<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:yandex="http://news.yandex.ru"
	xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
>
	<channel>
	<title>Duruş Haber - Son Dakika Haberler</title>
	<link>https://www.durushaber.com.tr/</link>
	<description>Haber ve son dakika haberleri, güncel haberler, magazin, ekonomi ve spor gelişmeler, yerel ve dünya haberleri Duruş Haber&amp;#039;de.</description>
	<image>
		<title>Duruş Haber - Son Dakika Haberler</title>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/</link>
		<url>https://www.durushaber.com.tr/images/banner/duruslogo.png</url>
	</image>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/fenerbahce-ve-slavia-prag-in-11-leri-belli-oldu-h108706.html</link>
		<title>Fenerbahçe ve Slavia Prag&amp;#039;ın 11&amp;#039;leri belli oldu</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Fenerbahçe ve Slavia Prag’ın ilk 11’leri belli oldu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Chobani Stadı’ndaki maç 19:45’te başlayacak. TRT 1’den yayınlanacak karşılaşmayı İspanyol hakem Ricardo de Burgos yönetecek.&nbsp;</p>

<p>İlk 11’ler şöyle:</p>

<p>Fenerbahçe:&nbsp;Ederson, Semedo, Skriniar, Ake, Brown, Kante, Guendouzi, Kerem, Greenwood, Oğuz, Vedat</p>

<p>Slavia Prag:&nbsp;Markovic, Suleiman, Vlcek, Zima, N’Guessan, Kubiak, Nowak, Moses, Ayaosi, Provod, Sturm.</p>

<p>18 yıl sonra katıldığı UEFA Şampiyonlar Ligi’ne iç sahada 1-1’lik Roma beraberliğiyle başlayan sarı lacivertliler, geçen hafta deplasmanda Aston Villa’ya 6-0 yenilmişti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 19:20:01 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/fenerbahce-ve-slavia-prag-in-11-leri-belli-oldu-h108706.html">Fenerbahçe ve Slavia Prag&amp;#039;ın 11&amp;#039;leri belli oldu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-trafik-yogunlugu-yuzde-83-2-h108705.html</link>
		<title>İstanbul&amp;#039;da trafik yoğunluğu yüzde 83</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da haftanın ikinci iş günü akşam saatlerinde ana arter ve bağlantı yollarında trafik yoğunluğu oluştu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Araçların ağır seyrettiği yollar şöyle:</p>

<p>Anadolu Yakası</p>

<p>Acıbadem ile Kartal arasında çift yönlü</p>

<p>15 Temmuz Şehitler Köprüsü’ne çıkan bağlantı yolları</p>

<p>TEM Otoyolu’nda Sultanbeyli’den Çamlıca gişelerine kadar</p>

<p>Kavacık’tan Kozyatağı bağlantısına kadar</p>

<p>Şile Otoyolu</p>

<p>Avrupa Yakası</p>

<p>Haliç Köprüsü, Okmeydanı, Mecidiyeköy, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü</p>

<p>Edirne istikametinde Zeytinburnu’ndan Avcılar’a kadar&nbsp;</p>

<p>TEM Otoyolu’nda Hasdal, Seyrantepe ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü</p>

<p>TEM Otoyolu’nda Früzköy mevkisi Edirne istikameti</p>

<p>Büyükdere Caddesi’nin Sarıyer yönü</p>

<p>Levent TEM bağlantıları</p>

<p>Avrasya Tüneli girişi</p>

<p>Yoğunluk nedeniyle bazı toplu taşıma duraklarında da kalabalık oluştu.</p>

<p>İBB CepTrafik uygulaması verilerine göre 18:38 itibariyle kent genelindeki trafik yoğunluğu yüzde 83. Trafik yoğunluğu Anadolu Yakası’nda yüzde 87’ye, Avrupa Yakası’ndaysa yüzde 80’e ulaştı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 19:19:08 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-trafik-yogunlugu-yuzde-83-2-h108705.html">İstanbul&amp;#039;da trafik yoğunluğu yüzde 83</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/kemer-belediye-baskani-sekiz-meclis-uyesiyle-birlikte-chp-den-h108704.html</link>
		<title>Kemer Belediye başkanı, sekiz meclis üyesiyle birlikte CHP&amp;#039;den istifa etti</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Kemer Belediye Başkanı Necati Topaloğlu, sekiz belediye meclis üyesiyle birlikte CHP’den istifa ettiğini, görevi bağımsız sürdüreceklerini duyurdu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Topaloğlu, 2024 yerel seçimlerinde yüzde 47,31 oyla CHP’den Kemer belediye başkanı seçilmişti.</p>

<p>‘Verdiğimiz sözlerin arkasındayız’</p>

<p>Topaloğlu’nun sosyal medyasından açıklaması özetle şöyle:</p>

<p>* Yaptığımız değerlendirmeler sonucunda, sekiz belediye meclis üyemizle birlikte Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğinden istifa ederek görevlerimizi bağımsız olarak sürdürme kararı aldık. Bu karar, Kemer’e ve sizlere karşı taşıdığımız sorumluluğu değiştirmiyor.</p>

<p>* Bizlere emanet ettiğiniz belediye başkanlığı ve meclis üyeliği görevlerini en iyi şekilde yerine getirmek için çalışmaya devam edeceğiz. Kemer’in yararına olan her çalışmanın yanında olacak, halkımızın ihtiyaçlarını ve ortak geleceğimizi gözeterek hareket edeceğiz.</p>

<p>* Verdiğimiz sözlerin arkasındayız. Güveninize layık olmak ve Kemer’e hizmet etmek için aynı gayret ve samimiyetle yolumuza devam edeceğiz.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 19:17:46 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/kemer-belediye-baskani-sekiz-meclis-uyesiyle-birlikte-chp-den-h108704.html">Kemer Belediye başkanı, sekiz meclis üyesiyle birlikte CHP&amp;#039;den istifa etti</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/ypjden-entegrasyon-aciklamasi-ozerk-ve-ozel-bir-guc-olarak-h108703.html</link>
		<title>YPJden entegrasyon açıklaması: Özerk ve özel bir güç olarak yer alıyoruz</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Entegrasyon sürecine dair açıklama yapan YPJ Komutanlığı, &quot;YPJ, özerk ve özel bir güç olarak yerini almaktadır” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kadın Savunma Birlikleri (YPJ) Komutanlığı, Suriye ile Özerk Yönetim arasında devam eden entegrasyon sürecine ilişkin açıklama yaptı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>YPJ açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Terörle mücadelede ve insani değerlerin korunmasında önemli bir tarihe ve duruşa sahip olan Kadın Savunma Birlikleri (YPJ), son gelişmeler ve yeni sürece ilişkin başta halkımız olmak üzere kamuoyunu bilgilendirmektedir:</p>

<p></p>

<p>Bölgesel istikrarın sağlanması ve güvenli bir geleceğin inşası yönündeki çabalar kapsamında entegrasyon sürecine ilişkin tartışma ve değerlendirmeler devam etmektedir. Bu süreçte YPJ, özerk ve özel bir güç olarak yerini almaktadır.</p>

<p></p>

<p>YPJ sadece askeri bir güç değil, aynı zamanda kadının irade ve emeğinin sembolüdür. Bu nedenle, katılımın detayları ve YPJ'nin yeni yapılanmadaki rolü hakkında; kadınların kimliğini, tecrübelerini ve kazanımlarını koruma temelinde kapsamlı tartışmalar sürmektedir.</p>

<p></p>

<p>YPJ olarak her adımda temel çizgimizin halkımızın kazanımlarını ve kadınların meşru haklarını korumak olduğunu belirtiyoruz. Bu tartışmaların sonuçları önümüzdeki süreçte kamuoyuna açık bir şekilde duyurulacaktır."</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 19:15:55 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/ypjden-entegrasyon-aciklamasi-ozerk-ve-ozel-bir-guc-olarak-h108703.html">YPJden entegrasyon açıklaması: Özerk ve özel bir güç olarak yer alıyoruz</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/mekke-ortak-savunma-anlasmasi-meclise-sunuldu-h108702.html</link>
		<title>Mekke Ortak Savunma Anlaşması Meclise sunuldu</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Meclis onayı için Meclis Başkanlığına sunuldu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Meclis Başkanlığına sunuldu. Anlaşma, taraf ülkelerden birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılmasını ve savunma iş birliğinin geliştirilmesini öngörüyor.</p>

<p></p>

<p>MEKKE SAVUNMA İTTİFAKI</p>

<p></p>

<p>Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan, 7 Ağustos'ta "ortak caydırıcılığı, güvenliği ve istikrarı güçlendirmek" amacıyla "Mekke Ortak Savunma Anlaşması"nı imzaladı. İttifakın ilk toplantısı İstanbul'da yapılmıştı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İttifakın Genel Sekreterliğine Pakistan’dan emekli Korgeneral Nauman Mahmood üç yıllığına atanmıştı.</p>

<p></p>

<p>Yemen'de Husilerin; ilerleyişi ve Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad ile kıyı kentlerine balistik füzeler atmasının ardından 3 ülkenin Dışişleri Bakanları ile Genelkurmay Başkanları Riyad'da toplanmıştı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Toplantının ardından yapılan ortak açıklamada, üzerinde uzlaşılan askeri kuvvet ve yeteneklerin Suudi Arabistan’a hızla konuşlandırılması kararı alındığı kaydedilmişti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Milli Savunma Bakanlığı, daha önce yaptığı açıklamada Suudi Arabistan’a sağlanabilecek askerî kuvvet ve yeteneklere ilişkin sürecin anayasa ve ilgili mevzuat çerçevesinde yürütüleceğini belirtmişti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bakanlık, anlaşmanın TBMM tarafından uygun bulunması ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin yurt dışına gönderilmesine ilişkin gerekli yetkilendirme süreçlerinin tamamlanması gerektiğini bildirmişti.</p>

<p></p>

<p>ASKER KONUŞLANDIRILMASI KARARI ALINMIŞTI</p>

<p></p>

<p>Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ekim'de yaptığı açıklamada anlaşmanın savunma amaçlı olduğunu söylemiş, "Elimizden geleni yapıyoruz, bu konuda Suudi Arabistan'ın yapıcı desteği var. Ancak bunun adı bir savunma anlaşmasıdır. Bu anlaşmaya taraf olan ülke saldırıya uğradığı zaman savunması için yanında olursunuz. Bu bir saldırı anlaşması değildir; Türkiye başka bir ülkeye asker gönderip orada bir saldırı yapmayacak" demişti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>TRUMP, TÜRKİYE’NİN DESTEK SUNABİLECEĞİNİ AÇIKLAMIŞTI</p>

<p></p>

<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan salı günü Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile yaptığı telefon görüşmesinde, Husilerin saldırılarını kınayarak Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın yanında durmayı sürdüreceğini belirtti. Aynı gün ABD Başkanı Donald Trump, Türkiye'nin Suudi Arabistan için askeri destek sağlayabileceğini düşündüğünü söyledi.</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 13:36:17 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/mekke-ortak-savunma-anlasmasi-meclise-sunuldu-h108702.html">Mekke Ortak Savunma Anlaşması Meclise sunuldu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/pjak-es-genel-baskani-birlik-icin-hicbir-sartimiz-yok-h108701.html</link>
		<title>PJAK Eş Genel Başkanı: Birlik için hiçbir şartımız yok</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[PJAK Eş Genel Başkanı  Emîr Kerîmî, birlik hiçbir şartlarının olmadığını belirterek, “Büyük fırsatların elden kaçmaması için küçük kavgaları bir kenara bırakmalıyız. Kürtlerin büyük çoğunluğunun bu hassasiyetleri anlayacağına inanıyoruz” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İran-ABD arasındaki gerginlik sürerken, İran’ın muhalif kesimlere dönük baskı-tutukluma ve idam uygulamaları da sürüyor. Özellikle Rojhilat’ta hem askeri hem de siyasi baskısını artıran İran, Kürt güçlerinin mevzilerine de dronlarla saldırılar gerçekleştiriyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İran ve Rojhilat’taki son duruma ilişkin Rojnews’e değerlendirmelerde bulunan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi'nin (PJAK) Eş Genel Başkanı Emîr Kerîmî, İran’ın geleceği ilişkin plan ve projelerinin olduğunu belirtti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kerîmî, İran’a dair program ve planlamalarında ülkede bulunan farklı kesimlerin haklarını da barındırdığını belirterek, “PJAK olarak ulusal birlik için hiçbir şartımız yoktur. Bütün taraflara bu tarihi aşamayı görmeleri çağrısı yapıyoruz” dedi. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>'TÜRKİYE ROJAVA'DA YAPTIKLARINI ROJHILAT'TA DA YAPMAK İSTİYOR'</p>

<p></p>

<p>Türkiye’nin Rojava’da yaptığını Rojhilat’ta da yapmak istediğine işaret eden Kerîmî, bölgede olası bir mezhepsel çatışmada Türkiye’nin sünni bloğunda yer alacağını belirtti. Suriye’nin Husilerle savaş için bölgeye güç sevk ettiğini kaydeden Kerîmî, bir savaş hazırlığının yapıldığını ve bunun Şiilere yani Haşdi Şaabi’ye karşı çatışmaya dönüşmesi durumunda İran ve vekil güçleriyle de karşı karşıya gelme durumunun oluşabileceğini söyledi. Kerîmî, “Eğer bu aşama başlarsa Türkiye ve İran tamamıyla karşı karşıya gelecek. Türkiye’nin iç meseleleri de var. Türkiye, İran’daki etnik ve ulusal hareketlilikten çekiniyor. Çünkü orada yaşanan bir hareketliliğin Türkiye’de de yaşanmasından korkuyor. Ancak gözü bir de İran’dan bir parça toprağı da işgal etmekte; Yani Rojava’da yaptığının aynısını Rojhilat topraklarında yapmak istiyor” diye belirtti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>'KÜRTLERE KARŞI YÜRÜTÜLEN SİYASET BÖYLE KALMAYACAK'</p>

<p></p>

<p>Kerîmî, Kürtlere karşı bugün yürütülen siyasetin böyle kalmayacağını belirterek, “Kalacak olanın bundan sonra kimler Kürtlerle kalacak, bunun için de siyaset yapmak isteyenler azami ölçüde Kürt karşıtlığı yapmaya çalışacaklardır” dedi. İran’ın çözüm için hiçbir projesinin olmadığın ifade eden Kerîmî, “İran İslam Cumhuriyeti her sıkıştığında kanunlarda dönemsel ve taktiksel değişiklikler yapıyor. Devletin özü noktasında tek bir değişiklik ise yaşanmıyor. Hiçbir bir projesi olmadığı için, halkların sorunlarını çözmek için; zihinsel dönüşüm ve temel haklar için bir programın da emareleri yok. Baskı, saldırılar ve idamlar sürdüğü için bir değişimden de söz edemeyiz" dedi.</p>

<p></p>

<p>‘ELİMİZE ULAŞAN BİR ŞEY YOK’</p>

<p></p>

<p>Federe Kürdistan Bölgesi’nin Hewlêr kentinde geçtiğimizde günlerde gerçekleştirilen MERİ toplantısına da değinin Kerîmî, “Bafil Talabani dikkat çekici bazı söylemlerde bulunurken, Neçirvan Barzani de bazı meselelere dikkat çekti. İran’dan bir şeyler duyduklarını düşünüyoruz. Özellikle Bafil Talabani, Rojhilat’taki Kürt meselesinin çözümü için inisiyatif almak istiyor. Bu inisiyatif meselesinde Neçirvan Barzani ile birbirlerinden haber olabilirler. Eğer Kürt meselesinin çözümü için bir inisiyatif kurulmuşsa da bunun saygı ile karşılanmalıdır. Ancak bazı şeyler söylendi ama bunlar hiçbir şekilde ulaşmış değil. Elimizde buna dair bir şey de yok” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bu kurulduğu belirtilen inisiyatife dair hiçbir detay bilmediklerini ve bu konuda kendilerine herhangi bir aktarımda da bulunulmadığını belirten Kerîmî, “Bu inisiyatif kimlerden kurulmuş ve kaç taraflıdır bilmiyoruz. Bafil Talabi’nin ‘İran çözüme hazır’ açıklamasından sonra İran, Werîşe Muradi’nin idam cezasını onayladı, Pexşan Ezîzî’nin cezasını onayladı ve ardından Şaho’da arkadaşlarımıza dönük saldırı gerçekleşti” dedi. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘ALTERNATİFSİZ DEĞİLİZ’</p>

<p></p>

<p>Alternatifsiz olmadıklarını aktaran Kerîmî, “Şüphesiz bunlar birbiriyle bağlantılıdır. İran’ın feraseti böyledir ve şu mesajı vermek istiyor; Eğer sizin için uygun görülen şart ve koşulları kabul etmezseniz, tehdit dili de var. Sürekli baskı ve zorla bir bazı şeyleri kabul ettirmeye çalışıyorlar, bu da yanlış bir tarzdır. Siyasi, diplomasi ve diğer bütün alanlarda Kürtler alternatifsiz değiller. Eğer devlet demokrasi ve çözümü güçsüzlük olarak görüyorsa büyük stratejik bir yanlışın içerisindedir” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İran ile doğruda veya dolaylı olarak herhangi bir iletişimlerinin olmadığını söyleyen Kerîmî, “Devlet bu konuda bir sürü yalan haber yayınlıyor. Bu yolla kamuoyunda şüphe uyandırmak istiyorlar. Ancak devletin yaptıkları ve pratikleri de ortadadır; Şiddeti farz kılıyor. Eğer çözüm niyetleri varsa bu noktada açık ve sade bir programları olmalı ve bunun içerisinde Kürt halkının kazanımları da yer almalıdır” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Rojhilat ve İran için hazırladıkları proje ve programların temel ilkeleri şunlar;</p>

<p></p>

<p>*Statü: İran’da Kürt halkı için bir statü talebimiz var. Bu statü federalizm çerçevesinde olmalı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Yerinden Demokrasi: Toplumun doğrudan siyasete katılımı için özyönetim &nbsp;olmalı. Bu sadece merkezi devletle yönetimin ortaklaştırılması değil, hakların da anayasada güvenceye alınmasıdır. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>İran’daki sistemin kurulmasında Kürtlerin katılımı: Kürtler masada olmalı ve İran’ın geleceğinin şekillenmesinde yer almalıdır.&nbsp;</p>

<p>İran Demokratik Cumhuriyeti: İran’da Kürtler ve tüm halkların içerisinde yer aldığı demokratik bir cumhuriyetin kurulması ihtiyaçtır.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Demokratik Entegrasyon: Süreç kapsamında; farklı inanç ve ulusların kimliğinin tanınmasının hukuki ve siyasi olarak güvenceye alınmalı ve resmiyette kavuşturulmalıdır.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘BİRLİK İÇİN HİÇBİR ŞARTIMIZ YOK’</p>

<p></p>

<p>Kerîmî, “PJAK olarak ulusal birlik için herhangi bir şartımız yoktur. Bütün taraflara bu süreci anlamaları için çağrı yapıyoruz. Farklılıklarımız var; ancak birbirimize karşı durmayalım ve birbirimizi zayıflatmak için çaba içerisinde olmayalım. Bir tarafın zayıflaması demek hepimizin zayıflaması demektir. Siyaset üstü bir feraset olmalı; sivil toplum, aydın, akademisyenler süreci iyi okumalı, jeopolitik değişimler üzerine derin analizler yapmalı ve bunu siyasi güçlere sunmalıdır. Toplum ve bütün siyasi partilerin böyle bir atmosferi kurmalı. Bizler hep bütün taraftarla oturmaya ve diyaloga hazırız. Büyük fırsatların elden kaçmaması için küçük kavgaları bir kenara bırakmalıyız. Kürt toplumu ve siyasi partilerimizin büyük bir çoğunluğunun bu hassasiyetleri anlayacağına inanıyoruz.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 13:35:23 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/pjak-es-genel-baskani-birlik-icin-hicbir-sartimiz-yok-h108701.html">PJAK Eş Genel Başkanı: Birlik için hiçbir şartımız yok</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/basin-orgutlerinden-ortak-cagri-sansure-hayir-habere-ozgurluk-h108700.html</link>
		<title>Basın örgütlerinden ortak çağrı: Sansüre hayır, habere özgürlük</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Basın meslek örgütlerinin ‘Sansüre hayır, habere özgürlük’ başlıklı yazısında 24 Ekim Cumartesi planlanan eş zamanlı eylemler için çağrıda bulunuldu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin (ÇGD)&nbsp;X’tekipaylaşımına göre ortak eylem çağrısı şöyle:</p>

<p>* Bizler, halkın haber alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz!</p>

<p>* Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; sadece gazetecilerin değil itiraz eden herkesin sansüre uğradığı bir düzene sessiz kalmayacağız.</p>

<p>‘Basın özgürlüğü toplumun temel hakkı’</p>

<p>* Basın özgürlüğü yalnızca gazetecilerin değil tüm toplumun temel hakkıdır. Gerçeğin susturulmasına, halkın haber alma hakkının engellenmesine ve tüm toplum kesimlerinin sansüre maruz bırakılmasına karşı sesimizi yükseltiyoruz.</p>

<p>* Gazetecilerin yazdıkları haberler, sordukları sorular ve ortaya çıkardıkları gerçekler nedeniyle gözaltına alınmasını, kaçma ya da delil karartma şüphesi bulunmadığı halde tutuklanmasını, ayaklarına elektronik kelepçe takılarak ev hapsine mahkûm edilmesini kabul etmiyoruz.</p>

<p>‘Gazetecilik suç değildir’</p>

<p>* Gazetecilik suç değildir. Haber yapmak, soru sormak, eleştirmek ve kamu adına denetlemek anayasal güvence altındaki haklardır.</p>

<p>* Televizyon kanallarının ve haber sitelerinin birer birer susturulmasına, medya kuruluşlarına kayyım atanmasına, gazetecilerin ve kamuoyunu bilgilendiren uzmanların ya da haberlerimizi paylaşan yurttaşların sosyal medya hesaplarının erişime kapatılmasına seyirci kalmayacağız.</p>

<p>* Bugüne kadar sesini duyurduğumuz ve şimdi benzer baskılarla karşı karşıya kalan herkesi; siyasi partileri, sendikaları, baroları, insan hakları ve sivil toplum kuruluşlarını, bütün meslek örgütlerini ve en önemlisi haber alma hakkı engellenen yurttaşlarımızı, HALK TV’ye el konulması birçok internet sitesinin kapatılmasına karşı; TELE 1’e kayyım atanmasının birinci yılında, 24 Ekim Cumartesi günü bu ortak itirazın yanında olmaya davet ediyoruz.</p>

<p>* Ankara, İstanbul, İzmir, Eskişehir, Antalya, Adana, Kocaeli, Van ve Diyarbakır başta olmak üzere birçok ilde düzenleyeceğimiz eş zamanlı eylemler ve kitlesel basın açıklamalarıyla&nbsp;“Basın hürdür, sansür edilemez”&nbsp;diyeceğiz.</p>

<p>* Biz susarsak gerçekler karanlıkta kalır. Biz yazamazsak halk öğrenemez. Biz soramazsak iktidar sahipleri hesap vermez. SANSÜRE HAYIR! HABERE ÖZGÜRLÜK!</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 11:15:43 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/basin-orgutlerinden-ortak-cagri-sansure-hayir-habere-ozgurluk-h108700.html">Basın örgütlerinden ortak çağrı: Sansüre hayır, habere özgürlük</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/kalkan-dan-iktidara-elestiri-soz-var-pratik-yok-h108699.html</link>
		<title>Kalkan&amp;#039;dan iktidara eleştiri: Söz var, pratik yok</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[İktidarın söz kurduğunu ancak adım atmadığını vurgulayan Duran Kalkan, Bahçeli’nin ilk açıklamasını hatırlatarak, “Bırak Meclis&#039;e gelmeyi Önder Apo’nun statüsüne ilişkin herhangi bir karar bile alınabilmiş değil” diyerek iktidarı eleştirdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Abdullah Öcalan Sosyal Bilim Akademi Üyesi Duran Kalkan, Medya Haber TV’ye değerlendirmelerde bulundu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Sürece dair gelinen aşamaya ilişkin konuşan Kalkan, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın büyük bir irade geliştirdiğini, bilinç oluşturarak çözüm yol ve yöntemlerini ortaya koyduğunu dile getirdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan’ın hiç kimsenin beklemediği, olur demediği bir ortamda herkese yeniden umut aşılayan, heyecan veren bir siyasi sürecin gelişmesini sağladığını belirten Kalkan, “Bu bakımdan aslında ne kadar teşekkür edilse azdır. Bazıları çeşitli biçimlerde kendine göre değerlendiriyorlar. Eleştiri yapanlar da var, dahası suçlayanlar da var. Kendini bilmezliğin sınırı yok bu yönde. Oysaki herkes minnettar Önder Apo’ya bu 2 yıldır ortaya koyduğu irade, geliştirdiği çözüm yol ve yöntemleri bakımından. Şimdi, evet, ilk şeyler 22 ve 23 Ekim 2024 tarihinde oldu. Devlet Bahçeli’nin çağrısına 23 Ekim’de Önder Apo da karşılık verdi. 2. yıl dönümü yaşanıyor bu durumun. 2 yıllık bir süreç yaşandı bu temelde. Genel bir değerlendirme yapılması gerekli. Umuyoruz herkes yapar. Bu tür durumlarda hareketimiz, yönetimimiz sürekli değerlendirmeler yapıyor. Kamuoyunu zaten bilgilendiriyor yeterince yaşanan gelişmeler çerçevesinde.</p>

<p></p>

<p>Ne diyebiliriz çok kısa bir özet olarak, geçen 2 yılda ne oldu? Birçok çevre eleştiriler karşısında da kendini savunma açısından şunu söylüyor, işte savaş durdu, silah kullanılmıyor, kan akmıyor, ölümler yok, tartışmalar oluyor. Gerçekten de şunları söylemek lazım. Savaş durdu, basit bir şey değildi. Yaşamayanlar, savaş sürecinde rantçı olarak kalanlar bunun değerini bilemezler. Ama savaşan tarafların, Türkiye toplumunun, Kürtlerin bunun anlamını, değerini çok iyi bildiği kanaatindeyim ben. Diğer yandan Türkiye konuşuyor, tartışıyor. Dünya, çeşitli çevreler Türkiye’deki durumu, Kürt sorununun çözümünü, Türkiye’nin demokratikleşmesini tartışıyorlar. Her alanda toplantılar, konferanslar, kongreler oluyor. Bir arayış var, bir canlanma ortaya çıktı. Savaşın yarattığı kilitlenme, tıkanma aşıldı. Çok yönlü hem mücadele var, hem de büyük bir tartışma var, arayış var. Bunu önemsemek lazım.</p>

<p></p>

<p>ÖZGÜRLÜK HAREKETİNİN ATTIĞI ADIMLAR</p>

<p></p>

<p>Daha ileri gelişmeler olmalı mıydı? Kuşkusuz. Olabilirdi. Olmazdı, kimse diyemez. Olana ancak bu olurdu diyemeyiz. Öyle dersek yanlış yapmış oluruz. Fakat olanı da küçümsemek, azımsamak doğru bir tutum değil. Önemsemek gerekiyor. Varsa yanlışı düzeltmek lazım. Varsa yetersizliği gidermek lazım. Doğru yaklaşım, doğru tutum budur. Katkı sunmak gerekli. Hiçbir şey yapmayıp, hiç katılmayıp da ondan sonra dışarıdan çekiştirmek doğru değildir. Derler ya hariçten gazel okumak doğru bir şey değil. Ona benziyor. Bu tür tutumlar, yaklaşımlar olmamalı. Şimdi bu iki yıl içerisinde bizim aklımızın ucundan geçmediği şeyler yaptık biz hareket olarak. Nasıl? Geçmişte de ateşkesler yapmıştık, çözüm süreçleri gelişmişti. Belli bir birikimimiz vardı aslında. Ama bu düzeyde adımlar atma, kararlar alma zaten Önder Apo olmazsa kimsenin yapamayacağı bir işti. Ancak bu adımları Önderlik düzeyi atabilirdi. Nitekim Önder Apo attı. Ne oldu? İlk olarak 27 Şubat 2025 Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı yayımlandı. Bunu herkes bir manifesto olarak tanımladı. Barış ve Demokratik Çözüm Manifestosu dendi. Zaten bunu manifestoya da dönüştürdü Önder Apo. Barış ve Demokratik Toplum Manifestosu’na dönüştürdü. Geniş bir kitap haline de getirdi. Bu her şeyin önünü açtı. Bütün bu gelişmelerin önünü açtı. Hareket olarak, halk olarak bu çağrıyı anlama, dolayısıyla Önder Apo’nun yapmak istediğini anlama ve üzerimize düşeni yapma yönünde de geçen süreçte önemli bir çaba içerisinde olduk. 1 Mart 2025’te ateşkes ilan ettik. Durdurduk savaşı. Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin tartışmalarla, siyasi mücadeleyle gelişmesi için ön açıcı olduk. Ardından 12. Kongresini topladık PKK’nin. Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nın içeriği temelinde Silahlı Mücadele Stratejisinin sonlandırılması, bu temelde PKK’nin örgütsel varlığının feshedilmesi gibi tarihî önemde, benzeri az bulunur düzeyde kararlar aldık. Tabii bunların uygulanmasını Önder Apo’nun yönetimine, özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşmasına bağladık.</p>

<p></p>

<p>Çünkü böyle adımların atılmasını Önder Apo düşünce olarak geliştirdi. Bu kararı Önder Apo verdi, istedi. Uygulamaya da ancak Önder Apo koyabilirdi.</p>

<p></p>

<p>Ancak Önder Apo’nun öncülüğü, çabası, hareketi, kadroları, savaşçıları, toplumu bu kararları pratikte uygulamaya ikna edebilirdi. Dolayısıyla 12. Kongre kararları tarihîydi. Bunu herkes de takdir etti. Sonrasında bu kararları uygulamada kararlı olduğumuzu ortaya koymak üzere 11 Temmuz’da 30 yoldaş silah yakma eylemi gerçekleştirdi. Bu bir tutumdu. Sürecin gelişmesi, 12. Kongre kararlarımızın uygulanması için. Çok önemli bir tutumdu. Daha sonra çatışma riski olan alanlardan o riski azaltıcı tedbirler aldık. Bakur’da çatışma riski olan güçleri geri çektik. Bunların hepsi 2025 yılında gerçekleşti. 2026 yılında da bu pratik adımları sürdürdük ve işte en son Hareket Yönetimimiz de açıklama yaptı. Çeşitli yoldaşlar da basına dönük açıklamalar, değerlendirmeler yaptılar, bilgilendirmede bulundular. Türkiye sınırları içerisindeki silahlı güçlerimizin hepsini çektik. Yine sınır dışında çeşitli biçimlerde çatışma riski olabilecek yerlerdeki güçlerimizi de çektik. Ne sınır boyunda ne Türkiye sınırları içerisinde Türkiye’nin güvenliğini tehdit eden bir silahlı gerilla gücü kalmadı. Bu bakımdan herhangi bir tehdit artık Türkiye için yoktur. Bu düzeye gelinmiştir. Bu adımlar atılmıştır. Sorun bu çerçevede bir çözüme kavuşmuştur. Artık işte birçok arkadaş da dikkat çekti. Bundan öteye adımlar atabilmemiz, kararlarımızı uygulayabilmemiz için bunun uygun koşullarının yaratılması gerekiyor. Nedir bu koşullar? Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü her şeyden önce. Bu sürecin mimarı, yaratıcısı, başarıya götürecek tek gücü. Dolayısıyla fiziki özgürlüğü yönünde adımlar atılmalı. İmralı sistemi artık lağvolmalı, ortadan kalkmalı. Diğer yandan demokratik siyasetin önü açılmalı. Özgürlükleri geliştirecek, demokratik ortamı geliştirecek, hukuki temel oluşturulmalı.</p>

<p></p>

<p>Buna uygun yasalar çıkmalı. Hukuki ve siyasi zemin, PKK’nin aldığı kararları uygulayabilmesi için gerekli hukuki ve siyasi zemin yaratılmalı. Şimdi bu beklentimiz bu adımların atılmasıdır. Fakat atılır mı? Karşı tarafta bütün bu süreçlerde neler oldu? Ona baktığımızda bizim gibi Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ni geliştirmede istekli, gayretli bir duruş, tutum göremiyoruz. Devlet Bahçeli’nin olumlu açıklamaları oldu. Bu bir devlet politikasıdır dendi. AKP hükümetinin, Cumhurbaşkanı’nın da buna katıldığı, onay verdiği belirtildi, demokratik siyaset alanında çeşitli görüşmeler yapıldı. En ciddi adım bir Meclis Komisyonunun oluşturulmasıydı. Komisyon çalıştı, tartıştı. Küçük bir grup İmralı’ya gidip Önder Apo’yla da görüştü. Sonuçta bir rapor hazırladı, yayımladı. Fakat rapor işte öngördüğü maddeler hayata geçirilmedi. Hayata geçirilmeyi bekliyor, öyle kalıyor. Bu raporun öngördüklerinin hayata geçirilmesi için gerekli yasal adımları atıyoruz dendi. 10 Ağustos gecesi Çerçeve Yasa denen bir yasa rekor oy ile Meclisten de geçti. Önder Apo dedi, nötr yasa. Aslında belli tartışmalar olsa da AKP-MHP iktidarının hazırlayıp Meclisten geçirdiği yasaydı. Biz savaşı durdurur, demokratik siyasetin önünü açar, siyasi adımların atılmasına vesile olur anlamında önemsedik. Olumladık. Bu çerçevede Önder Apo işte bin kilometrelik yol bir adımla başlar dedi, bir başlangıç adımı olabilir dedik ve bunun olabilmesi için de demin belirttiklerimin yapılması gerekiyordu. Neydi? Bir, Önder Apo’nun fiziki özgürleşmesi. Sürece öncülük edecek düzeyde özgür yaşar ve çalışır koşullara kavuşturulması. İki, siyasi ve hukuki zeminin demokratikleştirilmesi. Bu temelde Türkiye’de demokratik değişimin, dönüşümün gelişmesi, cumhuriyetin demokratikleşmesi yönünde adımların atılmasıydı.</p>

<p></p>

<p>E şimdi henüz böyle bir adım yok, göremedik. Şu söyleniyor, işte silahlar hep bırakılmamış, dolayısıyla adımlar atılmaz. Onların istediği gibi, öngördüğü gibi bir silah bırakma diye bir şey olmaz. Aslında Türkiye’yi tehdit edecek herhangi bir silahlı şey yok. Kalmamıştır.</p>

<p></p>

<p>O boş bir laf oluyor bundan sonrası için. Sadece baskı uygulama anlamına geliyor ya da süreci böyle işte zamana yayma, pratikleştirmemeyi ifade ediyor. Ne oldu? Biz bu adımları atıp açıklamalar yapınca tabii biraz baskı altında oldular. Devlet Bahçeli yeniden açıklamalar yaptı. Sürece sahip çıktığını, ilk sözlerine sadık olduğunu, geri dönüşün olmayacağını, kararlı olduklarını belirtti. Güzel, iyi.</p>

<p></p>

<p>Ama söz var, eylem yok, pratik yok. İlk açıklamasında da gelsin Mecliste DEM Parti grubunda konuşsun demişti Önder Apo için. Bırak Meclise gelmeyi Önder Apo’nun statüsüne ilişkin herhangi bir karar bile alınabilmiş değil. Ne bir siyasi karar var ne bir hukuki karar var. Umut hakkından ardına kadar yararlansın demişti. Umut hakkını ağzına bile almıyor Türk Devleti. Herhangi bir yaklaşımı da yok. Dolayısıyla kararlı olunması iyi. Besbelli ki süreci bitirmek istemiyorlar. Çünkü ihtiyaçları var. Çıkarlarına geliyor ama sürecin gerektirdiği adımları da atmıyorlar. Aşırı derecede siyasallaştırma var. Şu anlamda; iktidara bağlama, seçim siyasetine bağlama var. Buna dayanarak bir iç siyaset yürütüyor. Türkiye’ye yeni bir dizayn vermeye çalışıyor. Bu AKP egemenliğini pekiştirme yönünde. Bunu herkes görüyor” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>SÜRECİ GELİŞTİRMEKTE KARARLIYIZ</p>

<p></p>

<p>Süreci geliştirmekte kararlı olduklarını vurgulayan Kalkan, “Biz kararlıyız süreci geliştirmede. Bunu başkaları istiyor diye değil, anlaşmayla ilan etmedik zaten. Kürtlerin buna ihtiyacı var. Türkiye’nin buna ihtiyacı var. İnsanlığın buna ihtiyacı var. Bunu gördük, bildik, anladığımız için yaptık. Başarısı için, gerçekleşmesi için de çalıştık, çalışacağız. İlgili bütün çevreleri, toplumsal kesimleri sürekli bu sürecin gelişip başarıya gitmesi için daha duyarlı yaklaşmaya, sürece daha fazla sahip çıkmaya, bu doğrultuda daha çok mücadele etmeye çağırdık. Süreç mücadele süreci çünkü. Bu çağrılarımızı yineliyoruz.</p>

<p></p>

<p>Ama tabii böyle bir mücadele etkili gelişseydi iktidar üzerinde, devlet üzerinde daha fazla baskı oluşturabilirdi. Besbelli ki onda zayıflıklar var. Şimdilik çok fazla bir şey söylemek istemiyoruz.</p>

<p></p>

<p>Fakat nasıl diyelim… Umarız yanlış hesaplar yapmıyorlardır. Muhataplarımız. Bizi böyle başka şey yapamaz, bu işi kendi güçleriyle yürütemez sanmasınlar. Kendileriyle birlikte iş yapmaya çok muhtaçmışız gibi de görmeseler iyidir. Bu tür görüntüler var gibi geliyor bize. İsteklerinden, tutumlarından ne yapmak istediklerini, ne tür plan yaptıklarını, nelerin peşinde olduklarını az çok anlıyoruz. Tehlikeli yaklaşımlar da var. Öyle kör hiçbir şey göremez değiliz. Bunu bu çerçevede net olarak ifade edebilirim.</p>

<p></p>

<p>O hâlde şimdi evet bundan öteye bizim bir şeyler yapabilmemiz için belirttiğim koşulların yerine gelmesi şart. Onun ötesinde kendi çalışmalarımızı ve mücadelemizi yürütmenin dışında bir şey yapamayız. Onun da yolu, yöntemi; bir, Önder Apo’nun fiziki özgürlüğü, iki, işte hukuki ve siyasi zeminin oluşturulması. Kararlar alındı, yasalar, komisyonlar oluşturuluyordu, çalıştırılacaktı.</p>

<p></p>

<p>Önder Apo’nun başında olduğu Barış ve Siyasallaşma Kurulu’nun oluşması, çalışması gerekiyordu. İmralı’nın kapılarının açılması lazımdı. Basın gidecekti, akademisyenler gidecekti. Önder Apo çalışır hale gelecekti. Geçmişe göre çok ciddi bir değişiklik yok. Hiçbir şey yok değil. İşte heyetler gidiyor, DEM Parti heyetleri, arada bir görüşüyorlar. Onun da tutanakları kamuoyuna yansıtılmıyor, yasak konmuş. Söylenenlerin hiçbirisi yapılmadı. Verilen sözlerin gereği yerine gelmedi. İşte çağrılar yaptılar, kamuoyuna söz verdiler. Onların gerekleri yerine gelmedi. İmralı’da evet, önce yoğun bir tecrit vardı, yıllarca, hiçbir görüşme yaptırılmadı. Diyelim bazı görüşmeler oluyor, çeşitli heyetler, o da DEM Parti çerçevesinde, ayda ya da iki ayda bir gidip görüşebiliyorlar, devlet istediği zaman. O durum aşılabilmiş değil. Örneğin, yasa çıktı, alt kurullar oluşturuldu, üst kurul toplantı yaptı. Alt kurulların çalışmalarına ilişkin hiçbir şey göremiyoruz. İmralı’da Önder Apo çalışır hale gelecekti, gelemedi, ona bağlı çeşitli alt kurullar oluşacaktı. Üst kurul olamadığı için yapılamıyor. Bir tıkatma vardır, bir dayatma görülüyor, tutturulmuş bir terane. Silahsızlansınlar, silahsızlansınlar. Biz savaş ortasındayız, dünya savaşının ortasındayız. Kim kimden ne istiyor? Aklını başına toplamalı herkes. Bazı şeyleri açıktan söylemek gerekmiyor ki, arif olmak lazım, anlayabilmek gerekiyor.</p>

<p></p>

<p>GERİLLANIN TÜRKİYE GÜVENLİĞİNE TEHDİDİ YOK</p>

<p></p>

<p>Dolayısıyla Türkiye kamuoyu, bütün dünya da şunu bilsin, PKK gerillasının, Türkiye’nin güvenliğine dönük şu an hiçbir tehdidi yoktur. Sınırdan en az 60 kilometre uzaktadırlar. Herhangi bir çatışma riski falan yok.</p>

<p></p>

<p>O halde iş bitmiştir gerisi. Bundan öteye gidebilmek için Türkiye’nin PKK’yi içine alabilecek bir demokratikleşmeye ulaşması lazım. Ülke genişleyemiyor, demokratikleşemiyor. Kürtleri içine alamıyor, yasal statüye kavuşturamıyor, Kürt sorunundan bahsedemiyor, Kürdün kimliğinden bile bahsedemiyor. PKK’yi içine almaya hazır değil. Bu yasalarla olmaz bu. Bu siyasetle olmaz. Böyle olsaydı zaten Türkiye’nin dışına çıkılmazdı bu kadar. Dağa çıkılmazdı bu kadar. Sanki hiçbir şey olmamış gibi eski şey duruyor, onun içinde yok edilmek, eritilmek isteniliyor. Bunun inkâr ve imhada ısrar olduğu kesin. Umarız bundan vazgeçilir” diye ifade etti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>AVRUPA’DAKİ KONFERANS</p>

<p></p>

<p>Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenene Kürt Konferansı’na dair de konuşan Kalkan, şunları ifade etti: “Avrupa, dedim ya, tartışılıyor. Süreç, dilleri çözdü. Konuşma, tartışma önündeki engelleri kaldırdı. Bunu önemsemek lazım. Türkiye’de de konferanslar oluyor. Kürtler de birçok toplantılar yapıyor, konuşuyorlar. Avrupa’da da oluyor. Dünyanın değişik alanlarında da. Kürt sorunu tartışılıyor. Türkiye’nin demokratikleşmesi tartışılıyor. Orta Doğu sorunları tartışılıyor. İyidir. Bunun önünü Barış ve Demokratik Toplum Süreci açtı.</p>

<p></p>

<p>PKK’nin ateşkesi ve aldığı kararlar açtı. Herkes önce bunu görmeli, takdir etmeli bir defa. 14-15 Ekim tarihlerinde Avrupa Parlamentosu önemli bir konferans yaptı. Şimdi de oluyor. Avrupa’da bu hafta içinde yoğun konferanslar da var. İtalya’da benzer konferans yapıyor, sürüyor hâlâ. Kadın Hareketi konferans yapıyor. Jineoloji konferansı var. Çeşitli toplantılar, tartışmalar hep yapılıyor. Bu tür çalışmaları biz önemsiyoruz. Başarılar diliyoruz. Öncelikle onu belirteyim hepsine. Avrupa Parlamentosu’nda yapılan 20. konferansın sonuç bildirisini takip etmeye çalıştık. Tartışmaları da kısmen izledik.</p>

<p></p>

<p>Önemli tartışmalardı. Sonuç bildirisi de iyiydi. Önceki konferanslara göre çok daha ileri kararlar var. Bu arada belirteyim. Brüksel’de ben de bir Kürt konferansına katıldım. 1994 Mart’ta Fuat arkadaşla birlikte katılmıştık. Daha yeni Almanya cezaevinden çıkmıştık. PKK temsilcileri olarak bizi götürdüler. Çünkü kimse PKK’liyiz diyemiyordu Avrupa’da. Tutuklanıyorlardı, yasak konmuştu. Biz zaten hapse girmiştik. Tescilli PKK’li olduğumuz belliydi. O nedenle PKK kürsüsünde oturmamızda yoldaşlar sakınca görmediler. Biz de kabul ettik. O da önemli bir konferanstı. Hiç unutmuyorum zaten. Adını duyup da ömür boyu göremediğim birçok insanı o konferansta görme imkânı bulmuştum. Orada da kararlar alınmıştı. Böyle konferanslar çok yapıldı, yapılıyor. Önemsiz değil, iyidir. Fakat pratikleştirilmesi olursa daha iyidir. Pratik adımlar çok atılmıyor. Kararlar takip edilmiyor. Bu bakımdan da sadece tartışma düzeyinde kalıyor.</p>

<p></p>

<p>ABDULLAH ÖCALAN’IN MESAJI&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Umarız bu Avrupa Parlamentosu’nda yapılan 20. Kürt Konferansı’nın kararları böyle olmaz. Bu konferansın önemli bir şeyi Önder Apo’nun mesajının doğrudan okunmasıydı. Bir ayırt edici özelliği. Dinledi herkes. Değerlendirildi, tartışıldı. Onu da anlamlı bulduk. Önder Apo’nun mesajı da oldukça önemliydi. Onu değerlendirmek lazım. Çünkü 9 Ekim 1998’de Kürt sorununun demokratik çözümünü Avrupa demokrasisine dayanarak gerçekleştirmek için Önder Apo bütün riskleri üstlendi, Avrupa’ya çıkmak istedi. Buna komplo dayattı ABD, İngiltere, İsrail.</p>

<p></p>

<p>Bunları biliyoruz. Yunanistan’dan Rusya’ya, Roma’ya gitmeyi başardı. Roma’da 8 maddelik çok makul bir demokratik çözüm programı sundu Kürt sorunu için. Başka herhangi toplumda olsaydı Avrupa siyaseti dört elle sarılırdı. Kendisinin görürdü. Gereklerini yapmak için çalışırdı.</p>

<p></p>

<p>Dönemin İtalya yönetimi belli bir çaba harcadı. Teşekkür ettik her zaman o çabaya. Ama başta İngiltere, Fransa ve Almanya yönetimleri olmak üzere Avrupa Birliği sahip çıkmadı. Avrupa Birliği, Önder Apo’yu NATO gladyosuna teslim etti. Avrupa’da kalmasına, yaşamasına izin vermedi. İmralı yolunu Avrupa gösterdi. Önder Apo bunları hatırlattı. Hâlâ 28. yılı tamamlanmak üzeredir, 3,5 ay kaldı İmralı sürecinin. İmralı sistemi NATO gladyosu tarafından ayakta tutuluyor, sürdürülüyor. Bundan Avrupa sorumlu. Zaten Kürt sorununu yaratan da Avrupa’nın kendi 1. Dünya Savaşı’ndaki iç savaşıydı. İngiltere-Almanya savaşı Kürtleri bu hâle getirdi. Biraz yaptıklarını düzeltirler diye, bir öz eleştiri yapabilirler diye aslında Önder Apo ‘98’de Avrupa’ya çıkmayı tercih etmişti. Fakat o görülemedi. Şimdi artık daha cesur adımlar atmalı Avrupa siyaseti, onu söylemek istiyorum. Evet toplantılar, tartışmalar, kararlar iyi. Ama pratikleşme için de daha cesur adımlar atılmalı. Önder Apo 28 yıldır İmralı’da tutuluyor. İşkence ve tecrit ortamında. Avrupa yasaları uygulansa çıkması gerekecek. Hâlbuki İmralı sadece Türkiye’nin bir cezaevi değil. Avrupa da içinde, Amerika da içinde. Ortak denetlenen bir cezaevi. Avrupa yasaları uygulanmıyor. Tartışma, karar alma, kötülemiyoruz da ama pratik böyle olunca insan ne diyeceğini şaşırıyor. Ne diyelim? İyidir nasıl diyelim buna? Öfke duymamak, eleştirmemek mümkün değil.</p>

<p></p>

<p>O hâlde umudumuz artık bu durum son bulur. Oyun diyeceğim, oyun oynama gibi bir şey. Buna son verilir. Biraz gerçekten de insan haklarına, demokrasiye, halkların haklarına uygun yaklaşım olmalı. Bu kadar çıkarcı bir durumdan uzaklaşılmalı. Beklentimiz bu. Biz takip edeceğiz pratiği tabii.”</p>

<p></p>

<p>‘YASALARIN UYGULANMAMASINI TEŞHİR ETMEK LAZIM’</p>

<p></p>

<p>Cezaevlerindeki infaz ertelemelerine dikkat çeken Kalkan, “Aslında Türkiye’nin yasaları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince denetleniyor. Onun hükümlerinin uygulanması lazım. Hiçbirisi uygulanmıyor. Türkiye mevcut AKP yönetimi ne anayasasını uyguluyor ne ceza yasalarını uyguluyor. Şimdi ne bir kurul diye bir kurul oluşturmuş, hukukçu mukukçu da değiller. Gardiyanlardan, şuradan buradan insanları bir araya getirmiş kurul, cezaevindeki insanların çıkıp çıkmamasına onlar karar veriyorlar. Hukuk karar vermiyor. Mahkemeler karar vermiyor. Yasalar karar vermiyor. Mahkemeler karar vermiyor. Ne idüğü belirsiz bir topluluklar karar veriyor. Bu toplulukların hepsi siyasidir. İktidar yönetimindedir. Dolayısıyla cezaevlerinde tutulan insanların hepsi siyasi rehine konumundalar. Siyasi rehine olarak tutuluyorlar. Ben eleştirmek de istiyorum. Bu kadar insan çıktı 30 yıl, 35 yıl, 33 yıl cezaevinde yatmış olarak. Bu durumu daha fazla teşhir edebilirlerdi, etmelilerdi. Niye bunun üzerine gitmiyorlar, teşhir etmiyorlar ki? Bunu dünyanın dört bir yanında teşhir etmek lazım. Kendi yasalarını, anayasasını uygulamayan bir rejim, bizim kendisinin istediğini yapmamızı, kendisine neredeyse teslim olmamızı bekliyor.</p>

<p></p>

<p>Akıl alacak iş midir bu? Tek akıllı onlar, hepimiz ahmak mıyız? Bizi böyle kimse göremez. Öyle olmamalı. Mesela bu cezaevlerindeki durum gerçekten ilginç. 35 yıl yatanlar var, 36 yıl yatanlar var. Daha ne kadar yatacağı belli değil. Geliyor, bir yıl geçiyor. İkinci yıla ertelendi, öbürüne ertelendi. Ne kanun var, ne mahkeme var. Hiçbir şey yok. Alikıran başkesen hesabı, işleri gidiyor. Bazı protestolar oluyor bunlara karşı. Fakat azdır. Daha fazla olmalı. Kıyamet koparılmalı aslında. Dünyanın dört bir yanında, onda birini yapan iktidarlara karşı her türlü protesto eylemleri gelişiyor. Tepki azdır. Bu duruma maruz kalanların tepkisi de azdır. Bir de hasta olmuşlar. Her türlü şeyden geçmişler. Ölüm döşeğindeler çoğu. Onlar da olmuyor.</p>

<p></p>

<p>Bize diyorlar işte adım atma. Verilmiş cezayı bilmem kaç yıl fazla yaparak insanlar çıkmışlar. Diyorlar ki sürece dönük adım. İstesek bırakmazdık da. Muhataplarımız bize bunu alenen söylüyorlar. Biz de kamuoyuyla paylaşıyoruz. Durum bu. Zindanlardaki insanların nasıl birer rehine olduğunu herkes görsün, bilsin. Ben sadece şunu söyleyeceğim, bunu ekleyeceğim. Zindanlardan bu temelde bir cenaze çıkarsa biz onları savaş şehidi sayacağız. Bunu muhataplarımız iyi bilsin. Hareket olarak bunda kesinlikle kararlıyız. Savaş şehidi sayacağız. Ateşkes yapılmamış, savaş durdurulmamış, savaş zindanda sürdürülmüş ve bu sonuca yol açmış diyeceğiz. Herkes bunu bilmeli” ifadesinde bulundu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>MEKKE ANLAŞMASI&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Yemen ve Suudi Arabistan arasındaki savaşa işaret eden Kalkan, süreci takip ettiklerini, durumun netleşmesini beklediklerini ancak gündemlerinde olduklarını dile getirerek, “Hatırlarsanız şu soru gündemdeydi; Temmuz’da Ankara’da yapılan NATO toplantısı ne kararlar aldı? Yayımlanan kararlar ötesinde acaba gerçekten görünmeyen kararlar olarak neler alındı? Türkiye’ye ne görevler verildi? Bunu birçok çevre sordular. Biz de sorduk.</p>

<p>Tartışılıyor, araştırılıyordu. Aslında bir süre araya boşluk koydular takibi iyi olmasın diye. Böyle damdan düşüyor gibi, yeni icat ediliyor gibi Mekke Anlaşması gündeme geldi.</p>

<p>Ondan sonra şimdi de Suudi’ye asker göndermesi Türkiye’nin gündeme geliyor. Mekke İttifakı için Ortadoğu NATO’su diyorlar. Bunu daha önceki yıllarda ABD yönetimleri gelip İsrail’de ve Suudi’de toplantı yaptıklarında söylemişlerdi. Ortadoğu NATO’su mu olacak? Arap NATO’su mu olacak diye tartışılıyordu.</p>

