiyotik tedavisi boyunca hastaların dışkı örneklerindeki mikrobiyom çeşitliliğini yaklaşık yüzde 24 azalttı.</p>

<p>Bağırsak mikrobiyomunun sindirime yardımcı olma, vitamin üretme, bağışıklık sistemini destekleme ve beyinle iletişim kurarak serotonin (mutluluk hormonu) üretilmesinde rol oynama gibi işlevleri olduğu biliniyor.</p>

<p>Peled elde edilen bulguların, kişilerin özellikle antibiyotik kullandıkları dönemlerde şeker tüketimini sınırlandırmalarının faydalı olabileceğini vurguladı.</p>

<p>Araştırma&nbsp;‘Nature’&nbsp;adlı dergide yayınlandı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 26 11:01:09 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/saglik/arastirma-antibiyotik-alirken-seker-tuketmek-bagirsaga-zararli-h108376.html">Araştırma: Antibiyotik alırken şeker tüketmek bağırsağa zararlı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/gok-gurultulu-saganak-11-ile-sari-kodlu-uyari-h108375.html</link>
		<title>Gök gürültülü sağanak: 11 ile sarı kodlu uyarı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) gök gürültülü sağanak yağış nedeniyle 11 ili uyardı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>MGM’nin sarı kodla uyardığı iller şöyle:</p>

<p>Adana, Balıkesir, Çanakkale, Hatay, İstanbul, Kastamonu,</p>

<p>Kırklareli, Kocaeli, Sinop, Tekirdağ ve Osmaniye.</p>

<p>Fırtına uyarısı</p>

<p>MGM İstanbul Bölge Tahmin ve Erken Uyarı Merkezi’nin açıklamasına göre Batı Karadeniz’de rüzgar, öğle saatlerinden itibaren doğu ve kuzeydoğu yönlerden 6 ila 8 kuvvetinde (50-75 km/saat) fırtına şeklinde esecek. Marmara’da da öğle saatlerinden itibaren fırtına bekleniyor.</p>

<p>Her iki bölgedeki fırtınanın 3 Ekim Cumartesi akşamına doğru etkisini kaybetmesi bekleniyor.</p>

<p>Sel, su baskını, yıldırım, kuvvetli rüzgar, küçük çaplı dolu, ulaşımda aksama gibi olumsuzluklara karşı tedbirli olunmalı.</p>

<p>Meteorolojinin renk kodları ve anlamı nedir?</p>

<p>Yeşil:&nbsp;Uyarı yapılmasını gerektiren meteorolojik hadise tahmin edilmemekte.</p>

<p>Sarı:&nbsp;Hava durumu potansiyel tehlikelidir. Tahmin edilen meteorolojik hadise olağandışı olmamakla birlikte, meteorolojik şartlardan etkilenebilecek faaliyetler konusunda dikkatli olunmalı.</p>

<p>Turuncu:&nbsp;Hava durumu tehlikeli. Tahmin edilen meteorolojik hadise sıklıkla görülmemekte. Hasar ve kayıpların oluşması muhtemel. Çok tedbirli olmalı, güncel meteorolojik koşullar ve tahminler takip edilmeli.</p>

<p>Kırmızı:&nbsp;Hava durumu çok tehlikeli. Son derece kuvvetli bir meteorolojik hadise tahmin edilmekte. Büyük hasar ve kayıpların oluşması muhtemel. Bu hadiseler çoğu durumda geniş bir alan üzerinde hayatı tehdit eder. Güncel meteorolojik koşullar ve tahminler sıklıkla takip edilmeli.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 26 11:00:00 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/gok-gurultulu-saganak-11-ile-sari-kodlu-uyari-h108375.html">Gök gürültülü sağanak: 11 ile sarı kodlu uyarı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/infazda-kalbi-durmayan-idam-mahkumu-yogun-bakimda-h108374.html</link>
		<title>İnfazda kalbi durmayan idam mahkumu yoğun bakımda</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[ABD’nin iki doz ölümcül ilaç verilmesine rağmen kalbi durmayan idam mahkumu Christa Pike nedeniyle Tennessee eyaletinde infazlar askıya alındı. Mahkumun durumunun kritik olduğu bildirildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Nashville kentindeki Riverbend Yüksek Güvenlikli Cezaevinde idamın infazı için mahkuma iki şırınga&nbsp;‘pentobarbital’verildi.</p>

<p>Kadının avukatları buna rağmen müvekkillerinin bilincini tamamen kaybetmediğini ve kalbinin atmaya devam ettiğini duyurdu. Pike dün (1 Ekim) cezaevi dışındaki&nbsp;bir hastaneye kaldırıldı.</p>

<p>İnfazı izleyen gazeteciler de işlemin normalden uzun sürdüğünü, enjeksiyonlara rağmen Pike’ın nefes alma ve horlama gibi yaşam belirtileri verdiğini, infaz odasını gösteren perdenin birkaç kez kapatıldığını aktardı.</p>

<p>Tennessee Valisi Bill Lee, olayın incelenmesi için talimat verirken eyalette infazlar da yıl sonuna kadar durduruldu. Lee şöyle konuştu:</p>

<p>“Yasal olarak verilen bir cezayı infaz etmek eyaletin en ciddi sorumluluklarından. Tennessee halkı bunun sadece yasal-anayasal olarak değil etkili bir şekilde yerine getirilmesini de bekliyor.”</p>

<p>Pike’ın avukatı 50 yaşındaki müvekkilinin durumunun hayatta olduğunu fakat durumunun kritik olduğunu duyurdu. İdam mahkumu hastanede yoğun bakımda tutuluyor.</p>

<p>ABD Başkanı Donald Trump’a da durumla ilgili fikri soruldu. Duruma şaşırdığını belirten siyasetçi infazın&nbsp;‘çok da zor olmaması gerektiğini’&nbsp;söyledi.</p>

<p>Pike, 1995’te 18 yaşındayken sınıf arkadaşı Colleen Slemmer’ı öldürmekten suçlu bulunup idama mahkum edilmişti. Eyalette 206 yıl sonra idam edilen ilk kadın olacaktı. Uzmanlar iğnelere rağmen mahkumun hayatta kalmasının&nbsp;’emsalsiz’&nbsp;bir durum olduğunu söylüyor.</p>

<p>Uluslararası Af Örgütü ve Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Komiserliği’yse durumu&nbsp;‘zalimce’&nbsp;olarak tanımlıyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 26 10:58:42 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/infazda-kalbi-durmayan-idam-mahkumu-yogun-bakimda-h108374.html">İnfazda kalbi durmayan idam mahkumu yoğun bakımda</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/eyupsultan-belediyesi-ne-yolsuzluk-sorusturmasi-baskan-h108373.html</link>
		<title>Eyüpsultan Belediyesi&amp;#039;ne yolsuzluk soruşturması: Başkan dahil 28 gözaltı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da Eyüpsultan Belediyesi&#039;ne yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında operasyon düzenlendi. Eyüpsultan Belediye Başkanı Mithat Bülent Özmen’in de aralarında bulunduğu 28 şüpheli &quot;suç örgütüne üye olma&quot;, &quot;rüşvet alma&quot;, &quot;rüşvet verme&quot; ve &quot;ihaleye fesat karıştırma&quot; suçlarından gözaltına alındı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Ankara&nbsp;Cumhuriyet&nbsp;Başsavcılığınca&nbsp;EyüpsultanBelediyesine&nbsp;yönelik&nbsp;yürütülen&nbsp;soruşturmakapsamında;&nbsp;Eyüpsultan&nbsp;Belediye&nbsp;Başkanı&nbsp;MithatBülent&nbsp;Özmen’in&nbsp;de&nbsp;aralarında&nbsp;bulunduğu&nbsp;23’ü&nbsp;kamugörevlisi&nbsp;olmak&nbsp;üzere&nbsp;toplam&nbsp;28&nbsp;şüphelininyakalanmasına&nbsp;yönelik&nbsp;eş&nbsp;zamanlı&nbsp;operasyongerçekleştirildi.</p>

<p>Gerçekleştirilen&nbsp;operasyon&nbsp;neticesinde,&nbsp;hakkındayakalama&nbsp;kararı&nbsp;bulunan&nbsp;28&nbsp;şüphelinin&nbsp;tamamıyakalanarak&nbsp;gözaltına&nbsp;alındı.</p>

<p>Soruşturma&nbsp;kapsamında&nbsp;ayrıca&nbsp;Eyüpsultan&nbsp;Belediyesihizmet&nbsp;binasında&nbsp;arama&nbsp;işlemlerinin&nbsp;gerçekleştirildiği&nbsp;öğrenildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 26 10:57:48 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/eyupsultan-belediyesi-ne-yolsuzluk-sorusturmasi-baskan-h108373.html">Eyüpsultan Belediyesi&amp;#039;ne yolsuzluk soruşturması: Başkan dahil 28 gözaltı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/fon-sorusturmasinda-4-tutuklama-9-adli-kontrol-karari-h108372.html</link>
		<title>Fon soruşturmasında 4 tutuklama, 9 adli kontrol kararı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Sermaye piyasası işlemlerine ilişkin yürütülen fon soruşturmasında adliyeye sevk edilen 13 şüpheliden Ali Çil, İskender Balcı, İsmet Öğüt ve Adem Karatepe tutuklandı. Aralarında Destek Yatırım Bankası Genel Müdürü Özgür Akayoğlu’nun da bulunduğu 9 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Sermaye&nbsp;piyasalarında&nbsp;üst&nbsp;düzey&nbsp;devlet&nbsp;yetkilileri&nbsp;veiktidar&nbsp;kanadından&nbsp;çeşitli&nbsp;siyasilerin&nbsp;de&nbsp;içinde&nbsp;yeraldığı&nbsp;bazı&nbsp;fonlarda&nbsp;ortaya&nbsp;çıkan&nbsp;krizin&nbsp;ardındanbaşlatılan&nbsp;tasfiye&nbsp;ve&nbsp;soruşturma&nbsp;süreci&nbsp;devam&nbsp;ediyor.</p>

<p>Soruşturmada&nbsp;gözaltına&nbsp;alınan&nbsp;13&nbsp;şüpheliden&nbsp;4'ütutuklandı,&nbsp;9'u&nbsp;hakkında&nbsp;adli&nbsp;kontrol&nbsp;kararı&nbsp;verildi.</p>

<p>İstanbul&nbsp;Cumhuriyet&nbsp;Başsavcılığı’nın&nbsp;sermayepiyasasında&nbsp;gerçekleştirilen&nbsp;işlemlere&nbsp;ilişkinyürüttüğü&nbsp;soruşturma&nbsp;kapsamında,&nbsp;Destek&nbsp;YatırımBankası&nbsp;Genel&nbsp;Müdürü&nbsp;Özgür&nbsp;Akayoğlu,&nbsp;DestekFaktoring&nbsp;Yönetim&nbsp;Kurulu&nbsp;üyeleri&nbsp;Kerim&nbsp;Tosun,&nbsp;NurayElmastaş&nbsp;ve&nbsp;Azize&nbsp;Binnur&nbsp;Tosun,&nbsp;Destek&nbsp;Faktoringyetkilisi&nbsp;Mesut&nbsp;Altan&nbsp;ile&nbsp;Özata&nbsp;Denizcilik&nbsp;YönetimKurulu&nbsp;üyeleri&nbsp;Altuğ&nbsp;Kantarcı&nbsp;ve&nbsp;Ali&nbsp;Çil,&nbsp;Tuğba&nbsp;HicranAtaseven,&nbsp;Duygu&nbsp;Somay,&nbsp;İskender&nbsp;Balcı,&nbsp;İsmet&nbsp;Öğüt,Tolga&nbsp;Tuğtekin&nbsp;ve&nbsp;Adem&nbsp;Karatepe&nbsp;adliyeye&nbsp;sevkedildi.</p>

<p>Hakimliğe&nbsp;sevk&nbsp;edilen&nbsp;şüphelilerden&nbsp;Ali&nbsp;Çil,&nbsp;İskenderBalcı,&nbsp;İsmet&nbsp;Öğüt&nbsp;ile&nbsp;Adem&nbsp;Karatepe&nbsp;tutuklandı.Özata&nbsp;Denizcilik&nbsp;yetkilisi&nbsp;Altuğ&nbsp;Kantarcı,&nbsp;DestekYatırım&nbsp;Bankası&nbsp;Genel&nbsp;Müdürü&nbsp;Özgür&nbsp;Akayoğlu,Destek&nbsp;Faktoring&nbsp;yetkilisi&nbsp;Kerim&nbsp;Tosun,&nbsp;Mesut&nbsp;Altan,Tuğba&nbsp;Hicran&nbsp;Ataseven,&nbsp;Duygu&nbsp;Somay,&nbsp;DestekFaktoring&nbsp;yetkilisi&nbsp;Nuray&nbsp;Elmastaş,&nbsp;Azize&nbsp;BinnurTosun&nbsp;ve&nbsp;Tolga&nbsp;Tuğtekin&nbsp;hakkında&nbsp;ise&nbsp;adli&nbsp;kontrolkararı&nbsp;verildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 02 Oct 26 10:56:48 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/fon-sorusturmasinda-4-tutuklama-9-adli-kontrol-karari-h108372.html">Fon soruşturmasında 4 tutuklama, 9 adli kontrol kararı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/messi-ispanya-dan-bir-takim-daha-satin-aldi-h108371.html</link>
		<title>Messi, İspanya&amp;#039;dan bir takım daha satın aldı</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Arjantinli yıldız futbolcu Lionel Messi, İspanya 2’nci Futbol Ligi ekiplerinden CD Eldense’yi satın aldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Eldense, Messi’nin kulüp sahibi olmasıyla yeni bir döneme başlıyor”dendi.</p>

<p>1921’de kurulan CD Eldense, İspanya İkinci Ligi’nde beş puanla 19’uncu sırada.</p>

<p>Messi, nisanda İspanya 5’inci Ligi takımlarından UE Cornella’yı satın almıştı.&nbsp;</p>

<p>39 yaşındaki futbolcu ayrıca 2023 Inter Miami’yle imzaladığı özel sözleşmenin bir parçası olarak kulübün hissedarları arasında bulunuyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 26 21:17:14 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/messi-ispanya-dan-bir-takim-daha-satin-aldi-h108371.html">Messi, İspanya&amp;#039;dan bir takım daha satın aldı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/katledilen-25-zid-sengalde-topraga-verildi-h108370.html</link>
		<title>Katledilen 25 Êzidî, Şengalde toprağa verildi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Şengal’de 3 Ağustos 2014 Fermanı’nda katledilen 25 kişinin cenazesi son yolculuğuna uğurlandı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p></p>

<p>Şengal’de Êzidîlere yönelik soykırım sırasında katledilen 25 kişinin cenazesi, kimlik tespiti ve DNA eşleştirme çalışmalarının tamamlanmasının Bağdat’tan Şengal’e getirildi. Katledilenlerin cenazeleri Solê köyündeki şehitler anıtında binlerce kişi tarafından karşılandı. Tören, siyasi, sivil ve askeri temsilcilerin, yaşamını yitirenlerin aileleri ve Şengal halkının saygı duruşuyla başladı. Dini ve geleneksel ritüellerin ardından, katliamda yaşamını yitirenlerin şehadet belgeleri okunarak ailelerine teslim edildi. Cenazeler, çoğunluğu Koçolu olan ailelere teslim edildikten sonra mezarlıklarda toprağa verildi.</p>

<p></p>

<p>DAİŞ tarafından 3 Ağustos 2014 Fermanı’nda katledilenlerin bulunduğu toplu mezarların açılması süreci 15 Mart 2019’da Koço köyünde resmi olarak başladı. Şengal genelinde toplam 96 toplu mezar ve onlarca bireysel mezar tespit edildi. Toplu mezarlardan çıkarılan 321 cenaze Şengal’e gönderildi. Aileler, Bağdat’ta bulunan 500’den fazla cenazenin de Şengal’e gönderilmesini bekliyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 26 21:16:05 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/katledilen-25-zid-sengalde-topraga-verildi-h108370.html">Katledilen 25 Êzidî, Şengalde toprağa verildi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/dem-partiden-t24e-dayanisma-ziyareti-h108369.html</link>
		<title>DEM Partiden T24e dayanışma ziyareti</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[DEM Parti Eş Genel Başkanları, erişim engeli kararı kararı verilen T24’e dayanışma ziyaretinde bulundu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, T24 hakkında verilen erişim engeli kararının ardından T24’ün Ankara ofisine dayanışma ziyaretinde bulundu. Ziyarette konuşan Tülay Hatimoğulları, basına yönelik baskıların yalnızca gazetecileri ve basın kuruluşlarını değil, yurttaşların haber alma hakkını da etkilediğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Tülay Hatimoğulları, “T24 ile ilgili alınmış olan kararları asla doğru bulmadığımızı burada, T24’ün temsilciliğinden bütün Türkiye kamuoyuna bir kere daha deklare ediyoruz. Türkiye’de basına yönelik olarak bu sansürü asla kabul etmiyoruz. Biz T24’ün kapatılması gibi bir durumu 1980 askeri cunta döneminde basına yönelik yoğun ve ağır baskılarda çok gördük. Birçok hesaba erişim engeli getiriliyor, basın adeta susturulmak isteniyor. Bunu asla kabul etmiyoruz” dedi.</p>

<p></p>

<p>Yurttaşların haber alma hakkının engellendiğini belirten, “Benim bir yurttaş olarak haber alma hakkım engelleniyor. Objektif olarak habere ulaşmam engelleniyor. Ben sadece bir siyasi partinin eş başkanı olarak değil, bu ülkenin bir yurttaşı olarak da T24’ün üzerindeki bu baskıyı reddettiğimin altını çizmek istiyorum” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Tülay Hatimoğulları, T24 tarafından yapılan itirazın kısa sürede değerlendirilmesi gerektiğini belirterek erişim engeli kararından dönülmesi çağrısında bulundu. Basına yönelik erişim engellerinin kabul edilemez olduğunu ifade eden Tülay Hatimoğulları, Türkiye’de basın özgürlüğüne yönelik uygulamalara dikkat çekti.</p>

<p></p>

<p>‘BASINA YÖNELİK BASKILAR SON BULMALI’</p>

<p></p>

<p>Tülay Hatimoğulları,: “T24 yalnız değildir. Bugün verilen itiraz dilekçesinin mutlaka, en kısa zamanda değerlendirilmesi gerekiyor. Yapılan bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir. Türkiye’nin dünya genelinde basına en çok sansür uygulayan ülkeler arasında neredeyse bir Ortadoğu ülkesinden çok daha fazla hatta bir Ortadoğu ülkesinden çok daha beter bir durumda olduğunu biliyoruz ve bu kabul edilemez. Bugün sosyal medyaya erişim engeli dahil olmak üzere yapılan bu engellemeler hiçbir yurttaşımızın kabul edeceği engellemeler değil. Bizlere 1980’leri yaşatmaktan artık vazgeçin. Basın üzerindeki bu baskılar derhal son bulmalıdır” diye belirtti.</p>

<p></p>

<p>Tülay Hatimoğulları, T24 çalışanlarına geçmiş olsun dileklerini ileterek DEM Parti olarak basın kuruluşunun yanında olmaya devam edeceklerini söyledi. Tülay Hatimoğulları, T24’ün sınırlı imkanlarla kamusal bir hizmet yürüttüğünü belirterek çalışanlara teşekkür etti ve yayın faaliyetlerinin devam etmesini umduğunu dile getirdi.</p>

<p>Tülay Hatimoğulları, “Bir kez daha bütün T24 ekibine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. DEM Parti olarak her daim yanlarında olmaya, bu haksızlığa karşı durmaya devam edeceğiz” dedi.</p>

<p></p>

<p>Tuncer Bakırhan da T24 çalışanlarıyla dayanışma içinde olduklarını belirterek basın ve ifade özgürlüğünün demokratik yaşam açısından önemine dikkat çekti. Türkiye’de basın kuruluşlarına yönelik kapatma, sansür, erişim engeli ve cezaların demokratik işleyiş açısından sorun oluşturduğunu belirten Bakırhan, T24’ün engellenmesinin veya başka basın kuruluşlarının kapatılmasının demokratikleşmeye katkı sunmayacağını söyledi.</p>

<p></p>

<p>DAYANIŞMA VURGUSU</p>

<p></p>

<p>Bakırhan, “T24 çalışanları ve emekçileriyle dayanışma içinde olduğumuzu belirtmek istiyorum ve geçmiş olsun diyorum T24 ailesine. Sadece Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde demokrasi o ülkedeki basın yayın özgürlüğü ile ölçülür. Türkiye’ye bakıldığında basın yayına dönük kapatmalar, sansürler, engellemeler ve cezalar demokratik olarak nerede olduğumuzun göstergesidir. T24’e engelleyerek ya da başka mecraları kapatarak, çok büyük meblağlarda para cezaları vererek ne demokratikleşebiliriz ne de muhalif sesleri bastırabiliriz. Bu ülkede çok zor koşullarda basın yayın emekçileri, gazeteciler canları pahasına gerçeği savunmaya devam ettiler. Bu konuda çok önemli örnekler, bir geçmiş var” dedi.</p>

<p></p>

<p>Bakırhan, iktidara eleştirel yayın yapan basın kuruluşlarına yönelik baskılardan vazgeçilmesi çağrısında bulundu. Bir yandan çözüm sürecinin ilerlemesine yönelik tartışmalar yürütülürken diğer yandan basın ve iletişim alanında engellemelerin gündeme gelmesinin çelişkili olduğunu belirten Bakırhan, demokratikleşmenin basın ve ifade özgürlüğünün güvence altına alınmasıyla mümkün olacağını söyledi.</p>

<p></p>

<p>Bakırhan, iktidara çağrıda bulunarak, “İktidarı, eleştirel yayın yapan basına dönük baskılardan vazgeçemeye çağırıyoruz. Bu dönemin ruhuna da aykırı bir tutumdur. Bir taraftan bir çözüm süreci tartışıyoruz, onun ilerlemesi için çaba sarf ediyoruz ama diğer taraftan hesabı kapatma, basın yayın mecrası engelleme, iletişim cezaları ve yasakları getirilen basın yayın organlarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu durumda kimsenin inandırıcılığı olmaz. Demokrasi herhangi bir kişinin, kurumun, basın yayın organının düşüncesini özgürce ifade etmesidir. Türkiye’de eksik olan budur. Bu eksikliği gidermek yerine kapatmak, engellemek nedir” diye sordu.</p>

<p></p>

<p>Basın kuruluşlarının farklı görüşleri ifade etmeye devam edeceğini belirten Bakırhan, T24’ün yayın politikasını sürdürmesi gerektiğini söyledi. T24 hakkında verilen kararın eleştirilmesi gerektiğini ifade eden Bakırhan, erişim engelinin kaldırılması ve T24’ün itirazının değerlendirilmesi çağrısında bulundu.</p>

<p></p>

<p>Bakırhan, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Bu ülkenin basın yayın organları hiçbir zaman tek sese bürünmedi, bundan sonra da bürünmeyecek. Bu kararı verenleri eleştiriyorum. Bir an önce T24’ün yapmış olduğu itirazın dikkate alınarak T24’ün yayın politikasına özgürce devam etmesi gerektiğini belirtmek istiyorum. Dayanışma içerisinde olduğumuzu belirtiyorum. Bu baskıların ortadan kalkması için de Meclis’te, sokakta, her zeminde mücadelemize devam edeceğiz. Tekrar geçmiş olsun.”</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 26 21:15:04 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/dem-partiden-t24e-dayanisma-ziyareti-h108369.html">DEM Partiden T24e dayanışma ziyareti</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/sosyalist-enternasyonel-yeni-parti-yi-kabul-etti-chp-uyelikten-h108368.html</link>
		<title>Sosyalist Enternasyonel YENİ Parti&amp;#039;yi kabul etti: CHP üyelikten düştü</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Sosyalist Enternasyonel YENİ Parti’yi üyelerinin arasına kabul ederken CHP üyeliğini dondurdu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36’ncı Hukuk Dairesi, 21 Mayıs’ta Özgür Özel’in genel başkan seçildiği 2023’teki CHP 38’inci Olağan Kurultayı’nı iptal etti. Özel ve yönetiminin görevden uzaklaştırılmasına, eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetimininse göreve iadesine karar verildi.</p>

<p>22 Mayıs’ta Sosyalist Enternasyonel’in açıklamasında kararın&nbsp;‘hukuka aykırı’olduğunu belirtilmiş Özel ve ekibine destek açıklaması yapılmıştı:</p>

<p>“Temel ilkelerimize yönelik bu açık saldırı karşısında, Özgür Özel ve CHP’nin seçilmiş yönetimiyle tam dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyoruz.”</p>

<p>Örgütteki CHP’nin 1978’den beri süren üyeliği&nbsp;ANKA’nın haberine göre&nbsp;donduruldu. Sosyal demokrat ve sosyalist siyasi partilerin çatı örgütüne YENİ Parti kabul edildi. Türkiye’den ayrıca DEM Parti de örgüte&nbsp;üye.</p>

<p>Örgüt hakkında</p>

<p>3 Haziran 1951’de Frankfurt’ta kurulan Sosyalist Enternasyonal, dünya genelindeki sosyal demokrat, demokratik sosyalist ve işçi partilerini bir araya getiren uluslararası bir siyasi çatı örgütü.</p>

<p>Devrimci veya Marksist bir hat izlemek yerine parlamenter, sistem içi, demokratik ve reformist yöntemlerle daha eşitlikçi bir düzen kurmayı savunuyor.</p>

<p>Bünyesinde farklı ülkelerden birçok siyasi parti ve kuruluş barındıran örgütün başkanlığını İspanya Başbakanı Pedro Sanchez yürütüyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 26 18:07:32 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/sosyalist-enternasyonel-yeni-parti-yi-kabul-etti-chp-uyelikten-h108368.html">Sosyalist Enternasyonel YENİ Parti&amp;#039;yi kabul etti: CHP üyelikten düştü</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/somada-maden-ocaginda-gocuk-5-isci-iceride-h108367.html</link>
		<title>Somada maden ocağında göçük: 5 işçi içeride</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Manisa’nın Soma ilçesinde faaliyet gösteren bir maden ocağında göçük meydana geldi. İlk belirlemelere göre göçük altında kalan 7 işçiden 2’si sağ olarak kurtarıldı, 5 işçiyi kurtarma çalışmaları sürüyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Manisa&nbsp;Valiliği,&nbsp;olayın&nbsp;ardından&nbsp;valilikkoordinasyonunda&nbsp;kriz&nbsp;merkezi&nbsp;oluşturulduğunu&nbsp;veilgili&nbsp;kurumların&nbsp;ekiplerinin&nbsp;bölgeye&nbsp;sevk&nbsp;edildiğiniaçıkladı.</p>

<p>2&nbsp;işçi&nbsp;kurtarıldı</p>

<p>Valilikten&nbsp;yapılan&nbsp;ikinci&nbsp;açıklamada,&nbsp;göçük&nbsp;altındakaldığı&nbsp;değerlendirilen&nbsp;7&nbsp;işçiden&nbsp;2’sinin&nbsp;sağ&nbsp;olarakkurtarıldığı&nbsp;bildirildi.</p>

<p>Açıklamada,&nbsp;“Ekipler&nbsp;arama&nbsp;ve&nbsp;kurtarma&nbsp;çalışmalarınıaralıksız&nbsp;sürdürmektedir”&nbsp;denildi.</p>

<p>İlk&nbsp;açıklamada&nbsp;ise&nbsp;olayın&nbsp;Manisa&nbsp;Valiliğikoordinasyonunda&nbsp;kurulan&nbsp;kriz&nbsp;merkezi&nbsp;tarafındantakip&nbsp;edildiği,&nbsp;gerekli&nbsp;ekiplerin&nbsp;hızla&nbsp;görevlendirildiğive&nbsp;gelişmelerin&nbsp;ilgili&nbsp;kurumlarla&nbsp;koordinasyon&nbsp;içindeizleneceği&nbsp;belirtilmişti.</p>

<p>Arama-kurtarma&nbsp;ekiplerinin&nbsp;maden&nbsp;ocağındakiçalışmalarının&nbsp;sürdüğü&nbsp;bildirildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 26 18:06:36 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/somada-maden-ocaginda-gocuk-5-isci-iceride-h108367.html">Somada maden ocağında göçük: 5 işçi içeride</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/ozel-yoksullari-soydurtan-birini-dinlemeye-vaktimiz-yok-h108366.html</link>
		<title>Özel: Yoksulları soydurtan birini dinlemeye vaktimiz yok</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı protesto etmek amacıyla Meclis Genel Kurulu’na terk etmelerine ilişkin konuştu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>TBMM Genel Kurulu bugün 28’inci dönem beşinci yasama yılı açılışı için TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı.&nbsp;</p>

<p>İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Erdoğan kürsüye TBMM açılış konuşması için geldi. O sırada Özel ve YENİ Parti grubu genel kurulu terk etti.&nbsp;</p>

<p>Özel, genel kurul çıkışında protestoyla gazetecilere şunları söyledi:</p>

<p>“Ana muhalefet partisi olarak Meclis’in açılışına katıldık, Meclis başkanının (Numan Kurtulmuş) konuşmasını dinledik, İstiklal Marşımızı okuduk. Bu vakitten sonra partimize yargı darbesi yapıp partinin genel başkanını, yönetimini değiştirip yerine işine gelen bir atama yapan birisini, cumhurbaşkanı adayımızı hapse atan birisini, daha bu sabah Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) seçimlerini kazanabilmek için suçsuz günahsız Mersin belediye başkanına (Vahap Seçer) operasyon yapan birisini, her gün ilçe belediyelerinin belediye meclis üyelerini tehditle transfer ederek İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yürümeye çalışan birisini, fon kriziyle yoksulları soydurtan, buna sessiz kalan, gündem değiştirmek için yine CHP’ye saldıran birisini dinlemeye harcayacak vaktimiz yok.”</p>

<p>YENİ Partililer, Meclis’teki yeni yasama yılı açılış resepsiyonuna da katılmayacak. Özel, Meclis’teki özel oturum sonrası parti genel merkezinde milletvekilleriyle bir araya gelecek ve yeni yasama yılına ilişkin değerlendirme toplantısı yapacak.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 26 15:28:43 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/ozel-yoksullari-soydurtan-birini-dinlemeye-vaktimiz-yok-h108366.html">Özel: Yoksulları soydurtan birini dinlemeye vaktimiz yok</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/meclis-acilisi-erdogan-tam-konusacakken-yeni-partililer-salonu-h108365.html</link>
		<title>Meclis açılışı: Erdoğan tam konuşacakken YENİ Partililer salonu terk etti</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Meclis açılışında konuşmasına tam başlayacakken Özgür Özel liderliğindeki YENİ Parti milletvekilleri salonu terk etti.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>TBMM Genel Kurulu bugün 28’inci dönem beşinci yasama yılı açılışı için TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı.&nbsp;</p>

<p>İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Erdoğan kürsüye TBMM açılış konuşması için geldi. Bu sırada Özel ve YENİ Parti grubu genel kurulu&nbsp;terk etti. Ayağa kalkmayan CHP grubuysa Erdoğan’ın konuşmasını dinliyor.</p>

<p>AKP grubu, YENİ Parti’nin protestosunun ardından Erdoğan’ı ayakta alkışladı.</p>

<p>YENİ Partililer, Meclis’teki yeni yasama yılı açılış resepsiyonuna da katılmayacak. Özel, Meclis’teki özel oturum sonrası parti genel merkezinde milletvekilleriyle bir araya gelecek ve yeni yasama yılına ilişkin değerlendirme toplantısı yapacak.</p>

<p>TİP katılmadı: ‘Mış’ gibi yapmayacağız’</p>

<p>Türkiye İşçi Partisi’nden (TİP) Hatay milletvekilliği düşürülen Can Atalay, bugün Meclis açılışını protesto etmek için bir günlük açlık grevine başladığını duyurmuştu.</p>

<p>Atalay’ın partisi, Meclis açılışına katılmadı. TİP Genel Başkanı Erkan Baş,&nbsp;“…‘-Mış gibi’yapmak istemediğimiz için Meclis’te Tayyip Erdoğan’ı dinlemek yerine Anayasa Mahkemesi’nin önündeyiz!”dedi.</p>

<p>Baş, AYM önündeki konuşmasında özetle şunları söyledi:</p>

<p>“…‘Mış’&nbsp;gibi yapmayacağımız için meclise değil Anayasa Mahkemesi önüne geldik dedik. Sanki bir meclis varmış gibi yapmayacağız. Ama bir soruyu daha burada eklemek lazım. Peki ülkemizde bir Anayasa Mahkemesi var mıdır? Varsa bu Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlar neden uygulanmamaktadır?</p>

<p>Bakın bu sabah Hatay halkının en zor zamanda verdiği oylarla seçtiği meclise kendisini temsil etmek üzere görevlendirdiği seçilmiş milletvekilimiz Can Atalay bu sabah saatlerinde tüm Türkiye’ye bir açıklama yaptı. Kendi durumunu özetledi. Kendisine uygulanan hukuksuzlukları, haksızlıkları özetledi.</p>

<p>Seri bir biçimde yargının katledildiği kararları bir kez daha bize hatırlattı. Ve sonunda buna teslim olmayacağını bu haksızlık, hukuksuzluk karşısında ülkemize, emekçilere, halkımıza uygulanan baskı, yoksulluk politikaları ve haksızlıklar karşısında bu ülkede herkesin adalete aç olduğu bir ülkede milyonlarca emekçinin sesini duyuran açlık grevine başlayacağını ilan etti.</p>

<p>Buradan tüm yurttaşlara sesleniyoruz. Ama elbette sorumluluk sahibi Numan Kurtulmuş’a sesleniyoruz. Hakkında iki defa Anayasa Mahkemesi’nin karar verdiği, Meclis’te Türk Hukuku’nda yeri olmayan bir biçimde okutulan bir kağıt parçasıyla vekilliğinin düşürülme girişiminin altına imza attığınız Can Atalay size sesleniyor.</p>

<p>‘Teslim olmayacağım, susmayacağım, her hal ve şartta başta Hatay halkı olmak üzere bu ülke emekçilerinin bana verdiği görevleri yerine getirmek için mücadeleye devam edeceğim’, diyor. Size Anayasaya uyma çağrısı yapıyor. Size bir meclis başkanı olarak görevlerinizi hatırlatıyor.</p>

<p>Yapılması gerekenin Can Atalay’ın kaydının derhal meclis kütüğüne yapılması gerektiğini defalarca söyledik. Bugün yeni yasama yılının açılışında Anayasa Mahkemesinin önünden bir kez daha bu çağrıyı yapıyoruz. Tüm milletvekillerine çağrı yapıyoruz. Değerli milletvekilleri, üzerine yemin ettiğiniz anayasa gereği Anayasa Mahkemesinin kararlarının uygulanması gerekir.</p>

<p>Hepimiz kadar, halkın oylarıyla seçilmiş sevgili Can Atalay’ın, Meclis’in her çalışmasına katılması her bir milletvekilinin de sorumluluğu olarak görülmek durumundadır.</p>

<p>Bugün bunu görmezden gelerek bu suça ortak olan bu hukuksuzluğun katmerlenmesine vesile olan tüm uygulamaların karşısında bütün milletvekilleri hep birlikte ses yükseltmeliyiz.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 26 15:27:42 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/meclis-acilisi-erdogan-tam-konusacakken-yeni-partililer-salonu-h108365.html">Meclis açılışı: Erdoğan tam konuşacakken YENİ Partililer salonu terk etti</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-partili-siyasetciler-mgk-karar-vermeli-meclis-de-yasanin-hizli-h108364.html</link>
		<title>DEM Partili siyasetçiler: MGK karar vermeli, Meclis de yasanın hızlı hayata geçmesini sağlamalı</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Meclis, yeni yasama dönemine kapılarını açarken en önemli gündemlerden olan sürece dair konuşan DEM Partili siyasetçiler, ‘MGK kararı çok geç kalmaksızın hayata geçmesini sağlamak öncelik olmalı. Meclis bu konuda bir komisyon oluşturacak. Meclis, bu komisyonu oluşturarak hem bu yasanın hızlı hayata geçmesi ve uygulamasının sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlamalı’ dedi]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Meclis’in kapılarını açmasıyla birlikte siyasette gözler tamamen çözüm arayışlarına çevrildi. Sürecin, yol haritasının nasıl şekilleneceği ve toplumsal güvenin nasıl inşa edileceği soruları güncelliğini korurken, tüm bu tartışmaların merkezinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın halkla doğrudan temas kurabilmesi ve sesini duyurabilmesi yer alıyor.</p>

<p>Yeni yasama yılına Barış ve Demokratik Toplum Süreci’yle giren Meclis’te hazırlıklar tamamlanırken, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) cephesinden sürece ve yeni döneme dair önemli değerlendirmeler geldi.</p>

<p>HDK Eşsözcüsü ve DEM Parti Milletvekili Meral Danış Beştaş, sürecin genel seyrini ve Meclis’in üstlenmesi gereken rolü vurguladı. DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, Meclis’in yeni dönemde gündemine alacağı çalışmaları ve partisinin yasama yılına ilişkin hazırlıklarını aktardı. DEM Parti MYK Üyesi Elif Bulut ise sürecin kalıcı bir barışa evrilmesinin ancak şeffaflık ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın statüsünün belirlenmesiyle mümkün olabileceğini kaydetti.</p>

<p>‘İktidar ve medyası kullandığı dili değiştirmeli’</p>

<p>Meral Danış Beştaş</p>

<p>Süreçte yaşanan eksikliklerin yanı sıra hâlâ ortak bir barış dilinin inşa edilemediğine, iktidar sözcülerinin önemli bir bölümünün eski, kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı dili sürdürdüğüne işaret eden Meral Danış Beştaş,&nbsp;ANF’ye&nbsp;yaptığı değerlendirmelerde iktidar ve muhalefet medyasının kullandığı dilin de sürecin ihtiyaçlarına yanıt vermediğini söyledi. Eski yargılar ve düşmanlaştırıcı söylem üzerinden yürütülen tartışmaların toplumda umutsuzluğu artırdığını ifade eden Meral Beştaş, sürecin daha sağlıklı ilerleyebilmesi için acil adımlar atılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>‘AKP iktidarı Öcalan konusunda açık değil’</p>

<p>Sürecin temel muhatabının çalışma koşullarının henüz oluşturulmadığını belirten Meral Danış Beştaş, Abdullah Öcalan’ın konumuna ilişkin iktidarın net bir tutum ortaya koymadığını söyledi. Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ın koordinatör olarak görev yapması ve umut hakkından yararlanması yönündeki tutumunu daha açık biçimde ortaya koyduğunu hatırlatan Meral Danış Beştaş, AKP iktidarının ise bu konuda yeterince açık olmadığını söyledi.</p>

<p>Sürecin kamuoyuna açık ve şeffaf biçimde yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Meral Danış, şöyle devam etti:</p>

<p>“Mesela bir an önce yapılması gerekenler var. İlki de şu: Bu sürecin temel muhatabı hâlâ gerekli çalışma koşullarına sahip değil. Sayın Öcalan hâlâ İmralı’da tutuluyor, hâlâ yapılan yerleşkeye geçmedi. Çünkü kurul oluşmadı. Çünkü kendisi o kurulun koordinatörü. Onun çalışmaya başlaması için komisyonda kimler yer alıyorsa onlarla birlikte çalışmaya başlaması gerekiyor. Bunun için de buna yönelik bir yasa gerekiyor, bir kabul gerekiyor, bir zemin gerekiyor.</p>

<p>İktidarın fiili durumla, de facto adımlarla bu süreci devam ettirmek; kamusallaştırmamak, alenileştirmemek, şeffaflaştırmadan, adeta kamuoyundan bazı meseleleri gizleyerek ya da farklı şekillerde yansıtarak bu süreci devam ettirme gibi bir siyasi tarzı var.</p>

<p>Abdullah Öcalan’ın pozisyonu</p>

<p>Bunların başında da mesela hâlâ iktidar sözcüleri, Sayın Öcalan’ın pozisyonuna ilişkin açıklıkla konuşmuyor, söz söylemiyor. Yani bunu gizli kapaklı, mesajlarla, örtük cümlelerle kendilerince açıklamaya çalışıyorlar. Ya da bunun kamuoyunda bilinmesini istemiyorlar aslında.</p>

<p>Bu konuda Devlet Bahçeli’nin tutumu çok daha aleni. Yani mesela kendisi bunu açıkça ifade ediyor. En son Sayın Öcalan’ın koordinatör olarak görev yapması gerektiğini söyledi. Umut hakkından faydalanması gerektiğini söyledi. Ama AKP iktidarının bu konuda yeterince açık olmadığını öncelikle ifade ediyorum.”</p>

<p>‘2013-2015’in tekrar yaşanmaması için hukuki zemin şart’</p>

<p>Hukuki zeminin önemini vurgulayan Meral Beştaş, 2013-2015 yılları arasındaki Dolmabahçe Mutabakatı sürecini hatırlattı. Sözün yerini hukukun alması gerektiğini, aksi durumda sürecin tek taraflı olarak “buzdolabına kaldırılması” riskinin toplumda güvensizlik yarattığını söyledi. Meral Danış Beştaş, “Şüphesiz karşılıklı görüşme, diyalog, müzakere çok önemli, değerli. Ama bunun hukuki bir zemini olmadığında tek taraflı bir şekilde bundan vazgeçilebiliyor” dedi.</p>

