Erdoğan: Gezi'de 'Zulüm 1453'te başladı' diyen CHP artıklarına karşı mücadelemiz

Erdoğan, "Gezi olaylarında 'Zulüm 1453'te başladı' diyenlere karşı, bu CHP'nin artıklarına karşı bu toprakların ebedi vatanımız olduğunu göstermenin mücadelesidir' dedi.

Erdoğan: Gezi'de 'Zulüm 1453'te başladı' diyen CHP artıklarına karşı mücadelemiz
26 Aralık 2021 Pazar 15:51

banner255

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da AKP Danışma Meclisi Toplantısı'nda açıklamalarda bulunuyor.

Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları şöyle:

"Değerli dava ve yol arkadaşlarım. Teşkilatlarımızın kıymetli mensupları. Başımın tacı sevgili hanım kardeşlerim... Gözümüzün nuru kıymetli gençler... Sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle selamlıyorum. Biraz sonra hediyelerini vereceğimiz mahalli ve sandık başkanlarımızın nezdinde, kuruluşundan bugüne AK Parti saflarında görev alan tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum. AK Parti'nin kuruluşundan itibaren her kademede, her seçimde, iyi ve kötü her günümüzde birlikte olduğumuz kardeşlerimizden ebediyete intikal edenlere Allah'tan rahmet diliyorum.

İstanbul ayrı bir yere, ayrı bir hikayeye, ayrı bir öneme sahiptir. Her fırsatta tekrar tekrar hatırlattığım gibi, İstanbul sade bir semtini sevmenin bile bir ömre bedel olduğu bir şehirdir. İstanbul, güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar bir şehirdir. İstanbul insanı seversen olayım yarin dedirten bir şehirdir. Biz İstanbul'u işte böyle aşkla seviyoruz. Esasen İstanbul'u sevmek demek, Türkiye'yi sevmek demektir. İstanbul'u sevmek demek, gözü ve gönlü burayla rabıtalı Balkanlarından Kuzey Afrikası'na kadar koskoca bir coğrafyayı sevmek demektir. Bu kadar sevilen bir şehre hizmet etmek de o kadar meşaketli ama o derece şerefli bir iştir.

Sevgili gençler, bizim gecemizi gündüzümüze katarak çalışmamızın gerisinde işte bu aşk vardır. Bize yedi düvele meydan okuma gücü veren de bu aşktır. İşte dün, Gaziantep'te bunu gördük. Hem kapalı salon teşkilat toplantısında hem miting alanında on binlerin olduğu o meydanda bu aşkı gördük. Bu coşkuyu gördük. Hamdolsun fabrikaya gittik, işçilerimizle beraber olduk. Orada da bu heyecanı gördük. Gençler, elbette her dava gibi bizim davamızın da sembolleri vardır. Tekbirimizle, ezanımızla, bayrağımızla, İstiklal Marşımızla, camilerimizle, minarelerimizle bu sembollere sıkı sıkıya sarılmamızın gerisinde davamıza olan inancımız bulunuyor. Bunun için İstanbul'un 1453 yılındaki fethi, bizim için çok önemli bir dönüm noktasıdır. Ayasofya'nın yeniden cami olarak ibadete açılması bizim için çok kıymetlidir. Çamlıca Camii bizim için çok ama çok değerlidir. Zira Anadolu yakasındaki en büyük semboldür. Avrupa Yakası'ndan baktığımız zaman gördüğümüz en büyük semboldür. Aynı şekilde Mimar Sinan Camii böyle bir semboldür. Şimdi Barbaros Hayreddin Paşa Camii evet, dikiliyor. Rabbime hamdolsun. Bunlar bize nasip oluyor. demek ki iş bilenin, kılıç kuşananın. Verdiğimiz mücadele, Ayasofya'yı minarelerinden kurtaracağız diyenlere karşı inancımıza sahip çıkma mücadelesidir. Verdiğimiz mücadele, hatırlayın... Gezi olaylarında 'Zulüm 1453'te başladı' diyenlere karşı, bu CHP'nin artıklarına karşı bu toprakların ebedi vatanımız olduğunu göstermenin mücadelesidir. Şayet bazen öfkeli gözüküyorsak, tek sebebi sevdamızdır.

Bu arada Zeytinburnu'na geçmiş olsun diyorum. Osman Bey bu haftasonu inşallah bir Sarıyer yapalım. O hanım kardeşimizin evini bir ziyaret edelim. Bugün aynı fedakarlıkların örnekleriyle sık sık karşılaşıyoruz. Geçtiğimiz günlerde bir şehrimizde kadın kolları ilçe başkanı olan hanımefendi kardeşimiz, teşkilat toplantısından ayrılıyor. Bir saat içinde geri dönüp işine devam ediyor. Bu tabloya şahit olan milletvekillerimizden biri, yanındakilere niçin gidip geri döndüğünü soruyor. İlçe başkanımız, hanımefendinin henüz dört aylık bir evladı bulunduğunu, arada bir çocuğunu emzirmek için 24 kilometre uzaklıktaki evine gidip hemen geri geldiğini anlatıyor.