<p></p>

<p>Şimdi bazıları durumun böyle olduğunu ifade ediyorlar. Fakat bu Mekke İttifakı’nın Temmuz’da Ankara’da yapılan NATO toplantısının bir kararı olduğunu bilmemiz lazım. Bu netleşti artık. Mekke İttifakı ile Türkiye’yi ne yapıyorlar? ABD Başkanı Trump bir çağrı yapmıştı. Başta Türkiye olmak üzere Ortadoğu’daki devletleri İbrahimî Anlaşma’ya katılmaya çağırıyoruz, demişti. Mekke İttifakı anlaşması İbrahimî Anlaşma’da yer alanların İbrahimî Anlaşma’ya dahil olması anlaşmasıdır. Bunu böyle görmeliyiz. Türkiye bu biçimde İbrahimî Anlaşma’ya dahil olmuş oluyor. ABD ile anlaşmış. İsrail ile anlaşmış oluyor bu anlaşma. İsrail anlaşmasıdır. Şimdi Suudi’ye de asker gönderiyorlar. Yemen’deki savaşa müdahil olacaklar. Yemen’de İran yanlılarına karşı savaşacaklar. Türkiye İran’a karşı savaşa giriyor dolaylı olarak. O pozisyona getiriliyor bu biçimde. Hem İbrahimî Anlaşma’ya dahil olmuş oluyor. Bu çerçevede İran’a karşı savaşa da dahil olmuş oluyor.</p>

<p></p>

<p>Zaten geçen gün ABD Başkanı yeniden bir açıklama yaptı. Erdoğan dedi, bütün isteklerimi yerine getiriyor Yemen konusunda. Türkiye toplumu niye az tartışıyor ben bilemiyorum. Osmanlı’nın kırılışı Yemen’de başladı. Yemen üzerinde ne kadar türkü var, ağıtlar var yakılmış. Yeniden AKP yönetimi Türk askerini Yemen’e sürecek. Gider mi gitmez mi? Buna karşı çıkılmalı. Bu öyle rahat kabul edilebilir, karşılanabilir mi? Diğer yandan orada bir İran karşıtlığı var. Türkiye İran’la neredeyse savaşır hâle gelecek bir yönüyle.</p>

<p></p>

<p>Ama biz biliyoruz ki diğer taraftan da İran’la Kürtlere karşı ileri düzeyde anlaşması var. Bu Hakan Fidan politikasını iyi izlemek lazım. Bir ip üzerinde oynayan cambaza benziyor biraz. Suudi’de, Yemen’de, Körfez’de İsrail’le, ABD’yle birlikte İran’a karşı savaş. Zagroslara gelince Kürtlere karşı İran’la birlikte savaş. İranlılar bundan ne anladılar tam bilemiyoruz aslında.</p>

<p></p>

<p>Devlet kalmadı tabii. Çok zayıf durumdalar. Öyle anlaşılıyor ki çok bir irade koyamıyorlar. Bütün zayıflıklarını, çelişkilerini gidermenin yeri de Kürtlere vurmak olamaz. Bunu herkes bilebilmeli. İş bu noktaya gelmiş durumda. Bu net böyle görülmeli. Bu ciddi bir tehdit de oluşturuyor. Türkiye için de, İran için de en azından siyaset buna müdahale edebilmeli. Muhalif güçler müdahale edebilmeli. Toplumlar müdahale edebilmeli. Kürtler de duyarlı olsunlar. Durum ciddi. Tehditler var. Ciddi tehditler var. Tehlikeler var. Bazı partiler, örgütler açıklamalar yapıyorlar. Bunlara dikkat çekiyorlar. Önemsiyoruz biz o açıklamaları. Gerçekten tehlikeler var, tehdit var. Demokratik birlikten söz ettik.</p>

<p></p>

<p>Kürt Demokratik Birliği bütün bu tehdit ve tehlikelere karşı tek çare olarak büyük önem taşıyor. Bu bakımdan da tehdit var deyip açıklama yapmak yetmiyor. Onları bertaraf edebilmek için gerekli gücü ortaya çıkaracak demokrasiyi geliştirmemiz, birlik oluşturmamız gerekli ve şart” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>EKOKIRIMA KARŞI MÜCADELE&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Ekokırıma dair de değerlendirmelerde bulunan Kalkan, “Hemen deniliyor doğal afet. Doğal mıdır bu? Afet deniliyor, felaket deniliyor. Bu kavramlarla üstü örtülüyor. Deprem olunca da böyle diyorlardı. Akdeniz’de deprem oldu. Bunu da böyle tanımladı AKP yönetimi. Birçok çevre de doğayı da suçluyorlar, çeşitli şeyleri de suçluyorlar. Fakat nasıl diyelim, sadece Türkiye’ye özgü bir şey de değil bu. Bütün dünyada geçerli olan bir durum. Doğanın dengeleriyle bu kadar oynanırsa doğa da hesap sorucu olur tabii. Nitekim oluyor da. Önder Apo, doğa intikâmını alır dedi. Doğanın canlılığından söz etti ve intikâmını alabileceğini, yapabileceğini belirtti. Şimdi Türkiye’de bundan önceki bazı yönetimler de bu konuda fazla ileri gitmişlerdi. Ama AKP yönetimi hiçbir ahlaki ve hukuki kural tanımaz oldu. Para, kâr nereden gelecekse aşırı derecede doğa yok edilmeye çalışılıyor. Bu Karadeniz’den başladı, Karadenizliler karşı çıktılar, kadınlar, toplum protesto etti. Biz gerçekten onları önemsemiştik. Ege’ye, diğer alanlara yayıldı, Kürdistan’da ise ölçüsüz olarak geliştiriliyor. İşte Amed’den Muş’a, Varto’ya… Birçok alanda çok geç de olsa bilinçlenme oluştu, komiteler, örgütlenmeler gelişti. Doğanın tahribine karşı toplum evine sahip çıkıyor, yaşam zeminine sahip çıkıyor. Doğa, üzerinde yaşanılan yer, olmazsa insanlık olmaz. Doğayı anlama bilinci, insanın, toplumun kendini anlama bilincinin başlangıcı.</p>

<p></p>

<p>Doğayla toplum ve insan ilişkisi bütünlüğü bu düzeyde. Önder Apo dedi, bir avuç altın için koskoca bir dağ yok ediliyor. Gerçekten de orman, ağaç bırakılmadı. Özellikle de Kürdistan’da, Botan’dan, Dersim’e hâlâ kıyılıyor. Böyle göz göre göre yapılıyor. Bunu korucular şunlar bunlar şeyiyle Kürtler üzerinden de yapıyorlar. Zamanında tepki göstermede yetersiz kalındı. Şimdi bu bakımdan bir afet falan yok, felaket de yok. Yanlış politikaların iktidarın eliyle ortaya çıkartılan felaketler var. Bunu öyle görmek lazım. Kapitalist modernite sisteminin aşırı kâr hırsı, doğayı yok edici saldırıları her türlü dengeyi bozdu. Yerin üstündeki dengeyi de bozdu, altındaki dengeyi de bozdu, gökyüzündeki dengeyi de bozdu, iklim dengesini de bozdu.</p>

<p></p>

<p>Ne biçim yağışlar oluyor? İklim dengesi tümden yok olmuş durumda. Felaket türünden deprem gibi yağışlar oluyor. Dünyanın birçok alanında oluyor.</p>

<p></p>

<p>ÖZGÜR DEMOKRATİK YAŞAM BİLİNCİ</p>

<p></p>

<p>Türkiye’de de işte İstanbul’da olan da bu. Bu önlenemez değildi. Bu kader değil, doğanın doğal bir sonucu değil. İnsanların doğayı tahribinin bir sonucu. Para hırsının, kâr hırsının, kapitalist modernite sisteminin yarattığı bir sonuç. Diğer yönden de böyle bir yapılaşma da ortada. Nasıl şehirler kurulmuş, nasıl evler yapılmış? Hiçbir planı yok, bu tür şeyler hiç öngörülmemiş. Hemen derelerin ortasına, kıyılarına evler kurulmuş, şeyler yapılmış. Güya şehir planlaması var, güvenlik tedbirleri var. Belediyesi çalışıyor, öteki çalışıyor, şu çalışıyor, bu çalışıyor. Ama hiçbir şeyin olmadığını aslında Çukurova’daki depremde gördük. AKP’nin politikalarının ne sonuç verdiğini. İstanbul’daki sel olayı da ikinci versiyonudur. Herkes İstanbul’da deprem olur mu korkusunu yaşıyordu. Deprem olmadı ama bu sel depremden daha ötesi oldu. Deprem gibi de etki yaptı. Yıktı geçti. Şimdi bunun nedenlerini iyi anlayıp onları ortadan kaldıracak mücadele etmek gerekli. Ah vah etmekle olmaz. Sorumlularını bulup üzerine gitmek gerekli. Bu ekolojik bilinç, ekolojik mücadele, ekolojik örgütlenme olmazsa olmaz bir şey. Yaşam için, yaşamın özgür kılınması için zorunlu bir şey. Dolayısıyla doğaya karşı saldırıyı topluma karşı saldırı görmek lazım. Eskiden derler yaş kesen baş keser. Şimdi bu bir Botan var. İzliyoruz. Şimdi Başur’da yapıyorlarmış aynı şeyi. Behdinan’ın her alanında. Zaten ‘85’ten beri yapıyorlar. KDP o zamandan anlaştı biz biliyoruz. Çok onları burada şimdi söylemeye gerek yok. Ne kadar baş kesti. Her bir ağaç kesiminin bir insan katliamı olarak değerlendirilmesi lazım. Böyle anlarsa toplum kendisini anlamış olur. Gerçekten doğru bir toplum bilinci oluşur. Özgür ve demokratik yaşam bu bilinçle ortaya çıkar. Bu bilinç olmazsa olmaz.</p>

<p></p>

<p>Sol sosyalist güçler, demokratik çevreler bu işi daha fazla ciddiye almalılar. Daha çok önemsemek lazım. Daha çok ekolojik bilincin gelişmesine, örgütlenmeye, mücadeleye önem vermek gerekiyor.</p>

<p></p>

<p>Mesela doğaya karşı yapılan talan, tahribatlar isyan gerekçesi düzeyinde aslında. Her türlü eylemi, demokratik eylemi, kitle hareketini geliştirmek için birer gerekçe, hem de en makul gerekçe. Kimse diyemez niye oldu. Bundan daha fazlası olmaz çünkü. Bu kadar zarar verici. Yaşam için, insanlık için. İnsanlığın geleceği açısından. Gelecek karartılıyor. Zarar görenleri telafi ederler. Ders çıkartmaları önemli. Ama bütün herkesi bir musibet bir nasihattan yeğdir düsturuyla hareket edip buradan ders çıkartarak bu tür şeylerin bir daha yaşanmaması için gerekli örgütlenme ve mücadeleyi geliştirmeye çağırıyorum. Başka çare yok”</p>

<p></p>

<p>FRANSADAKİ EYLEMLER</p>

<p></p>

<p>Fransa’daki eylemlere dair değerlendirmelerde bulunan Kalkan, şunları ifade etti: “Fransa’daki durum gerçekten de ilgi çekici. Dikkat çekici. Genç arkadaşlar da soruyorlardı. Biraz tartışmıştık onlarla. Buradan hangi sonuçları çıkarmalıyız? Ne yapılmalı diye. Doğal bir tepki, öyle görülüyor. Önemli olan o bilincin nasıl oluştuğudur. Örgütlenmeleri için gençliğin, öğrenci gençliğin araçları var. Teknik kullanıyorlar. İsterse öğrenci gençliğin bir anda örgütlenmesi, eyleme kalkması mümkün. Yeter ki onlar o isteğe ulaşsınlar. O bilinç olsun. Fransa’da lise gençliği bu bilince ulaştı. Hiç kimsenin beklemediği, herkesi şaşırtan, birçok değerlendirmeye konu olacak olan, aslında nasıl diyelim, özgürlük ve demokrasi mücadelesi açısından da büyük umut veren bu gelişmeler ortaya çıktı.</p>

<p></p>

<p>Bu gençlerin eylemlerini böyle değerlendirmek lazım. Gerçekten de selamlamak gerekiyor, kutlamak gerekiyor. Toplumu harekete geçirdi. Sarı Yelekliler de devreye girdiler. Şimdi genel greve gidiliyor. Fransa’yla sınırlı kalmıyor. Belçika’ya yayıldı. Diğer Avrupa ülkelerine de yayılacak. Öyle anlaşılıyor ki sürer bu hareket. Kesintisiz olmayabilir. Parça parça olabilir ama gittikçe ileride yeni biçimlerde çıkar ve Orta Doğu’ya, Türkiye’ye de yayılabilir. Bunu beklemek lazım. Çünkü niye? Birilerinin bu kapitalist modernite sisteminin geldiği düzeye karşı isyan etmesi lazım. Yok ediyor, bitiriyor. Bu, toplumu da bitiriyor. Mevcut sömürü… Hiçbir zaman insanlık şimdiki gibi geleceğin tehlikede olduğu bir durumu yaşamadı. Kapitalist modernite sisteminin geldiği nokta bu. Önceki dönemlerinde de böyle değildi. Kapitalist moderniteden kurtulmadıkça işte İslamiyet demiş ne olur? Kıyamet kopar. Kıyamet gibi bir durum. Kapitalist modernitenin doğa ve topluma saldırıları gerçekten de kıyamet alametleri gibi bir şey. Bu durumu yaratıyor. Dolayısıyla birileri buna isyan edecekti. Eder de. Geçmişte de ettiler. Gelecekte inanıyoruz daha fazla edecekler. Şimdi liseli gençler ettiler. Gerçekten de öncülük yapıyorlar. Niye liseli gençler ettiler? Şunu söyleyebilirim. Bir kesim çıkacak isyan edecek. Mutlaka edecek. İnsanlık bunu kaldıramaz, kabul edemez. Şimdi bu kesim liseli gençler oluyor. 50-60 yıl önce üniversite gençleriydiler. 1960’lı yıllarda, ‘70’li, ‘80’li yıllarda üniversite gençliğiydi. PKK de bir aydın gençlik hareketi olarak çıktı. Biz de o gençliğin içinden geliyoruz. O heyecan, o ruh, o bilinç, irade farklıydı. Onu net ifade edebiliyorum.</p>

<p></p>

<p>O zaman bu bilince ulaşan üniversite gençliğiydi Türkiye’de mesela. Onun öncesinde, 3-5 yıl öncesinde de Avrupa’daydı. 1968 gençlik devrimi yaşandı. Büyük gençlik hareketleri oldu üniversite gençliği olarak. Ondan önceki 50 yılda da işçiler öyleydiler. Rusya’da devrim yaptılar. Bütün birçok ülkede ayaklanmaya kalkıştılar. Kapitalist sömürüye, baskıya karşı çıkmak için her türlü eyleme başvurdular. İşçi sınıfı hareketleri biraz da teorik olarak, ideolojik olarak, programsal olarak biraz da o eylemler ortamında oluştu.</p>

<p></p>

<p>LİSELİ GENÇLİĞİN YARATTIĞI UMUT</p>

<p></p>

<p>Şimdi liseli gençlik böyle bir kesim olabilir mi? Böyle önemsemek lazım. Çocukları bile önemsemek gerekli. Yarın daha genç olanlar da bu tür kalkışlar yapabilirler. Çünkü sorun yaşamsaldır. Gelecek sorunu. Biraz bilinç edinir, yaşamı anlamaya başlar hâle gelirse, insan mevcut olana tepki duyar. Genç insanlar yaşamın kirine pasına bulaşmadıkları için besbelli ki daha idealistler. Hayalleri daha geniş, güçlü, daha dinamikler ve daha çok duyarlılar. Liseli gençlik de onu ifade ediyor. Şimdi sıra liseli gençliğe gelmiş diyebiliriz. Daha doğrusu kapitalist modernite sistemi işçi hareketini zayıflattı. İşçileri şu veya bu yöntemle sistemin içine çekti. Pay verdi. Sadece sendikacılık geliştirdi. Şu bu yöntemlerle önemli ölçüde işçi hareketlerini pasifize etti. Yoksa bu sömürüye dayanılır mı? Yüz yıl önce, yüz elli yıl önce bu kadar grev yapan, bundan daha az sömürü varken grev yapan işçiler şimdi niye yapmıyorlar? Bir özel savaş yöntemidir. Kapitalist modernite sisteminin. Anladık ki son elli yıldır üniversite gençliği üzerinde de özel bir politika uygulanmış. Dünyada uygulanmış. Türkiye’de uygulanıyor bu. Sistemin içine çekilmiş. Böyle çeşitli yöntemlerle kapitalizmin kirine, pasına bulaştırılmış üniversite gençleri. Yoksa o bilinç ve dinamizm durmazdı. Ama en zayıf durumda şimdi. Dikkat edelim. Onlar böyle yaklaşınca işte artık lise gençleri de diyorlar ki sorun bize kaldı. Öncü biz olmalıyız. Çareyi biz yaratmalıyız ve kalkışa giriyorlar. Önemli. Belki biraz abartı gibi olabilir bu değerlendirmeler. Öyle bir örgütlülükleri yok. O kadar siyasi programa sahip değiller. Stratejileri, taktikleri yok denebiliyor. Ama öyle olsun. Ben de biliyorum öyle olmadığını. Ama önemli olan bu refleks, bu tepki. Neyi gösteriyor bu? Bir, topluma, gençlere ne uygulanıyor? Nasıl bir baskı altındalar? Nasıl gelecek öngöremiyorlar? İkincisi, bir iradedir. Güçlü bir irade. Tepki gösteriyor. Hem de kitlesel olarak. Bunu bir anda yapabiliyor. Artık yaşam çok hızlanmış. Mevcut gelişmeler ortamında. Dolayısıyla bunu bir anda ortaya koyabiliyor. Koyacak, gelişecek. Bu bakımdan umutlu olmak lazım. Böyle nasıl kapitalist modernite sisteminin kirine pasına karşı mücadele durmayacak. Demokratik sosyalizm mücadelesi her alanda, her kesimde yayılacak. Aslında biraz bilinç olsa, biraz çaba öncülük yapılabilseydi daha fazla gelişebilirdi. Zemin güçlü. Koşullar uygun. Umut ediyoruz. Liseli gençliğin hareketi bunun için bir kıvılcım olur. O da bütün toplumu tutuşturur.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 11:13:25 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/kalkan-dan-iktidara-elestiri-soz-var-pratik-yok-h108699.html">Kalkan&amp;#039;dan iktidara eleştiri: Söz var, pratik yok</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/vize-sirketlerine-haksiz-menfaat-operasyonu-60-gozalti-h108698.html</link>
		<title>Vize şirketlerine &amp;#039;haksız menfaat&amp;#039; operasyonu: 60 gözaltı kararı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Vize şirketlerine ‘haksız menfaat’ elde ettikleri iddiasıyla başlatılan soruşturmada 60 kişiye gözaltı kararı çıkarıldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Türk vatandaşları AB ülkelerine seyahat etmek için Schengen vizesine başvurmak zorunda. Randevuların uzunluğu ve çıkmayan vizelerse tartışma konusu. 10 Mart’ta Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor Schengen vizesinin kalkmasının tamamen Türk yetkililerin elinde bulunduğunu belirtmişti:</p>

<p>“Ancak görünüşe göre üst düzey yetkililer bu konuya pek ilgi göstermiyorlar. Türkiye’de yetkililer sorunu yeşil pasaportla ve hizmet pasaportuyla çözmeyi tercih ediyor.”</p>

<p>TRT Haber’in aktardığına göre&nbsp;bazı vize şirketlerinin internet üzerinden garantili vize ve randevu vaadiyle ödeme aldıkları öne sürüldü.&nbsp;</p>

<p>Taahhüt edilen hizmetlerin yerine getirilmediği durumlarda tahsil edilen bedelleri tamamen veya kısmen iade etmeyerek haksız menfaat sağlandığı iddiasıyla başlatılan soruşturmada 60 kişi için gözaltı kararı verildi.</p>

<p>Ne olmuştu?</p>

<p>Schengen vizesi için randevu sorununun bot hesaplarla yer ayırtan ve bunları para karşılığı satmaya çalışanlar olduğu öne sürülüyordu.</p>

<p>11 Ağustos’ta Adalet Bakanı Akın Gürlek&nbsp;X’ten&nbsp;İstanbul başsavcılığının konuyla ilgili soruşturma başlattığını duyurdu. Buna göre bazı kişi ve şirketlerin, konsolosluklarla yetkili aracı kurumların çevrimiçi randevu sistemlerine&nbsp;‘bot’&nbsp;yazılımlarla erişerek toplu randevu alması araştırıldı.</p>

<p>‘Yazılım’&nbsp;ve&nbsp;‘danışmanlık’&nbsp;adıyla para toplandığı, ücret iadesinin yapılmadığı ve başvuranlara ait kişisel verilerin özel dijital sistemlere aktarıldığı belirlendi.</p>

<p>15 Ağustos’ta 37 kişi&nbsp;tutuklandı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 09:57:04 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/vize-sirketlerine-haksiz-menfaat-operasyonu-60-gozalti-h108698.html">Vize şirketlerine &amp;#039;haksız menfaat&amp;#039; operasyonu: 60 gözaltı kararı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/asayis/sigorta-dolandiriciligi-operasyonu-77-gozalti-h108697.html</link>
		<title>Sigorta dolandırıcılığı operasyonu: 77 gözaltı</title>
		<category><![CDATA[asayis]]></category>
		<description><![CDATA[Trafik kazaları üzerinden 17 sigorta şirketinden haksız tazminat iddiasıyla Adana merkezli başlatılan operasyonda 77 kişi gözaltına alındı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Adana başsavcılığının yürüttüğü soruşturmada, 2022-2026’da kurgu trafik kazaları üzerinden 17 sigorta şirketinden haksız tazminat temin ettiği belirlenen bir&nbsp;‘suç yapılanması’&nbsp;tespit edildi.</p>

<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek’in&nbsp;açıklamasına göre&nbsp;76 trafik kazasının kurgu olduğuna dair bulgulara rastlandı. Şüphelilerin hasarlı araçları yeni kazaya karışmış gibi gösterdikleri, aynı araçları tekrar kullandıkları ve gerçeğe aykırı kaza tutanakları düzenledikleri öne sürüldü.</p>

<p>88 kişi hakkında adli işlem başlatıldı. 77’si gözaltına alındı, bir şüphelinin cezaevinde olduğu belirlendi. 10 kişiyse aranıyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 09:56:15 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/asayis/sigorta-dolandiriciligi-operasyonu-77-gozalti-h108697.html">Sigorta dolandırıcılığı operasyonu: 77 gözaltı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/tanju-ozcan-isterlerse-ocalan-i-cikarsinlar-umrumda-degil-h108696.html</link>
		<title>Tanju Özcan: İsterlerse Öcalan&amp;#039;ı çıkarsınlar umrumda değil, evde kedi gibi oturacağım</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Tutuklanıp belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Tanju Özcan savunmasında serbest kalmak istediğini belirterek “İsterse (PKK lideri Abdullah) Öcalan’ı çıkarsınlar, umrumda değil, evimde kedi gibi hiçbir şeye karışmadan oturacağım” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Özcan, 28 Şubat’ta Bolu Belediyesi’ne düzenlenen operasyonda gözaltına alınmış, 2 Mart’ta&nbsp;‘icbar suretiyle irtikap’&nbsp;suçlamasıyla tutuklanmıştı. 3 Mart’ta İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştı. Özcan, 4 Nisan’da da&nbsp;‘nitelikli dolandırıcılık’tan tutuklanmıştı.</p>

<p>Özcan dahil dördü tutuklu 19 sanığın yargılandığı davanın üçüncü duruşmasının ilk günü tamamlandı.</p>

<p>Özcan, Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla yaptığı savunmasında duruşma salonuna getirilme yönündeki taleplerinin kabul edilmediğini, bu nedenle yüz yüze savunma hakkının ihlal edildiğini ve kısıtlandığını söyledi.</p>

<p>Belediye başkanlığı döneminde yüzlerce öğrenciye burs sağlamak ve huzurevi yapmak amacıyla vakıf kurduklarını belirten Özcan, toplanan paraların kaynağının ve harcandığı yerlerin belli olduğunu savundu.</p>

<p>Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporunda kendileri hakkında suç unsuruna rastlanmadığını belirten Özcan, tutuklanmalarının ardından düzenlenen operasyonlarla belediyenin çalışamaz hale getirildiğini söyledi.&nbsp;</p>

<p>Hakkındaki suçlamaları reddeden Özcan, savunmasının sonunda şöyle dedi:&nbsp;Serbest kalmak istiyorum. Oğluma kız istemek istiyorum. Suya sabuna dokunmadan evdeki kedi gibi oturacağım. İsterse Öcalan’ı çıkarsınlar, isterlerse mültecileri doldursunlar umrumda değil. Evimde kedi gibi hiçbir şeye karışmadan oturacağım.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 08:51:33 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/tanju-ozcan-isterlerse-ocalan-i-cikarsinlar-umrumda-degil-h108696.html">Tanju Özcan: İsterlerse Öcalan&amp;#039;ı çıkarsınlar umrumda değil, evde kedi gibi oturacağım</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/portekiz-kampini-terk-eden-ronaldo-ya-cifte-ceza-h108695.html</link>
		<title>Portekiz kampını terk eden Ronaldo&amp;#039;ya çifte ceza</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Portekiz Futbol Federasyonu, milli takım kampını terk eden Cristiano Ronaldo’ya 30 gün hak mahrumiyeti ve 255 avro (yaklaşık 14 bin 212 lira) para cezası verdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Cristiano Ronaldo 30 gün boyunca Portekiz milli takımının resmi müsabakalardan, antrenmanlarında men edildi.</p>

<p>Ne olmuştu?</p>

<p>41 yaşındaki Ronaldo, UEFA Uluslar Ligi’nde forma giymediği Danimarka ve Norveç maçlarının ardından&nbsp;milli takım kampını&nbsp;terk etti, daha sonra uzun bir açıklamayla teknik direktör Jorge Jesus’u sözünü tutmamakla suçladı.</p>

<p>Takım arkadaşları ve taraftardan özür dileyen yıldız futbolcu, milli takımı bıraktığını duyuran bir açıklama yapmayı planladığını ancak Portekiz Futbol Federasyonu Başkanı Pedro Proenca’nın kendisini vazgeçirdiğini söyledi.</p>

<p>Ronaldo, kampı terk ettiği için federasyonun vereceği cezayı kabul edeceğini belirtip&nbsp;“Cezanın indirilmemesi gerektiğine inanıyorum. Zaten özür diledim, ancak eylemlerin sonuçları olduğunu biliyorum”&nbsp;dedi.</p>

<p>Yıldız oyuncu, kampı terk etme nedenini de&nbsp;‘zamanı geldiğinde’&nbsp;Portekiz halkına anlatacağını belirtti.</p>

<p>Portekiz’in Norveç’i 2-1 yenip UEFA Uluslar Ligi’nde çeyrek finale yükselmesinin ardından konuşan Jesus’sa&nbsp;“Ronaldo isterse milli takıma döner. Nasıl veda edeceğine Cristiano karar vermeli”dedi.</p>

<p>10 Ekim’de Portekiz Futbol Federasyonu, Ronaldo hakkında disiplin soruşturması başlatarak oyuncuyu kadrodan çıkardı.</p>

<p>Kariyerinde milli formayla 234 maça çıkan ve 146 gol atan Ronaldo, ülkesinin 2016 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı kazanmasında önemli rol oynamıştı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 08:50:10 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/portekiz-kampini-terk-eden-ronaldo-ya-cifte-ceza-h108695.html">Portekiz kampını terk eden Ronaldo&amp;#039;ya çifte ceza</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/dunyanin-en-kalabalik-sehirleri-listelendi-istanbul-18-inci-h108694.html</link>
		<title>Dünyanın en kalabalık şehirleri listelendi: İstanbul 18&amp;#039;inci</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Demografik konulara odaklanan World Population Review’a göre İstanbul, 15 milyon nüfusla dünyanın en kalabalık 18’inci şehri.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Dünyanın en kalabalık şehri Cakarta</p>

<p>Bağımsız veri platformunun 2026 verilerine göre dünyanın en kalabalık şehirleri listesinde sıralama değişti.&nbsp;</p>

<p>Independent’in aktardığına göreEndonezya’nın başkenti Cakarta 41,9 milyonluk nüfusuyla Tokyo’yu geride bırakarak ilk sıraya yükseldi.</p>

<p>Tokyo’nun nüfusu 33,4 milyon olarak hesaplanırken Bangladeş’in başkenti Dakka 36,6 milyon nüfusla ikinci sırada yer aldı. Birleşmiş Milletler (BM), Dakka’nın 2050’ye kadar dünyanın en büyük şehri haline gelebileceğini öngörüyor.</p>

<p>İstanbul’un da yer aldığı listede dünyanın en kalabalık 20 şehri şöyle sıralandı:</p>

<p>Cakarta, Endonezya: 41,9 milyon</p>

<p>Dakka, Bangladeş: 36,6 milyon</p>

<p>Tokyo, Japonya: 33,4 milyon</p>

<p>Delhi, Hindistan: 30,2 milyon</p>

<p>Şanghay, Çin: 29,6 milyon</p>

<p>Guangzhou, Çin: 27,6 milyon</p>

<p>Kahire, Mısır: 25,6 milyon</p>

<p>Manila, Filipinler: 24,7 milyon</p>

<p>Kalküta, Hindistan: 22,6 milyon</p>

<p>Seul, Güney Kore: 22,5 milyon</p>

<p>Karaçi, Pakistan: 21,4 milyon</p>

<p>Mumbai, Hindistan: 20,2 milyon</p>

<p>São Paulo, Brezilya: 19 milyon</p>

<p>Bangkok, Tayland: 18,2 milyon</p>

<p>Meksiko, Meksika: 17,7 milyon</p>

<p>Pekin, Çin: 17 milyon</p>

<p>Lahor, Pakistan: 15,2 milyon</p>

<p>İstanbul, Türkiye: 15 milyon (Türkiye İstatistik Kurumu 2025’te 15 milyon 754 bin 53 olarak açıklamıştı)</p>

<p>Moskova, Rusya: 14,5 milyon</p>

<p>Ho Chi Minh Kenti, Vietnam: 14,1 milyon</p>

<p>En çok büyüyen şehirler Asya’da</p>

<p>Verilere göre dünyanın en hızlı büyüyen şehirlerinin büyük bölümü Asya ve Afrika’da.</p>

<p>Yıllık nüfus artış oranının esas alındığında Hindistan’ın başkenti Delhi yakınlarındaki Ghaziabad, yüzde 5,2’lik büyümeyle ilk sırada. Hindistan’ın Gujarat eyaletindeki Surat yüzde 4,99’la ikinci, Afganistan’ın başkenti Kabil’se yüzde 4,74’le üçüncü.</p>

<p>Kent nüfusun yüzde 68’e ulaşması bekleniyor</p>

<p>Yine platforma göre dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 55’i kentte yaşıyor. Oranın 2050’ye kadar yüzde 68’e yükselmesi bekleniyor.</p>

<p>Kentlere göçün başlıca nedenleri daha fazla iş imkanı, yüksek ücretler, eğitim olanakları ve hizmetlere erişim. Fakat hızlı büyüme, şehirlerin altyapıları üzerindeki baskıyı artırıyor. World Population Review birçok kentin altyapısının nüfus artışına yetişemediğine dikkat çekiyor.</p>

<p>Birleşmiş Milletler’in 2018-2050 dönemine ilişkin öngörülerine göre dünya genelinde kentsel nüfus artışının yüzde 35’inin Hindistan, Çin ve Nijerya’da olması bekleniyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 08:49:01 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/dunyanin-en-kalabalik-sehirleri-listelendi-istanbul-18-inci-h108694.html">Dünyanın en kalabalık şehirleri listelendi: İstanbul 18&amp;#039;inci</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/chp-li-milas-belediyesi-ne-operasyon-h108693.html</link>
		<title>CHP&amp;#039;li Milas Belediyesi&amp;#039;ne operasyon</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Muğla’da polis, CHP’li Milas (ilçe) Belediyesi’ne baskın düzenledi. Girişlerin durdurulduğu belediye binasında arama yapılıyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Dün de Çukurova Belediyesi’ne operasyon düzenlenmişti</p>

<p>Dün (19 Ekim) de Adana’da YENİ Partili Çukurova Belediyesi’ne operasyon düzenlenmiş, belediye başkanı Emrah Kozay dahil 44 kişi gözaltına alınmıştı.</p>

<p>16 Ekim’de de Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, CHP’den istifa ettiğini ve görevini bağımsız sürdüreceğini açıklamıştı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 08:48:05 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/chp-li-milas-belediyesi-ne-operasyon-h108693.html">CHP&amp;#039;li Milas Belediyesi&amp;#039;ne operasyon</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/bircok-kentte-saganak-yagis-etkisi-h108692.html</link>
		<title>Birçok kentte sağanak yağış etkisi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Meteoroloji hava tahmin raporuna göre Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları, Hatay&#039;ın kıyı kesimleri, Tokat, Artvin, Qers, Erdexan, Îdir ve Sêwaz çevrelerinde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlar etkili olacak.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Meteoroloji günlük hava tahmini raporunu açıkladı. Rapora göre, ülkenin kuzey kesimlerinin parçalı ve yer yer çok bulutlu, Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları, Hatay'ın kıyı kesimleri, Tokat, Artvin, Qers, Erdexan, Îdir ve Sêwaz çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde Trakya ile iç kesimlerinde sis ve pus hadisesi görülmesi bekleniyor.</p>

<p></p>

<p>Kürdistan’da havanın parçalı ve çok bulutlu geçmesi bekleniyor. Öğle saatlerinden sonra Qers, Erdexan, Îdir ve Sêwaz çevrelerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde sis ve pus hadisesi görülmesi bekleniyor. Erzirom 17, Qers 17, Meletî 20, Wan 19, Amed 24, Dîlok 23, Mêrdîn 22 ve Riha 25 derece olacak.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Diğer bölgelerde ise hava tahminleri şöyle:&nbsp;</p>

<p></p>

<p>*Marmara Bölgesi’nde havanın, parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde bölge genelinde sis ve pus hadisesi görülmesi bekleniyor.</p>

<p></p>

<p>*Ege Bölgesi’nde havanın, parçalı ve az bulutlu geçeceği, sabah ve gece saatlerinde iç kesimlerde sis ve pus hadisesi tahmin ediliyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>*Akdeniz Bölgesi’nde havanın, parçalı ve az bulutlu, doğusunun yer yer çok bulutlu, Hatay'ın kıyı kesimlerinin yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.</p>

<p></p>

<p>*İç Anadolu Bölgesi’nde havanın, parçalı ve az bulutlu, doğusunun yer yer çok bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Gece ve sabah ilk saatlerde sis ve pus hadisesi görülmesi bekleniyor.</p>

<p></p>

<p>*Batı Karadeniz’de havanın, parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde iç kesimlerinde sis ve pus hadisesi görülmesi bekleniyor. Orta ve Doğu Karadeniz’de havanın, parçalı ve çok bulutlu, Orta ve Doğu Karadeniz kıyıları ile Tokat ve Artvin çevrelerinin yerel sağanak yağışlı geçeceği, sabah ve gece saatlerinde iç kesimlerinde sis ve pus hadisesi görülmesi bekleniyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 08:47:05 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/bircok-kentte-saganak-yagis-etkisi-h108692.html">Birçok kentte sağanak yağış etkisi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/kolombiya-da-askeri-helikopter-dustu-h108691.html</link>
		<title>Kolombiya&amp;#039;da askeri helikopter düştü</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[Kolombiya&#039;nın Cauca yönetim bölgesinde orduya ait bir askeri helikopterin düşmesi sonucu 19 kişi yaralandı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kolombiya’nın Cauca yönetim bölgesine, orduya ait UH-60 Black Hawk tipi askeri helikopter, Popayan ile Inza kasabaları arasındaki güzergahta personel taşıma ve ikmal görevi sırasında düştü. Kazada 19 askeri personel yaralandı. Yapılan açıklamaya göre, &nbsp;helikopterde bulunan 4 mürettebat ile 15 askerin yaralandığı, bunlardan 4'ünde kırıklar bulunduğu, diğer 15 personelin ise çeşitli darbe ve ezilmeler nedeniyle tedavi altına alındığı bildirildi. Ordu, kazanın nedeninin belirlenmesi için inceleme başlatıldığını duyurdu.</p>

<p></p>

<p>Öte yandan, Cauca yönetim bölgesindeki Inza kasabası, eski Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) üyelerinin oluşturduğu EMC ile Ulusal Kurtuluş Ordusu’nun (ELN) faaliyet gösterdiği stratejik bölge olarak biliniyor. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>Askeri yetkililer, ilk incelemelerde helikoptere karadan ateş açıldığına dair bir bulguya rastlanmadığını, kazanın olumsuz hava koşulları veya mekanik arıza nedeniyle meydana gelmiş olabileceğini belirtti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 26 08:46:20 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/kolombiya-da-askeri-helikopter-dustu-h108691.html">Kolombiya&amp;#039;da askeri helikopter düştü</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/trabzonspor-besiktas-i-2-0-yendi-h108690.html</link>
		<title>Trabzonspor Beşiktaş&amp;#039;ı 2-0 yendi</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Süper Lig’de sekizinci haftanın kapanış maçında Trabzonspor sahasında ağırladığı Beşiktaş’ı 2-0 yendi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Papara Park’ta oynanan maçın 21’inci dakikasında Trabzonspor öne geçti. Sol taraftan Muçi’nin şutunda Ozan Tufan, kaleci Nübel’den dönen topu yakın mesafeden filelere gönderdi.</p>

<p>42’nci dakikada Beşiktaş gole çok yaklaştı. Trossard’ın sol çaprazdan şutunu kaleci Onana çeldi. Murillo dönen topu tamamlamak istese de direkten döndü.</p>

<p>Karşılaşmanın ilk yarısı&nbsp;Trabzonspor’un 1-0’lık üstünlüğüyle tamamlandı.</p>

<p>Bordo mavililer hızlı gelişen hücumda Salah’ın golüyle 71’inci dakikada farkı ikiye çıkardı.&nbsp;</p>

<p>81’inci dakikada ev sahip farkı üçe çıkarmaya çok yaklaştı. Net pozisyonda kaleci Nübel önce Dju’nun, ardından Salah’ın şutunu çıkardı.&nbsp;</p>

<p>Maç 2-0 tamamlanırken Trabzonspor puanını 16’ya çıkardı ve aynı puandaki Fenerbahçe’nin ardından dördüncü sıraya yükseldi.&nbsp;</p>

<p>15 puanda kalan Beşiktaş’sa beşinci sıraya düştü.&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 22:12:41 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/trabzonspor-besiktas-i-2-0-yendi-h108690.html">Trabzonspor Beşiktaş&amp;#039;ı 2-0 yendi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/tera-yatirim-teknoloji-holding-e-kayyim-atandi-h108689.html</link>
		<title>Tera Yatırım Teknoloji Holding&amp;#039;e kayyım atandı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), Tera Yatırım Teknoloji Holding’e kayyım olarak atandı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>SPK 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı aldı. Fonların bazıları temerrüde (borcu ödeyememe durumu) düştü.</p>

<p>Alım-satıma kapatılan fonlar, TERA, PUSULA, HEDEF, ATLAS, A1, PARDUS ve BULLS PORTFÖY şirketlerine ait. İş Bankası ve Ziraat Bankası’nın yürüteceği tasfiye süreci altı ay sürecek. Dün (18 Ekim) altıncı&nbsp;‘Fon Kurulu Toplantısı’&nbsp;yapıldı. İletişim Başkanlığı toplantının ardından tasfiye sürecinde olan fonların sayısının 131’den 65’e düştüğünü duyurdu.</p>

<p>Tera Yatırım Teknoloji Holding’in Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yaptığı açıklamada İstanbul 5’inci Sulh Ceza Hakimliği’nin 14 Ekim 2026 tarihli kararıyla TMSF’nin şirkete kayyım olarak atandığı belirtildi.</p>

<p>Açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>

<p>“Karar uyarınca Fon Kurulu tarafından şirketimizin yönetim kurulu oluşturularak Yönetim Kurulu Başkanlığına Enis Güçlü Şirin, Yönetim Kurulu Başkan Vekilliğine Cüneyt Ardağ, Yönetim Kurulu üyeliklerine Melek İnceköse İmert, Ercan Doğan, Arif Kural, Mert Can Aktı, Batuhan Başoğlu, Aybike Kaynar Bardakcı ve Mine Terzi atanmıştır. Şirketimizin yönetimi ve temsili Fon Kurulunca atanan yönetim kurulu tarafından yerine getirilmekte olup gerekli çalışmalara büyük bir titizlikle ve ivedilikle başlanmıştır.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 20:25:52 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/tera-yatirim-teknoloji-holding-e-kayyim-atandi-h108689.html">Tera Yatırım Teknoloji Holding&amp;#039;e kayyım atandı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/fransa-da-sokaga-cikma-yasagi-ilan-edildi-h108688.html</link>
		<title>Fransa&amp;#039;da sokağa çıkma yasağı ilan edildi</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[Eylemlerin sürdüğü Fransa&#039;da dört kentte sokağa çıkma yasağı ilan edildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Fransa'da pahalılığa karşı başlayan ve sistemin değiştirilmesi talebi ile devam eden protestoların ardından dört ilde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Fransa'nın Lille, Douai, Wattignies ve Denain kentlerinde önümüzdeki iki gün boyunca sokağa çıkma yasağı uygulanacağı duyuruldu. Yasak kapsamında saat 20.00 ile 06.00 arasında sokağa çıkılamayacak.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 20:24:44 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/fransa-da-sokaga-cikma-yasagi-ilan-edildi-h108688.html">Fransa&amp;#039;da sokağa çıkma yasağı ilan edildi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-partiden-ekmek-baris-ve-adalet-icin-butce-h108687.html</link>
		<title>DEM Partiden &amp;#039;Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe&amp;#039; kampanyası</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[DEM Parti, Meclis Plan Bütçe Komisyonu&#039;na gelecek olan 2027 Merkezi Yönetim Bütçesi görüşmelerine karşı “Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe” şiarıyla kampanya düzenleyecek.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkezi Örgütlenme Komisyonu ve Emek Komisyonu, 21 Ekim tarihinde Meclis Plan Bütçe Komisyonu'na gelecek olan 2027 Merkezi Yönetim Bütçesi'ne karşı kampanya başlattı. Kampanya kapsamında Kasım ve Aralık aylarında yürütecekleri çalışmaları “Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe” şiarıyla yapılacak. 24 Ekim tarihinde startı verilecek kampanyanın Aralık ortasında ise Ankara merkezli bir eylemle tamamlanacak.</p>

<p></p>

<p>Kampanya'ya dair hazırlanan ve DEM Parti İl ve İlçe yönetimleri ile paylaşılan genelgede, halkların, emekçilerin, emeklilerin, kadınların, gençlerin ve çocukların onurlu yaşam hakkını gasp eden geçinememe krizi ve yoksulluğa karşı “barışın ekonomi politiğini” hayata geçirmeyi hedeflediklerine dikkat çekildi. Genelgede, Kasım-Aralık döneminde Meclis’te 2027 bütçe görüşmeleri yapılacağı, Aralık başında Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun toplanacağı, ardından emekli ve kamu emekçilerinin maaşlarının gündeme geleceği hatırlatıldı.</p>

<p></p>

<p>24 EKİM’DE START</p>

<p></p>

<p>Genelgede kampanya startının 24 Ekim'de DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan'ın katılımıyla iki merkezde gerçekleştirilecek buluşmalarla verileceği kaydedildi. Bu tarihten itibaren tüm il ve ilçe örgütlerinin, yerellerin özgünlüklerine göre “Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe” şiarıyla eylem, etkinlik, stant, ziyaret ve buluşmalar yapacağına yer verildi.</p>

<p></p>

<p>Genelgede özellikle şu alanlara dikkat çekildi:</p>

<p></p>

<p>"* Pazarlar, fabrikalar, Organize Sanayi Bölgeleri, tarım alanları, tekstil atölyeleri, şantiyeler, turizm sektörü çalışanları, güvencesiz işçiler, kağıt toplayıcıları, motor kuryeler, sokak emekçileri, işsizler, ev emekçileri, esnaflar, emekliler ve asgari ücretlilerle bir araya gelinmesi,</p>

<p></p>

<p>* Kadın Meclisiyle uyumlu şekilde kadın yoksulluğu ve çalışma koşullarına yönelik çalışmalar,</p>

<p></p>

<p>* Genç işçilerin yoğun olduğu sanayi siteleri, atölye ve fabrikalarda gençlerle etkinlikler, üniversite gençleriyle barınma, burs ve ulaşım başlıklarında forumlar,</p>

<p></p>

<p>* İşçileştirilen çocuklara yönelik atölye, şantiye ve tarım alanlarında açıklamalar, çocukların konuşabileceği kürsüler ve şenlikler,</p>

<p></p>

<p>* İşçi direniş ve grevlerine yönelik planlamalar,</p>

<p></p>

<p>* En işlek merkezlerde “Ekmek, Barış, Adalet Stantları” açılarak el ilanı dağıtımı ve yurttaşlardan bütçe taleplerinin alınması,</p>

<p></p>

<p>* Sosyal medya hesaplarının etkin kullanımı ve tüm çalışmalarda “Ekmek Barış Adalet” baskılı önlükler giyilmesi."</p>

<p></p>

<p>BAKANLIK BÜTÇELERİNE EŞ ZAMANLI EYLEM</p>

<p></p>

<p>Genelgede bakanlık bütçelerinin Plan Bütçe Komisyonu ve Meclis Genel Kurulu aşamalarında görüşüldüğü günlerde, ilgili bakanlığa dönük eş zamanlı eylem ve etkinliklerin yapılacağı da ifade edildi. Ayrıca emek ve demokrasi güçleri, STK’lar ve meslek örgütleriyle ortak çalışmalar yürütülmesi, yerel kurum ve kuruluşların bütçe taleplerinin toplanacağı belirtildi. Yanı sıra Aralık ortasında Ankara merkezli bir eylemle çalışmaların tamamlanacağı ve bütçe sürecinde “en güçlü muhalefetin” sergileneceğine de dikkat çekildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 18:41:37 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-partiden-ekmek-baris-ve-adalet-icin-butce-h108687.html">DEM Partiden &amp;#039;Ekmek, Barış ve Adalet İçin Bütçe&amp;#039; kampanyası</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/hazine-ve-maliye-bakan-yardimcisi-osman-celik-emekliligini-istedi-h108686.html</link>
		<title>Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik emekliliğini istedi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik, Bakan Şimşek’e bugünden geçerli olmak üzere emeklilik dilekçesini sundu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Çelik, fon krizinden yaklaşık iki hafta önce Özata Denizcilik’in yönetim kurulu üyeliğinden ayrılan İskender Balcı’nın kayınpederi olduğu&nbsp;ortaya çıkmıştı.&nbsp;</p>

<p>Çelik’in&nbsp;’emeklilik dilekçesi’, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Mahmut Sütcü’nün&nbsp;‘sağlık sorunları’&nbsp;nedeniyle&nbsp;istifasıyla aynı anda geldi.&nbsp;</p>

<p>Çelik’in emekliliğe ayrılmasının nedenine dair bir açıklama yapılmadı.&nbsp;</p>

<p>Fon soruşturması</p>

<p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonu için tasfiye kararı aldı. Fonların bazıları temerrüde (borcu ödeyememe durumu) düştü.</p>

<p>Alım-satıma kapatılan fonlar, TERA, PUSULA, HEDEF, ATLAS, A1, PARDUS ve BULLS PORTFÖY şirketlerine ait. İş Bankası ve Ziraat Bankası’nın yürüteceği tasfiye süreci altı ay sürecek.</p>

<p>İstanbul başsavcılığının soruşturmasında şirket ve portföy yöneticileri, eski Merkez Bankası başkan yardımcısı dahil 85 kişi tutuklu.</p>

<p>26 Eylül’de eski aile bakanı ve AKP genel başkan yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’nın bir fon üzerinden 21 kat, eşinin sekiz kat kar ettiği, çiftin ay başında toplam 2 milyar 170 milyon lira çektiği öne sürüldü. Kaya suçlamaları yanıtsız bırakıp görevlerinden istifa etmekle&nbsp;yetindi.&nbsp; 29 Eylül’de İstanbul başsavcılığı, Kaya ve eşi İlyas Kaya’nın mal varlıklarının dondurulmasına ilişkin ilgili tüm kurumlara müzekkere yazdı.</p>

<p>6 Ekim’de Anadolu Ajansı’nın (AA) haberine göre Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya, fon kazancının iadesi için başvurdu. İstanbul başsavcılığı, iadeye izin verilmesi için bankalara yazı&nbsp;yazdı.</p>

<p>Fon soruşturmasında adı geçen Adil Katılım Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Ali Emre Ballı’ysa 6 Ekim’de aracında ölü bulundu. Balcı ve AKP’li Hayati Yazıcı’nın oğlu Mustafa Yazıcı dahil 30 kişinin mal varlığına 30 Eylül’de tedbir kararı getirildi, daha sonra bu karar 1 Ekim’de kaldırıldı.</p>

<p>7 Ekim’de AKP Grup Başkanı Abdullah Güler soruşturma için Meclis’te komisyon kurulmasını gereksiz bulduğunu duyurdu:&nbsp;“Fon soruşturmasına ilişkin TBMM’de araştırma komisyonu kurulmasına şimdilik gerek yok, yargı çalışıyor.”</p>

<p>8 Ekim’de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 43 bin fon katılımcısının parasının bankalara transfer edildiğini, 9 Ekim’deyse Adalet Bakanı Akın Gürlek 187 milyar liralık haksız fon kazancı tespit edildiğini açıkladı.</p>

<p>13 Ekim’de Cumhurbaşkanlığı’na bağlı İletişim Başkanlığı&nbsp;A1, Bulls ve Pardus şirketlerinin geriye kalan 49 fonu kapsamında, toplam 34,1 milyar liranın tasfiye sürecinin bu hafta sonuna kadar tamamlanacağını bildirdi.</p>

<p>14 Ekim’deyse Hazine ve Maliye Bakanı&nbsp;Mehmet Şimşek, İstanbul Başsavcılığının talebi üzerine yapılan ön inceleme sonucu, eski SPK başkanı İbrahim Ömer Gönül hakkında soruşturma izni verdi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 18:40:22 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/hazine-ve-maliye-bakan-yardimcisi-osman-celik-emekliligini-istedi-h108686.html">Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik emekliliğini istedi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/esenyurt-kayyimi-can-aksoy-gorevden-alindi-h108685.html</link>
		<title>Esenyurt kayyımı Can Aksoy görevden alındı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da Esenyurt Belediyesi kayyımı Can Aksoy görevden alındı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<ol>
	<li>
	<p>PKK üyeliğiyle suçlanan CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, 30 Ekim 2024’te gözaltına alınmıştı.</p>

	<p>Özer savcılıktaki ifadesinin ardından&nbsp;‘PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olmak’&nbsp;suçuyla nöbetçi sulh ceza hakimliği tarafından aynı gün tutuklanmıştı. Esenyurt Belediyesi’ne de Beyoğlu kaymakamıyken İstanbul vali yardımcısı yapılan Can Aksoy kayyım olarak atanmıştı.</p>

	<p>Yardımcısı tutuklanmıştı</p>

	<p>ANKA’nın haberine göre&nbsp;Aksoy bugün (19 Ekim) kayyımlık görevinden alındı.</p>

	<p>Kayyım yönetimindeki Esenyurt Belediyesi’ne&nbsp;‘yolsuzluk’&nbsp;iddiasıyla 7 Ekim’de operasyon düzenlenmiş, 10 Ekim’de Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş dahil dokuz kişi tutuklanmıştı.</p>

	<p>Ahmet Özer’in yargılanması</p>

	<p>Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, 30 Ekim 2024’te İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) odaklı&nbsp;‘terör’&nbsp;veya diğer adıyla&nbsp;‘kent uzlaşısı’&nbsp;soruşturmasından&nbsp;‘PKK/KCK silahlı terör örgütü üyesi olmak’&nbsp;suçlamasıyla&nbsp;gözaltına alınıp tutuklanmış ve yerine kayyım atanmıştı.</p>

	<p>Özer, 21 Ocak’taysa Aziz İhsan Aktaş’ın elebaşı olduğu öne sürülen&nbsp;‘suç örgütü’soruşturmasında&nbsp;‘ihaleye fesat karıştırma’&nbsp;suçlamasıyla ikinci kez tutuklanmıştı.</p>

	<p>14 Temmuz’da Özer hakkında&nbsp;‘terör’&nbsp;soruşturmasından tahliye kararı verilmiş ancak&nbsp;‘ihaleye fesat karıştırma’dan tutuklu olduğu için serbest bırakılmamıştı. Özer’in 11 Aralık’ta tahliyesine karar vermişti.</p>

	<p>Özer’e 23 Ocak’ta&nbsp;‘silahlı terör örgütü üyesi olmak’&nbsp;suçlamasıyla altı yıl üç ay hapis cezası verilmişti. Özer,&nbsp;‘Aziz İhsan Aktaş davası’ndaysa&nbsp;‘ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma’&nbsp;suçlamasından sekiz ay hapis cezasına çarptırılmıştı.</p>
	</li>
</ol>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 18:36:52 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/esenyurt-kayyimi-can-aksoy-gorevden-alindi-h108685.html">Esenyurt kayyımı Can Aksoy görevden alındı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-valisi-3-bin-ev-ve-isyeri-afetten-zarar-gordu-h108684.html</link>
		<title>İstanbul valisi: 3 bin ev ve işyeri afetten zarar gördü</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da sel nedeniyle 3 bin ev ve işyeri zarar gördü.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul’da 14 Ekim akşamı kuvvetli sağanaktan sonra birçok ilçede sel oldu. İstanbul Valiliği’nin son açıklamasına göre selde Ayvansaray Vapur iskelesi yakınlarında bulunan erkek cesediyle selde ölü sayısı sekize yükseldi.</p>

<p>TRT Haber’in aktardığına göre&nbsp;valinin açıklamalarından öne çıkanlar şunlar:</p>

