Kılıçdaroğlu: Bu davadan süratle bir beraatın çıkması lazım

CHP lideri Kılıçdaroğlu, Meclis'te düzenlenen basın toplantısında konuşuyor.

Kılıçdaroğlu: Bu davadan süratle bir beraatın çıkması lazım
09 Mart 2021 Salı 14:38

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuşuyor.

Kılıçdaroğlu'ndan öne çıkanlar şöyle:

- Levent Gültekin dün akşam saldırıya uğradı. Saldırıya ilk tepki veren 2 kadın. O iki kadına buradan yürekten teşekkür ediyorum. Düşüncelerini özgürce yazar, kalemini satmaz, düşüncelerini özgürce ifade eder. Bir gazetecinin düşüncelerini açıkladı diye dövülmesi kabul edilemez. Gazeteciye kalkan her el demokrasiye kalkmış demokrasiye kalkmış demektir. Kendisi son zamanlarda sürekli tehdit aldığını dile getirerek, "Ülkem adına üzülüyorum" diyor. İnsan Hakları Eylem Planı'nın açıkladığı bir ortamda hala bu saldırılar oluyor, saldırıyı yapanlar ellerini sallayarak geziyorsa bu planının bir işe yaramadığı da belli olmuş oluyor.

- İnsan Hakları Eylem Planı hazırlandı, uzun uzun okundu. Biz de biliyorduk ki bu eylem planı bir şey doğrumayacak. Az önce örneklerini verdim. Şehir Üniversitesi vardı, ciddi bir akademik kadrosu, öğrencileri var. Biz kapatıyoruz dediler, Marmara Üniversitesi'ne devrettiler. Kimse mağdur olmayacak dediler. Ama Cumhurbaşkanlığı bir kararname yayınladı, çalışanlarla ilgili mülakat yapacağız, başarılı olmayanların işine son verilecek dedi. E hani kimse mağdur edilmeyecekti? 

- Ekrem İmamoğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. YSK'ya talimat verildi, bir grup hâkim seçimi iptal etti ve yeniledi. Dünya tarihinde olmayan bir kararla... Sonunda 15 binlik fark 800 bine çıktı. Ekrem Bey bu süreçte Karadeniz gezisi yaptı. Ordu'dan VIP'den uçağa binmesi gerekirken, izin vermediler. Bir tartışma çıktı. Vali kendisine hakaret edildiği gerekçesiyle şikayette bulundu. Bulunur tabii. Sağlıklı bir yargılama olmalı normalde. Şikayetçi valinin 12 tanığı ikişer kez dinleniyor. Asıl mağdur olan Ekrem Bey'in 10 tanığından 4'ü dinleniyor. Ordu Milletvekilini dinleyeceğiz sizi diyorlar, sonra dinlemiyor. Hemen iddianameler hazırlanıyor. Dosyada iki bilirkişi raporu var, o da dikkate alınmıyor. Eğer İnsan Hakları Eylem Planı uygulanıyor ve muhataplarına ulaşmışsa bu davadan süratle bir beraatın çıkması lazım.

- Her toplantıda alın terinden, üretimden, huzurdan, birlikte olmaktan, farklılıklarımızı zenginlik olarak kabul etmekten söz ederim. Üretim ordusu bizim çiftçilerimizdir. 6 Nisan'da Erdoğan'ın bir açıklaması var. Çiftçilerimiz ekilmedik toprak bırakmayacak diye. Bunu pekiştiren bir açıklama daha var, Tarım ve Orman Bakanı'ndan geliyor: Ürününüz tarlada, etiniz sütünüz elinizde kalmayacak, gerekirse devlet olarak biz alırız. Tam bir sosyal devlet, bu da güzel. Gereği yapıldı mı peki? 3 toplantıdır söylüyorum, gittiğim pek çok yerde ifade ettim. Niğde'de, Nevşehir'de Polatlı'da kuru soğan, patates ambarlarda çürüdü. Niye almadınız? Söz verdiniz. Meraklanmayın tamamını ekin, satamazsanız biz alacağız dediniz. Biz devletin saygınlığı verdiği sözün arkasında durmasıyla ölçülür. Çiftçi kardeşlerime sesleniyorum, size verilen sözü tutmuyorlarsa sandıkta gerekli dersi vermek zorundasınız bunlara. Biz iktidara geldiğimiz zaman sizin bu devletten, AK Parti hükümetlerinden 210 milyar lira alacağınız var. Faizlerin tamamını sileceğiz. Bunlar tefecilere çalışırlar, biz alın terine, emeğe çalışacağız. 

- Bir baba "Çocuklarım uyuduktan sonra ben eve gideceğim" diyorsa 21. yüzyıl Türkiyesi'nde hepimizin oturup düşünmesi lazım. Kim yönetiyor bu ülkeyi? Bu kadar derin uçurum nasıl oluştu?