<p>‘Meclis’in oluşturacağı komisyon sürecin sigortası olacak’</p>

<p>Yeni yasama döneminde Meclis’in üstlenmesi gereken role ilişkin konuşan Meral Danış Beştaş, Çerçeve Yasa kapsamında oluşturulması öngörülen Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun Cumhurbaşkanı Yardımcısı başkanlığında bakanlar, Milli Güvenlik Kurulu (MGK) ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı’ndan oluşan, idare ve yürütmeye bağlı bir yapı olduğunu belirtti. Bu nedenle Meclis’in ve oluşturacağı komisyonun sürecin “sigortası” konumunda olduğunu ifade eden Meral Danış Beştaş, şöyle konuştu:</p>

<p>“Sadece Cumhurbaşkanı ve bakanlara değil; sivil topluma, demokrasi güçlerine, bu konuda uzman akademisyenlere açık bir kurulun oluşturulması gerekiyor. En geniş partinin katılımıyla bir kurul oluşturulmalı ve buna sadece ‘izleme kurulu’ denmesinin de isabetli olmadığını ifade edeyim.</p>

<p>Sadece izleyen, iş yapmayan bir kurul değil.&nbsp; Hem izleyen hem çalışan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair bir kurul. Adına ortaklaşa karar verebiliriz neticede. Ama Meclis Başkan’ının söylediği, sanki sadece izleme olacak gibi bir izlenim, bir intiba yaratıyor. Bence bunu aşmalı.”</p>

<p>‘MGK kararlarının hayata geçmesini sağlamak öncelik olmalı’</p>

<p>Sezai Temelli</p>

<p>Mezopotamya Ajansı’na&nbsp;konuşan Sezai Temelli, önümüzdeki yasama döneminde yasanın gereklerinin yerine getirilmesi ve etkin biçimde yürürlüğe konulmasının en önemli başlıklardan biri olacağını kaydederek, ” Evet komisyonlar ve bu bağlamda alt komisyonlar kuruluyor, yine atılması gereken bazı adımlar da atılıyor ve atılacak. Ancak nihayetinde MGK kararına bağlı olarak bu yasa yürürlüğe girecek. İşte bu MGK kararının çok geç kalmaksızın hayata geçmesini sağlamak öncelik olmalı. Meclis bu konuda bir komisyon oluşturacak bildiğiniz gibi. Meclis, bu komisyonu oluşturarak hem bu yasanın hızlı hayata geçmesi ve uygulamasının sağlıklı bir şekilde ilerlemesini sağlamalı. Bunların yanı sıra Meclis komisyonu tabii ki bu yasanın eksiklerini, bu yasayı takip edecek yasaların bir an önce hayata geçmesini ve toplumun özellikle Kürt meselesinin demokratik çözümü adına beklentilerini karşılayacak bir yasama faaliyetini de yürütmeli. Meclis’in önceliği bu çalışmalar olmalıdır” diye konuştu.</p>

<p>‘Bütün partileri bir araya getirmeyi amaçlıyoruz’</p>

<p>Partisinin yeni yasama dönemi için yaz boyu önemli araştırmalar ve faaliyetler yürüttüğünü söyleyen Sezai Temelli, yeni döneme hazır olduklarına işaret ederek şunları söyledi:</p>

<p>“Bütün partileri süreç ve Kürt meselesi etrafında bir araya getirmeyi amaçlıyoruz ve umarım bu konuda hızla adımlar atılır. Yasama döneminin en önemli faaliyeti de bu olur. İkinci olarak Bu yasanın yürürlüğe girip çalışmasının ötesinde belli yasalarda önemli değişikliklerin ve düzenlemelerin yapılmasına ihtiyaç var. Her şeyden önce infaz kanunu, terörle mücadele kanunu, Türk Ceza Kanunu gibi birçok kanunda yapılması gereken, atılması gereken adımlar var. Bu adımlar sadece silah bırakma meselesine indirgenecek, bununla sınırlandırılacak adımlar olmamalı. Bu adımlar her şeyden önce bir hukuk devleti ve demokrasi perspektifine sahip olacak bir yerden düşünülmeli ve böyle gerçekleşmeli. Türkiye’nin çünkü en önemli ihtiyacı, en önemli meselesi budur.”</p>

<p>‘Demokratikleşme adına yapılacaklara odaklanılmalı’</p>

<p>Meclis Komisyonu’nun süreci sadece izleyen veya takip eden bir kurul olmaması gerektiğini ifade eden Sezai Temelli, “Sürecin takibi de elbette önemli. Ancak bunun yanında komisyonun esas yapması gerekenler şunlardır; birincisi, silahların bırakılmasından sonra hem silah bırakan hem bugüne kadar bu meseleden dolayı yargılanmış ve siyaset dışına itilmiş olanların, yine hakkında soruşturma, kovuşturma ya da herhangi bir mahkeme kararı olan herkesin demokratik siyasete katılımı çalışmaları. Bu, komisyonun olmazsa olmaz çalışmalarından olmalıdır. İkincisi, bu demokratik siyasi yaşamın artık gerçek anlamda demokratikleşmeye muhtaç olduğunu bilmemiz gerekiyor. Dolayısıyla bütün siyasi partiler bu komisyon öncülüğünde önümüzdeki dönemde Türkiye’nin demokratikleşmesi adına ne yapmalı, hangi adımları öncelikle atmalı? Buna yoğunlaşması gerekiyor” diye konuştu.</p>

<p>‘Meclis Öcalan’ı gerçek anlamda bir müzakereci ve siyasi aktör olarak görmeli’</p>

<p>İktidarın sürece geçmiş kodlarıyla yaklaşmaması gerektiğini belirten Sezai Temelli, “Mesele artık bir konsensüs ile ortaklaşma ve müzakere meselesidir. Dolayısıyla müzakere de Sayın Öcalan İle sürdürüldüğüne göre Meclis Öcalan’ı gerçek anlamda bir müzakereci ve siyasi aktör olarak görmeli. Siyasi özne olarak muhatap almalı ve artık bu dönüşüm sürecinde bu muhataplığa bağlı olarak gerekli adımları atmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Sezai Temelli, Meclis’in önemli bir gündeminin de demokratik bir Anayasa çalışması olduğunu belirterek, “İktidar mensupları da söylüyorlar; biz hala 12 Eylül Anayasası’yla yönetiliyoruz. Öyleyse şimdi artık gerçek anlamda demokratik bir anayasayı yapabiliriz. Demokratik kanunlar çıkartabiliriz. Eğer önümüzde bir seçim olacaksa,&nbsp; demokratik iklimde bu seçime gidebiliriz. Bakın biz, Demokratik Cumhuriyet diyoruz. Biz, Demokratik Cumhuriyet hedefine hizmet edecek her konuda sorumluluk aldık ve bu konuda öncülük ediyoruz. Meclis’i de bu konuda inisiyatif almaya çağırıyoruz” diye ekledi.</p>

<p>Kısa zaman içerisinde seçim gündeminin başlayacağına işaret eden Sezai Temelli, “12 ay ile 15 ya da 16 aylık bir süre içinde Türkiye bir seçime gidecek. O seçimin demokratik bir seçim olabilmesi için seçim kanunu, siyasi partiler kanunu, anayasa gibi konularda da çalışmalar yapılabilir. Bu önümüzdeki döneme dair özetle bunları söyleyeyim” dedi.</p>

<p>‘AKP’nin kendine göre bir süreç yürüttüğü düşüncesi oluşuyor’&nbsp;</p>

<p>Elif Bulut</p>

<p>Kamuoyunda sürece dair ciddi bir güven sorunu bulunduğunu söyleyen Elif Bulut ise şeffaflık eksikliğinin bu kaygıları beslediğini belirtti.&nbsp;JINNEWS’e&nbsp;konuşan Elif Bulut, “Her kesimde güven sorunu yaratıyor. Hem Türkiye kamuoyunun tamamında hem Kürt halkında hem de sosyalist cenahta, ister istemez AKP’nin kendine göre bir süreç yürüttüğü düşüncesi oluşuyor. Biz DEM Parti olarak şeffaf olduğumuzu düşünüyoruz ve mümkün olduğunca da bütün aşamaları, bilgileri kamuoyuyla paylaşıyoruz” dedi.</p>

<p>‘Kamuoyuyla paylaşım güven sorununu aşar’</p>

<p>Komisyon süreçlerinin devlet bürokrasisinin dışına taşması gerektiğine dikkat çeken Elif Bulut, “O kurulda bakanlıklar ya da devlet bürokrasisi dışında kimlerin yer alacağının belirlenmesi lazım. Kamuoyuyla paylaşılması, güven sorununun aşılmasına da katkı sunar, açık tartışılmasının da önünü açar. Çünkü çalışmalar böyle açık olmadığında, kamuoyuyla paylaşılmadığında, bu işlerin arka planda halkın yararına olmayacak bir şekilde çözüleceği anlayışı, imajı netleşiyor” şeklinde konuştu.</p>

<p>‘Sayın Öcalan’ın statüsünün netleşmesi gerekiyor’</p>

<p>Abdullah Öcalan’ın sürecin en temel muhatabı olduğunu vurgulayan Elif Bulut, uzun süren görüşme aralıklarının süreci yavaşlattığına dikkat çekerek, “Sayın Öcalan, İmralı’da aslında neredeyse tek başına, sürecin önemli bir aktörü olarak baştan beri süreci götürüyor. Dolayısıyla bu kadar önemli konumda olan bir kişiyle istenildiği zaman görüşülemiyor olması büyük bir sorun. İmralı heyeti normalde daha düzenli görüşebilecekken, bazen görüşme aralığı 40-45 güne, 2 aya kadar uzuyor. Bir yandan bu kadar az görüşme olurken sürecin çabuk ilerlemesi ya da hızlı ilerlemesi çok mümkün olmuyor. Bu da tabii ki hem sıkıntılar yaratıyor hem de beklentilerin karşılanmaması güvensizliği artırıyor. En başta Sayın Öcalan’ın statüsünün netleşmesi gerekiyor” sözlerini kullandı.</p>

<p>Kamuoyunda bir süre önce Abdullah Öcalan’la yapılan röportajların dolaştığını ve ses getirdiğini dile getiren Elif Bulut, bu tür içeriklerin toplumsal algıyı dönüştürdüğünü belirtti. Elif Bulut, “Bunu sadece Kürt halkının ya da sosyopolitik cenahların izlemediğinden eminim. Türkiye halkları içinde karşı düşünen birçok kişinin de izlediğinden eminim. O bile kendi başına bakış açısını değiştiren bir şey; ‘O gün de böyle söylüyormuş, bugün de böyle söylüyor’ dedirten bir şey” sözlerini kullandı.</p>

<p>‘Abdullah Öcalan’ın özgür çalışır koşulları sağlanmalı’</p>

<p>Abdullah Öcalan’ın özgür çalışır koşullarının sağlanması gerektiğini dile getiren Elif Bulut, “Bu duvarın kalkmasının sürecin önünü açabileceğinden ve sürece güvensizlik duyan diğer halkların da bakış açısını değiştirmeye katkı sunabileceğinden eminiz. O yüzden bu perdenin, bu duvarın aradan kalkması gerekiyor” dedi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 26 13:06:59 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-partili-siyasetciler-mgk-karar-vermeli-meclis-de-yasanin-hizli-h108364.html">DEM Partili siyasetçiler: MGK karar vermeli, Meclis de yasanın hızlı hayata geçmesini sağlamalı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/alanya-belediye-baskani-chp-den-istifa-etti-h108363.html</link>
		<title>Alanya belediye başkanı CHP&amp;#039;den istifa etti</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Antalya’da Alanya (ilçe) Belediye Başkanı Tarık Özçelik, CHP’den istifa etti.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>CHP dün (30 Eylül) Özçelik dahil beş belediye başkanını ihraç talebiyle disipline sevk etmişti.</p>

<p>İstifa kararını&nbsp;X’ten duyuran&nbsp;Özçelik, disiplin sevki gerekçesine dair hiçbir bilgi ve fikri bulunmadığını belirtti.</p>

<p>İhraç sürecinin tarafı olmanın ne CHP ne Alanya’ya faydası olmayacağını belirten belediye başkanı, şöyle devam etti:</p>

<p>“Bu gelişmenin ardından vereceğim kararı öfkeyle, kırgınlıkla veya anlık bir tepkiyle almak istemedim. Yaşananları bütün yönleriyle değerlendirdim; vicdanımla, siyasi sorumluluğumla ve Alanya halkına karşı taşıdığım görev bilinciyle tarttım.&nbsp;</p>

<p>Siyasi hayatım boyunca Cumhuriyet Halk Partisi’ne, partimizin kurumsal kimliğine veya partimize gönül vermiş insanlara zarar vermek amacıyla hiçbir davranışın içerisinde olmadım.&nbsp;</p>

<p>Belediye başkanı olarak aldığım her kararda temel ölçüm Alanya’nın menfaati, hemşehrilerimizin beklentileri ve üzerimde taşıdığım kamu sorumluluğu olmuştur. Benim için belediye başkanlığı makamının meşruiyetinin temelinde Alanya halkının 31 Mart 2024 tarihinde sandıkta ortaya koyduğu irade bulunmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi’nin Alanya’da ilk kez belediye başkanlığı seçimini kazanmasını sağlayan bu irade, aynı zamanda şahsıma verilmiş çok önemli bir emanettir. Bu emanete sonuna kadar sahip çıkacağım.&nbsp;</p>

<p>Gelinen noktada, hakkımda yürütülecek bir ihraç sürecinin tarafı olmanın ne Cumhuriyet Halk Partisi’ne ne Alanya’ya ne de şahsıma bir fayda sağlayacağı kanaatine vardım. Bu nedenle kararımı başkalarının tercihlerine göre değil, kendi vicdanım ve sorumluluk anlayışım doğrultusunda veriyorum. Aldığım kararın bütün siyasi ve kişisel sorumluluğunu da üstleniyorum.</p>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden bugün itibarıyla istifa ediyorum. Bu kararım; bir kırgınlığın, kişisel bir hesaplaşmanın veya geçmişe yönelik bir reddiyenin sonucu değildir.&nbsp;</p>

<p>Aksine, bugüne kadar birlikte yol yürüdüğüm insanlara, partimize gönül vermiş yurttaşlarımıza ve seçim sürecinde emek veren herkese karşı duyduğum saygının gereği olarak, bu süreci polemiklerin ve karşılıklı suçlamaların dışında tutmak istiyorum.&nbsp;</p>

<p>Dün yaşanan süreçte beni üzen tek husus; geçmişte meclis üyeliği talebi uygun görülmediği için partisinden istifa ederek ayrılan bir kişinin, bugün benim Cumhuriyet Halk Partisi’nden ihraç edildiğime ilişkin açıklama yapmış olmasıdır.&nbsp;</p>

<p>Siyasetin kişisel beklentiler, kırgınlıklar ya da geçmişten kalan hesaplar üzerinden yürütülmesini hiçbir zaman doğru bulmadım. Siyasi sorumluluk, her şeyden önce kişisel menfaatleri bir kenara bırakıp toplumun ve milletin menfaatlerini gözetmeyi gerektirir. Çünkü benim anlayışımda milletin menfaatleri, her zaman ve her koşulda şahsi menfaatlerin üzerindedir.&nbsp;</p>

<p>Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında birlikte görev yaptığım hiçbir arkadaşımızla kişisel bir meselem bulunmamaktadır. Bugüne kadar yanımda olan, emek veren, destek veren ve birlikte mücadele ettiğimiz herkese teşekkür ediyorum. 31 Mart 2024 tarihinde Alanya halkından aldığım yetkinin ve sorumluluğun gereğini yerine getirmeye devam edeceğim.&nbsp;</p>

<p>Benim için siyaset, makamları veya parti kimliklerini koruma meselesinden önce, millete karşı sorumluluk taşıma meselesidir. Bu nedenle bundan sonraki süreçte de şeffaf, hesap verebilir, adaletli ve hiçbir vatandaşımız arasında ayrım yapmayan bir belediyecilik anlayışıyla Alanya’ya hizmet etmeyi sürdüreceğim.&nbsp;</p>

<p>Bugün aldığım kararın kolay bir karar olmadığını özellikle ifade etmek isterim. Ancak siyasette bazen zor olanı yapmak, sorumluluktan kaçmak değil; aksine o sorumluluğu açıkça üstlenmek anlamına gelir.”</p>

<p>23 Eylül’de de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve sekiz ilçe belediye başkanı CHP’den istifa etmişti.&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 26 13:02:26 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/alanya-belediye-baskani-chp-den-istifa-etti-h108363.html">Alanya belediye başkanı CHP&amp;#039;den istifa etti</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/canakkale-de-200-den-fazla-tarihi-esere-el-konuldu-h108362.html</link>
		<title>Çanakkale&amp;#039;de 200&amp;#039;den fazla tarihi esere el konuldu</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Çanakkale’nin Ezine ilçesinde jandarma, Helenistik ve Roma dönemine ait olduğu değerlendirilen 179’u sikke 200’den fazla tarihi esere el koydu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Çanakkale Valiliği, jandarmanın 24 Eylül’de şu objelere el koyduğunu açıkladı:</p>

<p>Tarihi eser niteliğindeki 9 santimetre uzunluğunda iki heykel</p>

<p>El yapımı iki dolma tabanca</p>

<p>Bir toplu tabanca</p>

<p>Üzerinde figür bulunan yaklaşık 10 santimetre boyutunda cam plaka</p>

<p>İki kapaklı metal sahan</p>

<p>10 kase</p>

<p>Farklı şekil ve boyutlarda dört kolye</p>

<p>Üç pipo</p>

<p>Mühür&nbsp;</p>

<p>İki metal haç</p>

<p>179 sikke</p>

<p>Üç yüzük</p>

<p>Çeşitli boyutlarda 12 parça malzeme&nbsp;</p>

<p>Jandarma, şüpheli ya da şüphelileri aramaya devam ediyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 26 12:37:51 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/canakkale-de-200-den-fazla-tarihi-esere-el-konuldu-h108362.html">Çanakkale&amp;#039;de 200&amp;#039;den fazla tarihi esere el konuldu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/kilicdaroglu-ses-verdi-muhalifsen-sabahin-karanliginda-gozalti-h108361.html</link>
		<title>Kılıçdaroğlu ses verdi: Muhalifsen sabahın karanlığında gözaltı</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP’li Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in gözaltına alınmasını fon vurgununu hatırlatarak eleştirdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Mersin’de bu sabah yolsuzluk iddiasıyla Seçer dahil 59 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında YENİ Partili Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer ve CHP’li Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit de var.</p>

<p>Birçok belediye başkanına operasyon yapılırken sessizliğini koruyan Kılıçdaroğlu, bu kez sadece Seçer’i anarak gözaltını eleştirdi.</p>

<p>Fon skandalında AKP’li genel başkan yardımcılarının, eski bakanların ve iktidara yakın isimlerin ailelerinin adlarının geçtiğini belirten Kılıçdaroğlu,&nbsp;“İki soru soran var mı? Yok. Savcı çağırıyor mu? Yok”&nbsp;diye yazdı.</p>

<p>CHP liderinin X’teki açıklaması şöyle:</p>

<p>“Vahap Seçer… Mersinlilerin yüzde 60’ının oyuyla seçilmiş bir Büyükşehir Belediye Başkanı. Milyonlarca vatandaşın iradesiyle seçilmiş, Mersin’de farklı siyasi görüşlerden insanların oyunu almış bir isim. Bu sabah ne yaptılar? Evine şafak vakti operasyon yaptılar, gözaltına aldılar.</p>

<p>Soruyorum: Vahap Seçer kaçacak mıydı? Çağırsanız ifadeye gelmeyecek miydi? Nedir bu şafak baskınları? CHP’liysen ifadeye çağrılmak yok. Sabahın karanlığında kapına polis dayanacak, gözaltına alınacaksın. Ama iktidarın çevresindeysen başka bir hukuk var.</p>

<p>Haftalardır Türkiye tarihinin en büyük fon skandallarından birini konuşuyoruz. Yüz binlerce vatandaşın parası fonlarda kilitlendi. Milyarlarca liralık işlemler ortaya çıktı. AK Partili genel başkan yardımcılarının, eski bakanların ve iktidara yakın isimlerin ailelerinin adları bu dosyalarda geçiyor. Fon skandalının en kritik koltuklarında kimlerin oğullarının, kimlerin damatlarının oturduğu ortaya çıkıyor.</p>

<p>İki soru soran var mı? Yok. Savcı çağırıyor mu? Yok. Gece yarısı savcılık kararlarıyla, AK Partili bir genel başkan yardımcısının oğlunun mal varlığı üzerindeki tedbir kaldırılıyor. Bunları haber yapan gazetecilere ne yapılıyor? Erişim engeli. Haberleri yasakla, gazetecilerin hesaplarını kapat, fon skandalını örtbas et.</p>

<p>Yetmedi mi? Gündemi değiştir. Her sabah, milyonlarca vatandaşın desteğini almış bir başka CHP’li belediye başkanının kapısına polisi gönder. Şafak baskını yap. Gözaltına al. Türkiye fon skandalını konuşmasın. Yüz binlerce insanın parasının nasıl kilitlendiğini konuşmasın. İktidara yakın ailelerin bu işlerin neresinde olduğunu sormasın. Ama Vahap Seçer’e şafak operasyonu yap!</p>

<p>Bu nedir Allah aşkına? Adalet bunun neresinde? Hukuk bunun neresinde? Bir tarafta, iktidara yakınsan dokunulmazlık; diğer tarafta, muhalifsen sabahın karanlığında gözaltı. Bunun adı hukuk devleti değildir. Bunun adı adalet değildir.</p>

<p>Bu mesele artık yalnızca CHP’nin meselesi değildir. Bu mesele yalnızca Vahap Seçer’in meselesi değildir. Bu, artık Türkiye’nin beka sorunudur. Çünkü adaletin olmadığı yerde devlet ayakta kalamaz. Hukukun kişiye, partiye, soyadına göre uygulandığı bir ülkede hiç kimse kendisini güvende hissedemez. Bir ülke böyle yönetilemez. Türkiye böyle yönetilemez.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 26 12:36:51 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/kilicdaroglu-ses-verdi-muhalifsen-sabahin-karanliginda-gozalti-h108361.html">Kılıçdaroğlu ses verdi: Muhalifsen sabahın karanlığında gözaltı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/dfg-den-surec-medya-izleme-raporu-h108360.html</link>
		<title>DFG&amp;#039;den süreç medya izleme raporu</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[DFG,  Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde Medya İzleme raporunu paylaştı. Raporda, “Barışın toplumsallaşması için medyanın da özgür, çoğulcu ve hak temelli bir gazetecilik anlayışıyla hareket etmesi gerekmektedir” denildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) 27 Şubat 2025- 1 Ekim 2025 tarihleri arasındaki Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında yaptığı medya izleme çalışması raporunu yayımladı. Raporun gözlem ve analiz kısmında Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında yaptıkları medya izleme çalışmasında, aynı siyasi gelişmelerin farklı medya kuruluşlarında farklı kavramlar ve haber çerçeveleri üzerinden ele alındığına yer verildi. İncelenen haberlerde özellikle “güvenlik, terör, tasfiye, siyasi rekabet, barış, müzakere ve demokratik çözüm” eksenlerinin öne çıktığı belirtildi. Raporda, “Bu farklılık, yalnızca haber başlıklarında kullanılan kelimelerle sınırlı değildir. Gelişmenin hangi yönünün haberin merkezine alındığı, hangi aktörlerin kaynak olarak kullanıldığı, hangi bilgilerin görünür veya geri planda bırakıldığı ve haberin hangi bağlam içerisinde sunulduğu da medya kuruluşları arasında belirgin biçimde farklılaşmaktadır. İktidara yakın medya kuruluşlarında süreç ağırlıklı olarak güvenlik, ‘terör’ ve örgütün feshi/tasfiyesi üzerinden çerçevelenmektedir. 27 Şubat 2025 tarihli çağrının ardından kullanılan ‘Terörsüz Türkiye için önemli adım… PKK kendini feshetmelidir!’ başlığı bu yaklaşımın somut örneklerinden biridir. Benzer biçimde PKK’nin kongre ve fesih kararının ardından ‘Terör Belası Bitiyor’, ‘41 yıllık Bela Bitti’ ve ‘Terörsüz Türkiye’de Tarihi Adım’ gibi başlıkların kullanılması, gelişmenin barış ve demokratik çözüm boyutundan ziyade örgütün sona ermesi ve güvenliğin sağlanması çerçevesinde sunulduğunu göstermektedir” ifadelerine yer verildi. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>HABERLERLE SÜREÇ HEDEF ALINDI</p>

<p></p>

<p>Mevcut haberlerde “terör”, “bela”, “tasfiye”, “fesih” ve “terörsüz Türkiye” gibi kavramların öne çıkmasının, süreç haberlerinde güvenlik terminolojisinin belirleyici bir yere sahip olduğunu gösterdiğinin belirtildiği raporda, “Bu söylemler, barışa hizmet eden bir dil olmaktan öte nefret dilini de körükletirmiştir. Muhalif medya kuruluşlarında ise süreç ağırlıklı olarak iktidarın siyasi politikaları, geçmiş çözüm deneyimleri ve sürecin amacı üzerinden ele alınmaktadır. Bu yayınlarda gelişmelerin yalnızca içeriği değil, iktidarın süreci hangi siyasi amaçlarla yürüttüğü de tartışmaya açılmaktadır. Böylece güvenlik merkezli çerçeveden farklı olarak siyasi rekabet, iktidar politikası ve süreçle ilgili şüpheler haberlerin önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Özellikle Sözcü Gazetesi, doğrulanmayan haberleri ile doğrudan Demokratik Toplum ve Barış sürecini hedef almıştır. Abdullah Öcalan’a dönük ‘Villa’, ‘Eş’ haberleri ile etik haberciliği ilkelerini de hiçe sayan bir yayıncılık izlemiştir. Bu yaklaşımda ‘barış’ ve ‘demokratik çözüm’ kavramları zaman zaman yer alsa da, haberin ana çerçevesinin çoğunlukla siyasi aktörlerin tutumları ve sürecin siyasi sonuçları üzerinden oluşturulduğu görülmektedir” denildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>ÖZGÜR BASIN’DA ‘BARIŞ VE DEMOKRATİK ÇÖZÜM’ ÇERÇEVESİ</p>

<p></p>

<p>Raporda, Özgür Basın içerisinde yer alan yayınlarda ise sürecin daha çok barış, müzakere, demokratik çözüm ve yeni bir siyasal dönem kavramları üzerinden ele alındığı belirtildi. Raporda, “Örneğin PKK’nin fesih kararının ardından Evrensel’de ‘Bahane Kalmadı’, Yeni Yaşam’da ise ‘Yeni Bir Başlangıç’ başlıklarının kullanılması, aynı gelişmenin güvenlik merkezli değil, yeni bir çözüm ve siyasal dönüşüm perspektifiyle ele alınabildiğini göstermektedir. Bu yayınlarda ayrıca çağrının yalnızca silah bırakma ve örgütsel fesih boyutuna değil, demokratik çözüm, hukuki düzenlemeler ve siyasal sürecin ilerletilmesine ilişkin bölümlerine de yer verildiği görülmektedir” değerlendirilmesine yer verildi. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘HUKUKİ VE DEMOKRATİK BOYUTUN GÖRÜNÜRLÜĞÜ’</p>

<p></p>

<p>Sürecin hukuki ve demokratik boyutunun medya gündemindeki görünürlüğüne vurgu yapılan raporda, özellikle 2026 yılında sürecin birinci yılına ilişkin açıklamalarda yasal düzenlemeler, siyasi adımlar ve sürecin ilerlemesini sağlayacak hukuki zemine ilişkin tartışmaların öne çıktığının görüldüğü belirtildi. Raporda, şunlara yer verildi: “Buna karşın bazı medya kuruluşlarında bu tartışmaların yerine örgütün adı ve kimliği üzerinden haberleştirme yapılmıştır. Cumhuriyet’in ‘Milliyetçi hareket ve Apocu Hareket’, Akit’in ise ‘PKK adını değiştirdi’ başlıkları bu farklılığın örnekleri olarak değerlendirilebilir. Bu haberlerde açıklamaların hukuki ve siyasi boyutundan ziyade örgütsel kimlik ve isim değişikliği unsurunun öne çıkarılması, haber gündeminin belirli unsurlarının diğerlerine göre daha görünür hale getirildiğini göstermektedir. Medya analizinin bir diğer boyutunu haberlerde kullanılan kaynakların çeşitliliği oluşturmaktadır. Süreç haberlerinde devlet kurumları, hükümet temsilcileri ve siyasi parti yöneticilerinin açıklamalarının ağırlığı ile Kürt siyasi aktörleri, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler, gazeteciler ve doğrudan toplumun farklı kesimlerinin görüşlerinin haberlerdeki görünürlüğü karşılaştırılmalıdır.”</p>

<p></p>

<p>Raporda, DFG’nin kodlama çalışmasında yalnızca haberin hangi çerçevede verildiğinin değil, “kim konuşuyor?” ve “kim görünmüyor?” sorularının da izlenmesi gerektiği belirtildi. Raporda, “Yapılan incelemelerde gerek iktidar medyası gerekse muhalif medya olarak kendisini lanse eden Sözcü, Oda TV gibi yayınlar sürecin diğer aktörlerini görmezden gelmiştir. Barıştan yana söz alan siyasetçiler, akademisyenler, sanatçıların görüşleri kısmi olarak verilmiştir. Kaynak çeşitliliğinin düşük olduğu haberlerde süreç daha çok siyasi aktörlerin açıklamaları üzerinden şekillenirken, farklı toplumsal aktörlerin görüşlerine yer verilen haberlerde sürecin sosyal, hukuki ve insani boyutlarının daha görünür hale gelmesi mümkün olmaktadır” ifadelerine yer verildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>GAZETECİLERİN SORUMLULUĞU</p>

<p></p>

<p>Raporda, Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin yalnızca siyasetin değil, medyanın da kendisini dönüştürmesini gerekli kıldığını gösterdiği belirtildi. Raporda devamla, “Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için farklı toplumsal ve siyasal aktörlerin söz kurabildiği, görüşlerini ifade edebildiği ve kamuoyunun farklı perspektiflere erişebildiği bir medya ortamının oluşması önem taşımaktadır. Bu çerçevede, sürecin kilit aktörlerinden biri olan Abdullah Öcalan’ın görüşlerinin ve mesajlarının kamuoyuna doğrudan ve bağlamı içerisinde aktarılabilmesi de medyanın sorumluluk alanlarından biridir. Herkesin konuştuğu ve sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunduğu bir ortamda, sürecin temel aktörlerinden birinin sözünün kamuoyuna ulaşamaması, medya açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir eksikliktir.</p>

<p></p>

<p>GAZETECİLER ABDULLAH ÖCALAN İLE BİR ARAYA GELMELİ</p>

<p></p>

<p>Bu nedenle DFG olarak, rapor boyunca ortaya koyduğumuz; kaynak ve aktör çeşitliliğinin artırılması, farklı görüşlerin görünür kılınması, Kürt meselesinin yalnızca güvenlik eksenli bir çerçevede ele alınmaması, kullanılan dilin ayrımcı ve dışlayıcı ifadelerden arındırılması ve sürecin toplumsal boyutunun daha fazla görünür kılınması gibi eksikliklerin giderilmesi gerektiğini düşünüyoruz.</p>

<p></p>

<p>Bu kapsamda gazetecilerin, sürecin temel aktörleriyle doğrudan temas kurabilmesi ve gazetecilik faaliyetinin gerektirdiği bilgiye erişim olanaklarının genişletilmesi önem taşımaktadır. DFG olarak, gazetecilerin Abdullah Öcalan ile bir araya gelerek kendisine doğrudan soru yöneltebilmesinin ve görüşlerini gazetecilik ilkeleri çerçevesinde kamuoyuna aktarabilmesinin, medya alanındaki bilgi eksikliğinin giderilmesine katkı sunacağını değerlendiriyoruz.</p>

<p>Medyanın sürece ilişkin rolü yalnızca gelişmeleri aktarmakla sınırlı değildir. Kullanılan dil, seçilen başlıklar, kaynak tercihleri ve hangi aktörlerin görünür kılındığı, kamuoyunun süreci nasıl değerlendirdiğini de etkilemektedir. Bu nedenle gazeteciliğin temel ilkeleri doğrultusunda daha çoğulcu, doğrudan bilgiye dayanan ve farklı aktörlerin söz hakkını gözeten bir habercilik anlayışının güçlendirilmesi gerekmektedir” denildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>ÖNERİLER</p>

<p></p>

<p>DFG raporunda şu önerile yer aldı:&nbsp;</p>

<p></p>

<p>*Doğrudan bilgiye erişim genişletilmelidir. Sürecin temel aktörleriyle gazetecilerin doğrudan görüşebilmesinin ve soru yöneltebilmesinin önündeki kısıtlamalar kaldırılmalıdır. Özellikle kamuoyunda yoğun biçimde tartışılan konularda, ikinci el açıklamalar yerine doğrudan görüş ve açıklamalara erişim sağlanmalıdır.</p>

<p></p>

<p>*Medyanın kaynak ve aktör çeşitliliği artırılmalıdır. Haberlerde yalnızca hükümet, siyasi parti temsilcileri veya güvenlik bürokrasisinin açıklamalarına değil; sürecin farklı aktörlerine, hukukçulara, akademisyenlere, sivil toplum örgütlerine, gazetecilere, mağdurlara ve toplumun farklı kesimlerine de yer verilmelidir.</p>

<p></p>

<p>*Güvenlik merkezli haber dili tek çerçeve haline getirilmemelidir. Kürt meselesi ve Barış ve Demokratik Toplum Süreci yalnızca güvenlik, terör ve silah bırakma başlıkları üzerinden ele alınmamalı; demokratikleşme, hukuk, haklar, toplumsal barış, siyasal katılım ve Kürtlerin talepleri gibi boyutlar da haberlerin parçası haline getirilmelidir.</p>

<p></p>

<p>* Haber dili ayrımcı ve dışlayıcı ifadelerden arındırılmalıdır. Gazeteciler ve medya kuruluşları, kişi ve toplulukları kategorik biçimde kriminalize eden, düşmanlaştıran veya toplumsal kutuplaşmayı artırabilecek ifadelerin kullanımını yeniden değerlendirmelidir. Haber ile yorum arasındaki sınır korunmalı; kullanılan nitelemelerin kaynağı açıkça belirtilmelidir.</p>

<p></p>

<p>* Başlık ile haber içeriği arasındaki uyum gözetilmelidir. Süreçle ilgili gelişmelerde kullanılan başlıkların, haber metninin içeriğini doğru biçimde yansıtması önemlidir. Özellikle bir aktörün açıklamasının tek bir kelime veya ifade üzerinden yeniden çerçevelenerek farklı bir anlam kazanmasına yol açabilecek başlıklandırma pratiklerinden kaçınılmalıdır.</p>

<p></p>

<p>*Sürecin toplumsal boyutu görünür kılınmalıdır. Medya, süreci yalnızca siyasi aktörler arasındaki görüşmeler üzerinden takip etmemeli; sürecin toplum üzerindeki etkilerini, farklı toplumsal kesimlerin beklentilerini ve gündelik yaşama yansımalarını da izlemelidir. Barış gazeteciliğinin önemli unsurlarından biri olan insan hikâyelerine ve toplumsal deneyimlere daha fazla yer verilmelidir.</p>

<p></p>

<p>*Medya kuruluşları kendi dil ve yayın politikalarını gözden geçirmelidir. Barış ve Demokratik Toplum Süreci gibi toplumsal etkisi yüksek dönemlerde medya kuruluşlarının kullandığı kavramları, haber kaynaklarını, başlıklandırma biçimlerini ve görünürlük politikalarını düzenli olarak değerlendirmesi gerekmektedir. DFG olarak bu değerlendirmenin gazetecilik meslek ilkeleri temelinde yapılmasını önemsiyoruz.”</p>

<p></p>

<p>‘GAZETECİLER SÜREÇ SORUMLULUĞUYLA YÜZLEŞMELİ’</p>

<p></p>

<p>Raporun sonuç kısmına ise şunlara yer verildi: “Sonuç olarak DFG açısından Barış ve Demokratik Toplum Süreci, medyanın yalnızca takip edeceği bir siyasal gündem değil, aynı zamanda gazetecilik pratiğinin yeniden düşünülmesini gerektiren bir dönemdir. Medyanın görevi herhangi bir siyasi görüşü savunmak ya da karşısında konumlanmak değil; kamuoyunun doğru, çoğulcu, doğrudan ve doğrulanabilir bilgiye ulaşmasını sağlamaktır.</p>

<p></p>

<p>DFG olarak gazetecilerin her türlü siyasi ve idari baskıdan uzak biçimde haber yapabildiği, sürecin tüm aktörleriyle doğrudan görüşebildiği, farklı görüşlerin eşit biçimde görünür olabildiği ve özellikle Kürt sorununun yalnızca güvenlik perspektifine indirgenmediği bir medya ortamının oluşturulmasını gerekli görüyoruz.</p>

<p></p>

<p>Barışın toplumsallaşması için medyanın da özgür, çoğulcu ve hak temelli bir gazetecilik anlayışıyla hareket etmesi gerekmektedir. DFG olarak gazetecilerin bilgiye erişiminin önündeki tüm engellerin kaldırılması ve medyanın bu süreçte kendi sorumluluğuyla yüzleşerek dönüşmesi çağrısında bulunuyoruz.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 26 12:35:27 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/dfg-den-surec-medya-izleme-raporu-h108360.html">DFG&amp;#039;den süreç medya izleme raporu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/mersin-buyuksehir-belediyesine-operasyon-vahap-secerle-birlikte-h108359.html</link>
		<title>Mersin Büyükşehir Belediyesine operasyon, Vahap Seçerle birlikte 58 kişi gözaltında</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[- Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen yolsuzluk soruşturması kapsamında Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit ve Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer&#039;in de aralarında olduğu 59 şüpheli gözaltına alındı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Başsavcılık,&nbsp;Büyükşehir&nbsp;Belediyesi&nbsp;ile&nbsp;Yenişehir&nbsp;veMezitli&nbsp;belediyelerine&nbsp;yönelik&nbsp;yolsuzluk&nbsp;iddialarınailişkin&nbsp;soruşturma&nbsp;başlattı.</p>

<p>Soruşturma&nbsp;kapsamında&nbsp;Büyükşehir&nbsp;Belediyesineyönelik&nbsp;incelemelerde&nbsp;ihale&nbsp;ve&nbsp;doğrudan&nbsp;teminalımlarında&nbsp;kamu&nbsp;zararı&nbsp;tespit&nbsp;edildiği&nbsp;belirtildi.</p>

<p>Polis&nbsp;ekiplerince&nbsp;düzenlenen&nbsp;eş&nbsp;zamanlı&nbsp;operasyondaMersin&nbsp;Büyükşehir&nbsp;Belediye&nbsp;Başkanı&nbsp;Vahap&nbsp;Seçer,Yenişehir&nbsp;Belediye&nbsp;Başkanı&nbsp;Abdullah&nbsp;Özyiğit&nbsp;veMezitli&nbsp;Belediye&nbsp;Başkanı&nbsp;Ahmet&nbsp;Serkan&nbsp;Tuncer'in&nbsp;dearalarında&nbsp;olduğu&nbsp;59&nbsp;şüpheli&nbsp;gözaltına&nbsp;alındı.</p>

<p>Belediyelerde&nbsp;ve&nbsp;şüphelilerin&nbsp;adreslerinde&nbsp;aramayapılıyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 26 10:11:44 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/mersin-buyuksehir-belediyesine-operasyon-vahap-secerle-birlikte-h108359.html">Mersin Büyükşehir Belediyesine operasyon, Vahap Seçerle birlikte 58 kişi gözaltında</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/altin-yeniden-yukseldi-nedeni-ne-h108358.html</link>
		<title>Altın yeniden yükseldi: Nedeni ne?</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[Altın fiyatları bugün yaklaşık 20 dolar yükseldi. Değerli metal, eylül ayında yüzde 6 gerilemesinin ardından ABD’de enflasyonun yavaşlaması ve Merkez Bankası’nın faiz artıracağına ilişkin beklentilerin zayıflamasıyla toparlandı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Asya&nbsp;piyasalarının&nbsp;açılmasının&nbsp;ardından&nbsp;altının&nbsp;onsfiyatı&nbsp;yüzde&nbsp;0,4&nbsp;yükselerek&nbsp;yaklaşık&nbsp;4&nbsp;bin&nbsp;170&nbsp;dolaraçıktı.</p>

<p>Enflasyon&nbsp;verileri&nbsp;beklentileri&nbsp;değiştirdi</p>

<p>ABD&nbsp;Merkez&nbsp;Bankası’nın&nbsp;(Fed)&nbsp;enflasyonu&nbsp;ölçmekiçin&nbsp;kullandığı&nbsp;temel&nbsp;göstergelerden&nbsp;kişisel&nbsp;tüketimharcamaları&nbsp;(PCE)&nbsp;fiyat&nbsp;endeksinin&nbsp;gıda&nbsp;ve&nbsp;enerjihariç&nbsp;kısmı,&nbsp;ağustosta&nbsp;yüzde&nbsp;0,2&nbsp;arttı.&nbsp;Bu&nbsp;oran&nbsp;piyasabeklentilerinin&nbsp;altında&nbsp;kaldı.</p>

<p>Önceki&nbsp;aya&nbsp;ilişkin&nbsp;verilerin&nbsp;de&nbsp;aşağı&nbsp;yönlü&nbsp;revizeedilmesi,&nbsp;piyasalarda&nbsp;enflasyonun&nbsp;seyri&nbsp;konusundabir&nbsp;ölçüde&nbsp;güven&nbsp;oluşturdu.</p>

