HDP: Bu halk yakında öyle bir ders verecek ki, 90'ların aktörleri gibi silinip gidecekler

HDP Sözcüsü Ebru Günay, ‘Mafyaya yol vermek için HDP’yi kapatmak istiyorlar. Hazırlanan iddianame hukuk metni değil, HDP’ye karşı hazırlanmış bir siyasi bildiridir’ dedi.

HDP: Bu halk yakında öyle bir ders verecek ki, 90'ların aktörleri gibi silinip gidecekler
24 Haziran 2021 Perşembe 13:41

banner225

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, partisinin Ankara’daki genel merkezinde partilerine yönelik saldırılar, parti üyesi Deniz Poyraz'ın katledilmesi, Kobane Davası ve HDP’ye yönelik kapatma davasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Günay, partilerinin bütün saldırılara rağmen dün de bugün de direnmeye devam ettiğini söyledi. AKP iktidarının kaybettiği ve sonrasında sokağa çıkma yasakları, operasyon ve katliamlarla kanlı geçen, Erdoğan'ın "Unutmasınlar" dediği 7 Haziran seçimlerini işaret eden Günay, "7 Haziran'ın yaraları o kadar büyük ki, ne yapsalar nafile" dedi. Muhalefete seslenen Günay, saldırı dalgasının sadece partilerine yönelik olmadığının altını çizdi. 

Günay’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

'BU HALK YAKINDA ÖYLE BİR DERS VERECEK Kİ SİLİNİP GİDECEKLER' 

“Şimdiye kadar bu halkın defalarca partisini kapattınız, her türlü engeli çıkardınız ama bu halk demokratik siyasette ısrar etti, mücadelesini büyüterek yoluna devam etti. Dün direndik, bugün de direnmeye devam edeceğiz. Partisi kapatılan insanların, kendilerine bu kötülüğü yapanlara oy vereceğini düşünenler bu halkı hiç tanımıyorlar. Bu halk yakında onlara siyaseten hiç unutmayacakları öyle bir ders verecek ki, 90’lı yılların karanlık aktörleri gibi silinip gidecekler hepsi."

'AHLAKSIZ BİR CİNAYET MEKANİZMASI İŞLİYOR'

"Ahlaksız bir cinayet mekanizması işliyor. İktidar hedef gösteriyor, özel savaş aparatı olan yandaş bunu köpürtüyor, yargı harekete geçiyor, yargılıyor, talimatı alan lümpen harekete geçerek cinayeti işliyor."

‘KATLİAMLA, ÖLDÜRMEKLE BAŞARILI OLUNSAYDI HİTLER BAŞARILI OLURDU’

“Biz bu ülkenin sahibiyiz, her karış toprağındayız, hayatın her alanındayız, bizi bitirmek mümkün mü? Katliamlarla, cezaevleriyle, kumpas yargılamalarıyla, kapatma davalarıyla bizi bitiremezsiniz, başaramayacaksınız. Eğer katliamla ölümle başarılı olunsaydı, hak ve özgürlük talebi bastırılabilinseydi, Halepçe’yi bombalayan ve 5 bin insanı bir anda katleden Saddam başarılı olurdu, dünya insanlığının başına bela olan ve milyonlarca insanın hayatına sebep olan Hitler başarılı olurdu. Hiçbiri başaramadı sizler de başaramayacaksınız.”

‘PARTİMİZİ HEDEF GÖSTERENLER SORUMLUDUR’

 “Biz ilk gün de söyledik, bugün de bir kez daha söylüyoruz. Katili tanıyoruz. Bu cinayetin arkasındaki güçleri biliyoruz. Bu saldırı ve katliam 7/24 parti binalarımızın önünde nöbet tutan emniyet güçlerinin gözü önünde gerçekleşti. Parti binalarımızın önünde kamp kuran, partimize girip çıkanları fişleyen, hedef gösteren emniyet güçleri ve onların iş birliği ile çadırlar kuran provokatörler bu katliamdan sorumludur. Bu katliamı gerçekleştiren sadece tetiği çeken katil değildir. Daha olayın ilk anında, ‘HDP binasında çatışma’ haberleriyle olayı manipüle etmeye, daha sonra ‘Neden daha fazla HDP’li ölmedi, öldürülmedi’ diyerek beklentisini gizlemeyen ve partimizi suçlama hadsizliğinde bulunan gazeteci görünümlü tetikçiler ve gazete diye geçinen paçavralar bu olayın sorumlusudur. Sabah akşam partimizi hedef gösteren iktidar partisi, onunla çıkar ortaklığı yapanlar bu saldırının sorumlusudur. Tıpkı Tahir Elçi ve Hrant Dink cinayetlerinde olduğu gibi iktidarın hedef göstermesi sonucu en demokratik hakkımızı yargılama konusu yapan ve bunun üzerinden de partimizi “kriminalize eden”, halkımıza saldıranları ve katliam yapanları ise aklayan yargı bu cinayetin sorumlusudur.

