Dilar Dirik’ten Afrin üzerine: Kim kimi ‘terk etti’?

Kısa bir süre önce çok sayıda akademisyen ve yaşam savunucusunun Afrin için çağrısında “uluslararası toplumun Kürtleri terk ettiği” vurgusu yer alıyordu. Buradan hareketle “uluslararası toplum” kavramını irdeleyen aktivist ve akademisyen Dilar Dirik, Afrinlilere ihanet edenlerin “gerçek uluslararası toplum” olmadığını belirtiyor. Dirik, aktör devletlerin Türkiye’nin Afrin’e operasyonuna sessiz kalmasını ise şöyle yorumluyor: “Uluslararası düzenin hegemonik doğası göz önünde bulundurulduğunda kadınların merkezi rolü ve tüm halkların kurumsallaşmış eş varoluşuyla donatılmış alternatif bir devrimin jeopolitik güçler tarafından hoş görülmesini kimse bekleyemezdi.”

Dilar Dirik’ten Afrin üzerine: Kim kimi ‘terk etti’?
30 Nisan 2018 Pazartesi 11:20

ABD’li dil bilim profesörü Noam Chomsky ve Marksist düşünür David Harvey’in de aralarında bulunduğu akademisyen ve yaşam savunucuları Türkiye’nin operasyon sinyali verdiği Kuzey Suriye’nin savunulmasına yönelik uluslararası topluma ve ABD’ye çağrıda bulunmuştu.

Kampanya devam ederken The Region’dan Giuseppe Acconcia’ya konuşan Kürt aktivist ve akademisyen Dilar Dirik, Rojava üzerinden bu “uluslararası toplum” kavramını irdeledi ve Türkiye’nin harekâtı sonrası Afrin’deki son durumu değerlendirdi.

Afrin’de “direnişin teslim olmadığını” söyleyen Dirik, “zorla yerinden edilmiş yüzlerce insanın yaşadığı ağır koşullar sebebiyle direnişin doğasının değiştiğini” aktardı.

Yerinden edilen halkların evlerine geri döneceği görüşünü paylaşan Dirik’in, Giuseppe Acconcia’nın “Uluslararası toplum Kürtleri neden tekrar terk etti?” sorusuna yanıtı ise şöyle:

“Afrin’deki halka ihanet edenler gerçek uluslararası toplum değildir. Bunlar ile dünyanın her yerinde -Afganistan’da, Japonya’da ve dahi Güney Afrika’da- Afrin için harekete geçen gerçek uluslararası sivil toplumu birbirinden ayrı görmek gerek. Başka bir deyişle, Kürt toplumunun bulunmadığı yerlerde bile Afrin için bir seferberlik olmuştur. Buna karşın devletlerden oluşan uluslararası toplum Kürtleri terk etti. Ancak ‘terk etti’ demek yanıltıcı olabilir. Rojava ve ötesindeki Kürt Hareketi en başından beri gerçek özgürleşme için uluslararası desteğe asla bel bağlamamıştı.

Hepimiz, ABD desteğinin, nihayetinde kendi emperyalist ve kar odaklı gündemini sürdürmesine yarayacak taktiksel ve askeri bir ittifaktan ibaret olduğunu çok iyi biliyorduk. Sözde ortak düşman olan IŞİD yenilgiye uğradığı anda, herhangi bir konuma sahip olmayan Kürtlerin yalnız ve her türlü düşmanlığa karşı savunmasız bırakılacağını biliyorduk. Türkiye’yi yatıştırmak amacıyla, Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu ve Rojava’daki önceki oluşumlardan hiçbiri Suriye ile ilgili uluslararası konferanslara davet edilmedi. Türkiye stratejik bir NATO müttefiki ve bölgede en mühim oyuncularla ilişkilerini fırsatçı bir biçimde sürdüren önemli bir aktör.

Uluslararası düzenin hegemonik doğası göz önünde bulundurulduğunda kadınların merkezi rolü ve tüm halkların kurumsallaşmış eş varoluşuyla donatılmış solcu, alternatif bir devrimin jeopolitik güçler tarafından hoş görülmesini kimse bekleyemezdi.

Taktiksel askeri işbirliği hem ABD hem de Rusya tarafından yararlı görülse de bunun mutlaka siyasal düzeyde bir desteğe dönüşeceğini düşünmek saflıktan da ötedir. Afrin’e Türk devleti ve müttefikleri tarafından yapılan saldırılar bu çelişkiyi açıkça gösteriyor. Türk saldırıları Batı’nın suç ortaklığıyla gerçekleşti: İtalya, Birleşik Krallık, ABD, Almanya ve diğerleri Türkiye’nin Afrin ve ötesindeki Kürt halkını hedef almakta kullandığı silahları üretiyor ve Türkiye’ye satıyor. Bununla birlikte, Afrin işgali, Afrin yönetimini bölgeyi Esad’a ve onun kana susamış kuvvetlerine teslime zorlamaya yönelik doğrudan bir Rusya politikasıydı.

Bu farklı failler her ne kadar birbirleriyle başka seviyelerde zıtlaşsalar da devletler tarafından ve onların emperyalist, otoriter çıkarlarınca yönetilen statükolara karşı alternatifleri bastırmak söz konusu olduğunda danışıklı hareket ederler. Orta Doğu’da kaosun yayılması ve özellikle silah sanayisinin daha da sürdürülmesi için savaşın devam etmesine ihtiyaçları var. Devletlerin savaş yanlısı dış siyasetleri otoriter, demokrasi karşıtı iç siyasetleri daha da meşrulaştırmalarına yardımcı oluyor. Amaçları herhangi bir solcu devrimin veya solcu politik projenin yerelde ve enternasyonelde somutlaşmasını önlemektir.”

Çeviri-Derleme: Evrim Şaşmaz


Etiketler; #Afrin

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.