- Hayatımızın her alanında kadın var. İnsanlığın gelişmesi, büyümesi, dilimizi öğrenmesi, sevgiyi, saygıyı, kahkaha atmayı annelerimizden kadınlardan öğreniyoruz. Kadınlar, birlikte yaşadığımız birlikte ağladığımız birlikte sevindiğimiz yani tasada ve kıvançta birlikte olduğumuz ve eşit olduğumuz bir ortamda hepimiz huzur içinde o ülkede yaşarız. Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlayarak yola çıkacağız. 

- Kadınlar eşit işe eşit ücret istiyor, çalışırken iş güvenliği istiyor, çalışırken sendikalı olmak istiyorlar. Neden kadınların talepleri konusunda toplum ayrışıyor? Çünkü birileri duymak istemiyor. Hangi gerekçe ile bu karşı çıkılıyor? 

- 4 Mart'ta Kadıköy'de bir kadın önümü kesti. "Benim kocam yok, benim 4 tane çocuğum var. Cumhurbaşkanına 10 tane mektup gönderdim hiçbirine geri dönüş olmadı. Allah'a şükür kötü yola düşmedim. Oğlum işsiz ben işsizim bana bir babalık yapın. Ya bana bir büfe verin ya da beni işe alın. Ben sizden para değil iş istiyorum" dedi. Çalışmak herkesin hakkı ise o hakkı verecek olan devlettir. Saray'dan senin sorununla ilgilenen var mı? 

- İŞKUR'dan iş bekleyen üniversite mezun kadın sayısı 472 bin. Bütün kadınların toplamı 1 milyon 400 bin. Kadın iş buldu çalıştı ama eşit işe eşit ücret diyor. Ancak o zaman emeğimizin karşılığını almış oluruz. 

- "Kadınlar iş aradığı için işsizlik artıyor" diyen kişi 21. yüzyılda bu ülkede bakanlık yapıyor. Kadını; insan olarak görmüyor, üreten olarak görmüyor. Kadınların, sandığa gierken bunu unutmasını istemiyorum. Bu zihniyetin değişmesi lazım.

- 83 milyonun yarısı erkek yarısı kadınsa onlar da siyasette eşitlik istiyorlar. Eğer bu ülkede kendisi oy kullanma hakkına sahipse, kendisinin seçilme hakkı var. Bizde yüzde 30 cinsiyet kotası var. Bir kanun teklifi hazırladık bunun Siyasi Partiler Yasası'na girmesi için. Kadın örgütleri ile görüştük. Neden yüzde 50 yapmıyorsunuz dediler. Yüzde 50 olarak hazırladık ama tabii listenin sonlarında değil. 

Fermuar sistemi olsun diyor kadınlar. Bu konuda kadın milletvekillerimiz bir teklif hazırladı. Dün kadın vekillerimizle birlikte bu teklifi imzaladım. Teklif, TBMM Başkanlığı'na verildi. O ara yeni bir öneri geldi. "Dünya Kadınlar Günü ise neden tatil olmuyor, bizim için tatil olsun" dediler. Onu da sağladık. 

- Bir devlet yüzde 90 maliyetle borçlanırsa ne olur? Geçen hafta bununla ilgili bir açıklama yapacağım demiştim. Bir hükümet kendi ülkesinde, Türk Lirası üzerinden değil altın veya döviz üzerinden borçlanıyorsa bunun ağır bir maliyeti var; iktisatta buna 'ilk günah' deniyor. Neden ilk günah? Çünkü riski çok yüksek. Türkiye, öyle bir noktaya geldi ki kendi ülkesinde altın ve dövizle borçlanmak zorunda kaldı. 27 Şubat 2019; Altın Sertifikası çıkardılar. Altının gramı 223 liraydı. Parası olanlar aldı. Altın sertifilasının ödenme tarihinde altının gramında yüzde 85 artış var. Kim ödeyecek? Devlet ödeyecek. Bir de maliyet var. Borç yüzde 90'a çıkıyor. Siz kendi ülkenizde kendi vatandaşınıza Amerikan Doları üzerinden borçlanıyorsunuz. Bana inanmıyorsanız Hazine'den, TÜİK'ten girer bakarsınız.

- Tüm vatandaşlara, AKP'ye ve MHP'ye oy veren vatandaşlara sesleniyorum; Oy verdiğiniz ve tek başına 19 yıldır iktidar yaptığınız bir siyasi parti vatandaşların sırtına yüzde 90 maliyetli bir yük getiriyorsa bu yük nereye kadar çekilir? Biz bu yükü çekmek zorunda mıyız?

- Erdoğan, eline almış mikrofonu benden bahsediyor. Devletin aşıları parayla sattığını söylemişsin diyor. Ben ne zaman bunu söyledim, kendisi bunu nereden duydu?

- "Sıra bana gelirse gidip aşı olacağım diyordun. Neden gidip aşı oldun?" diye soruyor. Sıram geldi de ondan aşı oldum. Allah akıl fikir versin ne diyeyim.

Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın sözlerinin aksine 'devletin parayla aşı satması' yönünde bir açıklaması olmadığını vurguladı.


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.