Davutoğlu: Ben hep parlamenter sistemi savundum

'Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine karşı çıktım çünkü o başkanlık değil, güçler birliğine dayanan otoriter bir başka modeldi.'

Davutoğlu: Ben hep parlamenter sistemi savundum
23 Eylül 2021 Perşembe 08:47

banner225

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, kiralardaki fahiş zamlarla beraber öğrencilerin barınma sorunu yaşamasına dikkati çekerek, 'Cumhurbaşkanı tüm bu olaylardan kopuk, artık muhalefet etmekle çözülebilecek bir durum değil' dedi.

Sözcü yazarı Ruhat Mengi'ye konuşan Davutoğlu, “Yanıma bir baba geldi, ‘devlet yurtlarında yer bulamadık, ev tutacak param yok, kızımı göndermeyeceğim’ diyor. Son 15 günlük il ziyaretlerimin ana gündem maddesi yurt meselesiydi. Ama Cumhurbaşkanı tüm bu olaylardan kopuk, artık muhalefet etmekle çözülebilecek bir durum değil” diyen Davutoğlu, “Biz anlatıyoruz, tabloyu ortaya koyuyoruz ama öyle anlaşılıyor ki sadece bir yandaş kanal izliyor, çevresi de onun moralini diri tutabilmek için diğer açıklamalardan haberdar etmiyor, bunun başka izahı yok” ifadelerini kullandı.

"Adalet, isim olarak zikredilip uygulamada görülmediği zaman duyanda bir burukluk oluşturur"

Davutoğlu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çıkardığı “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” isimli kitabıyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“Cumhurbaşkanı'nı dinlerken bu kitabı bütün dünya liderlerine dağıtacağını söyleyince üzüldüm. Çünkü o anda Türkiye'nin adalet, hukuk kriterleri açısından, özgürlük kriterleri açısından herhangi bir uluslararası kuruluşun sıralamasına baksa o liderler, görürler ki Türkiye'de bir adalet eksikliği var. Bütün Anadolu'yu dolaşıyorum, Türkiye'nin doğusunda batısında en çok şikâyet edilen konulardan biri işsizlik ve ekonomik sorunlar, diğeri adaletsizlik ve hukuk sorunları. Şimdi, bir ülkede liderlik yapıyor olacaksınız ve ülkenin en fazla şikâyet edilen konusu hukuksuzluk, adaletsizlik olacak, ondan sonra siz kitap yazacaksınız. Kitap yazarın kaleminden çıkmalı, birleri adına yazılmamalı. Adalet ancak eylemle ortaya konduğu zaman değer ifade eder, isim olarak zikredilip uygulamada görülmediği zaman duyanda bir burukluk oluşturur, maalesef tablo bu.”

Devlet Bahçeli Diyarbakır'da yaptığı konuşmayı ve 'Serok Ahmet' ile ilgili sert açıklama yapmış, Davutoğlu'da sert karşılık vermesi dair açıklaması ise şöyle;

 Ben Konya'nın Toros Dağları'nda doğmuş bir Türkmen çocuğuyum, Kimliğim konusunda hiçbir zaman gocunmadım ama bütün vatandaşların kimliklerine saygı duydum. Birisi kendisini Kürt hissediyorsa, Zaza hissediyorsa, Boşnak hissediyorsa saygı duyarım, dillerin ise hepsine saygı duyarım. Bizim bütün insanlık birikimine saygı duymamız lazım, insanı sevmeyen kendi milletini sevemez, milliyetçilik de yapamaz. Kürt vatandaşlarımızın Kürtçe konuşma hakları da dahil her konuda demokratik bir ülkede ne hak tanınıyorsa o hakların verilmesini Başbakan'ken de savundum akademisyen olarak da savundum. Sayın Bahçeli “Serok Ahmet” ifadesini kullanarak Kürtçe'ye hakaret ediyor. Bir de şu çelişkisi var tabii, Erdoğan'a “Serok Erdoğan” dediklerinde sessiz kalıyor. Meselesi benimle, neden biliyor musunuz, bu tür uç noktaları en çok kullanan bunlardır, Kürt aşırıları için de, Türk aşırıları için de böyledir. Bunlar Kürtlerin sevdiği bir Türk'ü istemezler, Türklerin aşırısı da Türklerin sevdiği bir Kürt'ü istemez. İsterler ki Kürtler bir tarafa oy versin, Türkler bir tarafa oy versin.