<p>Bu&nbsp;verilerin&nbsp;ardından&nbsp;yatırımcılar,&nbsp;Fed’in&nbsp;ekim&nbsp;ayındakitoplantısında&nbsp;faiz&nbsp;artıracağına&nbsp;ilişkin&nbsp;beklentileriniönemli&nbsp;ölçüde&nbsp;düşürdü.&nbsp;Faiz&nbsp;artırımı&nbsp;ihtimali&nbsp;haftanınbaşındaki&nbsp;yaklaşık&nbsp;yüzde&nbsp;70&nbsp;seviyesinden&nbsp;yüzde&nbsp;34’egeriledi.</p>

<p>Tahvil&nbsp;faizleri&nbsp;altın&nbsp;üzerinde&nbsp;baskı&nbsp;oluşturuyor</p>

<p>Buna&nbsp;karşın&nbsp;ABD&nbsp;Hazine&nbsp;tahvillerinin&nbsp;getirilerininyüksek&nbsp;seyretmesi&nbsp;ve&nbsp;sıkı&nbsp;para&nbsp;politikasının&nbsp;devametme&nbsp;ihtimali,&nbsp;altın&nbsp;üzerindeki&nbsp;satış&nbsp;baskısınınsürmesine&nbsp;neden&nbsp;olabilir.</p>

<p>Altın,&nbsp;eylülde&nbsp;yüzde&nbsp;6&nbsp;değer&nbsp;kaybederek&nbsp;hazirandanbu&nbsp;yana&nbsp;en&nbsp;sert&nbsp;aylık&nbsp;düşüşünü&nbsp;yaşadı.&nbsp;Düşüş,&nbsp;Fed’in2023’ten&nbsp;bu&nbsp;yana&nbsp;ilk&nbsp;kez&nbsp;faiz&nbsp;artırmasının&nbsp;ve&nbsp;dahafazla&nbsp;sıkılaştırmaya&nbsp;ihtiyaç&nbsp;duyulabileceğine&nbsp;işaretetmesinin&nbsp;ardından&nbsp;geldi.</p>

<p>Aynı&nbsp;dönemde&nbsp;küresel&nbsp;tahvil&nbsp;getirileri&nbsp;de&nbsp;yükseldi.Hükümetlerin&nbsp;artan&nbsp;borçları&nbsp;ve&nbsp;finansman&nbsp;sıkıntılarınailişkin&nbsp;endişeler,&nbsp;borçlanma&nbsp;maliyetlerininyükselmesine&nbsp;yol&nbsp;açtı.</p>

<p>Tahvil&nbsp;getirilerindeki&nbsp;yükseliş,&nbsp;herhangi&nbsp;bir&nbsp;faiz&nbsp;getirisisağlamayan&nbsp;altını&nbsp;elde&nbsp;tutmanın&nbsp;fırsat&nbsp;maliyetiniartırıyor.</p>

<p>Gözler&nbsp;ABD&nbsp;istihdam&nbsp;verilerinde</p>

<p>Piyasaların&nbsp;gözü&nbsp;şimdi&nbsp;ABD’de&nbsp;cuma&nbsp;günüaçıklanacak&nbsp;istihdam&nbsp;ve&nbsp;işsizlik&nbsp;verilerine&nbsp;çevrildi.</p>

<p>Söz&nbsp;konusu&nbsp;verilerin,&nbsp;Fed’in&nbsp;faiz&nbsp;politikasının&nbsp;geleceğive&nbsp;altın&nbsp;fiyatlarının&nbsp;yönü&nbsp;konusunda&nbsp;piyasalara&nbsp;yeniipuçları&nbsp;vermesi&nbsp;bekleniyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 26 10:10:41 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/altin-yeniden-yukseldi-nedeni-ne-h108358.html">Altın yeniden yükseldi: Nedeni ne?</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/feti-yildiz-acikladi-mecliste-izleme-komisyonu-kurulacak-h108357.html</link>
		<title>Feti Yıldız açıkladı: Mecliste İzleme Komisyonu kurulacak</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, yeni yasama yılının başlamasıyla birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) “İzleme Komisyonu” kurulacağını açıkladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Yıldız,&nbsp;sosyal&nbsp;medya&nbsp;hesabından&nbsp;yaptığı&nbsp;paylaşımda,“Milli&nbsp;Dayanışma&nbsp;ve&nbsp;Toplumsal&nbsp;BütünleşmeninGüçlendirilmesine&nbsp;Dair&nbsp;Kanun”&nbsp;(çerçeve&nbsp;yasa)kapsamında&nbsp;oluşturulacak&nbsp;komisyonun,&nbsp;sürecinMeclis&nbsp;tarafından&nbsp;şeffaf&nbsp;biçimde&nbsp;takip&nbsp;edilmesi&nbsp;vedenetlenmesini&nbsp;sağlayacağını&nbsp;belirtti.</p>

<p>Kanunun&nbsp;10&nbsp;Ağustos’ta&nbsp;Meclis&nbsp;Genel&nbsp;Kurulu’nda&nbsp;467kabul,&nbsp;87&nbsp;ret&nbsp;ve&nbsp;7&nbsp;çekimser&nbsp;oyla&nbsp;kabul&nbsp;edilerekyasalaştığını&nbsp;hatırlatan&nbsp;Yıldız,&nbsp;İzleme&nbsp;Komisyonu’ndatüm&nbsp;siyasi&nbsp;partilerin&nbsp;Meclis’teki&nbsp;temsil&nbsp;oranlarına&nbsp;göreyer&nbsp;alacağını&nbsp;ifade&nbsp;etti.</p>

<p>Yıldız,&nbsp;komisyonun&nbsp;temel&nbsp;görev&nbsp;ve&nbsp;yetkilerininkanunun&nbsp;7.&nbsp;maddesinde&nbsp;düzenlendiğini&nbsp;belirterek&nbsp;şugörevleri&nbsp;sıraladı:</p>

<p>“Yasa&nbsp;kapsamındaki&nbsp;tüm&nbsp;süreç&nbsp;ve&nbsp;uygulamalarıyakından&nbsp;takip&nbsp;etmek</p>

<p>Çalışmaların&nbsp;seyrine&nbsp;göre&nbsp;ilgili&nbsp;makamlara&nbsp;tavsiyekararları&nbsp;sunmak</p>

<p>Yürütme&nbsp;organı&nbsp;adına&nbsp;süreci&nbsp;yürüten&nbsp;Takip&nbsp;veDeğerlendirme&nbsp;Kurulu&nbsp;tarafından&nbsp;Meclis’e&nbsp;sunulanbilgilendirmeleri&nbsp;değerlendirmek&nbsp;ve&nbsp;denetlemek</p>

<p>Sürece&nbsp;ilişkin&nbsp;raporlar&nbsp;hazırlamak.”</p>

<p>Yıldız,&nbsp;komisyonun&nbsp;yeni&nbsp;yasama&nbsp;yılının&nbsp;başlamasıylabirlikte&nbsp;oluşturulacağını&nbsp;kaydetti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 26 10:09:23 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/feti-yildiz-acikladi-mecliste-izleme-komisyonu-kurulacak-h108357.html">Feti Yıldız açıkladı: Mecliste İzleme Komisyonu kurulacak</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/can-atalay-24-saatlik-aclik-grevine-basladi-h108356.html</link>
		<title>Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Gezi davası tutuklusu ve vekilliği düşürülen Türkiye İşçi Partili (TİP) Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Atalay 25 Nisan 2022’den beri Gezi Davası’ndan tutuklu. Anayasa Mahkemesi (AYM), Mayıs 2023 seçimlerinde milletvekili seçilen Atalay hakkında iki defa hak ihlali kararı vermiş ve tahliyesini istemişti. Ama hem İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi hem de Yargıtay bu kararları tanımamıştı.</p>

<p>Atalay’ın vekilliği 30 Ocak 2024’te düşürülmüştü.</p>

<p>AYM, 1 Ağustos 2024 tarihli gerekçeli kararında da milletvekilliğinin düşürülmesini&nbsp;‘yok hükmünde‘ bulmuştu.</p>

<p>Atalay partisi aracılığıyla yaptığı açıklamada açlık grevi kararını şöyle duyurdu:</p>

<p>“TBMM’nin açıldığı, yeni yasama döneminin başladığı bugün, Hatay halkının gasbedilen temsil hakkını savunmak ve emekçilerin, yoksulların bilcümle halkımızın, adalete aç olanların duyulmayan sesini duyurmak üzere 24 saatlik açlık grevine başlıyorum.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 26 10:08:10 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/can-atalay-24-saatlik-aclik-grevine-basladi-h108356.html">Can Atalay 24 saatlik açlık grevine başladı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/kurtce-sarki-soyledigi-icin-19-yil-hapis-cezasi-verilen-ndem-h108355.html</link>
		<title>Kürtçe şarkı söylediği için 19 yıl hapis cezası verilen Nûdem Durak için çağrı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Kürtçe müzik yaptığı gerekçesiyle tutuklanan ve 19 yıl 6 ay hapis cezası verilen sanatçı Nûdem Durak’ın ailesi ve avukatı, sanatını özgürce icra edebilmesi için serbest bırakılması çağrısı yaptı]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Şirnex’in Dêrgûl ilçesinde yaşayan sanatçı Nûdem Durak, Kürtçe müzik yaptığı için 22 Nisan 2015 tarihinde gözaltına alınarak tutuklandı. Diyarbakır 6'ncı Ağır Ceza Mahkemesi tarafından "örgüt üyesi olmak" gerekçesiyle 10 yıl hapis cezası verilen Nûdem Durak, aynı suçlamayla Kahramanmaraş 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde de yargılandı.</p>

<p></p>

<p>Nudem Durak'a toplamda 19 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Tutukluluğunun ardından sağlık sorunu yaşayan Nûdem Durak, zehirli guatır ve kemik erimesi hastalıklarıyla mücadele ediyor. Sağlık sorunları ve cezaevi koşullarına rağmen üretim yapmaya devam eden Nûdem Durak, sesini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Nûdem Durak’ın abisi Ahmet Durak ve avukatı Ali Çimen ile konuya dair konuştuk.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>HUKUK GARABETİ</p>

<p></p>

<p>Şu an Erzincan Kapalı Kadın Cezaevi'nde tutulan ve engellemelere rağmen sanatını icra eden Nûdem Durak’ın hastalıklarının ilerlediğini belirten avukatı Ali Çimen, "Nûdem, iki defa örgüt üyeliğinden ceza alan ender kişilerden biridir. Nûdem'in yargılaması esasında sanatsal faaliyetlere dayanmaktadır. Sanatını sürdürdüğü Mem û Zîn isimli dernekteki faaliyetleri kriminal edilerek hakkında örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle ceza almıştır. Bir diğer yargılaması da kendisinin yakalanmadığı bir evde sanki orada yakalanmış gibi gösterilerek hakkında yine örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle ceza verilmesidir. Nûdem hakkında tüm yargılama bir hukuk garabeti olarak devam etmiştir. Nûdem hakkında Anayasa Mahkemesine yapılan hak ihlali başvurusu reddedildiği için İnsan Hakları Avrupa Mahkemesine başvurusu yapılmıştır. Sağlık sorunlarıyla ilgili infaz erteleme talepleri reddedilmiştir. Nûdem, cezaevinde kaldığı sürede sanatsal faaliyetlerinde kullandığı enstrüman kırıldığı için ve yeni bir gitar da cezaevi idaresi tarafından haksız bir şekilde kendisine teslim edilmediği için sanatsal faaliyetlerini güçlükle yerine getirmektedir. Bu koşullarda bile yine kendisi bir kitap çalışmasında yer almış ve şiir ve söz yazarlığına devam ettirmektedir” diye belirtti.</p>

<p></p>

<p>AİLE GÖRÜŞE GİDEMİYOR</p>

<p></p>

<p>Cezaevinin aileye uzak olmasından dolayı kardeşleriyle sağlıklı ve düzenli biçimde görüşemediklerini dile getiren abi Ahmet Durak ise “Ayın 10'unda telefon görüşmesi yaptım ama en son yüz yüze görüşme bayramdan sonra yapıldı. Annemler görüşe gittiklerinde Nûdem'in durumunun diğer görüşlere oranla daha iyi görüldüğünü söylediler. Tedavisinin yapıldığını söyleyebiliriz. Ancak halihazırda hastalığının cezaevi koşullarında çok sıkıntı yarattığını da söyleyebiliriz. Kürt dili ve sanatı onun için çok önemli bir değere sahip. Nûdem özellikle Kürtçe şiir ve şarkı yazmaya ve müziğini aralıksız icra etmeye devam ediyor. Onun yaptığı gibi özellikle Kürtçe’nin hayatın her kademesinde konuşulması gerektiğini, aksi takdirde gittikçe dilimizin yok olmasıyla karşı karşıya olduğumuzu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>SÜRECE DESTEK</p>

<p></p>

<p>Nûdem için yapılan uluslararası kampanyalara çok sevindiklerini söyleyen abi Durak, Nûdem’in cezaevinden herkese selamlar gönderdiğini ve barışa inancının tam olduğunu dile getirdi. Abi Durak, şöyle devam etti: “Uluslararası ve yerel dayanışma kampanyaları oldu, medyada etkisini gördük ama ne yazık ki devlet yetkililerinden herhangi bir adım göremedik. Dünyaca ünlü sanatçılar ve aktivistlerden gelen destek kampanyaları hem Nûdem'i hem de bizleri (ailesi olarak) çok memnun etti ve bu yolculukta yalnız olmadığını hissettirdiği için hepsine minnettarız. Bu dayanışmadan dolayı Nûdem psikolojik olarak kendini daha iyi hissetti. Yeri geldi tedavisi gecikti, yaptırılmadı ama bu dayanışma bir nebze bile olsa ona bir nefes oldu. Hepsine teker teker şükranlarımızı iletiyoruz. 27 Şubat çağrısını olumlu bulduğunu, bu coğrafyada artık kan ve gözyaşının yerine huzur ve refahın gelmesi gerektiğini vurguladı. Tabii ki bu çağrının gereklerinin yapılması gerektiğini, ayrıca tarafların üzerine düşeni yapmalarını ve bir an önce neticelendirilmesi gerektiğini söyledi. Yasa tasarısının üzerinden 2 aya yakın bir süre geçmesine rağmen somut bir adımın atılmamasını art niyetli çevreleri sevindirdiğini vurguladı. Ayrıca ailesi olarak da bizler de tabii ki barışı destekliyoruz.”&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 01 Oct 26 10:06:54 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/kurtce-sarki-soyledigi-icin-19-yil-hapis-cezasi-verilen-ndem-h108355.html">Kürtçe şarkı söylediği için 19 yıl hapis cezası verilen Nûdem Durak için çağrı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/erbilde-azadi-kampina-drone-saldirisi-h108354.html</link>
		<title>Erbilde Azadi Kampına drone saldırısı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Erbil’in Koye ilçesinde, Rojhılatlı ailelerin barındığı Azadi Kampı’na drone ile saldırı düzenlendi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kürdistan&nbsp;Demokrat&nbsp;Partisi-İran’dan&nbsp;(PDK-İ)&nbsp;üstdüzey&nbsp;bir&nbsp;yetkili&nbsp;Rûdaw’a&nbsp;yaptığı&nbsp;açıklamada,&nbsp;"Saldırıakşam&nbsp;saat&nbsp;20:15&nbsp;sularında&nbsp;'Hadid'&nbsp;tipi&nbsp;bir&nbsp;drone&nbsp;ilegerçekleştirildi"&nbsp;dedi.</p>

<p>Söz&nbsp;konusu&nbsp;kaynak,&nbsp;saldırı&nbsp;nedeniyle&nbsp;kampınyakınındaki&nbsp;arazide&nbsp;yangın&nbsp;çıktığını&nbsp;ancak&nbsp;olaydaherhangi&nbsp;bir&nbsp;can&nbsp;kaybı&nbsp;veya&nbsp;yaralanmanınyaşanmadığını&nbsp;bildirdi.</p>

<p>Koya&nbsp;yakınlarında&nbsp;bulunan&nbsp;Azadi&nbsp;Kampı,&nbsp;PDK-İmensuplarının&nbsp;ailelerine&nbsp;ev&nbsp;sahipliği&nbsp;yapıyor.&nbsp;Verileregöre,&nbsp;28&nbsp;Şubat’tan&nbsp;bu&nbsp;yana&nbsp;partinin&nbsp;KürdistanBölgesi’ndeki&nbsp;karargah&nbsp;ve&nbsp;sivil&nbsp;yerleşim&nbsp;kamplarınayönelik&nbsp;164’ten&nbsp;fazla&nbsp;füze&nbsp;ve&nbsp;drone&nbsp;saldırısı&nbsp;kayıtlarageçti.</p>

<p>Savaşın&nbsp;Kürdistan&nbsp;Bölgesi’ndeki&nbsp;bilançosu</p>

<p>Rûdaw’ın&nbsp;araştırmasına&nbsp;göre,&nbsp;ABD&nbsp;ile&nbsp;İran&nbsp;arasında28&nbsp;Şubat’ta&nbsp;başlayan&nbsp;çatışmalı&nbsp;süreçten&nbsp;bu&nbsp;yanaKürdistan&nbsp;Bölgesi’nin&nbsp;farklı&nbsp;noktalarına&nbsp;binden&nbsp;fazlafüze&nbsp;ve&nbsp;drone&nbsp;saldırısı&nbsp;düzenlendi.</p>

<p>Bu&nbsp;saldırılar&nbsp;neticesinde&nbsp;şu&nbsp;ana&nbsp;kadar&nbsp;32&nbsp;kişi&nbsp;hayatınıkaybetti,&nbsp;156&nbsp;kişi&nbsp;ise&nbsp;yaralandı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 26 22:29:47 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/erbilde-azadi-kampina-drone-saldirisi-h108354.html">Erbilde Azadi Kampına drone saldırısı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/ahmet-sik-akp-li-hayati-yazici-nin-oglunun-mal-varligina-h108353.html</link>
		<title>Ahmet Şık: AKP&amp;#039;li Hayati Yazıcı&amp;#039;nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, fon soruşturmasında eski ticaret bakanı ve AKP’nin Siyasi ve Hukuki İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı’nın mal varlığına tedbir konulduğunu duyurdu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Ahmet Şık, X’ten İstanbul Başsavcılığının ilgili kurumlara gönderdiği müzekkereyi paylaştı.&nbsp;</p>

<p>Yazıda başsavcılık 30 kişinin satış, devir, yüksek tutarlı nakit çekim veya transfer gibi yetkilerinin dondurulmasını talep etti.</p>

<p>Şık’ın aktardığına göre listedeki isimlerden biri de AKP’li Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı.&nbsp;</p>

<p>Diğer 29 kişiyse şöyle:&nbsp;“Ali Göl, Ali Serhat Tüzün, Burak Sevindik, Caner Altaçlı, Erol Demirbaş, Furkan Bezeklioğlu, Gökhan Koçyiğit, Gürsel Akça, Hakkı Ömer Gürün, Hasan Peker, Hüseyin Emre Güner, İdris Çakır, İhsan Çimen, Mesut Altan, Mesut Yalım, Mücahit Acaralp, Ogün Doğan, Osman Sungur, Tahir Fatih Mutlu, Yasemin Yavuz Koçyiğit, Zülküf Kopuz, Alper Tunğa Sagu Burak, Fırat Kerim Ersoy, Tuncer Köklü, Ali Yöney, Ali Emre Ballı, Güven Çapan, Hayati Efe Oğuz, Murat Yönaç.”</p>

<p>AKP’nin kurucuları arasında yer alan Yazıcı, 2011-2014 yıllarında gümrük&nbsp;ve ticaret bakanıydı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 26 22:28:28 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/ahmet-sik-akp-li-hayati-yazici-nin-oglunun-mal-varligina-h108353.html">Ahmet Şık: AKP&amp;#039;li Hayati Yazıcı&amp;#039;nın oğlunun mal varlığına tedbir konuldu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/cemil-tugay-kulliyeye-gitti-h108352.html</link>
		<title>Cemil Tugay külliyeye gitti</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la görüşmek için külliyeye gitti.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Cemil Tugay, 18 Haziran’da CHP’den istifa edip yoluna bağımsız devam edeceğini söylemişti. 21 Haziran’daysa&nbsp;“Yeni parti kurulacak ve ben orada olacağım”&nbsp;demişti. Özgür Özel, 24 Temmuz’da CHP’den istifa ederek YENİ Parti’yi (YEP) kurduğunu duyurmuştu.&nbsp;Ancak Tugay YEP’e geçmemişti. Belediye başkanı, 30 Temmuz’da da&nbsp;“Ben bu memlekete asla ihanet etmem. Böyle bir ihanetin içinde olan herkesle de mücadele ederim”&nbsp;diyerek ortaya karışık&nbsp;konuşmuştu.</p>

<p>Tugay bugün (30 Eylül) cumhurbaşkanlığı külliyesine giderek Erdoğan’la görüştü. Ardından X hesabından şöyle dedi:</p>

<p>“Sayın cumhurbaşkanımıza, İzmir’imizin gündemindeki önemli konular ile kentimizin geleceğine yönelik projelerimiz hakkında bilgi arz ettik. Nazik kabulleri ve İzmir’imize gösterdikleri ilgi için sayın cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyorum.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 26 22:27:36 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/cemil-tugay-kulliyeye-gitti-h108352.html">Cemil Tugay külliyeye gitti</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/ahmet-turk-ten-surec-aciklamasi-bizim-icin-cok-kiymetli-h108351.html</link>
		<title>Ahmet Türk&amp;#039;ten süreç açıklaması: Bizim için çok kıymetli olan bir süreç yürütülüyor</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Türkiye İçişleri Bakanlığı tarafından belediyelere yönelik kayyum atamalarına karşı tepkiler sürüyor. Yerlerine kayyum atanan 10 DEM Partili belediye eşbaşkanı, Çarşamba günü (30 Eylül 2026) partinin Mardin il binasında bir araya geldi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kayyum&nbsp;politikalarının&nbsp;değerlendirildiği&nbsp;toplantınınardından&nbsp;eşbaşkanlar&nbsp;ortak&nbsp;bir&nbsp;basın&nbsp;toplantısıdüzenledi.</p>

<p>"Kayyum,&nbsp;halkın&nbsp;iradesinin&nbsp;gasp&nbsp;edilmesidir"</p>

<p>Toplantıda&nbsp;konuşan&nbsp;görevden&nbsp;alınan&nbsp;MardinBüyükşehir&nbsp;Belediye&nbsp;Eşbaşkanı&nbsp;Ahmet&nbsp;Türk,&nbsp;kayyumuygulamalarına&nbsp;sert&nbsp;tepki&nbsp;gösterdi.</p>

<p>Türk,&nbsp;"Kayyum;&nbsp;talan,&nbsp;yolsuzluk&nbsp;ve&nbsp;halkın&nbsp;iradesine&nbsp;elkonulması&nbsp;demektir.&nbsp;Biz&nbsp;sadece&nbsp;yolsuzluklardandolayı&nbsp;değil,&nbsp;aynı&nbsp;zamanda&nbsp;halkımızın&nbsp;iradesini&nbsp;gaspettiği&nbsp;için&nbsp;de&nbsp;bu&nbsp;politikayı&nbsp;şiddetle&nbsp;kınıyoruz"&nbsp;diyekonuştu.</p>

<p>Sivil&nbsp;toplum&nbsp;kuruluşları&nbsp;ile&nbsp;tüm&nbsp;demokrasi&nbsp;yanlılarınaçağrıda&nbsp;bulunan&nbsp;Türk,&nbsp;bu&nbsp;adımlara&nbsp;karşı&nbsp;ortak&nbsp;birduruş&nbsp;sergilenmesi&nbsp;ve&nbsp;herkesin&nbsp;üzerine&nbsp;düşensorumluluğu&nbsp;yerine&nbsp;getirmesi&nbsp;gerektiğini&nbsp;ifade&nbsp;etti.</p>

<p>Yeni&nbsp;süreç&nbsp;ve&nbsp;'yasal&nbsp;zemin'&nbsp;vurgusu</p>

<p>Açıklamalarının&nbsp;bir&nbsp;bölümünde&nbsp;Kürt&nbsp;sorunununçözümüne&nbsp;dair&nbsp;Türkiye'de&nbsp;yürütülen&nbsp;siyasattartışmalarına&nbsp;da&nbsp;değinen&nbsp;Ahmet&nbsp;Türk,&nbsp;MHP&nbsp;GenelBaşkanı&nbsp;Devlet&nbsp;Bahçeli'nin&nbsp;2024&nbsp;yılında&nbsp;DEM&nbsp;Partilivekillerle&nbsp;tokalaşmasıyla&nbsp;başlayan&nbsp;inisiyatifin&nbsp;yeni&nbsp;birdönemin&nbsp;kapısını&nbsp;araladığını&nbsp;kaydetti.</p>

<p>PKK&nbsp;Lideri&nbsp;Abdullah&nbsp;Öcalan'ın&nbsp;barışın&nbsp;sağlanması&nbsp;içinüzerine&nbsp;düşen&nbsp;tarihi&nbsp;sorumluluğu&nbsp;yerine&nbsp;getirdiğinedikkat&nbsp;çeken&nbsp;Türk,&nbsp;şunları&nbsp;kaydetti:</p>

<p>"Bizim&nbsp;için&nbsp;çok&nbsp;kıymetli&nbsp;olan&nbsp;bir&nbsp;süreç&nbsp;yürütülüyor.Temel&nbsp;talebimiz,&nbsp;bunun&nbsp;kalıcı&nbsp;bir&nbsp;barışa&nbsp;dönüşmesidirve&nbsp;bunun&nbsp;için&nbsp;de&nbsp;mutlaka&nbsp;yasal&nbsp;bir&nbsp;zeminhazırlanmalıdır."</p>

<p>Meclis'te&nbsp;yeni&nbsp;yasama&nbsp;döneminin&nbsp;başlamasıylabirlikte&nbsp;hükümetin&nbsp;yasal&nbsp;düzenlemeler&nbsp;üzerindeçalışması&nbsp;gerektiğinin&nbsp;altını&nbsp;çizen&nbsp;Türk,&nbsp;"Biz,&nbsp;partimizve&nbsp;Sayın&nbsp;Öcalan&nbsp;sonuna&nbsp;kadar&nbsp;yasal&nbsp;taleplerkonusunda&nbsp;ısrarlıyız.&nbsp;Süreci&nbsp;sükunetle&nbsp;izliyor&nbsp;vedestekliyoruz"&nbsp;ifadelerini&nbsp;kullandı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 26 21:12:57 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/ahmet-turk-ten-surec-aciklamasi-bizim-icin-cok-kiymetli-h108351.html">Ahmet Türk&amp;#039;ten süreç açıklaması: Bizim için çok kıymetli olan bir süreç yürütülüyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/ozel-t24-u-kapatmak-ulkemizi-utandiran-bir-karar-h108350.html</link>
		<title>Özel: T24&amp;#039;ü kapatmak ülkemizi utandıran bir karar</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, “Önce T24’ü günlerce hedef gösterdiler ardından ülkemizi bir kez daha utandıran bu karara imza attılar” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul 1’inci Sulh Ceza Hakimliği, başsavcılığın talebi üzerine T24’ün gerek sitesinin gerekse sosyal medya hesaplarının kapatılmasına hükmetti. Gerekçe&nbsp;‘LGBT propagandası’&nbsp;yapılan içerikler. İçeriklerin tamamı köşe yazısı. Karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı’na gönderildi.</p>

<p>T24 kararı&nbsp;bir süredir&nbsp;sosyal medyada yürütülen&nbsp;‘iftira ve linç kampanyası’na bağladı. T24 Ankara Temsilcisi Gökçer Tahincoğlu&nbsp;“Ne söylesek az!”&nbsp;dedi.</p>

<p>Karara birçok gazeteci ve basın meslek örgütü tepki gösterdi.&nbsp;</p>

<p>‘Böyle devlet yönetilmez’</p>

<p>Özel’in açıklaması şöyle:</p>

<p>“Ak Parti’nin kara düzeninde; özgürlüğünüz de bankadaki paranız da haber alma hakkınız da güvende değildir.</p>

<p>Fon krizi patlıyor; haberler engelleniyor. Yurttaşların sosyal medya hesapları birer birer kapatılıyor. Şimdi de onlarca gazetecinin ve basın emekçisinin çalıştığı T24’ün internet sitesi ile sosyal medya hesapları hakkında kapatma kararı veriliyor.</p>

<p>Anayasasında,&nbsp;‘Basın hürdür, sansür edilemez’&nbsp;yazan bir ülkede, milyonların haber aldığı bir yayın kuruluşunun kapısına bir sulh ceza mahkemesi kararıyla, sudan sebeplerle kilit vuruluyor.</p>

<p>Önce T24’ü günlerce hedef gösterdiler. Ardından ülkemizi bir kez daha utandıran bu karara imza attılar.Böyle devlet yönetilmez. Bu yanlıştan bir an önce dönülmelidir.</p>

<p>Biz, bu baskıya, bu otoriter anlayışa hiçbir zaman teslim olmadık, bundan sonra da olmayacağız.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 26 21:11:45 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/ozel-t24-u-kapatmak-ulkemizi-utandiran-bir-karar-h108350.html">Özel: T24&amp;#039;ü kapatmak ülkemizi utandıran bir karar</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/t24-e-sansur-ulkeyi-kotu-yonetmenin-bedelini-gazetecilere-h108349.html</link>
		<title>T24&amp;#039;e sansür: &amp;#039;Ülkeyi kötü yönetmenin bedelini gazetecilere ödetiyorlar&amp;#039;</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Haber sitesi T24 için alınan kapatma kararına tepki yağıyor: “Bütün aykırı seslerin kesilmesi amaçlanıyor.”]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul 1’inci Sulh Ceza Hakimliği, başsavcılığın talebi üzerine T24’ün gerek sitesinin gerekse sosyal medya hesaplarının kapatılmasına hükmetti. Gerekçe&nbsp;‘LGBT propagandası’&nbsp;yapılan içerikler. İçeriklerin tamamı köşe yazısı. Karar uygulanmak üzere Siber Güvenlik Başkanlığı’na gönderildi.</p>

<p>T24 kararı&nbsp;bir süredir&nbsp;sosyal medyada yürütülen&nbsp;‘iftira ve linç kampanyası’na bağladı. T24 Ankara Temsilcisi Gökçer Tahincoğlu&nbsp;“Ne söylesek az!”&nbsp;dedi.</p>

<p>Karara X’ten tepki yağıyor…</p>

<p>Gazeteci Faruk Bildirici:&nbsp;“Asıl amaç aile değil. İstiyorlar ki, muhalif sesler duyulmasın, iktidarın kontrolü dışında gazetecilik yapılmasın… Medya ve ifade özgürlüğünü tanımayan, savunma bile almadan bu kadar ağır karar alabilen bir egemen güç var bağımsız gazeteciliğin karşısında.”</p>

<p>Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık:&nbsp;“‘Ailem güvende’yaygarasıyla özgürlük gaspedenlerin tek derdi&nbsp;‘Hanedanlık güvende’&nbsp;demeye devam ederek soyguna devam edebilmek. Sosyal medya hesaplarının erişime engellenmesi de @t24comtr_‘nin kapatılması da dijital sıkıyönetimle hakikati gizleme çabası. Hakikatin ışığı her zaman sızacak bir delik bulur.”</p>

<p>Gazeteci Ruşen Çakır:&nbsp;“Tamamen hukuk dışı, keyfi, acımasız ve haksız bir karar”</p>

<p>Gazeteci Cansu Çamlıbel:&nbsp;“T24’ün internet ve sosyal medya hesaplarının,&nbsp;‘LGBT propagandası’&nbsp;yaptığı suçlamasıyla erişeme engellenmesi HEPİNİZİN haber alma hakkının engellenmesidir.”</p>

<p>Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü&nbsp;Nacho Sanchez&nbsp;Amor:&nbsp;“Başlangıçta #AilemGüvende gibi alaycı bir başlık altında yürütülen kötü şöhretli bir #LGBTIQ karşıtı kampanya olarak başlayan şey, şimdi Türkiye’de ifade özgürlüğüne yönelik apaçık bir saldırıya dönüştü. Birkaç gün içinde yüzlerce hesap engellendi; bugün sıra, ülkedeki çok az sayıdaki bağımsız medya kuruluşundan biri olan @t24comtr_’ye geldi. Gidişat giderek daha da kötüleşiyor.”</p>

<p>Gazeteci Alican Uludağ:&nbsp;“Şunu merak ediyorum: muhafazakar medyanın gazetecileri, siyasetçileri, hukukçuları, aydınları, insan hakları savunucuları bu duruma bugün sessiz kalıp yarın mı eleştirmeyi düşünüyor? Düne kadar 28 Şubat deyip bugün sessiz kalmak, yarınlar için bir utanç hali değil mi?”</p>

<p>TİP Genel Başkanı Erkan Baş:&nbsp;“Saray, devletin içerisine kadar yuvalanmış soyguncuları temizlemek yerine uydurma suçlamalarla basını susturmaya çalışıyorsa bu skandalların tam olarak neresindedir?Suç ortaklığı açığa çıktı, ortalık lağım koktu! Dijital sıkıyönetim uygulayarak bunu görünmez kılmaya çalışanlar hem bunu başaramayacak hem suç ortaklıklarını ilan etmiş olacaklar.</p>

<p>Gazeteci Barış Terkoğlu:&nbsp;“Ülkeyi kötü yönetmenin bedelini sözüm ona&nbsp;‘ahlak’paketine sarılmış mahkeme kararlarıyla gazetecilere ödetiyorlar. Geçmiş olsun @t24comtr_”</p>

<p>Gazeteci/yazar Çiğdem Toker:&nbsp;“İnsanın düşünce ve duygularını derli toplu ifade edemeyeceğini hissettiği anlar vardır. T24’ün kapatılması haberini gördüğüm an, böyle bir an oldu. Ne desek az, ne desek fazla.”</p>

<p>Gazeteci/yazar Murat Sabuncu:&nbsp;“Burada gazetecilik yapılır. Kimin sesi az çıkıyorsa kime haksızlık yapılıyorsa burada haberi olur, olacaktır. Burada çalışanlar, emek verenler ifade özgürlüğünün var olması için bugüne kadar mücadele etti yine eder. @t24comtr_ habercilik yapmaya devam eder…”</p>

<p>BirGün Gazetesi Yayın Koordinatörü Berkant Gültekin:&nbsp;“İktidar kontrol edemediği medya organlarının faaliyette kalmasını istemiyor.”</p>

<p>Ceren Sözeri:&nbsp;“Bu korkunç bir karar, olmayan suç üretip bir gazete kapatılamaz.”</p>

<p>RTÜK üyesi Tuncay Keser:&nbsp;“Basın özgürlüğü, çok seslilik ve hoşgörü, demokratik toplumun temel koşuludur. Basın özgürlüğü daraldıkça, halkın haber alma hakkı, eleştirel düşünce ve demokratik tartışma alanı felç olacaktır. Basın özgürlüğü gazetecilerin değil, toplumun özgürlüğüdür ve unutulmamalıdır ki, #GazetecilikSuçDeğildir.”</p>

<p>Kısa Dalga Genel Yayın Yönetmeni Kemal Göktaş:&nbsp;“Propaganda dedikleri onlara da diğer insanlara yapılan muamelenin yapılması, yani eşitlik talebi… Yani hak haberciliği. Bütün aykırı seslerin kesilmesi amaçlanıyor”&nbsp;dedi.</p>

<p>Gazeteci Şirin Defne Payzın:&nbsp;“Gerçekten Ailem Güvende soruşturması mı! Fon haberleri olmasın?”</p>

<p>YENİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Öztürk:&nbsp;“Sizin özgürlük anlayışınızda sizi eleştirenlerin sesine de yüzüne de yer yok. Herkesin sustuğu, bütün ekranlarda sizin göründüğünüz, bütün haberlerde sizin övüldüğünüz bir ülke istiyorsunuz.</p>

<p>Memlekette insanlara nefes alacak yer bırakmadınız! Milletin ne okuyacağına, kimi dinleyeceğine, hangi haberi öğreneceğine de siz karar vermek istiyorsunuz.</p>

<p>Bu ülkenin insanları sizin izin verdiğiniz kadar konuşmaya, sizin uygun gördüğünüz kadarını bilmeye mecbur değil! T24 çalışanlarının yanındayız.”</p>

<p>Yazar Metin Solmaz:&nbsp;“T24 hepimizin. Kapatarak kapatamazsınız.”</p>

<p>Gazeteci Onur Öncü:&nbsp;“Yaşananlara&nbsp;‘hukuk’kılıfı bile yetmiyor. O derece bir yok etme politikası devrede.”</p>

<p>‘Ailem Güvende’ operasyonları</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, 13 Eylül’de beş il merkezli 15 ili kapsayan operasyonlarda 162 kişi, dokuz LGBTİ+ derneği ve 13 işletmeye adli işlem başlatıldığını duyurmuştu.</p>

<p>Ankara’daki operasyonda gözaltına alınan 21 kişiden 13’ü 15 Eylül’de tutuklanmıştı. Tutuklanan arasında gazeteci Tuğba Tekerek de&nbsp;vardı.</p>

<p>İstanbul’daysa 35 kişi gözaltına alınmış, bunlardan 20’si tutuklanmış, 14’ü adli kontrolle serbest bırakılmıştı. Bir kişi de savcılıktaki ifadesinden sonra serbest bırakılmıştı.</p>

<p>Soruşturma suçlamalar şöyleydi:</p>

<p>Suç işlemek amacıyla örgüt kurma</p>

<p>Fuhuş</p>

<p>Müstehcenlik</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 26 21:10:25 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/t24-e-sansur-ulkeyi-kotu-yonetmenin-bedelini-gazetecilere-h108349.html">T24&amp;#039;e sansür: &amp;#039;Ülkeyi kötü yönetmenin bedelini gazetecilere ödetiyorlar&amp;#039;</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/abdullah-ocalandan-zidlere-mesaj-ybs-irak-ordusuna-entegre-h108348.html</link>
		<title>Abdullah Öcalandan Êzidîlere mesaj: YBŞ Irak ordusuna entegre olmalı</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Êzidî toplumuna mesaj gönderen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, YBŞ’nin Irak ordusu bünyesine entegre olmasının önemine işaret ederek, Êzidîlerin yerel demokrasi istediğini ve bu talebin de kolaylıkla kabul edilebileceğini belirtti.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Şengal Halk Konseyi, bölgedeki son gelişmelerle ilgili olarak halkla bir toplantı düzenledi. Toplantıya Êzidî sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, bölge halkı ve Êzidî Güvenlik Güçleri temsilcileri katıldı. Toplantıda Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın gönderdiği mesaj okundu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan, mesajında şunlara yer verdi: “DAİŞ’in saldırıları karşısında Êzidî kadınların güçlü bir duruşu var mı? Bunu bilmek gerekir; Êzidî kültürü de tek başına özgürlük için yeterli değildir. Bunu söylüyorum; aynı zamanda bunu devlete de söyledim ve tekrar ediyorum: Genel olarak Êzidîlere yönelik saldırı ihtimaline karşı onları silahlı bir şekilde koruyacağız. Yani burada her şey yolunda olsa bile ağırlığımızı daha fazla oraya verecek ve onları koruyacağız. Devletin de bunu anlaması gerekir.</p>

<p></p>

<p>Benim o genç kadına mesajım da şöyle: Başınıza gelenler sizi güçlendirmeli. Kişiliğinizi geliştirmelisiniz. Çizgiye ileriye taşıyacak ortak dil oluşturulmalı. Eğer Kürtçe biliyorsanız yazmayı da öğrenmeli ve dili geniş bir düzeyde kullanmalısınız. Yaşananları yazmalı ve onları tarihe mal etmelisiniz. Umarım yakın bir zamanda birbirimizi görürüz.</p>

<p></p>

<p>YBŞ Şengal’de kalmalı. Eğer bu olmazsa ne Barzani ne de Araplar onlara yaşam hakkı tanır. Eğer YBŞ Irak ordusu içinde yer alırsa, bulunduğu yerde kalmalı. Onların imhasına yönelik karar verilmiş durumda. Êzidîlerin mutlaka kendi öz savunma güçlerine sahip olması gerekir. Êzidî halkı şu anda bir soykırım sürecinden geçiyor ve bu halk hukuken korunmuyor.</p>

<p></p>

<p>Yapılan açıklamalara göre YBŞ ve Irak hükümeti arasında görüşmeler var. Hatta bir anlaşma belgesi de &nbsp;hazırlanmıştır. Ancak bu başbakan tarafından imzalanmamış. Türk devletinin anlaşmayı engellediği belirtiliyor. Türk devleti bunu engellememeli. Çünkü Êzidîler özerk bir bölgeden bahsetmiyor. Yerel demokrasi istiyorlar. Bütün bunları üst komiteyle konuşacağız. Ben, taleplerimizin kolay kabul edileceğini tahmin ediyorum. Ayrımcılık ve parçalanmayı isteyen KDP’dir. Bunları komite toplantımızda görüşeceğiz.</p>

<p></p>

<p>Şengal için, Türk modeli gibi bir model geliştirilmelidir. Bu nedenle PKK’nin engelini kaldırdım. PKK artık sorunların çözümünde bir engel değil. Yani PKK miadını doldurmuş ve rolünü oynamıştır. Ancak bu gerçekliğe göre hareket edilmezse bu süreçte felç olacaktır. Sonuç olarak, PKK’yi dağıtmaya karar verdim ve bunun sorumluluğunu üstleniyorum. Bazı eksiklikler olabilir, ancak bu yaklaşım doğrudur.</p>