<p>*Afetten etkilenen 2 bin 500 kişiye bugün (19 Ekim) 10’ar bin lira ödenecek.</p>

<p>*2 bin civarında İstanbullunun evi zarar gördü.</p>

<p>* Tarımsal zararların tamamı tespit edildi, 60 milyon liralık zarar var.</p>

<p>*Kayıp bir kişiyi arama çalışmaları devam ediyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 13:36:44 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-valisi-3-bin-ev-ve-isyeri-afetten-zarar-gordu-h108684.html">İstanbul valisi: 3 bin ev ve işyeri afetten zarar gördü</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/erciyes-dagi-na-tirmanan-iki-kisiden-biri-oldu-h108683.html</link>
		<title>Erciyes Dağı&amp;#039;na tırmanan iki kişiden biri öldü</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Kayseri’de Erciyes Dağı’na zirve tırmanışı sırasında kayalıklardan düşen dağcı öldü. Bölgede mahsur kalan Hollandalı dağcı kurtarıldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Hollandalı dağcı Wessel Westerhof ve rehberlik yapan Hasan Ali Şahin Erciyes Dağı’nın zirvesine çıkmaya çalışıyordu.</p>

<p>Şahin 3 bin 400 metre rakımdaki Şeytan Deresi bölgesinde düştü ve yaklaşık 300 metre sürüklendi. Diğer dağcının ihbarı üzerine bölgeye AFAD, UMKE, İHH ve Jandarma Arama Kurtarma (JAK) sevk edildi.</p>

<p>AFAD’ın profesyonel dağcı ve dron ekibinin de katıldığı çalışmada dağcılara ulaşıldı.</p>

<p>Rehberlik yapan dağcının olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Mahsur kaldığı yerde donma tehlikesi geçiren Westerhof’la hayatını kaybeden Şahin’in cansız bedeni dağdan indirildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 13:35:48 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/erciyes-dagi-na-tirmanan-iki-kisiden-biri-oldu-h108683.html">Erciyes Dağı&amp;#039;na tırmanan iki kişiden biri öldü</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-parti-den-butce-tepkisi-100-liranin-17-lirasi-faize-15-h108682.html</link>
		<title>DEM Parti&amp;#039;den bütçe tepkisi: 100 liranın 17 lirası faize, 15 lirası savunmaya gidiyor</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Savunma sanayisi bütçesine ayrılan payın bir önceki yıla göre yüzde 60,28 arttığına dikkat çeken Gülistan Kılıç Koçyiğit, sürecin ekonomi politikasına da yansıması gerektiğini vurguladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, güncel gelişmelere dair Meclis'te basın toplantısı gerçekleştirdi.</p>

<p></p>

<p>Selde yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başlayan Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Sel felaketinde 6 yurttaşımızın yaşamını yitirdiğini biliyoruz. Sadece can kayıpları değil, çok ciddi bir ekonomik kayıp olduğunu da ifade etmek gerekiyor. Birçok yerde, evleri işyerleri su bastı, arabalar sel sularına kapıldı. Özellikle yoksul mahallelerde sel felaketinin ve hasarın çok daha büyük olduğunu biliyoruz. O anlamıyla yaşadığımız bütün her şeyin sınıfsal olduğunu görmemiz gerekiyor. Sel geldiğinde zenginleri değil, yoksul mahalleleri vuruyor. Ve ne yazık ki selin yaraları sarıldığında da öncelik zenginlere veriliyor, yoksullar göz ardı ediliyor" dedi.</p>

<p></p>

<p>SEL VE SONUÇLARI</p>

<p></p>

<p>Sel sonucunda yaşanan can ve mal kayıplarının sorumluluğuna işaret eden Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Suçlu yağmur değildir. Suçlu, bunların önlemini almayan, kentleri düzenli planlamayan, yerel idarenin yetkilerini tanımayan, yerel idareyi ve seçilmiş belediye başkanlarını cezaevine koyan ve en önemlisi doğaya meydan okuyan anlayışın bizzat kendisidir" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>'SERMAYENİN BÜTÇESİDİR'</p>

<p></p>

<p>2027 Yılı Merkezi Bütçe Kanunu Teklifine dair konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, bütçenin halk değil sermaye odaklı olduğunu belirtti. Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Bütçe kalemlerine baktığımızda, &nbsp;her yıl bir sonraki yılı aratacak bütçe teklifleri ile karşılaşıyoruz. Emekçinin sırtına vergi yüklüyorlar, kamu kaynaklarını faize aktarıyorlar, savunma harcamalarını arttırıyorlar, sermayenin çıkarlarını ise maksimum koruyorlar. 2027 bütçesi de tıpkı 2026 ve öncekileri gibi aslında sermayenin bütçesidir" ifadelerini kullandı. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>'BÜTÇE AÇIĞI FAİZE GİDİYOR'</p>

<p></p>

<p>Bütçe gelir, gider ve açık oranlarına değinen Gülistan Kılıç Koçyiğit, "Enflasyon hedefi yüzde 21 olarak hedeflenmiş. Geçen yıla göre bütçe giderlerinde yüzde 44,09, bütçe gelirlerinde yüzde 44,35 bütçe açığında ise yüzde 42,57 artış görünüyor. Bu bütçe açığının kaynağı nedir? diye baktığımızda yine orada faiz giderlerini görüyoruz. Çünkü korkunç bir şekilde faize para yatırılıyor. Otobanlara, yap-işlet-devret köprülere, şehir hastanelerine sürekli para ödüyoruz" dedi.</p>

<p></p>

<p>'100 LİRANIN 17 LİRASI FAİZE GİDİYOR'</p>

<p></p>

<p>Faiz giderleri için ayrılan bütçedeki artışa dikkat çeken Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bu ülkede her 100 liranın 17 lirası faize gidiyor. Buna ‘Dur’ diyen var mı? Hayır. Çünkü faizciler aynı zamanda yandaşlardır. Faizciler aynı zamanda iktidardan beslenenlerdir. Bu faiz giderleri, tarlasını ekemeyen çiftçiye gübre parası, mazot parası olarak ödenebilirdi. Bir öğün yemek bulamayıp aç karnına sınıfa gelerek açlıktan bayılan öğrencilere verilebilirdi. İlaç parası bulamayan yoksullara verilebilirdi. 23 bin liraya mahkum edilen emeklilere, 28 bin liraya mahkûm edilen asgari ücretliye verilebilirdi. Ama onlara vermek yerine yandaşa vermeyi tercih ediyorlar” diye belirtti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>'BARIŞIN SONUÇLARINI GÖRMEK İSTİYORUZ'</p>

<p></p>

<p>Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne dair konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, sürece rağmen savunma bütçesine ayrılan paya dikkat çekerek şunları söyledi: “Bütçenin önemli bir kaleminin gerçekten halkın refahının artırılması, sağlık ve eğitim giderlerinin karşılanması için harcanmasını isterdik. Ama bakıyoruz ki bütçenin en önemli payını yine savunma sanayisi alıyor. Bu yılki harcamalar için 3 trilyon 454 milyar lira ayrılması öngörülüyor. Bu, 2026 yılı bütçesine göre yüzde 60,28'lik bir artış demek.</p>

<p></p>

<p>Yeni bir döneme kapı aralıyoruz. O zaman sizin bu güvenlikçi politikalara ayırdığınız bütçeyi nasıl değerlendirmek gerekiyor? Buna dönüp bakmamız gerekiyor. Her 100 liranın 15 lirasını savunma harcamalarına, güvenlikçi politikalara ayıran bir bütçe ile karşı karşıyayız. Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Silaha, çatışmaya giden bütçe artık halkın refahına gidecek’ demişti. Halk da bizler de soruyoruz: Ne zaman refah olarak yansıyacak? Barış süreci, ekonomi politikasına da mutlaka yansımalıdır. Burada gerçekten bir samimiyet varsa biz barışın bütün sonuçlarını görmek istiyoruz. Bütçede de dilde de pratikte de barışı görmek istiyoruz. Yaşamın her alanında barışı ve barışın sonuçlarını görmek istiyoruz.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 13:34:38 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-parti-den-butce-tepkisi-100-liranin-17-lirasi-faize-15-h108682.html">DEM Parti&amp;#039;den bütçe tepkisi: 100 liranın 17 lirası faize, 15 lirası savunmaya gidiyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/ybs-sozcusu-2014teki-gibi-bir-felaketin-yasanmasini-engelleyecek-h108681.html</link>
		<title>YBŞ Sözcüsü: 2014teki gibi bir felaketin yaşanmasını engelleyecek entegrasyon olmalı</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Entegrasyonun sadece askeri boyutu olmadığını Êzidîlerin kimliği ve kazanımlarının korunması yönünde olması gerektiğini belirten YBŞ Sözcüsü Hadi Elyas, 2014’te yaşanan bir felaketin yaşanmasını engelleyecek bir entegrasyon istediklerini söyledi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Şengal Direniş Birlikleri &nbsp;(YBŞ) Sözcüsü Hadi Elyas, Çira TV’ye Şengal’deki güvenlik ve idari kurumlarının Irak devlet yapısına entegrasyonuna dair değerlendirmelerde bulundu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Irak devlet yetkilileriyle yaptıkları görüşmeleri aktaran Hadi Elyas, “Üst düzey güvenlik ve askeri yetkililerle görüşmelerimiz Şubat ayında başladı. Amaç güçlerimizin, kurumlarımızın ve toplumumuzun Irak devlet sistemine entegrasyonunda iyi ve güvenli bir anlaşmaya varmaktı. Bu aynı zamanda Irak’ın egemenliğine hizmet eden bir süreç. Bu konuda çok ciddiyiz. Şengal’de yaşanan diğer sorunların çözümü için de resmi ve meşru bir çerçeveye ihtiyaç var. Bu konunun çözümü daha ileri çözümlere giden yolda atılmış bir ilk adımdır” dedi.</p>

<p></p>

<p>ÊZIDÎLERİN KAZANIMLARININ KORUNMASI</p>

<p></p>

<p>Şengal’deki sorunların sadece güvenlik sorunuyla sınırlandırılamayacağını ifade eden Hadi Elyas, “Güvenlik çok önemli bir konu olsa da; halkın geri dönüşü, yurttaşlara tazminat verilmesi, yerleşim yerlerinin yeniden inşası ve kayıpların ve DAİŞ’in rehin aldığı kişilerin bulunması gibi çözülmesi gereken başka temel konular da var. Güvenlik meselesi resmi ve sistematik şekilde ele alınırsa, Êzidîlerin kimliğini ve kazanımlarının korunması ve haklarının Irak devleti bünyesinde güvence altına alınması için sağlam bir temel oluşturacaktır” diye ifade etti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Entegrasyon tartışmalarının, Ali Zeydi hükümetinin göreve gelmesiyle gündeme geldiğini dile getiren Hadi Elyas, “Biz de hassas bir süreçte ortaya çıkan bir güç olarak bunun içindeydik. Kendimizi hiçbir zaman devletten ayrı görmedik. Resmi entegrasyon, sadece kağıt üzerinde kalacak bir konu değil, bu hem güçlerimizi hem toplumumuzu hem de devleti güçlendirecek bir adımdır. Toplumumuzun ve güçlerimizin özelliklerinin korunacağı ve 2014 yılında yaşananlara benzer bir felaketin yaşanmasını engelleyecek gerçek bir entegrasyon istiyoruz” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>MÜZAKERELER DEVAM EDİYOR</p>

<p></p>

<p>Hadi Elyas, sözlerini şöyle sürdürdü; “Görüşmelerde ve özellikle Başbakan ile yapılan görüşmelerde birçok noktada uzlaştık. Êzdîxan Asayişi, YBŞ ve YJŞ’nin devlet sisteminin bir parçası haline gelmesini istiyoruz. 2014 yılından bu yana direnen savaşçıların haklarının korunması ve Şengal halkına hizmet etmeye devam edebilecekleri bir şekilde sisteme entegre edilmeleri üzerine de görüşmeler yapıldı. Etkili bir sonuca ulaşmak için müzakereler hala devam ediyor.”</p>

<p></p>

<p>DAİMİ BİR ÇÖZÜM</p>

<p></p>

<p>Entegrasyon sürecinin uzamasının normal olduğuna işaret eden bunun sadece askeri değil farklı boyutlara sahip olduğuna işaret eden Hadi Elyas, “Bu süreç yalnızca askeri bir birliğin nakledilmesi süreci değil. Şengal’in geleceğini, toplumu ve güçleri doğrudan etkileyecek hassas bir dosyadan söz ediyoruz. Kadınların ve Êzdîxan Asayişi’nin varlığı gibi Irak için yeni bir süreç olması gibi özellikleri var bu konunun. Daimi ve sağlam bir çözüme ulaşılması adına entegrasyon, coğrafi durum ve toplumsal durum hakkında kapsamlı araştırmalar ve görüşmeler yürütülüyor” dedi.</p>

<p></p>

<p>YBŞ’nin Irak devletine karşı olduğu yönündeki iddiaların yanlış olduğunu ifade Hadi Elyas, “Êzidî toplumu ve güçlerimiz, Irak’ın egemenliği için bedel ödedi. Anbar, Tikrit ve Musul’da Irak bayrağının dalgalanmadığı süreçlerde güçlerimiz Irak bayrağını Şengal’de göndere çekti. Bu ülkeye olan bağlılığımızı gösteriyor. Bunun aksini iddia eden söylemler, propagandadan ibarettir. Toplumumuz hiçbir zaman kendisini Irak’tan ayrı görmemiş, devletin egemenliğini güçlendirmek için mücadele etmiştir” diye vurguladı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>ŞENGALİN YENİDEN İNŞAASI&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Hadi Elyas,“Irak hükümetine mesajımız, resmi ve sistematik bir entegrasyon konusunda ciddi olduğumuz ve güçlerimizin güvenlik sisteminde yer almasını istediğimizdir. Halkımıza da mesajımız; bu adımın, toplumumuzun geleceğini, güvenliğini ve haklarını güvence altına alacak olmasıdır. Gerçek istikrar Êzidîlerin hakları, adalet ve Şengal’in yeniden inşasıyla mümkün olabilir. Bu sürecin kısa zamanda sonuç vermesini, topluma ve Irak devletinin egemenliğine hizmet etmesini umuyoruz” dedi.&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 13:33:49 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/ybs-sozcusu-2014teki-gibi-bir-felaketin-yasanmasini-engelleyecek-h108681.html">YBŞ Sözcüsü: 2014teki gibi bir felaketin yaşanmasını engelleyecek entegrasyon olmalı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/14-ilde-yasa-disi-ureme-operasyonu-41-kadindan-811-h108680.html</link>
		<title>14 ilde yasa dışı &amp;#039;üreme&amp;#039; operasyonu: 41 kadından 811 kez yumurta satışı yapıldı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul dahil 14 ilde insan bedeni üzerinden haksız kazanç sağlayanlara yönelik operasyon düzenlendi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul&nbsp;Anadolu&nbsp;Cumhuriyet&nbsp;Başsavcılığı&nbsp;Terör&nbsp;veÖrgütlü&nbsp;Suçlar&nbsp;Soruşturma&nbsp;Bürosunca,&nbsp;CİMERüzerinden&nbsp;yapılan&nbsp;ihbar&nbsp;üzerine&nbsp;başlatılansoruşturmada,&nbsp;Türkiye,&nbsp;KKTC,&nbsp;Arnavutluk&nbsp;veGürcistan&nbsp;bağlantılı&nbsp;yasa&nbsp;dışı&nbsp;üreme&nbsp;hücresiticaretinin&nbsp;örgütlü&nbsp;şekilde&nbsp;yürütüldüğüne&nbsp;ilişkinbulgulara&nbsp;ulaşıldı.</p>

<p>HTS&nbsp;ve&nbsp;MASAK&nbsp;kayıtları,&nbsp;yurt&nbsp;dışı&nbsp;seyahat&nbsp;bilgileri&nbsp;veelde&nbsp;edilen&nbsp;diğer&nbsp;delillerin&nbsp;değerlendirilmesisonucunda,&nbsp;Türk&nbsp;vatandaşı&nbsp;kadınların&nbsp;yurt&nbsp;dışınayönlendirilerek&nbsp;maddi&nbsp;menfaat&nbsp;karşılığında&nbsp;yumurtasatışı&nbsp;yaptıkları&nbsp;belirlendi.</p>

<p>41&nbsp;kadından&nbsp;811&nbsp;kez&nbsp;yumurta&nbsp;satışı&nbsp;yapıldı&nbsp;</p>

<p>Soruşturma&nbsp;kapsamında&nbsp;41&nbsp;kadın&nbsp;tarafından&nbsp;toplam811&nbsp;kez&nbsp;yumurta&nbsp;satışı&nbsp;gerçekleştirildiği&nbsp;tespit&nbsp;edildi.</p>

<p>İstanbul&nbsp;merkezli&nbsp;14&nbsp;ilde&nbsp;operasyon</p>

<p>Bugün&nbsp;İstanbul&nbsp;dahil&nbsp;14&nbsp;ilde&nbsp;gerçekleştirilen&nbsp;eşzamanlı&nbsp;operasyonda;&nbsp;aralarında&nbsp;1&nbsp;örgüt&nbsp;lideri,&nbsp;5örgüt&nbsp;yöneticisi,&nbsp;41&nbsp;donör&nbsp;kadın,&nbsp;2&nbsp;kadın&nbsp;hastalıklarıve&nbsp;doğum&nbsp;uzmanı&nbsp;ile&nbsp;4&nbsp;seyahat&nbsp;organizatörününbulunduğu&nbsp;toplam&nbsp;53&nbsp;şüpheli&nbsp;hakkında&nbsp;adli&nbsp;işlembaşlatıldı.</p>

<p>36&nbsp;şüpheli&nbsp;yakalanarak&nbsp;gözaltına&nbsp;alındı&nbsp;</p>

<p>Soruşturmaya&nbsp;ilişkin&nbsp;bilgiler&nbsp;Adalet&nbsp;Bakanı&nbsp;AkınGürlek&nbsp;tarafından&nbsp;paylaşıldı.&nbsp;Bakan&nbsp;Gürlek&nbsp;sosyalmedya&nbsp;paylaşımında&nbsp;şu&nbsp;ifadelere&nbsp;yer&nbsp;verdi:<br />
<br />
“Bugün&nbsp;İstanbul&nbsp;dâhil&nbsp;14&nbsp;ilde&nbsp;gerçekleştirilen&nbsp;eşzamanlı&nbsp;operasyonda;&nbsp;aralarında&nbsp;1&nbsp;örgüt&nbsp;lideri,&nbsp;5örgüt&nbsp;yöneticisi,&nbsp;41&nbsp;donör&nbsp;kadın,&nbsp;2&nbsp;kadın&nbsp;hastalıklarıve&nbsp;doğum&nbsp;uzmanı&nbsp;ile&nbsp;4&nbsp;seyahat&nbsp;organizatörününbulunduğu&nbsp;toplam&nbsp;53&nbsp;şüpheli&nbsp;hakkında&nbsp;adli&nbsp;işlembaşlamıştır.&nbsp;Şüphelilerden&nbsp;36’sı&nbsp;yakalanarak&nbsp;gözaltınaalınmış,&nbsp;1&nbsp;şüphelinin&nbsp;cezaevinde&nbsp;olduğu&nbsp;belirlenmiştir.Yurt&nbsp;dışında&nbsp;olduğu&nbsp;tespit&nbsp;edilen&nbsp;7&nbsp;şüpheliyle&nbsp;birliktetoplam&nbsp;16&nbsp;şüphelinin&nbsp;yakalanmasına&nbsp;yönelikçalışmalar&nbsp;sürmektedir.”</p>

<p>Gürlek&nbsp;“İnsan&nbsp;bedeni&nbsp;üzerinden&nbsp;haksız&nbsp;kazançsağlayan&nbsp;suç&nbsp;yapılanmalarına&nbsp;geçit&nbsp;vermeyeceğiz.”mesajına&nbsp;da&nbsp;yer&nbsp;verdi.</p>

<p>Gürlek,&nbsp;soruşturmayı&nbsp;titizlikle&nbsp;yürüten&nbsp;İstanbulAnadolu&nbsp;Cumhuriyet&nbsp;Başsavcılığı,&nbsp;operasyonda&nbsp;görevalan&nbsp;Emniyet&nbsp;Teşkilatı&nbsp;ve&nbsp;emeği&nbsp;geçen&nbsp;tüm&nbsp;kamugörevlilerine&nbsp;teşekkürlerini&nbsp;de&nbsp;iletti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 10:49:32 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/14-ilde-yasa-disi-ureme-operasyonu-41-kadindan-811-h108680.html">14 ilde yasa dışı &amp;#039;üreme&amp;#039; operasyonu: 41 kadından 811 kez yumurta satışı yapıldı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/hak-ihlalini-gorunur-kilan-avukata-sorusturma-h108679.html</link>
		<title>Hak ihlalini görünür kılan avukata soruşturma</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Karatepe Cezaevi’nde tutulan Ersan Nazlıer’in koğuşundaki özel alanların görüntülenmesine dair yaptığımız haber sonrası avukat Mehdi Özdemir hakkında soruşturma başlatıldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Tekirdağ Karatepe Yüksek Güvenlik Cezaevi'nde tutsak Ersan Nazlıer’in, koğuşuna yerleştirilen ve lavabonun girişini gören kamera tarafından özel alanının görüntülenmesine karşı gösterdiği direnişe dair yaptığımız&nbsp;haber&nbsp;soruşturma konusu yapıldı. Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü, haberdeki görüntülerde gardiyanların yüzlerinin belli olduğu iddiasıyla avukat Mehdi Özdemir hakkında suç duyurusunda bulundu.</p>

<p></p>

<p>Bunun üzerine Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı, Özdemir hakkında soruşturma başlattı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>‘HAK ARAYIŞINI SUSTURMA GİRİŞİMİ’</p>

<p></p>

<p>Duruma tepki gösteren Özdemir, Ersan Nazlıer’in tutulduğu Karatepe Cezaevi’nde, lavabo ve doğrudan yaşam alanını izleyen kamera uygulamasının, özellikle engelli biri için açık bir mahremiyet ihlali ve kötü muamele olduğunu vurguladı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İdari ve adli mercilere yaptıkları başvurulara rağmen ihlale son verilmezken; konunun kamuoyuna yansıması üzerine idarenin şikayetiyle soruşturma başlatıldığını aktaran Özdemir, “Hukuka uygun mesleki faaliyetin ve kamuoyunu bilgilendirmenin suç delili sayılması, avukatları yargısal tehdide maruz bırakmaktadır. İhlali gerçekleştirenlerin değil, ihlali görünür kılma ve hak arayışının hedef alındığı bu anlayış, kötü muameleyi olağanlaştırmaktadır” diye belirtti.</p>

<p></p>

<p>Özdemir, “Bu soruşturma, hak savunuculuğuna yönelik bir misillemedir ve kötü muameleye karşı hak arayışını susturmayı amaçlamaktadır. Yapılması gereken, ihlale karşı hak arayışında bulunanları hedef almak değil, ihlalin kendisine son vermek olmalıdır” dedi.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 10:48:14 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/hak-ihlalini-gorunur-kilan-avukata-sorusturma-h108679.html">Hak ihlalini görünür kılan avukata soruşturma</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/kultur-sanat/4-bin-971-kurtce-sarkinin-turkcelestirildigini-tespit-etti-h108678.html</link>
		<title>4 bin 971 Kürtçe şarkının Türkçeleştirildiğini tespit etti</title>
		<category><![CDATA[kultur-sanat]]></category>
		<description><![CDATA[28 bin şarkıdan 4 bin 971&#039;inin Kürtçeden Türkçeye çevrildiğini tespit eden Müzikolog Veysi Varlı, &quot;Sanatçılarımız kendi bahçelerindeki güle sahip çıkmalı&quot; dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kürtlerde toplumsal hafızanın ve kültürel kimliğin kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan en önemli kültürel mekanizmalardan biri olarak görülen müzik, özellikle son yıllarda "üretimsizlik", "tıkanma" ya da "kendini tekrar etme" eleştirilerinin hedefinde. Bu durum telif, dağıtım ve tanıtım, sponsorluk, dijital çağın zorlukları, yasaklar ve ekonomik sıkıntılar gibi hususlarla gerekçelendirilse de sanatçıların yeni ve kalıcı eserler üretmekte güçlük çektiği bir gerçek. Günümüzde sanatçıların birçoğu düğün salonları ya da ritmik halay müziklerine hapsolmuş durumda. Birçok sanatçı da farklı eserleri orijinalinden farklı bir tarzda icra etmenin (cover) ötesine geçmiyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kürt müziğinde yaşanan tıkanmayı konuştuğumuz müzikolog Veysi Varlı, söz konusu eleştirileri bunlarla sınırlı tutmuyor. Varlı'ya göre Kürtçe üretilen eserlerin ne kadarının Kürt müziği sayılabileceği de tartışma konusu: "Bir eserin Kürtçe icra edilmesi ile o eserin Kürt müzik geleneğinin müzikal özelliklerini taşıması aynı şey değildir. Eserin dilinin Kürtçe olması, onun aynı zamanda geleneksel Kürt müziğinin melodik, modal, ritmik veya icraya ilişkin özelliklerini taşıdığı anlamına gelmez."</p>

<p></p>

<p>"Bugün Kürt müziği adı altında üretilen şeylerin ne kadarı Kürt müzikal hafızasının devamıdır; ne kadarı ise yalnızca Kürtçe bir kimlik etiketi taşıyan yeni bir müzik biçimidir?" diye soran Varlı, mevcut kurumlara dair de birçok eleştiride bulunuyor. Varlı, Kürt kültür ve sanat kurumlarının sorumluluğunun sadece Kürtçe eserler üretmek ya da festivaller düzenlemek olmadığına vurgu yaparak, "Temel sorumluluk Kürt müziğini araştırmak, belgelemek, öğretmek, arşivlemek, gelecek kuşaklara aktarmak ve bu birikim üzerinden çağdaş müzikal üretimin gelişmesini sağlamaktır" diyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>28 BİN ŞARKIYI İNCELEDİ</p>

<p></p>

<p>Varlı, Amed'in Sur ilçesinden. Müzikle tanışıklığı babasının kavalıyla başladı, 1975'te Kürtçe müziğe başladı. Kendi deyimiyle Evdilê Xazo'nun şarkısıyla "Kürt olduğunun" farkına vardı. 1977'de Dilgeş ve Brader ile Dengê Şoreş grubunda yer aldı. Bugüne kadar 100'den fazla şarkı sözü yazdı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p></p>

<p>1988 yılından sonra şarkı söylemeyi bıraktı, "Kürt müziği nedir?" sorusu üzerine Kürt müziği üzerine araştırma yapmaya başladı. Erivan Radyosu şarkılarındna çocuklar için ders kitaplarına kadar birçok çalışmaya imza attı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Yaptığımız söyleşide de önemli bir bilgiyi paylaştı; "28 bin şarkıyı inceledim. 4 bin 971 Kürtçe şarkının Türkçeleştirildiğini tespit ettim."</p>

<p></p>

<p>Varlı'nın "çalışmalarını durdurdum" dediği başka bir eseri daha bulunuyor. O da Sümerlerden günümüze Kürt müziğinin matemetiği ve fiziği. Çalışmayı durdurmasının nedenleri ise hem yeteri imkanların olmaması hem Kürt kültürü ve müziği üzerine çalışma yürüten kurumların akademik çalışmalara yeteri ilgiliyi göstermemesi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kürt müziğine yönelik son yıllarda "üretimsizlik" eleştirileri yapılıyor, sizce bu eleştiriler yerinde mi, bu durumu neye bağlıyorsunuz?</p>

<p></p>

<p>Bu eleştiriye katılıyorum. Kürdistan coğrafyasında müziğin rol ve misyonu öldürülüyor. Kürt müziği 3 ayrı tarzda icra edilir. Ritmik ezgiler, gevşek ritimli ezgiler, serbest ölçü ve ritimli ezgiler, ki bu serbest ölçülü ve ritimli ezgilere Türk halk müziğinde uzun hava deniliyor. Kürt müziğinin serbest ölçü ve &nbsp;ritmine sahip ezgilerin yüzde 95'i kadın ağızlı ve yaratıcısı kadındır. Ancak kadınlar bu rolünü unuttu. Konfüçyüs "Bir milleti öldürmek için önce müziğini sonra dilini öldürün" diyor. Müzik için kendini tanımayan gençler, dil için de anneler yeterlidir. Bugün biz iki durumu da yaşıyoruz. Üretimsizliğin altında bu yatıyor. Rol ve misyonumuzu oynamıyoruz. Artistik ve taklitçi yaklaşıyoruz. İnsan kökünden ve aslından uzaklaştığı zaman da başka bir şeye dönüşüyor. Bu da üretmiyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Üretimsizliğin yanı sıra yeni üretimlerin çoğunluğu da eski şarkıların yeniden yorumlanmasından. Bunun altında ne yatıyor?&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bugün yenilenmek doğal bir şey. Bunun önüne geçemezsiniz. Kendini yenilemek zorundasın. Ancak kendi köklerin üzerinden kendini yenilemelisin. Kendi kökün üzerinde değilsen, kendi kökün üzerinden döneme yanıt vermezsen, başka bir şey üretmiş olursun. O da senin olmaz, seni yok oluşa götürür. Bugün arkadaşlarımız (sanatçılar) 1600'lü yıllarda Johann Sebastian tarafından oluşturulmuş batı sistemiyle, majör ve minör ton sistemiyla (tonalite) müzik yapıyorlar ve bunu yenilik olarak gösteriyorlar. Ancak bu yenilik değildir. Bu taklittir. Sen kendini yok ediyorsun. Bir oktavın 17 eşit olmayan aralıktan meydana gelen ses sistemini yok ediyorsun. Mikrotonalini yok ediyorsun. Kendi müziğinin makamını yok ediyorsun. Müziğinin ilkelerini, ritmini ve usulünü yok ediyorsun. Sadece 3 ritme getiriyorsun. Ancak benim müziğimde kendine has ölçü ve ritim kalıpları var. Örnek vermek gerekirse sadece 6-8'lik ölçüye sahip ritim kalıbımız iki şekilde vuruluyor. Birisi hüzün, diğeri dansal olmak üzerinedir. Ancak batıda bu yok. Bu da kendini yok etmektir, yenilenmek değildir. Taklittir. Taklit de bize göre bir üretim değildir.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bu durum Kürt müziğinin geleceğini nasıl etkiliyor?&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İngiltere'de 1907'de yapılan konferansta çıkan sonuç tek bir cümle ile ifade edilmişti "Kim hangi dilde söylerse söylesin, benim gibi söyleyecek.” Yani tek kültür, tek bakış, tek müzik... Bugün Kürdistan'da bunu görüyoruz. Biz şarkılarımızı Newroz makamından çıkarıyoruz, Beyat, Huseynî, Şehnaz, Gulîzer, Kuçek, Gerdan'ı yok ediyoruz; hepsini la majör, do minör, re majör, re minör v.b. tarzlara çeviriyoruz. Bu da bizi yok oluşa götürüyor. 1907'de İngiltere'de bizden isteneni yapıyoruz. "Kim hangi dilde söylerse söylesin, benim gibi söylemek zorunda..." Biz de onlar gibi söylüyoruz.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kürt sanatçıların da o hatta mı ilerlediğini söylüyorsunuz?</p>

<p></p>

<p>Evet.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bu büyük bir tehlike değil mi?</p>

<p></p>

<p>Yüzde yüz büyük bir tehlike. Sen bugün siyaha beyaz diyemezsin. Çünkü iki farklı renk. Müzik de aynıdır. Müzik bir dildir, evrensel bir dildir. Ses (kelime) yoksa hangi dilde olursa olsun dinleyebilirsin. Hüzünlenebilirsin, eğlenebilirsin. Ancak işin içine söz girdiği zaman, ruh verildiği zaman, o ruhun senin ruhun olması gerekiyor. O ruhu kullanman gerekir. Sen &nbsp;bir Rast makamına sahip olan bir ezgiyiyi sahip olduğu makamı ortandan kaldırıp, ben Nihawendi söylüyorum diyemezsin. Do majör ya da sol majörle söylüyorum diyemezsin. Bu benim değil ki. Bu benim rengimi, sözümü, sesimin sistemini yok ediyor. O da yenilik değildir. Bu, yüzümü yok oluşa doğru çevirmektir.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Konservatuar gibi akademik çalışmaların azlığı, müzik eğitimi noktasında sınırlı sayıda çalışma yürütülmesi... tüm bunlar bestecilik kalitesini nasıl etkiliyor?</p>

<p></p>

<p>Dönüp diğer halklara bakalım. 1916'da Türkiye'de darülelhan (konservatuar) kuruldu. Ne yaptılar? Yabancı isimleri getirdiler. Onlarla kendilerine bir zemin oluşturdular. Bu zemin doğruydu ya da yanlıştı, bu ayrı bir şey. Bir şey yapmak istediler, baktılar olmuyor, bu kez üniversitelerde müzik bölümleri kurdular. Müzik akademileri oluşturdular. Bizimkilerin de ismi akademi ya da konservatuar. Ancak ders verebileceğimiz bir müfredatımız yok. Ders sistemimiz yok. Hangi öğretmen ne biliyorsa onu veriyor. Cegerxwîn (kayyımın devrettiği kültür merkezi) da Aram (kayyımın işlevsiz kıldığı konservatuar) da öyleydi. Birisi diyor ki Sêgah makamında bir koma (müzikte en küçük aralığa koma denilir) var. Ancak doğrusu 2 komadır. Söylediğinde de "yok" diyor. Neden? Çünkü Türk okullarında böyle ders görmüş. Ona ait değil. Bugün bizim okullarımızda ya da belediyelerde gitar ve piyano dersleri veriliyor. Gitar ve piyano sistemi Kürt müziği için şudur: Kürt müziğini Türk alfebesine göre yazırsan, Ehmedê Xanê “Ahmede Hane” olur. Piyano ve gitar sistemi de Kürt müziği için aynı şey. Arkadaşlarımız bunu görmüyor. Qerejdaxliların bir sözü var; "Yabancıların toprağında şaşıların öncüsü körse yol bulunamaz (Li deşta biyan, rêberê şaşan kor be rê nayê dîtin)." Bu işe öncülük edenler, şaşılara öncülük edenlerin kendisi kör. Görmüyor. Sadece ben yaptım oldu diyor. Bu da doğru değil.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Batılı enstrümanlar Kürt müziğinde kullanılamaz mı?&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Türk alfabesiyle Kürtçe yazabilir misin?&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Hayır.</p>

<p></p>

<p>Bu kadar basit. Türk alfabesiyle Kürtçe yazamazsın, çünkü o harfler yok. O enstrümanlarda o harfler olsa; org çalınıyor, Newroz makamını bulmak için üzerinde oynuyorlar ve bu sesi buluyorlar. Ancak gitar ve piyanoda sesler sabittir. Onu değiştiremezsin. Örneğin klarnet. 50-100 yıldır Kürdistan'da çalınıyor. Batılı bir enstrüman. Onunla deneme yaptılar, Kürt müziğinin hawelerini (Hawe makam anlamında kullanılır) hepsini vurabiliyorlar. Elezîz'de zurna yerine klarnet çalınır. Çünkü o sesi veriyor. Ancak gitarla o sistemi bulmazsın. Kullandığın zaman da ona benzersin. Mesele bu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Günümüzde dijital platformlar ya da sanal medya çok ön planda. Bu mecraların "hızlı tüketim" odaklı yapısı tüm müzikleri olduğu gibi Kürt müziğini de olumsuz etkiliyor. Bu hıza ayak uydurmak mümkün mü ya da buna karşı neler yapılabilir?</p>

<p></p>

<p>Bugün yok etme kültürü mevcut. Pazarlama pazarı var. Bu pazarı güçlendirmen için popülizme ihtiyacın var. Bu pazarın sahipleri, sanatçılar için popülizmi geliştiriyor. Daha fazla sahne alması, isimlerinin daha fazla dağılması, her gün yeni bir şey çıkarsın ancak diğer gün unutulsun... bu popülizm ve pazarlamada sanatçı da kendini pazarlama seviyesine getiriyor. Bu işin sömürgecileri ve bunun üzerinden rant elde etmek isteyenler tüm bunları geliştiriyor. Dijital medya da bunlar için büyük bir rol oynuyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Örneğin 20 yıl önce "Lê Amedê Amedê" diyorduk, şimdi "Lê Amedê Amedspor" diyoruz. Acaba o durum mu değişti, yoksa bizim zihnimiz mi değişti. Bence zihnimiz değişti, bakışımız sömürgeciliğin etkisine girdi. Onlar istiyor, biz de onlara hizmet ediyoruz.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Başka bir örnek; kurumlarımız da rol ve misyonlarını yerine getirmiyor. Erzurumlu birisi -ismini vermek istemiyorum- düğün ve konserlerinde 22 albümde 380 ezgi söylemiş. Bunlardan 10'unu Kürtçe söylemiş. Onları dinlediğinde Aydın'ın, Delil Dilanar'ın, Şemdin'in, yani Serhatlıların sesinin rengini (sewt) görüyorsun. Dağlı bir ses. Ancak 370 Kürtçe olan şarkıyı Türkçe söylemiş.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Yani Türkçeleştirmiş?&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Türkçeye çevirmiş. Bunları tespit ettim. Bu şarkıların Kürtçesini kim söylemiş, kimden dinleyebiliriz. hepsini tespit ettim. Kürt kültür hareketinin çalışanları ya da sanatçılarından hiçbirisi bu şarkıları söylememiş. Bu şarkıları Kürtçe söyleyenlerin hepsi bizim kültür kurumlarımızın dışında. Bizim kültürel hareketimizden uzak olanlar. Ancak bu hareketin içinde kendini büyütenler, hareket üzerine isim yapanlardan hiçbiri bu Kürtçe şarkıları söylememiş arkadaş. Acaba o kişi mi suçlu yoksa biz mi suçluyuz. Bunu düşünmek lazım. Bana göre biz suçluyuz. Rol ve misyonumuzu yerine getirmemişiz. Rol ve misyonumuzu yerine getirmiş olsaydık bu şarkıları biz Kürtçe söyleyecektik. Biz gidip batılılar gibi söylüyoruz, dijital medyada kendimizi tanıtmak için taklit yapıyoruz, ancak kendi müziğimizin orjinalliğini seslendirmiyoruz. Birileri de alıp Türkçeleştirir. Kürtlerde bir söz vardır; Çobansız koyun kurtların kısmeti olur. (Pezê bê şivan dibe qismetê quran).&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kürtçe eserlerin Türkçeleştirilmesi konusu önemli. Siz de bu yönlü bir çalışma yürüttüğünüzü söylediniz. Kürtçe müziğin hafızasına ciddi bir hasar bırakan bu duruma dair ne gibi sonuçlara ulaştınız?</p>

<p></p>

<p>28 bin şarkıyı önüme koydum. Bunlardan 4 bin 971 Kürtçe şarkının Türkçeleştirildiğini tespit ettim.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Büyük bir rakam...</p>

<p></p>

<p>Büyük bir rakam. Ancak benim ömrüm bin yıl da olsa bunların hepsinin notalarını yazamam, sözlerini deşifre edemem ve bir kaynakçaya dönüştüremem. Kültür kurumlarımızın yönetimlerine, kime dediysem kulağını kapattı. Kimse duymadı, kulak vermedi. Çünkü akademik bir çalışma, sahne üzerindeki bir çalışma değil. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>Çalışmanın ayrıntılarını paylaşmak ister misiniz? Nasıl bir sistemle bu kadar şarkı Türkçeleştirilmiş?&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bakurê Kurdistan için söylüyorum, Ziya Gökalp 1913'de söylüyor: "Darülelhan kurun, memlekette duyulmamış çok şarkı var, onları toplamaya gidelim." Konservatuar kuruluyor. Béla Bartók, Donozotti gibi birkaç kişi Avrupa'dan getiriliyor. Muzaffer Sarısözen, Halil Bedi Yönetken, Nida Tüfekçi gibi onlarca insan.. 1970'e kadar Kürdistan coğrafyasını geziyorlar. Antep'de 260 şarkıyı tek seferde topluyorlar. Amed'e 600'e yakın şarkıyı tek seferde götürüyorlar. Bunu kim yapmış? Yine Kürt. Ayşe Şan 26 Kürtçe şarkıyı Türkçeleştirmiş. Celal Güzelses; buradan 100 metre ötede bir konak var. M. Arif Cizirî ve Hesen Cizîrî ile 6 ay birlikte kalıyorlar. Arif Cizîrî ve Hesen Cizîrî'nin şarkılarını Türkçeye çeviriyor. Arif Cizirî ve Hesen Cizirî de onunla birlikte, anı olarak 3 Türkçeleştirilen şarkıyı Türkçe söylüyor. Bunun (Güzelses) gibi yüzlerce kişi Kürdistan'da gezip, Kürt'ün ağzından alıp Türkçeleştirmişler. Kültür Bakanlığı arşivi ve TRT arşivinde kaydedilmişler. Bugün hepsinin tarihi var. Ne zaman söylenmişler, notaları ne zaman yazılmış, toplandıkları vakitler...&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Türkçe şarkılar olarak mı kaydedilmişler?</p>

<p></p>

<p>Mahmut Hamidanoğlu, Siverekli. O ve Ayşe Şan "Aydıl Dilo Dilo lo" şarkısını Türkçe söylemişler. Onlar adına kayıtlı. Yine "Aydıl dıl", "Mardin kapı şen olur", "Ben de gidem paytakta"... Bunun gibi yüzlerce şarkı Kürtlerden alınıp Türkçeleştirilmiş. Bununla da yetinmemişler; Başur'da Kerkük Türküleri adı altında 86 şarkıyı getirip, onları da Türkçeleştirilmişler. Hesen Zîrek'in de şarkıları Türkçeleştirilmiş. Onlar işlerini yapmış, rol ve misyonlarını oynamışlar. Ancak biz işimizi yapmıyoruz.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Tüm bu söylediklerinizi göz önünde bulundurduğumuzda, bunlara karşı ne yapmalı?&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Sahne aşamasına gelmeden önce kökümüze dönelim. Kökümüzü düzeltelim, onu kaynak haline getirelim. Kökümüzü araştıralım. O köke göre döneme yanıt olalım. Dönemi taklit etmeyelim. Bir gülün var ve koku vermiyorlar olabilir. Rengi de güzel olmayabilir. Ancak iyi bir bahçıvan o güle ne yapar; aşılar, toprağını yeniler, temiz bir su verir. O vakit o gülün rengi de açılır, kokusu da olur. O zaman herkes onu sever. Bizim de bahçıvan olup, o gülü güçlendirmemiz gerekir. Kendi köklerimize dönmeliyiz. Kurumlarımız artık sahneyi bırakmalı. Sahne üzerinde binlerce kişi var. Bilgi bizim dermanımız. Bilge olalım, kökümüz üzerinden o bilgeliğimizi kabul ettirelim. Bunun içinde eğitim ve kültür kurumlarımızda, en alt basamaktan en üst seviyeye kadar ortak bir müfredat ve bütünlüklü bir eğitim anlayışı benimsenmelidir. Bu müfredatı hayata geçirecek olanlar ise alanında yetkin, donanımlı ve sorumluluk sahibi eğitmenler olmalıdır. Aksi hâlde kurumun adı ilkokul, lise, konservatuvar ya da akademi olsun, eğitim kişisel bilgi ve yorumların sınırını aşamayacak; özgün bir kültür ve sanat anlayışı geliştirmek yerine, başkalarını taklit etmekten öteye gidemeyecektir.</p>

<p></p>

<p>Kürt sanatçılar kendi bahçelerine sahip çıkmalı. Kürt müziğini dünyaya kabul ettirmek için, "biz buyuz" demek için. Kürt kültürüne bahçıvanlık yapanlar, o gülü koklamak ve koklatmak istiyorsa, o güle sahip çıkmalı, iyi bir bahçıvanlık yapmalı. O kendi gülünü bilgece büyütmeli ve aşılamalı ki o gül büyüsün ve güzelliğiyle kokulu bir güle dönüşsün. İşimizi taklitle değil, bilgece kendi kökümüz üzerinden yapmalıyız. Kendi kültürümüze sahip çıkmalıyız.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 10:46:59 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/kultur-sanat/4-bin-971-kurtce-sarkinin-turkcelestirildigini-tespit-etti-h108678.html">4 bin 971 Kürtçe şarkının Türkçeleştirildiğini tespit etti</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/altin-haftaya-yukselisle-basladi-2-h108677.html</link>
		<title>Altın haftaya yükselişle başladı</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[Gram altın güne 6 bin 657 TL, ons altın ise 4 bin 179 dolar seviyesinden başladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Petrol fiyatlarındaki gerilemenin enflasyon üzerindeki baskıyı azaltabileceği beklentisi, altın fiyatlarının haftaya yükselişle başlamasını sağladı. Yatırımcılar, Fed’in yılın ilerleyen dönemlerinde faiz artırımı yapma ihtimalini değerlendirirken, ABD Merkez Bankası’nın para politikasının geleceğine ilişkin vereceği yeni mesajlara odaklanıyor.</p>

<p></p>

<p>Güncel altın satış fiyatları ise şöyle:&nbsp;</p>

<p></p>

<p>* Gram altın satış fiyatı, 6 bin 657 TL,</p>

<p></p>

<p>* Çeyrek altın satış fiyatı, 10 bin 870 TL,</p>

<p></p>

<p>* Yarım altın satış fiyatı, 21 bin 734 TL,</p>

<p></p>

<p>* Tam altın satış fiyatı, 43 bin 81 TL,</p>

<p></p>

<p>* Cumhuriyet altını satış fiyatı, 43 bin 342 TL,</p>

<p></p>

<p>* Gremse altın satış fiyatı, 108 bin 34 TL,</p>

<p></p>

<p>* Ons altın satış fiyatı, 4 bin 179,58 dolar.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 08:52:19 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/altin-haftaya-yukselisle-basladi-2-h108677.html">Altın haftaya yükselişle başladı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/brent-petrol-haftaya-dususle-basladi-h108676.html</link>
		<title>Brent petrol haftaya düşüşle başladı</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[Petrol fiyatları, ABD’nin Rusya’ya yönelik yeni yaptırımlara muafiyet getirmesinin ardından geriledi.  Brent petrolün varili 107,99 dolardan, ABD tipi WTI ise 100,70 dolardan işlem görüyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Petrol piyasası, ABD’nin Rusya’ya yönelik yaptırımlara muafiyet getirmesiyle birlikte kısmen arz riskini düşürdü. Fakat Hürmüz ve Rusya’daki saldırılar arz beklentilerini kırılgan tutuyor. Petrol piyasasında haftanın ilk işlemleri düşüşle başladı. Brent petrolün varili yüzde 1,70 kayıpla 107,99 dolardan işlem görürken, ABD’nin Batı Teksas türü ham petrolü WTI ise yüzde 0,70 düşüşle 100,70 dolar civarında işlem seyrediyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 08:51:33 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/brent-petrol-haftaya-dususle-basladi-h108676.html">Brent petrol haftaya düşüşle başladı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/trump-zelenski-savasi-bitirmek-istemiyor-h108675.html</link>
		<title>Trump: Zelenski savaşı bitirmek istemiyor</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Rusya-Ukrayna barış görüşmelerinde ‘büyük ilerleme kaydedildiğini’ fakat Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin savaşı bitirmek istemediğini öne sürdü.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>TruthSocial hesabından açıklama yapan Trump, Rusya’yı&nbsp;‘aptalca şekilde’&nbsp;pazarlık masasından uzaklaştıracak hiçbir şey yapmak istemediğini söyledi.&nbsp;</p>

<p>Rehine konusu dahil görüşmelerde büyük ilerleme kaydedildiğini öne süren Trump,&nbsp;‘barış belgesini istediği herhangi bir zamanda imzalayabileceğini’&nbsp;savundu.</p>

<p>Rusya’nın İran’a yardım etmek için&nbsp;‘hiçbir şey yapmadığını’&nbsp;öne süren Trump,&nbsp;“Ben bunu böyle tutmak istiyorum ve aptal insanlar araya girmedikçe de tutacağım”&nbsp;diye yazdı.</p>

<p>ABD başkanı, Zelenski’yi de ABD ve Rusya dahil dünya dizel pazarlarına ciddi zarar vermekle suçladı.&nbsp;</p>

<p>Ukrayna saldırılarından çiftçiler ve diğer işletmelerin büyük zarar gördüğünü öne süren Trump, buna rağmen Rusya’nın düşük fiyattan dünyaya milyonlarca varil dizel gönderdiğini belirtti:</p>

<p>“Zelenski umursamıyor ve açıkçası, Avrupa’nın ve sahtekar Joe Biden’in geçmişte ona verdiği tüm paralara rağmen, bu savaşı bitirmek istemiyor ve muhtemelen hiç istemedi. İki yıl önce şimdi yapabileceğinden daha iyi bir anlaşma yapabilirdi.”</p>

<p>Ukrayna’nın perişan halde olduğunu, topraklarını büyük bir kısmını kaybettiğini, erkek nüfusun yaralı veya ölü olduğunu iddia eden Trump, sonda savaşın bitmesini istediğini kaydetti.</p>

<p>‘Ukrayna’nın yeni bir başkan edinme vakti geldi’ demişti</p>

<p>Trump, 10 Ekim’de Ukrayna’nın Rusya’daki petrol rafinerilerine saldırmasını eleştirmiş, Ukrayna’nın Zelenski yerine&nbsp;‘yeni bir başkan edinmesi’&nbsp;gerektiğini savunmuştu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 08:50:26 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/trump-zelenski-savasi-bitirmek-istemiyor-h108675.html">Trump: Zelenski savaşı bitirmek istemiyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/yeni-partili-cukurova-belediyesi-ne-operasyon-h108674.html</link>
		<title>YENİ Partili Çukurova Belediyesi&amp;#039;ne operasyon</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Adana’da YENİ Partili Çukurova Belediyesi’ne operasyon düzenlendi. Çok sayıda gözaltı kararı var.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Jandarma, belediye binasında arama yapıyor.</p>

<p>Belediye başkanı YENİ Parti’ye katılmıştı</p>

<p>Çukurova Belediye Başkanı Emrah Kozay, 7 Ağustos’ta CHP’den istifa etmiş, siyasi hayatına Yeni Parti çatısı altında devam edeceğini duyurmuştu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 08:49:40 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/yeni-partili-cukurova-belediyesi-ne-operasyon-h108674.html">YENİ Partili Çukurova Belediyesi&amp;#039;ne operasyon</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-sel-can-kaybi-altiya-yukseldi-h108673.html</link>
		<title>İstanbul&amp;#039;da sel: Can kaybı altıya yükseldi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da sel felaketinde can kaybı altıya yükseldi, bir kişi aranıyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kentte 14 Ekim akşamı kuvvetli sağanak, birçok ilçede sele neden olmuş; beş kişinin öldüğünü, iki kişininse arandığı açıklanmıştı.</p>

<p>İstanbul Valiliği’nin son açıklamasına göre selde Ayvansaray Vapur iskelesi yakınında kaybolan Haşim Ciritlioğlu’nun da cansız bedeni bulundu. Böylece sel felaketinde ölü sayısı altıya çıktı, bir kişininse hala arandığı bildirildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 08:48:50 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-sel-can-kaybi-altiya-yukseldi-h108673.html">İstanbul&amp;#039;da sel: Can kaybı altıya yükseldi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/suleymancilar-sorusturmasi-38-gozalti-karari-h108672.html</link>
		<title>Süleymancılar soruşturması: 38 gözaltı kararı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Süleymancılar cemaati odaklı soruşturmada 38 kişi hakkında gözaltı kararı çıkarıldı. Bu kişilerden 22’si gözaltında.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Ankara başsavcılığı, cemaat hakkında&nbsp;‘çıkar amaçlı suç örgütü yöneticiliği’,&nbsp;‘nitelikli dolandırıcılık’,&nbsp;‘Vergi Usul Kanunu’na muhalefet’&nbsp;ve&nbsp;‘suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama’&nbsp;suçlamalarıyla soruşturma yürütüyor.&nbsp;</p>

<p>Soruşturmada&nbsp;‘suç örgüt liderliği’yle suçlanan cemaat lideri Alihan Kuriş 16 Ağustos’ta&nbsp;bu yana&nbsp;tutuklu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Mon, 19 Oct 26 08:47:47 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/suleymancilar-sorusturmasi-38-gozalti-karari-h108672.html">Süleymancılar soruşturması: 38 gözaltı kararı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/batman-da-supheli-kadin-olumu-h108671.html</link>
		<title>Batman&amp;#039;da şüpheli kadın ölümü</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Batman’da bir kadının yaşadığı binanın sekizinci katındaki balkondan düşerek öldüğü iddia edildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Gültepe Mahallesi Ömer Hayyam Caddesi’nde​​​​​​ki binanın sekizinci katındaki dairede yaşayan Esra I. (30) balkondan düştüğü ileri sürüldü.</p>

<p>İhbar üzerine bölgeye 112 Acil Sağlık ve polis ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Ambulansla Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan kadın tüm müdahaleye rağmen kurtarılamadı.</p>

<p>İki çocuk annesi Esra I.’nın halı silkelerken dengesini kaybederek düştüğü öne sürüldü.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 22:42:03 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/batman-da-supheli-kadin-olumu-h108671.html">Batman&amp;#039;da şüpheli kadın ölümü</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/trump-ve-netanyahu-dan-ortak-iran-mesaji-isi-yakinda-h108670.html</link>
		<title>Trump ve Netanyahu&amp;#039;dan ortak İran mesajı: &amp;#039;İşi yakında bitireceğiz&amp;#039;</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump ve 27 Ekim’deki seçimler öncesi destek verdiği İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu İran’a ortak saldırı mesajı verdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak seçimler öncesinde Trump sosyal medya hesabından İsrail halkına seslendi. Netanyahu’nun&nbsp;‘büyük bir savaşçı’&nbsp;olduğunu savunan ABD başkanı,&nbsp;“Ve eğer yollarını (İran’ı kast ederek) hızla değiştirmezlerse, işi yakında bitireceğiz, Bibi Netanyahu sizi asla hayal kırıklığına uğratmayacak”&nbsp;diye konuştu.</p>

