Demirtaş'tan mahkemeye: Heyetinizi reddediyorum

HDP'nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder’in Newroz konuşmaları nedeniyle yargılandıkları dava görüldü. Demirtaş, “Adil yargılama yapmayacaksınız. Beraat verseniz bile adil yargılama yapamazsınız. Heyetiniz tarafsızlığını yitirmiş durumdadır. Heyetinizi reddediyorum” diyerek, reddi hakim talebinde bulundu.

Demirtaş'tan mahkemeye: Heyetinizi reddediyorum
16 Mart 2018 Cuma 16:47

İstanbul'da 2013'te yapılan Newroz kutlamasında yaptıkları konuşma nedeni ile tutuklu Halkların Demokratik Partisi (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile tutuksuz HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder hakkında "örgüt propagandası yapmak" iddiasıyla açılan davanın üçüncü duruşması Silivri’de bulunan Alibey Duruşma Salonu’nda görülüyor. 26. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davada Demirtaş ve Önder hazır bulundu. Özgürlükçü Hukukçular Platformu (ÖHP) üyesi çok sayıda avukat duruşma salonunda hazır bulundu. Duruşmayı, HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli, HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, HDP Grup Başkanvekili Filiz Kerestecioğlu, TBMM Başkanvekili Mithat Sancar, HDP milletvekilleri, İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Türkiye Raportörü Emma Sinclair Web, CHP eski Milletvekili Süleyman Çelebi, İsveç ve Almanya konsolosluklarının yetkililer ile çok sayıda HDP’li izledi. 2 polis kontrolünden geçenler üst aramasının ardından duruşma salonuna alındı.
 
DEMİRTAŞ’TAN USULE İLİŞKİN İTİRAZ
 
Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada, Demirtaş dosyanın usulüne dair söz aldı. İddianameden başka dosyada bulunan ek delillerin kendisine tebliğ edilmediğini dile getiren Demirtaş, TMK kapsamında hakkında açılan 14 davanın, tutuklu yargılandığı Ankara 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava ile birleştirildiğini ancak bu davaya dair birleştirilme yönündeki talebinin reddedildiğini kaydetti. 12 yıldır milletvekili olduğunu ve 8 yıldır da genel başkanlık yaptığını hatırlatan Demirtaş, yaptığı konuşmalardan kaynaklı yargılandığını söyledi.
 
‘CUMHURBAŞKANI MECLİS KARARINA DAHİL OLMAZ’
 
Davanın düşürülmesi gerektiğini belirten Demirtaş, şunları söyledi: “Bu dava diğer davalardan farklı değil. Bu davanın ayrı görülmesi adil değildir. Anayasanın 83/2 maddesinde ‘Meclis kararı olmadan dokunulmazlıklar kaldırılamaz, tutuklama yapılamaz’ diyor. Sizin elinizde 6718 sayılı kanun var. Benim elimde Anayasa var. Anayasayı esas almanız lazım. Şu an Anayasaya, yasaya ve Meclis İç Tüzüğü’ne aykırı bir işlem söz konusu. Kişiye özgü kanun yapılmaz. Meclis karar aldığında Resmi Gazete’de yayınlanır, Cumhurbaşkanı onayına sunulmaz. Cumhurbaşkanı Meclis kararına dahil olamaz. Dokunulmazlığımızın kaldırılması Cumhurbaşkanına sunuldu. Dokunulmazlığın özü burada katledildi. Biz dokunulmazlıklarla zırhlı araç siyaseti yapmadık. Burada açıkça kanuna aykırı olarak milletvekillerinin vekilliği düşürüldü, milletvekilleri tutuklandı. Yargının bunu durdurması lazım. Bize açıkça ve aleni bir şekilde ayrımcılık yapılarak, kanun çıkartılarak Anayasa ihlali yapıldı. ‘Dokunulmazlığı tek tek kaldırır, milletvekillerini içeri atarız. Kimse bunu Anayasa Mahkemesi’ne götürmez’ dediler.”
 
‘DERHAL MECLİS’E GÖNDERİLMESİ GEREKİR’
 
Demirtaş, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Selim Sadak’la ilgili kararını hatırlatarak, dokunulmazlıkların usulsüz kaldırıldığına dikkat çekerek şunları söyledi: “AYM Meclis’in 3 kararını denetleyebilir. Milletvekilliğin düşürülmesi, Meclis İç tüzüğü ve dokunulmazlığın kaldırılması. Bizim dokunulmazlığımız Meclis kararı olsaydı her fezleke için kendimizi savunma hakkı olacaktı. Bariz olarak Anayasa suçu işlendi. Yürütmenin başı emir verdi, ana muhalefet başkanı ‘Anayasaya aykırı ama evet’ dedi. Önce bizim Anayasayı korumamız lazım. Mevcut haliyle derhal dokunulmazlığımızın usulüne uygun bir şekilde kaldırılmasına ilişkin ‘dosyamda Meclis kararı yok’ denilerek dosyanın Meclis’e gönderilmesi gerekir.”
 
Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Milletvekilinin söz söyleme, siyaset yapma hakkı 83/1 ile güvence altına alınmıştır. Soruşturma makamı soruşturma yapmadan ciddi hata yaptı. Hakkımda 102 fezleke var. Bu 102 fezleke de konuşmalarımdan ötürü hazırlandı. Mahkemeniz parlamentoya yazı yazarak konuşmamın tamamı ‘gönderin’ demeli. Dokunulmazlıklar 300 yıl önce krala ve padişaha karşı çıktı.”
 
‘ÖRGÜT KURMAK İÇİN ÜÇ KİŞİ GEREKİR’
 
Mahkeme Başkanı, “Usule ilişkin söyleyeceğiniz var mı?” diye araya girince Demirtaş, “Benim söyleyeceklerim çok önemli. Acele ediyorsunuz” diyerek şöyle devam etti: “Bu dosyayı bir yıl boyunca inceleyen olmadı. Savcı bey de incelemedi. Bugüne kadar yaptığım bütün konuşmaları istemek zorundasınız. Burada yapılması gerek Parlamentoya yazı yazılarak konuşmamın tamamını istemek ve bu konuşmaları tarafsız bir bilirkişiye göndermektir. Bundan sonra karar mahkemenizde olacaktır. Adalet Bakanlığı daha önce bu fezlekeyi geri gönderdi. 2014 yılında yine bir fezleke hazırlandı. Adalet Bakanlığı Sebahat Tuncel’in milletvekilliğinin bittiğini söyleyerek beraat verdi. 2015’teki fezlekede ‘suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’ iddiasıyla fezleke hazırlandı. Oysa örgüt kurmak için 3 kişi gerekiyor iki kişi değil. Anayasa’ya göre bir örgütün kurulması için 3 kişiye ihtiyaç vardır 2 kişiye değil. İki iddianameyle savcılık bizi yargılayamaz. İşte burada bu davanın düşmesi gerekir.”
 
Demirtaş savunmasına devam ederken Mahkeme Başkanı Avukat Ahmet Baran Çelik, Demirtaş’ın fotoğrafını çektiği gerekçesiyle salondan çıkartıldı. Çelik hakkında tutanak tutularak, ifade alma işlemi gerçekleşti.
 
ÖNDER: BU YASA ÇÖZÜM SÜRECİ ÇERÇEVE YASASI OLARAK BİLİNİR
 
Ardından Sırrı Süreyya Önder söz aldı. Önder şunları söyledi: “Bugün Newroz haftası sizin ve bütün Ortadoğu halklarının Newroz’unu kutlarım. Newroz piroz be. Söz kısıtlamanız birçok soru işareti uyandırıyor. 6551 Sayılı yasadan (Terörün sona ermesi için yürütülen usül ve esasların sağlanması) bahsetmek istiyorum. Bu yasa kamuoyunda Çözüm Süreci Çerçeve Yasası olarak bilinir. Biz siyasetçi olarak barış sürecinde aktif rol üstlendik. Yine meydanlara giderek barışı savunacağız.”
 
KAYAOĞLU: FEZLEKE VE İDDİANAME ARASINDA FARK VAR
 
Avukat Arzu Kayaoğlu da söz alarak taleplerini sıraladı. Kayaoğlu, dokunulmazlıklarının Anayasa’ya aykırı kaldırıldığını belirterek, dosyanın Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesini ya da “durma” kararı verilmesini istedi. Dokunulmazlıkların usulüne göre kaldırılmadığını ve dosyanın Meclise iade edilmesini talep eden Kayaoğlu, yasama sorumsuzluğunun ihlal edildiğini, fezleke ile iddianame arasında fark olduğunu, iki farklı iddianamenin olduğunu dile getirerek dosya hakkında “düşme” kararı verilmesini istedi. 
 
SAVCI DEMİRTAŞ’IN TALEPLERİNİN REDDİNİ İSTEDİ
 
İddia makamı ise avukatların ve Demirtaş’ın tüm taleplerinin reddini istedi. Devam eden duruşmada mahkeme heyeti, gerekçe göstermeden avukatların ve Demirtaş’ın taleplerinin reddine karar vererek, iddianameyi okumaya başladı. 
 
İddianame ardından esas hakkında savunma yapmayacağını dile getiren Demirtaş, hangi konuşmalarının suç unsuru olduğunun somutlaştırılmasını isteyerek, “İddianamedeki konuşma benim konuşmam değil. Benim konuşmam çok daha uzundu” dedi. 
 
İddia makamı, Demirtaş ve Önder’in söz konusu konuşmasının çözümlenmesi için bilirkişiye gönderilmesini istedi. 
 