Bu dava insanların kendi canlarından bile aziz bildikleri bir davadır. Bu davada bencilliğe, nobranlığa, ihanete yer olmaz. Hesabi değil hasbi insanların omuzlarında yükselen bu davayı hep daha ileriye taşıyarak 2023'e de, 2053'e de zaferle ulaştırmak bizlerin sorumluluğudur. Bu sorumluluğu yüreğinde hissedenin gözüne uyku girmez. Bu sorumluluğu ruhunda hissedenin gözünde en yüce dağlar düz ovaya dönüşür. Ama bu hasbiliği kaybedenin de gözüne yumruk kadar çıkıntılar, aşılmaz dağlar gibi görünür. 

İstanbul'daki 31 bin 124 sandık için 166 bin 877 arkadaşımız görevlendirildi. Şehrimizin 39 ilçesinin her birinde yapılan ilçe danışma toplantıları 17 bin 834 kardeşimizin iştirakiyle gerçekleştirildi. 

Buradan 39 belediyemize sesleniyorum. Hayvan barınaklarını ihmal etmeyin. Bu hayvan barınaklarıyla birlikte Osmanlı'nın yaptıklarını da unutmayınız. Ne yapıyordu? Ağaçlarda meyveler ve o meyvelerden gelip hayvanların nasiplenmesini temin ediyorlardı. Bunu biz yapmalıyız. Dün Gaziantep'de o yavru Asiye... Pitbull köpekleriyle nasıl oynuyordu? Ama pitbull köpekleriyle o şekilde oynarken Asiyemiz paramparça edilir hale geldi. Aradık Ömer Bey'i, ambulans uçakla Antalya'ya gönderdik. Tedavisi orada yapılıyor. Biz buyuz. Böyle olmaya devam edeceğiz.

Görüldüğü gibi siyaset, toplumun her kesimi kucaklamayı gerektiren bir uğraştır. Başkaları şöyle davranıyor, böyle yapıyor olabilir. Bizi ilgilendirmez. Biz her bir insanımıza ulaşmakla, her bir insanımızın gönlünü kazanmakla mükellefiz. AK Parti, gönüllüler kadrosudur. Ana kadememesiyle, kadın kollarıyla, gençlik kollarıyla, şu anda karşımda ben gönüllüler hareketinin mensuplarını görüyorum. İlk günden beri ne diyoruz? AK Parti'yi kuran millettir. AK Parti'ye yön gösteren millettir diyoruz. 'AK Parti'yi iktidara getiren millettir' diyoruz. 'AK Parti'yi iktidarda tutacak olan da millettir' diyoruz. 

 

Kardeşlerim, bizler çok gayret ettik. Çok gayret ediyoruz ve edeceğiz. Eğitimde gerekli adımları attık mı? Sağlıkta gerekli adımları attık mı? Şehir hastanelerini kurduk mu? Ya üç ayda Atatürk Havalimanı'nda 1006 odalı hastaneyi yaptık. Aynı şekilde Anadolu Yakası'nda Samandıra'da yine havaalanında, orada, aynı şekilde 1006 odalı hastanemizi yaptık mı? Üç ayda, üç ayda... Tomografisi, MR'ı, ultrasonu, bütün bunlarla beraber. Bay Kemal senin gücün bunlara yetmez. Bunlarda yalan, afedersiniz hal binasını hastane olarak takdim edecek kadar bunlar yalancı. Ve tabii sonra incelendi, bakıldı ki öyle bir hastane de yok. Bunların hayatı bu. Aynı şekilde Arnavutköy'de tarihi bir kışlayı hastaneye çevirdik mi? Çevirdik. 

Bay Kemal, İzmir belediyesi sende, ne yaptın? Bak, felaket yaşandı. Felaketin yaşandığı o yerde 757 konutu inşa edip vatandaşlarımıza dağıttık. Biz buyuz. Milletimiz kendi hayatında bu kazanımları görüyor, biliyor. Antalya'da bir felaket yaşadık, Muğla'da felaket yaşadık. Belediyeler sende. Bay Kemal? Ne yaptın? Yapmaz. Öyle bir derdi yok. Ama biz dertliyiz. Biz aşığız. Bizim bu millete aşkımız var aşkımız. Sevdamız var sevdamız. 

AK Parti döneminde doğmuş, büyümüş bir nesil var ki eski Türkiye'yi bilmedikleri için ellerindeki imkanları geçmişle mukayese edemiyor. Türkiye'nin küresel krizler karşısındaki dayanıklılığın gerisinde ülkemize kazandırdığımız bu altyapının bulunduğunu örnekleriyle anlatmalıyız. 

Faiz ve kur tartışmaları üzerinden yaşanan tüm gelişmelerin de bu tablonun bir parçası olduğunu, ama Türkiye'nin hedeflerine ulaşma kararlılığında olduğumuzu söylemeliyiz. Faiz zengini daha zengin, fakiri daha fakir yapar. Ve unutmayın faiz sebep, enflasyon neticedir."


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.