<p>İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise&nbsp;“Başkan Trump, büyük desteğiniz ve ortak çalışmanız için teşekkür ederim, Birlikte görevi (İran’a saldırıyı kast ederek) tamamlayacağız”&nbsp;dedi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 22:41:08 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/trump-ve-netanyahu-dan-ortak-iran-mesaji-isi-yakinda-h108670.html">Trump ve Netanyahu&amp;#039;dan ortak İran mesajı: &amp;#039;İşi yakında bitireceğiz&amp;#039;</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/ozel-savas-politikalarina-karsi-birbirimize-sahip-cikalim-h108669.html</link>
		<title>Özel savaş politikalarına karşı &amp;#039;birbirimize sahip çıkalım&amp;#039; çağrısı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Amed’de uyuşturucu, fuhuş ve çeteleşmeye karşı yapılan açıklamada, sistemin politikalarına karşı alternatif bir yaşam için örgütlü mücadele vurgusu yapıldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Şiyar Bê Platformu'nun, Kürdistan kentlerinde uyuşturucu madde kullanımı, fuhuş ve çeteleşmeye karşı başlattığı "Rabin" hamlesi kapsamında Amed’in Seyrantepe semtindeki Aziziye Mahallesi’nde açıklama gerçekleştirildi. 24 Kasım İlkokulu önünde buluşan yurttaşlar, açıklama öncesi şarkılar eşliğinde halaya durdu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>"Özgür önderlikle komünleşerek özgürleşelim", "Azadiya rêbertî aşitiya gelana" ve "Özel savaşa karşı örgütlenip özgürleşelim" &nbsp;pankartları taşıyan yurttaşlar, mahalle içerisinde sloganlar eşliğinde yürüyüş gerçekleştirdikten sonra açıklama yaptı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>ALTERNATİF YAŞAM MÜCADELESİ&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İlk önce Seyrantepe Gençlik Komünü adına konuşan Muhammet Başkurt, özel savaşın her türlü politikalarına karşı mücadele edeceklerini belirtti. Egemen sistemin en başta kadın ve gençleri hedef aldığını söyleyen Baştürk, "Sistem, asimilasyon politikalarıyla okula yeni başlamış çocukları dilinden ve özünden koparıyor ve toplumu bir bütünen kendi hizmetine koymayı amaçlıyor. Bizler de Kürt gençleri olarak sistemin yarattığı her türlü politikaya karşı birer alternatif olma, alternatif oluşturma ve alternatif yaşamı geliştirme mücadelesi içerisinde olacağız" dedi.</p>

<p></p>

<p>Ardından konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Amed Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, "İktidarlar tarafından müsaade edilen illegalitenin, örgütlü yapıyı bozmaya çalışarak toplumu kolayca yönetilebilir ve baskılayabilir hale getirmeye çalıştığını biliyoruz. Bu yüzden de örgütlü gençliğin sesini bu sokaklarda yükselmesini önemsiyoruz" ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>'BİRBİRİMİZE SAHİP ÇIKALIM'</p>

<p></p>

<p>Şiyar Bê Platformu Eş Sözcüsü Gülşen Demir de, şunları belirtti: “Hep birlikte el ele vererek birbirimize sahip çıkalım. Bu illetten çocuklarımızı, gençlerimizi ve bu ülkenin kadınlarını kurtaralım. Gençlerin bir araya gelip taleplerini ve fikirlerini demokratik bir şekilde bizimle paylaşmasından çok memnunuz. Her zaman yanınızdayız. Fikirlerinize ve örgütlülüğünüze ihtiyacımız var."</p>

<p></p>

<p>Açıklama sloganlarla son buldu.</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 22:39:54 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/ozel-savas-politikalarina-karsi-birbirimize-sahip-cikalim-h108669.html">Özel savaş politikalarına karşı &amp;#039;birbirimize sahip çıkalım&amp;#039; çağrısı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/uskudar-da-yeniden-baskan-vekili-secimi-hem-chp-hem-yeni-parti-h108668.html</link>
		<title>Üsküdar&amp;#039;da yeniden başkan vekili seçimi: Hem CHP hem YENİ Parti aday çıkaracak</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[CHP Sözcüsü Müslim Sarı, Üsküdar Belediyesi başkan vekili seçiminde hem CHP’nin hem de YENİ Parti’nin aday çıkaracağını açıkladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Sarı, Üsküdar Belediye Meclisi’nde CHP’nin dokuz, YENİ Parti’nin dokuz, AK Parti’nin 23 meclis üyesi olduğunu söyledi.</p>

<p>AKP’li Üsküdar Belediye Başkan Vekili Dündar Ziya Gültekin trafik kazası sonucu 15 Ekim’de hayatını kaybetti.</p>

<p>Kaza, Gültekin, Türkiye Belediyeler Birliği başkanlığı seçimine katılmak için Ankara’ya giderken meydana geldi.</p>

<p>Anka’nın aktardığına göre&nbsp;Sarı, Üsküdar’daki başkan vekili seçiminde hem CHP’nin hem YENİ Parti’nin aday çıkaracağını duyurdu.</p>

<p>Üsküdar’da ne olmuştu?</p>

<p>Üsküdar Belediyesi, 8 Ekim’de Gültekin’in kazandığı başkan vekili seçimiyle CHP’den AKP’ye geçmişti. Ondan önceki seçimi CHP adayı kazansa da mahkeme, AKP’nin itirazıyla bu seçimi iptal etmişti.</p>

<p>Seçime Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın 31 Temmuz’da tutuklanıp görevden uzaklaştırılması üzerine gidilmişti.</p>

<p>Halen tutuklu Dedetaş&nbsp;‘AKP’nin kalesi’&nbsp;diye bilinen Üsküdar’da 2024 yerel seçimini AKP’li rakibi Hilmi Türkmen’e yedi puan fark atarak yüzde 49,9’la kazanmıştı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 19:03:01 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/uskudar-da-yeniden-baskan-vekili-secimi-hem-chp-hem-yeni-parti-h108668.html">Üsküdar&amp;#039;da yeniden başkan vekili seçimi: Hem CHP hem YENİ Parti aday çıkaracak</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/dlokta-uyusturucuya-karsi-yuruyus-h108667.html</link>
		<title>Dîlokta uyuşturucuya karşı yürüyüş</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Uyuşturucuyla Mücadele Platformu öncülüğünde yürüyüş gerçekleştiren mahalle sakinleri ve Barikat Antep üyeleri, madde bağımlılığına karşı ortak mücadele çağrısı yaptı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Dîlok’un Şahinbey ilçesinde Uyuşturucuyla Mücadele Platformu öncülüğünde bir araya gelen mahalle sakinleri ve platforma destek veren Barikat Antep üyeleri, Üçgen Park’tan Güzelvadi Mahallesi’ne yürüyüş gerçekleştirdi. “Uyuşturucuya karşı barikat ol”, “Mahallemizi uyuşturucuya teslim etmeyeceğiz” ve “Gençlik burada, dimdik ayakta” sloganlarıyla yürüyen kitle, uyuşturucu politikalarının gençliği, aileleri ve toplumsal değerleri hedef alan bilinçli bir çürütme politikası olduğuna dikkat çekti. Yürüyüşte açılan iki pankart ve dağıtılan bildirilerle uyuşturucuya karşı ortak ve kararlı mücadele mesajı verildi. Yürüyüşün ardından basın açıklaması yapıldı.</p>

<p></p>

<p>Yürüyüşün ardından kitle adına basın açıklamasını okuyan Barikat Antep temsilcisi Bünyamin Doğan, Barikat Antep olarak Uyuşturucuyla Mücadele Platformu’nun başlattığı mücadeleye destek verdiklerini belirtti. Doğan, uyuşturucu sorununun münferit bir olay olmadığını, toplumsal kimliği, dili ve kültürü yozlaştırmayı amaçlayan özel politikaların bir parçası olduğunu vurguladı.</p>

<p></p>

<p>'UYUŞTURUCUYLA MÜCADELE YAŞAMSAL SORUMLULUK'</p>

<p></p>

<p>Uyuşturucu sarmalına karşı mücadelenin yaşamsal bir sorumluluk olduğunun altını çizen Doğan, şunları söyledi: “Bizler, spora ve bağlı olduğumuz değerlere sahip çıkmayı temel bir sorumluluk olarak görüyoruz. Bu duruşumuzu Barikat saflarında kararlılıkla sürdürüyoruz. Bulunduğumuz her alanda halkımızın değerlerine, gençlerimizin geleceğine ve toplumsal dayanışmamıza sahip çıkmayı temel görevlerimizden biri olarak kabul ediyoruz. Mücadelemiz yalnızca sözden ibaret değildir; yozlaşmaya, halkımızın geleceğini tehdit eden politikalara ve toplumsal değerlerimizi hedef alan her türlü uygulamaya karşı ilkeli bir duruştur. Barikat Antep olarak kurulan Uyuşturucuyla Mücadele Platformu’na desteğimizi kamuoyuyla paylaşıyoruz.”</p>

<p></p>

<p>Özellikle Kürt gençlerini hedef alan uyuşturucu, fuhuş ve asimilasyon politikalarına karşı ses yükseltmeye devam edeceklerini belirten Doğan, hiçbir kirli politikanın ve çıkar ilişkisinin toplumsal değerleri teslim almasına izin vermeyeceklerini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Açıklama, uyuşturucuyla mücadelenin mahallelerde ve her alanda kararlılıkla büyüyeceği mesajı ve sloganlarla son buldu.</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 19:01:45 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/dlokta-uyusturucuya-karsi-yuruyus-h108667.html">Dîlokta uyuşturucuya karşı yürüyüş</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/kayy-der-soylesisi-dogustan-gelen-haklarimiz-taninmali-h108666.html</link>
		<title>KAYY-DER söyleşisi: Doğuştan gelen haklarımız tanınmalı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[KAYY-DER&#039;in düzenlediği söyleşiye katılan sanatçı-yazar Ali Mahir Ofcan, Kürt özgürlük mücadelesinin üçüncü bir güç olması nedeniyle önemli bir konumda olduğunu belirtirken, yazar Faik Bulut, “Anadan doğma haklarımız var. Onlar tanınmalı, anayasada madde halinde yazmalı” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kiğı-Karakoçan-Adaklı-Yayladere-Yedisu İlçeleri Sosyal Yardımlaşma, Kalkındırma ve Kültür Derneği (KAYY-DER), Barış ve Demokratik Toplum Süreci ile güncel siyasete dair bir söyleşi düzenledi. Kadıköy'deki dernek binasında gerçekleştirilen söyleşiye, sanatçı-yazar Ali Mahir Ofcan ve gazeteci-yazar Faik Bulut konuşmacı olarak katılırken, söyleşinin moderatörlüğünü ise KAYY-DER Genel Sekreteri Berrin Selbuz yaptı.</p>

<p></p>

<p>‘KEMALİZMİN SON KALESİ AKP’DİR’</p>

<p></p>

<p>Söyleşide ilk olarak konuşan Ali Mahir Ofcan, ulus-devlet sistemi ve Türkiye'deki "tek devlet tek millet" anlayışının yayılış sürecine değinerek, ekledi: "Bu ittifak, bir tahterevalli sistemi oluşturuyor. Bir ucunda Siyasal İslam zihniyeti, diğer ucunda ise Türk milliyetçiliği-faşizm olan bir sistem. &nbsp;‘Yönetimde komünistler olur’ diye korkuyorlar. Derin devlet unsurları Erdoğan'ı ve Devlet Bahçeli’yi, Siyasal İslam’a Türkçülüğü de katarak devletlerini devam ettirdi. Yer yer Kemalizmin Siyasal İslam’ın gölgesinde kalması, tahterevallinin öteki ucunun çöktüğü anlamına gelmiyor. Kemalizmin son kalesi AKP’dir."&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kürt özgürlük mücadelesinin üçüncü bir güç olması nedeniyle önemli bir konumda olduğuna dikkati çeken Ofcan, üçüncü güç mücadelesinin enternasyonal bir mücadele olduğunu belirtti. Ofcan, "Sınıf mücadelesi olmadan söylenen sözler boştur. Bu garabet sistemin karşında sınıf mücadelesini güçlendirerek devam edeceğiz" dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘DOĞUŞTAN HAKLAR TANINMALI’</p>

<p></p>

<p>Daha sonra Ortadoğu'da yaşanan gelişmeleri değerlendirerek konuşmasına başlayan Faik Bulut, dünyanın değiştiğini Ortadoğu’da ise büyük bir karmaşa olduğunu dile getirdi. Bulut, "50 yıllık savaşta ne devlet Kürtleri yok edebildi ne de Kürtler devletten istediğini alabildi. Eğer kardeşsek eşit yaşam talebimiz yerine gelmeli. Ortadoğu’da Kürtlerin durumu hala tartışma konusu. 60-70 milyon devletsiz Kürt var. Kürt hareketinin bir masaya nasıl oturacağı ve müzakere yapacağı soru işaretiydi. ‘Ben Kürdü tanıyorum’ demek yetmiyor. Hukuki bir kavram olmalı. Kürdü tanıyorsa Kürtler için okullar açacak. Kürt dilini geliştirip Kürtçenin geleceğini sağlama alacak. Anadan doğma haklarımız var. Onların tanıması lazım. Bu haklar anayasada madde halinde yazmalı. Devlet Kürt'e de Türk'e de aynı mesafede olmalı. Nar tanelerini gibi olmalıyız yan yana birikimine zarar vermeden narın bütününü oluşturmalıyız" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Söyleşi, konuşmaların ardından soru-cevap bölümüyle sona erdi.&nbsp;</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 19:01:00 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/kayy-der-soylesisi-dogustan-gelen-haklarimiz-taninmali-h108666.html">KAYY-DER söyleşisi: Doğuştan gelen haklarımız tanınmalı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-partinin-surec-kurtulmusun-komisyon-gorusmeleri-bu-hafta-h108665.html</link>
		<title>Dem Partinin süreç, Kurtulmuşun komisyon görüşmeleri bu hafta başlıyor</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[DEM Parti&#039;nin süreç kapsamında bu hafta siyasi partilerle, Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş&#039;un da Meclis&#039;te kurulması planlanan İzleme Komisyonu için siyasi partilerle görüşmelere başlaması bekleniyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kürt sorununun demokratik çözümü amacıyla başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında siyasi temasların bu hafta yoğunlaşması bekleniliyor. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nin (DEM Parti) süreçte gelinen aşama ve atılması gereken adımlara ilişkin siyasi partilerle görüşmeler gerçekleştireceği belirtilmişti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bu kapsamda DEM Parti yarın YENİ Parti'nin genel merkezinde Genel Başkan Özgür Özel ile saat 12.30'da bir araya gelecek.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İZLEME KOMİSYONU İÇİN GÖRÜŞMELER BEKLENİYOR</p>

<p></p>

<p>DEM Parti İmralı Heyeti üyeleri Pervin Buldan ve Mithat Sancar, daha önce AKP yetkilileri, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş ile görüşmeler gerçekleştirmişti. Görüşmelerde sürecin geldiği aşama, çerçeve yasa sonrasında yapılması öngörülen yasal düzenlemeler ve Meclis'te kurulacak İzleme Komisyonu gündeme gelmişti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Öte yandan Meclis'te kurulması planlanan İzleme Komisyonu'na ilişkin temasların da önümüzdeki günlerde başlaması bekleniyor. Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un komisyonun yapısı ve çalışma esaslarına ilişkin siyasi partilerin temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştireceği belirtiliyor. Komisyonun üye sayısı ve yapısının, siyasi partilerle yapılacak görüşmelerin ardından netleşmesi bekleniyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Numan Kurtulmuş, daha önce yaptığı açıklamada Meclis'in açılmasıyla birlikte İzleme Komisyonu'nun hızlı bir şekilde kurulacağını belirtmişti. Ancak komisyonun kuruluşuna ilişkin görüşmeler geciktirilerek, bu haftaya bırakıldı.</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 19:00:23 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/dem-partinin-surec-kurtulmusun-komisyon-gorusmeleri-bu-hafta-h108665.html">Dem Partinin süreç, Kurtulmuşun komisyon görüşmeleri bu hafta başlıyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/marco-asensio-ameliyat-olacak-h108664.html</link>
		<title>Marco Asensio ameliyat olacak</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Fenerbahçe Futbol Takımı doktoru Ahmet Kulduk, İspanyol futbolcu Marco Asensio’nun ameliyat olacağını duyurdu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<ol>
	<li>
	<p>Fenerbahçe 14 Ekim’de Asensio’nun sakatlık nedeniyle UEFA Şampiyonlar Ligi’ndeki Aston Villa maçının kadrosundan çıkarıldığını duyurmuştu.</p>

	<p>Açıklamanın ardından kamuoyunda ve sosyal medyada Asensio ile teknik direktör İsmail Kartal arasında bir anlaşmazlık olup olmadığı tartışılmıştı.</p>

	<p>Bugün (18 Ekim) Can Bartu Tesisleri’nde Asensio’nun sakatlık süreciyle ilgili konuşan sportif direktör Oğuz Çetin şunları söyledi:</p>

	<p>* Başkanımızın (Aziz Yıldırım)&nbsp;“Ben bir daha Alex olayı yaşamak istemiyorum”vurgusu, hatta talimatı, ilk günden beri hem İsmail Kartal, hem oyuncular, hem bizler tarafından büyük bir hassasiyetle yürütülmekte ve takım içerisinde gerçekten yüksek bir iletişimle bu takımdaşlık ruhu perçinlenmekte. Yani tam bir aile ortamı yaratılmış durumda.</p>

	<p>* Günümüz futbolunda gerçekten çok kaos yaşıyoruz. Özellikle dahili ve harici bedhahlar takım içerisinde huzursuzluk yaratmak ve takımın kendi içerisindeki ahengini bozma adına çokça girişimler olabiliyor. Çokça söylemler, yazılanlar, çizilenler olabiliyor. Özellikle de İsmail hocayla Marco Asensio arasındaki büyük bir sorun varmış gibi gösterilmeye çalışılıyor. Kesinlikle bunlar gerçeği yansıtmamakta.</p>

	<p>* Milli takım arasını fırsat bilerek Asensio’yu hem maç ritmini yakalaması adına hem de milli aradan sonra oynayacağımız ilk Çaykur Rize maçına da hazır çıkması adına o arada Azerbaycan’da Tovuz takımına karşı bir hazırlık maçı yaptık. O maçta da ilk 11’de ve 83 dakika yer aldı.</p>

	<p>‘Dizinde şişlik oluştu’</p>

	<p>* O maçtan sonra dizinde hafif bir şişlik oluştu ve o şişlik karşısında doktorumuz, sağlık ekibi hemen müdahale ederek oynayacağımız ilk Rize maçına kadar olan süreçte tedavi ve rehabilitasyonunu yaptılar ve Rize maçına çıkmasını sağladılar ki Rize maçında da ilk 11’deki yerini aldı. Başarılı bir maç çıkardı.&nbsp;</p>

	<p>* Maçın belli bir dakikasında oyundan çıktıktan sonraki süreçte yine o dizindeki hafif şişlik yönünde tedavi ve rehabilitasyon süreci başladı. Çünkü Rize maçından sonra 14’ünde de Aston Villa maçı vardı. Yine hemen maçtan sonra iki gün boyunca rehabilitasyonu yapıldı. Maçtan bir gün önce takım idmanı sırasında o dizindeki şişlikten kaynaklı soru işareti belirmiş oldu kafamızda, acaba demeye başladık. Ancak birlikte İngiltere’ye gitme kararımız zaten vardı.</p>

	<p>* Maçtan bir gün önce İngiltere’de hem Asensio’nun hem de küçük şikayeti olan Kante’nin MR’larını çektirdik. Ve bu MR’ların neticesi sonunda Aston Villa maçında oynamaması gerektiğine karar verdik ve o şekilde kadroda yer almadı. Çekilen MR, ortaya çıkan neticeyi de doktorumuz Ahmet Kulduk’la konuşabilirsiniz. İhtiyaç halinde ben de devreye girerim.</p>

	<p>‘Kıkırdak lezyonu tespit edildi’</p>

	<p>Takım doktoru Kulduk da Asensio’nun şişlik ve ağrı sürecini rehabilitasyonla yönettiklerini fakat sonrasında MR çektirmeye karar verdiklerini belirterek şöyle konuştu:</p>

	<p>“Bunun sonucunda diz kapağının arkasında kıkırdak lezyonu tespit ettik. Bu lezyon bizim değerlendirmelerimize göre cerrahi tedaviyle düzeltilmesi gereken bir lezyondu. Bunun için farklı görüşlere başvurduk. Onlar da aynı görüşte olduklarını söylediler.&nbsp;</p>

	<p>Oyuncunun da görüşü aynı şekilde olunca bu ameliyatı planladık. Önümüzdeki hafta ameliyatını gerçekleştireceğiz.&nbsp;</p>

	<p>Geçen sene Beşiktaş maçında oluşan diz sakatlığı ve çapraz bağ gerilmesi hem de bu sene üst adalesinde oluşan sakatlıklar cerrahi müdahale gerektiren sakatlıklar değildi. Ne biz ne de başka bir doktor tarafından buna bir cerrahi müdahale kararı verilmedi. Bu karar, kıkırdak lezyonu oluşmasının ardından verilen bir karar oldu.”</p>
	</li>
</ol>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 17:01:05 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/marco-asensio-ameliyat-olacak-h108664.html">Marco Asensio ameliyat olacak</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/kadin/jineoloj-konferansinin-sonuc-bildirgesi-kadin-ozgurlugu-h108663.html</link>
		<title>Jineolojî Konferansının sonuç bildirgesi: Kadın özgürlüğü geleceğe yön verecek</title>
		<category><![CDATA[kadin]]></category>
		<description><![CDATA[Avrupa’da düzenlenen Jineolojî Konferansı’nın sonuç bildirgesinde, çalışmaların yerellerde yaygınlaştırılması, gençlerin öncülüğünün güçlendirilmesi ve komünal yaşam deneyimlerinin çoğaltılması çağrısı yapıldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Hollanda’nın Haelen kentinde, “Jineolojîyle Komünal Özgür Yaşamın İnşasına” (Bi Jineolojî ber bi Avakirina Jiyana Komunal û Azad) şiarıyla 10 ülkeden yaklaşık 150 delegenin katılımıyla 16 Ekim’de başlayan Avrupa Jineolojî Konferansı, sonuç bildirgesinin okunmasıyla sona erdi.</p>

<p></p>

<p>Konferansın sonuç bildirgesinde, Avrupa’da 10 yılı aşkın süredir yürütülen Jineolojî çalışmalarının birikimi değerlendirilerek bu çalışmaların toplumun farklı kesimleriyle buluşturulması, yerellerde somut projelerle güçlendirilmesi ve komünal yaşam deneyimlerinin yaygınlaştırılması gerektiği vurgulandı. Kadınların tarihsel hafızasını, bilgisini ve özgürlük mücadelesini demokratik toplumun inşasıyla buluşturmayı hedefleyen bildirgede, gençlerin öncülüğünün güçlendirilmesi, farklı kadın mücadeleleri arasında dayanışmanın büyütülmesi ve bilginin örgütlü eylemle bütünleştirilmesi çağrısı yapıldı.</p>

<p></p>

<p>Devamında ise şu ifadelere yer verildi: “15-18 Ekim 2026 tarihlerinde Hollanda’nın Haelen kentinde 150 delegenin katılımıyla Avrupa'da 10 yılı aşkın süredir yürütülen Jineolojî çalışmalarını değerlendirmek ve geleceği inşa edecek tartışmalar yürütmek amacıyla tarihi bir konferans gerçekleştirdik. Konferansla birlikte Jineolojî’nin ışığında kadın varlığını tarihsel ve toplumsal gerçekliğiyle yeniden tanımlama ve özgür yaşamın bilgisini büyütme irademizi yineliyoruz.</p>

<p></p>

<p>ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNDE YAŞAMINI YİTİRENLERE ADANDI&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Konferansımızı, özgürlük mücadelesi yoluyla evrendeki tüm canlılar için adaletli bir yaşam yaratma uğruna canlarını feda eden tüm şehitlere adadık. Devrimci emekleriyle Jineolojî’yi canlı bir pratiğe dönüştüren Malda Kusa ve Nagihan Akarsel gibi devrim şehitlerini anan konferans, savaşlardan, yıkımdan ve sömürüden başka bir şey getirmeyen zihniyete karşı mücadele etme sözünün yenilenmesiydi. Konferans, bizden önce yürüyen kadınların sıcaklığı ve ışığı altında düşüncelerimizi, duygularımızı, deneyimlerimizi, pratiklerimizi ve hayallerimizi bir araya getirdi. Bizi birleştiren mücadelenin tarihinde bir dönüm noktası olarak tanımlanan konferans, sosyalizm için kararlı, sarsılmaz, devrimci ve komünal mücadelede atılan bir adım daha niteliğindedir.</p>

<p></p>

<p>Farklı coğrafyalardan, dillerden ve kadın hafızalarından süzülerek bir araya geldik. Unutulmak istenen hikâyelerimizi hatırlamak, birbirimizden koparılan yaşamlarımız arasında köprüler kurmak ve özgürlüğün yolunu birlikte örmek için buluştuk. Kürdistan’ın dört bir yanından gelen kadınlar, coğrafyamızın kültürel, manevi ve dilsel açıdan zengin dokusunu yansıttı. İrlanda’dan Katalonya’ya, İtalya’dan Almanya’ya, İsviçre’den İskoçya’ya, İspanya’dan Fransa’ya kadar farklı kültür ve bölgelerden gelen kadınlar, keşfetmek, büyütmek ya da yeniden canlandırmak için mücadele ettikleri deneyimleri paylaştı. Geleceklerini özgür ve adil kılmak istediğimiz çocukların ve genç kadınların aramızda olmasından büyük mutluluk duyduk. Annelerin ve ninelerin değerli deneyimlerini dinledik. Kadınlar; kendi deneyimlerinden, evlerinden, sömürgeci zindanlardan ve özgürlük mücadelesinden yola çıkarak konuştu.</p>

<p></p>

<p>BİRİKİM TOPLUMSAL DÖNÜŞÜME TAŞINACAK</p>

<p></p>

<p>Avrupa’da 10 yılı aşkın süredir yürüttüğümüz araştırmalar, eğitimler, kamplar, yayınlar ve kolektif çalışmalar, bu arayışın ortak birikimini oluşturdu. Şimdi bu birikimi derinleştirme, kadınların farklı deneyimlerini buluşturma ve Jineolojî’nin bilgisini toplumsal yeniden inşanın gücüne dönüştürme sorumluluğuyla karşı karşıyayız. İçinden geçtiğimiz kriz, insanın kendi hakikatinden ve toplumsal bağlarından koparılmasının da krizidir. Kadının hafızası silindiğinde tarihin belleği eksilir; emeği görünmez kılındığında yaşamın kuruluşu karanlıkta kalır; sözü bastırıldığında toplum kendi hakikatine yabancılaşır. Jineolojî, bu kopuşu kadınların tarihini, bilgisini ve toplumsal varlığını aydınlığa kavuşturarak aşmayı hedefler. Çünkü toplumsal sorunların kök hücresini oluşturan kadın köleliği çözülmeden ve bu köleliği üreten ilişkiler dönüştürülmeden toplumsal özgürlük tamamlanamaz.</p>

<p></p>

<p>Halkların önderi Rêber Apo’nun, kadınlara yönelik baskı ve egemenliğin toplumun sırtına saplanan ilk hançer olduğu, bu hançer çıkarılmadan toplumun hiçbir sorununun çözülemeyeceği ve Jineolojî’nin devrimin yapıcı, pozitif aşamasında ilerlemeyi sağlayan ideolojik bir güç olarak işlev görmesi gerektiği yönündeki değerlendirmesini temel alarak kararlı sonuçlara vardık. Jineolojî’yi, kadını nesne olmaktan çıkarıp kendi tarihinin ve yaşamının öznesi kılan bir bilim ve özgürleşme yolu olarak ele alıyoruz. Erkek egemen uygarlığın örttüğü tanrıça bilgeliğini ve kadın eksenli yaşam deneyimlerini araştırıyor, geçmişin hafızasını bugünün özgürlük arayışıyla buluşturuyoruz. Amacımız, kadınların kendi sesini, düşüncesini ve bilgisini üretebildiği, cinsiyetçi kalıpları aşarak kendi özgürlük ölçülerini geliştirdiği bir yaşamın önünü açmaktır. Genç, göçmen ve farklı dillerden kadınların bilgisinin ortak düşüncemizi zenginleştirmesini önemsiyoruz.</p>

<p></p>

<p>ÇALIŞMALAR TOPLUMSAL İHTİYAÇLAR TEMELİNDE YAYGINLAŞTIRILMALI</p>

<p></p>

<p>Konferansımızda yapılan eleştirilerin samimiyeti, delegelerin kendilerini yerel halk meclislerinden kültür ve sanat alanına kadar mücadelenin her alanında Jineolojî çerçevesindeki çalışmaların örgütlenmesinden sorumlu gördüklerini yansıtıyordu. Eleştirilerin ana noktalarından biri, çalışmaların Avrupa’daki Kürt toplumu ile diğer göçmen ve ötekileştirilmiş topluluklar içinde yeterince karşılık bulamamış olmasıydı. Tüm başarılara rağmen çalışmaların çoğu zaman belirli profilleri temsil eden insanları çektiği, bazı kesimleri ise yabancılaştırabildiği belirtildi. Elitlerin oluşmasını ve bilginin dar kitlelerin elinde birikmesini önlemek için çalışmaların yalnızca daha erişilebilir ve halkın gerçeklerine dayalı hâle getirilmesi değil, içerik, yaklaşım ve hedeflerinin de toplumsal ihtiyaçlara göre yeniden ele alınması gerektiği vurgulandı. Kürdistan’da ve ötesinde mücadeleyi şekillendiren, demokratik sosyalizme ilişkin komünalizm temelli bir anlayış öneren yeni değerlendirmeler ışığında Jineolojî çalışmalarındaki pozitivizm, Avrupa-merkezcilik, sömürgecilik ve reel sosyalizmin etkilerinin değerlendirilmesinin önemi üzerinde duruldu.</p>

<p></p>

<p>BİLGİ, ÖRGÜTLÜ EYLEM VE MÜCADELEYLE BULUŞTURULMALI</p>

<p></p>

<p>Konferansta yalnızca bilimsel çerçeveler sunmak ve bilgi üretmekle yetinilmemesi, kadınların ve toplumun yaşamını sürdürülebilir ve köklü biçimde dönüştürecek somut projelerin, özellikle yerellerde örgütlenmesi gerektiği konusunda görüş birliğine varıldı. Bu konu, Jineolojî’nin akademileşmesinin geleceği bağlamında da tartışıldı. Dar komite tarzı yerine, Jineolojî çalışmalarının her alanda çok yönlü ve komünal biçimde yaşamsallaştırılması yönünde kararlar alındı. Her kadının kendisini Jineolojî temelinde yürütülen mücadelenin bir parçası olarak görmesi ve sorumluluk üstlenmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p></p>

<p>Jineolojî’nin yöntemlerini de kapsayan pedagoji konusu değerlendirilerek daha yaratıcı, tabandan gelişen ve politik yöntemlerle çalışılması önerildi. Bilginin örgütlü eylemden ve devrimci mücadeleden ayrı tutulmaması gerektiği sürekli vurgulandı. Tartışmalarda Jineolojî’nin ailenin demokratikleştirilmesinde ve erkeğin dönüştürülmesine yönelik tarihsel mücadelede, sınıf mücadelesinin önemi ışığında kolektif ekonomik alternatiflerin inşasında, sanat ve kültürün özgürleştirilmesinde rol oynaması gerektiği belirtildi. Gençlerin bu süreçte gerçek anlamda öncü bir güç hâline gelmesi gerektiği vurgulandı. Gençlerin sonradan akla gelen bir unsur olarak görülmemesi, sorun ve ihtiyaçlarına yaratıcı biçimde yanıt verilmesi ve sürece etkin şekilde katılmalarının sağlanması gerektiği ifade edildi.</p>

<p></p>

<p>Kapitalist yıkım karşısında yaşamı savunmanın temel mücadele alanlarından biri olan ekolojinin, Avrupa genelinde gençlik ve kadınların öncülük ettiği hareketlerle birlikte teorik düzeyden çıkarılarak somut bir eylem alanına dönüştürülmesi gerektiği belirtildi. Bilgi ve düşüncenin dolaşımını, ortaklaştırılmasını ve demokratikleştirilmesini sağlayacak yayıncılık, basın ve medya çalışmaları alanında somut adımlar atılması da öneriler arasında yer aldı. Jineolojî’nin yalnızca geçmişi incelemek ve bugünü analiz etmekle sınırlı kalmaması gerektiği vurgulandı. Yeni teknolojiler ve Üçüncü Dünya Savaşı bağlamında şiddetin teşvik edilmesi karşısında, herkesin yakın geleceği okuyabilmesini sağlayacak bir işlev üstlenmesi gerektiği belirtildi. Jineolojî’nin felsefi ve metodolojik yaklaşımlarının halkları ve mücadeleleri bir araya getirme çabasına katkı sunması gerektiği ifade edildi.</p>

<p></p>

<p>KOMÜNLER DEMOKRATİK YAŞAMIN İNŞA ALANLARIDIR</p>

<p></p>

<p>Jineolojî’nin yaşamla kurduğu bağ, komünal toplumu inşa etme arayışımızda somutlaşır. Komün; emeğin, bilginin ve sorumluluğun paylaşıldığı, kararların birlikte alındığı ve her kadının kendi iradesiyle ortak yaşama katıldığı bir alandır. Özgürlük ilişkilerimizde filizlenir; eşitlik, emeğin ve sorumlulukların paylaşılmasıyla kök salar; demokrasi, herkesin sözünün yaşamın kuruluşunda karşılık bulmasıyla gelişir. Bu nedenle komünleri yalnızca örgütlenme biçimleri olarak değil, Jineolojî’nin özgürlük bilgisinin yaşama dönüştüğü alanlar olarak görüyoruz. Kadınların emeğini görünür kılan, iradesini güçlendiren ve erkek egemen ilişkileri dönüştüren komünal pratikleri çoğaltmanın ortak sorumluluğumuz olduğu vurgulandı.</p>

<p></p>

<p>KADIN ÖZGÜRLÜĞÜ YÖN VERECEK</p>

<p></p>

<p>Jineolojî’nin kadınların tarihsel hafızasından, düşünsel birikiminden ve özgürlük mücadelesinden beslenen perspektifinin demokratik toplumun inşasına yön vermesini; kadınların öncülüğünün ve iradesinin toplumsal yaşamın kurucu gücü hâline gelmesini önemsiyoruz. Kadın özgürlüğüyle derinleşen bir barışın toplumsal yaşamda kök salacağına, kadın iradesiyle örülen bir demokrasinin özgür ve komünal bir geleceğin yolunu açacağına inanıyoruz. Bu konferansla birlikte Jineolojî çalışmalarını derinleştirmeyi, kolektif öğrenmeyi güçlendirmeyi, kuşaklar ve farklı kadın mücadeleleri arasında dayanışmayı büyütmeyi ve komünal yaşam deneyimlerini yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Bilginin yaşamdan, düşüncenin emekten, özgürlüğün ortak sorumluluktan kopmadığı bir yol yürümekte kararlıyız.</p>

<p></p>

<p>Deneyimlerimizi birbirimize kapatmadan, eksikliklerimizle yüzleşerek ve her yerelin sesini ortak üretimin parçası hâline getirerek ilerleyeceğiz. Kadınların bilgi ve deneyimlerini buluşturan, ortak üretimi süreklileştiren ve özgürlük mücadelesini gündelik yaşamda güçlendiren çalışmaların gelişmesi için çaba göstereceğiz. Çünkü hakikat, birlikte açığa çıkarılan yaşamdır. Özgürlük, geleceğe ertelenen bir vaat değil, bugün kurduğumuz ilişkilerde büyüttüğümüz umuttur. Jineolojî ile bilgimizi özgürleştiriyor, komünlerle toplumsal bağlarımızı yeniden örüyor, kadınların iradesini demokratik yaşamın kurucu gücü hâline getiriyoruz. Hafızadan geleceğe, sözden yaşama uzanan yolu birlikte örüyoruz. Toplumsallaşmayı Jineolojî perspektifiyle örüyor, kadın özgürlüğünü demokratik toplumun kökü hâline getiriyor, demokratik ve komünal toplumu komünlerle inşa ediyoruz.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 16:59:56 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/kadin/jineoloj-konferansinin-sonuc-bildirgesi-kadin-ozgurlugu-h108663.html">Jineolojî Konferansının sonuç bildirgesi: Kadın özgürlüğü geleceğe yön verecek</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/bakirhan-bursada-konustu-baris-ertelenecek-bir-mesele-degildir-h108662.html</link>
		<title>Bakırhan Bursada konuştu: Barış ertelenecek bir mesele değildir</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Partisinin Bursa Kongresi’nde konuşan Tuncer Bakırhan, “Barış ertelenmesi, geciktirilmesi gereken bir mesele değil. Türkü, Kürdü, devrimcisi, sosyalisti birlikte demokratik bir basınç oluşturarak iktidarı adım atmaya zorlamalıyız. Aksi halde iktidar istediği gibi devam eder” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Bursa İl Örgütü, 5'inci Olağan Kongresi’ni Orhangazi ilçesinde bulunan bir davet salonunda gerçekleştirdi. Sarı, kırmızı ve yeşil renklerle süslenen kongre salonuna, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın posteri ile “Genç başladık genç başaracağız” pankartı asıldı. Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan, demokratik kitle örgütleri temsilcileri ve çok sayıda yurttaşın katıldığı kongre saygı duruşuyla başladı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Ardından Tuncer Bakırhan, Kürt özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenleri anarak konuşmasına başladı. Bakırhan, “Türkiye parlamentosunun 3’üncü büyük üçüncü büyük partisiyiz. Bir daha Suruçlar, Roboskîler yaşanmasın diye faili meçhuller olmasın diye, Kürdün Türkün Çerkezin Alevinin, kadının özgürce ve eşit şartlarda yaşadıkları bir Türkiye’yi öreceğiz” dedi.</p>

<p></p>

<p>EKONOMİK KRİZ&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bursa’daki gelir eşitsizliğine dikkati çeken Bakırhan, “Bursa’da zenginlik var ancak emekçi bundan pay alamıyor, yoksul bundan pay alamıyor. Yerinden yurdundan edilip buraya gelen yurttaşlar burada iş, ekmek bulamıyor. İnsanlar kira borcunun derdine düşmüş. Yıldırım ile Nilüfer arasında büyük bir fark var” diye belirtti. Antalya’da bir yurttaşın “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla kendisini tutuklattığını hatırlatan Bakırhan, “Tutuklanan insan bunu niye yaptı biliyor musunuz? Dışarıda kalacağı yer yiyeceği ekmek olmadığı için. En azından cezaevinde karnım doysun diyerek bunu yaptı. İnsanlar barınmak ve karnını doyurmak için kendi kendisini tutuklattırıyor. Bu, ülkenin ekonomisinin hangi noktaya geldiğinin en iyi örneğidir” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘ÖRGÜTLENMEYE DEVAM ETMELİYİZ’</p>

<p></p>

<p>DEM Parti’nin 86 milyon insanın eşit ve adilce yaşaması için mücadele yürüttüğünü belirten Bakırhan, “Bir gün iktidar olabilirsek, ülkeyi yolsuzluğun, rantın olmadığı açık şeffaf bir biçimde yöneteceğiz. Size bunun sözünü veriyor. Bu yıl hep birlikte Bursa’da kongre yapıyoruz. Burada ilk çalışma yürüttüğüm süreçlerde geçtim. O zaman bana DEM Parti kurulacak ve bu parti Türkiye’nin 3’üncü büyük partisi olacak deselerdi inanmazdım. Ama şimdi ne kadar gurur duysak azdır. Biz dünyada örnek bir partinin üyeleriyiz. Bugün de Bursa’da kongre yapıyoruz. Bu kadar baskıya rağmen hala Bursa’da halkları bir araya getiren bir parti olmaktan gurur duymak gerekiyor. Evet, iktidar olacağız ama bunun için güçlü olmamız gerekiyor. Bu yüzden herkesi kendi parti zeminimize çekeceğiz. Bursa’nın diğer il ve ilçelerinde de örgütlenecek. Mevcut altyapımızda yetinmeyeceğiz. Bunun için Bursa’nın her sokağı her caddesi, her fabrikası, her iş yeri bizim çalışma alanımız ve sahamız olmak zorundadır. Bu parti Selehattinlerin, Figenlerin, Nazmilerin, Leylaların Ayşe Gökhanların, Vedat Aydınların, Mehmet Sincarların partisidir. Bugüne kadar önemli bir aşama kat ettik. Ancak bu yeterli değil. Eko kırımın, kadın kırımının durması için daha kat edilecek çok yol var. Yoksulluğun işsizliğin durması için Kürdün kendi anadiliyle kimliğiyle eşit yurttaşlık temelinde yol yürümesi için varız” diye belirtti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>FON VURGUNU HATIRLATMASI</p>

<p></p>

<p>Eylül ayında ortaya çıkan fon vurgununa değinen Bakırhan, bu vurguna imza atanların hala hiçbir şey olmamış gibi davrandığını ancak vurguna dair eleştiride bulunanların ise gözaltına alındığını, tutuklandığını belirtti. Bakırhan, “Bizim yerel yönetim anlayışımızda emekçi, yoksul, genç var. Hizmet var. Kimse cebini ve kasasını doldurarak gitmiyor. Ekonomi, yargıdaki sorunları gidermek, bu sistemi ve anti demokratik uygulamaları ortadan kaldırmak için DEM Parti’yi büyüterek iktidara getireceğiz” dedi.</p>

<p></p>

<p>‘İKTİDAR ADIM İÇİN NEYİ BEKLİYOR?’</p>

<p></p>

<p>Süreçteki gelişmelere de değinen Bakırhan, şöyle devam etti: “Bir taraftan da bir süreç yürütüyoruz. Hem bir taraftan müzakere bir taraftan da muhalefet yaparız. Nerede olursak olalım ilkelerimize göre hareket ederiz. Müzakerenin de kıymetini biliriz, onun için gereken çabayı da samimi ve dürüstçe ortaya koyarız. Ama son vurgunun da açığa çıkması için Meclis’te Gülistan Kılıç Koçyiğit ve vekilimizin de yaptığı gibi elimizi masaya vurabiliriz. Biz öylesine oluşan bir parti değiliz. Partimiz, sizin ödediğiniz bedeller ve emeklerle ortaya çıkan bir bütündür. Bu iktidarla barış olmaz diyenler de var. Ama şunu söylemek istiyorum. Barış karşınızda kim olursa olsun yürütülen bir şeydir. Barış ertelenmesi, geciktirilmesi gereken bir mesele değil. Her barışmadığımız süreç içerisinde Türk ve Kürt gençlerinin yaşamı sonlanıyor. Dolayısıyla barışı kurumsallaştırmak için karşımızdaki muhatap kimse Türkü, Kürdü, devrimcisi, sosyalisti ile birlikte demokratik bir basınç oluşturarak iktidarı adım atmaya zorlamalıyız. Biz atmaya zorlamadığımız müddetçe her şey iktidarın istediği gibi devam eder. Onun için barış süreci tarihidir ve önemlidir. Kiminle yürütüldüğünün tartışması yerine barış sürecinde iktidara adım attırmak için ortak mücadele etmek, barış sürecine ortak destek vermek gerekiyor. Sayın Öcalan çok önemli bir risk aldı. O, bu kadar samimi adımlar atmışken iktidar neyi bekliyor? Kayyımları geri çekmek, AİHM-AYM kararlarını uygulamak için neyi bekliyor? Kürtler 7’den 70’e bu barışı sağlamak için mücadele ediyor. İktidara sesleniyoruz; adım atmak için beklemeyin. Başta cezaevlerinden başlayın. Selçuk Kozağaçlı’dan, Can Atalay’dan, Demirtaş ve Yüksekdağ’dan başlayın. Her gün kadınları katleden bu cezasızlık politikalarından, eko kırımdan başlayın. Federe Kürdistan'da bir konferansa katılmıştık. Orada herkesin Türkiye'deki barış sürecini önemsediğini gördük. Bu barışın Ortadoğu'yu da iyileştireceğini söylüyorlardı. Yani bizim barışımız sadece bizi ilgilendirmiyor. Bizim sağlayacağımız onurlu barış aynı zamanda Ortadoğu'ya, bölgeye de onurlu bir barışı getirebilir. Bizim barışımız Beluçların, Filistinlilerin mücadelesini güçlendirebilir. Orada Kürtler arası birliğin önemini bir kez daha gördük. Bu birlik her parçada Kürdün hakkı için bir ihtiyaçtır. Önce kendimiz arasında daha sonra demokratik bir birlikle örgütlenmeyi geliştirirsek, daha güzel bir Türkiye yaratacağımıza inanıyorum.”</p>

<p></p>

<p>Konuşmaların ardından yapılan seçimlerde, DEM Parti Bursa İl Örgütü’nün eşbaşkanlığına Rabia Toktaş ve Mahkum Taş seçildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 16:58:57 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/bakirhan-bursada-konustu-baris-ertelenecek-bir-mesele-degildir-h108662.html">Bakırhan Bursada konuştu: Barış ertelenecek bir mesele değildir</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/sise-getirene-1-lira-uc-bucuk-ayda-100-bin-ambalaj-h108661.html</link>
		<title>&amp;#039;Şişe getirene 1 lira&amp;#039;: Üç buçuk ayda 100 bin ambalaj biriktirdi</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[‘Şişe getirene 1 lira’ veren ‘DOA’ logolu ürünlere depozito sisteminde Samsun’da bir kişi üç buçuk ayda 100 bin ambalaj biriktirdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>DOA,&nbsp;‘depozitosu olan ambalajlar’&nbsp;anlamına geliyor. Kararla iade bedeli verilmesi ve bu yolla hem&nbsp;‘çevre dostu bir adım atılması’&nbsp;hem de geri dönüşümden kazanç elde edilmesi planlanıyor.</p>

<p>4 Temmuz’da Türkiye Çevre Ajansı ve DOA’nın resmi sosyal medya hesaplarından&nbsp;‘100 bin ambalaj challenge’&nbsp;adlı kampanya başlatılmıştı. Samsun’un Alaçam ilçesinden Turgay Baş, 100 bin depozitolu ambalaj biriktiren ilk kişi oldu.</p>

<p>Toybelen Sanayi Sitesi’ndeki sayma doğrulama merkezinde düzenlenen törenle Baş’a ödülü verildi. Türkiye Çevre Ajansı Başkanı Nurullah Öztürk şunları söyledi:</p>

<p>* Turgay kardeşimizin evinden 100 bin ambalajı aldık, sayma doğrulama merkezine getirdik ve saydık. Cüzdanına aktardık.</p>

<p>* Hedefimiz Türkiye çapında 140 sayma doğrulama merkezi ve 600 sayma doğrulama hattıdır. İki sene içinde ulusal entegrasyon dönemini bitirdiğimizde 600 sayma doğrulama hattına ve 140 sayma doğrulama merkezine ulaşacağız.</p>

<p>* Samsun için yaklaşık 1 milyar depozitosu olan ambalaj olduğunu öngörüyoruz. Bu 1 milyar depozitosu olan ambalajı da 20 sayma doğrulama hattıyla toplayacağız. Bu makineler yazılımından tüm teknolojisine kadar yerli bir uygulamadır. Bunun yanında otel, restoran, kafelerimizden manuel toplayacağız bunları. Bu şekilde inşallah Türkiye’mizde üretilen 25 milyar depozitosu olan ambalajı geri dönüşüme ve sanayiye kazandırmayı hedefliyoruz.</p>

<p>100 bin ambalaj toplayan Baş’sa&nbsp;“100 bin ambalajı yaz ayı olması nedeniyle festivallerden, düğünlerden topladım”dedi.</p>

<p>DOA uygulaması</p>

<p>Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) adlı dijital uygulama da çıkarıldı, telefonlarındaki uygulama marketlerinden indirilebiliyor.</p>

<p>Uygulamayla en yakın DOA iade makinesi görülebiliyor. İade bedeli DOA uygulamasındaki dijital cüzdana yüklenecek.</p>

<p>Biriken tutar banka hesaplarına aktarılabilir ya da ATM’lerden direkt nakit olarak çekilebilir. Ayrıca anlaşmalı işyerlerinde alışveriş de yapılabilecek.</p>

<p>Hangi DOA logolu ürünler iade edilebilecek?</p>

<p>İade edilebilecek ürünler şöyle tanımlanıyor:&nbsp;“Tek kullanımlık 0,10 – 3,01 litre arasındaki pet, cam, alüminyum şişe/kutu ambalajlı ürünlerden üzerinde DOA İşareti bulunan boş ambalajları iade edebilirsin.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 11:50:59 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/sise-getirene-1-lira-uc-bucuk-ayda-100-bin-ambalaj-h108661.html">&amp;#039;Şişe getirene 1 lira&amp;#039;: Üç buçuk ayda 100 bin ambalaj biriktirdi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/selden-etkilenen-esnafa-nakit-destegi-h108660.html</link>
		<title>Selden etkilenen esnafa nakit desteği</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da meydana gelen selden etkilenen esnafa 80 milyon lira destek dağıtılacak.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>13 Ekim’de başlayan sağanak yağış ve fırtına İstanbul’da yaşamı olumsuz etkiledi. 13-15 Ekim’de 48 saatte metrekareye düşen yağış miktarı eylül-ekimin uzun dönem ortalamasını geçti.</p>

<p>Söz konusu iki günde en fazla yağış metrekareye 274,4 kiloyla Beykoz istasyonunda ölçülürken bu ilçeyi 222,2 kiloyla Arnavutköy, 208,3 kiloyla Sarıyer, 203,3 kiloyla Eyüpsultan takip etti.</p>

<p>48 saatte yağış miktarının 200 kilonun üzerine çıktığı ilçe sayısı dört oldu.</p>

<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat selden etkilenenlerin yanında olduklarını belirtti:</p>

<p>* 14-15 Ekim tarihlerinde İstanbul’da meydana gelen ve 84 yılın en şiddetli yağışı olarak kayıtlara geçen yağışların yol açtığı sel felaketinden etkilenen esnafımızın, acil ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla 80 milyon lira nakdi destek sağlanacaktır.</p>

<p>* TESKOMB (Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliği) aracılığıyla 19 Ekim Pazartesi günü İstanbul Valiliği emrine gönderilecek destek, valiliğimiz koordinasyonunda, sel felaketinden etkilenmiş olan esnafımıza ulaştırılacaktır. Tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 11:50:05 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/selden-etkilenen-esnafa-nakit-destegi-h108660.html">Selden etkilenen esnafa nakit desteği</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-baraj-doluluk-orani-yuzde-50-yi-gecti-h108659.html</link>
		<title>İstanbul&amp;#039;da baraj doluluk oranı yüzde 50&amp;#039;yi geçti</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da baraj ortalama doluluk oranı, son günlerdeki sağanak yağmur etkisiyle yüzde 52,43 seviyesine yükseldi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre 13 Ekim’de başlayan yağışlar barajlarda su seviyesinin yükselmesine neden oldu.</p>

<p>Kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı dört günde 14,37 puan arttı. 14 Ekim’de yüzde 38,06 olan ortalama doluluk oranı bugün (18 Ekim) itibarıyla yüzde 52,43’e yükseldi.</p>

<p>Barajların doluluk oranları şöyle:&nbsp;</p>

<p>Istrancalar: Yüzde 70,48</p>

<p>Terkos: Yüzde 36,67</p>

<p>Sazlıdere: Yüzde 30,95</p>

<p>Alibey: Yüzde 75,03</p>

<p>Büyükçekmece: Yüzde 30,18</p>

<p>Ömerli: Yüzde 66,62</p>

<p>Darlık: Yüzde 75,75</p>

<p>Elmalı: Yüzde 77,48</p>

<p>Pabuçdere: Yüzde 3,58&nbsp;</p>

<p>Kazandere: Yüzde 8,08</p>

<p>İSKİ istatistiklerine göre, 18 Ekim tarihli baraj doluluk oranları 2022’de yüzde 44,25, 2023’te yüzde 21,29, 2024’te yüzde 34,38, 2025’te yüzde 24,51 iken bugünkü oran yüzde 52,43 olarak belirlendi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sun, 18 Oct 26 11:49:19 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-baraj-doluluk-orani-yuzde-50-yi-gecti-h108659.html">İstanbul&amp;#039;da baraj doluluk oranı yüzde 50&amp;#039;yi geçti</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/ozel-den-erdogan-a-fon-krizi-tepkisi-hepiniz-ordasiniz-h108658.html</link>
		<title>Özel&amp;#039;den Erdoğan&amp;#039;a fon krizi tepkisi: Hepiniz ordasınız</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, fon krizi üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#039;a yüklendi]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Yozgat İl Başkanlığı seçiminin ardından Kırıkkale'deki İl Başkanlığı seçiminde konuştu.</p>