ARANIN ARDINDAN AVUKATLAR SALONA ALINMADI
 
Verilen ara ardından dışarı çıkan avukatlar polisler tarafından duruşma salonuna alınmadı. Polislerin elle aramasına karşı çıkan avukatlar, durumu protesto etti. Avukatların duruşma salonuna girememesi üzerine mahkeme heyeti duruşmaya bir kez daha ara verdi.  Mahkeme başkanının talimatı üzerine avukatlar duruşma salonuna alındı. Avukatlar bir kez daha duruşmada yerini aldı. 
 
Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, konuşmalarının çözümü talep edilse de, suçlama konusu konuşmaların çözümünün yapıldığı, tüm konuşmanın çözümlemesini reddine karar verdi. 
 
‘BU KONUŞMA BENİM ELİMDE YOK’
 
Ardından duruşmaya devam edildi. Demirtaş, ara karara ilişkin, “Bütün talepleri gerekçesiz bir şekilde reddettiniz. Buradan mahkemenizin konuşmamızdan ve fikirlerimizi beyan etmemizden yargılandığımız anlaşılıyor. Neyle suçlandığımızı bilmiyorum. İddia makamı o cümleden ne anlamış ki? Bunu açıklaması lazım. Bu benim konuşmam değil. Ben anlamıyorum. Ne şekilde bir propaganda yaptım. Bunun somutlaştırılması lazım. Aslında buna iddianame ediyoruz ya. İddianameye yazık ediyoruz. İki faşistin yazdığı şeyi dosyaya koymuş buna iddianame demiş. Faşistler kaçmış biz yargılanıyoruz. Bilirkişi tarafından konuşmamanın tamamının çözümlemesinin yapılmasını, iddianamedeki eklerle birlikte tarafıma tebliğ edilmesini istiyorum. Emniyet tutanağında, ‘17.03.2013 tarihinde Kürt ve Türk halkının barış içinde yaşayacağı…’ yazılmış. Aslında baya barış konuşmuş ama mutlu olduk dememiş” ifadelerini kullandı.
 
‘HEYETİNİZ TARAFSIZLIĞINI YİTİRMİŞ’
 
Demirtaş heyeti reddederek, “Bu konuşma benim elimde yok. Siz görünen o ki sadece iddianame adı altında iki kişinin şikayeti üzerine bir kanaate varmışsınız. Siyasi baskı aracı altında yargıyı kullanmak istiyorsunuz. Ben böyle bir mahkemenin beni yargılamasını istemiyorum. Ben hırsızlar, katiller gibi kaçacak değilim. Ben de sizin hakkınızda kanaat oluşturdum. Adil yargılama yapmayacaksınız. Beraat verseniz bile adil yargılama yapamazsınız. Heyetiniz tarafsızlığını yitirmiş durumdadır. Heyetinizi reddediyorum” diye konuştu. Sırrı Süreyya Önder'in yanı sıra avukatlar da yine "reddi hakim" talebinde bulundu.
 
REDDİ HAKİM TALEBİ REDDEDİLDİ
 
Mahkeme, reddi hakim talebinin reddine karar vererek savunma için ek süre talebini kabul ederek duruşmayı 16 Nisan’a erteledi. Mahkeme, 16 Nisan’da savunma yapılmaması durumunda tekrar ek süre talebinin verilmeyeceğini kaydetti.
 
Demirtaş salondan çıkarılırken, salondakiler "Adalet" sloganı attı.
 
DAVA HAKKINDA
 
17 Mart 2013 tarihinde İstanbul'da gerçekleştirilen Newroz kutlamasında HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Sebahat Tuncel ile Sırrı Süreyya Önder konuşma yaptı. Aynı mitingde konuşma yapan Tuncel hakkında Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesinde "Propaganda yapmak" iddiasıyla açılan dava beraat ile sonuçlandı. Ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Demirtaş, Önder ve Tuncel'in dokunulmazlığının kaldırılması için Adalet Bakanlığına başvuruda bulundu. Yapılan başvuru 25 Haziran 2014 tarihinde Bakanlıkça, hangi suçun oluştuğu belirtilmediği için iade edildi. Bunun üzerine savcılık bir kez daha hazırladığı fezlekede "propaganda" suçunun işlendiğini ileri sürerek, tekrardan fezlekeyi Adalet Bakanlığına gönderdi. Ancak savcılık tekrardan hazırladığı fezleke de bu kez "örgüt kurma" suçlaması yöneltti. 
 
Ancak 9 Ekim 2016 tarihinde hazırlanan iddianamede Demirtaş ve Önder hakkında "propaganda"dan dava açıldı. 3 gün sonra ise aynı konuşmaya dair başka bir "propaganda" iddiası ile iddianame hazırlandı. 
 
Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya yetkisizlik kararı verilerek, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.