HDP'den 'İrade Gaspı ve Kayyım Gerçekleri' raporu: Mahkûm edilmiş bir sistem

Raporu kamuoyuyla paylaşan HDP, 'Kayyımlar yerelin karar organı olan belediye meclisini fiilen kapattılar, halkın yönetime katılma hakkını gasp ettiler' dedi.

HDP'den 'İrade Gaspı ve Kayyım Gerçekleri' raporu: Mahkûm edilmiş bir sistem
24 Şubat 2021 Çarşamba 14:39

banner225

HDP Demokratik Yerel Yönetimler Eşsözcüsü Hediye Karaaslan, "İktidar yüzde 50’lik kayıpla nüfusun yüzde 39’luk kısmında belediyelerde söz sahibi olabildi. Görüldüğü gibi kayyım sistemi halkın vicdanında, toplumun vicdanında ve seçim sandıklarında mahkûm edilmiş bir sistemdir" dedi.

HDP Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu Eşsözcüleri Hediye Karaaslan ve Salim Kaplan, parti Genel Merkezi'nde düzenlenen bir basın toplantısı ile 'İrade Gaspı ve Kayyım Gerçekleri' raporunu açıkladı.

Kayyım sisteminin çöktüğünü dile getiren Eşsözcü Hediye Karaaslan, "Halk vicdanında toplum vicdanında çöktü. Bakanlık yetkilileri iktidarın memurları olan kayyımları özellikle hizmetler adı altında meşrulaştırmaya savunma çabası içerisine girmiş durumda. Bakanlık yetkileri telaş içindeler çünkü her gün kayyımların yolsuzluk, usulsüzlükleri halk düşmanı politikaları basına ve kamuoyuna yansımaktadır" dedi.

Karaaslan, "İktidar yüzde 50’lik kayıpla nüfusun yüzde 39’luk kısmında belediyelerde söz sahibi olabildi. Görüldüğü gibi kayyım sistemi halkın vicdanında, toplumun vicdanında ve seçim sandıklarında mahkûm edilmiş bir sistemdir" diye konuştu.

'HALKIN YÖNETİME KATILMA HAKKINI GASP ETTİLER'

Kayyımların 19 Ağustos 2019 tarihinde atanmaya başlandığını hatırlatan Karaaslan, şu bilgileri verdi:

"3 büyükşehir 5 il 33 ilçe olmak üzere 48 belediyemize kayyım atandı. 72 belediye eşbaşkanımız bu süreçte gözaltına alındı, 19 kadın arkadaşımız olmak üzere 37 belediye eşbaşkanımız cezaevlerinde tutsak edildiler. Hala Türkiye’nin değişik cezaevlerinde 15 belediye eş başkanımız tutsaktır. Bu dönemde iktidar 7 belediye eşbaşkanımıza ev hapsi verdi. 6 belediye ev başkanımız 10 aydır ev hapsindeler. İktidarın bu dönemdeki gerçekleştirdiği irade gaspının en büyük yansıması yerelde karar merci olan belediye meclislerinde gerçekleşti. 807 belediye meclis üyemiz görevini yerine getiremez hale geldi. Kayyımlar yerelin karar organı olan belediye meclisini fiilen kapattılar, halkın yönetime katılma hakkını gasp ettiler.

'KADIN KAZANIMLARINA DÖNÜK SALDIRILAR YAŞANDI'

Bu dönem siyasal iktidarın hiç olmadığı kadar kadın kazanımlarına ve eşbaşkanlığına yöneldiğini görüyoruz. Kadın kazanımları kayyım vasıtasıyla yok edildi. Kadın kazanımlarına yönelik çok ciddi saldırılar yaşandı. Yok edemediklerini de kendi makul ölçülerine dönüştürme çabası içerisine girdiler. Kadınların yerel yönetime, yerel siyasete katılımın en temel mekanizması olan eşbaşkanlık kriminalize edilmeye çalışıldı. Oysa iktidarların, iktidar adacıkları olan belediyelerin önü eşbaşkanlık sistemi ile açılmıştı."

EŞBAŞKANLIK SİSTEMİ

Eşbaşkanlık sistemine karşı bir saldırı olduğunu da ifade eden Karaaslan, şöyle devam etti:

 "Eşbaşkanlık sistemimize bu dönem bakanlık tarafından ciddi saldırılar yapılıyor iddianamelere konu ediliyor, suç duyurusunda bulunuyorlar ama ne bakanlık yetkililerinin ne de talimatla çalışan yargı sisteminin bir suç unsuruna rastlamadığını belirtmek isteriz. 2019’da HDP’nin yerel yönetimlere kadın adayları eşbaşkan olarak göstermesiyle birlikte kazandığımızın belediyelerin yüzde 90’ında kadın eşbaşkanlar kazandılar. Yani muazzam kadın mücadelesi açısından kadının siyaseti açısından muazzam bir gelişmeyi ifade ediyor. Resmiyeti kıstas dahi alırsak ki bizim çalışmalarımızda kıstas değil. HDP’nin kazandığı belediyelerde yüzde 55 oranında kadın belediye eşbaşkanı temsiliyeti var. En yakın parti dahi yüzde 50 oranına dahi yaklaşım göstermiyor, yüzde 20’lerde kalan bir gerçeklik var. Onun için biz diyoruz ki eşbaşkanlık sisteminde ısrarcıyız özgür ve eşit yaşamda ısrar ettiğimiz sürece eşbaşkanlık sisteminde de ısrar edeceğiz. Bu dönemde kadın kazanımlarına kayyımların yöneldiğini kadın düşmanı politikalar yürütüldüğünü ifade etmek isteriz."