“RUS UÇAĞINI DÜŞÜRDÜK” AÇIKLAMASI

Davutoğlu, “Suriye olayında “Şam'da namaz kılınması” sözü size mal edildi, Rus uçağının düşürülmesinde “Emri ben verdim” sözünüz hala tartışılıyor. Ne diyorsunuz?” sorusuna da şöyle yanıt verdi:

"Şam'da namaz kılmak sözü Tayyip Erdoğan'a aittir, bunu daha önce söyledim. Uçak konusunu da yine birçok kez açıkladım; Türkiye sınırları mutlak olarak korunur. Bahsi geçen uçağın kimliği belli değil, Rus uçağı olduğu belli değil ve bizim hava sahamızı ihlal ediyor. Olay 11-12 saniyede oluyor, o anda kararı ben mi vereceğim, angajman kuralı diye bir şey var. O gün sabah 9.30'da Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar beni aradı ve ‘bir Rus uçağını düşürdük' dedi. Putin'e ben ve Sayın Erdoğan ayrı ayrı söyledik; bu sınırı geçmeyin, istenilmeyen bir olay olur dedik. Hava sahası bizim hava sahamız. ‘Hudut Namustur' deniyor ya, konu budur. Ben “Cumhurbaşkanı'na bilgi verin ama hemen açıklama yapmayın” dedim. Ama 15 dakika sonra Cumhurbaşkanı hemen “Bir Rus uçağını düşürdük” diye açıklama yaptı, o açıklama ile Ruslarla ilişkiler krize girdi. O günkü Güvenlik Toplantısı'nda Genelkurmay Başkanı “pilotla ilgili spekülasyonlar yapıldığını” söyledi. Ben de “Tetkik edin herhangi bir FETÖ irtibatı varsa cezai işlemi yapalım, yoksa ben TSK'yı sahipsiz bırakmam, çıkar “Talimatı Başbakan olarak ben verdim derim” dedim. Tetkik edilip FETÖ irtibatı yok dediklerinde de “Bunun sorumluluğu bana ait, talimatı ben verdim” dedim. Bu talimat o anda verilen talimat değil, kaldı ki o anda da duysam vurun derdim, Türkiye hava sahası yol geçen hanı değil."

4 BAKANIN YÜCE DİVAN'A GİTMESİ KONUSUNDA ANLAŞMIŞTIK, UYMADI!

Davutoğlu, ben hep parlamenter sistemi savundum ama o günlerde, Başbakan olduktan sonra başkanlık siteminin olabileceğini de söyledim, hatta komisyon kurdurdum. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine karşı çıktım çünkü o başkanlık değil, güçler birliğine dayanan otoriter bir başka modeldi. Ben şöyle gördüm; bir ülkeyi yönetiyorum artık, her konuya müdahale etmeliyim çünkü ben hesap vereceğim. Bunlardan biri “4 bakanın Yüce Divan'a gitmesi” meselesidir, orada beni üzen sadece Yüce Divan konusu değil, Sayın Cumhurbaşkanı ile mutabakat sağladıktan sonra bunun yapılmamış olmasıydı. 

EN ÜCRA İLÇEDE SEDAT PEKER SORUSU

17-25 Aralık soruşturmaları hakkında da konuşan Davutoğlu, Erdoğan Bayraktar'ın açıklamaları sonrasında bu davanın devam etmesi gerektiğini düşündüğünü söyledi. “Bir iddia varsa, deliller ortaya konmuşsa buna bakılır. O deliller doğru mu değil mi ona yargı karar verir” diyen Davtuoğlu, organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in ileri sürdüğü iddiaları da hatırlattı. “Hepsi havada kaldı. Aralarında cinayet var, intihar var, aralarında Marina'ya çökme var, şu var, bu var hepsi kaldı” diyen Davutoğlu şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanı'na biri twitle sert bir eleştiri yaptığında hemen işleme geçiyor savcılar ama Sedat Peker'in iddialarındaki ciddi olaylar için hiçbir hareket yok. Milletin vicdanı kanıyor, bugün Anadolu'ya gittiğinizde herkes bunu konuşuyor, bu dosyaları örtmeniz bir şey çözmüyor, daha da kötü yapıyor. Adaklı, Bingöl'ün çok ücra bir ilçesi. 50 yıldır oraya kimse gitmemiş. Orada bile insanlar ‘Sayın Başbakanım, bu Sedat Peker'in söylediklerine niye bir şey yapılmıyor’ diye soruyor. Veya ‘128 milyara ne oldu’ diyor. Erdoğan Bayraktar'ın da, Sedat Peker'in de, Sezgin Baran Korkmaz'ın da, hepsiyle ilgili süreç başlatılmalı. Soruşturma başlatacak savcı tarihe geçer.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.