<p></p>

<p>Şengal’de öz savunma zorunluluktur. YBŞ, Irak ordusu içinde yerini almalıdır. Anlatılanlara göre Irak bunu kabul etmiş. Bu olursa iyidir. DAİŞ’in arkasında kimlerin olduğu hala beli değil. Arap milliyetçiliği güçlüdür. Bu milliyetçilik gerilese dahi fırsat bulduklarında Êzidî halkını ortadan kaldıracaklar. Arap milliyetçiliği, Türkmenleri Kerkük'teki katliamdan geçirdi. Bunun tekrar yaşanmaması için yerel güvenlik şarttır. Irak'ta bu durum neredeyse her kabile için geçerlidir. Türkiye'deki sistem Irak'ta mevcut değil. Türkmenler ve Êzidîler için de böyle bir koruma gereklidir. Êzidîlerin sorunları da çözülmelidir. Şengal ile yakın bir ilişki kurulmalıdır."</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 26 21:09:05 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/abdullah-ocalandan-zidlere-mesaj-ybs-irak-ordusuna-entegre-h108348.html">Abdullah Öcalandan Êzidîlere mesaj: YBŞ Irak ordusuna entegre olmalı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/fatma-betul-sayan-kaya-nin-ismi-akp-nin-sitesinden-silindi-h108347.html</link>
		<title>Fatma Betül Sayan Kaya&amp;#039;nın ismi AKP&amp;#039;nin sitesinden silindi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Fon krizinin ardından AKP Genel Başkan Yardımcılığından istifa eden Fatma Betül Sayan Kaya&#039;nın ismi partinin sitesinden silindi. Sayan Kaya, WhatsApp gruplarından da çıkarıldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>&nbsp;Fon&nbsp;krizinin ardından&nbsp;AKP&nbsp;Genel Başkan Yardımcılığı'ndan istifa eden&nbsp;Fatma Betül Sayan Kaya'nın adı AKP'nin resmi internet sitesinden silindi.&nbsp;</p>

<p>Kaya'nın adı, AKP'nin resmi internet sitesindeki arama bölümünde yapılan aramada artık sonuç vermiyor.</p>

<p>'Fatma Betül Sayan Kaya' şeklinde yapılan isim aramasında herhangi bir kayıt bulunmaması dikkat çekiyor.&nbsp;</p>

<p>WHATSAPP GRUBUNDAN DA ÇIKARILDI</p>

<p>Fatma Betül Sayan Kaya'nın istifasının ardından AKP Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan'ın, Kaya'nın görevlerinden ayrıldığını&nbsp;MKYK&nbsp;üyelerinin bulunduğu WhatsApp grubunda duyurduğu belirtildi.</p>

<p>İnan'ın bu duyurunun ardından Kaya'yı gruptan çıkardığı da iddialar arasında yer aldı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 26 14:04:00 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/fatma-betul-sayan-kaya-nin-ismi-akp-nin-sitesinden-silindi-h108347.html">Fatma Betül Sayan Kaya&amp;#039;nın ismi AKP&amp;#039;nin sitesinden silindi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/ozel-fon-skandalindan-cikan-gercek-ak-parti-nin-saadet-zinciri-h108346.html</link>
		<title>Özel: Fon skandalından çıkan gerçek AK Parti&amp;#039;nin saadet zinciri olduğudur</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, ‘fon soruşturması şüphelileri’ni sıralayıp ekledi: “Hepsi Erdoğan’ın ekibi. Tamamının atamasının altında aynı mürekkep, aynı imza var; Recep Tayyip Erdoğan.”]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Özel milletvekilleriyle toplantısının ardından Türkiye’yi sarsan fon vurgununa dair konuştu. Vurgundan&nbsp;‘asrın soygunu’&nbsp;diye bahseden Özel, krizin ekonomiye maliyetinin 90 milyar dolar (4 trilyon 411 milyar 598 milyon 400 bin lira) olduğunu iddia etti.</p>

<p>Özel’in açıklamaları özetle şöyle:</p>

<p>* Ne yazık ki yeni yasama yılına tarihimizdeki en büyük finansal krizlerinden birinin yakıcı ortamında başlıyoruz. Sadece ‘finansal kriz’ demenin yeterli olmadığı bir devlet kriziyle karşı karşıyayız. Milletimiz geçim derdiyle kıvranırken iktidar partisinin açtığı yolda iktidar partisi mensuplarının içinde olduğu asrın soygunu yaşandı. Vatandaşın devlete emanet ettiği yatırımlarına resmen çöküldü. Devlet kurumlarının güvencesindeki fonlar ve milletin birikimleri çalındı.&nbsp;</p>

<p>* 800 milyar liralık vurgun çarkı üç-beş kuruşunu enflasyon karşısında korumaya çalışan 455 bin küçük yatırımcının üzerine devrildi. Fon krizi patlak verdiğinde bu dolapları çevirenlerin, haksız kazanç elde edenlerin sıralı tam listesi AK Parti’nin elinde vardı. Ama sustular, saklandılar, hiç konuşmadılar. Ne zaman ki biz AK Partili eski bakan ve mevcut genel başkan yardımcısının adeta deveyi hamutuyla götürdüğünü ortaya çıkardık, o zaman birden konuşmaya başladılar.&nbsp;</p>

<p>* Fatma Hanım, eşiyle birlikte 163 milyon lira yatırmış, fonlar batmadan hemen önce 2,2 milyar lirayı kapıp kaçmış. Fatma hanımın fona yatırdığı parayla 27 daire alabiliyorsunuz. Fatma hanımın beş ay sonra çektiği parayla 367 daire alabiliyorsunuz.&nbsp;</p>

<p>‘Bu isim buzdağının görünen yüzü’</p>

<p>* Bu isim buzdağının sadece görünen yüzüdür. Kabinenin diğer öğeleri gibi, diğer üst düzey AK Partililer gibi becerikli olmadığı için Fatma hanım doğrudan kendi ve eşinin ismiyle işlem yapmıştır ve ilk bakıldığında listede göze çarpmıştır. İşlemlerini çantacılara yaptıran maharetli isimlerden değildir. İşlemlerini Lüksemburg’daki offshore hesapları üzerinden vekaletle yaptıran bakanlardan değildir. İşlemlerini Hollanda’dan, Akdeniz’deki çeşitli ada ülkelerindeki farklı bankacılık uygulamalarına tabi bankalardan yapanlardan değildir. Bu yüzden doğrudan ismi listede görünen birisidir.&nbsp;</p>

<p>‘AK Parti’nin saadet zinciri’</p>

<p>* Burada piyasa gerçeklerine aykırı biçimde koyduğu parayla yüzde 1000 değer katıp kaçanlar, bir saadet zinciri oluşturmuşlardır. Fon skandalından çıkan gerçek AK Parti’nin saadet zinciri olduğudur. Kapıp açtıkları paralar havadan gelmemiştir. O paralar 455 bin mağdurun parasıdır, para neredeyse hesap da oradadır.&nbsp;</p>

<p>‘Toplamda 4,5 trilyon liramız buhar olmuş’</p>

<p>* Sayın Erdoğan kameraların karşısına geçiyor, kürsünün üstüne elini koyuyor ve&nbsp;“Haberim yokmuş gibi çekin bakalım”&nbsp;diyor. Yahu yanınızdakiler milleti soymuş, borsa çökmüş, fonlar patlamış, toplamda 4,5 trilyon liramız buhar olmuş, nasıl haberiniz yok? Siz bostan korkuluğu musunuz? Haberiniz varsa doğrudan sorumlusunuz, haberiniz yoksa yönetme kabiliyetiniz kalmamış, derhal bu milletin yakasından düşünüz.&nbsp;</p>

<p>* Fatma Betül Sayan Kaya, elbette tek değildir. Bütün AK Partililer biliyor ki mağdurların çoğu da AK Parti seçmenidir. Bu fon TERA’yı, diğerlerini AK Parti’nin bilindik meşhur isimlerinden, saray bürokrasisinden, bakan isimlerinden bilirler.&nbsp;“Onun parası oradaymış, bunun parası oradaymış”diye birbirlerini yüreklendirdiler.&nbsp;</p>

<p>* Kimin ne para götürdüğü MASAK’ın çeşitli takipleriyle bu dönem maliye bakanının üzerinde böyle bir yükümlülük vardır ve tarih önünde bakalım bu sınavdan geçecek mi, kalacak mı, yoksa kaçacak mıdır?&nbsp;</p>

<p>* Göreceğimiz şudur; yurt dışına çeşitli üçüncü kişiler üzerinden, daha önce isimlerini verdiğimiz, soğuk cüzdanlarla para kaçıranlar… Yurtdışında offshore hesaplarına para koyanlar ve offshore hesapları üzerinden vekaletle işlem yapanların mutlaka ortaya çıkarılması, ortaya dökülmesi devlet sorumluluğudur. Paraları kim çoğalttı, onların yakalanıp ilan edilmesi devletin sorumluluğu.&nbsp;</p>

<p>‘Tamamının atamasının altında aynı imza; Recep Tayyip Erdoğan’</p>

<p>* Bu konuda üzerimize düşen muhalefet olarak en ciddi takibi yapacağız. Çalışma grupları kurduk, yurt içinde, yurt dışında çalışacağız. Meclis’te komisyon kurulursa orada mücadele edeceğiz. Tüm imkanları zorlayacağız ve bir şekilde bu milletin bu parasını çalanları ya ortaya çıkaracağız ya milletimizin seçimden sonra verdiği yetkiyle teker teker ortaya çıkaracağız.&nbsp;</p>

<p>* Paranızı çoğaltıp da çalanlar değil de ona zemin hazırlayanlara bir bakın ki her birinin orada fonda hesapları da var. Emre Alkin, TERA’nın tutuklu yönetim kurulu üyesi. Kim bu? Bizzat Cumhurbaşkanlığı Akademik İstişare Konseyi üyesi. Atamasının altında Erdoğan’ın imzası var.</p>

<p>* Kerem Alkin, TERA Bağımsız Yönetim Kurulu üyesi. Türkiye’nin OECD Daimi Büyükelçiliği’ne Erdoğan tarafından atanmıştı. Varlık Fonu ve Halkbank’ın yönetimindedir.&nbsp;</p>

<p>* Emre Tezmen, TERA Yatırım Yönetim Kurulu başkanı. Fatma hanımın ve ailesinin yakın arkadaşı.&nbsp;</p>

<p>* Erkan Kilimci, TERA Başkan Vekili ve Genel Müdürü. Eski Merkez Bankası başkan yardımcısı. Atamasını Erdoğan yaptı. 200 liranın üzerinde imzası var.&nbsp;</p>

<p>* Fecir Alptekin, TERA’nın Yönetim Kurulu Üyesi. Cumhurbaşkanı Danışmanı, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Politikaları Üyesi idi.</p>

<p>* Abdulkadir Özkan, yönetim kurulu üyesi. Başbakanlık Başdanışmanı, Diyanet ve Milli Eğitim Bakanlığı’nda basın müşaviriymiş.&nbsp;</p>

<p>* Erdin Özel, TERA Portföy Yönetim Kurulu başkanı. AK Parti ekonomi işleri başkan yardımcısıydı. Önce inkar ettiler. Anadolu Ajansı kayıtlarını silmeyi unuttular. AK Parti ekonomi işleri başkan yardımcısı olarak basın açıklamaları ortada.&nbsp;</p>

<p>* Serdar Turhan, Pusula’nın tutuklu yönetim kurulu başkanı. Eski AK Parti Gençlik Kolları başkanının ortağı.&nbsp;</p>

<p>* Muhammed Yarız, Pusula Portföy’de yönetici ve tutuklu. Eski AK Parti İstanbul Gençlik Kolları yönetim kurulu üyesi.&nbsp;</p>

<p>* Özdemir Ataseven, Özata Denizcilik Yönetim Kurulu başkanı. AK Parti Tuzla ilçe başkan yardımcısıydı.&nbsp;</p>

<p>* İskender Balcı, Özata Denizcilik’te yönetici. Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı.&nbsp;</p>

<p>* Hepsi Erdoğan’ın ekibi. Tamamının atamasının altında aynı mürekkep, aynı imza var; Recep Tayyip Erdoğan. Burnunun ucunu göremeyenden, bu işlerden haberi olmayandan cumhurbaşkanı olmaz. Bu kumpas çetesini, bu kirli çeteyi&nbsp;‘asrın soygunu’nu yapanları teker teker atayandan Cumhurbaşkanı olmaz.</p>

<p>‘Asrın soygunu’nun maliyeti 90 milyar dolar’</p>

<p>* Borsadaki kayıp, şu an 3,5 trilyon lira. Tasfiye edilen 131 fonda kalan para, 800 milyar lira. Yani bu soygunun ekonomiye maliyeti, 90 milyar dolar. Üç yıl önce 11 ilimizde deprem yaşadık, Erdoğan bunun adına ‘asrın felaketi’ dedi ve ekonomiye maliyetini 100 milyar dolar olarak kendisi açıkladı. Asrın felaketinin maliyeti 100 milyar dolar,&nbsp;‘asrın soygunu’nun maliyeti 90 milyar dolar.&nbsp;</p>

<p>* Asrın soygunun ekonomiye etkisi deprem etkisidir. Kimse kimseyi kandırmayacak, kimse kimseyle alay etmeyecektir. Karşı karşıya olduğumuz; asrın dolandırıcılığı, asrın soygunu, asrın finansal krizidir ve düpedüz devlet krizidir. Devlette tuz kokmuştur ve maalesef bu milletin bütün umutları, bu milletin umutlarını çalmaya azmetmiş gözü dönmüş kadrolara emanet edilmiştir.</p>

<p>‘AK Partili ‘fonzi’lerin yöntemi’</p>

<p>* Şimdi bugün Fatma Betül Sayan Kaya’dan çok daha maharetli olan AK Partili&nbsp;‘fonzi’lerin bir yöntemini açıklayalım: Bunlar fonlarda, hisselerde yakalanmamak için kendileri işlem yapmıyorlar. Üçüncü kişilere işlem yaptırıyorlar. 17 Mart 2026’da o zaman önceki partimizin genel başkanı olarak bir basın toplantısı yapmıştım, Erdoğan’ın&nbsp;‘turpun büyüğü’&nbsp;ifadelerine karşı&nbsp;‘turpun küçüğü’&nbsp;hatırlatmasıyla bir basın toplantısı. Orada memur maaşıyla edinilmesi akıl almaz bir serveti tapularıyla, belgeleriyle açıklamıştım.&nbsp;</p>

<p>‘Akın Gürlek’in avukatı zıpladı; ‘Tapuları istemeyin’ diyor’</p>

<p>* Adalet Bakanlığı’na atanan, geçmişte İstanbul başsavcısı olan kişinin 16 tapusunu ID numaralarıyla vermiştim. Ertesi gün dördü üzerinde aktifi gösterdi, yakın yani iki ay içinde satılmış 12 tapuyu gizledi. ID numaralarını ilan ettim,&nbsp;“Bizi yalanlayın”dedim.&nbsp;</p>

<p>* Örneğin Şehircilik Bakanlığı’nın önündeki bilgisayara o ID numaralarını girince o evin şu an ve bir önceki sahibi belli, ne zaman satıldığı belli. Tek bir açıklama yok Murat Kurum’dan.&nbsp;</p>

<p>* Türkiye’nin dört bir yanındaki belediyelere&nbsp;‘vergi kaçakçılığı’ olmasın diye yollanan yazılarda Murat Kurum bu 16 tapunun Adalet Bakanı’na ait olduğunu yazmış zaten. Belediyelerin her birinin kayıtlarında var. Erdoğan, adalet bakanına&nbsp;“Sen bu konuda konuşma, sus”&nbsp;dedi. Bana dava açtılar. Davanın birincisi görüldü. Dava açarken ne diyordu adalet bakanı?&nbsp;“Nasılsa mahkeme tapuları ister”. Avukatımız mahkemenin tapularını istemesini istedi.&nbsp;</p>

<p>* Kendisinin avukatı ayağa zıpladı;&nbsp;“Karşıyız. Bu bir tazminat davasıdır, delile gerek yoktur. Müvekkilim söylenen bu sözlerle itibar kaybetmiştir, tazminat verin”. Neredeyse tazminata hükmedecekti. Avukatlarımızın itirazı, isyanıyla bir mahkeme ertelendi.&nbsp;</p>

<p>* Burada herkesin önünde söylüyorum: O 16 tapuyu mahkemeye istiyor benim avukatlarım. Bakanlığa ilgili kurumlara yazı yazılmasını istiyor benim avukatlarım. Adalet bakanının avukatları&nbsp;“Tapuları istemeyin”&nbsp;diyor. Bu durumla karşı karşıyayız.</p>

<p>* O toplantıda açıkladığım üç isim hiçbir açıklama yapmadılar. O tapular üzerinde işlem yapanlar, paraya döndüğünde o tapuları, o paraları alanlar, götürenler yapılmadı. Ama o günden bugüne bir şey yapıldı. O da nedir biliyor musun? Turpun küçüğü basın toplantısı. Partimize polis girdikten ve butlan yönetimi yerine oturduktan birkaç gün sonra partinin arşiv hesaplarından çıkarıldı ve silindi. Elbette her yerde var ancak butlan yönetiminin benim geçmişte yaptığım ve bizim geçmişte yaptığımız parti sözcülerimizin geçmişte yaptığı bütün basın toplantıları dururken sadece ve sadece turpun küçüğü basın toplantısını parti kayıtlarından çıkartmıştır.&nbsp;</p>

<p>* Bu da bugünkü adalet bakanıyla bugünkü butlancıların arasındaki ilişkiyi ve ilk iş olarak masanın tozunu silmeden basın toplantısını silenlerin nereden talimatla, kimle ilişkili olduğunu göstermektedir.&nbsp;</p>

<p>‘200 milyon dolarlık işlemler, birtakım çantacılarca yapılmıştır’</p>

<p>* Şimdi de fondaki 200 milyon dolarlık işlemler, birtakım çantacılar tarafından yapılmıştır. Görev Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e aittir ve hem bu isimlerin hem daha fazlasının bütün işlemleri, hesap hareketleri, yakınları, geçmişleri, bugünleri yarınlarının izlenmesi, yurt dışındaki offshore hesaplarının peşine, yurt dışındaki ülkelerle iş birliği anlaşmaları nezdinde mutlaka harekete geçirilmesi gereklidir. Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’i asla ve asla rahat bırakmayacağımızı kendisi bilmelidir.</p>

<p>* Ayrıca sıralı tam liste elinde olan Erdoğan’a söylüyoruz. Fatma hanımı sakladınız, ortaya çıkınca,&nbsp;“Biz yanlışın arkasında durmayız”&nbsp;diyorsunuz. Parti Sözcümüz Sayın Zeynel Emre bunu açıkladığı ana kadar siz yanlışınız arkasında durdunuz, bunu sakladınız. Şimdi milletimize sanki siz söylemişsiniz, siz ortaya çıkarmışsınız, siz kınamış, siz uzaklaştırmışsınız gibi bir tutumun içinde kesinlikle olmayın.</p>

<p>* Türkiye’de ikili bir hukuk sistemi işletiliyor. Bir yanda 2 milyon 200 milyon lirayı gören AK Partiliyi&nbsp;“Nefsine uydu”&nbsp;deyip işin içinden ayıklayanlar diğer yanda iş yerindeki arkadaşına 2 bin lira para gönderdi diye birlikte yedikleri yemeğin payına düşen kısmını yolladı diye suç örgütü üyesi diye aylarca hapiste tutup itirafçı olmaya zorlanan kadınlar var.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 26 14:00:46 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/ozel-fon-skandalindan-cikan-gercek-ak-parti-nin-saadet-zinciri-h108346.html">Özel: Fon skandalından çıkan gerçek AK Parti&amp;#039;nin saadet zinciri olduğudur</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/emlak-katilim-katilimevim-dahil-uc-sirketin-devri-icin-rekabet-h108345.html</link>
		<title>Emlak Katılım, Katılımevim dahil üç şirketin devri için Rekabet Kurumu&amp;#039;na başvurdu</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Türkiye Emlak Katılım Bankası, Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası paylarının devri için Rekabet Kurumu’na başvurdu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı almıştı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu fonların bazılarının temerrüde (borcu ödeyememe durumu) düştüğünü duyurmuştu.</p>

<p>Alım-satıma kapatılan fonlar,&nbsp;TERA, PUSULA, HEDEF, ATLAS, A1, PARDUS ve BULLS PORTFÖY şirketlerine ait.&nbsp;İş Bankası ve Ziraat Bankası’nın yürüteceği tasfiye sürecinin altı ay süreceği duyurulmuştu.</p>

<p>Devlete bağlı kamu sermayeli katılım bankası Emlak Katılım, Pusula Finans Holding’e ait şirketleri devralmak için 17 Eylül’de görüşmelere başlamış, 25 Eylül’de de devir için resmi izin başvurusunda bulunmuştu.</p>

<p>Türkiye Emlak Katılım Bankası’nın devir işlemlerine ilişkin Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yaptığı açıklama şu:</p>

<p>“Bankamız tarafından daha önce 17 Eylül 2026 ve 25 Eylül 2026 tarihlerinde yapılan özel durum açıklamalarını takiben Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ, Birevim Tasarruf Finansman AŞ ve İktisat Katılım Bankası AŞ paylarının bankamıza devrine ilişkin işlemler kapsamında, 30 Eylül 2026 tarihinde Rekabet Kurumu nezdinde gerekli izin başvurusu yapılmıştır. Diğer izin ve onay süreçleri devam etmektedir.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 26 13:59:50 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/emlak-katilim-katilimevim-dahil-uc-sirketin-devri-icin-rekabet-h108345.html">Emlak Katılım, Katılımevim dahil üç şirketin devri için Rekabet Kurumu&amp;#039;na başvurdu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/meclis-aciliyor-ilk-gundem-surec-komisyonunun-olusturulmasi-h108344.html</link>
		<title>Meclis açılıyor: İlk gündem süreç komisyonunun oluşturulması</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Yeni dönem hazırlıklarını tamamlayan Meclis’in ilk gündemi süreç kapsamında kurulacak olan komisyon olacak. Meclis, başta fon krizi olmak üzere güncel gelişmelere dair birçok gündemi de görüşecek.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Meclis, Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında yeni yasama yılına hazırlanırken, sürecin yasal ve siyasi ayağında atılacak adımların da merkezi olacak. 1 Ekim’de başlayacak 29’uncu Dönemin 4’üncü Yasama Yılı’nda, geçtiğimiz dönemde kabul edilen Çerçeve Yasa’nın uygulanmasına ilişkin çalışmalar ile Meclis bünyesinde oluşturulması beklenen izleme ve takip mekanizması öne çıkacak. Sürecin demokratikleşme, yerel yönetimler, kayyım uygulamaları ve cezaevlerine ilişkin başlıklarının Meclis gündemine nasıl taşınacağı ise yeni dönemin temel tartışma başlıkları arasında yer alacak.</p>

<p></p>

<p>Geride kalan 28’inci Dönem 4’üncü Yasama Yılı’nda ise kamuoyunda tartışmalara neden olan çok sayıda düzenleme ve karar, Meclis Genel Kurulu’nun gündemine alınarak kabul edildi. 1 Ekim 2025’te başlayan yasama yılı, süreç başta olmak üzere önemli siyasi gündem başlıklarının tartışıldığı bir dönem oldu.</p>

<p></p>

<p>Meclis, söz konusu süreç kapsamında hazırladığı komisyon raporu ile Çerçeve Yasa’nın görüşülerek kabul edilmesi dışında sürece ilişkin kapsamlı bir çalışma yürütmedi.</p>

<p></p>

<p>ÖNCEKİ DÖNEM SÜREÇ ÇALIŞMALARI</p>

<p></p>

<p>Bu yönüyle sürecin gerisinde kalan Meclis çalışmaları, Genel Kurul’da 21 kanun teklifinin yasalaşması ve 15 uluslararası anlaşmanın kabul edilmesi ile gerçekleşti. Ayrıca 5 Cumhurbaşkanlığı tezkeresi ile 2 Meclis Başkanlığı tezkeresi de bu dönemde Meclis’ten geçen tezkereler oldu. Son kabul edilen düzenlemesi ise Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne ilişkin Çerçeve Yasa oldu.</p>

<p></p>

<p>MECLİS KOMİSYONU</p>

<p></p>

<p>Meclis'in 28'inci dönem çalışmaları, bir önceki dönemin sonuna doğru kurulan (5 Ağustos 2025) “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” çalışmaları ile başladı. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’un aktardığına göre komisyon 21 toplantı yaparken, 11 siyasi partinin katılımıyla 90 saat müzakere yürütüldü ve 4 bin 318 sayfa tutanak tutuldu. Komisyon raporu 18 Şubat 2026’da 47 kabul oyuyla kabul edildi.</p>

<p></p>

<p>ÇERÇEVE YASA</p>

<p></p>

<p>Komisyon raporunun ardından beklenen yasal adım yaz aylarına kaldı. 5 Ağustos 2026’da 367 milletvekilinin imzasıyla “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” Başkanlığa sunuldu. 8 Ağustos’ta Adalet Komisyonu’ndan geçti. 10 Ağustos’ta Genel Kurul’da yaklaşık 12 saat süren görüşmenin ardından açık oylamada 562 oy kullanıldı; 468 kabul, 88 ret, 6 çekimser oy çıktı. Yasa 18 Ağustos’ta Resmî Gazete’de yayımlandı. Kurtulmuş, bu oylamayı bir yasa teklifi üzerinde oluşan en yüksek konsensüslerden biri olarak niteledi. Yasanın uygulanması MGK teyidine bağlandı.</p>

<p></p>

<p>DÖNEMİN YASAMA FAALİYETLERİ</p>

<p></p>

<p>Yasama faaliyetleri ise Meclis'in en tartışmaları faaliyetlerinin başında geldi. Kamuoyuna yansıyan resmi bilanço, yasalaşan teklifler üzerinden tutuldu. 4. Yasama Yılı’nda Genel Kurul’dan 21 kanun çıktı. Başkanlığa sunulan tüm tekliflerin kaçının komisyonda veya Genel Kurul’da görüşülüp kaçının düştüğüne dair partilere göre tam bir resmi döküm yayımlanmadı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>DÖNEMİN ÖNERGELERİ: KABUL EDİLENLER VE EDİLMEYENLER</p>

<p></p>

<p>Grup önerileri ve gündem önergeleri de aynı tabloyu gösterdi. Genel Kurul’da CHP’nin gıda güvenliği, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) kayyım uygulaması, İYİ Parti’nin kapanan şirketler ve Saadet Partisi’nin emekli aylıklarına ilişkin grup önerileri ayrı ayrı oylandı, söz konusu önergelerin birçoğu AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Meclis araştırması önergeleri ise sınırlı biçimde kabul gördü. Çocukların suça sürüklenmesine yol açan nedenlerin incelenmesi ve mera saldırılarındaki ölümlerin araştırılması için araştırma komisyonları kuruldu. CHP ve DEM Parti’nin çocuk, eğitimde şiddet ve kayıp çocuklar başlıklı birçok araştırma önergesi ise “gündemde” kaldı veya öne alınmadı. CHP milletvekilleri, dönem içinde okullardaki ihmaller için onlarca soru önergesi, kanun teklifi ve araştırma önergesi verdiklerini, bunların reddedildiğini kürsüden sık sık tekrarladı. Yazılı soru önergelerinde de cevap oranı düşük kaldı. 12 Mayıs 2026 itibarıyla 28'inci Dönem’de işleme alınan 44 bin 154 yazılı soru önergesinin 12 bin 742’si yanıtsızdı. 24 bin 53’ü yasal süreden sonra yanıtlandı. Yanıtlanan önergelerin büyük oranı ise sonuçsuz kaldı.</p>

<p></p>

<p>EN ÇOK TARTIŞILAN DÜZENLEMELER</p>

<p></p>

<p>Yılın en geniş tartışması çerçeve yasada yaşandı. Komisyonda ve Genel Kurul’da kayyım, tutukluluk, AİHM kararları, demokratikleşme ve yasanın MGK şartına bağlanması saatlerce konuşuldu. DEM Parti yasanın geçiş niteliğini kabul etti, kalıcı barışın demokratik adımlarla geleceğini vurguladı. İkinci büyük tartışma ise çocuk ceza düzenlemesi oldu. Çocuk Koruma Kanunu değişikliği 8 Ağustos 2026 gecesi kabul edildi. 15-18 yaş grubunda ceza üst sınırlarının yükseltilmesi ve kasten öldürmede yaş indiriminin uygulanmaması tartışmalara yol açtı. Alınan karar muhalefet partilerinin yanı sıra hukuk örgütlerinde de tepki ile karşılandı. Trafik cezalarını artıran, sosyal medyaya yaş sınırı getiren yasal düzenlemelerin yanı sıra 11 ve 12'nci yargı paketleri, “varlık barışı” düzenlemesi ile orman statüsündeki alanların özel mülkiyete açılmasının yolunu açan toprak kanunu da yılın en gergin başlıkları oldu. Öğrenci affı ve kadın memura ücretli doğum izninin 8 haftadan 16 haftaya çıkarılması ise daha sınırlı itirazla kabul edilen düzenlemeler oldu.</p>

<p></p>

<p>EN ÇOK KABUL EDİLEN TKLİFLER: GÜVENLİK VE YARGI</p>

<p></p>

<p>Kabul edilen tekliflerde en çok işleyen hat güvenlik, yargı ve mali düzenlemeler oldu. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dair Meclis’ten çıkan tek kanun çerçeve yasa olarak kalırken, komisyon raporunun 7’nci maddesindeki demokratikleşme başlıkları, kayyımın kaldırılması, anadil hakları ve yerel yönetimlerin güçlendirilmesi bu yasama yılında kanunlaşmadı. Meclis Çerçeve Yasa kanununun kabul edilmesiyle beraber 10 Ağustos tarihinde tatile girdi.</p>

<p></p>

<p>SÜRECE DAİR İLK BEKLENTİ</p>

<p></p>

<p>Meclis'te yeni dönemin ilk tartışması ise Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında oluşturulacak "İzleme ve Takip Kurulu Alt Komisyonu" olacak. Komisyonun nasıl olacağı konusunda henüz netlik olmasa da birçok siyasi parti söz konusu komisyonda yer alacak. Siyasi partilerin milletvekillerinden oluşacak komisyonun çoğunluk dengesi henüz netleşmez iken, komisyonun çalışma biçiminin nasıl olacağı konuları da tartışılmış değil. Meclis'in 1 Ekim tarihinde açılmasıyla beraber bu tartışmaların yapılması ve komisyonun kurulması bekleniyor.</p>

<p></p>

<p>İLK TEKLİF: KIZILAY</p>

<p></p>

<p>Genel Kurul’un ilk görüşmesi beklenen düzenleme, 15 Mayıs 2026’da Başkanlığa sunulan ancak geçen yılın yoğun gündeminde kalamayan Türk Kızılay Kanun Teklifi. 9 maddelik teklifte Kızılay’ın görev, yetki, hak ve muafiyetleri yer alıyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>BOOKİNG VE DİJİTAL KONAKLAMA</p>

<p></p>

<p>Dokuz yıldır erişim engelli dijital konaklama uygulaması Booking’in yeniden faaliyet göstermesinin önünü açacak düzenleme gündemde. AKP’nin 11 Ağustos’ta sunduğu teklif Airbnb, TravelGo ve Booking gibi platformları kapsıyor. Platformlara Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan izin alma zorunluluğu getirilmesi öngörülüyor. Teklif henüz komisyonda.</p>

<p></p>

<p>YARGI PAKETİ</p>

<p></p>

<p>Adalet Bakanlığı ile AKP Grubu’nun üzerinde çalıştığı 13. Yargı Paketi’nin ekim içinde Başkanlığa gelmesi bekleniyor. Pakette süresiz nafakanın kaldırılarak evlilik süresiyle orantılı bir sisteme geçilmesi, boşanma davalarında tazminat ile mal paylaşımının ayrılması konuşuluyor. Sanal medyaya kimlik bilgisiyle giriş zorunluluğunun da aynı pakette yer alacağı belirtiliyor. Düzenleme henüz taslak.</p>

<p></p>

<p>FON KRİZİ VE ARAŞTIRMA TALEBİ</p>

<p></p>

<p>Yeni dönemin en tartışmalı başlıklarından biri kamuoyunda “fon krizi” olarak anılan yatırım fonu soruşturması. Muhalefet Meclis araştırması önergesi hazırlığı yürütüyor. YENİ Parti, 24 Eylül’de 15 maddelik “adil tasfiye” kanun teklifi verdi. Kurtulmuş, teklif gelmesi halinde araştırma komisyonu kurulabileceğini söylemişti.</p>

<p></p>

<p>SİGARA VE KAMUSAL ALAN</p>

<p></p>

<p>Kamusal alanlarda sigara kullanımının sınırlandırılmasına ilişkin çalışma da ekim dosyasında. Metnin kapsamı henüz netleşmedi. Geçen yıl sosyal medyaya yaş sınırı getiren düzenlemenin ardından dijital ve sağlık başlıklarının yeni dönemde de Meclis’i meşgul etmesi bekleniyor.</p>

<p></p>

<p>ARALIK AYINDA BÜTÇE</p>

<p></p>

<p>Yılın ikinci büyük yasama bloğu Aralık’taki 2027 bütçe görüşmeleri olacak. Geçen yıl 2026 bütçesi 21 Aralık 2025’te kabul edilmişti. Muhalefet, yeni dönemde de emekli aylığı, asgari ücret ve hayat pahalılığını grup önerileriyle gündeme getirmeye hazırlanıyor. Geçen yıl bu önerilerin büyük kısmı kabul edilmemişti.&nbsp;</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 26 13:58:28 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/meclis-aciliyor-ilk-gundem-surec-komisyonunun-olusturulmasi-h108344.html">Meclis açılıyor: İlk gündem süreç komisyonunun oluşturulması</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/wsj-abd-erbil-ve-irak-ta-bazi-deniz-piyade-gucleri-ve-hava-h108343.html</link>
		<title>WSJ: ABD, Erbil ve Irak&amp;#039;ta bazı deniz piyade güçleri ve hava savunma sistemini tutmaya devam edecek</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[ABD medyası, ABD’nin, Erbil’den ekipman ve personelini çekiyor, ancak diplomatik misyonlarını korumak için bazı deniz piyadelerini ve hava savunma sistemlerini bıraktığını yazdı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>ABD’nin&nbsp;The&nbsp;Wall&nbsp;Street&nbsp;Journal&nbsp;gazetesi,&nbsp;bugün&nbsp;30Eylül&nbsp;2026&nbsp;Çarşamba&nbsp;günü,&nbsp;ABD&nbsp;güçlerinin&nbsp;Irak&nbsp;veKürdistan&nbsp;Bölgesi’nden&nbsp;çekilmesine&nbsp;ilişkin&nbsp;bir&nbsp;haberyayımladı.</p>

<p>Habere&nbsp;göre,&nbsp;görevdeki&nbsp;ve&nbsp;eski&nbsp;ABD’li&nbsp;yetkililer,&nbsp;“BazıABD&nbsp;Deniz&nbsp;Piyadeleri,&nbsp;diplomatik&nbsp;misyonları&nbsp;korumakiçin&nbsp;kalacak.&nbsp;Ayrıca&nbsp;F-16&nbsp;savaş&nbsp;uçaklarının&nbsp;ve&nbsp;ABDyapımı&nbsp;tankların&nbsp;korunması&nbsp;için&nbsp;çalışan&nbsp;yükleniciler&nbsp;dekalacak”&nbsp;dedi.</p>

<p>Yetkililer&nbsp;ayrıca,&nbsp;“Ordu&nbsp;daha&nbsp;önce&nbsp;Erbil&nbsp;vilayetindekonuşlandırılmış&nbsp;olan&nbsp;Patriot&nbsp;hava&nbsp;savunma&nbsp;sisteminiçekti”&nbsp;bilgisini&nbsp;verdi.</p>

<p>Yetkililer,&nbsp;İran&nbsp;ve&nbsp;milislerin&nbsp;saldırılarının&nbsp;devametmesine&nbsp;rağmen&nbsp;ABD’nin&nbsp;“Bağdat’taki&nbsp;ABDBüyükelçiliği&nbsp;ve&nbsp;Erbil’deki&nbsp;konsolosluğunu&nbsp;korumakiçin&nbsp;diğer&nbsp;hava&nbsp;savunma&nbsp;sistemleriniyoğunlaştırmasının”&nbsp;muhtemel&nbsp;olduğunu&nbsp;söyledi.</p>

<p>Bu&nbsp;askeri&nbsp;çekilme,&nbsp;Biden&nbsp;yönetimi&nbsp;ile&nbsp;Irak’ın&nbsp;eskibaşbakanı&nbsp;arasında&nbsp;ABD&nbsp;güçlerinin&nbsp;2026&nbsp;yılına&nbsp;kadarçekilmesi&nbsp;konusunda&nbsp;varılan&nbsp;anlaşmanın&nbsp;ardındangerçekleşiyor.</p>

<p>Bu&nbsp;konuda&nbsp;üst&nbsp;düzey&nbsp;bir&nbsp;ABD’li&nbsp;yetkili,&nbsp;“ABD,&nbsp;Irak’aaçıkça&nbsp;şunu&nbsp;bildirdi:&nbsp;Egemenliklerini&nbsp;korumaları&nbsp;veİran’a&nbsp;bağlı&nbsp;milislerin&nbsp;kendi&nbsp;sınırları&nbsp;içerisindensaldırılar&nbsp;düzenlemesini&nbsp;engellemeleri&nbsp;çok&nbsp;önemli”dedi.</p>

<p>Haberde&nbsp;ayrıca&nbsp;bir&nbsp;Pentagon&nbsp;yetkilisinin,&nbsp;ABD’ninresmi&nbsp;askeri&nbsp;operasyonlarını&nbsp;sona&nbsp;erdireceğini&nbsp;ancak“istihbarat,&nbsp;gözetleme&nbsp;ve&nbsp;bölgedeki&nbsp;diğerkabiliyetlerini&nbsp;koruduğunu&nbsp;ve&nbsp;bunların&nbsp;Irak’takullanılabileceğini”&nbsp;söylediği&nbsp;aktarıldı.</p>

<p>Pentagon&nbsp;yetkilisi,&nbsp;son&nbsp;saldırılarda&nbsp;uzun&nbsp;menzillifüzeler&nbsp;ve&nbsp;insansız&nbsp;hava&nbsp;araçlarının&nbsp;kullanıldığınıbelirterek,&nbsp;“Bu,&nbsp;onların&nbsp;silah&nbsp;kabiliyetlerinde&nbsp;tehlikelibir&nbsp;ilerlemeye&nbsp;işaret&nbsp;ediyor”&nbsp;dedi.</p>

<p>Trump:&nbsp;Artık&nbsp;orada&nbsp;askeri&nbsp;güce&nbsp;ihtiyacımızolduğunu&nbsp;düşünmüyorum</p>

<p>ABD&nbsp;Başkanı&nbsp;Donald&nbsp;Trump&nbsp;da&nbsp;temmuz&nbsp;ayında&nbsp;IrakBaşbakanı&nbsp;Ali&nbsp;Zeydi’nin&nbsp;Beyaz&nbsp;Saray’ı&nbsp;ziyaretisırasında,&nbsp;“Artık&nbsp;orada&nbsp;askeri&nbsp;güce&nbsp;ihtiyacımızolduğunu&nbsp;düşünmüyorum”&nbsp;dedi.</p>

<p>Trump&nbsp;ayrıca,&nbsp;“Bizim&nbsp;nadir&nbsp;bir&nbsp;kahramanımız&nbsp;var,&nbsp;yenibir&nbsp;kahramanımız&nbsp;var;&nbsp;o&nbsp;genç&nbsp;ve&nbsp;yakışıklı”&nbsp;ifadelerinikullandı.</p>

<p>Zeydi&nbsp;daha&nbsp;önce&nbsp;30&nbsp;Eylül&nbsp;2026’yı&nbsp;İran’a&nbsp;bağlı&nbsp;silahlıgrupların&nbsp;silahlarını&nbsp;teslim&nbsp;etmesi&nbsp;için&nbsp;son&nbsp;tarih&nbsp;olarakbelirlemiş&nbsp;ve&nbsp;“30&nbsp;Eylül’den&nbsp;sonra&nbsp;kalmaları&nbsp;için&nbsp;hiçbirgerekçe&nbsp;yok”&nbsp;demişti.&nbsp;Ancak&nbsp;daha&nbsp;sonra&nbsp;bu&nbsp;süreyiHaziran&nbsp;2027’ye&nbsp;uzattı.</p>

<p>Silahlı&nbsp;gruplar&nbsp;silah&nbsp;bırakmayı&nbsp;reddediyor</p>

<p>The&nbsp;Wall&nbsp;Street&nbsp;Journal,&nbsp;ABD&nbsp;tarafından&nbsp;terör&nbsp;örgütüolarak&nbsp;sınıflandırılan&nbsp;Ketaib&nbsp;Seyyidüşşüheda’nınsözcüsü&nbsp;Kazım&nbsp;Fertusi’nin&nbsp;bu&nbsp;talebi&nbsp;reddettiğini&nbsp;ve“Bu&nbsp;silahlar&nbsp;bizim&nbsp;egemenliğimiz,&nbsp;bizimözgürlüğümüz&nbsp;içindir”&nbsp;dediğini&nbsp;aktardı.</p>