KADIN KURUMLARI KAPATILDI

"Bakanlık hazırladığı kitapçıkta kadın kazanımların koruduğun iddia etmiş, hatta bakanlık bütçe sunumunda 194 tane kadın merkezi açtığını ifade etmiş. Biz çok aradık ve sorduk yerellere baktık ama bir türlü açtıklarını iddia etikleri kadın merkezlerine rastlamadık; merak ediyoruz bu kadın merkezlerini nerede ne zaman ve kiminle açtılar?" diye soran Karaaslan, konuya ilişkin de şunları söyledi:

"Bu araştırmamızı da şöyle bir sonucu ulaştık. Yaptıkları epey kadın karşıtı uygulamaları da somutladık ve raporumuzda yer verdik. Raporumuzla detayla olmakla birlikte birkaç çarpıcı detayı sizinle paylaşmak isterim. Van’da kayyım geldikten sonra 11 kadın çalışanımız açığa alındı. Mardin Büyükşehir Belediyesi Kadın Politikalar Daire Başkanımız kayyımın gelmesiyle memurluktan ihraç edildi. Mardin’de, Batman’da, Sur’da kadın politikalar müdürlüklerine erkek atadılar. Mardin’de ‘Alo Şiddet ‘hattını kapattılar. Özalp’ta Kadın Kültür Merkezini, Muradeyi’de Ayşe Şan Kadın Kütüphanesi’ni ve konuk evini kapattılar. Sur’da Amida Kadın Merkezi’mizi kahvehaneye dönüştürdüler. Bütün bu saydıklarımız sadece birkaç örnek. Raporumuzda kadın kazanımlarımıza yönelik saldırıların detaylarına rastlayacaksınız."

BAKANLIĞIN İDDİALARINI ÇÜRÜTTÜ

"Bakanlığın birkaç iddiasını sizinle paylaşmak istiyorum" diyen Karaaslan, şöyle devam etti:

"Bakanlık cadde, sokak, bulvar isimlerinin değiştirildiğini çarpıtarak ifade etmiş. Şöyle diyorlar; ‘suçluların isimlerini buralara vermişler’. Detaya bakalım, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Doktor İlhan Diken’in adını bir caddeye vermesini suç unsuru olarak belirtilmiş. Kimdir İlhan Diken? Diyarbakır Tabip Odası Başkanı’dır. Bir önceki dönem Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapmıştır kendisi. Kalp krizinden yaşamını yitirmiştir. Doktor İlhan Diken’den nasıl bir suçlu yaratılmış biz merak ediyoruz. Yine Kızıltepe belediyemizin parka vermek istediği Leyla Kasım’ım isminden suç yaratmıştır. Leyla Kasım kimdir. Bir Kürt kadınıdır. Saddam sistemine karşı mücadele yürüten ve 1974’de idam edilen bir Kürt kadındır. Leyla Kasım’dan nasıl bir suçlu yaratmıştır. Yine faili meçhul cinayetle yaşamını yitiren Mehmet Sincar’ın ismini parka vermemizi bakanlık suç olarak değerlendirmiş. Kitapçıkta detayları var.

Ama bakanlık bir şey daha bilmiyor, belediye meclisinde aldığımız kararların mülki irade amirlerin onayında olduğunu bilmiyor. Ya kaymakamlıkların ya da valilerin onayındadır. Eğer bir suç varsa, valiler, kaymakamlar, Belediye Meclisi kararlarını yargıya taşırlar. Bakanlık yetkilileri bundan bihaber midir, yoksa bir algı mı yaratmaya çalışıyor.

Buradan bir örnek daha vermek istiyorum, oldukça trajikomik bir örnek. Batman’ın İkiköprü Beldesinde çöp hizmetlerini bakanlık şöyle tarif ediyor: Belediyeciliğin temel hizmeti olan çöp hizmetlerini yerine getirmediğini belirtmiştir. İkiköprü Belediyesi 3 mahalleden oluşan bir belde belediyesi. Kaldı ki varsa bile çöp toplama işinin yapılmaması idari bir meseledir. Bu müfettiş raporları ve vatandaş şikayetleri ile somutlandırılabilir. Bakanlık böyle bir somutlamaya dahi gerek duymamış. Halbuki beledimiz bu 3 mahalleye çöp konteyneri yerleştirmiştir. Anlaşılıyor ki bu kitapçıkta bu yalanlara başvuranlar, masa başında hiçbir etik kaygı gütmeden, oturup bir kitapçık kaleme almışlar ve kitapçıkta da böylesi sonuçlar ortaya çıkmış."


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.