'Suriye'de özgücüne dayanan halk kendini korur'

ABD'nin Suriye'den çekilmesinin orada kurulan sistemin ortadan kaldırılacağı anlamına gelmediğini söyleyen HDP’li Selçuk Mızraklı, "Halkın kendi özgücüne dayanan bir gücü var ve kendisini koruyacağına inanıyorum" dedi.

'Suriye'de özgücüne dayanan halk kendini korur'
03 Ocak 2019 Perşembe 11:38

ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye'den çekilme kararını değerlendiren HDP Diyarbakır Milletvekili Selçuk Mızraklı, kararın sürpriz olmadığını ifade ederek, kararın Türkiye ve ABD ortaklığıyla alındığını belirtti. Mızraklı, alınan  kararın "Suriye'de oluşan demokratik gücü tasfiye etmeye yönelik olduğunu" ifade ederek, halkların yeni zaferler elde edeceğinden kimsenin kuşkusu olmaması gerektiğini kaydetti. "Gelişen durum ne olursa olsun son sözü Suriye’de yaşayan halklar söyleyecek" diyen Mızraklı, Suriye'de gelişecek herhangi bir müdahalenin sadece Kürtlerin sorunu olmadığını, bütün farklı etnik grup ve inançların sorunu olacağının altını çizdi.

'DAİŞ HALKLARIN BOĞAZLANMASI PROJESİYDİ'

Ortadoğu'nun uluslararası güçlerin halklara karşı geliştirdiği savaşa sahne olduğunu hatırlatan Mızraklı, savaşın tahribatına işaret ederek, "Emperyalist ve sömürgeci güçlerin Ortadoğu halklarını boğazlamak için örgütleyip sahaya sürdükleri DAİŞ, bu kanlı savaşın görünen ve lanetlenen yüzünün yanı sıra gerçek anlamda, emperyalist ve sömürgeci güçlerin halkların ulusal-demokratik mücadelelerini bastırmakta kullandıkları bir projedir" ifadesini kullandı.

'SORUNLAR DEMOKRATİK YOLLARLA ÇÖZÜLMELİ'

Suriye'de yaşanan sorunların demokratik zeminde çözülmemesi durumunda yeni ve farklı sorunları beraberinde getireceği yorumunda bulunan Mızraklı, "Bu konuda farklı çevrelerde düşünürler ve yaklaşımlar mevcuttur ve nihayet karar vericiler durumunda onlardır. ABD Başkanı Donald Trump, bir anlamda son sözü söyledi. Baş komutan olarak adeta geri çekilme kararını deklare etti. Bu çekilme kararı, Suriye'ye dönük olduğu gibi daha önceki seçimlerde olduğu gibi kendisinin söz vermiş olduğu deniz aşırı ülkeler açısında bakıldığı zaman, yerleşim yerlerindeki Amerikan askerlerinin topyekûn çekileceğine ilişkin verilen sözünde bir tür taahhüdün yerine getirilmesi şeklindeydi. Ama momentel olarak bakıldığı zaman Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın tehditleriyle ya da bölgeye dönük bir operasyona başlayacaklarına ilişkin deklarasyonun ertesiden gelmesi de bu tutumların Amerika'nın da geri çekilme kararını erkene alma kararını aldırdığına işaret ediyor" diye konuştu. 

'TAŞLAR YENİDEN DİZİLECEK'

Yeni duruma göre sahadaki güç dengelerinin yeniden şekilleneceğini kaydeden Mızraklı, taşların yeniden dizilirken bu güne kadar Suriye'de oluşan kısmi statünün stabil olacağı öngörüsünde bulunarak, "Yani Ortadoğu’da bir anlamda domino etkisiyle birçok dengenin yeniden tesisi edilmek durumunda kalınacaktır. Ama şu esastır sonuçta yerleşik olanlar adapte olanlar son sözü söyleyeceklerdir. Suriye sürecini Kürtlerin, sorunu Kürtlerin özgürleşmesi sorunu gibi tek başına ele almak eksik ve yanlış bir değerlendirme olur. Suriye oldukça geniş bir halklar ve inançla mozaiği durumunda bütün bu farklılıkların bir arada yaşana bilirliğine ilişkin yaşanabiliniz bir modelin daha inandırıcı ve daha önde tartışılması gereken bir başlık olduğunu düşünüyorum" diye belirtti. 

'BU YAPI TOPRAĞIN DERİNLİKLERİNE İŞLEDİ'

Suriye yönelik olası müdahalenin sadece bir etnik grubun özgürlük meselesi olmadığına anlatan Mızraklı, "Orada Kürtler, Ermeniler ve Araplar özgürleşiyor, sadece erkek özgürleşmiyor sadece kadın da özgürleşmiyor. Yani dolayısıyla oradaki özgürleşme süreci noktasında yaratılan o ilişkiler manzumesinin hasar görmesi, onun göç ve enerji kaybetmesi belki de bu süreci en ağır yaralayıcı cephesini oluşturacaktır. Nitekim ben bu yapının oldukça güçlü bir biriktirme gerçekleştirdiğini ve kolay kolay bu halin ve düşmüşün, yaşayışın bir daha Suriye’den eksilmeyeceğini, kendisini köklerinin Suriye toprağının derinliklerine de işlediğini aksettirdiğini düşünüyorum" ifadelerini kullandı. 

'ABD'NİN ÇIKMASIYLA YERLE YEKSAN OLMAZ'

Suriye'de bölgesel, küresel aktörlerin yanı sıra yerleşik aktörlerin varlığına işaret eden Mızraklı, "O toprakların sahibi o hafızanın tarihin sahibi aktörler var. Bunlar arasında yaklaşık 7 yılı aşan bir süredir yaşanılan o amansız ve kıyıcı süreç ciddi hasarlar oluşturmuşken, özelikle Rojava'da halklar açısından baktığımız zaman, daha eşit daha demokratik, daha yaşanabilir bir Suriye'nin, temelleri atılıyor. ABD gelişen özgürlük durumunun sigortası mıydı, yoksa Amerikan çıkarlarının mı? ABD daha çok çıkarının sigortası olarak orada bulunuyordu. Bunun irdelenmesi lazım. Amerika, kendisine bir yer ararken zamanın ruhuyla örtüşük olan insanlık değerlerinin merkezden savunucusu olan alanda kendisine yer bulma şansına sahip olmuştu. Bununla beraber de bir takım teknik imkanlarıyla beraber geçici muhtemel bir ittifak ilişkisi de mevcuttu. Ama ne göbeğinden ona bağlı, ondan ötürü var olmuş bir durumdan bahsediyoruz; neden onların çekilmesiyle beraber yerle yeksan olacak bir sistemden bahsediyoruz halkın kendi öz gücüne dayanan bir güç var ve kendisini koruyacağına inanıyorum" diye konuştu. 

MA / Esra Solin Dal


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.