<p>Fertusi,&nbsp;Bağdat’ta&nbsp;yaptığı&nbsp;bir&nbsp;röportajda,&nbsp;hükümettarafından&nbsp;zorla&nbsp;silahsızlandırmanın“gerçekleşmeyeceğini”&nbsp;söyledi.</p>

<p>Fertusi’nin&nbsp;grubu&nbsp;ve&nbsp;diğer&nbsp;gruplar&nbsp;bakanlıklarda&nbsp;üstdüzey&nbsp;görevlere&nbsp;sahip.&nbsp;Ayrıca&nbsp;Irak&nbsp;Parlamentosu’ndaonlarca&nbsp;sandalyeleri&nbsp;bulunuyor.&nbsp;Bu&nbsp;gruplar,&nbsp;seçimlerinardından&nbsp;yürütülen&nbsp;müzakerelerde&nbsp;Zeydi’ninbelirlenmesinde&nbsp;de&nbsp;rol&nbsp;oynadı.</p>

<p>Fertusi,&nbsp;bu&nbsp;konumları&nbsp;hakkında&nbsp;ise&nbsp;“Hükümet,&nbsp;bizimoluşumunda&nbsp;rol&nbsp;aldığımız&nbsp;bir&nbsp;sonuçtur”&nbsp;dedi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 26 10:11:58 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/wsj-abd-erbil-ve-irak-ta-bazi-deniz-piyade-gucleri-ve-hava-h108343.html">WSJ: ABD, Erbil ve Irak&amp;#039;ta bazı deniz piyade güçleri ve hava savunma sistemini tutmaya devam edecek</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/israil-basini-dubai-tel-aviv-seferindeki-yolcu-ucagi-kacirilma-h108342.html</link>
		<title>İsrail basını: Dubai-Tel Aviv seferindeki yolcu uçağı &amp;#039;kaçırılma kodu&amp;#039; gönderdi</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) ait havayolu şirketi Flydubai’nin Dubai-Tel Aviv seferindeki yolcu uçağı havada acil durum ve kaçırılma ihbarında bulundu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İsrail basınında geçen&nbsp;haberlere göreDubai’den kalkan uçak, Ürdün hava sahası üzerinde önce genel acil durumu belirten&nbsp;‘7700’&nbsp;kodunu, ardından uçak kaçırıldığını belirten&nbsp;‘7500’&nbsp;kodunu yayınladı.</p>

<p>AA’nın aktardığına göre sinyallerin ardından İsrail Hava Kuvvetleri’ne ait savaş uçakları yolcu uçağına doğru havalandı.</p>

<p>Ürdün semalarında bir süre tur atan ve içinde yaklaşık 100 İsrail vatandaşının bulunduğu belirtilen uçak Suudi Arabistan’a yönlendirildi.</p>

<p>Yetkililer, uçağın İsrail’e iniş yapmasına izin verilmediğini ve şu an için uçakla iletişim kurulamadığını duyurdu.</p>

<p>TRT Haber’in aktardığına göre&nbsp;İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun sözcüsü olayın bir uçak kaçırma olmadığını bildirdi. Pilotların kavga ettiği iddia ediliyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 26 10:07:27 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/israil-basini-dubai-tel-aviv-seferindeki-yolcu-ucagi-kacirilma-h108342.html">İsrail basını: Dubai-Tel Aviv seferindeki yolcu uçağı &amp;#039;kaçırılma kodu&amp;#039; gönderdi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/borsa-gune-dususle-basladi-30-eylul-2026-h108341.html</link>
		<title>Borsa güne düşüşle başladı  30 Eylül 2026</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, güne yüzde 0,68 düşüşle 12.206,89 puandan başladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Dün (29 Eylül) satış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, günü yüzde 2,38 değer kaybederek 12.592,76 puandan tamamladı.</p>

<p>Endeks, bugün açılışta önceki kapanışa göre 83,69 puan ve yüzde 0,68 azalışla 12.206,89 puana indi. Bankacılık endeksi yüzde 0,03 artarken, holding endeksi yüzde 1,34 değer kaybetti.</p>

<p>Küresel piyasalar dün (29 Eylül) tahvil piyasasında görülen satış baskısıyla karışık seyrediyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Wed, 30 Sep 26 10:06:30 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/borsa-gune-dususle-basladi-30-eylul-2026-h108341.html">Borsa güne düşüşle başladı  30 Eylül 2026</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/girne-aciklarinda-batan-gemi-olu-sayisi-18-e-yukseldi-h108340.html</link>
		<title>Girne açıklarında batan gemi: Ölü sayısı 18&amp;#039;e yükseldi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Girne açıklarında batan gemide kaybolan bir kişinin daha cesedine ulaşıldı. Böylece hayatını kaybedenlerin sayısı 18’e yükseldi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Girne Limanı ile Mersin’deki Taşucu Limanı arasında sefer yapan&nbsp;‘Filo Jet’&nbsp;isimli yüksek hızlı yolcu gemisi, 30 Ağustos Pazar öğlen Girne’den hareket ettikten kısa süre sonra ön kısmından su almaya başlamış, Girne Limanı’na dönmeye çalıştığı sırada batmıştı.</p>

<p>Toplam 267 yolcu ve mürettebatın bulunduğu geminin batmasının ardından 239 kişi kurtarılmıştı. Girne açıklarında 554 metre derinlikte enkazı bulunan gemideki 15 yolcu hayatını kaybetmişti.</p>

<p>Dün iki kişiye daha ulaşılmış, ölü sayısı 17’ye çıkmıştı. Naaşlardan birinin beş yaşındaki Mehmet Asaf Biçer’e ait olduğu belirlenmişti.&nbsp;</p>

<p>KKTC Başbakanlığı bugün bir kişinin daha cansız bedenine ulaşıldığını açıkladı. Kimliği belirlemek için DNA çalışmaları başlatıldı.</p>

<p>Olayda hayatını kaybedenlerin sayısı 18’e yükselirken kayıp 10 kişiyi arama çalışmaları sürdürülüyor.</p>

<p>Kara kutuya ulaşılamadı: Dokuz kişi gözaltında</p>

<p>‘Kaza’yı teknik açıdan değerlendirilmesi için Türkiye’den bir bilirkişi heyetinin davet edildiği fakat geminin kara kutusuna henüz ulaşılamadığı bildiriliyor.</p>

<p>Kazayla ilgili dokuz kişi gözaltında. Tutulanların sekizi gemi mürettebatı, biriyse şirket çalışan. Aralarında gemi kaptanı M.Ö. ile ikinci kaptan da var.</p>

<p>KKTC’de ilk gözaltı süresinden sonra polisin soruşturmayı tamamlayabilmesi zanlı hakim kararıyla üç gün boyunca polis nezaretinde tutulabiliyor. Süre dolunca zanlı ya serbest bırakılıyor ya da ek tutukluluk/yargılanma talebiyle yeniden mahkemeye çıkarılıyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 26 22:43:22 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/girne-aciklarinda-batan-gemi-olu-sayisi-18-e-yukseldi-h108340.html">Girne açıklarında batan gemi: Ölü sayısı 18&amp;#039;e yükseldi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/casusluk-davasi-imamoglu-dahil-dort-isim-icin-tutukluluga-h108339.html</link>
		<title>&amp;#039;Casusluk&amp;#039; davası: İmamoğlu dahil dört isim için tutukluluğa devam kararı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu dahil dört kişinin yargılandığı ‘casusluk’ davasında mahkeme tüm sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi, duruşma 23 Aralık’a ertelendi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>‘Casusluk’&nbsp;davasında şu isimlerin 20’şer yıla kadar hapsi isteniyor:</p>

<p>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu</p>

<p>İmamoğlu’nun seçim kampanyası direktörü Necati Özkan</p>

<p>Kanalına el konulan TELE1’in eski genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ</p>

<p>‘Casusluk’&nbsp;suçlamasıyla söz konusu soruşturmadan önce tutuklanan Hüseyin Gün</p>

<p>Duruşma 23 Aralık’a ertelendi</p>

<p>ANKA’nın aktardığına göre&nbsp;İstanbul 25’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün devam davada İmamoğlu, Yanardağ, Özkan ve Gün’ün tutukluluk halinin devamına karar verildi. Duruşma 23 Aralık’a ertelendi.</p>

<p>Ne olmuştu?</p>

<p>İstanbul başsavcılığı 24 Ekim 2025’te İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında&nbsp;‘casusluk’&nbsp;soruşturması başlattı.</p>

<p>4 Temmuz 2025’te&nbsp;‘casusluk’&nbsp;suçlamasıyla tutuklanan Gün’e ait dijital materyalde sivil kişi ya da şirketlerin temin etmesi imkansız askeri mühimmat ve silah fotoğraflarına rastlandığı öne sürüldü.</p>

<p>Yanardağ 24 Ekim sabahı gözaltına alındı, aynı günün akşamı TELE1’e Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyım atandı. Üç isim 27 Ekim’de&nbsp;‘siyasal casusluk’&nbsp;iddiasıyla tutuklandı.</p>

<p>İmamoğlu, Gün, Özkan ve Yanardağ’ın 15 yıldan 20’şer yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 26 21:31:38 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/casusluk-davasi-imamoglu-dahil-dort-isim-icin-tutukluluga-h108339.html">&amp;#039;Casusluk&amp;#039; davası: İmamoğlu dahil dört isim için tutukluluğa devam kararı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/melis-sandal-ve-babasi-hakkinda-yakalama-karari-h108338.html</link>
		<title>Melis Sandal ve babası hakkında yakalama kararı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Fon soruşturması kapsamında şarkıcı Mustafa Sandal’ın eşi Melis Sandal ve kayınpederi Cihan Sütşurup hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Baba-kızın tüm malvarlığına el konuldu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, 1 Temmuz-16 Eylül tarihlerinde fonlardan para çıkışlarının en yüksek tutardan başlamak üzere incelendiğini 42 kişinin malvarlığının dondurulduğunu açıklamıştı.</p>

<p>42 kişiden biri de Melis Sandal’dı. 27 Eylül’de sosyal medyada Melis Sandal’ın babasıyla birlikte fondan 11 milyar 126 milyon 528 bin 163 lira çektiği öne sürülmüştü.&nbsp;</p>

<p>Ancak Sandal ve babası Cihan Sütşurup&nbsp;’11 milyar’&nbsp;iddiasını&nbsp;yalanlamış, aksine mağdur olduklarını savunmuştu. Ayrıca&nbsp;‘kazancın haksız olduğunun ortaya konulması halinde tamamını iade etmeye hazır’olduklarını belirtmişlerdi.</p>

<p>Soruşturma kapsamında Sandal ve Sütşurup’un mal varlığına el konuldu. İkili hakkında yakalama kararı çıkarıldı.</p>

<p>Bugün Mustafa Sandal’ın da&nbsp;’11 milyarın çekilmesinin ardından Dubai’den oturum izni başvurusu yaptığı’&nbsp;öne sürüldü, Sandal ise iddiayı&nbsp;‘kötü niyetli’diye niteledi. Ünlü şarkıcı şöyle devam etti:&nbsp;“Melis ile karı koca olmak dışında maddi anlamda hiçbir ortak işimiz olmamıştır. Melis’in oğlu Dubai’de okuyor, dolayısıyla eş durumundan Dubai’de oturum iznim var.”</p>

<p>Fon soruşturması</p>

<p>SPK, 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı aldı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu fonların bazılarının temerrüde (borcu ödeyememe durumu) düştüğünü açıkladı.</p>

<p>Alım-satıma kapatılan fonlar, TERA, PUSULA, HEDEF, ATLAS, A1, PARDUS ve BULLS PORTFÖY şirketlerine ait. İş Bankası ve Ziraat Bankası’nca yürütülecek tasfiye sürecinin altı ay süreceği açıklandı.</p>

<p>26 Eylül’de eski aile bakanı ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın bir fon üzerinden 21 kat, eşinin sekiz kat kar ettiği, çiftin bu ay başında, toplam 2 milyar 170 milyon lira çektiği öne sürüldü. Kaya suçlamaları yanıtsız bırakıp görevlerinden istifa etmekle yetindi.</p>

<p>Yine 26 Eylül’de Gürlek 1 Temmuz-16 Eylül tarihlerinde fonlardan para çıkışlarının en yüksek tutardan başlamak üzere incelendiğini, 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığının dondurulduğunu, 37 şüphelinin de yurt dışına çıkışının yasaklandığını söyledi.</p>

<p>27 Eylül’de yurt dışı çıkış yasağı getirilen Tera Portföy CEO’su Emir Münir Sarpyener ve Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel gözaltına alındı.</p>

<p>27 Eylül’de Gürlek, 1 Temmuz-16 Eylül’de fonlardan para çıkışlarının en yüksek tutardan başlamak üzere incelendiğini, 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığının dondurulduğunu, 37 şüphelinin de yurt dışına çıkışının yasaklandığını söyledi.</p>

<p>24 saat geçmeden 28 Eylül’de 45 şirket ve 19 fona yönelik tedbirler kaldırıldı. SPK, 17 Eylül’de iptal edilen yatırım fonu talimatlarının sahiplerine tasfiye bakiyesinden fondaki katılma payı sahipliği oranında ödeme yapılacağını duyurdu.</p>

<p>Son olarak bugün (29 Eylül) soruşturma kapsamında beş kişi daha tutuklandı, toplam tutuklu sayısı 56’ya&nbsp;yükseldi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 26 21:30:33 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/melis-sandal-ve-babasi-hakkinda-yakalama-karari-h108338.html">Melis Sandal ve babası hakkında yakalama kararı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/tasfiye-sureci-icin-fon-koordinasyon-kurulu-olusturuldu-h108337.html</link>
		<title>Tasfiye süreci için &amp;#039;Fon Koordinasyon Kurulu&amp;#039; oluşturuldu</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Fon tasfiye süreci için cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığında ‘Fon Koordinasyon Kurulu’ oluşturuldu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Bugün (29 Eylül) külliyede Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında&nbsp;‘Ekonomi Eşgüdüm Toplantısı’&nbsp;düzenlendi.</p>

<p>Tasfiyesine karar verilen fonlarla ilgili çalışmaların görüşüldüğü toplantının ardından Cumhurbaşkanlığına bağlı İletişim Başkanlığı’nın açıklaması şöyle:</p>

<p>* Tasfiye sürecinin yatırımcıların meşru hakları ve kamu yararı gözetilerek hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla, genel koordinasyonu sağlamak üzere, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında&nbsp;‘Fon Koordinasyon Kurulu’oluşturulmuştur.</p>

<p>* Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu (DDK), sermaye piyasalarında son dönemde meydana gelen yatırım fonu işlemlerini kapsayan inceleme ve denetim sürecini başlatmıştır.</p>

<p>* Katılımevim ve Birevim Tasarruf Finansman Şirketleri ile İktisat Katılım Bankası’nın Türkiye Emlak Katılım Bankası’na devrine ilişkin yürütülen süreç hakkında bilgi verilmiştir.</p>

<p>* Sermaye Piyasası Kurulu, tasfiye kapsamındaki fonlarda, mal varlığı ve likidite durumuna göre, hak sahipliği mutabakatı tamamlanan yatırımcılara ödemelerin gerçekleştirilmesine yönelik yol haritasını sunmuştur.</p>

<p>* Mevcut sorunun çözümünün yanı sıra, benzer durumların tekrar yaşanmaması için sermaye piyasalarının işleyişini ve denetim mekanizmalarını güçlendirecek ilave idari ve hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi yönündeki kararlılık ortaya konulmuştur.</p>

<p>Fon soruşturması</p>

<p>SPK, 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı aldı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu fonların bazılarının temerrüde (borcu ödeyememe durumu) düştüğünü açıkladı.</p>

<p>Alım-satıma kapatılan fonlar, TERA, PUSULA, HEDEF, ATLAS, A1, PARDUS ve BULLS PORTFÖY şirketlerine ait.</p>

<p>İş Bankası ve Ziraat Bankası’nca yürütülecek tasfiye sürecinin altı ay süreceği açıklandı.</p>

<p>25 Eylül’e gelindiğinde İstanbul başsavcılığınca yürütülen soruşturmada toplam tutuklu sayısı 51, adli kontrolle bırakılanların sayısı yediydi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, 12 kişinin de arandığını duyurdu.</p>

<p>26 Eylül’de eski aile bakanı ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın bir fon üzerinden 21 kat, eşinin sekiz kat kar ettiği, çiftin bu ay başında, toplam 2 milyar 170 milyon lira çektiği öne sürüldü. Kaya suçlamaları yanıtsız bırakıp görevlerinden istifa etmekle yetindi.</p>

<p>Yine 26 Eylül’de Gürlek 1 Temmuz-16 Eylül tarihlerinde fonlardan para çıkışlarının en yüksek tutardan başlamak üzere incelendiğini, 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığının dondurulduğunu, 37 şüphelinin de yurt dışına çıkışının yasaklandığını söyledi.</p>

<p>27 Eylül’de yurt dışı çıkış yasağı getirilen Tera Portföy CEO’su Emir Münir Sarpyener ve Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel gözaltına alındı.</p>

<p>27 Eylül’de Gürlek, 1 Temmuz-16 Eylül’de fonlardan para çıkışlarının en yüksek tutardan başlamak üzere incelendiğini, 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığının dondurulduğunu, 37 şüphelinin de yurt dışına çıkışının yasaklandığını söyledi.</p>

<p>24 saat geçmeden 28 Eylül’de 45 şirket ve 19 fona yönelik tedbirler kaldırıldı.</p>

<p>SPK, 17 Eylül’de iptal edilen yatırım fonu talimatlarının sahiplerine tasfiye bakiyesinden fondaki katılma payı sahipliği oranında ödeme yapılacağını duyurdu.</p>

<p>Son olarak bugün (29 Eylül) beş kişi daha tutuklandı, toplam tutuklu sayısı 56’ya&nbsp;yükseldi.</p>

<p>Hedef Holding de borsada vadesi gelen 1 milyar 79 milyon 264 bin 813 liralık borcunu ödeyemediğini duyurdu.&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 26 21:29:30 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/tasfiye-sureci-icin-fon-koordinasyon-kurulu-olusturuldu-h108337.html">Tasfiye süreci için &amp;#039;Fon Koordinasyon Kurulu&amp;#039; oluşturuldu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/londradaki-konferansta-baris-surecleri-ve-siyasi-mucadeleye-gecis-h108336.html</link>
		<title>Londradaki konferansta barış süreçleri ve siyasi mücadeleye geçiş tartışıldı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Kolombiya, Tamil ve Kuzey İrlanda deneyimlerinin tartışıldığı “Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı&quot;nda kalıcı barış için güvence mekanizmaları, siyasi katılım ve anayasal düzenlemelerin önemi vurgulandı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Centre for Kurdish Affairs (Kürt Araştırmalar Merkezi) tarafından düzenlenen “Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı” (Peace and Democratic Integration Conference) İngiltere’nin başkenti Londra’da devam ediyor. Konferansın ilk iki panelinde Kolombiya ve Tamil deneyimlerinin yanı sıra Kuzey İrlanda’daki barış süreci, yetki paylaşımı ve siyasi mücadeleye geçiş konuları ele alındı. “Barış Süreçleri Neden Başarılı veya Başarısız Olur?” başlıklı ilk panelin moderatörlüğünü yazar, editör ve insan hakları alanında çalışan Mustafa Gündoğdu yaptı.</p>

<p></p>

<p>Gündoğdu, panelin açılışında bir barış sürecinin başarısının yalnızca tarafların bir anlaşmaya varmasıyla ölçülemeyeceğini belirtti. Anlaşmaların nasıl uygulanacağı, güvenin nasıl inşa edileceği ve toplumların çatışmadan sürdürülebilir bir siyasal çözüme nasıl geçebileceğinin temel meseleler olduğunu ifade etti. Kolombiya ve Güney Afrika gibi örneklerden çıkarılabilecek derslere işaret eden Gündoğdu, müzakerelerde neyin ele alındığı, güvenin nasıl oluşturulduğu ve bir anlaşmanın kağıt üzerinde kalmayıp insanların yaşamlarında değişiklik yaratmasının nasıl sağlanabileceği sorularını gündeme getirdi.</p>

<p></p>

<p>‘EN ZOR AŞAMA’</p>

<p></p>

<p>Kolombiya hükümeti ile FARC-EP arasında imzalanan 2016 Barış Anlaşması’nın müzakerecilerinden ve eski Kolombiya Senatörü Victoria Sandino, panele video mesajla katılarak şunları söyledi: “On yıl sonra söyleyebilirim ki bir müzakere anlaşma imzalandığında sona ermiyor. Belki de en zor aşama tam da orada başlıyor. Barış için yalnızca müzakere masasındaki iki heyetin ötesine geçen bir ‘güvenceler mimarisine’ ihtiyaç var." Sandino, bir anlaşmanın tek bir kişinin iradesine daha az bağımlı olduğu ve devlet, toplum ile uluslararası kurumları kapsayan bir yapıya daha güçlü biçimde dayandığı ölçüde siyasi değişikliklere karşı daha dayanıklı hale geleceğini belirterek, “Kolombiya’da öğrendiğimiz gibi barış bir devlet politikası haline gelmelidir” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>REFERANDUM DENEYİMİNİ ANLATTI</p>

<p></p>

<p>Kolombiya’da 2 Ekim 2016 tarihinde yapılan referandumda anlaşmanın reddedilmesine de değinen Sandino, bunun büyük bir darbe olduğunu ancak müzakere masasından ayrılmadıklarını anlattı. Hükümetin “Hayır” oyu veren kesimlerle görüşerek itiraz ve önerilerini dinlediğini, bunların yeniden müzakereye taşındığını ve gözden geçirilen metnin 24 Kasım’da imzalandığını aktaran Sandino, “Muhalefeti dinlemek, muhalefete barış üzerinde veto hakkı vermek anlamına gelmez” dedi. Toplumsal cinsiyet perspektifinin müzakere masasında başlangıçta yeterli desteği görmediğini; bu yaklaşımın anlaşmada korunmasında müzakere masasının içindeki ve dışındaki kadınların belirleyici olduğunu anlatan Sandino, Kolombiya sürecinin sonunda anlaşmaya toplumsal cinsiyete duyarlı 100’den fazla hüküm dahil edildiğini belirtti.</p>

<p></p>

<p>‘SİLAHLARIN SUSMASI BARIŞIN İNŞASI İÇİN FIRSATTIR’</p>

<p></p>

<p>Çatışmaların azalmasıyla ortaya çıkan siyasi alanın korunması gerektiğini vurgulayan Sandino, bu dönemin aynı zamanda son derece kırılgan olduğunu söyledi. Sandino, “Silahların susması henüz barış değildir. Bu yalnızca barışı inşa etmek için bir fırsattır” dedi. Şiddetin azalmasının siyasi sorunun çözüldüğü anlamına gelmediğine işaret eden Sandino, silahların sustuğu dönemde siyasetin, barışın ve demokrasinin daha güçlü biçimde konuşması gerektiğini belirtti. Sandino, “Silahların müzakeresi bir barış sürecinin son noktası olamaz. Yeni bir güvenceler mimarisinin başlangıç noktası olmalıdır” diye konuştu. Kalıcı bir süreç için hukuki, güvenlik, siyasi, toplumsal ve bölgesel güvencelerin yanı sıra uluslararası güvencelerin de gerekli olduğunu sıralayan Sandino, silahlı mücadeleden demokrasiye geçiş yapanların siyasi onurunun korunmasının da önemli olduğunu belirtti. Sürdürülebilir bir müzakerenin “kazanan ve kaybeden” fikri üzerine kurulamayacağını ifade eden Sandino, bir barış sürecinin başarısının teslim edilen silahların sayısıyla değil, bu silahların yeniden gerekli görülmemesini sağlayacak güvencelerin gücüyle ölçülmesi gerektiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>KÜRT VE TAMİL DENEYİMLERİNİ ELE ALDI</p>

<p></p>

<p>Westminster Üniversitesi Uluslararası Hukuk, Kalkınma ve Çatışma Çalışmaları Profesörü Radha D’Souza, konuşmasında Tamil deneyimi üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Kürt özgürlük mücadelesini temsil etme iddiasında olmadığını özellikle belirten D’Souza, konferansa farklı mücadelelerin birbirlerinden neler öğrenebilecekleri sorusuyla yaklaştığını söyledi. D’Souza, Kürt ve Tamil mücadeleleri arasında gördüğü önemli benzerliklerden birinin “yurt” meselesi olduğunu belirterek, bunun yalnızca maddi veya siyasi ölçülerle değerlendirilemeyeceğini ve insanların kendi içlerinde taşıdıkları derin bir anlamı bulunduğunu ifade etti. Tamil ve Kürt hareketlerinin çağdaş dünyayı ve devleti kavrama biçimleri üzerinde de duran D’Souza, bu yaklaşımların devletin, siyasi iktidarın ve çatışmanın çözüm olanaklarının nasıl değerlendirildiğini etkilediğini söyledi. Devletlerin bütünüyle bağımsız aktörler olmadığını, dış güçlerin ve uluslararası sistemin etkisinin de değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden D'Souza, Tamil hareketinin İrlanda mücadelesini yakından takip ettiğini, Filistin mücadelesi ve buradaki barış süreçlerini de incelediğini aktardı. D’Souza, Tamil hareketinin ulusal haklar, kendi kaderini tayin ve siyasal değişim mücadelelerini kendi koşullarının ötesinde izlediğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>'GERÇEKÇİ, SOMUT BİR BARIŞ YOL HARİTASI'</p>

<p></p>

<p>Eski Kolombiya hükümeti barış müzakerecisi ve SOAS University of London araştırmacısı Dr. Andrei Gómez-Suárez, Kolombiya barış sürecinden çıkarılabilecek dersleri ele aldı. Gómez-Suárez, Kolombiya’daki resmi müzakerelerin 2012’de başlamasına rağmen sürecin siyasi geçmişinin çok daha eskiye uzandığını belirtti. 2016’da imzalanan anlaşmanın ardından uygulama sürecine geçildiğini, FARC’ın 2017’de silah bıraktığını ve bu sürecin Birleşmiş Milletler tarafından doğrulandığını aktardı. Gómez-Suárez, Kolombiya deneyiminden aktarılabilecek beş temel ders sıraladı: "Gerçekçi ve somut bir barış yol haritası üzerinde anlaşılması, güvenilir garantörlerin seçilmesi, temel siyasi aktörlerin katılımının sağlanması, taraflar arasında ilerleme ve güven sağlayacak komisyonların oluşturulması ve sivil toplumun sürece katılması."</p>

<p></p>

<p>Sürecin başarısızlığa sürüklenebileceğini gösteren işaretlere de değinen Gómez-Suárez; tarafların liderlikleri arasında stratejik uyumun bulunmaması, sivil toplum desteğinin zayıflaması ve tarafların kendi içlerindeki bölünmelerin büyümesini riskler arasında saydı. Gómez-Suárez, kalıcı ve güvenilir bir müzakere için anlaşmayı imzalayanların uygulamaya bağlı kalması, anlaşmanın ülkenin hukuki çerçevesine yerleştirilmesi, güvenilir uluslararası aktörlerin desteğinin sağlanması ve sivil topluma anlaşmanın uygulanmasını koruyabilecek araçların verilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<p></p>

<p>'KADINLARIN SESİ DİNLENMELİ'</p>

<p></p>

<p>Britanya Sendikalar Kongresi’nde (TUC) görev yapan ve Kolombiya barış müzakereleri sırasında stratejik danışmanlık yapan Mariela Kohon, FARC ile Kolombiya hükümeti arasındaki barış sürecindeki deneyimlerini aktardı. Mariela Kohon, müzakere için tarafların sürece yönelik gerçek bir bağlılığa ihtiyaç duyduğunu belirterek, hükümet tarafında resmi süreç öncesinde gündemin ne olacağı konusunda yıllarca gizli ve kapalı görüşmeler yürütüldüğünü anlattı. Müzakerelerde “her şey üzerinde anlaşılmadan hiçbir şey üzerinde anlaşılmış sayılmayacağı” ilkesinin uygulandığını anlatan Mariela &nbsp;Kohon, zor konuların gerektiğinde bekletilmesinin sürecin genel ivmesinin kaybolmasını önlediğini söyledi. Taraflar ve sivil toplum arasında güven oluşturucu adımların da önemli olduğunu kaydetti. Sivil toplumun sürece dahil olmak amacıyla örgütlendiğini belirten Mariela Kohon, uluslararası toplumun rolüne de dikkat çekti. Kolombiya sürecinde Norveç ve Küba’nın rolünün temel önemde olduğunu, zor anlarda yardımcı olduklarını ve garantörlük işlevi gördüklerini anlattı. Kadınların barış süreçlerindeki deneyimlerine de değinen Mariela Kohon, silahlı mücadeleden çıkan kadınların toplumsal hayata yeniden katılım sırasında kendilerine özgü sorunlarla karşılaştığını belirterek, bu seslerin de dinlenmesi gerektiğini söyledi. Mariela Kohon, anlaşmanın imzalanmasının ardından siyasi koşulların değişebileceğini belirterek, daha sonra yaşanabilecek siyasi değişimlere rağmen anlaşmayı ayakta tutacak mekanizmaların nasıl oluşturulacağının düşünülmesi gerektiğini ifade etti. Bunun için uluslararası mekanizmalar oluşturulmasına yönelik çalışmalar yapıldığını aktardı.</p>

<p></p>

<p>BARIŞ, YETKİ PAYLAŞIMI VE ANAYASAL DÜZENLEMELER</p>

<p></p>

<p>Konferansın ikinci paneli “Barış, Yetki Paylaşımı ve Anayasal Düzenlemeler: Birleşik Krallık’tan Dersler” başlığıyla gerçekleştirildi.</p>

<p></p>

<p>Panelin çerçevesinde Britanya’daki yetki paylaşımı, yetki devri ve farklılaşmış yönetim biçimleri üzerinden anayasal düzenlemelerin çatışma çözümündeki rolünün tartışılması; siyasi ve bölgesel taleplerin demokratik bir sistem içerisinde nasıl ele alınabileceğinin değerlendirilmesi öngörüldü. Panelin Kürt sorununa ilişkin tartışma çerçevesinde ise anayasal reform, siyasi katılım, tanınma ve yerel yetki konuları yer aldı. Panelde Prof. Michael Gunter, Dr. Matthew Whiting, Prof. Michael Keating ve Geraint Thomas yer alırken moderatörlüğü Matt Broomfield üstlendi.</p>

<p></p>

<p>'ABDULLAH ÖCALAN SERBEST BIRAKILMALI’</p>

<p></p>

<p>Prof. Michael Gunter, konuşmasında Türkiye’de hükümet ile PKK arasında Ekim 2024’te başladığını belirttiği sürece ilişkin kendi değerlendirmelerini aktardı. Gunter, Türkiye’nin süreci esas olarak PKK’nin silahsızlanması ve feshi çerçevesinde ele aldığını, PKK’nin ise Kürtler için anayasal haklar ve Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılmasını istediğini söyledi. Gunter, iki tarafın sürece ilişkin yaklaşımlarının birbirinden oldukça farklı olduğunu belirtti. Gunter, silah bırakarak sivil hayata dönen ve şartlı tahliyeden yararlanabilecek PKK’lilere dahi güvence verilmediğini hatırlatarak, bu kişilerin yeniden tutuklanabileceklerine ilişkin kaygısını dile getirdi.</p>

<p></p>

<p>Gunter konuşmasının devamında Kuzey ve Doğu Suriye’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Rojava veya Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi’ni Kürtlerin durumuna ilişkin kendi değerlendirmesinin önemli örneklerinden biri olarak gösterdi. Rojava’nın 2026’daki durumunu “ani çöküş” olarak nitelendiren Gunter, bunu “çarpıcı ancak öngörülebilir” olarak değerlendirdi. Nihai sonucun henüz tamamen belirlenmediğini ve Suriyeli Kürtlerin Esad yönetimi altında yaşadıkları koşullara kıyasla daha olumlu bir konuma doğru ilerliyor göründüğünü de sözlerine ekledi. Gunter, Rojava’ya ilişkin değerlendirmesinde “Shakespearevari bir trajedi” benzetmesini kullandı.</p>

<p></p>

<p>‘ÖCALAN’IN ÇAĞRISI HER İKİ TARAF İÇİN DE YARAR SAĞLAYACAK’</p>

<p></p>

<p>Türkiye’deki sürece ilişkin ciddi şüpheleri bulunduğunu belirten Gunter, buna rağmen yeni çerçeve yasaya bir şans verilmesi gerektiğini söyledi. Gunter, “Sizinle ciddi şüphelerimi paylaşmış olsam da, en iyi ihtimalle yalnızca mütevazı bir başlangıç olsa bile, hepimiz mevcut yeni Türk çerçeve yasasına bir şans vermeliyiz” dedi. Gunter, yasanın Öcalan’ın demokratikleşme çağrısının hem Türkler hem Kürtler olmak üzere Türkiye’nin bütün yurttaşlarına yarar sağlaması için bir açılım oluşturmasını umduğunu ifade etti. &nbsp;Gunter, Cemil Bayık’ın çerçeve yasaya ilişkin “Yasa bir temel işlevi görebilir” değerlendirmesine de atıfta bulundu.</p>

<p></p>

<p>KUZEY İRLANDA DENEYİMİ AKTARILDI</p>

<p></p>

<p>Dr. Matthew Whiting ise konuşmasında Kuzey İrlanda deneyimini ve silahlı yöntemlerden siyasi mücadeleye doğru yaşanan dönüşümü ele aldı. Whiting, hareketin barış sürecine katılmasından yaklaşık 15 yıl önce, 1980’li yıllarda hedeflerine siyasi yollarla da ulaşabileceği yönünde bir değerlendirmeye başladığını söyledi. Whiting, bu uzun yeniden değerlendirme sürecini anlatırken, şiddetin başlangıçta bir araç ve vazgeçilmez unsur olarak görülürken zaman içerisinde siyasi taleplerin ilerletilmesini engelleyen bir unsur olarak değerlendirilmeye başlandığını ifade etti. Bu süreçte askeri unsurdan siyasi unsura doğru kademeli bir ağırlık değişimi yaşandığını belirten Whiting, tamamen siyasi yöntemlerin benimsenmesine doğru bir geçiş olduğunu söyledi.</p>

<p>Whiting, söz konusu dönüşümün hedeflerin değişmesi anlamına gelmediğini aktararak, hareketin yaklaşımını “Siyasete doğru bu geçiş taktiklerimizde bir değişikliktir, ancak hedefimizde bir değişiklik değildir” sözleriyle aktardı. İrlanda’nın birliği yönündeki nihai hedefin devam ettiğini belirten Whiting, bunun yanında kısa vadeli siyasi reformların takip edilmeye başlandığını; adil istihdam yasaları, eğitim olanakları ve konut reformları gibi somut siyasi taleplerin gündeme alındığını anlattı.</p>

<p></p>

<p>WHITING’TEN 'SINN FÉIN' BENZETMESİ</p>

<p></p>

<p>Whiting, siyasi mücadeleye yönelmenin seçim alanındaki sonuçlarını anlatırken Sinn Féin örneğini verdi. Barış sürecinden önce Sinn Féin’in Kuzey İrlanda’daki ortalama oy oranının yüzde 8-10 civarında olduğunu söyleyen Whiting, barış sürecinin ardından bu oranın yüzde 30’lar seviyesine çıktığını ve partinin Kuzey İrlanda’nın en büyük partisi haline geldiğini belirtti. İrlanda Cumhuriyeti’nde ise partinin daha önce yaklaşık yüzde 2 düzeyinde oy aldığını, daha sonra oy oranının yüzde 20’lerin üst seviyelerine yükseldiğini ve ülkenin ikinci büyük partisi konumuna geldiğini söyledi. Whiting, siyasi mücadeleye geçişin seçim alanında sonuçlar yarattığını ifade etti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 26 21:28:11 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/londradaki-konferansta-baris-surecleri-ve-siyasi-mucadeleye-gecis-h108336.html">Londradaki konferansta barış süreçleri ve siyasi mücadeleye geçiş tartışıldı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/zirganda-anadilde-egitim-icin-yuruyus-h108335.html</link>
		<title>Zirganda anadilde eğitim için yürüyüş</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Zirgan kentinde PYD gençliği öncülüğünde Eğitim Bakanlığı’nın Kürtçe eğitim kararına tepki gösterilerek çocukların ilkokuldan üniversiteye kadar Kürtçe eğitim gördüğünü ve Kürtçe eğitim görmeye devam etmeleri gerektiği  belirtildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Rojava’nın Zirgan kentinde, Demokratik Birlik Partisi (PYD) gençliği ve çok sayıda kişi, Eğitim Bakanlığı’nın Kürtçe eğitim kararına tepki göstermek amacıyla eylem düzenledi. &nbsp;PYD merkezi önünde başlayan eylemde, “Zimanê me nasnameya me ye”, “Kürt dilinde eğitim yılların mücadele üründür”, “Ez ê bi kurdî biaxivim, bixwînim û binîvisînim”, “Zimanê kurdî rûmeta me ye” ve “Kürtçe başladık ve Kürtçe devam edeceğiz” yazılı pankartlar açıldı. Kent merkezindeki meydana kadar devam eden eylemde, bir dakikalık saygı duruşunun ardından Kürtçe ve Arapça yapılan açıklamayı PYD üyeleri Dilyar Ebdî ve Îhlam Derwîş okudu.</p>

<p></p>

<p>Sistemin yıllarca Kürt halkına inkâr ve asimilasyon politikası uyguladığı, dillerini ve kimliklerini yasakladığı belirtilen açıklamada, Kürt halkının zengin bir kültüre sahip olduğu ve Kürt dilinin Kürt halkının kültürel, tarihi ve sosyal kimliği olduğunun altı çizildi. &nbsp;Açıklamanın devamında, Kürt halkının ana diline bağlı olduğunu, çocukların ilkokuldan üniversiteye kadar Kürtçe eğitim gördüğünü ve Kürtçe eğitim görmeye devam etmeleri gerektiği vurgulandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Açıklamada, Kürt dilinin Suriye anayasasında güvence altına alınması, Kürt halkının dil ve kültür haklarının korunması ve Kürt halkının Suriye'nin bir parçası olarak kabul edilmesi çağrısı yapıldı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Açıklama, Kürtçe eğitim için eylemlerin devam etmesi çağrısıyla sona erdi.</p>

<p></p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 26 18:35:51 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/zirganda-anadilde-egitim-icin-yuruyus-h108335.html">Zirganda anadilde eğitim için yürüyüş</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbullulara-su-baskini-uyarisi-h108334.html</link>
		<title>İstanbullulara su baskını uyarısı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul Valiliği kuvvetli yağış ve fırtına nedeniyle su baskınına karşı uyarıda bulundu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Açıklamaya göre havanın sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı olması tahmin ediliyor.</p>

<p>Yağışların bugün (29 Eylül) il genelinde, yarınsa gece ilk saatlerden başlayarak öğleye kadar Anadolu Yakası’nın doğu kesimlerinde, Şile, Pendik ve Tuzla’da kuvvetli olmasının bekleniyor.</p>

<p>Rüzgar da İstanbul’da yarın sabah saatlerinden gece yarısına kadar kuzey ve kuzeydoğulu yönlerden kuvvetli esecek.&nbsp;</p>

<p>Açıklama şöyle:</p>

<p>“Kuvvetli yağış ve rüzgarın oluşturabileceği sel, su baskını, yıldırım, heyelan, çatı uçması, ağaç veya direklerin devrilmesi ve ulaşımda aksamalar gibi olumsuzluklara karşı vatandaşlarımızın dikkatli ve tedbirli olmaları önemle rica olunur.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 26 17:28:03 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbullulara-su-baskini-uyarisi-h108334.html">İstanbullulara su baskını uyarısı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/yeni-partili-vekil-deniz-yavuzyilmaz-in-esine-sorusturma-h108333.html</link>
		<title>YENİ Partili vekil Deniz Yavuzyılmaz&amp;#039;ın eşine soruşturma</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[YENİ Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın eşi Serpil Yavuzyılmaz hakkında ‘yağma’ ve ‘kamu kurum veya kuruluşlarının zararına dolandırıcılık’ iddiasıyla soruşturma başlatıldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Yavuzyılmaz, hükümeti suçladığı yolsuzluk dosyalarıyla tanınıyor.</p>

<p>Ankara başsavcılığı, Deniz Yavuzyılmaz’ın yaklaşık iki yıl Meclis’te danışmanlığını yapan Özgün Avcı’nın ifadesi üzerine soruşturma başlattı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 26 17:27:04 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/yeni-partili-vekil-deniz-yavuzyilmaz-in-esine-sorusturma-h108333.html">YENİ Partili vekil Deniz Yavuzyılmaz&amp;#039;ın eşine soruşturma</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/akin-gurlek-ten-ahmet-sik-hakkinda-suc-duyurusu-h108332.html</link>
		<title>Akın Gürlek&amp;#039;ten Ahmet Şık hakkında suç duyurusu</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık hakkında suç duyurusunda bulundu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Şık dünkü (28 Eylül) X paylaşımında&nbsp;Akın Gürlek’e şu soruları sormuştu:</p>

<p>Davut Yasin Bilen’in veya yakınlarından birinin Süzer Plaza’da dairesi var mıdır?</p>

<p>Akın Gürlek ve eşi Elif Gülşah Gürlek bu dairede kiracı mıdır?</p>

<p>Dairenin aylık 750 bin TL kira bedeli ödenmekte midir? Kim tarafından? Dekontları var mıdır?</p>

<p>Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve dayanıp döşenmesi maliyeti kim tarafından karşılanmıştır?</p>