<p>ERDOĞAN'A FON TEPKİSİ: HEPİNİZ ORDASINIZ&nbsp;</p>

<p>Fon krizi soruşturması üzerinden Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yüklene Özel, "Bir büyükelçinin, bir Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanının, bir İstişare Kurulu üyesinin, bir Varlık Fonu yöneticisinin atanmış olması evet, önemli. Ama bu fonların içeride tutuklu olanlarının, dışarıda tutuksuz olanlarının, adlı söylenenlerin, gizlenenlerin, hepsinin altında Recep Tayyip Erdoğan’ın teker teker imzası var. Bugün Karar gazetesinin manşetinde gördüm. İki tane 200 liranın üzerindeki imza, 50 liranın üzerindeki imza, üçünün de Merkez Bankası adına atılmış imzalar, fon vurgununda Erdoğan tarafından görevlendirilmiş ve suçüstü yakalanmış kişilere aittir. O yüzden buradan açıkça söylüyorum. Sayın Erdoğan dinlesin. Zaman zaman Cumhuriyet Halk Partisi’ndeyken biz, bir takım çelişkilerden istifade etmek isteyerek birbiriyle uyumlu, uyaklı cümleler kurardı. Belki hatırlar. Şimdi ben kendisine söylüyorum. Sayın Erdoğan, bunları atayan AK Partili. Atananlar AK Partili. Soyanlar AK Partili. Soyulanlar AK Partili. Biz bu işin hiçbir yerinde yokuz. Hepiniz oradasınız, hepiniz oradasınız" dedi.</p>

<p>'FON ŞİRKETLERİNİN YÖNETİMİNE AKP'Lİ İSİMLERİ DIŞ GÜÇLER Mİ ATADI?'</p>

<p>Özgür Özel sözlerine şöyle devam etti:</p>

<p>"Geçmişte bakanların yatak odalarından, ayakkabı kutularından paralar çıktığında önce ‘FETÖ’cüler koydu’ deyip, sonra faiziyle geri isteyenler bunlar. Her zaman başına bir şey geldiğinde suçu başkasına atıp, kendisini temize çeken bunlar. Geçen gün şuna uğraşıyor. ‘Bu fon meselesinde dış güçler sabotaj yapıyor’ diyor. Sayın Erdoğan buradan soruyorum. Fon şirketlerinin yönetimlerine, o AK Partili isimleri dış güçler mi atadı? Fatma Betül Sayan Kaya’nın 2,2 milyarlık vurgununu dış güçler mi yaptırdı? ‘Türkiye Yüzyılı’ sloganını bulan milletvekiline yüzyılın soygununu tasarlamayı dış güçler mi öğretti? Partinin Sözcüsü Ömer Çelik’i fon vurguncusu ile Bodrum’da baş başa tatile dış güçler mi gönderdi? Hayati Bey’in oğlunun mal varlığına savcılar, hakimler el koydu da mal varlığındaki tedbiri dış güçler mi kaldırttı? Siz bu dolapları hep beraber çevirdiniz. Milletin parası çalınırken tam da orada hep birlikteydiniz.”&nbsp;</p>

<p>'MİLLETİN 110 MİLYAR DOLARI GİTMİŞ HESAP VERECEĞİ YERDE HÂLÂ MİLLETLE ALAY EDİYOR'</p>

<p>Erdoğan'ın "Toplam fon sayısının yüzde 4,6’sında bir sorun çıktı. Büyütmeyin" dediğini belirten Özel, "Küçültmeye çalıştığı iş depremden büyük hasar bırakmış memlekete. Yahu milletin 110 milyar doları gitmiş, hesap vereceği yerde hâlâ milletle alay ediyor" dedi.</p>

<p>FON MAĞDURLARINA SESLENDİ: SEN ONLARLA AYNI TARAFTA SESLENDİ&nbsp;</p>

<p>Vurgunda mağdur olan AKP'li seçmenlere seslenen Özel, "Buradan AK Partili ve bu fonda parasını kaptırmış, sesini kimseye duyuramayan mağdurlara sesleniyorum. ‘12 milyon üyemiz var’ diyor. Ne gün gelip de size bir şey sordular? Ne gün bizim gibi üyeyi işin merkezine koydular? Oy alırken AK Partili ama imtiyaz görenler ta en tepedeki. AK Partili olup da o tepedekiler gibi bir eli yağda, bir eli balda olanlar, istediğini istediği yere atayanlar, yatlarda, katlarda, kotralarda gezenler varken burada seçim zamanı hatırlanan 23 bin lira emekli maaşıyla sefalet çeken, ürünü, sütü, tarlada yetiştirdiği ürünü para etmeyen, bankaya borçlarını ödeyemeyen, aldığı maaşla geçinemeyen ama cebinde bir zaman birileri kaydetti diye AK Parti üyeliği olanlara söylüyorum. Sen onlarla aynı tarafta değilsin, sen bizimle aynı taraftasın. Yanımıza gelirsen bu iktidarı değiştireceğiz, senin de yüzünü güldüreceğiz" çağrısında bulundu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 18:46:41 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/ozel-den-erdogan-a-fon-krizi-tepkisi-hepiniz-ordasiniz-h108658.html">Özel&amp;#039;den Erdoğan&amp;#039;a fon krizi tepkisi: Hepiniz ordasınız</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/erbakandan-sirkeli-su-ile-yikama-olayina-iliskin-aciklama-h108657.html</link>
		<title>Erbakandan sirkeli su ile yıkama olayına ilişkin açıklama: Gereken ihtarı verdik</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Muğla&#039;da DEM Parti İl Örgütü&#039;nün basın açıklaması yaptığı meydan, Yeniden Refah Partisi Muğla İl Teşkilatı tarafından sirkeli suyla yıkanmıştı. Genel Başkan Fatih Erbakan, &quot;Yanlış bir hareket. Kendilerine uyarıyı yaptık, gereken ihtarı verdik&quot; açıklamasında bulundu. Erbakan, olayla ilgili görevden alma ihtimalinin de gündemde olduğunu ifade etti.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Yeniden&nbsp;Refah&nbsp;Partisi&nbsp;Genel&nbsp;Başkanı&nbsp;Fatih&nbsp;Erbakan,partisinin&nbsp;Muğla&nbsp;İl&nbsp;Teşkilatı'nın,&nbsp;kentte&nbsp;DEM&nbsp;Parti'ninaçıklama&nbsp;yaptığı&nbsp;alanı&nbsp;sirkeli&nbsp;su&nbsp;ve&nbsp;arap&nbsp;sabunuylayıkaması&nbsp;sonrası&nbsp;başlayan&nbsp;tartışmalara&nbsp;ilişkin&nbsp;sorularıyanıtladı.</p>

<p>"Gereken&nbsp;ihtarı&nbsp;verdik"</p>

<p>Eylemi&nbsp;tasvip&nbsp;etmediklerini&nbsp;dile&nbsp;getiren&nbsp;Erbakan,"Yanlış&nbsp;bir&nbsp;hareket.&nbsp;Bizim&nbsp;de&nbsp;tasvip&nbsp;etmediğimiz&nbsp;birhareket.&nbsp;Kendilerine&nbsp;uyarıyı&nbsp;yaptık,&nbsp;gereken&nbsp;ihtarıverdik.&nbsp;Burada&nbsp;yaptığımız&nbsp;konuşmada&nbsp;da&nbsp;ifadeettiğimiz&nbsp;gibi,&nbsp;biz&nbsp;Erbakan&nbsp;Hocamızın&nbsp;Doğu&nbsp;veGüneydoğu&nbsp;ile&nbsp;ilgili&nbsp;politikalarını&nbsp;aynı&nbsp;şekilde&nbsp;takipeden&nbsp;bir&nbsp;partiyiz.&nbsp;Bölge&nbsp;insanına&nbsp;en&nbsp;sıcak&nbsp;yaklaşan,bölge&nbsp;insanının&nbsp;haklarını&nbsp;yıllarca&nbsp;savunan&nbsp;ve&nbsp;bölgeyeen&nbsp;önemli,&nbsp;en&nbsp;büyük&nbsp;yatırımları&nbsp;yapan&nbsp;ErbakanHocamız&nbsp;hangi&nbsp;zihniyetteyse&nbsp;biz&nbsp;de&nbsp;Yeniden&nbsp;RefahPartisi&nbsp;olarak&nbsp;o&nbsp;zihniyetteyiz.&nbsp;Kimseyi&nbsp;dışlamamızveya&nbsp;ayrımcılığa&nbsp;tabi&nbsp;tutmamız&nbsp;söz&nbsp;konusu&nbsp;olamaz.Türk-Kürt&nbsp;kardeşliği&nbsp;konusunda&nbsp;da&nbsp;biz&nbsp;mirasımızıErbakan&nbsp;Hocamızdan&nbsp;aldık.&nbsp;Bu&nbsp;konuda&nbsp;son&nbsp;derecehassasız"&nbsp;ifadesini&nbsp;kullandı.</p>

<p>"Görevden&nbsp;alma&nbsp;durumu&nbsp;olabilir"</p>

<p>Muğla&nbsp;İl&nbsp;Teşkilatı'ndaki&nbsp;görevden&nbsp;alma&nbsp;ihtimalineilişkin&nbsp;de&nbsp;değerlendirmede&nbsp;bulunan&nbsp;Erbakan,&nbsp;konuylailgili&nbsp;görüşmelerin&nbsp;sürdüğünü&nbsp;belirterek,&nbsp;"Onunla&nbsp;ilgilitabii&nbsp;görüşüyoruz.&nbsp;Belki&nbsp;görevden&nbsp;alma&nbsp;durumu&nbsp;daolabilir"&nbsp;ifadelerini&nbsp;kullandı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 18:45:43 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/erbakandan-sirkeli-su-ile-yikama-olayina-iliskin-aciklama-h108657.html">Erbakandan sirkeli su ile yıkama olayına ilişkin açıklama: Gereken ihtarı verdik</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/demokratik-birlik-inisiyatifi-nden-toplumsal-sorunlara-karsi-h108656.html</link>
		<title>Demokratik Birlik İnisiyatifi&amp;#039;nden toplumsal sorunlara karşı birlik çağrısı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüleri Gülcan Kaçmaz Sayyiğit ile Mehmet Kamaç, Êlih’te düzenlenen buluşmada kalıcı bir barışın inşasının Kürtler arası birlikten geçtiğini söyledi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Demokratik Birlik İnisiyatifi, kadın katliamları, fuhuş, uyuşturucu gibi özel savaş politikalarına dair Pazaryeri Mahallesi’nde bulunan bir salonda toplantı düzenledi. Siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda kişinin katıldığı buluşmada "Bi hişmendiya yekitîya netewî em ji bo çareserkirina pirsgirêkên civaki tên cem hev” pankartı açıldı. Buluşmada konuşan Demokratik Birlik İnisiyatifi Eşsözcüsü Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, son yıllarda hem gençlerin hem de toplumun zor günlerden geçtiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>Kürt sorununun çözümsüzlüğü ve savaştan kaynaklanan sorunlara işaret eden Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Binlerce yıldır kendi topraklarımızda yok edildik ve yok sayıldık. Tanınmak ve varlığımızı kabul ettirmek uğruna on binlerce gencimizi kaybettik. Bugün tüm dünya Kürtlerin direnişini biliyor” dedi.</p>

<p></p>

<p>Gülcan Kaçma Sayyiğit, Kürtlerin mücadelesinin kadın öncülüğünde geliştiğini ifade etti.</p>

<p></p>

<p>Kürt halkının varlık mücadelesinde büyük bedeller ödediğine işaret eden Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Bu kadar ağır bedeller ödenmesine rağmen ‘Devletle bir barış gerçekleştireceğiz’ diyoruz. Ancak biz henüz kendi iç sorunlarımızı çözebilmiş değiliz. Öncelikle bunlarla ilgilenmemiz gerekiyor. Kendi içimizde kalıcı bir barış inşa etmediğimiz sürece barıştan söz edemeyiz. Sadece Batman’da değil, yıllardır birçok kentimizde olumsuz olaylar yaşanıyor ve toplumumuza büyük zararlar veriyor” diye söyledi.</p>

<p></p>

<p>‘İÇ MESELELERİ ÇÖZMEK ZORUNDAYIZ’</p>

<p></p>

<p>Birlik Eşsözcüsü Mehmet Kamaç ise Kürtlerin son dönemde sağladığı birliğin birçok çevre tarafından rahatsızlığa neden olduğunu belirterek, Kürtlerin topraklarının bölünme sürecinde yaşananlara değindi.</p>

<p></p>

<p>Kürtler arasındaki birlik temasları ve buluşmalarına işaret eden Kamaç, Kürtler arasındaki her temasın sevindirici olduğunu söyledi.</p>

<p></p>

<p>Konuşmaların ardından buluşma basına kapalı devam etti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 18:44:35 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/demokratik-birlik-inisiyatifi-nden-toplumsal-sorunlara-karsi-h108656.html">Demokratik Birlik İnisiyatifi&amp;#039;nden toplumsal sorunlara karşı birlik çağrısı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/saglik-bakanligi-38-bin-hekim-disi-personel-alacak-h108655.html</link>
		<title>Sağlık Bakanlığı 38 bin hekim dışı personel alacak</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı 38 bin hekim dışı personel alacak.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Duyuruyu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, İstanbul Üniversitesi Hastanesi Çapa Yerleşkesi’nin temel atma töreninde yaptı.&nbsp;</p>

<p>Cumhurbaşkanı alımların 2026 bitmeden yapılacağını söyledi.</p>

<p>Bakanlık, alım takvimi ve detayları önümüzdeki günlerde açıklayacak.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 18:43:48 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/saglik-bakanligi-38-bin-hekim-disi-personel-alacak-h108655.html">Sağlık Bakanlığı 38 bin hekim dışı personel alacak</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/fransa-da-liseliler-ve-ciftcilerin-destek-verdigi-sari-yelekliler-h108654.html</link>
		<title>Fransa&amp;#039;da liseliler ve çiftçilerin destek verdiği sarı yelekliler eylemde</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[Fransa’da liseliler, çiftçiler ve iklim aktivistleri başta olmak üzere toplumun farklı kesimlerinin destek verdiği sarı yelekliler hareketi yüzlerce farklı noktada hayat pahalılığına karşı eylem yapıyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>2018’de başlayan ve her yıl hayat pahalılığına karşı sokağa inen sarı yelekliler hareketine eğitim koşullarının iyileştirilmesi için bir aydır eylem yapan liseliler, akaryakıt fiyatlarını protesto eden çiftçiler ve iklim aktivistleri de destek verdi.</p>

<p>Paris Emniyet Müdürlüğü başkentte Elysee Sarayı, Başbakanlık binası ve Champs-Elysees gibi önemli noktalarda eylem yapılmasını yasakladı.</p>

<p>Yasağa rağmen ünlü Champs-Elysees Caddesi’nde dükkan sahipleri mağazaların vitrinlerini panolarla kapattı ve cadde boyunca güvenlik güçleri konuşlandırıldı.</p>

<p>Başkent Paris’in yanı sıra özellikle Lyon, Marsilya, Rennes ve Lille şehirlerinde de eylemler sürüyor.</p>

<p>Eylemlere polis müdahalesi</p>

<p>Başkent Paris’te eylemcilerin toplandığı Cumhuriyet Meydanı’nda polisle eylemciler arasında arbede çıktı. Sosyal medyada eylemcilerin polise molotof kokteyli ve taş fırlattığı anlar yer aldı.</p>

<p>Cumhuriyet Anıtı’na çıkan eylemciler sloganlar attı,&nbsp;Fransa ve Filistin bayrakları dalgalandırdı.</p>

<p>Polis kaynaklarına göre yer yer çöp kovalarının ve durakların ateşe verildiği eylemlerde sabah saatlerinden bu yana yüzü aşkın kişi gözaltına alındı.</p>

<p>Marsilya’daki eylemlerde de şiddet olayları çıkarken göstericilerin Marsilya Belediyesi binasına girmesinin ardından bölgeye takviye çevik kuvvet ekipleri sevk edildi.</p>

<p>Lyon’daki gösterilerde de polis eylemcilere biber gazıyla müdahale etti.</p>

<p>Başkent Paris’te 60 bine, ülke genelindeyse 170 bine kadar kişinin eylemlere katılacağı tahmin ediliyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 18:42:40 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/fransa-da-liseliler-ve-ciftcilerin-destek-verdigi-sari-yelekliler-h108654.html">Fransa&amp;#039;da liseliler ve çiftçilerin destek verdiği sarı yelekliler eylemde</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/diagne-amedsporu-ipten-aldi-h108653.html</link>
		<title>Diagne Amedsporu ipten aldı</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Amedspor sahasında konuk ettiği Konyaspor’u zorlanmasına rağmen Digane’nin attığı golle yenerek maç fazlasıyla 2. yükseldi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Süper Lig’in 8. haftasında Amedspor, Diyarbakır Stadyumunda Konyaspor’u ağırladı. Karşılaşma Amedspor’un 1-0’lık galibiyeti ile sonuçlandı.</p>

<p>Maçın önemli anları</p>

<p>Maça etkili başlayan Amedspor karşılaşmanın ilk dakikalarında oyunu Konyaspor yarı alanına yıktı.</p>

<p>Karşılaşmanın ilk yarım saatlik bölümünde önemli gol fırsatları yakalayan yeşil-kırmızılı ekip skor tabelasını değiştiremedi. Takımlar ilk devreyi 0-0’lık skorlar tamamladı.</p>

<p>Maçın ikinci yarısında da gol fırsatları yakalayan ev sahibi ekip karşılaşmanın ikinci yarım saatlik dilimde de golcü oyuncuları Saba ve Orban’la kazandığı fırsatları gole dönüştüremedi.</p>

<p>Karşılaşmanın 68. dakikasında Krasniqi’nin ara pası sonucu kaleciyle karşı karşıya kalan Orban topu ağlarla buluşturamadı.</p>

<p>Maçın son çeyrek diliminde ataklarını sıkılaştıran Amedspor, 77. dakikada Ballet’in ceza sahası dışındaki vuruşundan ve 79. dakikada Krasniqi’nin kaleciye karşı karşıya pozisyonundan yararlanamadı.</p>

<p>Maçın 86. dakikasında Amedspor’da Saba’nın yaptığı ortayı gole çeviren Digane takımını 1-0 öne geçirdi.</p>

<p>Karşılaşmada başka gol olmazken Amedspor maç fazlasıyla 2. yükseldi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 18:15:47 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/diagne-amedsporu-ipten-aldi-h108653.html">Diagne Amedsporu ipten aldı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/azerbaycan-turk-gazeteci-hakkinda-uluslararasi-arama-karari-cikardi-h108652.html</link>
		<title>Azerbaycan, Türk gazeteci hakkında uluslararası arama kararı çıkardı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Azerbaycan, ‘okullarda başörtüsü yasağı’ nedeniyle cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i hedef alan Türk gazeteci Celal Çiftçi hakkında uluslararası arama kararı çıkardı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Çiftçi, sosyal medyadan Aliyev’i hedef alan yapay zeka üretimi bir görsel paylaştı. Aliyev’in tahttan devrildiğini gösteren görsele&nbsp;“Sonunda devrileceksin ey zalim! Allah’a savaş açanlar kaybetmeye mahkûmdur!”&nbsp;notunu da düştü.</p>

<p>Azerbaycan başsavcılığı, dün konuya ilgili ceza davası açıldığını duyurdu. Azerbaycan’ın resmi haber ajansı&nbsp;Azertac’ın aktardığına göre&nbsp;Çiftçi,&nbsp;‘Azerbaycan hükümetini darbeyle devirmeye çağırmak’&nbsp;ve&nbsp;‘dini aşırılığı teşvik’le suçlanıyor.</p>

<p>Diğer bazı kişileri de kapsadığı açıklanan soruşturmada Türkiye’den yardım talep edildiği bildirildi.</p>

<p>Çiftçi paylaşımı kaldırıp özür diledi</p>

<p>Öte yandan Çiftçi yeni bir paylaşım yaparak&nbsp;‘kardeş Azerbaycan’da yol açtığı kırgınlık ve üzüntü nedeniyle pişman’olduğunu belirtip Azerbaycan devleti ve halkından özür diledi.</p>

<p>Aynı zamanda Anadolu Basın Birliği genel başkan yardımcısı olan paylaşımını da kaldırdı ve suçlamaları kabul etmediğini, bundan sonra daha özenli olacağını yazdı.</p>

<p>Azerbaycan ‘okullarda başörtüsü yasağı’</p>

<p>Azerbaycan hükümeti, 21 Eylül’de bir yönetmelikle devlete ait ortaokullarda formasının bütünlüğünü bozan ve laiklik ilkesiyle bağdaşmayan kıyafetleri yasakladı.</p>

<p>BBC’nin aktardığına göre&nbsp;yönetmelikte&nbsp;‘başörtüsü’&nbsp;sözcüğü geçmiyor, herhangi bir dini kıyafete de doğrudan değinilmiyor. Fakat bazı medya kuruluşları ve din adamları, değişikliği okullarda başörtüsünün yasaklanmasına yordu. Tartışma daha sonra Türkiye ve İran’a da sıçradı; buradaki din adamları da Azerbaycan hükümetini eleştirmeye başladı.</p>

<p>Ayrıca Azerbaycan’da başörtülü öğrencilerin okula alınmadığı, bu nedenle protestolar yapıldığı bildirildi.</p>

<p>12 Ekim’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı Oktay Saral, X’ten&nbsp;“Eğitim hakkı hiçbir ideolojik dayatmaya kurban edilemez! Azerbaycan’ın bu yanlıştan bir an önce dönmesini bekliyoruz”&nbsp;diye yazdı.</p>

<p>Aliyev’in liderliğindeki Yeni Azerbaycan Partisi (YAP), Saral’ın açıklamasını&nbsp;‘üzüntüyle karşıladı’.</p>

<p>Bir açıklama YAP, Türkiye’de&nbsp;‘AKP iktidarına yakınlığıyla bilinen bilgi kaynaklarında Azerbaycan hakkında gerçeği yansıtmayan, taraflı, iftira ve karalama nitelikli haberlerin yayınlandığını’&nbsp;öne sürüp şöyle dedi:</p>

<p>“Türkiye’nin kendi içinde dini ve laik değerler etrafında yürütülen siyasi tartışmalar toplumdaki kutuplaşmayı derinleştirmektedir. Başörtüsü gibi hassas meselelerin siyasi manipülasyon ve bölücülük aracı olarak kullanılmasının ne Türk halkının birliğine ne de genel olarak İslam dünyasının dayanışmasına hizmet ettiğine inanıyoruz. Bu tür meselelerin Azerbaycan’a karşı bir siyasi baskı aracı olarak kullanılmasıysa özellikle kabul edilemezdir. AKP iktidarını bu zararlı politikadan vazgeçmeye çağırıyoruz.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 15:33:17 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/azerbaycan-turk-gazeteci-hakkinda-uluslararasi-arama-karari-cikardi-h108652.html">Azerbaycan, Türk gazeteci hakkında uluslararası arama kararı çıkardı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/hasta-tutsaklar-yildirim-adsiz-ve-bayram-icin-tahliye-cagrisi-h108651.html</link>
		<title>Hasta tutsaklar Yıldırım, Adsız ve Bayram için tahliye çağrısı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Hasta tutsaklar Celal Yıldırım, Burhan Adsız ve Neytullah Bayram’ın durumuna dikkat çekilen eylemlerde tahliye edilmeleri talep edildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Hasta tutsakların durumlarına dikkat çekmek amacıyla İstanbul, Ankara ve İzmir’de eylem düzenlendi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>İSTANBUL</p>

<p></p>

<p>İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu, her hafta düzenlediği “F Oturması”nın 760’ıncısı Beyoğlu’nda bulunan dernek binası önünde gerçekleştirdi. Bu haftaki eylemde, Urfa 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde tutulan ağır hasta tutsak Celal Yıldırım’ın sağlık durumunu dikkat çekildi. Eylemde, “Hasta mahpus Celal Yıldırım serbest bırakılsın” pankartı açılırken, “Hasta mahpuslar serbest bırakılsın”, “Tedavi haktır engellenemez”, “Tecrit öldürür dayanışma yaşatır” sloganları atıldı. Eylemde, basın metnini İHD üyesi Taylan Bekin okudu.</p>

<p></p>

<p>Yıldırım’ın 2 Ekim’de kalp krizi geçirdiğini vurgulayan Bekin, “Celal Yıldırım’ın kalp yetmezliği ve ileri derecede bel fıtığı hastası olup, bu hastalıklara bağlı ağır sağlık sorunları yaşamaktadır. Ailesinin verdiği bilgiye göre 2024 yılında bel fıtığı ameliyatı sonrası tedavisi devam ederken tutuklanan Celal Yıldırım’ın sağlığı, tutuklanmasını takiben hapishane koşullarına bağlı olarak hızla bozuldu. 2 Ekim günü durumunun ağırlaşması üzerine götürüldüğü Hilvan Devlet Hastanesi’nde yapılan tetkiklerde kalp krizi geçirdiğinin anlaşılması üzerine, Urfa Eyyubiye Devlet Hastanesi’ne sevk edildi ve anjiyo yapılarak tıkalı iki damarı açıldı. Ancak hastaneye geç götürülmesi nedeniyle kalp yetmezliği geliştiği bilgisi verildi. Yoğun bakımda kısa bir süre tutulduktan sonra, henüz tedavisi devam ederken ve doktorların enfeksiyon gelişebileceği ve bu durumun yaşamsal risk yaratacağı yönündeki uyarılarına rağmen, hastaneden çıkarılarak hapishaneye geri götürüldü” dedi.</p>

<p></p>

<p>Bekin, Yıldırım’ın kardeşinin gönderdiği mesajı aktardı: “En son 5 Ekimde yani geçtiğimiz hafta pazartesi günü savcılık kararıyla 5 dakikalık bir görüşmesi oldu annemle. Onun dışında görüşemedik, bugün de tekrar cezaevine götürüldüğünü duyduk. Endişeliyiz. Sağlık durumu düzelinceye kadar tahliye edilmesini istiyoruz.”&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bekin, Yıldırım ve tüm hasta tutsakların yaşam haklarının korunması için kamuoyuna duyarlılık çağrısı yaptı. &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>ANKARA&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Hasta Mahpuslara Özgürlük İnisiyatifi, eylemlerinin 632’nci haftasında Sakarya Caddesi’nde bir araya geldi. Bu haftaki eylemde Wan Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde bulunan ve yüzde 95 engeli bulunan ağır hasta tutsak Burhan Adsız'ın sağlık durumuna dikkat çekildi. Açıklamayı İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şube Eşbaşkanı Ömer Faruk Yazmacı okudu.</p>

<p></p>

<p>Yazmacı, "46 yaşındaki Burhan Adsız, kronik Hepatit B ve Hepatit D enfeksiyonlarına bağlı ileri düzeyde karaciğer sirozu hastasıdır. Karaciğerinin yaşamsal işlevlerini ciddi biçimde kaybetmesi nedeniyle karın boşluğunda sıvı birikmesi, yemek borusundaki damarların genişlemesi ve buna bağlı kanama tehlikesi bulunmaktadır. Ayrıca karaciğerin zararlı maddeleri yeterince temizleyememesi sonucunda beyin işlevlerini etkileyen karaciğer ensefalopatisi gelişmiştir. Bel fıtığı ve kronik ağrıları da bulunan Adsız’ın sağlık durumu sürekli uzman hekim takibi gerektirmektedir" dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Adsız'ın günlük yaşamında başkasının desteğine ihtiyaç duyduğunu belirten Yazmacı, "Burhan Adsız’ın hastalığının ağırlığı 2015 yılındaki sağlık raporlarında da tespit edilmiştir. Aralık 2024’te geçirdiği ciddi mide kanaması nedeniyle yaklaşık bir hafta yoğun bakımda kalmış, vücudunda biriken sıvının boşaltılması gerekmiştir. Nisan 2025 tarihli sağlık kurulu raporunda ileri evre siroz ve yemek borusunda kanama riski taşıyan genişlemiş damarlar tespit edilerek müdahale önerilmiştir. 22 Ocak 2026 tarihli Yüzüncü Yıl Üniversitesi sağlık kurulu raporunda ise engellilik oranı yüzde 95 olarak belirlenmiş ve günlük yaşamında başkasının desteğine ihtiyaç duyduğu kayıt altına alınmıştır" diye belirtti.</p>

<p></p>

<p>Son dönemde Burhan Adsız’ın sağlık durumunun daha da ağırlaştığını ve belirgin bir biçimde kilo kaybettiğini söyleyen Yazmacı, şunları söyledi: "Yemek yemekte zorlanmaya başlamış, karın bölgesindeki şişlik ve vücudundaki sıvı birikimi artmıştır. Son hastane muayenesinde doktorlar tarafından acil karaciğer nakli gerektiği belirtilmiştir. İleri düzey sirozda yeniden iç kanama, enfeksiyon, bilinç kaybı ve diğer organların etkilenmesi gibi yaşamı tehdit eden komplikasyonlar gelişebilmektedir. Bu nedenle mevcut sağlık tablosu acil ve kesintisiz tedavi gerektirmektedir. Burhan Adsız’ın hastane sevkleri ve düzenli kontrolleri uzun süredir aksatılmaktadır. Yaklaşık bir buçuk yıl tek kişilik odada tutulmuş, ağır hastalığına rağmen gerekli sağlık hizmetlerine zamanında erişememiştir. Sağlık durumu nedeniyle daha önce infazı ertelenerek tahliye edilmişken, 2023 yılında yeniden hapishaneye konulmuştur. Hastalığı giderek ağırlaşmasına rağmen Adli Tıp Kurumu Haziran 2026’da 'hapishanede kalabilir' yönünde değerlendirme yapmıştır. Bu karar, yüzde 95 engellilik oranı, geçmişte yaşanan ciddi kanamalar ve bugün ortaya çıkan karaciğer nakli ihtiyacı karşısında yeniden değerlendirilmelidir."</p>

<p></p>

<p>Yazmacı, Adsız’ın infazının derhâl ertelenmesi gerektiği yönünde çağrı yaptı. &nbsp;</p>

<p></p>

<p></p>

<p>İZMİR</p>

<p></p>

<p>İHD İzmir Şubesi, hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek için Konak eski Sümerbank önünde açıklama yaptı “Hasta mahpuslar ölüyor susma suça ortak olma” pankartı açılan açıklamada İHD İzmir Şube Yöneticisi Vetha Aydın, Kocaeli Kandıra 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan hasta tutsak Neytullah Bayram’ın sağlık durumuna ve maruz kaldığı hak ihlallerine dikkat çekti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Vetha Aydın, 28 yıldır cezaevinde tutulan Bayram’ın uzun yıllardır süren tutsaklık durumu ve çeşitli cezaevlerine sürgün edilmesinden dolayı tedavilerinin tamamlanmadığına dikkat çekerek, “Ancak 2015 yılında önce Osmaniye’ye, ardından Kandıra 2 Nolu F Tipi Kapalı Hapishanesi’ne sevk edilmesi nedeniyle tedavisi yarım kalmıştır. Aradan geçen 11 yıla rağmen ağız ve diş tedavisi tamamlanmamıştır. Tedavinin sürdürülmesi için gerekli malzemeler temin edilmiş. Ancak uzun süre sonra çene kemiğinde erime bulunduğu gerekçesiyle implant tedavisinin yapılamayacağı bildirilmiş, buna karşın alternatif bir tedavi planı oluşturulmamıştır. Neytullah Bayram bugün çiğneme işlevini büyük ölçüde kaybetmiş durumdadır. Katı gıdaları tüketememekte, beslenmesi ciddi biçimde kısıtlanmakta ve bu nedenle sürekli kilo kaybetmektedir. Çene kemiğinde meydana gelen kayıp da geçen yılların ağız sağlığı üzerindeki ağır sonucunu göstermektedir” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Sağlık sorunlarının daha önce tedavi edildiği merkezlere erişebilmesi ve ailesinin desteğinden yararlanabilmesi amacıyla Amed’e veya ailesine yakın bir hapishaneye sevk edilmesi yönündeki taleplerin de karşılanmadığını belirten Vetha Aydın, “Yaşlı anne ve babasının uzun mesafe nedeniyle kendisini yıllardır ziyaret edememesi, hastalığı ve beslenme sorunları bulunan bir mahpus bakımından sosyal destekten yoksunluğu da ağırlaştırmaktadır. Neytullah Bayram’ın infazı ertelenmeli ve derhal tahliye edilmelidir. Ağız, diş ve çene cerrahisi ile gastroenteroloji uzmanlarından oluşan tam teşekküllü bir sağlık kuruluşunda bütüncül değerlendirmesi yapılmalıdır. Kilo kaybının devam etmesine izin verilmemeli, tahliyesine kadar sağlık durumuna uygun beslenme koşulları sağlanmalıdır” diye konuştu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 15:32:12 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/hasta-tutsaklar-yildirim-adsiz-ve-bayram-icin-tahliye-cagrisi-h108651.html">Hasta tutsaklar Yıldırım, Adsız ve Bayram için tahliye çağrısı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/jineoloji-konferansi-toplumsal-degerlerin-korunmasi-icin-komunal-h108650.html</link>
		<title>Jineoloji Konferansı: Toplumsal değerlerin korunması için komünal örgütlenmeye ihtiyaç var</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Avrupa Jineolojî Konferansı’nda konuşan Dilar Dirik, komünal yaşamın heyecan ve yaratıcılıkla ele alınması gerektiğini belirtirken Meral Çiçek, “Toplumsal değerlerin ve geleceğin korunması için komünal örgütlenmeye ihtiyaç var” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Hollanda’nın Haelen kentinde düzenlenen Avrupa Jineolojî Konferansı ikinci gününde devam ediyor. “Bi Jineolojî ber bi avakirina jiyana komunal û azad (Jineolojîyle komünal özgür yaşamın inşasına)” şiarıyla düzenlenen konferansta “demokratik komünal toplumun inşası”, “kadın kurtuluş ideolojisinin politik güce dönüşmesi” ve “toplumsal örgütlenmenin geliştirilmesi” konuları ele alındı.</p>

<p></p>

<p>Konferansın ilk oturumunda yeni dönem örgütlenmesine ilişkin değerlendirmeler yapıldı.</p>

<p>“Komünal Demokratik Toplum İnşası: Kadın Kurtuluş İdeolojisinden Kadın Kurtuluş Politikleşmesine Geçişte Jineolojî’nin Rolü” başlıklı ikinci oturumda akademisyen Dilar Dirik, Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) üyesi Meral Çiçek ve Jineolojî Akademisi üyesi Elif Kaya sunum yaptı. Sunumların ardından delegeler, toplumsal örgütlenmenin geliştirilmesine ilişkin görüş ve önerilerini paylaştı.</p>

<p></p>

<p>‘KOMÜNAL YAŞAM ÖRGÜTLENME İSTER’</p>

<p></p>

<p>Akademisyen Diılar Dirik, “Reel sosyalizmin devletçi mirası, pozitivizmin bilgi tekeli ve bilginin sömürgeci etkilerden arındırılması bu dönüşüm için ne anlama geliyor?” başlıklı sunumunda, toplumsal dönüşümün önündeki zihniyet engellerine ve yeni örgütlenme arayışlarına dikkat çekti. Konferansın amacının yalnızca mevcut çalışmaları değerlendirmek olmadığını belirten Dilar Dirik, yerleşik alışkanlıkların, tabuların ve erkek egemen sistemin yarattığı zihniyetin aşılması gerektiğini söyledi. Reel sosyalizmin kendi gerçekliğini sorgulamadığı için hiyerarşik yapılar oluşturduğunu ifade eden Dilar Dirik, “Dönüşüm cesaret ister. Yeni örgütlenmelerin geliştirilmesi için komünal yaşamın heyecan ve yaratıcılıkla ele alınması gerekir” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>SOMUT ÖRGÜTLENME VE GENÇLERE ULAŞMA ÇAĞRISI</p>

<p></p>

<p>Jineolojî Akademisi üyesi Elif Kaya’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen tartışmalarda delegeler; eğitim çalışmalarının sonuçlarının takip edilmesi, hiyerarşik ve bürokratik yaklaşımların aşılması gerektiğini belirtti. Elif Kaya, gençlerin örgütlenmelere katılması ve farklı halklarla inançların özgürce gelişebileceği demokratik ilişkilerin kurulması üzerinde durdu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>&nbsp;‘KADIN ÖRGÜTLÜ BİR GÜCE ULAŞMALI’</p>

<p></p>

<p>Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) üyesi Meral Çiçek, “Kadın kurtuluş ideolojisi örgütlü bir politik güce nasıl dönüşür; Jineolojî bu dönüşümde hangi bilgi, yöntem ve araçlarla yer alıyor?” başlıklı sunumunda, demokratik komünal toplumun inşasını ve kadın özgürlüğünün bu süreçteki rolüne dikkat çekti. Komünal yaşamın özgürlük hareketinin başlangıcından bu yana örgütlenme anlayışının temelinde yer aldığını belirten Meral Çiçek, demokratik komünal toplumun inşasının günümüzde daha büyük önem kazandığını vurguladı. &nbsp;Kapitalist sistemin toplumsal bağları zayıflattığını ve dayanışmayı aşındırdığını belirten Meral Çiçek, “Toplumun en temel özelliği komünalitedir. Komünalite yaşam ortak sorumluluk, dayanışma, kolektif karar alma, eşitlik, adalet ve kadın özgürlüğüne dayanır. Komün ve komünalite bu koşullarda toplumun varlığını koruma yolu haline gelir. Toplumsal değerlerin, yaşamın ve geleceğin korunması için komünal örgütlenmenin güçlendirilmesi gerekir” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>DEMOKRATİK DÖNÜŞÜM&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Toplumsal sorunların derinleşmesinde örgütlülüğün zayıflamasının etkisine dikkat çeken Meral Çiçek; şiddet, intihar, geçim sıkıntısı, gençlerin yaşadığı kimlik bunalımı, asimilasyon ve kültürel değerlerin kaybının dayanışma ağlarının güçlendirilmesini zorunlu kıldığını söyledi. Demokratik komünal toplumun ataerkil toplumun karşısında konumlandığını vurgulayan Meral Çiçek, bu toplum modelinin kadın özgürlüğü temelinde kurulması gerektiğini kaydetti. Kadın özgürlük mücadelesinin toplumsal dönüşümdeki rolüne dikkat çeken Meral Çiçek, “Toplumun demokratik dönüşümü yalnızca örgütlü bir kadın mücadelesiyle mümkündür” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>Kadınların ve gençlerin örgütlü olmadığı alanlarda değişim ve yaratıcılığın zayıfladığını kaydeden Meral Çiçek, kadın meclislerine katılımın güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Mevcut örgütlülüğün zayıflamasının toplumsal yaşamda daralmaya ve tekrara yol açtığını belirten Meral Çiçek, demokratik komünal toplumun inşasının bu tıkanıklığı aşmanın yollarından biri olduğunu dile getirdi.</p>

<p></p>

<p>‘KÜRTLERİN GÜÇLÜ BİR ÖRGÜTLÜLÜĞE İHTİYACI VAR’</p>

<p></p>

<p>Ortadoğu’daki siyasi gelişmelere değinen Meral Çiçek, bölgenin yeniden dizayn edildiği bir süreçten geçildiğini belirtti. Bu sürecin hem fırsatlar hem de riskler barındırdığına işaret eden Meral Çiçek, Kürt halkının kazanımlarını koruyabilmesi ve siyasi iradesini ortaya koyabilmesi için güçlü bir örgütlülüğe ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Kürtlerin bölgesel gelişmeler karşısında ortak bir siyasi temsil geliştirmesinin önemine dikkat çeken Meral Çiçek, “Kürtlerin bu riskleri azaltabilmesi ve fırsatları en iyi şekilde değerlendirebilmesi için Kürdistan'ın dört parçasında ve diasporada güçlü bir siyasi temsil geliştirmeleri şarttır” şeklinde konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Avrupa Jineoloji Konferansı’nın ikinci oturumu, yeni dönem örgütlenmesine ilişkin değerlendirme ve önerilerle tamamlandı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 15:31:14 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/jineoloji-konferansi-toplumsal-degerlerin-korunmasi-icin-komunal-h108650.html">Jineoloji Konferansı: Toplumsal değerlerin korunması için komünal örgütlenmeye ihtiyaç var</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/benzine-4-lira-30-kurus-indirim-bekleniyor-h108649.html</link>
		<title>Benzine 4 lira 30 kuruş indirim bekleniyor</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[Benzine 20 Ekim’de 4 lira 30 kuruş indirim bekleniyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>ABD/İsrail-İran savaşının etkisiyle petrol fiyatları dalgalanmaya devam ediyor. Akaryakıt fiyatlarını doğrudan etkileyenbrent petrol&nbsp;haftayı yüzde 3,72’lik yükselişle 109,86 dolardan kapattı.&nbsp;Fiyat, savaştan önce 70 dolar civarındaydı.</p>

<p>İndirimle benzinin litre fiyatının İstanbul’da 79,60, Ankara’da 80,60, İzmir’de 80,80, doğu illerindeyse 82,20 liraya gerilemesi bekleniyor.</p>

<p>Güncel (17 Ekim) akaryakıt fiyatları şöyle:</p>

<p>İstanbul (Avrupa Yakası)</p>

<p>Benzin: 83,80 lira</p>

<p>Motorin: 96,60 lira</p>

<p>LPG: 41,20 lira</p>

<p>İstanbul (Anadolu Yakası)</p>

<p>Benzin: 83,60 lira</p>

<p>Motorin: 96,50 lira</p>

<p>LPG: 40,60 lira</p>

<p>Ankara</p>

<p>Benzin: 84,80 lira</p>

<p>Motorin: 97,70 lira</p>

<p>LPG: 41,29 lira</p>

<p>İzmir</p>

<p>Benzin: 85,10 lira</p>

<p>Motorin: 98 lira</p>

<p>LPG: 41,20 lira</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 14:23:02 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/benzine-4-lira-30-kurus-indirim-bekleniyor-h108649.html">Benzine 4 lira 30 kuruş indirim bekleniyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/polisin-gulistan-doku-dosyasinda-kamera-kayitlarini-dosyaya-koymadigi-h108648.html</link>
		<title>Polisin Gülistan Doku dosyasında kamera kayıtlarını dosyaya koymadığı ortaya çıktı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[6 yıldır akıbeti ortaya çıkarılmayan Gülistan Doku soruşturmasında çalıştığı kafenin üst katındaki kamera görüntülerinin polis tarafından dosyaya konulmadığı ortaya çıktı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Gülistan Doku’nun 5 Ocak 2020’de kaybolmasına ilişkin yürütülen soruşturmada, çalıştığı kafenin güvenlik kameralarına ilişkin yeni ayrıntılar ortaya çıktı. Gülistan Doku’nun kaybolmadan bir gün önce, 4 Ocak 2020’de eski erkek arkadaşı Zeinal Abakarov ve ailesinin de oturduğu binanın zemin katında bulunan kafeye gelişi ve iş yerinden ayrılışına ait güvenlik kamerası görüntülerinin soruşturma dosyasına alındığı, ancak işletmenin iç bölümleri ile çalıştığı üst kata ait kayıtların dosyada bulunmadığı belirlendi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>POLİSE BİLDİRİLDİ, DOSYADA YOK!&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bu durum, Gülistan Doku ile aynı dönemde kafede çalışan iş arkadaşının yeniden alınan ifadesi ile ortaya çıktı. Gülistan Doku’nun arkadaşı, Jandarma tarafından alınan ifadesinde Gülistan Doku’nun işletmenin üst kat sorumlusu olarak görev yaptığını, çalışma alanının kafenin üst katı olduğunu ifade etti. Kafenin olay tarihindeki sahibi de jandarma tarafından tanık olarak yeniden alınan ifadesinde işletmenin farklı noktalarında yaklaşık 15 güvenlik kamerası bulunduğunu, üst katta da kameraların yer aldığını belirtti. İş yeri sahibi, soruşturmanın ilk döneminde üst kattaki kameraları polislere bildirdiğini, ancak söz konusu kayıtların alınıp alınmadığını bilmediğini söyledi.</p>

<p></p>

<p>SİSTEMİ KURAN ŞİRKET DE DOĞRULADI</p>

<p></p>

<p>Kafenin güvenlik kamera sistemini kuran şirketin sahibi de soruşturmanın yeniden ele alınmasının ardından alınan ifadesinde, olayın yaşandığı dönemde işletmeye üst kat dahil yaklaşık 15 güvenlik kamerası taktıklarını belirtti. Üst kata ait görüntülerin dosyada bulunmaması nedeniyle soruşturma kapsamında tutuklu bulunan şüpheli Mustafa Türkay Sonel’in söz konusu tarihte kafenin üst katında bulunup bulunmadığı da bu kayıtlar üzerinden belirlenemedi.</p>

<p></p>

<p>DEVLET YETKİLİLERİ TUTUKLU&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin Tunceli ve Erzurum cumhuriyet başsavcılıklarınca yürütülen soruşturma kapsamında 38 kişi tutuklandı. Tutuklananlar arasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, oğlu Mustafa Türkay Sonel, eşi Handan Sonel, eski yakın koruması Şükrü Eroğlu, İl Özel İdaresi eski çalışanı Erdoğan Elaldı, Gülistan Doku’nun eski erkek arkadaşı Zeinal Abakarov, Abakarov’un üvey babası Engin Yücer ve annesi Cemile Yücer, meslekten ihraç edilen polis memuru Gökhan Ertok, Umut Altaş’ın babası Celal Altaş ve annesi Nurşen Arıkan, Ferhat Güven, Mehmet Aca, güvenlik korucusu Fatih Özmen, dönemin Tunceli Asayiş Şube Müdürü Ertuğrul Aslan, Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi Çağdaş Özdemir, dönemin İl Jandarma Komutan Yardımcısı Ali Kahraman ve eşi Burçin Hızlı Kahraman ile bazı polis memurları bulunuyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 14:22:02 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/polisin-gulistan-doku-dosyasinda-kamera-kayitlarini-dosyaya-koymadigi-h108648.html">Polisin Gülistan Doku dosyasında kamera kayıtlarını dosyaya koymadığı ortaya çıktı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/damadi-kizindan-bosaninca-kira-isteyen-kayinbabaya-ret-h108647.html</link>
		<title>Damadı kızından boşanınca kira isteyen kayınbabaya ret</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Yargıtay, damadı, kızından boşanınca kira talep eden kayınbabanın açtığı davanın reddedilmesini hukuka uygun buldu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul’da yaşayan bir kişi, 2020’de eski damadına dava açtı. Kayınpeder, eski damadının kızıyla evli olduğu dönemde çiftin yaşadığı evin kendisine ait olduğunu belirtti. Boşanma sonrası da adamın kaldığı dönemin kirasını talep etti. Ayrıca eski damadının evlilik sürecindeki altın ve döviz borçlarını da ödemesini istedi.</p>

<p>Eski damat borcunun bulunmadığını, evli olduğu dönemde davacıyla kira ilişkisi olmadığını savundu.&nbsp;</p>

<p>Büyükçekmece 5’inci Asliye Hukuk Mahkemesi, hem kira hem de borç iddiası yönünden davanın reddine karar verdi.</p>

<p>Eski kayınpeder, istinaf başvurusunun da reddi üzerine dosyayı Yargıtay’a taşıdı.</p>

<p>Yargıtay 3’üncü Hukuk Dairesi kira yönünden ret kararını hukuka uygun bularak onadı, borçla ilgili kararıysa bozdu.</p>

<p>Kararın gerekçesinde şöyle dendi:&nbsp;“Söz konusu ev beş yıl boyunca davacının eski damadı ve kızı tarafından kullanıldı. Taraflar arasında kira sözleşmesi bulunmuyor. Mahkemece ret kararı verilmiş olması doğru görülmekle, davacının bu yönlere ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.”</p>

<p>Borçlarla ilgiliyse eski kayınpeder, mahkeme borç miktarlarının yazılı olduğu&nbsp;“Aldım”&nbsp;yazılı bir kağıt sunmuş. Bu yazı damata ait. Yargıtay, bunu adi senet olarak kabul etti. Karar, borç yönünden bozuldu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 12:53:50 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/damadi-kizindan-bosaninca-kira-isteyen-kayinbabaya-ret-h108647.html">Damadı kızından boşanınca kira isteyen kayınbabaya ret</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/yavas-parti-degistirenler-hesabi-sandikta-verecek-h108646.html</link>
		<title>Yavaş: Parti değiştirenler hesabı sandıkta verecek</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Bağımsız Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Belediye Başkanı Mansur Yavaş, “Belediye başkanları kendisini seçenlere karşı sorumludur. Parti değiştirenler de o hesabı sandıkta verecektir” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>CHP’den istifa eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, 7 Ekim’de AKP’ye katılmıştı. Tugay bir yıl önce bunun milyonda bir ihtimal bile olmadığını ve&nbsp;‘ayıp bulduğunu’&nbsp;belirtmişti. Fakat Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kendisine AKP rozeti taktığı törende adeta 40 yıllık AKP’li gibi konuşmuştu.</p>

<p>Yavaş’sa 9 Eylül’de hem YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’i hem de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu bilgilendirerek Beştepe’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la&nbsp;görüşmüştü.&nbsp;23 Eylül’de de CHP’den istifa etmişti.</p>

<p>Dün (16 Ekim) de Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, CHP’den istifa ettiğini ve görevini bağımsız sürdüreceğini açıklamıştı.</p>

<p>AKP’ye göre sırada bir büyükşehir daha var</p>

<p>AKP Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın, dün (9 Ekim)&nbsp;CNN Türk yayınında AKP’ye yeni katılımların olabileceğinden bahsedip&nbsp;“İsim vermeyeyim ama sırada bir büyükşehir var. O kadar söyleyeyim. İnşallah, en kısa sürede göreceğiz”&nbsp;demişti.</p>

<p>‘Parti değiştirmelerin önce sebebini araştırmak lazım’</p>

<p>Yalçın’ın bu açıklaması bugün Yavaş’a soruldu. ABB başkanı şöyle yanıt verdi:</p>

<p>“Önce bu parti değiştirmenin önce bir sebebini araştırmak lazım. Çünkü şimdiye kadar bu yoğunlukta parti değiştirme olmamıştır. Parti değiştiren belediye başkanlarımıza sorun, cevap vereceklerdir. Vermezlerse de inşallah zamanla ortaya çıkacaktır.&nbsp;</p>

<p>Kendisini seçenlere karşı belediye başkanları sorumludur. Parti değiştirenler de o hesabı sandıkta verecektir. Başkasının takdirine karışacak değilim.&nbsp;</p>

<p>Biz şu anda bağımsızız, Ankara halkına eşit şekilde hizmet ediyoruz. Malum CHP-YENİ Parti ayrışması oldu. Onların birini diğerine tercih etmeden rozeti çıkarmış şekilde Ankara’ya hizmet vermeye devam edeceğiz.”</p>

<p>Mansur Yavaş’ın istifası</p>

<p>23 Eylül’de&nbsp;X’ten&nbsp;CHP’den istifa ettiğini duyuran&nbsp;duyuran&nbsp;Yavaş, yoluna bağımsız devam edeceğini açıkladı.</p>

<p>Aynı gün Ankara’daki sekiz ilçe belediye başkanı da CHP’den istifa etti. Sekiz başkan da yoluna bağımsız devam edecek.</p>

<p>ABB başkanı, istifa kararını&nbsp;‘o gün yapılan bazı açıklamalar nedeniyle’&nbsp;aldığını söyledi.</p>

<p>CHP Sözcüsü Müslim Sarı, bugün Yavaş’ı şöyle eleştirdi:&nbsp;“CHP’nin kurumsal kimliği hepimizin üstündedir, önündedir. Hiç kimse CHP’den üstün değil. Bir belediye başkanımız bir işlem yaparken kendi genel başkanı dışında,&nbsp;‘Başka bir partinin genel başkanına da bilgi verdim’&nbsp;diyemez.</p>

<p>Yavaş, 9 Eylül’de hem YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’i hem de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu bilgilendirerek Beştepe’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la&nbsp;görüşmüştü.&nbsp;Görüşme talebini Yavaş, cumhurbaşkanına bizzat ilettiğini açıklamıştı.</p>

<p>O günlerde parti değiştireceği iddialarına kapıyı kapatan Yavaş, Erdoğan’la sadece Ankara’nın yatırımları ve geleceğini konuştuklarını söylemişti. YENİ Parti veya CHP’ye taraf olmayı da doğru bulmadığını belirten Yavaş,&nbsp;“Eğer bu tutumum her iki partinin genel merkezleri tarafından bir rahatsızlık sebebi olarak görülürse, gereğini yapmaktan da çekinmem”demişti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 12:52:36 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/yavas-parti-degistirenler-hesabi-sandikta-verecek-h108646.html">Yavaş: Parti değiştirenler hesabı sandıkta verecek</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/samer-arastirmasi-katilimcilarin-yuzde-45-i-siyasi-kararlarin-h108645.html</link>
		<title>SAMER araştırması: Katılımcıların yüzde 45&amp;#039;i siyasi kararların alınma biçiminden memnun değil</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Samer Saha Araştırmalar Merkezi’nin yaptığı araştırmada katılımcıların yüzde 45’i siyasi kararların alınma biçiminden memnun olmadığını belirtti.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>SAMER Saha Araştırmaları Merkezi, “Yurttaşların siyaset algısı, alternatif siyaset arayışı ve demokratik katılım olanakları” başlıklı rapor hazırladı. 14 kentten 428 kişinin katıldığı çevrim içi anket çalışmasında siyasi katılım haklarına ilişkin bilgi düzeyi, katılımın önündeki engeller, bireysel ve kolektif katılım biçimleri, halk meclislerine yönelik tutumlar ve katılımı güçlendirmek için gerekli görülen adımlar değerlendirildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Katılımcıların yüzde 45,1’i “siyasi kararların alınma biçiminden memnun olmadığını”, yüzde 33,9’u ise “hiç memnun olmadığını” belirtti. Böylece olumsuz değerlendirmelerin toplamı yüzde 79’a ulaştı. Buna karşılık “çok memnun” ve “memnun” olanların toplam oranı yalnızca yüzde 6’da kaldı. Bu görünüm, mevcut siyasal işleyişe yönelik belirgin bir memnuniyetsizliğe işaret etmektedir.</p>