‘SALDIRILARI KOLLAYAN İÇİŞLERİ BAKANLIĞI SORUMLUDUR’

“O yüzden diyoruz ki, rantlarının HDP’nin susturulmasından geçtiğini düşünen, kirli düzenin sürdürülmesi için partimizi hedef alan çevreler bu cinayetin sorumlusudur. Bugüne kadar partimize yapılan bütün saldırılarda, saldırganları koruyan onlara yol veren Genel Merkezimize yapılan taşlı saldırı örneğinde olduğu gibi saldırganları güvenli bir şekilde uzaklaştırıp gözaltına bile alma ihtiyacı görmeyen, katliam yapan IŞİD görevlilerine eşlik eden kolluğun bağlı olduğu İçişleri Bakanlığı bu cinayetin sorumlusudur.”

‘CİNAYET ÇADIRLARDA KONUŞULMUŞTUR’

“Hiç kimse saldırıyı kişisel bir öfke sonucu işlenmiş bir cinayet gibi göstermesin. Bunu yapanlar bu cinayetin ortaklarıdır. Biz biliyoruz, bu cinayet iktidar bloğunun, iktidar yandaşı basının, iktidarın günümdeki yargının, onun denetiminde hareket eden kurum ve kuruluşların ortak yapımıdır.

Cinayet detayları partimiz karşısında kurulan çadırlarda konuşulmuştur. Bunu saklama gereği bile duymuyorlar. İktidarın küçük ortağı cinayetten hemen sonra ortaya çıkan tepki üzerine önce “bizimle alakası yok” dediği cinayeti üzerinden saatler geçmeden meclisteki grup toplantısında üstlendi. Katil, kendisine verilen akılla cinayeti ‘kişisel bir tepki’ gibi göstermeye çalışırken, biz cinayetin siyasi bildirisini “Deniz Poyraz’ı terörist” olarak gösteren ve katliama onay veren MHP’nin grup toplantısında dinledik. Bu HDP’ye oy veren milyonlarca insanı ‘terörist’ gören ve aynı mesajla tehdit eden akıldır.”

‘SALDIRILAR, 7 HAZİRAN’IN İNTİKAM VE RÖVANŞI’

“Bu akıl şimdi de katliamla, cezaevleriyle, tutuklamalarla başaramadığı nihai hedefini gerçekleştirmek için partimiz hakkında kapatma davası açtı. AKP-MHP genel merkezlerinde hazırlanan ve içerdiği saçmalıklar, absürtlükler nedeniyle AYM tarafından iade edilen iddianame bir iki göstermelik değişiklikten sonra sanki yeni deliller bulunmuş gibi kabul edildi. Aynı iddianame oy birliği ile reddedilmişti, aynı iddianame yine oy birliği ile kabul edildi. Bu da davanın siyasi kumpas davası olduğunu gösteriyor. Üstelik de AKP’nin iktidarı kaybettiği 7 Haziran seçimlerinin yıldönümünde! Bu tarih rastlantı değil. Zaten iktidarın başındaki 7 Haziran yenilgisini hiç unutmadığını itiraf etti. İşte bu yüzden bu saldırılar intikam saldırısıdır diyoruz, bir rövanş ve öç alma konseptidir.

‘İDDİANAME BAŞTAN SONA ABSÜRT’

“Baştan sona hiçbir hukuki değeri olmayan iddianamede art arda sıralanan absürtlükleri saymakla bitmez... HDP kurucu üyesi değilken kurucu üye olarak tanımlanan vekillerimiz mi dersiniz, Mardin’de devam eden üyelerimizin yargılandığı kumpas dosyalarında geçen 2008’den bu yana ulaşılmayan gizli tanıklar mı dersiniz, isim karışıklıkları mı dersiniz, meclise gelmeyen fezlekeler mi dersiniz; özetle kullanılan tüm anayasal haklar iddianamenin konusu haline getirilmiştir.”

‘HUKUK BELGESİ DEĞİL, ÇÖP METİN, SİYASİ BİLDİRİ’

“Bunun gibi onlarca yüzlerce suçlama ile bu çöp metin hazırlanmış. Bu metin o yüzden bir hukuk metni değil, HDP’ye karşı hazırlanmış bir siyasi bildiridir. Bu metne karşı biz de en güçlü siyasi bildiriyi hazırlayacağız. Biz kendimizi değil, demokrasiyi, hukuku, adaleti, barışı, temel insan hakları değerlerini savunacağız. Çünkü saldırı altında olan esasen değerlerdir.”