<p>Tapuda evin sahibi olarak görünen Davut Yasin Bilen‘le ne tür bir ilişkiniz vardır?</p>

<p>Aynı zamanda SPK’nin yönetiminde olan Elif Gülşah Gürlek’in plazada bulunan&nbsp;‘Nobu’&nbsp;isimli restorandaki yediği yemeklerin aylık 250 bin TL’nin faturası kendisi mi Bakan bey mi yoksa Süzer holding mi ödemektedir?</p>

<p>‘Alçakça iftira’</p>

<p>Gürlek’in avukatı Abdullah Adır, Şık’ın iddialarının asılsız olduğunu, bakan ve eşinin Adalet Bakanlığı’nın tahsis ettiği bir lojmanda kaldığını ve başka bir konut kiralamadığını duyurdu.</p>

<p>Adır ayrıca Şık’ın elinde resmi bir belge veya dekont varsa bunu kamuoyuyla paylaşmasını istedi.</p>

<p>Açıklama şöyle:</p>

<p>Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek ve eşi Sayın Elif Gülşah Gürlek hakkında, gazeteci ve milletvekili sıfatı taşıyan Ahmet ŞIK isimli bir şahıs tarafından ortaya atılan iddialar tamamen gerçek dışı, mesnetsiz ve iftira niteliğindedir.</p>

<p>Müvekkilimiz ve eşi, Adalet Bakanlığı tarafından kendilerine tahsis edilen lojmanda ikamet etmektedir. Müfteri Ahmet Şık’ın yalan beyanlarının aksine müvekkilimiz tarafından başka bir konut kiralanması asla söz konusu değildir.</p>

<p>Gazetecilik belgeye, milletvekilliği ise kamuoyu karşısında sorumluluğa dayanır. Müfterinin elinde bir kira sözleşmesi ve ödeme belgesi varsa bunu derhal kamuoyuyla paylaşmalıdır. Aksi takdirde söz konusu şahıs kamuoyu vicdanında müfteri olarak alınacaktır.</p>

<p>Müvekkilimizin ve ailesinin kişilik haklarını ve itibarını hedef alan alçakça iftiraları nedeniyle Ahmet Şık hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmuş; ayrıca kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat davası açılmıştır.&nbsp;</p>

<p>Müvekkilimize karşı itibar suikastı niteliği taşıyan bu iftiraların hesabı hukuk önünde, iftira sahibinin şeref ve haysiyeti ise milletin vicdanı önünde yargılanmaya muhtaçtır. Süreç hukuk çerçevesinde titizlikle takip edilmektedir.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 26 14:45:57 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/akin-gurlek-ten-ahmet-sik-hakkinda-suc-duyurusu-h108332.html">Akın Gürlek&amp;#039;ten Ahmet Şık hakkında suç duyurusu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/bes-hozat-surec-tek-tarafli-gitmez-mumkun-degil-h108331.html</link>
		<title>Besê Hozat: Süreç tek taraflı gitmez, mümkün değil</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Demokrasi güçlerinin kaygılarının yerinde olduğunu kendilerinin de benzer kaygılar yaşadıklarını dile getiren Besê Hozat,  Türkiye’nin demokratikleşmesinin Kürt halkının özgürlüğünden bağımsız olmadığını belirterek ortak mücadeleye vurgu yaptı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, Medya Haber Televizyonu’nda sürece dair değerlendirmelerde bulundu. Çerçeve yasaya dair konuşan Besê Hozat, öncesinden yasanın demokratik çözümün yolunu açması temelinde çokça değerlendirmeler yaptıklarını belirterek, yasanın bu çerçevede olmadığını söyledi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Süreçteki aksaklıklara işaret eden Besê Hozat, “Son derece böyle eksik, kendi içinde çelişkili, paradoks bir yasa, uygulanması da bu hâliyle olduğu biçimde, düz bir biçimde uygulanması da zaten pek mümkün değil. Bu oldukça net. Her şeyden önce bu yasanın bütünlüklü derken, Önder Apo'nun fiziki özgürlüğünü, özgür yaşam, çalışma koşullarını, bir bütünen hareket yönetiminin, şu anda bu yasa kapsamı dışında tutulan tüm arkadaş yapısının, üst yönetimden tutalım tüm yapıya kadar Önderliğimiz başta olmak üzere kapsaması gerekiyordu.</p>

<p></p>

<p>Bu temelde demokratik, siyasi ve hukuki adımların atılacağına dönük de bir yaklaşımın, bir iradenin ortaya konulması gerekiyordu bu yasada. Çünkü artık dünya âlem biliyor, silah bir sonuçtur, PKK bir sonuçtur. Kürt sorununun varlığı PKK'yi ortaya çıkardı, silahlı mücadeleyi ortaya çıkardı. Kuşkusuz bu sorunun zeminini oluşturma, yol açma biçiminde demokratik, siyasi, hukuki adımlara elbette çok ciddi ihtiyaç vardır. Bu yasa bir bütünen bunu karşılamadı, o açık. Bu konuda tam olarak bir kök yasa olduğunu belirtmek de çok çok zordur. Bir hukuki metindir, bu anlamda belki bir anlamı olabilir. Bu süreç içerisinde ortaya çıkartılan, gelişen bir adım, bir hukuki adım. Fakat onun ötesinde gerçekten çok fazla anlam yüklemek gerçekçi olmaz. Süreç başladığından bu yana yaklaşık iki yıldır hareket olarak çok önemli adımlar attık. Özellikle Önderliğimizin 27 Şubat 2025 Barış ve Demokratik Toplum çağrısından sonra birçok adım atıldı.</p>

<p></p>

<p>TEK TARAFLI ADIMLARLA İŞLEYEN SÜREÇ&nbsp;</p>

<p></p>

<p>PKK'nin fesih kongresi çok çok tarihî bir gelişmeydi. Bu kongrede Türkiye'ye karşı silahlı mücadeleyi durdurma. Fakat bu sürecin işlemesi için de Önder Apo'nun fiziki özgürlüğünün sağlanması, özgürce Önder Apo'nun bu süreci yürütmesi temel bir yaklaşım olarak, gereklilik olarak ortaya konuldu. Bu hâlen geçerlidir. Şimdi Numan Kurtulmuş siz de belirttiniz, geçen gün açıklama yaptı süreç dedi tıkır tıkır işliyor. Bilemiyoruz, böyle tıkır tıkır işleyen aslında bir süreç yok. İşin gerçeği bu. Son derece ağır işleyen bir süreç, tek taraflı adımlarla işleyen bir süreç var. Şu anda devlet tarafından demokratik, siyasi ve hukuki herhangi bir adım atılmış değil. Önderliğimizin durumu ortadadır. Bu sürecin başarılı yürümesi, gelişmesi için Önderliğimizin özgür çalışma, yaşam koşullarının olmazsa olmaz bir gereklilik olduğu, zorunlu olduğu bir durum çok açık bir biçimde ortadayken bu konuda herhangi bir gelişme yok. Nasıl süreç tıkır tıkır işliyor anlaşılamaz bir durum. Son derece ağır aksak ve yavaş işliyor.</p>

<p></p>

<p>ABDULLAH ÖCALAN’IN ÖZGÜRCE SÜRECİ YÜRÜTMESİ&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Şimdiye kadar da tek taraflı adımlarla ağırlıkta bu süreç işledi. Bu açıktır. O açıdan sürecin işlemesi için her şeyden önce temel bir gereklilik olarak, bu sürecin temel bir ihtiyacı olarak elbette Önder Apo'nun özgür çalışma ve yaşam koşullarının oluşturulması, Önderliğimizin resmi ve fiili olarak doğrudan bu süreci yürütür durumda olması gerekiyor. Önder Apo'nun ihtiyaç duyduğu her bir kesimden insanın siyasetçi olur, akademisyen olur, yazar olur, çizer olur, aydın olur, gazeteci olur, örgüt yönetimi olur, siyasi partiler olur, yapılar olur, her kesimin çok rahat bir biçimde Önder Apo'yla görüşmesi, Önderliğimizin de görüşlerini açık bir biçimde, özgür biçimde kamuoyuna yansıtması gerekiyor. Bu sürecin başarılı yürümesi bununla mümkün. Tıkır tıkır işleyecekse bu tarzda işlemeli. Sürecin tıkır tıkır işlemesi Önder Apo'nun özgürce bu süreci resmi ve fiili olarak yürütmesiyle ilgili bir durum. Aksi durumda dediğim gibi çok ağır işleyen, daha çok da tek taraflı adımlarla gelişen bir süreç, bu süreç tek taraflı gitmez, mümkün değil” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>YEREL DEMOKRASİYİ ESAS ALAN DEĞİŞİM&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Atılması gereken adımlara işaret eden Besê Hozat, “Demokratikleşme olmadan Türkiye'de bu sürecin başarıya gitmesi mümkün değildir. Her şeyden önce Türkiye'nin demokratikleşmesi, demokratik, çoğulcu, özgürlükçü, eşitlikçi bir anayasaya Türkiye'nin kavuşması, yerel demokrasiyi esas alan bir demokratikleşme sürecinin Türkiye'de gelişmesi olmazsa olmaz kabilindedir bu sürecin başarısı açısından. Bu açıktır. Biraz önce de belirttim, PKK bir sonuçtur, sorunun bir sonucudur. Bu sorun da Kürt sorunudur. Bu sorunun elbette yerel demokrasi temelinde, Türkiye'nin demokratikleşmesi temelinde çözülmesi gerekiyor. Demokratik, özgürlükçü bir anayasayla Kürtler başta olmak üzere tüm halklara, inançlara özgürlüğün tanınması gerekiyor ve anayasanın bunu kabul etmesi gerekiyor. Bu temelde demokratik bir anayasa Türkiye açısından çok temel bir ihtiyaçtır. Şu anda hâlen, geçen gün kendileri de açıklıyordu, yamalı bohça gibi 12 Eylül Anayasası şu anda yürürlüktedir.</p>

<p></p>

<p>Zaman içerisinde bazı değişiklikler yapsalar da onlar da çok demokratik değişiklikler değil. İktidarın, siyasi iktidarın ihtiyacı temelinde yapılan çeşitli değişikliklerdir. Bu anlamda anayasa son derece tekçi, merkeziyetçi, faşist karakterli, inkârcı bir anayasa. Bu anayasanın artık gelinen aşamada ortadan kaldırılması gerekiyor. Yepyeni bir anayasanın demokratik, çoğulcu, kimliklere, inançlara yer veren, kabul eden bir anayasanın yapılması gerekiyor. Geç kalındı bile. Bunun için de tüm toplumsal dinamiklerin bu sürece katılması zaruri. Sivil toplum örgütleridir, toplumun örgütlü tüm yapılarıdır, siyasi partilerdir, toplumun çeşitli örgütlü kesimleridir, demokratik kesimlerdir, kadınlardır, çevre örgütleridir. Tüm bu dinamiklerin, örgütlü demokratik yapıların da bu demokratik anayasa yapım sürecine katılması gerekiyor. Bu önemlidir.</p>

<p></p>

<p>Şimdi bu konuda da kısır bir tartışma var. İktidar ihtiyaç gördüğü zaman, ihtiyaç gördüğü ölçüde anayasayı gündeme koyuyor, çeşitli tartışmalar oluyor. Aslında anayasa etrafında bir demagojidir, almış başını gidiyor. Ortada gerçekten ciddi bir anayasayı, yeni bir anayasa yapma planı, programı yok. Kimse mesela böyle bir şey olduğunu iddia edemez. Bir tartışmadır, dediğim gibi ihtiyaç duyduğu süreçte gündeme koyduğu bir konudur. Bu da aslında siyasete alet ediliyor. Yeni bir anayasa yapım gündemi de bir nevi böyle siyasete malzeme edilen bir gündem haline getiriliyor. Bu konuda da tam bir kararlılık, irade ve ciddiyet yansımıyor. Bunu belirtmek gerekiyor. Kürt sorunu elbette, demokratik çoğulcu, Kürt kimliğini de tanıyan bir anayasayla güvenceye alınmadan, Türkiye'de de böyle kalıcı bir barış demokrasiden, çözümden bahsedemeyiz. O açıdan elbette demokratik bir anayasanın yapımı son derece önemlidir.</p>

<p></p>

<p>Bununla da paralel, eş güdümlü iç içe tüm bu tartışmalarla, Türkiye'de demokratik, siyasi ve hukuki adımların da atılması gerekiyor. Bu anlamda Kürt sorununun demokratik çözümüne dönük, yerel demokrasiyi tanıyan, tekçi ve merkeziyetçi yönetim sistemine, devlet sistemine, bu anlamda bu sistemi ciddi bir reformdan geçiren bir sürece de çok ciddi ihtiyaç var. Bu süreçte hâlen Kürt sorununun çözümüne dönük de elbette ciddi bir gündem, çalışma gelişmiş değil. İş getirilip sadece silahlara indirgeniyor. Bu işin nedenleri tartışılmadan, yerel demokrasi tartışılmadan, Türkiye'nin demokratikleşmesi tartışılmadan, sadece böyle silahlara endekslenmiş, indirgenmiş bir tartışma, son derece sığ, dar, çözüm üretmeyen bir tartışma oluyor. Bunun da artık gelinen aşamada giderilmesi ve aşılması gerekiyor” diye ifade etti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>SÜRECİN YÜRÜTÜCÜ GÜCÜ&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın koşullarına dair de konuşan Besê Hozat, şöyle devam etti: “Önderliğin koşullarında herhangi bir değişiklik söz konusu değil. İstedikleri zaman tecridi gevşetiyorlar, istedikleri zaman tecridi sertleştiriyorlar. Önderlikle bazen oluyor ki haftalarca, iki ayı bulan sürede görüşmeler olmuyor. Şimdi bu sürece elbette her defasında ifade ediyorlar ki bu devlet kararıdır. Bu süreç devlet kararı temelinde gelişen bir süreçtir. Kararlıyız bu süreci yürütmede diyorlar. O zaman Önder Apo'nun ivedilikle koşullarının değiştirilmesi gerekiyor. Önder Apo'nun özgürce bu süreci yürütmesi gerekiyor. Şimdi böyle çeşitli kurullar tartışılıyor, koordinatörlükler tartışılıyor. Geçen gün çeşitli programlarda arkadaşlar da değerlendirdiler. Bunlardan öte Önder Apo'nun özgürce süreci yürütmesi lazım. Önder Apo barış ve demokratik toplum sürecinin yürütücü gücüdür, önderidir. Bu süreci yürütecek, bu süreci yönetecek.</p>

<p></p>

<p>Bu sürecin başarısında belirleyici rol oynayacak Önder Apo'dur. Ama Önder Apo'nun da elbette özgürce çalışmasıdır. Önder Apo'nun özgürce çalışır ve yaşar koşullarının da bu anlamda hukuki güvenceye, hukuki bir çerçeveye kavuşturulmasıdır. Bu işler defacto da olmaz. Önder Apo süreci özgürce yürütecekse, bu özgürce süreci yürütmenin de bir hukuki çerçevesi olmalıdır. Bir yasal düzenlemesi olmalıdır. Hukukta bunun bir adı olmalıdır, bir statüsü olmalıdır. Bu işin bir resmiyeti de olmalıdır. Resmi ve fiili yürütmeli ve bunun da bir hukuki çerçevesi olmalıdır, adı olmalıdır. Vasfı olmalıdır. Bu önemlidir. Baştan beri bu konuda sürecin başarıyla yürümesi için Önderliğimizin çok büyük bir emeği var, çabası var. Bu konuda gerçekten Önderliğimiz günün 24 saati büyük bir emek ve enerji harcıyor.</p>

<p></p>

<p>Şimdi elbette buna uygun da bir yaklaşım gelişmesi lazım. Önderliğimiz bu süreci geliştirmede son derece kararlıdır, ısrarlıdır, inançlıdır. Ama muhatabında da aynı kararlılığı, aynı inancı, aynı ciddiyeti elbette görmek istiyor. Hareket olarak biz de görmek istiyoruz. Muhatap da, devletin kendisi de bu süreci geliştirmede ciddi, kararlı ve iddialıysa o zaman bunun demokratik, siyasi ve hukuki zeminini de oluşturması ve demokratik adımlar atması gerekiyor. Hızlı bir biçimde, artık zamana yaymadan, Önderliğimizin bu süreci özgür koşullarda yürüteceği hukuki, siyasi bir zeminin de garantisinin de olması gerekli.”</p>

<p></p>

<p>STATÜ VURGUSU&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan’ın yer alacağı kurula dair iktidar tarafından yapılan açıklamalara dair de konuşan Besê Hozat, “Önderliğimiz alt kurulda rol almıyor. Bildiğimiz kadarıyla bu bir algıdır. Böyle bir algı yaratılıyor. Önderliğimiz Barış ve Demokratik Toplum sürecinin koordinatörüdür. İlla da koordinatör diyeceksek, Önderliğimiz Barış ve Demokratik Toplum sürecinin koordinatörüdür. İki yıldır zaten bu koordinatörlüğü yapıyor. Fiili olarak Önderliğimiz yaklaşık iki yıldır 27 Şubat çağrısından bu yana Barış ve Demokratik Toplum sürecinin koordinatörlüğünü yapıyor. Liderliğini, önderliğini yapıyor. Yöneticiliğini yapıyor. Şimdi bu fiili olarak yürüttüğü bu çalışmanın bir hukuki çerçeveye, resmi bir çerçeve, prosedüre, statüye kavuşturulması gerekiyor. Bunun adının resmi olarak konulması gerekiyor. Ve elbette bunun deklare edilmesi, kamuoyuna da açıklanması gerekiyor. İstenen budur.</p>

<p></p>

<p>Oluşturulan kurullar, devletin kendi kurullarıdır. Kendi kurullarıdır, kendi örgütlediği kurullardır. Onların içinde devletin kendi insanları var. Kendi perspektifi, belirlediği politika temelinde sürece uygun çalıştırmayı öngörüyor. Önder Apo Barış ve Demokratik Toplum sürecinin koordinatörüdür. Bu sürecin yönetimidir, Önderidir. Fiili olarak yaklaşık iki yıldır geliştirdiği bu sürecin, dediğim gibi tekrar belirtiyorum, öneminden kaynaklı altını tekrardan çiziyorum. Bunun bir resmiyete, bir statüye kavuşturulması ve adının konulması gerekiyor. Bu önemli, istenen ve beklenen budur” diye belirtti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>ANTİDEMOKRATİK SALDIRILAR&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Sürece dair farklı çevrelerin değerlendirmelerine de değinen Besê Hozat, “Bazen haksız eleştiriler de gelişiyor. Bazı kesimler önderliğimize dönük de çok çirkin saldırılar da yapıyor. Ben demokrasi güçlerinin, sol sosyalist hareketlerin, Türkiye'deki demokrasi güçlerinin ve özellikle çeşitli eleştirilerini, kaygılarını, endişelerini anlaşılır buluyorum bir noktaya kadar. Şimdiye kadar devlet herhangi bir demokratik adım atmadı. Toplum üzerinde, demokrasi güçleri üzerinde, muhalefet üzerinde iktidarın hâlen çok yoğun bir tazyiki ve saldırıları var. Son derece böyle antidemokratik saldırılar ve uygulamalar geliştiriyor. Bu çok ciddi zaten rahatsızlık ve öfke yaratıyor. Bu anlamda demokrasinin olmadığı bir yerde, bu sürecin ne kadar başarılı yürüyeceği, yürütüleceği çok ciddi kaygı ve endişe konusu oluyor.</p>

<p></p>

<p>Demokrasi güçlerinin, sol sosyalist hareketlerin bu konudaki endişe ve kaygıları yerindedir. Aynısını biz de taşıyoruz. Bunu açık ifade etmek lazım. Demokratikleşmenin olmadığı yerde, Türkiye demokratikleşmeden, Türkiye yerel demokrasiyi kabul etmeden, demokratik siyasi ve hukuki adımlar atmadan, Türkiye'de Barış ve Demokratik Toplum sürecinin başarıya gitmesi mümkün değil. Bu açıktır. Bu sürecin başarısında Türkiye'deki demokratikleşmenin çok belirleyici bir yeri ve rolü var. Şimdi bu zemin, bu ortam oluşmadan, bu anlamda iktidarın da politikalarında değişiklik olmadan bu süreçte başarı beklemek pek mümkün değil. Şimdi iktidarın uygulamalarına bakıyorlar çeşitli güçler, elbette inançsızlığa düşüyorlar, karamsarlığa düşüyorlar. Ciddi kaygı ve endişe taşıyorlar ve bu çeşitli sağlıksız tartışmalara ve Önderliğimize, harekete dönük de ön yargılara da yol açıyor. Bazıları tartışıyor, sanki böyle önderlik, Kürt Özgürlük Hareketi, AKP ile gizli bir anlaşma yapmış.</p>

<p></p>

<p>AKP'nin de hesapları var, seçim hesabı var, şu hesabı var, bu iktidar hesabı var. Bu süreci de bu temelde kullanacak. Bu zaten Önderliği hiç tanımamaktır. Bu tür böyle gerçekten düşüncelere gitmek, bu tarzda kaygılar yaşamak, Önderliği tanımamaktır hiç, Özgürlük Hareketi’ni tanımamaktır. 53 yıllık mücadeleyi ve mücadelenin ortaya çıkardığı sonuçları görmemektir bir bakıma. Bu büyük bir haksızlıktır dolayısıyla. Bu tür şeylere girmemek lazım. Önderliğimiz de son derece ilkeli, büyük bir demokrasi, özgürlük, barış mücadelesi veriyor. Bu süreç başarıya giderse, Barış ve Demokratik Toplum süreci, Türkiye nefes alacak. Türkiye'de demokrasi gelişecek, özgürlükler gelişecek, adalet gelişecek. Türkiye bambaşka bir sürecin içine girecek. Bu açıktır. Özgürlük Hareketi'nin, Önder Apo'nun 53 yıllık mücadelesi bunun ispatıdır. Ortaya çıkardığı sonuçlar bunun ispatıdır. Bu konuda endişeye, kaygıya kapılmak çok yersizdir. Onu açıkça belirtelim.</p>

<p></p>

<p>Eğer Türkiye'de demokrasi isteniyorsa, barış isteniyorsa, özgürlük, eşitlik, adalet isteniyorsa, tüm bu güçlerin bu sürece çok güçlü sahip çıkması gerekiyor. Sorumluluk almaları gerekiyor. Bu sürece öncülük yapmaları gerekiyor. Kürt Özgürlük Hareketi ile demokratik siyasi yapıyla birlikte, siyasi yapıyla birlikte ortak bir demokrasi, özgürlük, eşitlik mücadelesi vermesi gerekiyor. Bunun da odağında Önder Apo'nun özgürlüğü var. Önder Apo'nun özgürlüğü Kürtlerin özgürlüğünden bağımsız değil ki, Türkiye demokrasisinden bağımsız değil ki. Önder Apo'nun özgürlüğü demek gerçekten Kürtlerin özgürlüğü demektir. Türkiye'nin demokratikleşme sürecine girmesi demektir. Bu çok açıktır. Şimdi bu konuda enerjiyi buna sarf etmek, bunun için çalışmak, bu süreci güçlü sahiplenmek, öncülük yapmak çok önemlidir” diye ifade etti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Besê Hozat, sürece destek amacıyla yapılan kampanyalara dair de şu değerlendirmelerde bulundu: “Mesela bu çok gerçekten anlamlı ve değerli bir eylem. Bunu daha da büyütmek, yaygınlaştırmak gerekiyor. Türkiye'nin temel çıkmazı nedir? Türkiye'de birçok yapı kendi kulvarından mücadele yürütüyor. Mücadele bir yerde birleşmiyor, ortaklaşmıyor, bir sinerjiye dönüşmüyor. Kadın hareketi kendi cephesinde bir mücadele yürütüyor, gençlik kendi cephesinde, ekoloji hareketleri, çevre hareketleri öyle, emekçiler öyle, köylüler öyle, demokrasi güçleri öyle, böyle herkes kendi mahallesinde, kendi çeperinde, kendi kulvarında bir mücadele yürütüyor ve her birini bir nehir gibi düşünürsek, her bir nehir ayrı bir yerden akıp gidip, ayrı bir yere akıyor.</p>

<p></p>

<p>Bu nehirler birleşse, bu mücadele dinamikleri bir araya gelse, ortak bir mücadele, birleşik bir mücadeleye dönüşse, bu Türkiye'de çok güçlü bir demokrasi hareketini ortaya çıkaracak, çok güçlü bir demokrasi dinamiğini ortaya çıkaracak ve bu süreci de güçlü bir sahiplenmeyi ortaya çıkaracak, yaratacak. Barış ve Demokratik Toplum sürecinin başarısında da belirleyici bir rol oynayacak. Şimdi bu önemli. Mesela aydınların geliştirdiği inisiyatif çok değerlidir, anlamlıdır. Ama sadece aydınlarla sınırlı kalırsa ve sadece böyle bin bir imza, birazcık bunu aşan bir imza kampanyasıyla, tutumuyla sınırlı kalırsa elbette bir anlamı, değeri vardır. Ama yaratacağı sonuç açısından bir yere kadar bir sonucu var. Diyelim kadınların yürüttüğü bir mücadele var. Kadınlar da karar aldı.</p>

<p></p>

<p>Kadınlar açısından, Kürdistan’da ve Türkiye'de yine içinde sanatçıların, siyasetçilerin, aydınların, akademisyenlerin bulunduğu, işte Barış ve Demokratik Toplum sürecinde kadınların rolünü tartışmak, erkek ve devlet şiddetine karşı ortak mücadele hattı yaratmak için konferans düzenleyecekler. Bu arada kadınlar için de söyleyeceğim.</p>

<p></p>

<p>KADINLARIN ORTAK MÜCADELESİ&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Evet, belirttiniz. Hatırlattınız, doğru. Kadınlar da yan yana adıyla bir süreç başlattı, bir mücadele süreci başlattı. Sanıyorum Ekim sonu, Kasım başında da bir çalışma yapacaklar. Orada da ortak mücadele planı çıkaracaklar. Ortak ve birleşik bir mücadele yürütecekler. Bu çok önemlidir. İşte kadınların yürüttüğü bu mücadele, dediğim gibi bu aydınların bin bir imzayla geliştirdiği, bu süreç, mücadele süreci, emekçilerin, çevre ekoloji hareketlerinin bir bütünen, Türkiye'deki tüm demokratik dinamiklerin mücadelesi bir potada birleşirse, ortak bir mücadeleye dönüşürse ve bu mücadelenin merkezindeki hepsinin zaten talebi odur, demokrasidir, özgürlüktür, eşitliktir, adalettir, ortak, demokratik bir yaşamdır. Bu çok güçlü gerçekten Türkiye'de bir demokrasi hareketini ortaya çıkaracak. Barış ve Demokratik sürecin başarıya gitmesinde de çok çok önemli bir rol oynayacak ve bu süreci ben inanıyorum ki hızlandıracak.</p>

<p></p>

<p>Bu iktidar üzerinde de ciddi bir basınç oluşturacak, baskı oluşturacak. İktidarın da devletin de zamana yaymadan daha hızlı bir biçimde demokratik siyasi ve hukuki adımlar atmasını getirecek. Bu mücadeleyle olur. Oturup böyle seyretmekle, beklemekle, herkesin böyle sınırlı bir mücadeleyi kendi mahallesinde sürdürmekle bu süreç kısa sürede başarıya gitmez. O mücadelelerin de tekrar belirtiyorum bir anlamı var fakat o mücadeleleri bir potada buluşturmak, ortak bir mücadele, ortak bir sinerjiye dönüştürmek gerekiyor. Bu çok güçlü bir demokrasi iradesini, gücünü, hareketini ortaya çıkaracak ve devleti, iktidarı da demokratik adım atmaya zorlayacak. Bu süreci hızlı bir biçimde yürütmesine vesile olacak. Bunu geliştirmek gerekiyor.</p>

<p></p>

<p>Kadınlar açısından da öyle. Kadınlar bu sürecin öznesidir, öncü gücüdür, belirleyen gücüdür. Demokratik toplum sürecinin inşa gücüdür, temel inşa gücüdür. Bu süreç gerçekten kadınların öncülüğünde, kadınların büyük katılımıyla, güçlü katılımıyla ve mücadelesiyle gelişecek bir süreç. Kadınlar da bu mücadelesini toplumdaki diğer demokratik dinamiklerle buluşturabilmeli, birleştirebilmeli. Bütün bu mücadelelerin de özne gücü, öncü gücü olmayı başarabilmelidir. Bu önemlidir. Bu gelişirse ben inanıyorum ki bu son derece böyle iktidar ve devlet üzerinde de ciddi bir baskıya, basınca dönüşecek ve demokratik adımların atılmasını beraberinde getirecek bu çalışmalar son derece değerlidir.</p>

<p></p>

<p>EKOLOJİ MÜCADELESİ&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Şimdi Giyadîn'de geçen gün bir yürüyüş vardı. Toprağımızı ve suyumuzu koruyalım. Çok önemlidir. Her yerde büyük bir doğa talanı var. Kürdistan'da, Türkiye'de, Giderek ekoloji hareketleri gelişiyor. Bu konuda ciddi bir duyarlılık oluşuyor. Karadeniz'de, Ege'nin köylerinde de toprağına, ağacına, zeytinine, ormanına, suyuna sahip çıkan bu konuda çok ciddi bir köylü hareketi de gelişiyor. Kadınlar da bunun başını çekiyor. Bu çok değerlidir. Aylardır, neredeyse böyle bir yılı bulacak, Gimgim'da bir mücadele var, Dersim'de var, Şırnak'ta var. Kürdistan'da zaten bir doğa yıkımı var. Bir kırım var gerçekten, bir ekolojik kırım var. Soykırım politikasının bir parçası olarak yıllardır geliştiriliyor ve bu hâlen son bulmuş değil. Bunu sürdürüyorlar. Bu konuda bir duyarlılık var. Bunun da kapsamlaşması, yaygınlaşması gerekiyor. Her yerde bu konuda çok ciddi bir mücadelenin yürütülmesi lazım.</p>

<p></p>

<p>İşte uyuşturucuya karşı Şiyar Be kampanyası var. Bu da önemli bir duyarlılık yaratıyor. Bu konuda da ciddi bir toplum kırım, gençlik kırım, çocuk kırım politikası uyuşturucu üzerinden, fuhuş üzerinden, kadın şiddeti üzerinden geliştiriliyor. Tüm bunlar dediğim gibi böyle gelişir, yaygınlaşır ve ortak bir potada buluşursa bu güçlü bir sinerji ortaya çıkaracak, çok güçlü bir toplumsal demokrasi hareketini ortaya çıkaracak. Sürecin başarısında çok çok önemli bir rol oynayacak. Buna çalışmak, bunun üzerinde yoğunlaşmak, buna çabalamak gerekiyor.”</p>

<p></p>

<p>FEDERE KÜRDİSTAN’DAKİ GELİŞMELER</p>

<p></p>

<p>“Son süreçte Güney Kürdistan'da da olumlu gelişmeler oldu. KDP ve YNK Pêşmergeleri ortak bir bakanlık altında toplandı, birleştiler. Bu durum süreç üzerinde nasıl bir etki yaratır?” sorusuna yanıt veren Besê Hozat, “Başûrê Kürdistan'ın durumu önemlidir. Pêşmergelerin ortak bir bakanlık altında bir araya gelmesi, birleşmesi de iyi bir gelişmedir, olumlu bir gelişmedir. Hükümet kurma tartışmaları da var. Biliyorsunuz seçimden sonra şimdiye kadar Başûr'da hükümet kurulmuş değil. Bu tartışmaların da elbette bir sonuca gitmesi önemlidir. Başûr'da demokratik bir hükümetin kurulması çok önemlidir. Biz bunu çok önemsiyoruz. Başûr'da da artık gerçekten parti iktidarına dayalı, aile iktidarına dayalı dönem aşılmalıdır. Tüm halk temsilcilerinin, örgütlü yapılarının, siyasi yapılarının içinde olduğu demokratik bir biçimde kendisini ifade ettiği, temsil ettiği demokratik bir birlik hükümeti oluşmalıdır. Giderek hem böyle Başûr'daki federal yapı, demokratik federal bir yapıya, sisteme dönüşmeli, hem de yönetim demokratik bir hükümete, yönetime dönüşebilmelidir.</p>

<p></p>

<p>Demokrasisini sağlamış, kendi iç barışını sağlamış bir sistem ve yönetim Irak'ın da demokratikleşmesinde, bölgenin de demokratikleşmesinde çok büyük bir rol oynayacak ve belirleyici bir güç olacak. Böyle olursa hem Türkiye'de, hem Başûr'da, Suriye'de, İran'da bir bütünen Kürtlerin yürüteceği demokratik mücadele, Ortadoğu'nun da demokratikleşmesinde gerçekten çok büyük bir rol oynayacak ve bölgeyi de demokratikleştirecek. Bu konuda Başûr'un da rolü önemli olacak. Demokratik federal bir Başûrê Kürdistan ve demokratik bir birlik hükümeti, yine Pêşmergelerin, birleşik bir ordu gücü bu son derece önemlidir. Başûr'un ve Irak'ın demokratikleşmesinde katkısı çok büyük olacaktır, buna inanıyoruz” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>SURİYE VE ROJAVA&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Rojava’daki gelişmeler ve entegrasyon sürecine dair de konuşan Besê Hozat, “Suriye'de demokratik bir devletten, bir hükümetten, yönetimden bahsetmek zaten hiç mümkün değil. merkeziyetçi, tekçi, faşist bir sistem var şu anda Şam'da. Merkeziyetçi, faşist bir sisteme, demokratik bir entegrasyon da zaten pek mümkün olmuyor. Mevcut durumda, Rojava’da yürütülen demokratik entegrasyon çalışmalarının sürecin özüne ve ruhuna uygun ilerlemediği ve entegrasyonun doğru biçimde gelişmediği açıkça görülüyor. Anlaşılan o ki demokratik entegrasyon hâlâ tam olarak anlaşılmış ve kavranmış değil. Oysa demokratik entegrasyon ancak demokratik bir devletle mümkündür. Demokratik bir devlet, demokratik bir cumhuriyet olmadan demokratik bir entegrasyon sağlanamaz. Demokratik entegrasyon nedir? Demokratik entegrasyon, yerel demokrasinin, öz yönetimin, demokratik özerkliğin devlet tarafından kabulü demektir.</p>

<p></p>

<p>Ve bu anlamda da devletin de kendisini değiştirmesi demektir. Demokrasiye duyarlı hale gelmesi demektir. Demokratik cumhuriyet inşası temelinde bir süreci geliştirmesi demektir. Demokratik bir anayasal düzenlemeye devletin de katılması demektir. Şimdi bunlar var mıdır Suriye'de? Yoktur. Dolayısıyla şu anda entegrasyondan anlaşılan nedir? 14 yıldır devam eden demokratik özerk yönetim kurumlarının bir nevi böyle Şam'a devredilmesi biçiminde anlaşılıyor. Devlet sistemine göre bir bakıma böyle Rojava alanının da Hesekê vilayetinin de yönetilmesi biçiminde anlaşılıyor. Bu çok yanlış bir anlaşılma biçimidir. Demokratik entegrasyonu çok yanlış bir biçimde anlama ve kavrama biçimidir. Demokratik entegrasyon süreci öyle kolay gelişecek bir süreç değil. Devletin demokratikleşmesiyle, Suriye'nin de demokratikleşmesiyle, demokratik bir Suriye inşasıyla paralel, eş güdümlü, iç içe gelişecek bir süreçtir. Bu ciddi bir demokrasi mücadelesi istiyor, çalışması istiyor.</p>

<p></p>

<p>Elbette bütün bu süreçler içerisinde Şam'daki zihniyet bellidir. Son derece antidemokratik, faşist bir zihniyet hâlen var. Bu anlamda gerilimli geçecek bir süreçtir. Öyle kolay kolay gelişecek bir süreç de değildir. Bu sürece de elbette bunu da göze alarak bir demokrasi mücadelesinin yürütülmesi gereklidir. Bu konuda problemler var. İşte en son anadilin 3 saate, seçmeli derse indirgenmesi, haftada 3 saate indirgenmesi biraz önce bahsettiğim Şam'daki bu anlayışın bir sonucudur. Şimdi Şam'da demokratik bir sistem olmazsa, bir yönetim biçimi olmazsa elbette o zihniyetin kabul edeceği şey anadilde eğitim olmaz. Kabul edeceği şey en fazla en fazla 2-3 saat seçmeli ders olur. Şimdi Rojava 14 yıldır demokratik özerklikle yönetiliyor. Demokratik ulus paradigması orada beden kazandı.</p>

<p></p>

<p>ANADİLDE EĞİTİM İÇİN BÜYÜK BEDELLER ÖDENDİ</p>

<p></p>

<p>14 yıldır Rojava'da, genel Kuzey-Doğu Suriye'de halklar birlikte demokratik özgür bir biçimde bir arada yaşadı. Her halk, Kürtler de başta olmak üzere kendi anadilinde eğitim gördü. Kürtler anadilde eğitim yaptı, Asuri Süryaniler anadilde eğitim gördü. Kuzey-Doğu Suriye'de yaşayan tüm kesimler Arapları ile çok dilli kimliği oldu Rojava'nın. Şimdi bir bütünen böyle bunu görmezden gelen, bir bakıma bunu böyle reddeden, inkâr eden bir yaklaşım gözleniyor. Bir yaklaşım görülüyor. Şimdi bu yaklaşım, bu anlayış, bu zihniyet Suriye'ye demokrasi getirmez, barış getirmez, özgürlük getirmez. Halkların bir arada özgürce, kardeşçe yaşamasını getirmez. Bu zihniyet aşılmazsa, Suriye bir biçimde bugün olmaz yarın, yarın olmaz diğer gün, fakat Suriye hiç savaştan kurtulamaz. Gerginlikten kurtulamaz, istikrarsızlıktan kurtulamaz. Bu açıktır. Haftada 3 saat seçmeli ders olarak kimse Kürtçe eğitim göremez, bunu kabul edemez. Zaten kabul etmediklerini ifade ediyorlar.</p>

<p></p>

<p>ZİHNİYET DEĞİŞİKLİĞİNE İHTİYAÇ VAR&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Her gün çocuklar, gençler, yaşlılar, tüm Rojava halkı 7'den 70'e ayaktadır. Çok ciddi protestolar gelişiyor. Bu belli ki devam edecek. Çok büyük bir öfke yarattı bu. Bir halkın dilini, anadilde eğitimini kabul etmiyorsan sen o halkın varlığını da kabul etmiyorsun demektir. Bir halkın varlığını kabul etmek demek, o halkın anadilde eğitimini kabul etmek demektir. Anadilde eğitimini yasaklamak ne demek? Yasaklamak ne demektir? Büyük bir mücadele verdi bu halk, çok büyük bedeller verdi. Bu bedeller anadilde eğitim görmek içindi, özgürce kendisini yönetmek içindi, öz yönetimi içindi, öz savunması içindi. Şimdi bunları yok saymak demek, Suriye'nin istikrarsızlığına sonuna kadar kapıyı açmak demektir, ardına kadar açmak demektir. O açıdan çok ciddi bir gerçekten bu konuda zihniyet değişikliğine ihtiyaç var. Şam'da zihniyet değişikliği olmadan sağlıklı, doğru bir demokratik entegrasyon süreci de gelişmez, bu mümkün olmaz” ifadelerinde bulundu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İRAN VE ROJHİLAT&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İran ve Rojhilat’ta yaşanan gelişmelere ilişkin de konuşan Besê Hozat, şöyle devam etti: “Tabii İran büyük bir savaşın içindedir. Şu anda göreceli olarak biraz sakinleşmiş olsa da aslında böyle savaş devam ediyor. Her biçimde İran üzerinde ambargodur, saldırılardır sürüyor. Bu savaş sürecinde İran da çok ciddi bir zayıflamayı yaşadı. Bu açık. Toplum üzerinde de çok yoğun baskılar uyguladı. İdam politikaları artarak devam etti. Katliamlar çok yaygın bir biçimde sürdürüldü. Toplum katliamlarla, idamlarla böyle sindirilmeye çalışıldı, bastırılmaya çalışıldı. Böyle göreceli olarak bir sessizlik durumu toplumda gelişti. Fakat bu rejime karşı, yönetime karşı toplumun öfkesinin dindiği, taleplerinin ortadan kalktığı anlamına hiç gelmez. Sanıyoruz İran rejimi de yönetimi de bu gerçeği görüyor. Toplumda çok birikmiş büyük bir öfke var. Jin Jiyan Azadî Serhildanları zaten bunun patlamasıydı, zirvede yaşanmasıydı.</p>

<p></p>

<p>7'den 70'e bütün İran toplumu, sadece yoksulu değil, orta sınıfı, sadece orta sınıfı değil, devlet içerisinde birçok bürokrasiden kesim bu serhildanda yer aldı. Tepkisini ortaya koydu, taleplerini ortaya koydu. Elbette bu konuda, bu serhildanların başını kadınlar çekti. Gerçekten çok görkemli bir kadın mücadelesi gelişti. Jin Jiyan Azadî Devrimi İran'da, Rojhilat'ta bir toplumsal devrim yarattı. Çok ciddi bir toplumsal değişim ve dönüşüme yol açtı. Artık bu geri döndürülemez. Gerçekten İran'da sosyolojik olarak da toplumda çok ciddi bir değişim söz konusu, demokratikleşme söz konusu. Toplumda demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet talepleri çok çok artmış durumdadır. İran gözünü buna kapatırsa, kulaklarını buna kapatırsa, görmezden gelirse, duymazdan gelirse bir bütünen kaybeder. &nbsp;Zaten dış bir müdahaleyle de karşı karşıya, içte de bu kadar ciddi bir rahatsızlık söz konusu.</p>