<p></p>

<p></p>

<p>‘KATILIM SEÇİMLERLE SINIRLI GÖRÜLMÜYOR’</p>

<p></p>

<p>Görüşmecilerin yüzde 39,7’si oy vermenin dışında siyasi karar süreçlerine katılmanın birçok yolu bulunduğunu, yüzde 33,4’ü ise bu yolların var olmakla birlikte sınırlı olduğunu ifade etti. Araştırma raporunda iki yanıt birlikte değerlendirildiğinde, katılımcıların yüzde 73,1’i seçim dışı katılım yollarının bulunduğunu düşündüğünü beyan etti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Toplumsal veya yerel bir konuda görüşünü duyurmak için düşünülen yollar arasında “barışçıl gösteri veya yürüyüşe katılmak” yüzde 36,2, “bir sivil toplum kuruluşuna katılmak” yüzde 26,2, “dilekçe ya da imza kampanyasına katılmak” yüzde 21 ve “bir siyasi parti veya siyasetçiyle iletişime geçmek” yüzde 20,3 oranıyla öne çıktı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘DOĞRUDAN KATILIM VE HALK MECLİSLERİ GÜÇLÜ DESTEK’</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Katılımcıların yüzde 77,3’ü mahalle veya kentle ilgili önemli kararlarda bölgede yaşayanların görüşlerinin doğrudan alınması gerektiğine, yüzde 74,1’i ise yurttaşların yalnızca seçim dönemlerinde değil, seçimler arasında da alınan kararlarda söz sahibi olması gerektiğine kesinlikle katıldı. Herhangi bir siyasi partiye bağlı olmadan bir sorunun çözümü için bir araya gelip örgütlenmeyi önemli bulanların oranı ise araştırmada yüzde 67,3 oldu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Mahalle ve yerel konulardaki kararların halk meclislerinde doğrudan alınmasını “gerekli veya çok gerekli” bulanların toplam oranı yüzde 84,1 oldu. Böyle bir meclis ya da halk toplantısına davet edilmesi hâlinde kesinlikle veya muhtemelen katılacağını belirtenlerin oranı ise yüzde 73,9’a ulaştı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘SİYASETİN DEĞİŞEBİLECEĞİNE DAİR GÜVEN’</p>

<p></p>

<p>Katılımcıların yüzde 61’i “halkın doğrudan katılımına dayalı bir siyasetin Türkiye’de yaygınlaşma olasılığını” 1–5 ölçeğinin en düşük iki basamağında değerlendirdi. Bu sonuç, katılımın toplumsal olarak arzu edilir bulunması ile siyasal ve kurumsal olarak mümkün görülmesi arasındaki açıklığı ortaya koydu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p></p>

<p>Uzun süredir çözülemeyen bir mahalle sorunu karşısında katılımcıların yüzde 39,7’si mahalle sakinlerinin ortak bir girişim oluşturmasını, yüzde 42,5’i ise birden fazla yöntemin birlikte kullanılmasını uygun buldu. “Aktif siyasete katılım yolları” sorusuna ise yurttaşların yüzde 29,2 “siyasete aktif olarak katılmak istemem” yanıtını verdi. Bulgular, ortak sorunlar karşısındaki kolektif çözüm arayışının kendiliğinden sürekli ve örgütlü siyasi katılıma dönüşmediğini gösterdi.</p>

<p></p>

<p>Siyasete katılımın önündeki en büyük engel sorusunda katılımcıların yüzde 26,2 “siyasete katılmak istemediğini” belirtti. Bu kararda katılımın etkili olduğunu düşünmeme (yüzde 15,4), baskı ve korku ortamı (yüzde 15,2), zaman yetersizliği (yüzde 14), yeterli bilgi ve donanıma sahip olmama (yüzde 10,3) ve ülkede siyaset yapmanın koşullarının bulunmadığı düşüncesi (yüzde 8,6) olarak izlendi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘KADINLAR VE GENÇLERDE BİLGİ VE AKTİF KATILIM FARKI DİKKAT ÇEKİYOR’</p>

<p></p>

<p>Cinsiyet karşılaştırmasında, aktif katılım hakları konusunda hiç bilgisi olmadığını veya çok az bilgisi bulunduğunu belirtenlerin oranı kadınlarda yüzde 33, erkeklerde yüzde 11,8 oldu. Aktif siyasete katılmak istemediğini belirtenlerin oranı kadınlarda yüzde 39,3 iken erkeklerde yüzde 18,1 oldu. Bu farklar, bilgiye erişim ve katılım olanaklarının toplumsal cinsiyet açısından ayrıca ele alınması gerektiğine işaret etti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Yaş karşılaştırmasında siyasete aktif olarak katılmak istemediğini belirtenlerin oranı 18–24 yaş grubunda yüzde 47,6, 25–34 yaş grubunda yüzde 41,2 iken 55–64 yaş grubunda yüzde 2,1 ve 65 yaş üzerindekilerde yüzde 5,9 oldu. Halk meclisi veya halk toplantısına kesinlikle ya da muhtemelen katılacağını belirtenlerin toplamı ise 18–24 yaş grubunda yüzde 56,3 iken 55–64 yaş grubunda yüzde 97,8 ve 65 yaş üzerindekilerde yüzde 100 oldu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p></p>

<p>‘KATILIMI GÜÇLENDİRMEK İÇİN MEKANİZMA, BİLGİ VE ÖRGÜTLENME TALEBİ’</p>

<p></p>

<p>Halkın siyasete daha fazla katılması için ilk atılması gereken adım olarak yüzde 22,9’u “katılım mekanizmalarının artırılmasını”, yüzde 21,3’ü “siyasi haklar ve katılım yolları konusunda bilgilendirmeyi”, yüzde 18,5’i “ifade ve örgütlenme imkânlarının güçlendirilmesini” ve yüzde 17,8’i “siyasi partilerin karar alma süreçlerini halka ve üyelerine daha açık hâle getirmesini” öncelikli gördü.</p>

<p></p>

<p>Araştırmanın temel sonucu ise raporda şöyle yer aldı: “Yurttaşların doğrudan ve kolektif katılıma verdiği desteğin demokratik siyasetin geliştirilmesi açısından önemli bir imkân sunduğudur. Ancak bu imkânın gerçek bir siyasal kapasiteye dönüşebilmesi; katılımın erişilebilir, güvenilir, eşitlikçi ve sonuç üreten mekanizmalarla kurumsallaştırılmasına bağlıdır.”</p>

<p></p>

<p>Raporun tamamına aşağıdaki link üzerinden ulaşabilirsiniz:&nbsp;https://sahamerkezi.org/yurttaslarin-siyaset-algisi-alternatif-siyaset-arayisi-ve-demokratik-katilim-olanaklari-raporu/</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 12:50:35 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/samer-arastirmasi-katilimcilarin-yuzde-45-i-siyasi-kararlarin-h108645.html">SAMER araştırması: Katılımcıların yüzde 45&amp;#039;i siyasi kararların alınma biçiminden memnun değil</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/televizyondan-gordukleri-mezar-tasi-uzerine-gabara-geldiler-h108644.html</link>
		<title>Televizyondan gördükleri mezar taşı üzerine Gabara geldiler</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[29 yıl önce yaşamını yitiren PKK&#039;li Nezir Bilek&#039;in ailesi yıllardır yerini bilmedikleri çocuklarının mezarını televizyondan görmeleri üzerine Gabar’a gelerek ilk kez ziyaret etti.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Şirnex'in Gabar Dağı'nda bulunan Reşinê Çirav bölgesinde 13 Ekim 1997 tarihinde yaşamını yitiren PKK'li Nezir Bilek'in (Azad) Adana'da yaşayan ailesi ilk kez mezarını ziyaret etti. Gabar’da bulunan Basret köyündeki “Goristanê Şehîd Binevş Mezarlığı”nda yapılan ziyarete Bilek'in annesi Hamdiye Bilek (76) ile kardeşleri katılırken, aileye Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Aileler ile Yardımlaşma Dayanışma Birlik ve Kültür Derneği (MEBYA-DER) yöneticileri eşlik etti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>2015'te çocuklarının yaşamını yitirdiği haberini alan aile taziyelerin kurmalarına rağmen mezar yerinin nerede olduğunu yoğun tespit edemedi. Aile, gazeteci Abdurrahman Gök'ün Nûçe TV'de geçtiğimiz ay yayınlanan Moterewan adlı programında çocuklarının mezar taşını görmeleri üzerine Adana'dan yola çıkarak Gabar'ın yolunu tuttu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>29 YIL SONRA MEZARA KAVUŞTULAR&nbsp;</p>

<p></p>

<p>29 yıl aradan sonra çocuklarının mezarına ulaşan aile, mezar başında ağıtlar yakması ile duygu yüklü anlar yaşadı. Aile bireyleri mezarlıkta bulunan bütün mezarların üzerindeki kurumuş otları elleri ile temizledi. 10 yıl önce bombalanarak yıkılan mezarlığın ibadet ve misafirhane alanının enkazı üzerinde mezarlıklara yönelik saldırılara tepki gösteren aile bireyleri, hiç bir inançta mezar ve ibadet yerlerine saldırı yapılmadığı, yapılanların hiç bir dine sığmadığını belittiler.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Aile mezarlığın yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirterek, bütün gerilla ailelerine mezarlığı ziyaret etme çağrısı yaptı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 12:49:14 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/televizyondan-gordukleri-mezar-tasi-uzerine-gabara-geldiler-h108644.html">Televizyondan gördükleri mezar taşı üzerine Gabara geldiler</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/abdullah-ocalan-guvensizligin-yerini-hukuk-inkarin-yerini-esitlik-h108643.html</link>
		<title>Abdullah Öcalan: Güvensizliğin yerini hukuk, inkarın yerini eşitlik almalı</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Torino&#039;da düzenlenen Demokratik Konfederalizm Konferansı&#039;na mesaj yollayan Abdullah Öcalan, “Silahların yerini siyaset, güvensizliğin yerini hukuk, inkârın yerini eşitlik almalıdır. Kalıcı barışın yolu budur” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İtalya Kürdistan Enformasyon Bürosu (UIKI) ve Verso il Kurdistan Derneği’nin katkılarıyla “Kürdistan’da Demokratik Konfederalizm: Ortadoğu’da Barış İçin Bir Perspektif” başlıklı konferans düzenleniyor. &nbsp;Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, konferansa bir mesaj yolladı. Ortadoğu’nun önemli bir dönemeçten geçtiğini belirten Abdullah Öcalan, savaş ve çatışmaların halklara özgürlük getirmediğini vurguladı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan'ın mesajı şöyle:</p>

<p></p>

<p>"Değerli dostlar..</p>

<p></p>

<p>Sizleri İmralı’dan, enternasyonal dayanışma ve özgürlük duygularıyla selamlıyorum. Konferansınızın, halkların eşitliği, özgürlüğü ve Orta Doğu’da kalıcı barışın kurulmasına katkı sunmasını diliyorum.</p>

<p></p>

<p>Orta Doğu bugün önemli bir dönemeçten geçiyor. Savaşlar, çatışmalar, ulus-devletçi çözümler ve güvenlikçi politikalar halklara barış ve özgürlük getirmedi. Bu artık açık. Bu yüzden temel görevimiz, savaş siyasetini bırakıp demokratik siyaseti esas almak, toplumu örgütlemek ve halkların eşit, özgür şekilde bir arada yaşamasını güvence altına alan yeni bir dönemi inşa etmektir.</p>

<p></p>

<p>Demokratik konfederalizm ve Demokratik Cumhuriyet perspektifi, bu arayışın temel tartışma başlıklarından biridir.</p>

<p></p>

<p>PKK’nin feshi ve silahlı mücadele stratejisinin sona ermesi, yeni bir dönemin başlangıcı olarak görülmelidir. Bu değişim, meseleye yeni bir bakışı da gerektirir.</p>

<p></p>

<p>Açıkça söylemek gerekir ki, silahlı mücadelenin bitmesi tek başına barış demek değildir. Sürecin sonunda barışın kalıcı olabilmesi için çatışmanın nedenlerinin ortadan kaldırılması, Kürt varlığının, dilinin ve kültürünün güvence altına alınması, demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılması ve eşit yurttaşlığın hukuki güvenceye kavuşturulması gerekir.</p>

<p></p>

<p>Demokratik entegrasyon, tek taraflı uyum ya da mevcut düzene koşulsuz katılım değildir. Tam tersine farklılıkların inkâr edilmediği, hakların tanındığı ve ortak yaşamın eşitlik temelinde kurulduğu demokratik bir dönüşüm olmalıdır.</p>

<p></p>

<p>Demokratik siyasetin karşılığı demokratik cumhuriyettir, demokratik toplumun güvencesi ise hukuktur. Hukuki güvenceler olmadan demokratik siyaset kalıcılaşmaz, barış süreci de başarıya ulaşamaz.</p>

<p></p>

<p>Kürt sorununun çözümü, Türkiye’nin demokratikleşmesinden ayrı düşünülemez. Türkiye’nin demokratikleşmesi de halkların eşit ve özgür biçimde bir arada yaşamasını sağlayacak bir siyasal iradenin ortaya çıkmasından ayrı değildir.</p>

<p></p>

<p>Demokratik konfederalizm perspektifinin Orta Doğu için önemi de buradadır. Çözüm, halkları tek bir kimlik altında eritmek, sınırları ve farklılıkları yeni çatışmaların kaynağı haline getirmek ya da yeni bir devletçi tahakküm yaratmak değildir.</p>

<p></p>

<p>Bugün ihtiyaç duyulan şey şudur: Savaş siyasetinin yerine demokratik siyaset, inkârın yerine tanıma, zorun yerine hukuk, toplumsal parçalanmanın yerine özgür ve eşit ortak yaşam. Bu dönüşüm, devletlerin ve siyasal aktörlerin sorumluluk üstlenmesini, demokratik kurumların güçlendirilmesini ve toplumun kendi geleceği hakkında söz ve karar sahibi olmasını gerektirir.</p>

<p></p>

<p>Sevgili dostlar,</p>

<p></p>

<p>Bu konferansın, demokratik konfederalizm perspektifini bugünün koşullarında tartışarak demokratik çözümün somut yollarını ortaya koymasını diliyorum.</p>

<p></p>

<p>Orta Doğu’nun geleceği yeni savaşlarda ve yeni tahakküm ilişkilerinde değil, demokratik toplumun inşasındadır. Kurtuluş, halkların özgür birliğinde ve demokratik siyasetin güçlendirilmesindedir.</p>

<p></p>

<p>Silahların yerini siyaset, güvensizliğin yerini hukuk, inkârın yerini eşitlik almalıdır. Kalıcı barışın yolu budur.</p>

<p></p>

<p>Konferansınızı bir kez daha, barışa ve özgürlüğe duyduğum inançla selamlıyorum.</p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan</p>

<p></p>

<p>İmralı"</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 26 12:48:14 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/abdullah-ocalan-guvensizligin-yerini-hukuk-inkarin-yerini-esitlik-h108643.html">Abdullah Öcalan: Güvensizliğin yerini hukuk, inkarın yerini eşitlik almalı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/mugla-buyuksehir-belediye-baskani-ahmet-aras-chp-den-istifa-h108642.html</link>
		<title>Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras CHP&amp;#039;den istifa etti</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, CHP’den istifa ettiğini ve görevini bağımsız sürdüreceğini açıkladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstifasını X’ten duyuran Aras, kararının temelinde&nbsp;‘Muğla’ya karşı taşıdığı sorumluluğu sürdürme anlayışı’olduğunu yazdı.&nbsp;</p>

<p>Önceki dönemde Bodrum belediye başkanlığı da yapan Aras, 2024 yerel seçimlerinde oyların yüzde 55,03’ünü alarak CHP’den Muğla belediye başkanı seçilmişti.</p>

<p>Aras’ın açıklaması özetle şöyle:</p>

<p>* Bugün Muğla’mızın gündeminde çözüm bekleyen önemli meseleler, hayata geçirilmeyi bekleyen hizmetler ve geleceğimize yön verecek büyük sorumluluklar bulunuyor. Buna karşın bir süredir şahsım üzerinden yürütülen siyasi tartışmaların, kentimiz için yaptığımız çalışmaların önüne geçtiğini görüyorum. Bu tartışmaların Muğla’ya ve hemşehrilerimize bir katkı sağlamadığına inanıyorum.</p>

<p>* Bugün itibarıyla Cumhuriyet Halk Partisi üyeliğimden ayrılarak Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevimi bağımsız olarak sürdürme kararı aldım.</p>

<p>* Kararımın temelinde, Muğla’ya karşı taşıdığım sorumluluğu halkımızın iradesi ve kentimizin ihtiyaçları doğrultusunda sürdürme anlayışı bulunmaktadır.</p>

<p>‘Muğla’nın geleceği için taşıdığım sorumluluğun bir gereği’</p>

<p>* Belediye başkanlığı, ayrım yapmadan herkesin belediye başkanı olmayı gerektirir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da siyasi görüşü, yaşam biçimi veya yaşadığı yer ne olursa olsun her hemşehrimize aynı samimiyetle yaklaşmaya; Muğla’mızın bütün ilçelerine ve mahallelerine adaletle hizmet götürmeye devam edeceğim.</p>

<p>* Bu karar, geçmişimizi yok saymak değildir. Birlikte verilen emeğe, kurulan dostluklara ve paylaşılan mücadeleye duyduğum saygı daima devam edecektir. Aynı zamanda bu karar, Muğla’nın bugünü ve geleceği için taşıdığım sorumluluğun bir gereğidir.</p>

<p>* Bugün aldığım kararda olduğu gibi, yarın üstleneceğim sorumluluklarda da halkımızın güvenini ve rızasını esas alacağım. Muğlalı hemşehrilerimin takdiri ve kentimizin öncelikleri, yoluma yön verecektir. Benim tarafım Muğla’dır. Önceliğim hemşehrilerimizin huzuru, refahı ve kentimizin geleceğidir. Muğla için çalışmaya, halkımızla birlikte yürümeye aynı inanç ve kararlılıkla devam edeceğim.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 26 22:22:24 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/mugla-buyuksehir-belediye-baskani-ahmet-aras-chp-den-istifa-h108642.html">Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras CHP&amp;#039;den istifa etti</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/bayindir-kurtlerin-dili-ve-kimligi-anayasal-guvenceye-alinmali-h108641.html</link>
		<title>Bayındır: Kürtlerin dili ve kimliği anayasal güvenceye alınmalı</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, sürece ilişkin yaptığı konuşmada, “Bizim meselemiz sadece silahların susması değil. Kürtler haklarını, statüsünü istiyor” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Demokratik Bölgeler Partisi'nin (DBP), "Barışın sözünü halkla kuruyoruz" şiarıyla düzenlediği buluşmaları Bedlîs'in Tetwan (Tatvan) ilçesine bağlı Şîrînşas köyünde devam etti. DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır'ın katıldığı buluşmanın gerçekleştiği salona "Em gotina aştîye bi gel re ava dikin", "Barışın sözünü halkla kuruyoruz" pankartı asıldı.</p>

<p></p>

<p>Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın, Kürt halkı ve Kürt özgürlük hareketi için önemine vurgu yapan Bayındır, "Dünya'da ezilenlerin mücadelesine baktığımızda mücadele için, önderlik, direniş gerektiğini görürüz. Bizim Önderimiz ve özgürlük hareketimiz var. Kürtler yıllardır zulüm ve baskı altında. Şeyh Sait'ten, Seyit Rıza'ya Kürtler, baskıyı kabul etmemiştir. Katliam ve sürgünlere maruz bırakıldık. Kürt halkı mücadelesiyle dünyaya var olduğunu gösterdi. Serhad Dêrsim'i, Dêrsim Botanı tanımıyordu. Şimdi hepimiz Kürdistan'ı tanıyoruz. Şimdi muradımız birliktir. Aşiretçilik, ailecilik geride kaldı. Reber Apo ve Kürt özgürlük hareketi Kürt halkının mücadelesini veriyor. Sadece bir aşiretin, bölgenin mücadelesi değil" dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>'ONURLU BİR BARIŞIN KIYMETİNİ BİLİYORUZ'</p>

<p></p>

<p>Sürece dair sadece devletten beklentiye girilmemesi gerektiğini ifade eden Bayındır, halkın sürece katılması gerektiğini belirtti. Sürecin toplumsallaşmasıyla Abdullah Öcalan'ın elinin güçleneceğini vurgulayan Bayındır, "Müzakere yapılması gerekiyor. Müzakerenin de tartışılması gerekiyor. Gönül rahatlığıyla gücümüze, mücadelemize güvenelim. Silahlar yakıldı. 'Silaha ve savaşa aşık değiliz' denildi. 'Onurlu bir barışın yolu açılırsa biz dönmeye hazırız' denilerek, niyetlerini açıkladılar. Bir yasa geçirildi. Bu tutsakların, sürgündeki arkadaşların dönmesinin önünü açabilecek bir yasa. Önder Apo, Kürtlerin statüsünü, kimliğini, dilini de tartışıyor. Bir eşiği geçtik. Hangi meselede inkar edildiysek, yasalarla güvence altına alınmalı" şeklinde konuştu. Sürece karşı odakların savaş propagandası yapmaya devam ettiklerini anımsatan Bayındır, "Örgütlenmekten uzaklaşan, mücadeleden uzaklaşan kim olursa buna karşı örgütlenmeli. Onları sürece katmalıyız. Bedel ödemeyen evimiz kalmadı, savaşın ağırlığını biliyoruz. Onurlu bir barışın kıymetini de bilmeliyiz" şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p>'DEVLET ABDULLAH ÖCALAN'IN İRADESİNİ KIRAMADI'</p>

<p></p>

<p>Ardından söz alan Barış Annesi İpek Canbey, “Devlet ne yaptıysa Abdullah Öcalan’ın ve Kürt halkının iradesini kıramadı. Çocuklarımızla gurur duyuyoruz. Binlerce gencimiz yaşamını yitirdi. Barış işin coşkumuz var. Devlete değil, Önderimize inanıyoruz. Korkmuyoruz, başımız dik” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>'KÜRTLER ANAYASADA YER ALMALI'&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Şîrînşas köyünde gerçekleşen buluşmanın ardından, Siwar köyüne geçildi. Köyün camisinde gerçekleşen buluşmaya çok sayıda genç katıldı. Buluşmada konuşan Bayındır, sürecin bölgesel konjonktürlerinin yanında Kürt halkının mücadelesiyle meydana geldiğini kaydederek, 10 yıl sonra yeniden bir barışın konuşulduğuna dikkat çekti. İktidarın artık çatışma ve savaşla bir yere varılmayacağını anladığını dile getiren Bayındır, "Kürtlerin artık özgürlük, eşitlik mücadelesinden vazgeçmeyeceklerini anladılar. Masanın kurulmasının sebeplerinden biri de bunlar. Süreç iki aşamalı. İlk zemin bugüne kadar olan süreç. Şimdiden itibaren de tartışma süreci var. Çıkan yasa bizim için önemli. Bu yasa zindanların kapısını açıyor. Sellahatin, Figen başkanın çıkmasının önünü açıyor. Sürgündeki yoldaşlarımızın dönmesinin önünü açıyor. Özgürlük savaşçılarının geri dönüşünü ve demokratik siyaset yürütmesinin önünü açıyor. Bu kanunun pratiklerini görmemiz gerekiyor. Bu yasanın pratiğine dönüştüğünü gördüğümüzde hem devlet hem özgürlük hareketi meselenin silahla çözülmeyeceğini kabul etmiş olacak. Bizim meselemiz sadece silahların susması değil. Kürtler haklarını, statüsünü istiyor. Bu yasalar ve kanunlar çıkmadan birşeyler başarıya ulaşmış diyemeyiz. Türkiye Anayasası'nda dilimizin yer alması gerekiyor. Yasaya göre Kürt değil Türk'üz. Anayasayla bunun değişmesi gerekiyor. Bu süreç devlete, 'Kaderimizi tayin edin' dediğimiz bir süreç değil" diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>Konuşmanın ardından buluşma, sona erdi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 26 22:21:17 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/bayindir-kurtlerin-dili-ve-kimligi-anayasal-guvenceye-alinmali-h108641.html">Bayındır: Kürtlerin dili ve kimliği anayasal güvenceye alınmalı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-bazi-vapur-seferleri-iptal-2-h108640.html</link>
		<title>İstanbul&amp;#039;da bazı vapur seferleri iptal</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Hatları A.Ş., kentteki hava koşulu nedeniyle bazı vapur seferlerinin iptal edildiğini duyurdu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Üsküdar-Haliç, Beşiktaş-Haliç, Kadıköy-Haliç&nbsp;hatları ve Uzun Boğaz Turu’nda sefer yapılamayacak.</p>

<p>İptal seferler şöyle:</p>

<p>Kadıköy-Karaköy Hattı’nda 21:00’den sonra,</p>

<p>Üsküdar-Eminönü Hattı’nda 20:30’dan sonra,</p>

<p>Beykoz-Sarıyer Hattı’nda 18:55’ten sonra,</p>

<p>Küçüksu-İstinye Hattı’nda 18:40’tan sonra,</p>

<p>Çubuklu-İstinye Hattı’nda 19.00’dan sonraki tüm seferler.</p>

<p>Ayrıca Büyükada-Sedef Adası Hattı ve Kadıköy-Karaköy-Beşiktaş Hattı’ndaki tüm gece seferleri de iptal edildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 26 18:53:37 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-bazi-vapur-seferleri-iptal-2-h108640.html">İstanbul&amp;#039;da bazı vapur seferleri iptal</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/cenazesi-bulunamayan-mekiye-akyel-davasinda-kesif-karari-h108639.html</link>
		<title>Cenazesi bulunamayan Mekiye Akyel davasında keşif kararı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Katledilen ve cenazesi kaybettirilen Mekiye Akyel’in faillerinin yargılandığı davanın ilk duruşmasında mahkeme olay yeri keşif kararı verdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Sêrt’in Xana Hawêl (Baykan) ilçesine bağlı bir köyde boşandığı erkek ve ailesi tarafından katledildikten ve cenazesi kaybettirilen Mekiye Akyel’in faillerinin yargılandığı davanın ilk duruşması, Siirt 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. &nbsp;&nbsp;</p>

<p></p>

<p>“Boşandığı eşe ve kadına karşı töre saikiyle tasarlayarak kasten öldürme”, “Hile yoluyla birden fazla kişi olacak şekilde boşandığı eşe karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlamasıyla tutuklanan İsa Güç ve babası İhsan Güç ile kardeşi Hüseyin Güç duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Tutuksuz yargılanan failler Ahmet Şişman mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı. Hasan Güç da duruşmaya katıldı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Duruşmaya aynı zamanda kentte bulunan kadın örgütleri, siyasi parti temsilcileri, kurum ve kuruluş temsilcileri de katıldı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Boşanmadan önce Êlih’te Mekiye Akyel ile görüştüklerini ve kendisiyle barışıp şehirde yaşamak istediğini iddia eden İsa Güç, “Son görüşmemizde bana neye karar verdiğimizi sordu. Bende maddi imkanlardan dolayı şehirde yaşayamayacağımı söyledim” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Mahkeme başkanının kendisine “Mekiye’yi neden 161 kere aradın?” yönündeki sorusuna ise Güç, “Art niyetim yoktu” cevabını verdi. Güç, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmedi.&nbsp;</p>

<p>Hüseyin Güç ise ne Mekiye’yi ne de ailesini tehdit etmediği yönünde kendini savundu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘KARDEŞİMİN SIRTINDA MORLUKLAR VARDI’</p>

<p></p>

<p>Kardeşi Mekiye’yi son görüşünde sırtında ve vücudunun farklı yerlerinde uğradığı şiddet sonrası morluklar olduğunu aktaran Halime Pilgir, “Mekiye’yi aradığımda Batman’daydı. Bindiği arabada İsa’nın sesi geliyordu. Telefonu kardeşimden alıp bana ağza alınmayacak sözler söyledi” diye konuştu.</p>

<p></p>

<p>‘DEVLET BULAMAYACAK’</p>

<p></p>

<p>SEGBİS ile tanık olarak dinlenen Güç’ün imam nikahlı eski eşi Gülcan Akpınar ise İsa’nın “Mekiye’ye öyle bir şey yaptım ki devlet bile bulamayacak” dediğini aktardı.</p>

<p>Mekiye Akyel’in aile avukatlarından Sevginur Uzunhasan Bulut ve Gurbet Bilbay, faillerin tutukluluk hallerinin devamını ve cezalandırılmalarını isteyerek, adli kontrolle yargılanan Ahmet Şişman ile Hasan Güç’ün de tutuklanmalarını talep etti.</p>

<p>Mahkeme bir sonraki duruşmaya kadar olay yerinde keşif kararı verdi. Mahkeme adli kontrollerin devamına karar vererek bir sonraki duruşmayı 13 Kasım’a erteledi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>DURUŞMA SONRASI AÇIKLAMA</p>

<p></p>

<p>Duruşmanın ardından Adliye önünde yapılan açıklamada konuşan Mekiye Akyel’in avukatlarından Gurbet Bilbay, olayın yaşandığı köyde keşif yapılacağını söyleyerek, “Keşif özellikle fıstık bahçesi bölgesinde yapılacak. Çünkü bu fıstık bahçesinde Mekiye Akyel'e ait olduğu söylenilen kıyafetler bulundu. Onun evinde kalan tanık zaten bunu teyit etmişti. İddianamede de buna yer vermişlerdi” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘DAVANIN TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ’</p>

<p></p>

<p>Halime Pilgir’in tehdide ve hakarete uğradığına dikkat çeken Avukat Sevginur Uzunhasan Bulut, "Bugün duruşmada bütün sanıkların ifadeleri birbiriyle çelişkiliydi. Birbiriyle çelişkili olması bir yana dursun, önceki verdikleri ifadelerle de çelişkiliydi. Adliye içinde müvekkilimi de tehdit ettiler. İstedikleri şekilde tehdit edebilirler, hiç problem değil. Biz kadınlar olarak bu dosyanın arkasında durmaya devam edeceğiz, sonuna kadar destekçisi olacağız" diye belirti.</p>

<p></p>

<p>‘TÜYLERİ ÜRPERTECEK İDDİALAR VAR’</p>

<p></p>

<p>Son olarak konuşan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sêrt Milletvekili Sebahat Erdoğan Sarıtaş, iddiaların çok korkunç bir boyutta olduğunu kaydederek, “Bugün bir kadın nerede?' diye sorduk. 2 yıldır Mekiye Akyel'den haber alınamıyor. Biz ilgili bütün makamların bu konuda en ince detaylı ve ciddi şekilde iddiaları titizlikle incelemesini ve gelişen olayların tamamının açığa çıkarılması için Mekiye ve Mekiye gibi bütün kadınların davasının takipçisi olacağımızı bir kez daha buradan ifade edelim” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 26 18:52:23 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/cenazesi-bulunamayan-mekiye-akyel-davasinda-kesif-karari-h108639.html">Cenazesi bulunamayan Mekiye Akyel davasında keşif kararı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/2027-butcesi-yuzde-44-artti-rekor-faiz-ve-savunma-harcamalarinda-h108638.html</link>
		<title>2027 bütçesi yüzde 44 arttı: Rekor faiz ve savunma harcamalarında</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[Meclis Plan Bütçe Komisyonu&#039;nda 21 Ekim’de görüşülecek 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, bir önceki yıla göre yüksek artışlar içerirken, öne çıkan artışlar ise yüzde 86,2 ile savunma ve yüzde 45 ile faiz giderlerinde oldu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan ve 21 Ekim’de Meclis Plan Bütçe Komisyonu'na sunulacak olan 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, 2026 yılı bütçesine göre harcamalarda yaklaşık yüzde 44, açıkta ise yüzde 42’yi aşan artış öngörülüyor. Faiz giderleri 3 trilyon 975 milyar TL, savunma ödeneği ise yüzde 86’lık artışla 1 trilyon 533 milyar TL’ye çıkarıldı.</p>

<p></p>

<p>2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu’nda toplam harcamalar 18 trilyon 979 milyar TL olarak belirlenmişti. Bu harcamalar arasında gelirler 16 trilyon 266 milyar TL, bütçe açığı 2 trilyon 713 milyar TL olarak belirlenmişti. Faiz giderleri için de 2 trilyon 742 milyar TL ayrılmıştı. Orta Vadeli Program’da yer alan 2026 yılsonu gerçekleşme tahminlerinde harcamaların 19 trilyon 660 milyar TL, gelirlerin 17 trilyon 28 milyar TL, açığın ise 2 trilyon 632 milyar TL’ye revize edildiği görülüyor. Bütçe teklifi 2026 başlangıç rakamlarına göre, nominal olarak yüksek artışlar içerirken, faiz ve savunma kalemlerindeki yükseliş dikkat çekiyor.</p>

<p></p>

<p>HARCAMALAR YÜZDE 44, AÇIK YÜZDE 42 ARTTI</p>

<p></p>

<p>2027 teklifinde harcamalar 27 trilyon 276 milyar TL, gelirler 23 trilyon 408 milyar TL, açık 3 trilyon 868 milyar TL’ye yükseltildi. Böylece 2026 başlangıç bütçesine göre, harcamalardaki artış yüzde 44, gelirlerdeki artış yüzde 43,9, açıktaki artış da yüzde 42,6 oldu. Faiz giderleri 2 trilyon 742 milyar TL’den 3 trilyon 975 milyar TL’ye çıkarılarak yüzde 45 oranında artırıldı. Açığın milli gelire oranı 2026’da yüzde 3,1’e çekilirken, 2027’de yüzde 3,5 olarak hedeflendi.</p>

<p></p>

<p>SAVUNMA HARCAMALARI ARTIRILDI</p>

<p></p>

<p>En dikkat çeken artış Savunma Bakanlığı harcamalarında görüldü. Savunma Bakanlığı'nın 2026 yılı başlangıç ödeneği 823 milyar TL iken 2027 teklifinde 1 trilyon 533 milyar TL’ye yükseltildi. Artış oranı yüzde 86,2 olurken, savunma ve güvenlik harcamalarının toplamı 3 trilyon 454 milyar TL olarak planlandı. Silah, mühimmat ve sistem alımlarına yönelik tahsisatlarda yüzde 229’luk artış öngörüldü.</p>

<p></p>

<p>EĞİTİM VE SAĞLIK ÖDENEKLERİ &nbsp;</p>

<p></p>

<p>Eğitim Bakanlığı’nın ödeneği 1 trilyon 944 milyar TL’den 2 trilyon 459 milyar TL’ye çıkarılarak yüzde 26,5 artırıldı. Böylece eğitim alanına ayrılan toplam kaynak 3 trilyon 747 milyar TL oldu. Sağlık Bakanlığı ödenek tavanı 1 trilyon 961 milyar TL olarak belirlenirken, sağlık harcamalarının (SGK ve yükseköğretim dahil) toplamı 4 trilyon 532 milyar TL olarak hesaplandı.</p>

<p></p>

<p>SOSYAL YARDIMLAR VE VERGİ YÜKÜ</p>

<p></p>

<p>Sosyal yardımlar ve destekler kalemi 3 trilyon 406 milyar TL’ye yükseltildi. Doğrudan sosyal yardımlar 1 trilyon 341 milyar, elektrik-doğalgaz desteği 605 milyar, asgari ücrete kadar ücretlerin vergi istisnası ise 1 trilyon 460 milyar TL olarak planlandı. Genel bütçe vergi gelirleri hedefi 19 trilyon 906 milyar TL’ye çıkarıldı. KDV’den 5 trilyon 681 milyar, gelir vergisinden 5 trilyon 533 milyar, ÖTV’den 3 trilyon 284 milyar TL tahsil edilmesi öngörüldü.</p>

<p></p>

<p>DİYANET İŞLERİNE YÜZDE 31,4 ARTIŞ</p>

<p></p>

<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ödenek tavanı 10 trilyon 533 milyar TL’ye ulaştı. Diyanet İşleri Başkanlığı ödeneği yüzde 31,4 artışla 229 milyar TL’ye, Emniyet Genel Müdürlüğü ödeneği 716 milyar TL’ye, Jandarma Genel Komutanlığı ödeneği 499 milyar TL’ye yükseltildi. Yatırımlara 2 trilyon 849 milyar, belediyelere 2 trilyon 384 milyar, tarıma ise 1 trilyon 305 milyar TL ayrıldı.&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 26 18:51:28 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/2027-butcesi-yuzde-44-artti-rekor-faiz-ve-savunma-harcamalarinda-h108638.html">2027 bütçesi yüzde 44 arttı: Rekor faiz ve savunma harcamalarında</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-sel-olu-sayisi-dorde-cikti-h108637.html</link>
		<title>İstanbul&amp;#039;da sel: Ölü sayısı dörde çıktı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da sel kaynaklı can kaybı dörde yükseldi. Üç kişi aranıyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kentte 14 Ekim akşamı kuvvetli sağanak, birçok ilçede su baskınına neden olmuştu. Bir çocuk elektrik akımına kapılarak, sel sularından geçmeye çalışan 34 yaşındaki bir kişi başını kaldırıma çarparak ölmüştü. Dünse (15 Ekim) Kağıthane’de (ilçe) dere kenarındaki köprünün ayağına takılmış bir erkek ölü bulunmuştu.</p>

<p>Peşinden İstanbul Valiliği, sel kaynaklı sayısının üç yükseldiğini, dört kişininse arandığını açıklamıştı.</p>

<p>Bugün Sarıyer’deki Ayazağa Mahallesi’nde bir köprünün altında bir kişinin cansız bedeni bulundu.&nbsp;</p>

<p>Adli tıpa götürülecek cesedin Turgut Dursun adlı bir kişiye ait olduğu belirlendi.&nbsp;</p>

<p>Böylece sel kaynaklı toplam can kaybı dörde yükseldi, üç kişiyse aranıyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 26 13:42:46 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-sel-olu-sayisi-dorde-cikti-h108637.html">İstanbul&amp;#039;da sel: Ölü sayısı dörde çıktı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/abdullah-ocalan-jineoloj-kadin-onculugunun-ideolojik-zemini-h108636.html</link>
		<title>Abdullah Öcalan: Jineolojî kadın öncülüğünün ideolojik zemini olmalı</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Jineolojî Konferansı’na mesaj gönderen Abdullah Öcalan, sürecin öncülüğünü kadınların yürüteceğini belirterek, “Jineolojî, bu öncülüğün bilimsel ve ideolojik zemini olmaya devam etmeli” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Jineolojî Avrupa Konferansına mesaj gönderdi. Kadının özgür varoluşunu görmeyi ve ona layık bir alan açma arayışının çocukluğundan beri sürdüğüne işaret eden Abdullah Öcalan, “Barış ve demokrasi arayışı, siyasi bir müzakere süreci olduğu kadar toplumsal bir yeniden inşa sürecidir. Bu inşanın öncülüğünü kadınlar üstlenecektir” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan’ın mesajı şöyle;</p>

<p></p>

<p>“Sevgili yoldaşlar…</p>

<p></p>

<p>Jineolojî’nin bilinç ve emek taşıyıcıları, &nbsp;Özgür yaşamın inşacıları,</p>

<p></p>

<p>Çocukluğumdan bu yana içimde taşıdığım bir arayış vardır: Kadının özgür varoluşunu görmek ve ona layık bir yaşam alanı açmak. Bu arayış, oyun arkadaşlarımın oyundan çekilip alınması ve bacımın bir çuval bulgura gitmesiyle daha da derinleşti. Köyün kadınlarının sessiz direnişinde ve tanrıçalardan arta kalanların yükselişinde kurtuluşun mümkün olduğunu gördüm; ben de o inancın peşinden koştum. Hep onların izlerini takip ettim. Çünkü biliyordum ki toplumun en derin yarası, kadının köleleştirilmesiydi. Bunu anlamadan ne özgürlük, ne eşitlik, ne de gerçek bir demokrasi mümkün olabilirdi.</p>

<p></p>

<p>Jineolojî’yi ortaya koyarken amacım yalnızca bir kavram üretmek değildi. Kadın varlığını, tarihsel ve toplumsal gerçekliğiyle yeniden tanımlamak; onu nesne olmaktan çıkarıp özne kılmak, tarihe bırakılacak en hayati işimiz olacaktı. Binlerce yıllık ataerkil uygarlığın üstünü örttüğü tanrıça bilgeliğini ve Neolitik dönemin kadın eksenli yaşam biçimini yeniden gün yüzüne çıkarmak istedim. Toplumun sırtındaki hançer kadın köleliğiydi; bu hançer çıkarılmadan hiçbir toplumsal sorun kökten çözülemezdi. Jineolojî, işte bu hançeri tanımlayan, yerinden söküp atan ve yerine özgür yaşamın bilgisini koyan bir bilim olarak doğdu.</p>

<p></p>

<p>Bugüne kadar Jineolojî adına harcanan emekler, yazılanlar, tartışılanlar ve örgütlenenler, bu bilimin aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu gösterdi. Kadın perspektifine bir soluk, bir nefes niteliğindeydi. Kadın kimliğinin cinsiyetçi kalıplardan arındırılması, kendine ait bir düşünce ve eylem alanı yaratması, kendi tarihini yazması, insanlık tarihine bırakılacak en hayati ödev ve borçtu. Bunlar Jineolojî’nin temel uğraş alanı ve mücadele biçimi oldu. “Kadın doğulmaz, kadın olunur” düsturu önemlidir. Fakat bu oluş, erkeğin dayattığı sınırlar içinde değil, kadının kendi özgücüyle gerçekleşmelidir. Bu yüzden her kadının kendisine ait bir odası, kendi sesi ve kendi bilgisi olmalıdır dedik.</p>

<p></p>

<p>Ben bir erkek olarak bu süreçte kendimi sürekli sorguladım ve yeniledim. Buna da anlam biçtik ve yüzlerce yıllık egemen erkeklikten dönüşerek kurtulmayı hedefledik. Sosyalizmin temel ilkesinin kadın özgürlüğü olduğunu söyledim. Çünkü bir erkeğin gerçekten sosyalist olabilmesinin ölçüsü, kadınla doğru, eşit ve özgür bir ilişki kurabilmesidir. Tarihteki büyük sosyalist deneyimlerin çoğunda bu ilke eksik kaldı. O eksiklik, devrimlerin yarım kalmasına yol açtı. Bu eksikliği gidermek için çabaladım, tanrıçalara layık olmak istedim. Erkeği dönüştürmek ve onu kadınla birlikte özgürleşmeye çağırmak, benim için vazgeçilmez bir görev oldu.</p>

<p></p>

<p>Bugün önümüzde yeni bir süreç var. Barış ve demokrasi arayışı, siyasi bir müzakere süreci olduğu kadar toplumsal bir yeniden inşa sürecidir. Bu inşanın öncülüğünü kadınlar üstlenecektir. Çünkü şimdiye kadar kazanılan her önemli adımın yarısından fazlası, kadınların emeği, direnişi ve aklıyla gerçekleşmiştir. Bundan sonra da öyle olacaktır. Jineolojî, bu öncülüğün bilimsel ve ideolojik zemini olmaya devam etmelidir.</p>

<p></p>

<p>İhtiyaç duyduğunuz her anda sizinle birlikte olmaya, düşünmeye ve üretmeye devam edeceğim. Çünkü yaşamın anlamı, benim için, kadının özgür yaşayabilmesinde somutlaşır.</p>

<p></p>

<p>Bu konferans, Jineolojî’nin geçmişi kadar geleceğini de konuşsun. Kadın varlığını doğru tanımlasın. Özgür yaşamın bilgisini büyütsün. Yarım kalan projem, bu tartışmaların gücüyle kendini tamamlayacaktır. Sizlere olan inancım tamdır. Unutmayın ki ben hep sizinleyim.</p>

<p></p>

<p>Bitmeyen özlem ve sevgilerimle…</p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan</p>

<p></p>

<p>İmralı"</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 26 13:41:27 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/abdullah-ocalan-jineoloj-kadin-onculugunun-ideolojik-zemini-h108636.html">Abdullah Öcalan: Jineolojî kadın öncülüğünün ideolojik zemini olmalı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/aym-den-15-siyasi-parti-yoneticisi-hakkinda-suc-duyurusu-h108635.html</link>
		<title>AYM&amp;#039;den 15 siyasi parti yöneticisi hakkında suç duyurusu</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi (AYM), mali denetim nedeniyle 15 siyasi parti yöneticisi hakkında suç duyurusunda bulundu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Resmi Gazete’de yayınlanan kararlara göre 24 siyasi partinin çeşitli dönemlere ait kesin hesaplarının mali denetimi yapıldı.&nbsp;</p>

<p>İncelemeyle bazı partilerin kesin hesaplarının 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’na uygun olduğuna hükmedildi.&nbsp;</p>

<p>AYM, bazı partilerin hesaplarınınsa kanuna uygun olmasına rağmen incelenmesi adına gerekli evrakların zamanında sunulmadığını belirledi.</p>

<p>Buna göre mahkeme aşağıdaki 15 parti yöneticisi hakkında Ankara başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasını kararlaştırdı:</p>

<p>“Cihan Partisi, Sevgi ve Saygı Partisi, Adil Türkiye Partisi, Adalet Birlik Partisi, Türk Birliği Partisi, Ezilenlerin Sosyalist Partisi, Yenilik Partisi, Hak ve Huzur Partisi, Komünist Parti, Muhafazakar Yükseliş Partisi, Türkiyem Partisi, Aydınlık Geleceğin Partisi, Devrimci İşçi Partisi, Aydınlık Demokrasi Partisi ve Güç Birliği Partisi.”</p>

<p>Karar, Siyasi Partiler Kanunu’nun 111’inci maddesinin birinci fıkrasına dayandırıldı.&nbsp;</p>

<p>O fıkra şöyle:&nbsp;“Başsavcılıkça tutulacak siciller için istenen bilgi ve belgeleri vermeyen veya 102’nci madde hükümlerine aykırı hareket eden sorumluları hakkında üç aydan altı aya kadar hafif hapis ve 15 milyon liradan 30 milyon liraya kadar hafif para cezası hükmolunur.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 26 11:00:12 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/aym-den-15-siyasi-parti-yoneticisi-hakkinda-suc-duyurusu-h108635.html">AYM&amp;#039;den 15 siyasi parti yöneticisi hakkında suç duyurusu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/konut-satisi-bir-yilda-yuzde-93-azaldi-h108634.html</link>
		<title>Konut satışı bir yılda yüzde 9,3 azaldı</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[Eylülde satılan konut sayısı, 2025’in aynı ayına göre yüzde 9,3 azalarak 142 bin 390 olarak hesaplandı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK)&nbsp;eylül verilerinden öne çıkanlar şöyle:</p>

<p>Türkiye genelinde satılan ilk el konut sayısı, eylülde geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 3,9 artarak 51 bin 519’a yükseldi. İkinci el konut sayısı aynı dönemde yüzde 15,3 azalarak 90 bin 871 oldu.</p>

<p>Toplam satış içinde ilk el konut satışlarının payı yüzde 36,2, ikinci el olanların payı yüzde 63,8.</p>

<p>İpotekli satışlar arttı</p>

<p>Türkiye genelinde ipotekli konut satışları, eylülde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,1 artarak 23 bin 397 oldu.</p>

<p>Diğer konut satışları eylülde yıllık bazda yüzde 11,6 azalışla 118 bin 993 oldu.&nbsp;</p>

<p>Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 16,4, diğer satışların payı yüzde 83,6.</p>

<p>Yabancılara konut satışı arttı</p>

<p>Yabancıya konut satışı eylülde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,9 artarak 2 bin 167 oldu. Toplam satış içinde yabancılara konut satışının payı yüzde 1,5. En fazla konut 388’le Rusya, 166’yla Irak, 162’yle Almanya vatandaşlarına satıldı.</p>

<p>Ocak-eylül dönemi</p>

<p>Bu yılın ocak-eylül dönemi, 2025’in aynı dönemine kıyasla ilk el konut satış sayısı yüzde 0,6 azalarak 359 bin 913 oldu. İkinci el konut satış sayısı aynı dönemde yüzde 10 azalışla 733 bin 6’ya geriledi. Yani bu dönemde satılan toplam konut sayısı, 2025’in aynı dönemine göre yüzde 7,2 azalarak 1 milyon 92 bin 919 olarak kayıtlara geçti.</p>

<p>Aynı dönemde yabancıya konut satışı, geçen yılın ocak-eylül dönemine göre yüzde 4,3 azalarak 15 bin 308 oldu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 26 10:59:17 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/konut-satisi-bir-yilda-yuzde-93-azaldi-h108634.html">Konut satışı bir yılda yüzde 9,3 azaldı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-barajlarinda-doluluk-orani-iki-gunde-yuzde-10-artti-h108633.html</link>
		<title>İstanbul barajlarında doluluk oranı iki günde yüzde 10 arttı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da barajlarda doluluk oranı yüzde 10 artarak yüzde 48,02’ye çıktı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) doluluk oranlarını paylaştı. İki gün önce kentteki barajlarda doluluk oranı yüzde 38,06’ydı.</p>

<p>Kentte iki gündür kuvvetli yağışlar etkili oldu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’un son 83 yılın en fazla yağışını aldığını duyurdu.</p>

<p>İstatistikler: İSKİ</p>

<p>Geçen yıl aynı tarihteyse (16.10.2025) doluluk oranı yüzde 24,75’ti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 26 10:58:27 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-barajlarinda-doluluk-orani-iki-gunde-yuzde-10-artti-h108633.html">İstanbul barajlarında doluluk oranı iki günde yüzde 10 arttı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/altinda-toparlanma-suruyor-h108632.html</link>
		<title>Altında toparlanma sürüyor</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[ABD’de açıklanan enflasyon verilerinin ardından 4 bin 73 dolara kadar gerilen ons altın toparlanmaya devam ediyor.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>ABD’de açıklanan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerinin ardından bir haftanın en düşük seviyesine gerileyen altın fiyatları, ABD doları ve petrol fiyatlarındaki gevşemenin etkisiyle hızlı bir toparlanma sürecine girdi. Ons altın Çarşamba günü 4 bin 73 dolara kadar geriledi ancak şoku atlatan altın toparlanma eğilimini sürdürüyor.</p>

<p>Güncel altın satış fiyatları ise şöyle:</p>

<p>“* Gram altın satış fiyatı, 6 bin 631 TL,</p>

<p>* Çeyrek altın satış fiyatı, 10 bin 831 TL,</p>

<p>* Yarım altın satış fiyatı, 21 bin 664 TL,</p>

<p>* Tam altın satış fiyatı, 42 bin 921 TL,</p>

<p>* Cumhuriyet altını satış fiyatı, 43 bin 201 TL,</p>

<p>* Gremse altın satış fiyatı, 107 bin 631 TL,</p>

<p>* Ons altın satış fiyatı, 4 bin 174 dolar.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 26 08:52:51 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/altinda-toparlanma-suruyor-h108632.html">Altında toparlanma sürüyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/spor/tffden-amedspor-dahil-5-kulube-ceza-h108631.html</link>
		<title>TFFden Amedspor dahil 5 kulübe ceza!</title>
		<category><![CDATA[spor]]></category>
		<description><![CDATA[Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu (PFDK), Trendyol Süper Lig&#039;den 5 kulübe para cezası verdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>TFF'den&nbsp;yapılan&nbsp;açıklamaya&nbsp;göre&nbsp;kurul,&nbsp;Süper&nbsp;Lig'in7.&nbsp;haftasında&nbsp;oynanan&nbsp;maçlarda&nbsp;yaşanan&nbsp;disiplinihlalleri&nbsp;nedeniyle&nbsp;Trabzonspor'a&nbsp;780&nbsp;bin&nbsp;lira,Kocaelispor'a&nbsp;755&nbsp;bin&nbsp;lira,&nbsp;Galatasaray,&nbsp;Beşiktaş&nbsp;veAmedspor’a&nbsp;ise&nbsp;280'er&nbsp;bin&nbsp;lira&nbsp;para&nbsp;cezası&nbsp;uyguladı.</p>

<p>PFDK,&nbsp;Eyüpsporlu&nbsp;futbolcu&nbsp;Ahmed&nbsp;Abdullahi'yi&nbsp;3maç&nbsp;men,&nbsp;Trabzonsporlu&nbsp;oyuncu&nbsp;Melih&nbsp;Kabasakal'ıda&nbsp;1&nbsp;maç&nbsp;men&nbsp;cezasına&nbsp;çarptırdı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 26 08:51:45 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/spor/tffden-amedspor-dahil-5-kulube-ceza-h108631.html">TFFden Amedspor dahil 5 kulübe ceza!</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/dunya/trump-irana-karsi-nukleer-degil-ama-bombalarin-anasini-h108630.html</link>
		<title>Trump: İrana karşı nükleer değil ama Bombaların Anasını kullanabilirim</title>
		<category><![CDATA[dunya]]></category>
		<description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, İran’a karşı nükleer silah kullanmayı düşünmediğini belirterek Washington’ın buna ihtiyaç duymadığını söyledi. Trump, “Bombaların Anası” olarak bilinen bombanın ise nükleer değil, konvansiyonel bir silah olduğunu vurguladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Trump,&nbsp;perşembe&nbsp;günü&nbsp;Newsmax’e&nbsp;verdiğiröportajda,&nbsp;yönetiminin&nbsp;söz&nbsp;konusu&nbsp;bombayı&nbsp;İran’akarşı&nbsp;kullanmayı&nbsp;değerlendirdiğine&nbsp;ilişkin&nbsp;haberlerhakkında&nbsp;konuştu.&nbsp;Bombanın&nbsp;ABD’deki&nbsp;ara&nbsp;seçimlerinardından&nbsp;kullanılabileceğine&nbsp;dair&nbsp;iddialarsorulduğunda,&nbsp;bunun&nbsp;nükleer&nbsp;bir&nbsp;silah&nbsp;olmadığınınaltını&nbsp;çizdi.</p>