‘İNSANİ DEĞERLERİ KAPATMA DAVASIDIR’

“Haliyle HDP’ye yaklaşım, bu ülkenin geleceğine yaklaşımdır. Bu dava HDP’yi değil Türkiye’yi, Türkiye’deki insani bütün değerleri kapatma davasıdır. Partimizi kapatmaya teşne olanlar, anayasadan beklenti içinde olanlar, anayasayı bir kez daha tümüyle rafa kaldırmaya çalışıyorlar.”

‘MAFYAYA YOL VERMEK İÇİN HDP’Yİ KAPATIYORLAR’

“Mafyaya yol vermek için HDP’yi kapatmak istiyorlar. Çünkü pudra şekeri ticareti için daha çok gemi ve deniz yollarına ihtiyaç duyuyorlar. Her şeyi ranta çeviren bu çürümüş ve göbekten bağlı oldukları sistemi sürdürme dertleri var. O yüzden HDP’yi kapatmaya çalışıyorlar. HDP’ye kurulan kumpas ve intikam davası; aynı zamanda Kürt sorununda gelinen çıkmazın da sonucudur. Kürt sorunu ile yüzleşmek yerine aynı ezberleri tekrarlayarak yüzsüzleşenlerin vardığı nokta işte bugün komplo, katliamlara başvurmaktır, çete-mafyadan medet ummaktır.”

‘KOBANİ KUMPAS İDDİANAMESİ, DEVLETİN KASALARINI BOŞALTMALARINI GİZLEMEK İÇİN YAZILDI’

“Aynı saldırgan ve tasfiyeci akıl Kobani Kumpas Davasında da devrede. Kobani davası da tek bir merkezden ve tek bir amaçla yazıldı. Bu kumpas iddianamesi iktidarın kirli ittifaklarını, devletin kasalarını boşaltmalarını, hak ve hukuk gaspını gizlemek, ülkeyi daha fazla karanlığa sürüklemek amacıyla yazıldı ve yürürlüğe konuldu. İki haftadır, Sıkıyönetim Mahkemelerini anımsatır şekilde Sincan’da Kumpas davası görülüyor. İddialar malum, arkadaşlarımız en ağır suçlarla itham ediliyor.”

‘MAHKEME, DAVADA İKTİDARON TALİMATLARINI YERİNE GETİRDİĞİNİ GÖSTERMEKTEN GERİ DURMUYOR’

“Peki salonda ne oluyor?”

Arkadaşlarımıza “HDP’ye ne zaman üye oldun, HDP’nin MYK toplantısına katıldın mı, twitleri hangi amaçla attın ya da paylaştın” gibi akla ziyan sorular yöneltiliyor. Yani Kobani Kumpas Davasında düşünce ve ifade yargılanması yapılıyor. Burada da bizim siyaset tarzımız hedefleniyor, çözüm önerilerimiz engellenmeye çalışılıyor. Mahkeme heyeti bu davada taraf olduğunu, iktidarın talimatlarını yerine getirdiğini göstermekten geri durmuyor.

Kobani kumpas davasının görüldüğü Sincan’da yaşananları, hukuk adına yaşanan garabeti gidip orada canlı canlı görmek gerekiyor. Baştan aşağıya çamur bir iddianame söz konusu, yargılanan arkadaşlarımız ve avukatlarımız, bu hukuksuzluğu, bu vicdansızlık ve insanlık dışı siyasal anlayışı yerle yeksan ediyorlar. Bu iktidar her alanı kirlettiği gibi yargı alanını da kendi güdümünde hareket eden memurlara dönüştürdü.”

‘AYAKLAR ALTINA ALDIĞINIZ ADALET, BİR GÜN SİZDEN HESAP SORACAK, KİMSE KAÇAMAYACAK’

“Ancak FETÖ’nün savcıları ve yargıçları gibi hareket eden bugünün müktedirlerine de hatırlatmak isteriz ki, ayaklar altına aldığınız adalet olgusu bir gün sizden hesap soracak. Ne siz ne de talimatlarını yerine getirdiğiniz AKP-MHP iktidarının yetkilileri bu hesaptan kaçamayacak.”

‘ARKADAŞLARIMIZ TARİHE GEÇECEK BİR DURUŞ SERGİLİYOR’

“Arkadaşlarımız günlerdir Sincan’da demokrasi tarihine örnek olarak geçecek bir duruş sergiliyorlar. Her biri bu ucuz suçlamalara karşı kendilerini değil Türkiye halklarının ortak geleceğini savunuyorlar. Faşizmi yargılıyorlar. Bu dava IŞİD’in hezimetinden duyulan öfkenin eseridir, 7 Haziran’ın intikamıdır. AKP-MHP’nin 7 Haziran yaraları o kadar büyük ki, ne yapsalar nafile. Biz daha nice 7 Haziranlar ve 31 Martlar yaşatacağız. Bu nedenle biz tüm muhalefet diyoruz ki bu dalga HDP ile sınırlı değildir. Demokrasi mi otoriterlik mi ikilemidir bu dalga. Ne olursa olsun şu tespit tarihe not düşsün; HDP’ye açılan davalar AKP’nin ismini tarihten silecek HDP fikriyatının ülkenin her yerinde kök salmasını güçlendirecektir.”