<p></p>

<p>Gelinen aşamada zaten mevcut yönetimin de, rejimin de meşruiyeti kalmamıştır. Çok ciddi bir meşruiyet kaybı yaşadı. Toplumun rıza göstermediği bir iktidarın ayakta kalması mümkün değildir. Belki kısa süreli baskıyla, zulümle, idamla, korkutarak, sindirerek birazcık ömrünü uzatabilir. Ama o birazcıktır. Uzun süre kendisini ayakta tutamaz. Meşruiyet çok önemli bir şey. Şu anda meşruiyetini kaybetmiş bir rejim, bir iktidar söz konusudur. O açıdan da önünde iki seçenek var elbette. Ya çok ciddi reformlara gider, demokratik adımlar atar. İran demokratikleşerek toplumun, bir bütünen kadınların taleplerine cevap vererek bu süreci atlatır, aşar. Ya da çözülür. Başka bir yol, seçenek önünde yoktur. Ama doğrusu nedir tabii ki? Demokratik adım atmasıdır. Bu konuda Kürtlerin de rolü çok önemli oluyor.</p>

<p></p>

<p>İDAM POLİTİKALARIYLA TOPLUM SİNDİRİLEMEZ</p>

<p></p>

<p>Baştan beri özellikle PJAK çok doğru bir strateji izledi. Yerel demokrasi temelinde İran'ın demokratikleşmesini hedef alan, esas alan bir politika yürüttü. Bu temelde çalıştı ve mücadele etti. Bu doğru bir politikadır. İran'ı demokratikleştirecek olan da gerçekten odur. Kürtler başta olmak üzere kimliğini, özgürlüklerini tanımak, haklarını tanımak, yerel demokrasiyi kabul etmektir. İran tarih boyu da hep böyle uzun yıllar, yüzyıllar federal bir biçimde yönetilmiş. Buna uygun bir tarihi de var. Sosyolojisi, tarihsel gerçekliği de demokratik yönetime oldukça uygundur. Bu konuda birikimi tecrübesi oldukça fazladır. Hâlen de İran'da birçok eyalet var. İşte Kürdistan eyaleti de var. Fakat çok içi dolu değil, işlevsel değil. Şimdi tekrardan mesela güncellenebilir.</p>

<p></p>

<p>Demokratik, federal bir İran, demokratik, öz yönetimlere dayalı, yerel demokrasiye dayalı Rojhilat, İran'da yaşayan tüm kesimler, halklar, inançlar bu temelde, yerel demokrasiye dayalı kendilerini özgürce ifade eder, örgütlenirlerse ve bu temelde demokratikleşirse İran, bu durumdan çıkabilir. Bu süreci de başarıyla atlatabilir. Bu da önemlidir. Bu konuda Kürtlerin mücadelesi de, geliştirdiği strateji ve politika da çok önemli bir örnek oluşturuyor. Diğer örgütleri açısından da, İran'daki, Rojhilat'taki diğer demokratik dinamikler açısından da bir modeldir. Bu önemlidir. Bu temelde, İran'da da demokrasi, ittifakı çok önemlidir. İran'ın içerisinde de birçok dinamik var. İran'ın demokratikleşmesinden yana olan çeşitli kesimler var, çevreler var. Bunlar da bu ittifak etrafında bir araya gelir, birleşirlerse, ortak bir mücadele gücü ve iradesi gösterirlerse, İran'ın demokratikleşmesinde de bu hareketin de çok önemli bir rolü olacaktır.</p>

<p></p>

<p>İDAMLARA KARŞI KAMPANYA&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bu idamlara karşı da bir kampanya başlatıldı. KJAR yıllardır bu kampanyayı yürütüyor. Genel olarak bir PJAK kampanyasına da dönüştü. Fakat bu PJAK, KJAR'la sınırlı kalan bir kampanya olmamalıdır. Gerçekten bu idam uygulamaları çok vahşi uygulamalardır. Hele bu çağda korkunç kabul edilemeyecek bir idam politikasıdır. Buna karşı da bu kampanyayı bir hamle düzeyine çıkarmak, herkesin bu kampanyayı, bu hamleyi sahiplenmesini sağlamak çok önemlidir. Hem tüm dört parça Kürdistan, ülke dışı, hem de idama karşı olan her türlü antidemokratik uygulamalara karşı olan, İran'da demokrasiyi, özgürlüğü, eşitliği savunan, demokratik bir İran için mücadele eden tüm kesimlerin, çevrelerin ve güçlerin de idama karşı bu kampanyaya, hamleye katılmaları çok önemli. Sesini yükseltmeleri çok önemli. Mücadelelerini büyütmeleri ve ortaklaştırmaları çok önemlidir. Buna karşı da çok güçlü mücadele etmek lazım.</p>

<p></p>

<p>Geçen gün bir haber vardı. Bir hafta içerisinde İran'da 28 idam gerçekleşmiş. Korkunç bir şeydir bu. Özellikle bu son bir, bir buçuk yıldır çok ciddi bir artış var. Çok ciddi bir artış var. Böyle idam politikalarıyla bu toplum sindirilemez. Gerçekten bunu görmeyen iktidar kördür. Sağırdır, anlaşılmaz bir şeydir gerçekten. Bu daha fazla öfkeyi biriktiriyor. Daha fazla direnci biliyor. Jin Jiyan Azadî Serhildanları dediğim gibi yılların, on yılların ortaya çıkardığı bir sonuçtur, patlamadır. Mevcut durumda da devam ediyor. O açıdan idama karşı da çok güçlü bir mücadele yürütmek lazım. Ve Rojhilat örgütlerinin yanında da, bu anlamda onların geliştirdiği bu hamlenin yanında da tüm kesimlerin demokrasiden yana olan, özgürlükten, eşitlikten yana olan herkesin de bunların yanında yer alarak bu mücadeleye katılmaları gerekiyor”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 26 14:44:18 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/bes-hozat-surec-tek-tarafli-gitmez-mumkun-degil-h108331.html">Besê Hozat: Süreç tek taraflı gitmez, mümkün değil</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/isig-agustos-raporu-226-isci-yasamini-yitirdi-h108330.html</link>
		<title>İSİG Ağustos raporu: 226 işçi yaşamını yitirdi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İSİG, Ağustos ayı “İş Cinayeti Raporu”nda 226 işçinin hayatını kaybettiğini açıkladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG), Ağustos 2026 “İş Cinayeti Raporu”nu açıkladı. Rapora göre Ağustos ayında 226 işçi iş cinayetlerinde hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden işçilerden 15’i kadın, 211’i ise erkek olduğu ifade edildi. Raporda hayatını kaybedenlerden 15’i çocuk, 16’sı göçmen olduğu vurgulandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Ölüm sebeplerine de yer verilen raporda, yüzde 22 trafik kazası, yüzde 21 yüksekten düşme, yüzde 19 ezilme ve göçük olarak kaydedildi.&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 26 14:43:26 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/isig-agustos-raporu-226-isci-yasamini-yitirdi-h108330.html">İSİG Ağustos raporu: 226 işçi yaşamını yitirdi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/abdullah-ocalan-cumhuriyet-demokratiklesmezse-entegrasyon-gerceklesmez-h108329.html</link>
		<title>Abdullah Öcalan: Cumhuriyet demokratikleşmezse, entegrasyon gerçekleşmez</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Londra’daki konferansa mesaj göndere Abdullah Öcalan, “Hukuk olmadan varlık statü kazanamaz; demokratik mücadele zeminsiz kalır. Ulus-devletin tek yanlı, merkezî hukuku anayasal ve yasal reformlarla yeniden düzenlenmeden güven inşa edilemez” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Londra’da düzenlenen Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı"na mesaj gönderdi. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı ile birlikte yeni bir dönemin kapısının aralandığını ve Türkiye toplumu tarafından bu çağrının kucaklandığını belirten Abdullah Öcalan, onurlu bir barış sağlanmadan demokrasi ve özgürlüğün kalıcı olmayacağını vurguladı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan’ın mesajı şöyle: 27 Şubat 2025 tarihinde yaptığım Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı, yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. PKK hareketi, demokratik siyaset, TBMM temsili olan partiler ve geniş anlamda Türkiye toplumu bu çağrıyı kucaklamıştır. Şimdi vakit, açılan bu kapıdan ilerleme zamanıdır. Sizlerin bu konferansta ele aldığınız konular tam da bu eşiğin işleridir. Uluslararası deneyimlerden ve Kürt perspektiflerinden yararlanarak siyasi bir açılımın nasıl kalıcı bir barışa dönüşeceğini tartışmanız, çağrının pratik karşılığıdır.</p>

<p></p>

<p>SİLAHLARIN SUSMASI BİR BAŞLANGIÇTIR</p>

<p></p>

<p>Barış, tek bir anlaşmayla veya tek bir yasa ile tamamlanmaz. Silahın susması bir başlangıçtır. Kalıcı olan, demokratik toplumun inşasıdır. Silahlı çatışmadan sürdürülebilir barışa geçiş, daha uzun soluklu bir siyasi, hukuki, kurumsal ve toplumsal dönüşüm ister. Bu dönüşümde asıl hedef demokratik toplumu kurmaktır. Bana göre devrim bir iktidar alışverişi değil, inşa ederek dönüşümdür. Şiddetle kazanılmış bir ‘özgürlük’ kısa sürede uğruna mücadele edilen değerlerin zıddına döner. Onurlu barış olmadan demokrasi ve özgürlük kalıcı olmaz; silahların gölgesinde ne demokrasi gelişir ne de toplumsal barış kök salar.</p>

<p></p>

<p>KARDEŞLİK HUKUKU</p>

<p></p>

<p>Bin yıllık Kürt-Türk, Kürt-Fars ve Kürt-Arap ilişkisi, birbirini dışlayan bir karşıtlık değil, gelgitleri olsa da birbirine dayanan bir diyalektiğe sahiptir. Bugün bu ilişkiyi asimilasyonsuz ve ayrılıksız, demokratik entegrasyonla yenilemek mümkündür. Ayrılıkçı çözümler, halkların, kültürlerin ve inançların iç içe yaşadığı bu coğrafyanın gerçekliğine uymaz. Kardeşlik hukuku ise tarihsel ve sosyolojik zemine dayanır.</p>

<p></p>

<p>SINIR ÇİZİLEREK SORUN ÇÖZÜLMEZ&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kürtlerin Türklerle, Farslarla, Araplarla ve bu topraklardaki diğer halklarla ilişkisi sınır çizerek çözülemez. Milyonlarca Kürt, bölge devletlerinin metropollerinde yaşamaktadır. Örneğin; ‘Kürtler kuzeye, Türkler güneye’ türünden bir ayırım ne tarihî paylaşıma ne de toplumsal yakınlığa uyar.</p>

<p></p>

<p>Entegrasyon asimilasyonun tersidir: asimilasyon eritir ve düşmanlığı büyütür; entegrasyon birleştirir, barışı ve kardeşliği inşa eder. Bu bütünleşme, demokratik toplumun varlığını koruyarak, kolektif haklar çerçevesinde demokratik cumhuriyete gönüllü katılmasıdır.</p>

<p>Kurucusu olduğum PKK, dönemin şartlarına bir varlık mücadelesi olarak yükselmiş; Kürt varlığını kanıtlamış ve inkâr zincirini kırmıştır. 2025 dünyasında Kürt halkı artık inkâr edilemez bir tarihsel olgudur. Bu nedenle hareketimizin tarihsel görevi tamamlanmıştır. Her devrimci yapı gibi, misyonunu bitirdiğinde yeni bir forma evrilmelidir. Fesih bir bitiş veya teslimiyet değil, tarihin yeni bir aşamasına geçiştir. Eski formda ısrar, başta Kürtler olmak üzere herkese kaybettirir.</p>

<p></p>

<p>Artık silah kutsanmamalı, toplum inşa edilmelidir. Ulusal kurtuluş savaşı stratejisinin yerini demokratik siyaset almıştır. Daha güçlü silahımız sözdür, hukuktur, örgütlü toplumdur.</p>

<p>Tam demokratik bir siyaset, silahların yalnızca sustuğu değil, şiddetin ve savaş tehdidin karşılıklı ortadan kalktığı normal bir zeminde mümkündür.</p>

<p></p>

<p>Kürtlerin demokrasi bilinciyle katıldığı bir Türkiye gerçek bir demokratik cumhuriyet olur. Türkiye’de ve Ortadoğu’da amaç ayrışmak değil, gerçek bir demokrasiyi birlikte inşa etmektir.</p>

<p></p>

<p>Ortadoğu’da krizden çıkış, sınırları parçalayan yeni ulus-devlet arayışlarında değil, halkların ortaklaştığı noktaları canlandırmakta; yani entegrasyonist bir müzakere ve yerel demokratik ağların inşasındadır.</p>

<p></p>

<p>Değerli dostlar;</p>

<p></p>

<p>Siyasi bir açılımın kalıcı barışa dönüşmesi, tek tarafın kararıyla mümkün olmaz. Entegrasyon; karşılıklı adımları, uzlaşmayı ve birbirinin acısını tanımayı zorunlu kılar. Hukuki sözleşmelerle güvence altına alınmayan bir süreç, kısa süreli bir çatışmasızlığın ötesine geçemez. Kalıcı barış ise demokratik siyasetin günlük hayata, mahalleye, kente ve kurumlara yayılmasını; aynı zamanda duygu dünyamızın ve zihin yapımızın yeni koşullara göre yeniden şekillenmesini gerektirir.</p>

<p></p>

<p>Hukuk olmadan varlık statü kazanamaz; demokratik mücadele zeminsiz kalır. Gereken güvence, demokratik toplumun tanınması, dil ve kültürün serbestçe gelişmesi, genişletilmiş yerel yönetimler hukuku ve anayasal vatandaşlıkla özgür yurttaşlığın birbirini tamamlamasıdır. Ulus-devletin tek yanlı, merkezî hukuku anayasal ve yasal reformlarla yeniden düzenlenmeden güven inşa edilemez. Cumhuriyet demokratikleşmezse, demokratik entegrasyon da gerçekleşmez.</p>

<p></p>

<p>DEMOKRATİK ENTEGRASYON&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Silahlı mücadele yürütmüş kişilerin siyasi ve sivil yaşama dönüşü, demokratik siyaset içinde sorumluluk alma imkânı olmalıdır. Süreç tamamlandığında; bu arkadaşlarımız demokratik tartışmanın, hukukun ve sivil hayatın öznesi olacaklardır. Demokratik entegrasyon ile toplumun parçası haline gelmek ve silahsız, şiddetsiz dönemin pratik öznesi olmaktır.</p>

<p></p>

<p>Çatışma siyasetinden demokratik siyasete geçişi taşıyacak katılım biçimleri temsil siyaseti ve seçimle sınırlı değildir. Yerel demokrasi ağları, mahalle ve kent meclisleri, kooperatifler, siyasi partiler, sivil toplum ve yerel yönetimler bu geçişin damarlarıdır. Demokratik siyaset, toplumun siyasileştirilmesi için yapılan her türlü örgütlenme ve eylemdir.</p>

<p></p>

<p>Anayasal ve kurumsal düzenlemeler siyasi, bölgesel, dilsel ve kültürel çeşitliliği tek tip ulus projesiyle değil, demokratik ulus anlayışıyla karşılamalıdır. Demokratik ulus, farklı kimliklerin eşitlik, özgürlük ve kardeşlik hukukunu paylaştığı bir politika modelidir. Dil, inanç, kültür ve bölgesel farklılıklar zenginliktir. Homojenlik dayatması bu coğrafyada kriz üretmiştir; çeşitliliğin tanınması ise çözümün anayasal temelidir.</p>

<p></p>

<p>VARLIĞIN TANINMASI</p>

<p></p>

<p>Varlık dil ve kültürde somutlaştığına göre, varlığın tanınması eğitim ve kültürel gelişimin önündeki engellerin kalkmasını gerektirir.</p>

<p></p>

<p>Sürdürülebilir çözümde yerel ve bölgesel yönetimler merkezi yükü paylaşan değil, toplumsal varoluşu düzenleyen yerel demokratik yönetimlerdir. Demokratik toplum örgütlenmesi, ulus-devletle aynı siyasi çatı altında, toplumun doğrudan katılımıyla işler. Çözümün ağırlığı merkeze yığılmış yetkide değil, yerelde derinleşmiş demokratik hukukta ve örgütlenmededir. Eğitim, sağlık, kültür, ekonomi ve siyaset alanlarının her birinde meclislerin kurulması, demokratik toplumun kök hücresini hayata geçirir.</p>

<p></p>

<p>Kadınlar, azınlıklar, sivil toplum ve medya barışın ‘sonra çözülecek’ konuları değil, sürecin bugünkü özneleridir. Kadın sorunu demokratik toplumun önündeki temel sorundur. Kadın özgürlüğü ve ekolojik duyarlılık demokratik toplumu inşa etmenin omurgasıdır. Farklı kimlikler, inançlar ve sosyal gruplar komünal çalışmaların öznesi olmalıdır. Onların anlamlı katılımı olmadan ne hukuki reform kök salar ne de toplumsal uzlaşma gerçekleşir.</p>

<p></p>

<p>Sevgili dostlar;</p>

<p></p>

<p>Türkiye halklarına ve bu konferansa çağrım şudur: Amaç ayrışmak değil, gerçek bir demokrasiyi birlikte inşa etmektir. Kürt sorunu artık yalnızca bir halkın sorunu değil; Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun ortak gelecek sorunudur. Sizden beklenen, bu geçişi ve teorik birikimi sahaya indirerek, uluslararası deneyimi bu coğrafyanın tarihsel kardeşlik zeminine bağlayarak somutlaştırmaktır.</p>

<p></p>

<p>Kürt meselesinin çözümsüz bırakıldığı bir Ortadoğu’da, herkes için daha huzurlu, güvenli ve yaşanabilir bir gelecek kurmak mümkün değildir.</p>

<p></p>

<p>KARŞILIKLI ADIM VURGUSU&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Yol, karşılıklı adımlarla, hukuki güvenceyle ve toplumun her gözeneğine yayılan demokratik örgütlenmeyledir. Yeniçağın eşiğinde esas olan devleti yıkmak değil, özgür bir toplumu inşa etmektir.</p>

<p></p>

<p>Bu süreç, herhangi bir kesime karşı ya da yalnızca belirli bir kesime yönelik değildir. Çözümden, barıştan ve demokratik değerlerden yana olan herkese uzatılmış bir el ve birlikte hareket etme çağrısıdır.</p>

<p></p>

<p>Selam ve Saygılarımla,</p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan</p>

<p></p>

<p>İmralı”</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 26 14:42:23 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/abdullah-ocalan-cumhuriyet-demokratiklesmezse-entegrasyon-gerceklesmez-h108329.html">Abdullah Öcalan: Cumhuriyet demokratikleşmezse, entegrasyon gerçekleşmez</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/tuik-e-gore-ekonomik-guven-endeksi-39-ayin-en-yuksek-seviyesinde-h108328.html</link>
		<title>TÜİK&amp;#039;e göre ekonomik güven endeksi 39 ayın en yüksek seviyesinde</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıklamasına göre ekonomik güven endeksi 39 ayın en yüksek seviyesine çıktı]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kurumun eylüle ilişkin ekonomik güven endeksi verilerine göre ağustosta 100,6 olan endeks eylülde yüzde 0,7 yükselerek 101,3’e çıktı. Böylece endeks Haziran 2023’ten sonraki en yüksek seviyesine ulaştı.</p>

<p>Diğer öne çıkan veriler şöyle:</p>

<p>Tüketici güven endeksi: Aylık bazda yüzde 1,3 artışla 91,9</p>

<p>Reel kesim güven endeksi: Yüzde 0,1 artışla 102,5</p>

<p>Hizmet sektörü güven endeksi: Değişmeyerek 111,9</p>

<p>Perakende ticaret sektörü güven endeksi yüzde 1,1 artışla 111,3, inşaat sektörü güven endeksiyse yüzde 0,2 azalarak 83 değerine geriledi.</p>

<p>TÜBİTAK’ın&nbsp;ekonomik güven endeksi tanımı şöyle:</p>

<p>“Ekonomik güvenin takibi için oluşturulan ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetleyen bir bileşik endekstir.&nbsp;</p>

<p>Bileşenleri; tüketici güven endeksi, reel kesim, hizmet, perakende ticaret ve inşaat sektörleri güven endekslerinin alt endeksleridir ve bu alt endekslerin ağırlıklandırılarak birleştirilmesinden oluşmaktadır.&nbsp;</p>

<p>Ekonomik güven endeksinin 100’den büyük olması genel ekonomik duruma ilişkin iyimserliği, 100’den küçük olmasıysa genel ekonomik duruma ilişkin kötümserliği göstermektedir.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 26 11:48:15 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/tuik-e-gore-ekonomik-guven-endeksi-39-ayin-en-yuksek-seviyesinde-h108328.html">TÜİK&amp;#039;e göre ekonomik güven endeksi 39 ayın en yüksek seviyesinde</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/isim-meselesi-aym-yeni-parti-ye-savunma-icin-bir-ay-sure-verdi-h108327.html</link>
		<title>İsim meselesi: AYM, YENİ Parti&amp;#039;ye savunma için bir ay süre verdi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi (AYM), isim ve rumuzu yönünden hükümsüzlüğü talep edilen YENİ Parti’ye savunma için bir ay süre verdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Yargıtay başsavcılığı YENİ Parti’ye isim değişikliği için tebligat göndermişti.</p>

<p>Tebligatın gerekçesi Yenilik Partisi Genel Başkanı Öztürk Yılmaz’ın başvurusuna dayanıyor. Başvuruda 2024’te YENİ adıyla parti kurulmak istendiği, ancak başvuruya ret yanıtı verildiği hatırlatılmıştı.</p>

<p>YENİ Parti’nin isminin, Siyasi Partiler Kanunu’na aykırılığı ileri sürülmüş, hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden silinmesi talep edilmişti.</p>

<p>Partililer AYM kararının, kasımda planlanan 1’inci kurultaydan önce verilmesi durumunda kurucular kurulu kararıyla partinin isminin değiştirilebileceğini söylüyor. Karar kurultaydan sonra çıkarsa olağanüstü kurultayın toplanması gerekebilir.</p>

<p>Anka’nın aktardığına göre&nbsp;YENİ Parti’nin savunması alındıktan sonra&nbsp;AYM kararını açıklayacak.</p>

<p>Parti, olası bir değişiklik için AYM’den gelecek kararı bekleyeceğini açıklamıştı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 26 11:47:17 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/isim-meselesi-aym-yeni-parti-ye-savunma-icin-bir-ay-sure-verdi-h108327.html">İsim meselesi: AYM, YENİ Parti&amp;#039;ye savunma için bir ay süre verdi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/yahsihan-belediyesi-odakli-yolsuzluk-sorusturmasi-15-h108326.html</link>
		<title>Yahşihan Belediyesi odaklı &amp;#039;yolsuzluk&amp;#039; soruşturması: 15 tutuklama</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Kırıkkale’de Yahşihan Belediyesi odaklı yolsuzluk operasyonunda gözaltına alınan 35 kişiden 15’i tutuklandı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kırıkkale başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada suçlamalar, ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak’, ‘rüşvet’, ‘irtikap’, ‘ihaleye fesat karıştırma ve kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık‘.</p>

<p>Gözaltına alınanlar arasında eski belediye başkanları AKP’li Ahmet Sungur ile MHP’li Osman Türkyılmaz, belediye başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, belediye çalışanları ve iş insanları vardı.</p>

<p>Hakkında gözaltı kararı bulunanlardan birinin cezaevinde olduğu tespit edilmiş, biriyse adresinde bulunamamıştı.</p>

<p>Mahkeme, Sungur ve Türkyılmaz’ın bulunduğu 15 kişiyi tutuklarken iki kişi hakkında ev hapsi kararı verildi.&nbsp;</p>

<p>18 kişiyse adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.</p>

<p>Cezaevindeki şüpheli hakkında adli kontrol kararı verilirken firari bir kişi hala aranıyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 26 09:19:46 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/yahsihan-belediyesi-odakli-yolsuzluk-sorusturmasi-15-h108326.html">Yahşihan Belediyesi odaklı &amp;#039;yolsuzluk&amp;#039; soruşturması: 15 tutuklama</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/trump-savasi-kazanacagiz-benzin-fiyatlari-dusecek-h108325.html</link>
		<title>Trump: Savaşı kazanacağız, benzin fiyatları düşecek</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, İran savaşını ‘çok yakında kazanacaklarını’ öne sürüp ekledi: “Her şey sona erecek; benzin fiyatları da ciddi şekilde düşecek.”]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Beyaz Saray’da dış politika gündemine ilişkin soruları yanıtlayan Trump, 3 Kasım’daki Kongre ara seçimlerine en iyi şekilde hazırlandıklarını anlattı;&nbsp;‘yaptıklarını’şöyle sıraladı:</p>

<p>“İran’ın nükleer silaha sahip olmasını engelledik. Bu, sadece ABD için değil tüm dünya için çok önemli bir kazanım. İran asla nükleer silaha sahip olmayacak. Bu savaşı çok yakında kazanacağız ve her şey sona erecek. Benzin fiyatları da ciddi şekilde düşecek. Bunu da bizden başka hiç kimse başaramazdı.</p>

<p>İran nükleer silaha sahip olsaydı bugün İsrail diye bir ülke kalmayacaktı. Benzer şekilde Ortadoğu ve Avrupa da nükleer bir İran’dan dolayı ciddi tehdit altında olacaktı.”</p>

<p>Trump, 12 Ağustos’ta da&nbsp;“Savaş çok yakında sona erecek; petrol fiyatları hızla düşecek”&nbsp;demişti. Fakat&nbsp;brent petrolün varil fiyatı 08:21 itibarıyla 107,21 dolar. Fiyat, savaş öncesinde 70 dolar seviyelerindeydi.&nbsp;</p>

<p>Şi’yle görüşmesine tam puan verdi</p>

<p>Trump, geçen hafta Beyaz Saray’da ağırladığı Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’le görüşmesininse&nbsp;‘çok başarılı geçtiğini’belirtti:&nbsp;“Şi’yle harika bir görüşme yaptık. 0 ile 10 arasında bir puan verseydim bu görüşmeye 12 puan verirdim. Bu ziyaret ABD-Çin ilişkileri açısından kritik bir öneme sahipti.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 26 09:18:43 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/trump-savasi-kazanacagiz-benzin-fiyatlari-dusecek-h108325.html">Trump: Savaşı kazanacağız, benzin fiyatları düşecek</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/mhk-baskani-ferhat-gundogdu-gozaltina-alindi-h108324.html</link>
		<title>MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu gözaltına alındı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Merkezi Hakem Kurulu (MHK) Başkanı Ferhat Gündoğdu dahil yedi kişi gözaltına alındı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul başsavcılığınca yürütülen soruşturmada suçlamalar,&nbsp;‘resmi belgede sahtecilik’&nbsp;ve&nbsp;‘mobbing’.</p>

<p>Dört ilde (İstanbul, Ankara, Elazığ ve Manisa) eş zamanlı düzenlenen operasyonda Gündoğdu dahil yedi kişi gözaltına alındı.</p>

<p>Soruşturma bir kişinin müşteki (şikayetçi) sıfatıyla 15 Eylül’de ifade vermesiyle başlamış. Dosyada Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) ve HTS raporları ve bilirkişinin tespitleri de varmış.</p>

<p>Gündoğdu’nun yanısıra gözaltındaki diğer isimler şöyle:</p>

<p>Faal Hakemler Derneği Başkanı Ferdi Karadoruk</p>

<p>Eski MHK başkan vekili Ahmet Şahin</p>

<p>Eski MHK üyesi Yunus Yıldırım</p>

<p>MHK Üyesi Sebahattin Şahin</p>

<p>TFF Hakemler ve Gözlemciler Derneği Teşkilat Sorumlusu Alican Sağlar</p>

<p>TFF Hakemleri İl Hakem Kurulu Başkanı Emre Kosif</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 29 Sep 26 09:17:42 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/mhk-baskani-ferhat-gundogdu-gozaltina-alindi-h108324.html">MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu gözaltına alındı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-trafik-yogunlugu-yuzde-78-h108323.html</link>
		<title>İstanbul&amp;#039;da trafik yoğunluğu yüzde 78</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da haftanın ilk iş günü akşam saatlerinde yağışın da etkisiyle trafik yoğunluğu yüzde 78’e ulaştı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Araçların ağır seyrettiği yollar şöyle:</p>

<p>Avrupa yakası</p>

<p>D-100 karayolu</p>

<p>15 Temmuz Şehitler Köprüsü’den Anadolu yönüne&nbsp;</p>

<p>Haliç Köprüsü, Edirnekapı ve Cevizlibağ üzerinden Sefaköy ve Haramidere’ye kadar</p>

<p>TEM otoyolu</p>

<p>İSTOÇ mevkisinden Mahmutbey Gişeleri’ne kadar</p>

<p>Bahçeşehir mevkisinden Edirne istikametine kadar</p>

<p>Hadımköy bağlantı yolu</p>

<p>Anadolu yakası</p>

<p>D-100 karayolu</p>

<p>Uzunçayır’dan Tuzla İçmeler Köprüsü’ne kadar&nbsp;</p>

<p>Kartal Köprüsü’nden Avrasya Tüneli’ne kadar&nbsp;</p>

<p>15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne bağlanan yollar</p>

<p>TEM otoyolu</p>

<p>Tuzla mevkisinden Çamlıca Gişeleri’ne kadar</p>

<p>İdealtepe Sahil Yolu’nda başlayan trafik yoğunluğu Kadıköy’e kadar devam ederken Üsküdar-Beykoz arasında da her iki yönde yoğunluk gözleniyor.</p>

<p>Öte yandan metro, metrobüs, tramvay ve otobüs duraklarında da yolcu yoğunluğu görülüyor.</p>

<p>Özellikle Zincirlikuyu, Uzunçayır, Altunizade, Yenibosna, Cevizlibağ ve Zeytinburnu gibi aktarma merkezlerinde yoğunluk oluşurken vatandaşlar toplu taşıma araçlarına binmek için sıra bekliyor.</p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Cep Trafik Haritası verilerine göre kent genelindeki trafik yoğunluğu saat 19.16 itibarıyla yüzde 78’e ulaştı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 26 20:00:47 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-trafik-yogunlugu-yuzde-78-h108323.html">İstanbul&amp;#039;da trafik yoğunluğu yüzde 78</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/gazeteci-fatih-ergin-tutuklandi-h108322.html</link>
		<title>Gazeteci Fatih Ergin tutuklandı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Nefes Gazetesi Haber Koordinatörü Fatih Ergin tutuklandı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Ergin gece yarısı eski Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevinde ölümüne ilişkin soruşturmada gözaltına alınıp serbest bırakılan doktor Turgay Tamer’in ölümüyle ilgili paylaşımı gerekçe gösterilerek&nbsp;‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’&nbsp;iddiasıyla gözaltına alınmıştı.</p>

<p>Avukatı Sibel Sevinç Deveci, Ergin’in tutuklandığını duyurdu.&nbsp;</p>

<p>Kozinoğlu’nun kaldığı cezaevinde kampüs doktoru olarak görev yapan 66 yaşındaki Tamer, İstanbul Büyükçekmece’deki evinde dün ölü&nbsp;bulunmuştu.&nbsp;</p>

<p>Ergin, Tamer’in önce adli tıp çalışanı olduğunu yazmış, daha sonra bu ifadesini düzeltmişti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 26 19:59:57 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/gazeteci-fatih-ergin-tutuklandi-h108322.html">Gazeteci Fatih Ergin tutuklandı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/ucuncu-kafile-serkaniy-ye-donecek-h108321.html</link>
		<title>Üçüncü kafile Serêkaniyê&amp;#039;ye dönecek</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Serêkaniyê Zorla Yerinden Edilenler Komitesi, 500’den fazla ailenin 29 Ocak anlaşması kapsamında Pazar günü evlerine döneceğini duyurdu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Serêkaniyê Zorla Yerinden Edilenler Komitesi üyesi Zehra Semio, Serêkaniyê kırsalından zorla yerinden edilenlerden oluşan 3’üncü grubun pazar günü evlerine geri döneceğini duyurdu.</p>

<p>Zehra Semio, Hesekê kentindeki okullarda ve yerleşim merkezlerinde yaşayan 500'den fazla aileden oluşan grubun, Serêkaniyê’nin batısındaki Menacîr ile Til Helef beldeleri arasındaki bölgelerine döneceğini ifade etti. Zehra Semio, sayının değişebileceğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Serêkaniyê Kampı’nda yaşayan yaklaşık 700 aileden (yaklaşık 7 bin kişi) oluşan ikinci grup ise 8 Eylül’de Serêkaniyê, Zirgan ve Til Temir kırsallarında bulunan 55 köydeki evlerine dönmüştü.</p>

<p></p>

<p>Özerk Yönetim ile Suriye Geçici Hükümeti arasında 29 Ocak’ta imzalanan anlaşma kapsamında yerlerinden edilenlerin evlerine geri dönüşü karar altına alınmıştı.&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 26 17:10:09 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/ucuncu-kafile-serkaniy-ye-donecek-h108321.html">Üçüncü kafile Serêkaniyê&amp;#039;ye dönecek</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/30-yillik-iki-hasta-tutsagin-tahliyesi-engellendi-h108320.html</link>
		<title>30 yıllık iki hasta tutsağın tahliyesi engellendi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Farklı cezaevlerinde bulunan 30 yıllık iki hasta tutsağın tahliyesi, İdare ve Gözlem Kurulu’nun verdiği kararlarla engellendi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Sincan 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan 32 yıllık hasta tutsak Hüseyin Bilecan ile Yozgat 2 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi'ndeki hasta tutsak Selim Acar'ın tahliyeleri, bulundukları cezaevlerinin İdare ve Gözlem Kurullarının verdiği kararlarla engellendi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bilecan’ın tahliyesi daha önce 3 kez, “Pişman olmamak” ve benzeri gerekçeler ile engellendi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>24 Eylül’de tekrardan toplanan kurul, Bilecan’ın tahliyesini bu sefer 3 ay daha engelledi. Bilecan’a dair bir sonraki değerlendirme 24 Aralık’ta yapılacak.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Tahliyesi ikinci kez 6 ay süre ile 23 Eylül’de ertelenen Acar'ın bir sonraki kurul tarihi ise 23 Mart 2027'ye bırakıldı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 26 17:09:28 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/30-yillik-iki-hasta-tutsagin-tahliyesi-engellendi-h108320.html">30 yıllık iki hasta tutsağın tahliyesi engellendi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/cevdet-yilmaz-baskanliginda-toplanan-surec-komisyonuna-iliskin-h108319.html</link>
		<title>Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan süreç komisyonuna ilişkin açıklama</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz&#039;ın başkanlığında ikincisi düzenlenen Milli Dayanışma ve Bütünleşme Koordinasyon Kurulu toplantısı sona erdi. Toplantıya ilişkin yazılı açıklama yapıldı. Yapılan yazılı açıklamada &quot;Alt Komisyonların teşkili, görevleri ve yetki alanları ile kurumlar arası koordinasyon konuları görüşülerek karara bağlanmıştır&quot; denildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Türkiye&nbsp;Cumhurbaşkanı&nbsp;Yardımcısı&nbsp;Cevdet&nbsp;Yılmaz'ınbaşkanlığında&nbsp;Milli&nbsp;Dayanışma&nbsp;ve&nbsp;BütünleşmeKoordinasyon&nbsp;Kurulu&nbsp;toplantısı&nbsp;düzenlendi.</p>

<p>Cumhurbaşkanlığı&nbsp;Külliyesi'ndeki&nbsp;toplantıya,&nbsp;AdaletBakanı&nbsp;Akın&nbsp;Gürlek,&nbsp;İçişleri&nbsp;Bakanı&nbsp;Mustafa&nbsp;Çiftçi,&nbsp;MilliSavunma&nbsp;Bakanı&nbsp;Yaşar&nbsp;Güler,&nbsp;CumhurbaşkanlığıGenel&nbsp;Sekreteri&nbsp;Hakkı&nbsp;Susmaz,&nbsp;MİT&nbsp;Başkanı&nbsp;İbrahimKalın,&nbsp;Milli&nbsp;Güvenlik&nbsp;Kurulu&nbsp;Genel&nbsp;Sekreteri&nbsp;OkayMemiş&nbsp;katıldı.</p>

<p>Milli&nbsp;Dayanışma&nbsp;ve&nbsp;Bütünleşme&nbsp;Koordinasyon&nbsp;Kurulutoplantısının&nbsp;ardından&nbsp;yapılan&nbsp;açıklamada,&nbsp;"Kurultoplantısında,&nbsp;yürütülen&nbsp;süreç&nbsp;kapsamında&nbsp;Kurulunüstlendiği&nbsp;tarihi&nbsp;sorumluluk,&nbsp;milletimizin&nbsp;huzuru&nbsp;vetoplumsal&nbsp;bütünleşmemizin&nbsp;pekiştirilmesidoğrultusundaki&nbsp;önemi&nbsp;bir&nbsp;kez&nbsp;daha&nbsp;vurgulanmıştır"ifadesine&nbsp;yer&nbsp;verildi.</p>

<p>Alt&nbsp;kurul&nbsp;kararı</p>

<p>Toplantının&nbsp;ardından&nbsp;yapılan&nbsp;yazılı&nbsp;açıklamada,&nbsp;7595sayılı&nbsp;Kanun&nbsp;kapsamında&nbsp;oluşturulan&nbsp;Milli&nbsp;Dayanışmave&nbsp;Bütünleşme&nbsp;Koordinasyon&nbsp;Kurulu'nun&nbsp;ikincitoplantısının&nbsp;gerçekleştirildiği&nbsp;belirtilerek,&nbsp;şunlarkaydedildi:</p>

<p>"Kurul&nbsp;toplantısında,&nbsp;yürütülen&nbsp;süreç&nbsp;kapsamındaKurulun&nbsp;üstlendiği&nbsp;tarihi&nbsp;sorumluluk,&nbsp;milletimizinhuzuru&nbsp;ve&nbsp;toplumsal&nbsp;bütünleşmemizin&nbsp;pekiştirilmesidoğrultusundaki&nbsp;önemi&nbsp;bir&nbsp;kez&nbsp;daha&nbsp;vurgulanmış,7595&nbsp;sayılı&nbsp;Kanun&nbsp;çerçevesinde&nbsp;mevcut&nbsp;durumgözden&nbsp;geçirilerek&nbsp;Kanunun&nbsp;uygulanması&nbsp;bakımındanyürütülmekte&nbsp;olan&nbsp;faaliyetler&nbsp;ile&nbsp;ilerleyen&nbsp;dönemdehayata&nbsp;geçmesi&nbsp;planlanan&nbsp;faaliyetler&nbsp;çok&nbsp;yönlü&nbsp;olarakele&nbsp;alınmış&nbsp;ve&nbsp;genel&nbsp;bir&nbsp;durum&nbsp;değerlendirmesiyapılmış,&nbsp;Kurul&nbsp;bünyesinde&nbsp;oluşturulan&nbsp;ve&nbsp;sürecinetkin,&nbsp;hızlı&nbsp;ve&nbsp;koordineli&nbsp;şekilde&nbsp;yürütülmesinisağlamakla&nbsp;görevli&nbsp;Alt&nbsp;Komisyonların&nbsp;teşkili,&nbsp;görevlerive&nbsp;yetki&nbsp;alanları&nbsp;ile&nbsp;kurumlar&nbsp;arası&nbsp;koordinasyonkonuları&nbsp;görüşülerek&nbsp;karara&nbsp;bağlanmıştır.</p>

<p>Kurul,&nbsp;üstlendiği&nbsp;bu&nbsp;tarihi&nbsp;görev&nbsp;ve&nbsp;sorumluluğunbilinciyle,&nbsp;Kanunun&nbsp;ruhuna&nbsp;ve&nbsp;Devletimizinkararlılığına&nbsp;uygun&nbsp;olarak&nbsp;çalışmalarını&nbsp;hassasiyetleve&nbsp;tam&nbsp;bir&nbsp;eşgüdüm&nbsp;içerisinde&nbsp;sürdürmeye&nbsp;devamedecektir."</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 26 15:21:16 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/cevdet-yilmaz-baskanliginda-toplanan-surec-komisyonuna-iliskin-h108319.html">Cevdet Yılmaz başkanlığında toplanan süreç komisyonuna ilişkin açıklama</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/kocaeli-de-kadin-cinayeti-h108318.html</link>
		<title>Kocaeli&amp;#039;de kadın cinayeti</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Kocaeli’nin Körfez ilçesinde eski eşini silahla öldüren adam gözaltına alındı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Dün (27 Eylül) Yavuz Sultan Selim Mahallesi Vadi Sokak’ta Fatma Çiğil eski kocası İbrahim Çiğil tarafından silahla vuruldu.</p>

<p>37 yaşındaki kadın kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.</p>

<p>Eski eş gözaltına alındı.</p>

<p>Öte yandan Çiğil’in naaşı, defnedilmek üzere Konya’nın Ilgın ilçesine gönderildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 26 15:19:31 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/kocaeli-de-kadin-cinayeti-h108318.html">Kocaeli&amp;#039;de kadın cinayeti</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/deniz-goktas-hakkinda-tahliye-karari-h108317.html</link>
		<title>Deniz Göktaş hakkında tahliye kararı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Komedyen Deniz Göktaş hakkında toplam bir yıl yedi ay hapis cezası ve tahliye kararı verildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Göktaş, haziranda YouTube’dan yayınladığı&nbsp;‘Ölü Deniz’&nbsp;adlı gösterisi&nbsp;nedeniyle hedef gösterildi. Yurt dışından döner dönmez 2 Temmuz’da İstanbul Havalimanı’nda&nbsp;gözaltına alındı. 3 Temmuz’da&nbsp;tutuklandı. O tarihten bu yana Çorlu’daki Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda.</p>