<p>Trump,&nbsp;“Bombaların&nbsp;Anası&nbsp;nükleer&nbsp;değil”&nbsp;diyerekbombayı&nbsp;“son&nbsp;derece&nbsp;büyük&nbsp;bir&nbsp;bomba”&nbsp;olaraknitelendirdi.</p>

<p>Silahın&nbsp;nükleer&nbsp;olmadığını&nbsp;yineleyen&nbsp;Trump,“Bombaların&nbsp;Anası&nbsp;çok&nbsp;büyük&nbsp;bir&nbsp;bomba&nbsp;ama&nbsp;nükleerdeğil”&nbsp;dedi.</p>

<p>Trump,&nbsp;ABD’nin&nbsp;nükleer&nbsp;silah&nbsp;kullanmayacağınıbelirterek,&nbsp;“Hayır,&nbsp;nükleer&nbsp;silah&nbsp;kullanmam.&nbsp;Bunagerek&nbsp;yok”&nbsp;ifadelerini&nbsp;kullandı.</p>

<p>Trump’ın&nbsp;açıklamaları,&nbsp;Amerikan&nbsp;medyasında&nbsp;bazıyetkililere&nbsp;dayandırılarak&nbsp;ABD&nbsp;ordusunun&nbsp;“BombalarınAnası”nı&nbsp;İran’a&nbsp;karşı&nbsp;kullanma&nbsp;seçeneğinideğerlendirdiğine&nbsp;ilişkin&nbsp;haberlerin&nbsp;ardından&nbsp;geldi.</p>

<p>GBU-43/B&nbsp;MOAB&nbsp;olarak&nbsp;adlandırılan&nbsp;bomba,&nbsp;ABD’nincephaneliğindeki&nbsp;en&nbsp;büyük&nbsp;nükleer&nbsp;olmayanbombadır.&nbsp;İran’a&nbsp;karşı&nbsp;devam&nbsp;eden&nbsp;savaşta&nbsp;şimdiyekadar&nbsp;kullanılmadı.&nbsp;Bombanın&nbsp;kullanılması,&nbsp;savaştaönemli&nbsp;bir&nbsp;tırmanış&nbsp;anlamına&nbsp;gelebilir.</p>

<p>Netanyahu’ya&nbsp;güven&nbsp;ve&nbsp;İsrail&nbsp;seçimleri</p>

<p>Röportajın&nbsp;başka&nbsp;bir&nbsp;bölümünde&nbsp;Trump’a,&nbsp;İsrailBaşbakanı&nbsp;Binyamin&nbsp;Netanyahu’ya&nbsp;güvenipgüvenmediği&nbsp;soruldu.&nbsp;Trump,&nbsp;“Açıkçası&nbsp;hiç&nbsp;kimseyegüvenmiyorum.&nbsp;Siyaset&nbsp;dünyasında&nbsp;kimseyegüvenmem”&nbsp;yanıtını&nbsp;verdi.</p>

<p>Trump,&nbsp;İsrailli&nbsp;yetkililerin&nbsp;kendisinden&nbsp;Netanyahu’nunseçim&nbsp;kampanyasına&nbsp;katılmasını&nbsp;istediklerini&nbsp;deaçıkladı.&nbsp;Seçim&nbsp;kampanyasına&nbsp;katılmayı&nbsp;planlayıpplanlamadığı&nbsp;sorulduğunda,&nbsp;“Evet,&nbsp;katılmamıistiyorlar.&nbsp;Evet,&nbsp;bunu&nbsp;istiyorlar”&nbsp;dedi.</p>

<p>Trump,&nbsp;röportajın&nbsp;sonunda&nbsp;Netanyahu&nbsp;ile&nbsp;ilişkileriniövdü&nbsp;ve&nbsp;aralarında&nbsp;“çok&nbsp;iyi&nbsp;bir&nbsp;ilişki”&nbsp;bulunduğunusöyledi.&nbsp;Ayrıca&nbsp;iki&nbsp;ülke&nbsp;arasındaki&nbsp;“çok&nbsp;başarılı&nbsp;askerîiş&nbsp;birliğini”&nbsp;övdü.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 26 08:50:52 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/dunya/trump-irana-karsi-nukleer-degil-ama-bombalarin-anasini-h108630.html">Trump: İrana karşı nükleer değil ama Bombaların Anasını kullanabilirim</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/atama-kararlari-resmi-gazete-de-gelir-idaresi-baskani-bakan-h108629.html</link>
		<title>Atama kararları Resmi Gazete&amp;#039;de: Gelir İdaresi başkanı bakan yardımcısı oldu</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla bazı atamalar Resmi Gazete’de yayınlandı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Gelir İdaresi Başkanı Bekir Bayrakdar, Hazine ve Maliye Bakanlığı bakan yardımcılığına getirildi.&nbsp;</p>

<p>Müzisyen ve besteci Can Atilla ise Devlet Opera ve Balesi genel müdürlüğüne atandı.</p>

<p>Diğer atamalar şöyle:</p>

<p>Adnan Yılmaz: SGK Emeklilik Hizmetleri genel müdür yardımcılığı</p>

<p>Kosava Büyükelçisi Sabri Tunç Angılı: Dışişleri Bakanlığı Dış Politika Plan ve Eşgüdüm genel müdürlüğü</p>

<p>Pervin Oymak:&nbsp;Kültür ve Turizm Bakanlığı Yaşayan Miras ve Kültürel Etkinlikler genel müdür yardımcılığı</p>

<p>Suat Faruk Giray: Vakıflar genel müdür yardımcılığı</p>

<p>Cüneyt Epcim: Milli Savunma Bakanlığı personel genel müdürlüğü</p>

<p>Göktuğ Bağlı: Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü yönetim kurulu üyeliği</p>

<p>Kutluhan Taşkın: Et ve Süt Kurumu yönetim kurulu üyeliği</p>

<p>Mehmet Akif Kaygusuz: Devlet Su İşleri VI. bölge müdürlüğü</p>

<p>Ömer Açıkgöz: Devlet Su İşleri IX. bölge müdürlüğü</p>

<p>Tuba Hatipoğlu: Ticaret Bakanlığı İthalat genel müdür yardımcılığı</p>

<p>Ayşegül Şahinoğlu Yerdeş: Ticaret Bakanlığı Uluslararası Anlaşmalar ve AB genel müdür yardımcılığı</p>

<p>Selami Yapıcı: Devlet Hava Meydanları İşletmesi yönetim kurulu üyeliği</p>

<p>Ertuğrul Karatay: Devlet Hava Meydanları İşletmesi genel müdür yardımcılığı</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 26 08:49:42 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/atama-kararlari-resmi-gazete-de-gelir-idaresi-baskani-bakan-h108629.html">Atama kararları Resmi Gazete&amp;#039;de: Gelir İdaresi başkanı bakan yardımcısı oldu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/ev-hapsindeki-gazeteci-murat-agirel-gozaltina-alindi-h108628.html</link>
		<title>Ev hapsindeki gazeteci Murat Ağırel gözaltına alındı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Gazeteci Murat Ağırel ev hapsindeyken gözaltına alındı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Haberi birlikte program yaptığı gazeteci Şule Aydın,&nbsp;X’ten&nbsp;şöyle duyurdu:&nbsp;“Murat ev hapsindeyken, ayağında kelepçe varken az önce gözaltına alındı, Vatan Emniyet’e götürülüyor.”</p>

<p>AKP Ankara Milletvekili Osman Gökçek, son günlerde fon vurgununa karışan Tera şirketinin bir avukatının Ağırel’in de avukatı olduğunu iddia ediyordu. Ağırel’se avukatı sadece iki kere gördüğünü söylemişti.</p>

<p>Öncesinde Ağırel, Gökçek ailesinin mal varlığıyla ilgili haberler yapmış; eski Ankara Büyükşehir Belediye başkanı Melih Gökçek, oğlu Ahmet Gökçek ve gelini Hülya Gökçek&nbsp;‘şüpheli’&nbsp;sıfatıyla vermiş.</p>

<p>Ev hapsindeydi</p>

<p>Ağırel, 7 Ekim’de Sözcü TV yayınında fon vurgunuyla ilgili şöyle konuşmuştu:</p>

<p>“Benim aldığım bilgilere göre iddia tabii. Bakan olarak Namık Gökalp ve Cengiz Erdal merkezli bir finansal yapı kurulduğunu, burada VIP üyelerin olduğunu, o üyelerden birinin de ticaret bakanı (Ömer Bolat) olduğu iddia ediliyor. İki firmanın adı bahsediliyor, bu firmalar EFG Enerji ve Hedef Portföy.</p>

<p>Tekne Bilişim ve İdeal Data’yla fonun şişirildiği, 2,43 giren kişilerden bahsediliyor bakanın. 400 koyup 800 aldığını bilmiyorum. İki firma var, şişirme; fonların yükseltildiği, o Ömer Bolat’ın da VIP listede olduğu, sonrasında tam operasyon yapılmadan önce çıkış yapıldığı ifade ediliyor. Firmalar, Ticaret Sicili’nde aynı adreste.”</p>

<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, iddiayı&nbsp;‘haysiyetsizce bir iftira’&nbsp;diye nitelemiş, Ağırel ve gazeteci İsmail Saymaz hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Bakan, ikiliyi&nbsp;‘kişisel verileri hukuka aykırı olarak yayma’,&nbsp;‘hakaret’,&nbsp;‘iftira’ve&nbsp;‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak’la suçlamıştı.</p>

<p>Ağırel, Saymaz’la birlikte 9 Ekim’de başsavcılığa ifade vermiş, nöbetçi mahkeme, iki ismi&nbsp;‘karakolda imza’&nbsp;şartıyla serbest bırakmıştı. Başsavcılık bu karara itiraz edince 10 Ekim’de ikili için ev hapsi kararı verilmişti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 26 08:48:40 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/ev-hapsindeki-gazeteci-murat-agirel-gozaltina-alindi-h108628.html">Ev hapsindeki gazeteci Murat Ağırel gözaltına alındı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/meteoroloji-den-bircok-kentte-icin-yagis-uyarisi-h108627.html</link>
		<title>Meteoroloji&amp;#039;den birçok kentte için yağış uyarısı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Hava tahminlerine göre Riha, İzmir, Manisa ve Aydın dışında kalan bütün kentlerde yağışlar etkili olacak.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Meteoroloji günlük hava tahmini raporunu yayınladı. Rapora göre, Riha İzmir, Manisa ve Aydın dışında kalan diğer bölgelerin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların; Batı Karadeniz, Doğu Akdeniz, Kırklareli kıyıları, Balıkesir'in kuzeyi, İstanbul, Antalya, Ankara, Kırşehir, Kırıkkale, Çankırı ve Çorum çevrelerinde kuvvetli olması bekleniyor. Kürdistan’ın batı bölgesinde toz taşınımı görüleceği tahmin ediliyor.</p>

<p></p>

<p>UYARILAR</p>

<p></p>

<p>Rapora göre, Marmara bölgesinde devam eden yağışların, İstanbul'un özellikle Avrupa Yakası başta olmak üzere kuzey ilçeleri ile Kırklareli'nin kıyısında kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. Yağışların, gece saatlerinden itibaren etkisini artırarak Cumartesi (17.10.2026) günü İstanbul il geneli ve Kırklareli çevrelerinde kuvvetli olarak devam etmesi bekleniyor. Batı Karadeniz'de görülecek yağışların Düzce, Zonguldak, Bartın, Karabük, Kastamonu ve Sinop çevrelerinde kuvvetli olacağı tahmin ediliyor. &nbsp;Doğu Akdeniz'de beklenen sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışların, Adana ve Osmaniye çevreleri ile Mersin ve Hatay'ın kıyı ilçelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor. Meteoroloji söz konusu bölgeler için sel ve su baskını uyarısında bulundu. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>MEREŞ İÇİN SEL UYARISI&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kürdistan’da Riha dışında bütün kentlerde yerel sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor. Mereş’in güneybatı ilçelerinde yerel kuvvetli olması beklendiğinden sel, su baskını, yıldırım, yağış anında kuvvetli rüzgar bekleniyor. Kürdistan’ın batı kentlerinde ise toz taşınımı bekleniyor. &nbsp;Erzirom 18, Qers 19, Meletî 19, Wan 20, Amed 23, Mêrdîn 23, Sêrt 24 ve Riha 25 derece olacak.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Diğer bölgelerde hava tahmini ise şöyle:&nbsp;</p>

<p></p>

<p>*Marmara Bölgesi’nde havanın, &nbsp;çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, İstanbul çevreleri ve Kırklareli kıyıları ile Balıkesir'in kuzey kesimlerinde kuvvetli olması bekleniyor.</p>

<p></p>

<p>*Ege Bölgesi’nde havanın, çok bulutlu, İç Ege ile Muğla çevrelerinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Rüzgârın, Güney Ege kıyılarında kuzeyli yönlerden kuvvetli (40-60 km/sa) esmesi bekleniyor.</p>

<p></p>

<p>*Akdeniz Bölgesi’nde havanın, çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Doğu Akdeniz ile Antalya çevrelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p>

<p></p>

<p>*İç Anadolu Bölgesi’nde havanın, çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, akşam saatlerinden sonra Ankara, Kırşehir, Kırıkkale ve Çankırı çevrelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p>

<p></p>

<p>*Batı Karadeniz’de havanın, çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, bölge genelinde (Bolu hariç) yerel kuvvetli olması bekleniyor. Orta ve Doğu Karadeniz’de havanın, &nbsp;çok bulutlu, bölge genelinin aralıklı sağanak ve gök gürültülü sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, gece saatlerinde Çorum çevrelerinde yerel kuvvetli olması bekleniyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Fri, 16 Oct 26 08:47:34 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/meteoroloji-den-bircok-kentte-icin-yagis-uyarisi-h108627.html">Meteoroloji&amp;#039;den birçok kentte için yağış uyarısı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/cevre-bakani-istanbul-son-83-yilin-en-fazla-yagisini-aldi-h108626.html</link>
		<title>Çevre bakanı: İstanbul son 83 yılın en fazla yağışını aldı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’un son 83 yılın en fazla yağışını aldığını duyurdu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kentte 14 Ekim akşamı etkisini artıran kuvvetli sağanak, birçok ilçede su baskınına neden oldu. Bir çocuk elektrik akımına kapılarak, sel sularından geçmeye çalışan 34 yaşındaki bir kişiyse başını kaldırıma çarparak öldü.</p>

<p>Bugünse (15 Ekim) Kağıthane’de (ilçe) dere kenarındaki köprünün ayağına takılmış bir erkek ölü bulundu. 40’lı yaşlardaki kişinin, Sarıyer’de (ilçe) sel sularına kapılarak bölgeye sürüklendiği öne sürüldü.</p>

<p>İçişleri Bakanlığı, beşi İstanbul’da biri Kocaeli’de olmak üzere altı kişi için kayıp başvurusu yapıldığını bildirdi.&nbsp;</p>

<p>‘Barajlardaki doluluk bir günde yüzde 7 arttı’</p>

<p>Bakan Kurum’un İstanbul’daki yağışa ilişkin verdiği bilgiler özetle şöyle:</p>

<p>* Şehir son 83 yılın en yüksek yağışını aldı.</p>

<p>* Metrekareye 24 saatte 186 kilogram yağış düştü.</p>

<p>* Barajlardaki doluluk bir günde yüzde 7 arttı.</p>

<p>* 48 toprak kayması meydana geldi.</p>

<p>* 53 istinat duvarı yıkıldı.</p>

<p>* Koordinasyon merkezlerine 9 bin 755 ihbar yapıldı.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 23:56:12 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/cevre-bakani-istanbul-son-83-yilin-en-fazla-yagisini-aldi-h108626.html">Çevre bakanı: İstanbul son 83 yılın en fazla yağışını aldı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/amedspor-konyaspor-maci-oncesi-vali-zorluoglundan-guvenlik-toplantisi-h108625.html</link>
		<title>Amedspor-Konyaspor maçı öncesi Vali Zorluoğlundan güvenlik toplantısı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Diyarbakır Valilsi Murat Zorluoğlu, cumartesi günü oynanacak Amedspor-Konyaspor karşılaşması öncesi güvenlik toplantısı yaptı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Trendyol&nbsp;Süper&nbsp;Lig'in&nbsp;8’inci&nbsp;haftasında&nbsp;cumartesigünü&nbsp;Amedspor,&nbsp;sahasında&nbsp;Konyaspor’u&nbsp;konukedecek.</p>

<p>Karşılaşma&nbsp;öncesi&nbsp;Diyarbakır&nbsp;Valisi&nbsp;Murat&nbsp;Zorluoğlubaşkanlığında&nbsp;güvenlik&nbsp;toplantısı&nbsp;düzenlendi.</p>

<p>Toplantıya&nbsp;ilişkin&nbsp;Valilik'ten&nbsp;yapılan&nbsp;açıklamada,“Diyarbakır&nbsp;Valiliği&nbsp;Valimiz&nbsp;Murat&nbsp;Zorluoğlu’nunbaşkanlığında,&nbsp;Amed&nbsp;Sportif&nbsp;Faaliyetler-TÜMOSANKonyaspor&nbsp;karşılaşması&nbsp;öncesinde&nbsp;Spor&nbsp;GüvenliğiToplantısı&nbsp;gerçekleştirildi.&nbsp;Toplantıda,&nbsp;karşılaşmanınhuzur&nbsp;ve&nbsp;güven&nbsp;ortamı&nbsp;içerisinde&nbsp;gerçekleştirilmesi,taraftarların&nbsp;stadyuma&nbsp;güvenli&nbsp;ulaşımının&nbsp;sağlanmasıve&nbsp;müsabaka&nbsp;süresince&nbsp;gerekli&nbsp;güvenlik&nbsp;tedbirlerininalınmasına&nbsp;yönelik&nbsp;çalışmalar&nbsp;ele&nbsp;alındı”&nbsp;denildi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 22:38:20 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/amedspor-konyaspor-maci-oncesi-vali-zorluoglundan-guvenlik-toplantisi-h108625.html">Amedspor-Konyaspor maçı öncesi Vali Zorluoğlundan güvenlik toplantısı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/leyla-zanadan-cozum-mesaji-tunelin-ucunda-gelecek-h108624.html</link>
		<title>Leyla Zanadan &amp;#039;çözüm&amp;#039; mesajı: Tünelin ucunda gelecek için güçlü bir umut ışığı görülmüştür</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Avrupa Parlamentosu Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü sahibi Kürt siyasetçi Leyla Zana, Avrupa Birliği Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) tarafından Brüksel’de düzenlenen 20. Uluslararası Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler Konferansı’na gönderdiği mesajda, “Kürt halkının haklarının demokratik ve anayasal güvencelere kavuşturulması gerektiğini” kaydetti.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Avrupa&nbsp;Parlamentosu&nbsp;SakharovDüşünce&nbsp;Özgürlüğü&nbsp;Ödülü&nbsp;sahibi&nbsp;Kürt&nbsp;siyasetçi&nbsp;LeylaZana,&nbsp;Avrupa&nbsp;Birliği&nbsp;Türkiye&nbsp;Yurttaş&nbsp;Komisyonu(EUTCC)&nbsp;tarafından&nbsp;Brüksel’de&nbsp;düzenlenen&nbsp;20.Uluslararası&nbsp;Avrupa&nbsp;Birliği,&nbsp;Türkiye,&nbsp;Ortadoğu&nbsp;veKürtler&nbsp;Konferansı’na&nbsp;gönderdiği&nbsp;mesajda,&nbsp;“Kürthalkının&nbsp;haklarının&nbsp;demokratik&nbsp;ve&nbsp;anayasalgüvencelere&nbsp;kavuşturulması&nbsp;gerektiğini”&nbsp;kaydetti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 22:37:10 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/leyla-zanadan-cozum-mesaji-tunelin-ucunda-gelecek-h108624.html">Leyla Zanadan &amp;#039;çözüm&amp;#039; mesajı: Tünelin ucunda gelecek için güçlü bir umut ışığı görülmüştür</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/pervin-buldan-surec-karsilikli-adimlarla-ilerlemeli-h108623.html</link>
		<title>Pervin Buldan: Süreç karşılıklı adımlarla ilerlemeli</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[AP’deki Kürt Konferansı’nda konuşan Pervin Buldan, sürecin karşılıklı adımlarla ilerlemesi gerektiğini belirterek, “Öcalan&#039;ın özgür çalışma koşullarının bir an önce oluşturulması gerekiyor” dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen Kürt Konferansı’nın son oturumu “Barış Süreci ile Demokratikleşme Krizi Arasında Türkiye: Diyalog, Hukukun Üstünlüğü ve Siyasi Katılımın Geleceği” başlığı altında yapıldı. Bu oturuma gazeteci Dilek Odabaşı moderatörlük yaptı.</p>

<p></p>

<p>DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan, DEVA Partisi Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Yeni Parti Milletvekili Okan Konuralp ve CHP Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı bu oturumda söz aldı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Oturumda ilk sözü alan Pervin Buldan, sürecin geldiği aşamaya dikkat çekerek, “Türkiye'de kalıcı barışın sağlanması, Ortadoğu'nun yanı sıra Avrupa'yı da olumlu yönde etkileyecektir” dedi. &nbsp;Pervin Buldan, “Kürtlerin yarım asırdır maruz kaldığı hak ihlalleri, işkence ve baskı politikaları sonucunda Avrupa ülkeleri Kürt sorunuyla ve Kürt halkıyla yakından tanıştı. Nitekim yıllar içerisinde Kürt sorunu bölgesel, hatta küresel bir meseleye dönüştü ve Avrupa'yla da yakından ilişkili hale geldi” dedi. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bugün Avrupa'daki diasporanın önemli bir bölümünü de Kürtlerin oluşturduğunu belirten Pervin Buldan, “Bu nedenle, bir zamanlar demokratik değerlerin aktif savunucusu olan Avrupa Birliği'nin Türkiye'de yürütülen barış sürecine olumlu katkı sunması, süreci desteklemesi ve kendisine düşen rolü üstlenmesi hepimizin temel beklentisidir” diye ifade etti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>TARİHİ DÖNÜM NOKTASI&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Çözüm sürecinin tarihi bir dönüm noktasında olduğunu ifade eden Pervin Buldan, &nbsp;“Özellikle Ortadoğu'daki kriz ve çatışma ortamının yarattığı büyük riskler ve tehditler karşısında, Sayın Öcalan'ın 27 Şubat Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı'yla başlattığı ve Sayın Devlet Bahçeli ile Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi irade ortaya koyarak önünü açtığı çözüm süreci, tarihî bir dönüm noktasındadır.</p>

<p></p>

<p>Bu süreç; halklar, demokrasi, evrensel hukuk ve demokratik siyaset açısından yeni bir dönemin kapısını aralamıştır. Bu nedenle Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ni yüzyılın projesi olarak nitelendirmek yanlış olmayacaktır” dedi.</p>

<p></p>

<p>Sürecin doğru okunması gerektiğini belirten Pervin Buldan, şunları dile getirdi: &nbsp;“Kürt sorununun demokratik çözümü, hem Türkiye hem de Ortadoğu açısından herkesin huzur ve güven içinde, kardeşlik hukuku temelinde yaşayabileceği bir ortamın en güçlü güvencesidir. Bu fırsatın herkes tarafından doğru anlaşılması gerekiyor. Çünkü tarihi fırsatlar doğru değerlendirildiğinde ülkeler krizlerden çıkabilir ve demokrasiyle buluşabilir. Bu nedenle Barış ve Demokratik Toplum Süreci etrafında kenetlenmek, birlikte yol almak, barışı ve demokrasiyi el birliğiyle inşa etmek, önümüzdeki yüzyılın seyrini belirleyecek bir adım olacaktır. Bu süreç yalnızca Kürt halkının demokratik haklarıyla sınırlı değildir. Kürt sorunu, Türkiye'nin de Ortadoğu'nun da ortak gelecek meselesidir. Bu; ortak demokrasinin birlikte inşa edilmesi, halkların haklarını esas alan bir hukuk düzeninin oluşturulması, özgürlüklerin hukuki güvence altına alınması ve yerel demokrasinin yanı sıra demokratik siyaset kanallarının en kapsayıcı biçimde sonuna kadar açılması sürecidir.Barış süreci; Kürtlerin, Türklerin, Alevilerin ve farklı kimliklere ve inançlara sahip bütün toplum kesimlerinin ortak güvencesidir.”</p>

<p></p>

<p>Pervin Buldan sözlerini şöyle sürdürdü: “Öncelikle çerçeve yasanın yürürlüğe girmesi, kurulların çalışmaya başlaması ve sürecin önünün açılması için Milli Güvenlik Kurulu kararının ivedilikle alınmasını bekliyoruz. Aynı şekilde, Meclis'te izleme kurulunun bir an önce oluşturulması ve çalışmalarına başlaması gerektiğini vurguluyoruz.</p>

<p></p>

<p>Bununla eş zamanlı olarak, Sayın Öcalan'ın kendisine bağlı olarak kurulacak Barış ve Siyasallaşma Kurulu'nda koordinatörlük görevini üstlenmesini bekliyoruz.</p>

<p>Çünkü bu süreç, karşılıklı adımlarla ilerlemesi gereken bir süreçtir. Sayın Öcalan'ın silahsızlanma aşamasında üstlendiği rol gibi, siyasal ve demokratik inşa sürecinde de koordinatörlük görevini yürütmesi, kurulun amacına ulaşmasını sağlayacaktır. Bu bağlamda, Sayın Öcalan'ın özgür çalışma koşullarının bir an önce oluşturulması gerektiğini de vurgulamak istiyorum.</p>

<p></p>

<p>Sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle, gazetecilerle ve siyasetçilerle görüşebilmesinin koşulları sağlanmalı; bu sürecin devamlılığı hukuki güvencelerle teminat altına alınmalıdır.</p>

<p></p>

<p>Çünkü yalnızca tarafların değil, toplumun farklı kesimlerinin de barış ve demokratikleşme sürecinde söz söyleyebilmesi ve katkı sunabilmesi gerekiyor. Bunun yolu da bu imkânların sağlanmasından geçiyor.”</p>

<p></p>

<p>EKMEN: KENDİNE ÖZGÜ BİR SÜREÇTEN GEÇİYORUZ</p>

<p></p>

<p>DEVA Partisi milletvekili Mehmet Emin Ekmen, sürece tam destek veren bir parti olduklarını belirterek, “Gerçekten de kendine özgü bir süreçten geçiyoruz. Elbette çatışma çözümü süreçleri birbirine benzemez. Bu süreçlerin genel disiplinleri ve temel ilkeleri vardır. Ancak Türkiye'de oldukça kendine özgü, alışılmış kalıplara sığmayan bir süreçten söz ediyoruz” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Yasal düzenlemelerin önemine dikkat çeken Ekmen, “Partimiz, Türkiye'de Kürt meselesinin kök nedenlerini ortadan kaldıracak yasal ve anayasal düzenlemelerin yapılmasını, kalıcı barışın tesis edilmesini ve bununla birlikte çatışma çözümü alanındaki deneyimlerden ve akademik çalışmalardan yararlanılarak, bu meseleden kaynaklanan ancak zaman zaman meselenin sınırlarını da aşan silahlı örgütün silahsızlandırılması ve tasfiyesi sürecinin yürütülmesini desteklemektedir” şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p>KÖK NEDENLER ORTADAN KALDIRILMALI</p>

<p></p>

<p>Ekmen, Kürt meselesinin kök nedenlerini ortadan kaldırarak kalıcı barışı sağlamak açısından yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: “* Anadil ve kültürel haklar: Kürtçede anadilinde eğitim hakkının ve kültürel hakların yasal ve anayasal güvence altına alınması.</p>

<p></p>

<p>* Eşit vatandaşlık: Anayasal vatandaşlık ve eşit vatandaşlık ilkelerinin hem hukuki metinlerde hem de yaşamın her alanında karşılık bulması.</p>

<p></p>

<p>* Yerel yönetimler: Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi.</p>

<p></p>

<p>Bu meseleleri ciddi biçimde ele aldığınızda, Kürt sorununun kök nedenlerini önemli ölçüde ortadan kaldırabilirsiniz. Ancak yalnızca bu sürecin kendisi değil, son on yılda yaşadıklarımız da bize başka bir gerçeği öğretti: Kürt meselesine ilişkin bu üç temel başlığı hayata geçirecek bir ülkenin aynı zamanda demokratik ve çoğulcu olması, kuvvetler ayrılığını uygulaması ve hukukun üstünlüğüne dayanan bir hukuk devleti niteliğini taşıması gerekiyor. Aksi halde, yalnızca tek bir alanda sağlanan gelişmelerin ülkenin tamamında beklenen sonuçları doğurması mümkün değildir.”</p>

<p></p>

<p>Sürecin geldiği aşamaya işaret eden Ekmen, “Silahsızlanmanın yüzde 100 oranında gerçekleştiğini kesin olarak tespit etmenin kolay olmadığını düşünüyoruz. Devletin, örgütün silahsızlanma yönündeki iradesini güçlü biçimde teyit etmesi mümkün olabilir. Gelişmelere, boşaltılan alanlara ve diğer tartışmalara baktığımızda, örgütün bu kararı gerçekten aldığı ve sürecin ilerleyeceği yönünde güçlü bir değerlendirme yapılabilir.</p>

<p></p>

<p>Aksi takdirde, en az 300 kişinin Kandil'de bulunduğu ve kapsam dışında kaldığı bir formülle devlet kurumları yüzde 100 silahsızlanmayı nasıl teyit edecek?</p>

<p></p>

<p>Milli Güvenlik Kurulu bu konuda bir karar alacak. Açıkçası, bu kararın nasıl şekilleneceğini ben de merak ediyorum. Sanıyorum ki yüzde 100'lük kesin bir teyit yerine, yaşanan gelişmelerin ve kaydedilen ilerlemenin güçlü biçimde doğrulanmasına dayanan bir karar çıkabilir. Umarım bu karar yıl içerisinde alınır. Hatta alınmalıdır da. Yasanın kapsayıcılığı sürekli tartışma konusu oldu. Ancak bu konudaki bazı eleştirilerin belirli bir ölçüyü aştığını düşünüyorum.</p>

<p></p>

<p>Şöyle açıklayayım: Hem devlet kaynakları hem de meseleyi yakından bilen arkadaşlarımız, yaklaşık 50 bin kişinin gizli durumda olduğunu ve 125 bin soruşturma dosyasının bulunduğunu ifade ediyorlar.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Kapsam dışında kalan kişi sayısının 900 civarında olduğu belirtiliyor. Kapalı oturumlarda yapılan bilgilendirmelerden ve taraflarla gerçekleştirdiğim görüşmelerden edindiğim izlenime göre, bu 900 kişinin yaklaşık 500'ü hâlihazırda cezaevinde. Yaklaşık 300'ü Kandil'de, 100'ü ise muhtemelen Avrupa'da bulunuyor.</p>

<p></p>

<p>Elimizde devletin elindeki bilgiler yok; bu nedenle kesin bir tablo sunmuyor, mevcut bilgiler üzerinden bir değerlendirme yapıyoruz.</p>

<p></p>

<p>Ancak 125 bin dosyanın yüzde 99,5'ini kapsayan bir düzenlemenin kapsayıcılığını küçümsememek gerekir.</p>

<p></p>

<p>Elbette kapsam dışında kalanlara ilişkin eleştiriler yapılabilir. Fakat bu eleştirilerin, sürecin ilerlemesini ve barışın inşasını engelleyecek bir tutuma dönüşmemesi gerektiğini düşünüyorum” diye ifade etti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>SALICI: BU DÖNEMİ ISKALARSAK ÇÖZÜM DAHA DA ZORLAŞACAK</p>

<p></p>

<p>CHP milletvekili Oğuz Kaan Salıcı, sürecin iyi değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, &nbsp;“Önemli olan, silahları ortadan kaldırmayı ve çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan bir siyasetin izlenmesidir. Bu yaklaşımın geniş bir kabul gördüğünü düşünüyorum. Silahların devre dışı kalıyor olması da Türkiye'de önümüzdeki dönemde demokrasi alanında atılabilecek olumlu adımlar açısından umut verici bir gelişmedir.</p>

<p></p>

<p>Biz bu meseleyi keşke 1990'larda çözebilseydik. O zaman bu, Türkiye'nin kendi iç dinamikleriyle geliştirdiği bir çözüm olabilirdi. Bugün ise dört ülkeyi ve bütün bir bölgeyi konuşuyoruz.</p>

<p></p>

<p>Eğer bu dönemi ıskalarsak, gelecekte meseleyi çok daha geniş bir çerçevede, sürece dâhil olan çok daha fazla aktörle birlikte çözmeye çalışmak zorunda kalabiliriz. Üstelik her geçen gün işlerin daha da zorlaştığını hep birlikte görüyoruz ve yaşıyoruz.</p>

<p></p>

<p>Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi'nin yaklaşımı açık: Elbette demokratik mücadelemizi sürdüreceğiz. Hukuk devleti ve insan hakları için mücadele edeceğiz. Bu konuda en ufak bir tereddüdümüz yok. Baskı altında kalırsak buna da direneceğiz. Ancak silahların ortadan kaldırıldığı ve Kürt meselesinin silahlı çatışmadan arındırıldığı bir sürecin de sonuna kadar destekçisi olacağız” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Sürece sahip çıkan her partinin, tabanının da olduğu gibi sahip çıkmadığına dikkat çeken Salıcı, ancak bu Kürt meselesi çözülmesin şeklinde değil, baskılarla ilgili olduğunu belirterek, toplumsal rızayı oluşturmak gerektiğini vurguladı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘İKTİDAR DEĞİŞSE DE SÜREÇ DEVAM EDECEK’</p>

<p></p>

<p>Sürecin çözümün devlet politikasına dönüşmüş olmasından dolayı önemli olduğunu söyleyen Salıcı, “Siyasi iktidar değişse dahi, süreç devam edecek demektir. Böyle olması gerektiğine inanıyoruz zaten. Bu süreç bir siyasi partinin kendi tekeliyle, kendi iktidar ömründe sonuçlandırabileceği bir süreç olamaz. Devlet politikası haline gelmesi oldukça kıymetlidir” dedi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>KONURALP: TÜRKİYE’NİN ORTAK GELECEK SORUNU</p>

<p></p>

<p>Yeni Parti milletvekili Okan Konuralp, “Bu konferansın yirmincisi düzenleniyor. Pandemi döneminde yapılamayan iki yılı da hesaba kattığımızda, bu aslında yirmi iki yıllık bir tarihe işaret ediyor. Ben de 2013-2014 yıllarında, bir gazeteci olarak bu sürece tanıklık ettim. Buradan baktığımızda, bu yirmi iki yılı ya da benim katıldığım 2013-2014 döneminden itibaren geçen on iki yılı, Kürt sorununun çözümü açısından kaybedilmiş yıllar olarak değerlendirebiliriz” dedi. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>Konuralp, “Kürt sorununun tarihi yalnızca çözüm arayanların, bu soruna çözüm bulmak için mücadele edenlerin tarihi değildir. Aynı zamanda ‘Kürt sorunu yoktur’ söylemine karşı verilen mücadelenin de tarihidir. Şimdi yeni bir aşamadayız. Artık Kürt sorununun var olmadığını söyleyen neredeyse kimse yok. Herkes bir biçimde sorunun adını koymuş durumda. Herkes kendi bulunduğu siyasi konumdan hareketle çeşitli çözüm yolları ve adımlar öneriyor ya da bunları hayata geçirmeye çalışıyor.</p>

<p></p>

<p>Bu salonda bulunan herkes de sorunun çözümüne farklı pencerelerden bakıyor olabilir. Ancak sonuçta sorunun varlığı artık açıkça kabul ediliyor. Bugün, buradan hareketle Türkiye'nin ve aynı zamanda bölgenin tarihini değiştirebilecek bir sürecin içerisindeyiz.</p>

<p>Cumartesi Anneleri'nin, Barış Anneleri'nin ve Diyarbakır Anneleri'nin yüreklerindeki acının bir nebze olsun azalacak olması bile, bence bu süreci desteklemek için başlı başına en anlamlı gerekçedir” diyen Konuralp, “Biz bu süreci vicdani, ahlaki ve toplumsal açıdan olduğu kadar ekonomik açıdan da bütünüyle destekliyoruz” diye belirtti. &nbsp;</p>

<p></p>

<p>İktidarın tüm antidemokratik uygulamalarına rağmen, Türkiye’de açılan barış kapısını desteklediklerini ifade eden Konuralp, “Bu kapıdan geçerek demokratik bir geleceğe ulaşmak istiyoruz. Kürt sorunu eşit yurttaşlık, Türkiye’nin ortak geleceği sorunudur. Siyasi iktidarın herhangi bir lütfu olarak değerlendirilemez” dedi.&nbsp;</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 22:35:31 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/pervin-buldan-surec-karsilikli-adimlarla-ilerlemeli-h108623.html">Pervin Buldan: Süreç karşılıklı adımlarla ilerlemeli</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/mazlum-ebd-ile-bafil-talaban-gorustu-h108622.html</link>
		<title>Mazlum Ebdî ile Bafil Talabanî görüştü</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Mazlum Ebdî ve Bafil Talabanî Silêmanî’de bir araya geldi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>YNK Genel Başkanı Bafil Talabanî ile Suriye Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Mazlum Ebdî Federe Kürdistan Bölgesi’nin Silêmanî kentinde bir araya geldi. Toplantıya YNK’li Şêx Ehmed Hemekerim ve Hawrê Şêx Dara’nın da katıldığı belirtildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Görüşmede son dönemde yaşanan bölgesel gelişmeler ve Suriye’nin durumunun ele alındığı belirtildi. Görüşmede ayrıca her iki tarafında arasındaki ortaklaşmanın arttırılması yönünün de vurgulandığı aktarıldı.</p>

<p></p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 22:34:42 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/mazlum-ebd-ile-bafil-talaban-gorustu-h108622.html">Mazlum Ebdî ile Bafil Talabanî görüştü</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/avustralya-parlamentosunda-kurt-dostluk-grubu-kuruldu-h108620.html</link>
		<title>Avustralya Parlamentosunda Kürt Dostluk Grubu kuruldu</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Avustralya’nın Yeni Güney Galler Eyalet Parlamentosu’nda Yeşiller, İşçi ve Liberal partilerden 11 milletvekilinin katılımıyla “Kürt Dostluk Grubu” kuruldu.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Avustralya’nın Yeni Güney Galler (NSW) Eyalet Parlamentosu’nda düzenlenen etkinlikle Kürt Halkının Parlamento Dostları Grubu kuruldu. Yeşiller Partisi, İşçi Partisi ve Liberal Parti’den 11 milletvekilinin yer aldığı grubun kuruluşu, parlamentoda düzenlenen törenle kutlandı.</p>

<p></p>

<p>Etkinliğe İşçi Partisi, Yeşiller Partisi, Liberal Parti ve Sosyalist İttifak temsilcilerinin yanı sıra Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK), Kürdistan Yurtseverler Birliği (YNK), Avustralya Demokratik Kürt Toplumu Federasyonu (FDKS-A), Demokratik Kürt Toplum Merkezi (DKTM), PEN Sydney ve Sydney Kürt Gençlik Derneği temsilcileri katıldı.</p>

<p></p>

<p>Etkinliğe Dürzi, Ermeni, Êzidî, Tamil ve Myanmar toplumlarının temsilcileri ile sivil toplum örgütleri katıldı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>GRUBUN ÖNEMİ</p>

<p></p>

<p>Avustralya Demokratik Kürt Toplumu Federasyonu Diplomasi Komisyonu Sözcüsü Baran Söğüt, dostluk grubunun kurulmasının önemli olduğunu belirterek, “Kürt halkının tarih boyunca hafızasına kazınmış bir söz vardır: ‘Dağlardan başka dostumuz yok.’ Bir yüzyılı aşkın süredir bu söz, Kürt halkının yaşadığı acıların, yalnızlığın ve direnişin ifadesi olarak yankılanmıştır.</p>

<p></p>

<p>Zorunlu göçlerin, inkârın, asimilasyonun ve şiddetin damga vurduğu tarihimiz boyunca dağlar, halkımız için yalnızca bir sığınak olmadı. Dağlar, kimliğimizi, dilimizi, kültürümüzü ve özgürlük umudumuzu koruduğumuz yerler oldu.</p>

<p></p>

<p>Saddam Hüseyin rejiminin kimyasal saldırılarından kaçarken, İran rejiminin idamlarından ve baskılarından korunmaya çalışırken, Türkiye’nin askerî operasyonlarıyla karşı karşıya kalırken ya da IŞİD’in karanlığına karşı mücadele ederken dağlar halkımızın sığınağı oldu.</p>

<p></p>

<p>Uzun yıllar boyunca Kürtler kendilerini yalnız hissettiler. Dünyanın kendilerini görmesini, acılarını duymasını ve haklı mücadelelerini anlamasını beklediler.</p>

<p></p>

<p>Fakat zamanla bir şey değişmeye başladı. Kürt halkının dostları ortaya çıkmaya, seslerini yükseltmeye ve bizimle omuz omuza durmaya başladılar. Bize dostlarımız olduğunu gösterdiniz. Bugün burada kuruluşunu kutladığımız Parlamento Dostları Grubu, işte bu dayanışmanın en somut örneklerinden biridir.”</p>

<p></p>

<p>‘KÜRT HALKININ DÜNYANIN HER YERİNDE DOSTLARI VAR’</p>

<p></p>

<p>Avustralya Demokratik Kürt Toplumu Federasyonu Eşbaşkanı Gülfer Olan da Kürt Dostluk Grubu’nun kuruluşunun Avustralya’daki Kürt toplumu açısından önemli bir gelişme olduğunu belirtti.</p>

<p></p>

<p>Etkinliğe mesaj gönderen DEM Parti, şunlara dikkat çekti: “DEM Parti olarak, Avustralya Parlamentosu bünyesinde Kürt Halkının Parlamento Dostları Grubu’nun kurulmasını büyük bir memnuniyetle karşılıyor, bu değerli girişim dolayısıyla en içten tebriklerimizi iletiyoruz.</p>

<p></p>

<p>Kürt halkı, yaşadığı dört parçanın tamamında demokrasinin, barışın ve özgürlüklerin gelişmesinde yaşamsal ve kurucu bir aktördür. Kürt halkının eşitlik ve adalet mücadelesi, yalnızca kendi kolektif haklarının değil, aynı zamanda yaşadığı bölgelerin demokratikleşmesinin de temel güvencesidir.</p>

<p></p>

<p>Yeni kurulan bu dostluk grubunun, Avustralya Parlamentosu ile Kürt halkının demokratik temsilcileri arasındaki diyalog ve dayanışmayı derinleştireceğine; bu ilişkiyi salt sembolik bir girişimin çok ötesine taşıyacağına inanıyoruz.”</p>

<p></p>

<p>KÜRT TOPLUMUYLA DAYANIŞMA</p>

<p></p>

<p>Yeşiller Partisi Milletvekili ve Kürt Dostluk Grubu Eşbaşkanı Abigail Boyd, parlamentoda geçirdiği yedi yıl boyunca Kürt toplumuyla güçlü ilişkiler geliştirdiğini belirtti.</p>

<p></p>

<p>Abigail Boyd, şöyle konuştu: “Parlamentoda yedi yıldır görev yapıyorum. Bu süre boyunca yaşadığım en büyük ayrıcalıklardan biri, Kürt toplumu tarafından kucaklanmak ve aranıza kabul edilmek oldu.</p>

<p></p>

<p>Parlamentoda çeşitli önergeler aracılığıyla söz aldım; Kürt toplumunu burada, yaşadığımız ülkede etkileyen, son derece korkunç ve yürek burkan olayları dile getirdim. Bunun yanı sıra Kürt halkının direnişini ve sarsılmaz dayanıklılığını kutlayan konuşmalar da yaptım.</p>

<p></p>

<p>Burada, örneğin direniş ile uluslararası dayanışmayı bir araya getiren etkinlikler düzenledik. Bütün bunlar zaman içinde ortak bir zeminde buluştu.</p>

<p></p>

<p>Ancak bugün duygulanıyorum. Çünkü Kürt Halkının Dostları Parlamento Grubu oluşturabilmemiz için tam yedi yıl geçmesi gerekti. Bu nedenle eşbaşkanım Anthony D’Adam’a ve bu parlamenter dostluk grubunun kurulması için bir araya gelen herkese yürekten minnettarım.</p>

<p></p>

<p>Yeşiller Partisi’nin bir üyesi olarak, Kürt toplumunun taşıdığı değerlerle aramızda çok güçlü bir ortaklık ve yakınlık hissediyoruz.</p>

<p></p>

<p>Bir zamanlar dağlardan başka dostunuz olmadığını söylüyordunuz. Bugün ise dostlarınızla aynı çatı altında, aynı umut etrafında buluşuyoruz. Yaşasın Halkların Kardeşliği diyoruz.”</p>

<p></p>

<p>D’ADAM: BURASI SİZİN EVİNİZ, SİZİN PARLAMENTONUZ</p>

<p></p>

<p>İşçi Partisi Milletvekili ve Kürt Dostluk Grubu Eşbaşkanı Anthony D’Adam da Kürt toplumuyla güçlü bir yakınlık hissettiğini belirterek, dostluk grubunun kuruluşunun parlamentodaki dayanışma açısından önemli olduğunu söyledi.</p>

<p></p>

<p>‘KÜRT HALKININ DİRENCİ TAKDİR EDİLMELİ’</p>

<p></p>

<p>Liberal Parti Milletvekili ve Kürt Dostluk Grubu Üyesi Tim James de Kürt halkının tarih boyunca yaşadığı acılara ve mücadelesine dikkat çekti.</p>

<p></p>

<p>‘ULUSLARARASI DAYANIŞMA BÜYÜTÜLMELİ’</p>

<p></p>

<p>Yeşiller Partili Belediye Meclis Üyesi İsmet Taştan ile İşçi Partili Belediye Meclis Üyesi Mira İbrahim de etkinlikte konuştu.</p>

<p></p>

<p>İsmet Taştan ve Mira İbrahim, &nbsp;uluslararası dayanışmanın büyütülmesinin Kürt sorununun demokratik çözümüne katkı sunacağını belirtti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 18:02:15 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/avustralya-parlamentosunda-kurt-dostluk-grubu-kuruldu-h108620.html">Avustralya Parlamentosunda Kürt Dostluk Grubu kuruldu</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/saganak-yagis-barajlara-iyi-geldi-doluluk-bir-gunde-yuzde-716-h108619.html</link>
		<title>Sağanak yağış barajlara iyi geldi, doluluk bir günde yüzde 7,16 arttı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul&#039;a su sağlayan barajlardaki ortalama doluluk oranı dünkü yağışların etkisiyle bir günde yüzde 7,16 artarak yüzde 45,22 seviyesine yükseldi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul&nbsp;Su&nbsp;ve&nbsp;Kanalizasyon&nbsp;İdaresi&nbsp;(İSKİ)&nbsp;verilerinegöre,&nbsp;kentte&nbsp;önceki&nbsp;gün&nbsp;akşam&nbsp;saatlerinde&nbsp;başlayanve&nbsp;dün&nbsp;etkisini&nbsp;artıran&nbsp;yağış&nbsp;barajlarda&nbsp;su&nbsp;seviyesininyükselmesine&nbsp;neden&nbsp;oldu.</p>

<p>Kente&nbsp;su&nbsp;sağlayan&nbsp;barajlardaki&nbsp;doluluk&nbsp;oranı&nbsp;birgünde&nbsp;yüzde&nbsp;7,16&nbsp;artarken,&nbsp;bugün&nbsp;itibarıyla&nbsp;ortalamadoluluk&nbsp;oranı&nbsp;yüzde&nbsp;45,22&nbsp;olarak&nbsp;kaydedildi.</p>

<p>Su&nbsp;miktarı&nbsp;Istrancalar'da&nbsp;yüzde&nbsp;84,2,&nbsp;Terkos'ta&nbsp;yüzde34,64,&nbsp;Sazlıdere'de&nbsp;yüzde&nbsp;27,47,&nbsp;Alibey'de&nbsp;yüzde68,13,&nbsp;Büyükçekmece'de&nbsp;yüzde&nbsp;29,02,&nbsp;Ömerli'deyüzde&nbsp;62,17,&nbsp;Darlık'ta&nbsp;yüzde&nbsp;67,74,&nbsp;Elmalı'da&nbsp;yüzde100,&nbsp;Pabuçdere'de&nbsp;yüzde&nbsp;3,41&nbsp;ve&nbsp;Kazandere'deyüzde&nbsp;8,28&nbsp;olarak&nbsp;ölçüldü.</p>

<p>Melen'den&nbsp;447,81&nbsp;milyon,&nbsp;Yeşilçay'dan&nbsp;da&nbsp;120,06milyon&nbsp;metreküp&nbsp;olmak&nbsp;üzere&nbsp;bu&nbsp;yıl&nbsp;toplam&nbsp;567,87milyon&nbsp;metreküp&nbsp;su&nbsp;alındı.</p>

<p>Barajların&nbsp;son&nbsp;10&nbsp;yıldaki&nbsp;su&nbsp;seviyeleri</p>

<p>İçme&nbsp;suyu&nbsp;arıtma&nbsp;tesislerinden&nbsp;bu&nbsp;yıl&nbsp;kente&nbsp;verilen&nbsp;sumiktarı&nbsp;ise&nbsp;908&nbsp;milyon&nbsp;6&nbsp;bin&nbsp;metreküp&nbsp;olarakhesaplandı.&nbsp;Barajlara&nbsp;bu&nbsp;yıl&nbsp;düşen&nbsp;yağış&nbsp;miktarımetrekare&nbsp;başına&nbsp;837,7&nbsp;kilogram&nbsp;oldu.</p>

<p>Kente&nbsp;su&nbsp;sağlayan&nbsp;baraj&nbsp;ve&nbsp;göletler&nbsp;868&nbsp;milyon&nbsp;683bin&nbsp;metreküp&nbsp;biriktirme&nbsp;hacmine&nbsp;sahipken,&nbsp;su&nbsp;miktarıbugün&nbsp;itibarıyla&nbsp;392,45&nbsp;milyon&nbsp;metreküp&nbsp;olarakkaydedildi.</p>

<p>İstanbul'da&nbsp;günlük&nbsp;su&nbsp;tüketimi,&nbsp;dün&nbsp;itibarıyla&nbsp;2&nbsp;milyon93&nbsp;bin&nbsp;metreküp&nbsp;olarak&nbsp;ölçüldü.</p>

<p>İSKİ&nbsp;istatistiklerine&nbsp;göre,&nbsp;15&nbsp;Ekim&nbsp;tarihli&nbsp;baraj&nbsp;dolulukoranları&nbsp;2016'da&nbsp;yüzde&nbsp;41,88,&nbsp;2017'de&nbsp;yüzde&nbsp;53,17,2018'de&nbsp;yüzde&nbsp;53,95,&nbsp;2019'da&nbsp;yüzde&nbsp;45,86,&nbsp;2020'deyüzde&nbsp;33,21,&nbsp;2021'de&nbsp;yüzde&nbsp;47,7,&nbsp;2022'de&nbsp;yüzde44,56,&nbsp;2023'te&nbsp;yüzde&nbsp;21,69,&nbsp;2024'te&nbsp;yüzde&nbsp;34,74,2025'te&nbsp;yüzde&nbsp;24,96&nbsp;iken,&nbsp;bugünkü&nbsp;oran&nbsp;yüzde45,22&nbsp;olarak&nbsp;kayıtlara&nbsp;geçti.</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 13:15:11 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/saganak-yagis-barajlara-iyi-geldi-doluluk-bir-gunde-yuzde-716-h108619.html">Sağanak yağış barajlara iyi geldi, doluluk bir günde yüzde 7,16 arttı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/aym-den-26-siyasi-parti-hakkinda-suc-duyurusu-karari-h108618.html</link>
		<title>AYM&amp;#039;den 26 siyasi parti hakkında suç duyurusu kararı</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi (AYM), siyasi parti mali denetimleri sonucu 26 siyasi parti hakkında Ankara başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Resmi Gazete’de yayınlanan kararlara göre Türkiye Yüzüncü Yıl Partisi, Kızılelma Partisi, Çağdaş Türkiye Partisi, As Parti, Kürdistan Komünist Partisi, İşçinin Kendi Partisi, Anadolu Cumhuriyet Partisi, Türkiye Ekonomi ve Kalkınma Partisi, Anahtar Parti, Genç Türkiye Partisi, Hak ve Adalet Partisi, Doğuş Partisi, Bağımsız Cumhuriyet Partisi, Cumhuriyetçi Aydınlık Parti, Türkiye Emekliler ve Emekçiler Partisi, Cumhuriyet ve İstiklal Partisi, Hak ve Huzur Partisi, Adalet ve Demokrasi Partisi, Türkiye Emekliler Partisi, Sağ Parti, Anadolu Birliği Partisi, Ana Yol Partisi’nin 2024’e ait, Umuda Yürüyüş Partisi ile Küresel Adalet ve Liyaket Partisi’nin 2023 ve 2024’e ait, Milliyetçi Cumhuriyet Partisi’nin 2022, 2023 ve 2024’e ait, Türkiyem Partisi’ninse 2023’e ait kesin hesapları incelendi.</p>

<p>AYM, adı geçen partilerin söz konusu dönemlerde çeşitli sebeplerle hesap verebilir şekilde kayıt ve belge tutmadığı gerekçesiyle kesin hesaplarının 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu uyarınca kabul edilemez olduğuna karar verdi.</p>