‘İMRALI’DA ÇÖZÜM HAVASI ESTİĞİNDE BU TÜM TÜRKİYE’YE YANSIYOR’

“Değerli basın emekçileri, Türkiye'de bir diğer can yakıcı gündem ise tecrittir. Toplumsal barışın sağlanmasında önemli bir misyona sahip olan Sayın Öcalan'a yönelik geliştirilen tecrit sistemiyle ülkede yaşanan kaosun, mafyalaşmanın, çürümenin ve savaşın egemen kılınması birbirinden bağımsız değildir. İmralı’daki sistemin bir yönetim tekniği olduğunu sürekli dillendiriyoruz. İmralı’daki uygulama her zaman başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye halklarına ve demokrasi güçlerine karşı yaklaşımın işaret fişeği olmuştur. İmralı’da çözüm havası estiğinde tüm Türkiye’ye yansımıştır. İmralı’da siyasal iktidarın savaş çanları çaldığı süreçlerde ise Türkiye kaosa sürüklenmiştir.

Sayın Öcalan’ın susturulmaya çalıştığı süreç ile Türkiye halkları, demokratik ve muhalif güçler de katliamlarla, cezaevlerine atılarak ve daha birçok hukuksuz uygulamalarla susturulmak istenmiştir. İmralı’nın sustuğu süreç mafyanın ve çetelerin konuştuğu süreç olmuştur. Tecrit, ülkeyi ve toplumu savaş sarmalının içine sürüklemiş, savaş rantını sürdürmek isteyen mafya-çete odakları daha çok palazlanmıştır.

Sayın Öcalan ise Kürt halkının ve Türkiye halklarının çıkarına olan her yaklaşım karşısında demokrasi, barış ve müzakere seçeneğinde ısrar etmiştir. Ancak Sayın Öcalan'ın büyük bir demokratik irade ve kararlılık koyarak geliştirdiği çözüm demokratikleşme perspektifi sürekli iktidarın siyasi menfaatlerine kurban edilmek istendi. Hukuk-dışı bir mekan olan İmralı Adası’nda bugün savaş ve barış, demokrasi ve otoriterlik, teklik ve çokluk iradeleri çarpışmaktadır. Bu çarpışma tarihidir ve sonuçları da tarihi olacaktır. Tecrit ve adaletsizlik politikalarından etkilenmeyen tek bir insan kalmadı artık. Tecrit içerde ve dışarıda hepimize dayatılıyor.”

‘EMİNE ŞENYAŞAR’A DAHA NE KADAR KAYITSIZ KALACAKSINIZ?

 “Adalet mücadelesinde Urfa Adliyesi önünde her gün nöbet tutan Şenyaşar ailesine dayatılan adaletsizliktedir tecrit. Ancak İktidar acılı ailenin talebine kulak vermektense her gün yeni zulümlerle karşılarına dikiliyor. Defalarca gözaltına alındılar ama mücadele etmekten bir gün bile geri durmadılar. Bakın iki gün önce Emine Şenyaşar adliye merdivenlerinde rahatsızlandı ve hastaneye kaldırıldı. Daha ne kadar bir annenin haklı talebine karşı kayıtsız kalacaksınız?”

CEZAEVLERİNDEKİ AÇLIK GREVİ: İKTİDAR HAKLI TALEPLERİ YERİNE GETİRMELİDİR

“Cezaevlerinde sürdürülen ve bugün 210’uncu gününe giren açlık grevi eylemlerindedir tecrit. Defalarca söyledik siyasi tutsakların talepleri insan haklarından ve adaletten yana olan milyonların haklı talepleridir. Ancak AKP-MHP iktidarı tecritte ısrar etmeye devam ediyor. İktidar bir an önce bu haklı taleplerin gereklerini yerine getirmeli, Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış mutlak tecride ve hapishanelerdeki baskılara bir an önce son vermelidir.”

DEMOKRASİ GÜÇLERİNE ÇAĞRI: BİRLEŞMEKTEN BAŞKA ŞANS YOK

“Ve biliyoruz ki çeteleriyle, mafyalarıyla ve savaş baronlarıyla Türkiye’ye çöken, bizleri nefessiz bırakan AKP-MHP iktidarına karşı demokrasi güçlerinin birleşmekten ve ortak hareket etmekten başka şansı yoktur. Bu talan ve tecrit düzenine ancak ortak mücadele ile son verebiliriz.”


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.