<p>28 Ağustos’ta &nbsp;‘cumhurbaşkanına hakaret’&nbsp;ve&nbsp;‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’&nbsp;suçlamalarından Göktaş’ın tahliyesine karar verildi. Fakat cezaevinden çıkamadan bu kez&nbsp;Daltonlar çetesine ilişkin sözleri nedeniyle&nbsp;‘suçu ve suçluyu övme’&nbsp;suçlamasıyla tutuklandı.</p>

<p>31 Ağustos’ta savcılığın itirazı üzerine&nbsp;‘cumhurbaşkanına hakaret’&nbsp;ve&nbsp;‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’&nbsp;suçlamalarından yeniden tutuklandı. 4 Eylül’de mahkemeye sunulan iddianamede üç suçlamadan toplam dokuz yıl sekiz aya kadar hapsi istendi.&nbsp;</p>

<p>Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da müştekiler (şikayetçi) arasında.</p>

<p>Bugün hakim karşısına çıkan komedyen savunmasında suçlamaları reddetse de savcı&nbsp;‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme’, ‘cumhurbaşkanına hakaret’&nbsp;ve‘suçu ve suçluyu övmek’&nbsp;suçlamalarıyla cezalandırılmasını ve hükümle birlikte tahliyesini talep etti.</p>

<p>Göktaş’ın avukatlarından Metin Sinan Aslan mütalaanın tahliye kısmına katıldıklarını fakat cezalandırma kısmına katılmadıklarını söyledi. İstanbul 14’üncü Ceza Mahkemesi duruşmaya karar için bir saat ara verdi.</p>

<p>Aranın ardından kararını açıklayan mahkeme, Göktaş’a&nbsp;‘dini değerleri aşağılama’dan yedi ay 15 gün,&nbsp;‘cumhurbaşkanına hakaret’ten 11 ay 20 gün hapis cezası verdi.&nbsp;‘Suçu ve suçluyu övme’&nbsp;suçlamasındansa beraatine hükmetti.</p>

<p>Mahkeme, Göktaş’ın üç suçlamadan da tahliyesine karar verdi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 26 15:18:06 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/deniz-goktas-hakkinda-tahliye-karari-h108317.html">Deniz Göktaş hakkında tahliye kararı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/roberto-carlostan-sok-itiraf-160-milyon-euromu-caldilar-servetimin-h108316.html</link>
		<title>Roberto Carlostan şok itiraf: 160 milyon euromu çaldılar, servetimin yüzde 99&amp;#039;unu kaybettim</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Brezilya, Real Madrid ve Fenerbahçe’nin unutulmaz yıldızı Roberto Carlos, kariyeri boyunca kazandığı yaklaşık 160 milyon euronun menajerleri ve yanlış kişiler tarafından buharlaştırıldığını açıkladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Lizbon'da&nbsp;konuşan&nbsp;53&nbsp;yaşındaki&nbsp;efsane,&nbsp;"Bir&nbsp;gecedetüm&nbsp;geçmişimi&nbsp;kaybettim,&nbsp;banka&nbsp;hesaplarımıtamamen&nbsp;boşalttılar"&nbsp;dedi.&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Dünya&nbsp;futbol&nbsp;tarihinin&nbsp;gelmiş&nbsp;geçmiş&nbsp;en&nbsp;iyi&nbsp;sol&nbsp;bekleriarasında&nbsp;gösterilen&nbsp;Brezilyalı&nbsp;futbol&nbsp;efsanesi&nbsp;RobertoCarlos,&nbsp;yeşil&nbsp;sahaların&nbsp;dışında&nbsp;yaşadığı&nbsp;büyük&nbsp;malitrajediyi&nbsp;ilk&nbsp;kez&nbsp;bu&nbsp;kadar&nbsp;açık&nbsp;bir&nbsp;dille&nbsp;paylaştı.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>

<p>Portekiz’in&nbsp;başkenti&nbsp;Lizbon’da&nbsp;düzenlenen&nbsp;PortekizFutbol&nbsp;Zirvesi’ne&nbsp;katılan&nbsp;Roberto&nbsp;Carlos,&nbsp;kariyeriboyunca&nbsp;elde&nbsp;ettiği&nbsp;devasa&nbsp;servetin&nbsp;nasıl&nbsp;yokolduğunu&nbsp;anlattı.</p>

<p>"Futboldan&nbsp;kazandığımın&nbsp;yüzde&nbsp;99'u&nbsp;gitti"</p>

<p>Kariyerinde&nbsp;zirveye&nbsp;çıktığı&nbsp;dönemlerde&nbsp;menajerlerineve&nbsp;çevresindeki&nbsp;kişilere&nbsp;duyduğu&nbsp;aşırı&nbsp;güveninkurbanı&nbsp;olduğunu&nbsp;belirten&nbsp;Carlos,&nbsp;şu&nbsp;çarpıcı&nbsp;ifadelerikullandı:</p>

<p>"Hayatım&nbsp;boyunca&nbsp;yanlış&nbsp;insanlarla&nbsp;karşılaştım&nbsp;veonlara&nbsp;güvendim.&nbsp;Sonunda&nbsp;banka&nbsp;hesaplarımıtamamen&nbsp;boşalttılar.&nbsp;Açıkça&nbsp;söyleyebilirim&nbsp;kifutboldan&nbsp;kazandığım&nbsp;tüm&nbsp;gelirin&nbsp;yüzde&nbsp;99’unukaybettim.&nbsp;Bir&nbsp;perşembe&nbsp;gecesi&nbsp;normal&nbsp;bir&nbsp;şekildeyatağıma&nbsp;yattım;&nbsp;cuma&nbsp;sabahı&nbsp;ise&nbsp;önüme&nbsp;hakkındahiçbir&nbsp;fikrim&nbsp;olmayan&nbsp;bir&nbsp;yığın&nbsp;belge&nbsp;ve&nbsp;icra&nbsp;kağıdıkoydular.&nbsp;İşte&nbsp;o&nbsp;an,&nbsp;yıllarca&nbsp;döktüğüm&nbsp;terin&nbsp;ve&nbsp;tümgeçmişimin&nbsp;elimden&nbsp;kayıp&nbsp;gittiğini&nbsp;anladım."</p>

<p>Brezilya&nbsp;basını&nbsp;ve&nbsp;ekonomi&nbsp;çevreleri,&nbsp;efsaneoyuncunun&nbsp;Inter,&nbsp;Real&nbsp;Madrid&nbsp;ve&nbsp;Fenerbahçe&nbsp;gibi&nbsp;devkulüplerden&nbsp;ve&nbsp;sponsorluk&nbsp;anlaşmalarından&nbsp;kariyeriboyunca&nbsp;yaklaşık&nbsp;160&nbsp;milyon&nbsp;euro&nbsp;kazanç&nbsp;eldeettiğini&nbsp;belirtiyor.</p>

<p>Genç&nbsp;futbolculara&nbsp;uyarı:&nbsp;Sadece&nbsp;futbola&nbsp;belbağlamayın</p>

<p>Yaşadığı&nbsp;büyük&nbsp;mali&nbsp;şokun&nbsp;ardından&nbsp;hayata&nbsp;nasıltutunduğunu&nbsp;anlatan&nbsp;Carlos,&nbsp;günümüz&nbsp;futbolcularınaönemli&nbsp;tavsiyelerde&nbsp;bulundu:</p>

<p>"Bugün&nbsp;yüksek&nbsp;paralar&nbsp;kazanan&nbsp;genç&nbsp;oyunculara&nbsp;enbüyük&nbsp;tavsiyem;&nbsp;sadece&nbsp;futbola&nbsp;güvenmemeleridir.Mutlaka&nbsp;emeklilik&nbsp;sonrasını&nbsp;planlamalı&nbsp;ve&nbsp;ikinci&nbsp;birkariyer&nbsp;inşa&nbsp;etmeliler.&nbsp;Ben&nbsp;futbolu&nbsp;bıraktığımdahemen&nbsp;spor&nbsp;yöneticiliği&nbsp;diploması&nbsp;aldım,&nbsp;eğitimimeağırlık&nbsp;verdim&nbsp;ve&nbsp;uluslararası&nbsp;markalarla&nbsp;iş&nbsp;birliklerigeliştirdim.&nbsp;Beni&nbsp;ayakta&nbsp;tutan&nbsp;ve&nbsp;bugün&nbsp;maddi&nbsp;olarakrahat&nbsp;nefes&nbsp;almamı&nbsp;sağlayan&nbsp;şey&nbsp;bu&nbsp;oldu."</p>

<p>Kupalarla&nbsp;dolu&nbsp;bir&nbsp;kariyer</p>

<p>Real&nbsp;Madrid&nbsp;formasıyla&nbsp;3&nbsp;UEFA&nbsp;Şampiyonlar&nbsp;Ligi&nbsp;ve&nbsp;4La&nbsp;Liga&nbsp;şampiyonluğu&nbsp;yaşayan&nbsp;Roberto&nbsp;Carlos,&nbsp;2002yılında&nbsp;Brezilya&nbsp;Milli&nbsp;Takımı&nbsp;ile&nbsp;Dünya&nbsp;Kupası&nbsp;zaferineulaşmıştı.</p>

<p>&nbsp;Türkiye'de&nbsp;Fenerbahçe&nbsp;formasıyla&nbsp;da&nbsp;Süper&nbsp;Kupakazanan&nbsp;efsane&nbsp;isim,&nbsp;kariyeri&nbsp;boyunca&nbsp;attığı&nbsp;akılalmazfrikik&nbsp;golleri&nbsp;ve&nbsp;hızıyla&nbsp;futbol&nbsp;tarihine&nbsp;adını&nbsp;altınharflerle&nbsp;yazdırmıştı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 26 13:06:44 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/roberto-carlostan-sok-itiraf-160-milyon-euromu-caldilar-servetimin-h108316.html">Roberto Carlostan şok itiraf: 160 milyon euromu çaldılar, servetimin yüzde 99&amp;#039;unu kaybettim</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/deniz-goktas-hakim-karsisinda-erdogan-in-isminin-gecmedigi-h108315.html</link>
		<title>Deniz Göktaş hakim karşısında: Erdoğan&amp;#039;ın isminin geçmediği politik mizahın bir anlamı yoktur</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Tutuklu komedyen Deniz Göktaş ilk duruşmasında savunma yapıyor: “Erdoğan’ın isminin geçmediği bir politik mizahın bir anlamı yoktur.”]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Deniz Göktaş, haziranda YouTube’dan yayınladığı&nbsp;‘Ölü Deniz’&nbsp;adlı gösterisi&nbsp;nedeniyle hedef gösterildi. Yurt dışından döner dönmez 2 Temmuz’da İstanbul Havalimanı’nda&nbsp;gözaltına alındı. 3 Temmuz’da&nbsp;tutuklandı. O tarihten bu yana Çorlu’daki Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda.</p>

<p>28 Ağustos’ta &nbsp;‘cumhurbaşkanına hakaret’&nbsp;ve&nbsp;‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’&nbsp;suçlamalarından Göktaş’ın tahliyesine karar verildi. Ancak cezaevinden çıkamadan bu kez&nbsp;Daltonlar çetesine ilişkin sözleri nedeniyle&nbsp;‘suçu ve suçluyu övme’&nbsp;suçlamasıyla tutuklandı.</p>

<p>31 Ağustos’ta savcılığın itirazı üzerine&nbsp;‘cumhurbaşkanına hakaret’&nbsp;ve&nbsp;‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’&nbsp;suçlamalarından yeniden tutuklandı.</p>

<p>4 Eylül’de mahkemeye sunulan iddianamede üç suçlamadan toplam dokuz yıl sekiz aya kadar hapsi istendi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da müştekiler (şikayetçi) arasında.</p>

<p>P24’ün aktardığına göre&nbsp;Göktaş, kendini şu sözlerle savundu:</p>

<p>*3 Temmuz’dan bugüne 88 gün geçti. Gösterimdeki cümle başına 22 gündür yüksek güvenlik cezaevinde bulunuyorum. Komedyen olarak sözlerimin böyle etki etmesi beni gururlandırıyor. Bu davayı bilmeyen birine 2027 yılında bir insanın hapse kapatılacak sözleri sorulsa cinsel taciz vs. gibi bir sebep sanabilir.</p>

<p>*Müzisyenlikten daha farklı işliyor bizde sistem. Onlar kayıtlarını daha önceden yapar, biz canlı olarak gösteri yaparız ve kaydını sonra yayınlarız. Daha önce yüzlerce kez yaptığım gösteride olduğu gibi yaptık. Ters köşeye dayanır stand-up gösterisi. Ben davaya konu olan dört cümleyi yüzbinden fazla seyirciye oynadım ve yüzbinlerce kişi bunda bir şikayet sebebi görmedi. Türkiye’nin dört bir yanında şehrin en bilinen salonlarında oynadım.</p>

<p>‘İltica edecek bir insan yarım milyon bedelli askerlik parası ödemez’</p>

<p>*Gelen tek şikayet bilet bulunamasıydı. Bu gösteriyi ilk olarak Ekim 2022’de oynamıştım. Bu gösteriyi yayınlamadan önce&nbsp;‘Selam Selam’&nbsp;isminde bir gösterim daha vardı, 6 milyona yakın izlendi. Bu gösterinin de ilgi görmesini bekliyordum, üç günde milyonlarca izlendi. Ben o sırada Hollanda’daydım, arkadaşlarım sokakta, toplu taşımada benim gösterimi izlediğini söylüyordu. Ama gündemi artık troller belirliyor. Takip ettiğim trollerden Şamil Tayyar ismini kullanan hesap bana&nbsp;‘cahil, zıpır’&nbsp;dedi ama beklediği reaksiyonu alamadı.</p>

<p>*Bu sırada gösteriyi 2 milyon kişi izlemişti.&nbsp;‘Ekrem İmamoğlu kısmını yayınlayıp siz buna sahip çıkıyorsunuz ama bakın neler diyor’&nbsp;diyorlardı.&nbsp;‘Arkadaşlar dinle ilgili olan kısmından gidelim’&nbsp;diyorlardı birbirlerine. CİMER’e şikayet kampanyası başlattılar.</p>

<p>*Bu gösterinin yayınlanmasından rahatsız oldular. Cumhurbaşkanını eleştirdiğim kısımlara erişim engeli geldi, yurtdışına kaçtığım iddia edildi. İltica planımın bir parçası olduğunu söylediler. Ben gösteriyi 24 Haziran’da yayınladım. Yaklaşık yarım milyon değerinde bedelli askerlik parası ödedim, iltica edecek bir insan yarım milyon bedelli askerlik parası ödemez herhalde.</p>

<p>*Bütün yakın arkadaşlarım burada bir gelecek görmedikleri için göçtüler, ben bu sebeple turnem bittikten sonra yanlarına gidip onları geri dönmeleri için ikna etmeye çalışırım. Kaçtı haberlerini onların yanında okumak çok trajik oldu.</p>

<p>‘Kendi ayağıyla gelmiş birine ters kelepçe takıldı’</p>

<p>*Trollerin linç ve CİMER kampanyasından sonra hakkımda soruşturma başlatıldı. Avukatıma telefon edip döneyim mi dedim, o da yakalama yok ama geri dön dedi. Ben de döndüm. Pasaportta ekranda bir emniyet logosu belirdi. Polis yanlış pasaport okuttunuz herhalde dedi. Hakkımda yakalama kararı olduğunu söyledim. Polisler bile dönmemem gerektiğini teklif ettiler. Bu kadar bıkmış olmalarına üzüldüm.</p>

<p>*Telefonumu bile almadılar, sonra amir kelepçelenmem gerektiğini söyledi. Ben de kendim döndüğümü söyledim ve kelepçeye karşı çıktım. Polis vazgeçti ama ben istediğim için vazgeçmediğini söyledi. Sonra bekletildiğim yerde tekrar kelepçe takmamı istediler. Kendi ayağıyla gelmiş birine ters kelepçe takıldı. Kamerayla çekerlerken hep başım dikti. Hatta kamera arkadayken bile dönüp güldüm, en son uzaktan çekilmiş bir görüntüyü servis ettiler. Sonra Vatan’ın pis uyuşturucu kokan nezaretinde tutuldum. Polisler orada da neden döndüğümü soruyordu.</p>

<p>‘Uyuşturucu testi yaptılar, ne içtiysem hala çıkmadı sonucu’</p>

<p>*Bir süre sonra beni adli tıbba götürdüler. Sebebini anlayamadım ama kan, idrar numunesi alındı. Uyuşturucu testi yaptılar, ne içtiysem hala çıkmadı sonucu.</p>

<p>*Adliye koridorunda beklerken ailem ve avukatlarım Kılıçdaroğlu’nun geldiğini, görüşmek istediğini söylediler. Hepsinde de sert bir şekilde reddettim. En sonunda polis zoruyla görüştürdüler. Kılıçdaroğlu bile“Niye döndün, imkanım olsa ben de giderim” dedi.</p>

<p>*Çıkıp reklam yapamasın diye sert konuştum. Avukatlarım bile benle görüştürülmüyorken neden Kılıçdaroğlu ile görüştürüldüm bilmiyorum. Kaçma ve delil karartma suçlamasıyla tutuklandım.</p>

<p>*Cezaevindeyken Deniz SEGBİS’in var dediler. Suçlama vahimdi. Daltonlar suç örgütünü övmekten tutuklandım. Ertesi gün tahliye edildiğim diğer suçlardan da tutuklandım. Masterchef izlerken tekrar tutuklandım yani.</p>

<p>*Üstümde bütün suçlardan tahliye olmuş bir insanın rahatlığı ve tekrar tutuklanmış bir insanın tedirginliği var.&nbsp;‘Utangaç bir diktatör’&nbsp;sözü suçlamama gerekçe gösterildi. Diktatör ifadesi siyasi bir ifadedir. Cumhurbaşkanı aynı zamanda AKP genel başkanı. Hiciv sanatına alışık olmalıdır. Mezarlıkta gülme olayı ise gazeteci Musa’ya verdiği röportaj sırasındadır. Buradaki suçlamayı anlamadım. Görece sempatik bir videosudur Cumhurbaşkanının. Terapi ise rencide edici bulunmuş, oysa herkesin gitmesi gerekebilir, psikoloji okumuş biri olarak terapiye gitmek rencide edici bir şey değildir.</p>

<p>‘İfade özgürlüğünü koruyan yasalar değişmedi, değişen şaka kaldıramayan, kırılgan siyasetçiler’</p>

<p>*Sahneye çıkan biri yasaklanmamalı. Bu tüm vatandaşlar için endişe vericidir. Siyasiler bu eleştirilere göğüs germelidir. İddianamede Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğüyle ilgili kararlarından bahsedilmiş, buna göre benim sözlerim suç değil. Ben çocukken Levent Kırca ve Ferhan Şensoy izlerdim. Onlar beni izlese yumuşak bulurdu sözlerimi. Tutuklu yargılama gibi bir şey mümkün değildi. Levent Kırca televizyonda yapıp herkesin evine giriyordu. O yıllarda ifade özgürlüğünü koruyan yasalar değişmedi, ama şu an bir komedyen hapis yatıyor. Değişen şaka kaldıramayan, kırılgan siyasetçiler.</p>

<p>*Bugün Ferhan Şensoy’u yasaklayan kişiler hatırlanmıyor ama Ferhan Şensoy’un oyunları ve sözleri hatırlanıyor. Politik mizahı yargının koruması gerekiyor çünkü komedyenler zaten yalnız insanlar. Ama diğer tarafın trolleri var. Politik mizah yasak değilse diktatör şakasında bir suç yok.</p>

<p>*Erdoğan’ın isminin geçmediği bir politik mizahın bir anlamı yoktur. Otoriteden lafını esirgemeyen Nasrettin Hoca hayatta olsa Erdoğan’dan başka bir şaka yapmazdı.</p>

<p>*Erdoğan’ın en yakın ekibine seçtiği kişi sıradan vatandaşların hakkına girdiği için affını istedi. Özeleştiri vermiyor ama kendisi üst taraftan affını istiyor. Bu sadece diktatör eğilimli insanların yönettiği ülkede olur.</p>

<p>*Diktatör olsam diktatör diyemezsiniz diyen birinin utangaç komedyen şakasından şikayetçi olması eleştirilecektir. Bunların hepsi politik mizahın bir parçasıdır.</p>

<p>*Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçlamasıyla ilgili suçlamaya üç cümlem gerekçe gösterildi. 100 bin beğeni ve milyonlarca izlenmenin karşısında 185 CİMER şikayeti bulunuyor. İlk şikayet Cumhurbaşkanı ile ilgili, dini değerlerle ilgili olan 184’üyse 27 Haziran’da yapılmış.</p>

<p>*Şikayetlerin çoğu operasyonel hesapların yaptığı paylaşımlardaki video kesitlerine dayanarak yapılmış. Video ile de sınırlı kalmamışlar. Kadir Mısıroğlu adına açılan bir sayfadan birçok şikayet gelmiş. Sayfanın yöneticisi paylaşmış,&nbsp;’emniyeti etiketleyip durmayın CİMER’e şikayet edin’&nbsp;demiş. Bunu da eklemişler şikayete. Bunların hiçbiri organik şikayet değil.</p>

<p>‘Daha fazla şikayet bekliyordum, sadece 185 kişiyi ikna edebilmişler’</p>

<p>*Şikayet eden 185 kişi manipülasyondan etkilendi ama ben de şaşırdım çünkü öyle bir hava yaratıldı ki daha fazla şikayet bekliyordum. Sadece 185 kişiyi ikna edebilmişler. Türkiye’de tansiyon yaratan çok fazla kişi var gösteride ama 185 kişi bulabilmişler. Teletabilerden bile daha fazla kişi şikayetçi olmuştu.</p>

<p>*Bunların hiçbiri sanat eseri övmüş veya eleştiri yapmış insanlar değil, sadece yasak çağrısı yapmış kişiler. Halkı temsil ettiklerini düşünmüyorum. Beni hedef gösteren gazetelerden en ünlüsü karma eğitim kaldırılsın diye kampanya yaptı.</p>

<p>*Şikayetlerin hepsine baktım, üzücüydü. 185 kişiden biri Selçuklu devletini salataya benzettiğimi söylemiş. Başka biri Instagram takipçilerimin artıp azalmasını dış güçlere bağlamış. Başka birileri idam edilmemi veya sınır dışı edilmemi istemiş. Bir başkanı idam olan bir ülkede idam edilmemi istemiş. Nefret inovasyonu yapmış.</p>

<p>*Videoyu izleyen milyonlarca insan halk değil mi? Hiçkimse bu cümlelerden alınmamalı demiyorum kendi tercihleri. Aşağılayıcı bir ifade olmasa da kulağı tırmalayabilir, o zaman da yapılacak şey izlememektir.</p>

<p>*‘Oruç tutan canlı bomba’&nbsp;şakası yarım bir şekilde alınmış iddianameye. Oysa oruç tutan otobüs şoförlerinden de bahsettim. Oruç tutan insanların sinirleri malum. Bir imadan bahsetmiyorum, açlıktan gelen sinirden bahsediyorum.</p>

<p>‘Herkes yurt dışından neden döndüğümü sordu’</p>

<p>*Hiçbir polisten, infaz koruma memurundan, hastanede karşılaştığım insanlardan kötü bir şey duymadım, herkes yurt dışından neden döndüğümü soruyordu.</p>

<p>*‘Dördüncü kitap’&nbsp;şakasıyla ilgili neye sinirlendiklerini anlamadım. Kutsal kitaba saygısızlık yaparak şehir şehir gezerek insanları güldürmem hayatın olağan akışına aykırıdır. Sanatsal bir üretimdir bu, dini bir üretim değildir. Saygısızlık ve aşağılama değildir.</p>

<p>*Dalgıçlar şakasıyla ilgili söylemek istediğimin tam zıttıyla suçlanıyorum. Savcıya bununla ilgili ne savunma yapacağını anlamadığımı söyledim. O da izlememiş. Haşema giyilmesiyle ilgili suçlandığımı söyledi. Bunlardan suçlanmak üzücü.</p>

<p>*Komedyen yargılaması Türkiye’ye özgü değil, New York’ta da 1936’te komedyen yargılaması olmuş. Ama sonra ondan özür dilenmiş. Dalgıç şakasını izleyen herkes anlamış ama iddianameyi hazırlayanlar anlamamış. Hadi buraya kadar niyetimden şüphelisiniz, şakanın devamında başörtü yasağının sembol isimlerinden Deniz Baykal’ı anıyorum. Bu durum fazlaca altı çizili.</p>

<p>*Sosyal medyada bu şakadan dolayı bir dalgıç bana dava açacağını söylemişti. Bilmiyorum açtı mı ama sanırım şakayı anlamış.</p>

<p>*Stand-up gösterilerini güçlü buluyorum çünkü gülmeyi kontrol edemezsiniz. 90 dakikalık gösteri boyunca tabularımı, çelişkilerimi anlatıyorum ama sadece dört cümleyi konuşuyoruz.</p>

<p>*Bu şakayı ilk olarak Ekim 2023’te yapmıştım, bir seyirci gelip&nbsp;‘Haşema demeyeceğinizi biliyordum’&nbsp;demişti. Bu anlama çıkarmak zoraki ve utanç verici. Bu suçlama canımı en çok sıkan. İddianameye bu cümlenin eklenmiş olması benim için büyük bir şans. Çünkü ben seküler kesime dair bir eleştiri getiriyorum. Suçlama kendi içinde eriyor aslında.</p>

<p>*Her konuya dair şakalarım var ve sıradan insanlarla ilgili değil şakalarım çünkü onlar benim seyircim. İddianamede&nbsp;‘şüpheli savcılık sorgusunda dalgıç derken haşemalıları kastetiğini ikrar etmiştir’yazılmış. Bu doğru değil, yanlış yazılmadıysa artniyetli bir durum. Nasıl böyle yazılabildi, şok içindeyim.</p>

<p>Mahkeme hakimi,&nbsp;“Stand-up gösterin bile bir buçuk saat sürdü”&nbsp;diyerek Göktaş’tan savunmasını tamamlamasını istedi.</p>

<p>Göktaş savunmasını şöyle bitirdi:</p>

<p>“Daltonları övmek suçlamasıyla tekrar tutuklandım ve bu yüzden fazladan bir aydır cezaevindeyim. Kaçma şüphem yok, yurt dışından kendim döndüm. Hayatımdan üç ay çalındı. Hayatımda en özgür ve kalabalık hissettiğim üç aydı. Yüzlerce mektup geldi. Söylediğim hiçbir sözde suç içeren bir söz yok. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyorum.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 26 13:03:03 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/deniz-goktas-hakim-karsisinda-erdogan-in-isminin-gecmedigi-h108315.html">Deniz Göktaş hakim karşısında: Erdoğan&amp;#039;ın isminin geçmediği politik mizahın bir anlamı yoktur</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/surec-kurulunun-toplantisi-sona-erdi-h108314.html</link>
		<title>Süreç kurulunun toplantısı sona erdi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Süreç kapsımda kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu’nun ikinci toplantısı sona erdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında kurulan Takip ve Değerlendirme Kurulu'nun ikinci toplantısı sonra erdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Külliye’de gerçekleşen toplantıya, Adalet Bakanı Akın Gürlek, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Savunma Bakanı Yaşar Güler, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve MGK Genel Sekreteri Okay Memiş katıldı.</p>

<p></p>

<p>Basına kapalı gerçekleşen toplantının ardından kurulda ele alınan başlıklara ilişkin yazılı açıklama yapılması bekleniyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 26 13:01:59 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/surec-kurulunun-toplantisi-sona-erdi-h108314.html">Süreç kurulunun toplantısı sona erdi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/surec-kapsaminda-olusturulan-kurul-ikinci-kez-toplaniyor-h108313.html</link>
		<title>Süreç kapsamında oluşturulan kurul ikinci kez toplanıyor</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Süreç kapsamında oluşturulan Takip ve Değerlendirme Kurulu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında &#039;silah bırakma çalışmaları ve hukuki süreci&#039; ele almak üzere bugün ikinci kez toplanıyor]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>&nbsp;Kürt meselesinin çözümüne yönelik&nbsp;süreçte PKK'nin silah bırakmasını denetleyecek Takip ve Değerlendirme Kurulu bugün ikinci kez toplanıyor.&nbsp;</p>

<p>Beştepe'deki toplantı basına kapalı olarak yapılıyor.&nbsp;</p>

<p>Toplantıda hukuki süreç, toplumsal bütünleşme, sahadaki son gelişmeler ve silah bırakma ve koordinasyon çalışmalarının ele alınacak.&nbsp;</p>

<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlığındaki kurul ilk toplantısını 24 Ağustos'ya yapmıştı.</p>

<p>İlk toplantıda, Adli ve Hukuki İşler Koordinasyon Alt Komisyonu, İzleme ve Tespit Alt Komisyonu, Sosyal Uyum ve Bütünleşme Alt Komisyonu ile Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu olmak üzere dört alt kurulun oluşturulmasına karar verilmişti.</p>

<p>Toplantıya Cevdet Yılmaz’ın yanı sıra Adalet Bakanı Akın Gürlek, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın, MGK Genel Sekreteri Okay Memiş ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz katılmıştı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 26 10:12:42 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/surec-kapsaminda-olusturulan-kurul-ikinci-kez-toplaniyor-h108313.html">Süreç kapsamında oluşturulan kurul ikinci kez toplanıyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/haftaya-sert-baslangic-altinda-dusus-dolarda-guvenli-liman-h108312.html</link>
		<title>Haftaya sert başlangıç: Altında düşüş, dolarda güvenli liman talebi</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[Yeni haftaya Orta Doğu gerilimi ve Fed’in ek sıkılaştırma beklentileriyle girilirken, küresel piyasalarda ibre terse döndü. Yükselen petrol fiyatları altını son 7 haftanın en düşük seviyesine çekerken, dolara olan güvenli liman talebi güç kazandı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>ABD ve İran arasındaki müzakerelerin tıkanmasıyla yükselen petrol fiyatları ve ABD Merkez Bankası’ndan (Fed) gelen ek sıkılaştırma sinyalleri küresel piyasalarda dalgalanma yarattı. Değerli metaller son 7 haftanın en düşük seviyelerine gerilerken, dolara olan güvenli liman talebi güç kazandı.</p>

<p>Petrol fiyatlarındaki tırmanış enflasyon endişelerini tetikledi</p>

<p>Pazartesi günü piyasalarda yaşanan hareketliliğin merkezinde Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler yer alıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açma yönündeki teklifini reddetmesi petrol fiyatlarını yukarı yönlü tetikledi.</p>

<p>Artan petrol fiyatlarının küresel çapta enflasyon endişelerini artırması, yatırımcıların gündemini doğrudan etkiledi. KCM Trade Baş Piyasa Analisti Tim Waterer, yüksek tahvil getirileri ile yüksek petrol fiyatlarının bir araya gelmesinin altın üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiğini belirtti.</p>

<p>Fed’in sıkılaştırma sinyalleri ve beklentiler</p>

<p>Para politikası cephesinde ise Fed yetkililerinden gelen açıklamalar dikkat çekiyor. Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, kalıcı yüksek enflasyonun ve güçlü ekonomik büyümenin ek faiz artırımlarını gerekli kılınabileceğine işaret etti.</p>

<p>CME FedWatch Tool verilerine göre, yatırımcılar Ekim ayında ABD’de yeni bir faiz artırımı yapılmasına yüzde 66 olasılık veriyor. Piyasalar şimdi bu hafta açıklanacak olan tarım dışı istihdam, ADP raporu ve Fed’in tercih ettiği enflasyon göstergesi olan Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) verilerini bekliyor.</p>

<p>Gram altın ve ons altında son durum</p>

<p>Küresel piyasalardaki bu gelişmeler iç piyasada altın fiyatlarını da aşağı çekti:</p>

<p>Ons altın:&nbsp;Gün içinde en düşük 4 bin 191 dolar, en yüksek ise 4 bin 275 dolar seviyelerini gören ons altın, kayıplarını derinleştirerek 4.197 dolar civarından alıcı buluyor.</p>

<p>Gram altın:&nbsp;Güne 6 bin 720 lira seviyesinden başlayan gram altın, gün içerisinde en düşük 6 bin 600 lira seviyesine kadar geriledikten sonra şu sıralar 6 bin 607 liradan işlem görüyor.</p>

<p>Diğer değerli metaller ve döviz piyasasında hareketlilik</p>

<p>Altındaki sert geri çekilme diğer değerli metallere de yansıdı. Spot gümüş yüzde 2,6 düşüşle ons başına 62,64 dolara gerilerken; platin 1.741,45 dolara, paladyum ise 1.239,95 dolara indi.</p>

<p>Dolar cephesinde ise güvenli liman alımlarının etkisiyle yukarı yönlü bir ivme görülüyor. Dolar endeksi 101,1 civarına yükselerek iki ayın en yüksek seviyelerine yakın seyretti. İç piyasada ise Dolar/TL güne 48,9792 seviyesinden, Avro/TL ise 55,7926 seviyesinden başladı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 26 10:11:20 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/haftaya-sert-baslangic-altinda-dusus-dolarda-guvenli-liman-h108312.html">Haftaya sert başlangıç: Altında düşüş, dolarda güvenli liman talebi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/fon-sorusturmasinda-yedi-gozalti-h108311.html</link>
		<title>Fon soruşturmasında yedi gözaltı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul başsavcılığının yürüttüğü fon soruşturmasında yedi kişi gözaltına alındı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>AA’nın aktardığına göre soruşturma kapsamında Destek Holding A.Ş. ve Özata Gemicilik şirketleriyle bağlantılı yedi kişi hakkında gözaltı kararı verildi.</p>

<p>DHA’nın haberine göre&nbsp;gözaltına alınanlar arasında şu isimler bulunuyor:</p>

<p>Destek Yatırım Bankası Genel Müdürü Özgür Akayoğlu</p>

<p>Destek Faktoring Yönetim Kurulu üyeleri: Kerim Tosun, Nuray Elmastaş ve Azize Binnur Tosun&nbsp;</p>

<p>Özata Denizcilik Yönetim Kurulu üyeleri: Altuğ Kantarcı ve Ali Çil</p>

<p>Fon soruşturması</p>

<p>SPK, 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı aldı. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu fonların bazılarının temerrüde (borcu ödeyememe durumu) düştüğünü açıkladı.</p>

<p>Alım-satıma kapatılan fonlar, TERA, PUSULA, HEDEF, ATLAS, A1, PARDUS ve BULLS PORTFÖY şirketlerine ait.</p>

<p>İş Bankası ve Ziraat Bankası’nca yürütülecek tasfiye sürecinin altı ay süreceği açıklandı.</p>

<p>İstanbul başsavcılığınca yürütülen soruşturmada toplam tutuklu sayısı 51. Hakkında adli kontrol kararı verilenlerin sayısıysa yedi. 25 Eylül’de Adalet Bakanı Akın Gürlek, 12 kişinin arandığını duyurdu.</p>

<p>26 Eylül’de eski aile bakanı ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın bir fon üzerinden 21 kat, eşinin sekiz kat kar ettiği, çiftin bu ay başında, toplam 2 milyar 170 milyon lira çektiği öne sürüldü. Kaya suçlamaları yanıtsız bırakıp görevlerinden istifa etmekle yetindi.</p>

<p>Yine 26 Eylül’de Gürlek 1 Temmuz-16 Eylül tarihlerinde fonlardan para çıkışlarının en yüksek tutardan başlamak üzere incelendiğini, 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığının dondurulduğunu, 37 şüphelinin de yurt dışına çıkışının yasaklandığını söyledi.</p>

<p>27 Eylül’de yurt dışı çıkış yasağı getirilen Tera Portföy CEO’su Emir Münir Sarpyener ve Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel gözaltına alındı.</p>

<p>27 Eylül’de Gürlek, 1 Temmuz-16 Eylül’de fonlardan para çıkışlarının en yüksek tutardan başlamak üzere incelendiğini, 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığının dondurulduğunu, 37 şüphelinin de yurt dışına çıkışının yasaklandığını söyledi.&nbsp;</p>

<p>28 Eylül’de 45 şirket ve 19 fona tedbirler kaldırıldı.</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 26 10:03:34 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/fon-sorusturmasinda-yedi-gozalti-h108311.html">Fon soruşturmasında yedi gözaltı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/meteoroloji-19-il-icin-sari-kodlu-uyari-verdi-h108310.html</link>
		<title>Meteoroloji 19 il için sarı kodlu uyarı verdi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Meteoroloji Ankara ve İstanbul da dahil 19 il için sarı kodlu uyarı verdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Türkiye&nbsp;Meteoroloji&nbsp;Genel&nbsp;Müdürlüğü’nün&nbsp;sondeğerlendirmelerine&nbsp;göre&nbsp;ülke&nbsp;genelinin&nbsp;parçalı&nbsp;veçok&nbsp;bulutlu&nbsp;olması&nbsp;bekleniyor.</p>

<p>Marmara’nın&nbsp;doğusu,&nbsp;İç&nbsp;Ege,&nbsp;Akdeniz,&nbsp;İç&nbsp;Anadolu,Karadeniz&nbsp;ve&nbsp;Doğu&nbsp;Anadolu&nbsp;ile&nbsp;İzmir,&nbsp;Adıyaman,Antep&nbsp;ve&nbsp;Kilis&nbsp;çevrelerinde&nbsp;sağanak&nbsp;ve&nbsp;gök&nbsp;gürültülüsağanak&nbsp;yağış&nbsp;öngörülüyor.&nbsp;Yağışların&nbsp;Marmara’nındoğusu,&nbsp;Doğu&nbsp;Akdeniz’in&nbsp;Toroslar&nbsp;mevkii,&nbsp;İçAnadolu’nun&nbsp;kuzeybatısı,&nbsp;Batı&nbsp;Karadeniz,&nbsp;DoğuKaradeniz&nbsp;kıyıları,&nbsp;Osmaniye&nbsp;ve&nbsp;Samsun&nbsp;çevreleri&nbsp;ileHatay&nbsp;kıyılarında&nbsp;yerel&nbsp;kuvvetli&nbsp;olması&nbsp;bekleniyor.</p>

<p>Meteoroloji&nbsp;İstanbul&nbsp;dahil&nbsp;19&nbsp;il&nbsp;için&nbsp;sarı&nbsp;kodlu&nbsp;alarmverdi.&nbsp;O&nbsp;iller&nbsp;şöyle&nbsp;sıralandı;&nbsp;Ankara,&nbsp;Bilecik,&nbsp;Bolu,Bursa,&nbsp;Çankırı,&nbsp;Eskişehir,&nbsp;İstanbul,&nbsp;Kastamonu,Kocaeli,&nbsp;Konya,&nbsp;Kütahya,&nbsp;Sakarya,&nbsp;Sinop,&nbsp;Zonguldak,Kırıkkale,&nbsp;Bartın,&nbsp;Yalova,&nbsp;Karabük,&nbsp;Düzce.</p>

<p>Hava&nbsp;sıcaklığının&nbsp;ülke&nbsp;genelinde&nbsp;hissedilir&nbsp;derecedeazalacağı,&nbsp;iç&nbsp;ve&nbsp;batı&nbsp;kesimlerde&nbsp;mevsim&nbsp;normallerininaltında,&nbsp;doğu&nbsp;bölgelerde&nbsp;ise&nbsp;mevsim&nbsp;normallericivarında&nbsp;seyredeceği&nbsp;tahmin&nbsp;ediliyor.&nbsp;Rüzgârıngenellikle&nbsp;kuzeyli,&nbsp;güney&nbsp;ve&nbsp;doğu&nbsp;kesimlerde&nbsp;isegüneyli&nbsp;yönlerden&nbsp;hafif&nbsp;ve&nbsp;ara&nbsp;sıra&nbsp;orta&nbsp;kuvvetteesmesi&nbsp;beklenirken,&nbsp;Marmara&nbsp;ve&nbsp;Ege&nbsp;ile&nbsp;Doğu&nbsp;veGüneydoğu&nbsp;Anadolu’da&nbsp;40-60&nbsp;kilometre/saat&nbsp;hızlakuvvetli&nbsp;esmesi&nbsp;bekleniyor.</p>

<p>Meteoroloji,&nbsp;kuvvetli&nbsp;yağış&nbsp;ve&nbsp;rüzgâr&nbsp;nedeniylevatandaşları&nbsp;dikkatli&nbsp;ve&nbsp;tedbirli&nbsp;olmaları&nbsp;konusundauyardı.&nbsp;İstanbul’da&nbsp;gün&nbsp;boyunca&nbsp;aralıklı&nbsp;sağanak&nbsp;vegök&nbsp;gürültülü&nbsp;sağanak&nbsp;yağış&nbsp;beklenirken,&nbsp;yağışlarınyer&nbsp;yer&nbsp;kuvvetli&nbsp;olması&nbsp;öngörülüyor;&nbsp;kentte&nbsp;havasıcaklığının&nbsp;21&nbsp;derece&nbsp;olması&nbsp;bekleniyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 28 Sep 26 09:13:09 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/meteoroloji-19-il-icin-sari-kodlu-uyari-verdi-h108310.html">Meteoroloji 19 il için sarı kodlu uyarı verdi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	</channel>
</rss>