<p>AYM, kanuna aykırılık nedeniyle ilgili partiler hakkında Ankara başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 13:13:06 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/aym-den-26-siyasi-parti-hakkinda-suc-duyurusu-karari-h108618.html">AYM&amp;#039;den 26 siyasi parti hakkında suç duyurusu kararı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/mahir-cayan-kitabi-toplatildi-dipnot-yayin-yonetmenine-h108617.html</link>
		<title>&amp;#039;Mahir Çayan Kitabı&amp;#039; toplatıldı: Dipnot yayın yönetmenine dava</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Dipnot Yayınları’nın ‘Mahir Çayan Kitabı: Toplu Yazılar ve Üzerine Yazılar’ adlı eseri toplatıldı. Yayınevinin yönetmeni Emirali Türkmen’e de ‘THKP-C terör örgütü propagandası’ iddiasıyla dava açıldı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kitap, Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) kurucusu Mahir Çayan’ın görüşlerinin yanısıra pek çok ismin Çayan’la ilgili anılarını içeriyor.</p>

<p>Kitaba katkıda bulunanlarsa şu isimler: Ertuğrul Kürkçü, Mahir Sayın, İlkay Alptekin Demir – Necmi Demir, Abdullah Öcalan, Mahmut Memduh Uyan, Merih Cemal Taymaz, Işık Ergüden, M. Ender Öndeş ve Emir Ali Türkmen.</p>

<p>Dipnot Yayınları kitaba yargı sürecinin başlatıldığını,&nbsp;‘Kitaplar yasaklanamaz, düşünceler susturulamaz’&nbsp;başlıklı bir açıklamayla&nbsp;duyurdu. Türkmen, 23 Şubat 2027’de hakim karşısına çıkacak.</p>

<p>Mahir Çayan kimdir?</p>

<p>Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) lideri Mahir Çayan ve dokuz arkadaşı, 12 Mart muhtırasından sonra yakalanan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarını engellemek istemişti.</p>

<p>Bunun için de 27 Mart 1972’de, NATO üssünde görevli İngiliz Gordon Banner ve Charles Turner ile Kanadalı John Law adlı teknisyenleri kaçırıp Tokat’ın Kızıldere köyüne götürmüştü.</p>

<p>Askerin müdahalesiyle başlayan çatışmada dokuz THKP-C’liden sekizi ve kaçırılan üç radar teknisyeni hayatını kaybetmişti. Baskından sağ kurtulan tek isim HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü’ydü.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 13:11:57 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/mahir-cayan-kitabi-toplatildi-dipnot-yayin-yonetmenine-h108617.html">&amp;#039;Mahir Çayan Kitabı&amp;#039; toplatıldı: Dipnot yayın yönetmenine dava</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/imamoglu-savunmada-istanbul-da-bir-operasyona-baslanacagini-h108616.html</link>
		<title>İmamoğlu savunmada: İstanbul&amp;#039;da bir operasyona başlanacağını, 2024 Haziran&amp;#039;ında duydum</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu İBB davasında ikinci günkü savunmasına başladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>53’ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın bugün 99’uncu duruşması görülüyor.</p>

<p>23 Mart 2025’ten bu yana tutuklu bulunan İmamoğlu avukatlarıyla birlikte 17 Ekim’e kadar savunma yapacak.</p>

<p>İddianamede İmamoğlu&nbsp;‘suç örgütü kurmak ve lideri olmak’la suçlanıyor.</p>

<p>İBB başkanına ilk iddianamede 849 yıldan 2 bin 430 yıl altı aya kadar hapis cezası isteniyordu. Davayla ilgili son ek iddianame, yani Ağaç A.Ş.’ye dair olansa 29 kişi hakkında. Bu kişiler arasında İmamoğlu da var. İmamoğlu’na bu iddianamedeyse 62’şer yıldan 168’er yıla kadar hapis cezası isteniyor.</p>

<p>İBB başkanına yöneltilen suçlamalar şöyle:&nbsp;‘Suç işleme amacıyla örgüt kurmak’, ‘kişisel verilerin kaydedilmesi’, ‘kişisel verileri ele geçirme ve yayma’, ‘suç delilerini gizleme’, ‘haberleşmenin engellenmesi’, ‘kamu malına zarar verme’, ‘rüşvet’, ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’, ‘irtikap’, ‘kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık’, ‘suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama’, ‘ihaleye fesat karıştırma’, ‘çevrenin kasten kirletilmesi’, ‘Vergi Usul Kanunu, Orman Kanunu ve Maden Kanunu’na muhalefet’.</p>

<p>Diken, İmamoğlu’nun savunmasını satır başlarıyla dakika dakika aktarıyor:</p>

<p>12:25 | İmamoğlu savunmasına şöyle başladı:</p>

<p>“Tabii İstanbul, yoğun bir sel ve su baskınıyla karşılaştı. Esasen istatistiklerle beraber, 1986’dan bu yana yaşanan en yoğun yağmur yağışından bahsedildi. Bu yağışın etkisinin özellikle öne çıktığı ilçelerde daha güçlü bir şiddetle yaşandığını, olabildiğince haberlerden dün gece savunmaya hazırlanırken ara ara bakabildim, bu sabah da bir kısım izleyebildim.</p>

<p>Ama şunu söylemeden geçemeyeceğim: 1986’da, 6 milyonu biraz aşan nüfusta bir İstanbul, 94 yılında 8,5 milyon civarında bir İstanbul ve 2019’da, yani 25 yıllık bir yönetimle bulunduğu esnada ,2019’da 15 milyonu aşan, 15.5 milyon ve 16 milyona yaklaşan nüfusuyla bir İstanbul. Yani temel mesele, yağmurun yere düştüğü kilogramı veya altyapıyla tek başına izah edilemez. Temel mesele, esasen bir yerleşimle ilgili nüfus planlamasıyla, kentleşmeyle ilgili izah edilebilir, kentleşme sorunuyla izah edilebilir. Yani bugün baktığınızda, Kağıthane arka çeperinde bulunan ve Ayazağa bölgesinde çok yoğun ve şaşırtıcı görüntülerin olduğu bir bölüme baktığınızda, arada kurulmuş olan, vadiye yerleştirilmiş olan son 10-15 yılın yüzbinlerce nüfusunun bir dere yatağına kuleler halinde dizilmiş olmasını, bundan ayrı tutamazsınız. Yani derelerin, dere yataklarının, su havzalarının yapılaşması büyük bir sorundur.</p>

<p>O bakımdan gerçekten dün ağır bir yağış yağmıştır, 86’dan bu yana 40 yılı aşan bir süredir en fazla yağış düşmüştür ama bugün yaşananların sorunu dündedir, bugün de değildir. Ve ne yazık ki aynı akılla yollarına devam etmek isteyen bir zihniyetle mücadele eden bir belediye başkanı ve onun arkadaşları, onun teknik arkadaşları ağırlıklı olarak burada tutsaktır. Yol arkadaşları, belediye başkanları burada tutsaktır ya da başka davalardan başka bir şekilde tutsaktır.</p>

<p>Dün şöyle bir baktım, yani ben bulunduğum durumu merkeze koyuyorum, kötülerle mücadele diye adlandırıyorum. Bir ok çıkardım, yuvarlak içine dünkü sel baskınını yaptım. Vallahi bu bizimle ilişkili. Halk TV’ye kayyum atanması; bizimle ilişkili. Fon soygunu, nasıl bizimle ilişkili olduğunu adım adım… 2025 yılında operasyonun yapılmasından iki ay önce diplomama müdahaleyi nasıl böyle titizlikle, hani dedi ya&nbsp;‘Kuyumcu terazisi hassasiyetiyle takip ediyoruz bu davayı’&nbsp;diye Adalet Bakanı… Seviyorlar kuyumcuyu. Dedi ya tam da oradan baktığınızda evet asıl soygunu fon vurgunuyla ilişkili. İBB operasyonu zaten ilişkili benimle, yani kötülerle mücadelemizde.</p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik bir operasyon süreci başladı 19 Mart’ta. Dedim ya; esasen düzen 31 Mart 2024 itibariyle kuruldu. Beklemedikleri bir yenilgiyi aldılar. Beklemedikleri. Şok oldular. Ters yüz oldular, alabora oldular. Sayın Özgür Özel’in liderliğindeki siyasi mücadele muazzam bir zafer kazandı, millet adına. Bu zafer, 25 yıllık siyasi haritasındaki tek kaybı olmuştur AK Parti’nin. Dolayısıyla 2024’ün hemen sonrasında tetiğe basıldı. Süreç konuşulmaya başlandı. Kesemedikleri bu kulak, bunu duymaya başladı. Ne zaman? Mayıs, haziran aylarında duymaya başladı: İstanbul’a ve sana gelecekler.</p>

<p>Ve biz, bu müdahalenin ilk yerinin, özellikle kurcaladıkları noktanın sonrasında bütün üyelerini değiştirerek ahmak davası ile ilgili istinafta kararı çıkartmayı başardıkları o davayla ilgilenmeleriyle öğrendik. Kapılarını nasıl aşındırdıklarını, oradaki insanları nasıl tehdit ettikleriyle öğrendik. 2024’ün Mayıs, Haziran aylarında ve akabinde yaz döneminde İstanbul’a bir başsavcı atanacağını, bunun bir bakan yardımcısı olacağını ve İstanbul’da bir operasyona başlanacağını, temmuzda haziranda duydum.</p>

<p>Ben bunu arşivi açın bakın bu kaygılarımı ve bu duyduklarımın karşısındaki sert cevabımı ya ağustos sonudur ya eylül başıdır, Sözcü TV’ye katıldığım bir programda alıp izleyin oradaki tepkimi göreceksiniz. Açın 2024 Ağustos sonu ya da Eylül başı. Ve bunu ben konuşmadım yargı çevresi bunu konuştu. Yargının üst düzey yetkilileri, İstanbul’da da Ankara’da bunu konuştu.</p>

<p>Ve bu duyduklarımın en yakın şahidi… Ki kendisiyle çok büyük bir uyum içerisinde millete hizmet yolunda and içmiş bir kimlikle Sayın Özgür Özel çok iyi bilir. Çünkü onunla bu süreçlerdeki hangi tespiti yakalamışsam paylaştım. Kendisi de biliyorlar. Evet Ekim’in başında siyasi görevden hukuksuz bir biçimde İstanbul’a atanan görevlendirilmiş kişi, İstanbul’daki mücadelesine, benimle olan mücadelesine başladı. Ve bu mücadele işte 19 Mart’a gelene kadar Esenyurt’la birlikte kendini göstermeye başladı.</p>

<p>Ben, dün söyledim; usulsüz bir şekilde belediyemize gelip yani belediyeden evrak isteseniz evrak mı kaçıracaklar bir operasyonda sizden? Polisle baskın yapar gibi evrak almaya geldiler. İşte Kültür AŞ, Medya AŞ, başka birimler vesaire vesaire. Buradaki arkadaşlarım biliyorlar. Sadece görevini yapmakla uğraşan işte Medya AŞ genel müdürümüz burada veya arkadaşlarımız, sadece işini yapmakla görevli olan bu insanlar hesap vermekten çekinmediler ki nasıl hesap verdiklerini buradaki denetimlerdeki sayılardan birazdan bahsedelim.</p>

<p>Evet, onlardan isteseniz yani yargıya evrak mı vermeyecekler ya. Ama niye? Göz dağı veriyorlar? Birisi geldi İstanbul’a. Birisi geldi. Şiddetli birisi geldi. Ben kendisini aradım. İki hafta sonra aradım bunları yaşattıktan sonra. Dün gibi hatırlıyorum, kayıtlarımda da var. Çıkarttım istedim yani İBB’nin kayıtlarında da var.</p>

<p>En fazla 23’ü, 24’ü Cumhuriyet Bayramı’ndan bir hafta önce bu günlerde tam iki sene önce. Telefonu bende yok, kendisine (Dönemin İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek) aradım. Ve kendisi telefonunu açtı, dedim ki:&nbsp;‘Ben İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu.’Tanımıyorum çünkü telefonunu bir yerden aldılar protokolden. Çok çok tiz bir sesle&nbsp;‘Buyurun efendim’&nbsp;dedi. Ben dedim:&nbsp;‘Bu tür müdahaleleri görüyorum ve sizden randevu istedim bir hafta 10 gündür randevu vermiyorsunuz. Niçin vermiyorsunuz?’&nbsp;dedim.&nbsp;‘Çok yoğunum.’‘Bakın’&nbsp;dedim, ‘Sizi İstanbul Valisi ziyaret etti teamül gereği İstanbul Valisi’nden sonra ziyaret etmesi gereken kişi benim. İstanbul yargısının en fazla hizmet aldığı kurumdur İstanbul Büyükşehir Belediyesi. Buradaki yargı mensupları da bilir, savcısından hakimine, arabalarından tahsisli servislerine kadar başka hizmetlerine varıncaya kadar en çok hizmet aldıkları kurumdur.’</p>

<p>Ve akabinde&nbsp; özel kalemle görüşerek bayağı ulaştılar bir açık iki gün ki hiç unutmuyorum çarşamba günü 30 Ekim’e randevu verdi. Saati de belli, kayıt da var. Ve 28 Ekim, 29 Ekim’de coşkulu Cumhuriyet Bayramı’nı kutladık. 30 Ekim sabahı o kişi Esenyurt Belediyesine operasyon yaptı. İşte ve bir gün önce de o randevuyu iptal etti. Talep ettim, bir gün sonra da Esenyurt’ta operasyon yaptı.</p>

<p>Bakın, bütün bunlar bir sistemli sistem, sistemli, örgütlü bir çalışmanın muamelesidir. Onun için kimse bize sistemden, örgütten bahsetmesin. Onun için tabii ki davanın kendisine geliyorum. Bunların hepsi o davanın bir parçası. Ama bunları bir sanık olarak yapmayacağım. Kendimi aklamak için de yapmayacağım. Çünkü aklanması gereken kişi ben değilim. Aklanması gereken birinci kişiyi biliyorum. İkinci kişiyi de biliyorum. Üçüncü kişiyi de biliyorum. Sıralamasını yaptım, isimlerini vermeyeceğim. En az benim kadar 87 milyon bu üç kişiyi tarifleyecektir. Aklanması gereken onlardır ve onlar olacak. Hem millet huzurunda, hem yargı huzurunda, hem yüce Yaradan huzurunda.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 13:10:31 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/imamoglu-savunmada-istanbul-da-bir-operasyona-baslanacagini-h108616.html">İmamoğlu savunmada: İstanbul&amp;#039;da bir operasyona başlanacağını, 2024 Haziran&amp;#039;ında duydum</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/abdullah-ocalan-bu-surec-avrupa-ve-ortadogu-icin-tarihi-bir-adimdir-h108615.html</link>
		<title>Abdullah Öcalan: Bu süreç Avrupa ve Ortadoğu için tarihi bir adımdır</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen Kürt konferansına gönderdiği mesajda çözüm için kapsamlı bir model sunduklarını belirten Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, &quot;Önerdiğimiz Barış ve Demokratik Toplum projesinin başarısı, Ortadoğu’nun barış, istikrar ve demokratikleşmesini mümkün hale getirecektir&quot; dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Belçika'nın başkenti Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu’nda bu yıl 20’ncisi düzenlenen Kürt konferansına mesaj gönderen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, Barış ve Demokratik Toplum Süreci, uluslararası komplo, Ortadoğu ve Avrupa'daki gelişmelere dikkat çekti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan'ın gönderdiği mesaj şöyle:</p>

<p></p>

<p>“Avrupa Birliği, Türkiye, Ortadoğu ve Kürtler” başlıklı 20. Konferansınızın katılımcılarını ve organizatörlerini selamlıyorum.</p>

<p></p>

<p>Şüphesiz çok değerli bir çalışma yaptınız ve yapmaktasınız ve bunun için de teşekkürlerimi ve saygılarımı sunuyorum. Ben 15 Şubat 1999’da uluslararası bir komplo ile İmralı’ya getirildim. NATO Gladiosunun etkisiyle şu an buradayım. Bu noktada eleştiri yapmaktan geri durmayacağım. Benim için “Avrupa’da basacak bir karış toprağı yoktur” demişlerdi. Bu komplo ve oyunlar Avrupa halkından gizli yapıldı. Gladio anlayışıyla yapıldı. &nbsp;Şüphesiz sizler bu durumun karşısında mücadele etmektesiniz. Bunun için çalışma yürütüyorsunuz.</p>

<p></p>

<p>O dönem bu yaklaşımı sergileyen Avrupa Birliği’nin günümüzde kendi hukukuna uygun davranması gerekmektedir. Hem Türkiye’nin demokratikleşmesi hem de Kürt sorununun çözümü için yapıcı olması büyük önemdedir. Avrupa’da yükselen aşırı sağ ve otoriterleşme eğilimine karşı mücadelenin temel yolu da demokratik değerlere doğru sahip çıkmaktan geçer.</p>

<p></p>

<p>Özellikle Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde Konferansınız gibi sivil ve siyasi çalışmalarla ortaya konulan destek, barış ve demokrasiye sunulan destektir. Bununla birlikte yürüttüğünüz çalışmalar ve konferansınız daha kalıcı hale gelmek durumundadır. Yeni adımlara ihtiyaç var. Bir enternasyonal çalışmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Enternasyonal çalışması, bölgelerimizin ve halklarımızın demokratik birikimlerini bir araya getirecek, yeni bir demokrasi ve sosyalizm paradigmasına giriş yapabilecek önemdedir.</p>

<p></p>

<p>Türkiye’de yaptığımız çalışmalar kıymetli ve önemlidir. Savaşların, kırımların ve ötekileştirmelerin yerine toplumsal sorunlara siyasi, adil ve hukuki çözümler bulmak için ciddi bir süreç başlattık. Bu meseleleri de konferansınızda tartışabilirsiniz. Şu an büyük soru işaretleri var. Ama biz bu soru işaretlerine rağmen çözüm için çok kapsamlı bir model sunuyoruz. Bu çalışma Avrupa için de Ortadoğu için de tarihi bir adımdır. Önerdiğimiz Barış ve Demokratik Toplum projesinin başarısı, Ortadoğu’nun barış, istikrar ve demokratikleşmesini mümkün hale getirecektir. Bunun başarısı için sizlerin de yapabileceğiniz çok şey bulunmaktadır. Sizin gibi değerli dost ve yoldaşların bu durumu yaygınlaştıracağına inanıyorum.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Bir kez daha Konferans bileşeninizi kutluyor, selam ve saygılarımı iletiyorum.</p>

<p></p>

<p>Abdullah Öcalan</p>

<p></p>

<p>İmralı</p>

<p></p>

<p>9 Ekim 2026"</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 13:09:18 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/abdullah-ocalan-bu-surec-avrupa-ve-ortadogu-icin-tarihi-bir-adimdir-h108615.html">Abdullah Öcalan: Bu süreç Avrupa ve Ortadoğu için tarihi bir adımdır</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-okullar-yarin-da-tatil-h108614.html</link>
		<title>İstanbul&amp;#039;da okullar yarın da tatil</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da okullar yarın da (16 Ekim) tatil edildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Kentte dünden bu yana etkisini artırarak sürdüren kuvvetli sağanak yağış, birçok ilçede su baskınlarına neden oldu, elektrik akımına kapılan biri çocuk iki kişi öldü.</p>

<p>Yağış nedeniyle bugün yüz yüze eğitime bir gün ara verilmişti.</p>

<p>İstanbul Valisi Davut Gül, okulların yarın da tatil edildiğini duyurdu.</p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), kentte sel nedeniyle mahsur kalan 595 kişiyi tahliye ettiğini açıklamış, şöyle uyarmıştı:&nbsp;</p>

<p>“Dere yatakları, su baskını yaşanan alanlar, alt geçitler ve toprak kayması riski bulunan bölgelerde tehlike tamamen ortadan kalkmış değil.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 10:58:06 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-okullar-yarin-da-tatil-h108614.html">İstanbul&amp;#039;da okullar yarın da tatil</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/ibb-su-baskini-alanlari-ve-dere-yataklarinda-tehlike-suruyor-h108613.html</link>
		<title>İBB: Su baskını alanları ve dere yataklarında tehlike sürüyor</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) selin vurduğu İstanbul’da 595 kişinin tahliye edildiğini duyurup uyardı: “Dere yatakları, su baskını yaşanan alanlar, alt geçitler ve toprak kayması riski bulunan bölgelerde tehlike tamamen ortadan kalkmış değil.”]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul’da dünden bu yana etkisini sürdüren kuvvetli sağanak yağış, birçok ilçede su baskınlarına neden oldu, elektrik akımına kapılan biri çocuk iki kişi öldü.</p>

<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü&nbsp;(MGM), bugün İstanbul’u sağanak yağış ve fırtınaya karşı sarı kodla uyardı. Yağışın bugün yer yer çok şiddetli olması bekleniyor. İBB’ye bağlı Afet Koordinasyonu Merkezi’ne (AKOM) göreyse kentte yağış, yarın (16 Ekim) ve cumartesi (17 Ekim) de&nbsp;sürecek. Havanın pazarsa (18 Ekim) parçalı bulutlu ve yağışsız olması bekleniyor.</p>

<p>AKOM’da sel bilançosunu paylaşan Aslan, bu sabaha kadar 8 bin 515 ihbar aldıklarını duyurdu.</p>

<p>İstanbulluları da uyaran Aslan’ın açıklaması şöyle:</p>

<p>* Yağışların başladığı andan bu sabaha kadarki süreçte şu an itibarıyla 8 bin 515 ihbar aldık. Önceliğimiz tabii ki insan hayatı oldu. İstanbul genelinde mahsur kalan 595 vatandaşımızı ekiplerimiz tahliye etti. Tahliyelerde yüzlerce motopomp ve dalgıç pompa kullandık.</p>

<p>* Özellikle Göktürk, Kemerburgaz ve Ayazağa bölgelerinde dere seviyelerinin yükselmesi nedeniyle işyerlerinde, okullarda, konutlarda ve çeşitli tesislerde mahsur kalan vatandaşlarımıza ulaştık. Tahliye ettiğimiz vatandaşlarımızın ihtiyaç duyanlarını tesislerimizde misafir ettik. Evlerine ulaşması için gerekli araç desteklerini sağladık.</p>

<p>* Yoğun yağış nedeniyle ana arterlerde, alt geçitlerde ve bağlantı yollarında su birikintileri ve trafik sıkışıklıkları yaşandı. Ekiplerimiz su baskınlarına, tıkanmalara ve yol kapanmalarına müdahale etti. Güvenli hâle getirilen yollar yeniden ulaşıma açıldı. Risk bulunan noktalarda çalışmalarımız devam ediyor.&nbsp;</p>

<p>* Toplu ulaşımın aksamaması için de gerekli tedbirleri aldık. İETT seferlerinde yaşanan sorunlar giderildi. Metro hatlarında yaşanan sorunlar giderildi ve şu an ulaşım kesintisiz sağlanıyor. Sadece teleferik hatlarımız şu an itibarıyla hava koşulları nedeniyle kapalı tutuluyor.&nbsp;</p>

<p>* Deniz ulaşımında bazı noktalarda seferlerde iptaller veya gecikmeler sürüyor. Ayrıca yağış nedeniyle dışarıda kalan ve evlerine ulaşmakta güçlük çeken vatandaşlarımız için bütün sosyal tesislerimizi 24 saat boyunca hizmete açtık.&nbsp;</p>

<p>* Fatih Balat’ta özel bir otopark araç girişinde biriken suya basması sonucu elektrik akımına kapılarak hayatını kaybeden 14 yaşındaki evladımıza ve Sarıyer Dereboyu Caddesi’nde suya düşen 34 yaşındaki vatandaşımızı ne yazık ki kaybettik.</p>

<p>Hangi ilçeye, ne kadar yağmur yağdı?</p>

<p>* Özellikle Boğaz çevresi ve Avrupa Yakası’nın kuzey kesimlerinde çok yüksek miktarda yağış kaydedildi. AKOM verilerimize göre bazı bölgelerimizde metrekareye 130-273,1 kilogram arası yağış düştü.&nbsp;</p>

<p>* Beykoz’da metrekareye 273,1; Sarıyer’de 208,1 kilogram; Eyüpsultan’da ise 202,8 kilogram yağış ölçüldü. Diğer ilçelerimizde yağış miktarı 35 ila 120 kilogram arasında gerçekleşti. Gece boyunca Anadolu Yakası’nın bazı çevrelerinde metrekareye 45 kilogram civarında yağış düştü.</p>

<p>‘Yağış büyük ölçüde etkisini kaybetti’</p>

<p>* Bu sabah an itibarıyla yağış, büyük ölçüde etkisini kaybetti. Anadolu Yakası’nda öğlen saatlerine kadar hafif yağmur geçişleri bekliyoruz; ardından yağışlı sistemin İstanbul’u terk edeceğini öngörüyoruz.</p>

<p>İstanbullulara uyarı</p>

<p>* Özellikle dere yataklarında, su baskını yaşanan alanlarda, alt geçitlerde ve toprak kayması riski bulunan bölgelerde tehlike tamamen ortadan kalkmış değil. Vatandaşlarımızdan güvenlik amacıyla kapatılan yolları kullanmamalarını, su birikintilerinden araçla ve yürüyerek geçmemelerini, dere yataklarından ve taşkın bölgelerinden uzak durmalarını özellikle rica ediyorum. Özellikle su basmış yapılarda gerekli güvenlik kontrolleri yapılmadan elektrik tesisatına müdahale edilmemeli.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 10:56:51 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/ibb-su-baskini-alanlari-ve-dere-yataklarinda-tehlike-suruyor-h108613.html">İBB: Su baskını alanları ve dere yataklarında tehlike sürüyor</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/teknoloji/apple-in-degeri-5-trilyon-dolari-asti-h108612.html</link>
		<title>Apple&amp;#039;ın değeri 5 trilyon doları aştı</title>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<description><![CDATA[ABD merkezli teknoloji şirketi Apple’ın piyasa değeri ilk kez 5 trilyon doları (yaklaşık 247,1 trilyon lira) aştı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Apple, ABD borsalarında bu tarihi başarıyı yakalayan ikinci şirket . Bu seviyeye daha önce sadece ABD’li teknoloji devi Nvidia ulaşmıştı. 09:38 itibarıyla Nvidia’nın piyasa değeri 5,33 trilyon dolar.</p>

<p>Dow Jones Market Data’ya göre Apple, dün (14 Ekim) günü 5,005 trilyon dolar seviyesinde kapattı. Şirketin piyasa değeri gün içi işlemlerde altı kez 5 trilyon doları aşmış ancak hiçbir zaman bu seviyenin üstünde kapanmamıştı.</p>

<p>Rekor, John Ternus’un Tim Cook’tan CEO görevini devralmasından yaklaşık bir buçuk ay sonra geldi.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 10:00:20 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/teknoloji/apple-in-degeri-5-trilyon-dolari-asti-h108612.html">Apple&amp;#039;ın değeri 5 trilyon doları aştı</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/semrex-belediye-binasi-icin-tahliye-istendi-yer-tahsis-edilmiyor-h108611.html</link>
		<title>Şemrex Belediye binası için tahliye istendi, yer tahsis edilmiyor!</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[88 yıl önce inşa edilen binada hizmet vermeye devam eden Şemrex Belediyesi, binanın acil tahliye edilmesi yönünde hazırlanan raporlara rağmen yeni yer tahsis edilmediği için tahliye edilemiyor. Kaymakamlık &quot;uygun bina olmadığını&quot; iddiasında bulunurken, Milli Emlak ise &quot;“bu aşamada yapılacak herhangi bir işlem olmadığı” cevabını verdi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Mêrdîn’in Şemrex (Mazıdağı) ilçesinde 88 yıl önce inşa edilen ve hala belediye hizmet binası olarak kullanılan binada, ciddi çatlaklar ve çökmeler bulunmasına rağmen yeni bir yer tahsis edilmediği için bina kullanılmaya devam ediliyor. Belediye yönetimi, 11 Aralık 2025 tarihinde binanın ana giriş ve farklı cephelerindeki duvarlarda derin çatlaklar bulunduğunu belirterek Mardin Valiliği’ne bağlı Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü’nde inceleme yapasını istedi. Müdürlük tarafından 26 Aralık 2025 tarihinde düzenlenen “Mevcut bina taşıyıcı sistem inceleme ve performans analizleri” bilgi formunda, hizmet amaçlı kullanılan yapının, yapılan performans analizi değerlendirmesi sonucu can güvenliği sağlanmadığı tespit edildi. Binanın depreme karşı sağlam ve dayanıklı olmadığı belirtilerek, resmi kurum olarak kullanılmasının “can ve mal güvenliği açısından sakıncalı” olduğu vurgulandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Raporda, iç ve dış duvarlardaki çatlaklar ile cephe kaplamalarındaki ayrılmalar kayıt altına alınarak, binaya sonradan eklenen betonarme giriş bölümünün mevcut binanın taşıyıcı duvarlarına yük bindirdiği belirtildi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>RİSKE RAĞMEN UYGUN BİNA OLMADIĞINI ÖNE SÜRDÜLER</p>

<p></p>

<p>Teknik değerlendirmelerin ardından belediye, 9 Ocak 2026’da Mazıdağı Kaymakamlığına başvurdu. Mevcut binada hizmet verilmesine devam edilmesinin mümkün görülmediği belirtilen yazıda, hizmetlerin güvenli ve kesintisiz sürdürülmesi için kamuya ait uygun bir bina veya alanın acilen tahsis edilmesi istendi. Kaymakamlık, 19 Ocak tarihli yanıtında, belediye hizmetlerinin geçici ya da kalıcı olarak yürütülebileceği boş ve uygun bir bina bulunmadığını bildirdi.</p>

<p></p>

<p>Belediye; bunun üzerine 22 Ocak’ta Mardin Valiliği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile kayyım yönetimindeki Mêrdîn Büyükşehir Belediyesine ayrı ayrı yazılar göndererek yer temin edilmesini istedi. Milli Emlak Şefliği; belediyenin 26 Ocak tarihli başvurusuna atıf yaparak, tahsis edilebilecek bina veya alan bulunmadığı, “bu aşamada yapılacak herhangi bir işlem olmadığı” ifadelerine yer verdi.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘TAHLİYE İSTENDİ, YER TAHSİS EDİLMEDİ’</p>

<p></p>

<p>Acil tahliye edilmesi yönünden raporlar olmasına rağmen hizmetleri aynı binada sürdürmek zorunda olduklarını belirten Belediye Eşbaşkanı Kudret Uçuk, güvenli hizmet alanı ihtiyacının karşılanması gerektiğini kaydetti.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Binadaki hasarın gözle görülür boyutta olduğunu belirten Kudret Uçuk, “Ana hizmet binamızda ciddi çatlaklar ve çökmeler var. Aşırı yağışlarda bazı odaların tavanından su damlıyor. Bu odalarda oturmak bile mümkün olmuyor. Böyle bir binada hem çalışanlarımız hizmet üretmeye çalışıyor hem de yurttaşlarımız işlemlerini yapmak için buraya geliyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, Valilik ve Kaymakamlığa yazılar yazdık. Başvurularımızın ardından binada inceleme yapıldı. Binanın mevcut durumunun tehlike yarattığı ve acilen boşaltılması gerektiği tespit edildi. Binanın boşaltılması gerektiği tespit ediliyor ancak hizmetleri sürdürebileceğimiz bir yer tahsis edilmiyor. Belediyenin kapısını kapatıp halkı hizmetten mahrum bırakamayız. Fakat çalışanların ve buraya gelen yurttaşların güvenliği de ertelenemez. Bu durumun çözülmesi için acilen güvenli bir hizmet binasına ihtiyacımız var” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘KAYYIMLAR BELEDİYELERİN TAŞINMAZLARINI DEVRETTİ’</p>

<p></p>

<p>Belediyenin alternatif bina sorununun kayyım dönemindeki taşınmaz devirleriyle bağlantılı olduğunu belirten Kudret Uçuk, belediyeye ait bazı taşınmazların önceki dönemlerde belediyeye kayyım olarak atanan kişiler tarafından ilçe milli eğitim müdürlüğü ile farklı kamu kurumlarına hibe edildiğini söyledi. Kayyım karşılıksız devrettiği bazı belediyeye ait binaların hizmet binası olarak kullanılmaya uygun olduğunu belirten Kudret Uçuk, “Bu durum yalnızca Şemrex Belediyesi’nde yaşanmadı. Kayyım yönetimindeki farklı belediyelerde de halka ait taşınmazlar başka kurumlara devredildi. Belediyelerin hizmet için kullanabileceği Kültür Merkezi gibi yerler devredildi. Buna karşı göreve geldiğimizde dava açtık, yerel mahkeme belediyeye yeniden verilmesi yönünden karar verdi ancak itiraz edildiği için şu an dosya İstinaf mahkemesinde. Bugün bunun sonuçlarıyla karşı karşıyayız. Ana binamızı boşaltmamız gerekiyor ama belediyemize ait, geçici olarak taşınabileceğimiz bir yerimiz yok” ifadelerini kullandı.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>‘ÇÖZÜM BEKLİYORUZ’</p>

<p></p>

<p>İlgili kurumlara çağrıda bulunan Kudret Uçuk, devamında şunları söyledi; “Binanın durumu da yaptığımız başvurular da incelemede ortaya çıkan tahliye gereği de kayıt altında. Belediye hizmetlerinin güvenli koşullarda sürdürülmesi, çalışanlarımızın ve yurttaşlarımızın can güvenliğini sağlayacak bir binanın acilen tahsis edilmesini bekliyoruz. Tehlikenin tespit edilmiş olması yeterli değil, bu tehlikeyi ortadan kaldıracak adımın da atılması gerekiyor.”</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 09:59:22 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/semrex-belediye-binasi-icin-tahliye-istendi-yer-tahsis-edilmiyor-h108611.html">Şemrex Belediye binası için tahliye istendi, yer tahsis edilmiyor!</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/politika/saruhan-oluc-atilacak-adimlara-dair-takvim-netmesmis-degil-h108610.html</link>
		<title>Saruhan Oluç: Atılacak adımlara dair takvim netmeşmiş değil</title>
		<category><![CDATA[politika]]></category>
		<description><![CDATA[Barış ve Demokratik Toplum Süreci&#039;nde atılacak adımlara dair takvimin netleşmediğini belirten DEM Parti MYK Üyesi Saruhan Oluç, &quot;Bugün yapılması gereken şey bu kurulların hızlı bir şekilde çalışmasını sağlamak ve Sayın Öcalan&#039;ın bu konudaki katkılarını sunmasına imkan verecek ortamın yaratılmasıdır&quot; dedi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Barış ve Demokratik Toplum Süreci, Takip ve Değerlendirme Kurulu ve kurula bağlı 4 alt komisyonun çalışma takvimi ve nitelikleri tartışmaları üzerinden devam ediyor. Meclis'te oluşturulacak komisyonun takviminin gecikmesi ve niteliğinin açığa çıkmaması eleştirilirken diğer alt kurullara dair belirsizlikler de sürüyor. Kürt Halk Önderi Abudullah Öcalan'ın içerisinde bulunduğu komisyona dair ise tartışmalar sürüyor. Bir yandan kurulun İmralı'ya giderek Abdullah Öcalan ile görüşme yapması tartışılırken diğer yandan komisyonun niteliğinin süreç açısından belirleyici olduğu belirtiliyor.&nbsp;</p>

<p></p>

<p>Konuya dair değerlendirmelerde bulunan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Saruhan Oluç, sürecin geldiği aşamaya dair konuştu. Meclis'te kurulacak olan komisyonun niteliğine dair değerlendirmelerde bulunan Oluç, "Meclis'in yer alacağı kurul, esas itibariyle hem konuyu takip edecek izleyecek bir komisyon olmalı hem de bir taraftan aslında daha önce Milli Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu'nun yayınladığı ortak raporun 7'nci bölümde yer alan kimi konuların yani yasalarda düzenleme yapılmasına dair kimi konuların ele alıp değerlendirileceği ve önerileceği bir kurul olması gerekiyor. Yani sadece izleme ve takip değil aynı zamanda bunları da yapması gerekiyor" dedi.</p>

<p></p>

<p>'KURTULMUŞ'UN GÖRÜŞMELERİNDE ÖNERİLER YAPILACAK'</p>

<p></p>

<p>Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş'un önümüzdeki hafta siyasi partileri dolaşacağını ve kurulacak olan kurulun nitelik ve takviminin ortaya çıkacağını belirten Oluç, "Ayrıca Kurtulmuş, kurulun oluşması doğrultusunda partilerin önerilerini alacak ve ondan sonra kendisi de bir öneriyle siyasi partilere gelecektir. Bu öneriler doğrultusunda komisyonun kaç kişiden oluşması gerekir, çalışma usulleri neler olmalıdır, komisyon hangi konuları ele alacaktır gibi maddeleri içeren bir paketle komisyon kurulması için yapılacak öneriler olacaktır. Bu noktalardan hareketle de adımlar atılacaktır" diye belirtti.</p>

<p></p>

<p>'MECLİS'İN GERİDE KALMASI İYİ BİR ŞEY DEĞİLDİR'</p>

<p></p>

<p>"Beklentimiz Ekim ayının son haftasında Meclis komisyonun kurulması için adımların atılması ve çalışmaya başlamasıdır" diyen Oluç, "Çünkü süreç bir taraftan ilerliyor ve Meclis'in çok geride kalması, komisyon kurulmadan geride kalması iyi bir şey değildir. O nedenle Meclis'in de sürecin işleyişi doğrultusunda adım atabilmesi için bir an evvel bu komisyonun oluşması gerekiyor. Komisyon başkanı olması gereken kişi de Meclis başkanıdır esas itibariyle, daha önceki komisyonda da olduğu gibi bir an evvel Meclis Başkanı kurulun kurulmasını sağlamalıdır" ifadelerine yer verdi.</p>

<p></p>

<p>'ÇALIŞMALAR KAMUOYUNA AÇIK YAPILMALI'</p>

<p></p>

<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın başkanlık ettiği Takip ve Değerlendirme Kurulu'nun ve bu kurula bağlı alt kurulların içinin henüz doldurulmadığını ifade eden Oluç, "Her ne kadar Cumhurbaşkanı Yardımcısı yaptığı açıklamada bu kurulların, alt kurulların içinin doldurulduğunu ve bazılarının çalışmaya başladığını söylese de kamuoyu en azından bu kurulların içinde kimler yer alıyor, nasıl çalışıyorlar, ne yapıyorlar konusunda çok fazla bir bilgiye sahip değil. Dolayısıyla olması gereken şey bu alt kurulların çalışmasının da kamuoyuna açık olarak yapılmasıdır" diye belirtti.</p>

<p></p>

<p>'SAYIN ÖCALAN'IN KOORDİNASYONU BÜYÜK ÖNEM TAŞIYOR'</p>

<p></p>

<p>Barış ve Siyasallaşma Kurulunun önemine dikkat çeken Oluç, "Bu komisyonda Sayın Öcalan'ın da olması gerektiğini ve kurulda koordinasyon görevini yapması gerektiğini çok net bir biçimde ifade ettik. Çünkü barış ve siyasallaşma dediğimiz zaman sürecin ilerlemesi kastediliyor esas itibariyle. Silahların bırakılması da dahil olmak üzere bütün bu sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi, adımların doğru atılabilmesi, çıkan sorunların aşılabilmesi açısından Sayın Öcalan'ın bu kurulda koordinasyonu sürdürmesi büyük önem taşıyor ve bizim beklentimiz de budur" ifadelerine yer verdi.</p>

<p></p>

<p>"Barış ve Siyasallaşma Alt Kurulu" olarak nitelendirilen kurulun henüz netleştirilmediğini belirten Oluç, "Ancak bu kurul netleştiği zaman kurulun İmralı'ya gidip görüşmeler yapması, Sayın Öcalan'ın önerilerini, fikirlerini alması ve varsa bazı sorunlar aşılabilmesi doğrultusunda adım atılması için bu görüşmelerin, toplantıların İmralı'da yapılması önem taşıyor. Bu görüşmeler Sayın Öcalan'ın da çalışmaya dahil olması ve bu koordinasyon işini sürdürebilmesi açısından da kritik önemde. Ancak dediğim gibi bu konuda henüz resmi olarak yapılmış bir açıklamaya yok. Onun da önümüzdeki günlerde yapılmasını bekliyoruz" diye belirtti.</p>

<p></p>

<p>'GEREKEN ŞEY KURULLARIN HIZLA ÇALIŞMASI'</p>

<p></p>

<p>Kürt Özgürlük Hareketi'nin yaptığı açıklamanın sürece dair bir tabloyu ortaya koyduğunu belirten Oluç, çoğunlukla ana akım medyada "güvenlik kaynakları" kaynak gösterilerek yayınlanan görüntü ve videolara dikkat çekerek, "Bu görüntüler de bir tablo ortaya koydu" dedi. Oluç, "Dolayısıyla süreç ilerliyor ve bu sürecin ilerlemesi doğrultusunda bu kurulların da çalışma yapması ve hem üst kurula rapor vermesi hem de üst kurulun aslında Milli Güvenlik Kurulu'nun kararını kolaylaştıracak raporu hazırlaması açısından herkesin üzerine düşeni yapması gerekiyor. O nedenle önümüzdeki günlerde bu çalışmaların hızlanması, yoğunlaşması büyük önem taşıyor. Aksi takdirde sahadaki ilerlemeyi kurullar aynı tempoda sürdüremezlerse aksamalar ortaya çıkacaktır. O nedenle bugün yapılması gereken şey bu kurulların hızlı bir şekilde çalışmasını sağlamak ve Sayın Öcalan'ın bu konudaki katkılarını sunmasına imkan verecek ortamın yaratılmasıdır. Bugün beklediğimiz budur esas itibariyle" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p>'ONAYIN BİR AN ÖNCE OLMASI GEREKİR'</p>

<p></p>

<p>Atılacak adımlara dair takvimin netleşmediğini belirten Oluç "Tarihle ilgili net bir şey söylemek doğru olmuyor" dedi. Kasım ayına dair tartışmaların Milli Güvenlik Kurulu'nun rutin toplantı zamanına denk gelmesine ilişkin olabileceğini ifade eden Oluç, "Fakat Milli Güvenlik Kurulu istediği zaman toplanabilir. İlla belli bir aralıkta veya şu tarihte toplanacak diye bir kural yok. Milli Güvenlik Kurulu'nun başında Cumhurbaşkanı Erdoğan bulunmaktadır. Dolayısıyla toplantı yapmaya ihtiyaç duyulduğunu söylediği anda kurulu toplayabilir. Bizim açımızdan önemli olan mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde Meclis'ten çıkmış olan kanunun uygulanabilmesidir. Bunun için de Milli Güvenlik Kurulu'nun onayına ihtiyaç var. O onayın bir an önce olması gerekiyor" diye belirtti.</p>

<p></p>

<p>'ELİMİZDE SOMUT BİR VERİ HENÜZ YOK'</p>

<p></p>

<p>Ekim ayının ortalarına gelindiği belirten Oluç, yeni gelişmelerin yaşanabileceğine işaret ederek, devamla şunları söyledi: "Kasım ayında bu onayın olması eğer bu kurullar iyi çalışırsa önemli olur. Elbette kasım ayında net olarak hangi tarihte bilmiyoruz ama önemlidir ve bu onayın çıkması halinde yasa işlemeye başlayacaktır. Yasanın işlemesi demek hem Avrupa'dan gelecek arkadaşlarımız hem silahlarını bırakmış olan ve gelme konusunda karar almış olanlar hem de cezaevinde bulunanların ihtiyaçlarını karşılamak ve adım atılmasını sağlamak için önemli. Ancak dediğim gibi Kasım ayında mı olur, Kasım ayının hangi gününde olur bunu şimdi söylemek mümkün değil. Bizim beklentimiz; Ekim ayının ortasına geldiğimiz için mümkün olduğunca hızlı bir şekilde ve mümkünse Kasım ayında olmasını istiyoruz, bekliyoruz. Ama bu konuda elimizde somut bir veri henüz yok."</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 09:58:24 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/politika/saruhan-oluc-atilacak-adimlara-dair-takvim-netmesmis-degil-h108610.html">Saruhan Oluç: Atılacak adımlara dair takvim netmeşmiş değil</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-saganak-bilancosu-iki-olum-1277-su-baskini-h108609.html</link>
		<title>İstanbul&amp;#039;da sağanak bilançosu: İki ölüm, 1277 su baskını, 15 heyelan</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da etkili olan sağanak yağışta valiliğe 1277 su baskını ve 15 heyelan bildirildi, biri çocuk iki kişi hayatını kaybetti.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Dün (13 Ekim) başlayan sağanak yağış ve fırtına İstanbul’da yaşamı olumsuz etkiliyor.&nbsp;</p>

<p>Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) Beykoz, Sarıyer, Eyüpsultan, Arnavutköy, Başakşehir, Sultangazi ve Büyükçekmece ilçelerinde metrekareye 50 ila 95 kilo yağmur düştüğünü duyurdu.</p>

<p>İstanbul Valiliği’nin açıklamasına göre&nbsp;bugün (14 Ekim) 06.00–20.00’de gelen ihbarlar şöyle:</p>

<p>1277 su baskını,</p>

<p>15 heyelan,</p>

<p>47 mahsur kalma,</p>

<p>13 ağaç devrilmesi,</p>

<p>İki çatı uçması,</p>

<p>76 araç,&nbsp;808 konut, 280 işyeri ihbarı.</p>

<p>Bir çocuk öldü</p>

<p>Valiliğin açıklamasına göre İstanbul’un Fatih ilçesinde 14 yaşındaki M.I. su birikintisinde elektrik akımına kapılarak&nbsp;hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.</p>

<p>Sarıyer ilçesine bağlı Ayazağa Mahallesi’nde de bir konukevi önünde yolun karşısına geçmeye çalışan 34 yaşındaki S.Y., düşerek kafasını kaldırıma çarptı. Yoldaki su birikintisinden çıkamayan S.Y. vatandaşlarca kurtarılsa da hastanede hayatını kaybetti.</p>

<p>Yağış nedeniyle kapalı yolun bulunmadığını belirten açıklamaya göre İstanbul’daki havalimanlarında da iptal edilen sefer bulunmuyor.</p>

<p>Metrekareye Beykoz-Ömerli’de 193,84, Sarıyer-İTÜ Maslak’ta 124,72, Arnavutköy’de 125,9, Çatalca’da 75,2, Kartal’da 14,3 ve Bakırköy’de 6,8 kilo yağış düştüğü bildirildi.</p>

<p></p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 09:10:34 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-da-saganak-bilancosu-iki-olum-1277-su-baskini-h108609.html">İstanbul&amp;#039;da sağanak bilançosu: İki ölüm, 1277 su baskını, 15 heyelan</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/budo-nun-12-seferi-iptal-h108608.html</link>
		<title>BUDO&amp;#039;nun 12 seferi iptal</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[Bursa Deniz Otobüsleri’nin (BUDO) bugünkü 12 seferi olumsuz hava koşulları nedeniyle iptal edildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>O seferler,&nbsp;BUDO’nun internet sitesindenşöyle duyuruldu:&nbsp;</p>

<p>07:00’deki Bursa (Mudanya) – İstanbul (Kabataş)</p>

<p>08:00’deki İstanbul (Kabataş) – Bursa (Mudanya)</p>

<p>09:30’daki Bursa (Mudanya)-İstanbul (Kabataş) ve Bursa (Mudanya) – Armutlu (İhlas)</p>

<p>10:00’daki Armutlu (İhlas) – İstanbul (Kabataş)</p>

<p>11:30’daki İstanbul (Kabataş) – Bursa (Mudanya) ve İstanbul (Kabataş) – Armutlu (İhlas)</p>

<p>13:00’teki Armutlu (İhlas) – Bursa (Mudanya)</p>

<p>16:00’daki Bursa (Mudanya) – İstanbul (Kabataş)</p>

<p>16:30’daki İstanbul (Kabataş) – Bursa (Mudanya)</p>

<p>19:00’daki Bursa (Mudanya) – İstanbul (Kabataş)&nbsp;</p>

<p>19:30’daki İstanbul (Kabataş)-Bursa (Mudanya)</p>

<p>Hem İstanbul hem Bursa Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün bugün sağanak yağışa karşı sarı kodla uyardığı illerden.</p>

<p>İstanbul’da dün başlayan ve sele neden olan sağanak yağış sürüyor. Çok sayıda su baskınının yaşandığı kentte biri çocuk iki kişi öldü.</p>

<p>Bursa’nın Mudanya ilçesinde sağanak ve fırtına nedeniyle sahil şeridinde hasar görüldü. Bursa Büyükşehir Belediyesi bugün kent genelinde beklenen kuvvetli yağış ve fırtınaya karşı 1134 personel ve 439 araçla önlem aldığını duyurdu.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 09:09:38 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/budo-nun-12-seferi-iptal-h108608.html">BUDO&amp;#039;nun 12 seferi iptal</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-yarin-ve-cumartesi-de-yagisli-normale-donen-metro-ve-h108607.html</link>
		<title>İstanbul yarın ve cumartesi de yağışlı: Normale dönen metro ve tramvay seferleri</title>
		<category><![CDATA[gundem]]></category>
		<description><![CDATA[İstanbul’da yağış yarın ve cumartesi de sürecek. Kentte yağış nedeniyle aksayan bazı metro ve tramvay seferleri yeniden başladı.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>İstanbul’da dün başlayan ve sele neden olan sağanak yağış sürüyor. Çok sayıda su baskınının yaşandığı kentte biri çocuk iki kişi öldü. Yinne mahsur kalan çok sayıda kişi iş makineleri ve ekiplerce kurtarıldı.&nbsp;</p>

<p>Kentte dün bazı metro ve tramvay seferleri kısmen yapılamadı. O seferler, yağışın azalmasıyla bu sabah yeniden başladı.</p>

<p>Metro İstanbul normale dönen bu seferleriX’ten&nbsp;şöyle paylaştı:</p>

<p>T3 Kadıköy-Moda Tramvay Hattı</p>

<p>T1 Kabataş-Bağcılar Tramvay Hattı</p>

<p>M9 Ataköy-Olimpiyat Metro Hattı</p>

<p>Diğer tramvay ve metro hatlarında da bir aksaklık yok.</p>

<p>Yağış yarın ve cumartesi de sürecek</p>

<p>Meteoroloji Genel Müdürlüğü&nbsp;(MGM), bugün İstanbul’u sağanak yağış ve fırtınaya karşı sarı kodla uyardı. Yağışın bugün yer yer çok şiddetli olması bekleniyor.</p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Afet Koordinasyon Merkezi’ne (AKOM) göreyse kentte yağış, yarın (16 Ekim) ve cumartesi (17 Ekim) de&nbsp;sürecek. Havanın pazarsa (18 Ekim) parçalı bulutlu ve yağışsız olması bekleniyor.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 09:08:42 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/gundem/istanbul-yarin-ve-cumartesi-de-yagisli-normale-donen-metro-ve-h108607.html">İstanbul yarın ve cumartesi de yağışlı: Normale dönen metro ve tramvay seferleri</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	<item>
		<link>https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/konut-haric-bakanliga-taksit-suresi-belirleme-yetkisi-h108606.html</link>
		<title>Konut hariç: Bakanlığa taksit süresi belirleme yetkisi</title>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<description><![CDATA[Konut dışındaki mal ve hizmet satışında Ticaret Bakanlığı’na taksit süresini belirleme ve ek sınırlamalar getirme yetkisi verildi.]]></description>
		<yandex:full-text><![CDATA[<p>Perakende ticaretle ilgili karar, Resmi Gazete’de yayınlandı. Buna göre cep telefonu, beyaz eşya, tablet, mobilya, seyahat ve konaklama harcamalarda taksit süresini artık bakanlık belirleyecek.&nbsp;</p>

<p>Bu süreler daha önce yönetmelikle belirliydi. Yeni taksit sürelerini bakanlık, ilan edecek fakat 08:59 itibarıyla bir açıklama yok.</p>

<p>Araç ve kuyum satışıyla ilgili kural da kaldırıldı</p>

<p>Perakende Ticarette Uygulanacak İlke ve Kurallar Hakkında Yönetmeliğin 12/B maddesinin üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkraları da yürürlükten kaldırıldı. O fıkralar şöyleydi:</p>

<p>3-)&nbsp;Taksitlendirme süresi nihai fatura değeri 400 bin lira ve altında olan taşıt satışlarında 48, 400 bin lira üzerinde olup 800 bin lira üzerinde olmayan taşıt satışlarında 36 ayı, 800 bin üzerinde olup 1 milyon 200 bin liranın üzerinde olmayan taşıt satışlarında 24 ve 1 milyon 200 bin liranın üzerinde olup 2 milyon liranın üzerinde olmayan taşıt satışlarında on iki ayı geçemez.&nbsp;Nihai fatura değeri 2 milyon liranın üzerindeki taşıt satışlarında taksitlendirme yapılamaz.</p>

<p>4-)&nbsp;Basılı ve külçe halinde olmayan kuyum satışlarında taksitlendirme süresi üç ayı geçemez. Diğer kuyum satışlarında taksitlendirme yapılamaz.</p>

<p>5-)&nbsp;Bakanlık, bu maddede yer alan sınırlamaları afet dönemleriyle diğer olağanüstü durumlarda ilçe, il, bölge veya ülke düzeyinde geçici süreyle değiştirmeye veya bu konuda ilave sınırlamalar getirmeye yetkilidir.</p>]]></yandex:full-text>
		<pubDate>Thu, 15 Oct 26 09:07:00 +0300</pubDate>
		<yandex:related>
		<link url="https://www.durushaber.com.tr/ekonomi/konut-haric-bakanliga-taksit-suresi-belirleme-yetkisi-h108606.html">Konut hariç: Bakanlığa taksit süresi belirleme yetkisi</link>
		</yandex:related>


	</item>

	
	</channel>
</rss>


