Çelebi: Libya mutabakatı zaman kazanmaya dönük

Türkiye'nin jeostratejik haritasında Libya’nın önemli bir yer tuttuğunu, sahada çatışırken aynı zamanda masada iş tutmaya çalıştığına dikkati çeken gazeteci Mehmet Ali Çelebi, Türkiye ile Rusya arasında imzalanan Ankara'daki mutabakatın zaman kazanmaya dönük olduğunu söyledi.

Çelebi: Libya mutabakatı zaman kazanmaya dönük
02 Ağustos 2020 Pazar 09:31

banner225

Küresel güçler ile bölgesel iktidarların karşı karşıya geldiği Libya’da, dengeler hızlı bir şekilde değişiyor. Geçtiğimiz hafta Türkiye’nin desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne (UMH) bağlı birliklerin stratejik öneme sahip Sirte'yi ele geçirmek için operasyon kararına karşı, Mısır Parlamentosu gizli bir oturum gerçekleştirerek, Libya'ya asker gönderme kararı aldı. UHM, Mısır Parlamentosu’nun Libya'ya müdahale yetkisi vermesini “savaş ilanı” olarak nitelendirirken, Türkiye ile Rusya arasında 4 madde üzerinde mutabakat sağlandı. 

Libya’da yaşanan gelişmeleri, Türkiye ile Rusya arasında imzalanan 4 maddelik mutabakatın olası yansımalarını, Libya’daki gelişmelerin İdlib’de yaşananlarla bağını, Türkiye ile Yunanistan arasında Doğu Akdeniz’de yaşanan Meis-Navtex krizini Uluslararası İlişkiler Uzmanı gazeteci Mehmet Ali Çelebi değerlendirdi.

Türkiye'nin jeostratejik haritasında Libya önemli yer tutuyor. Libya sahasında Rusya güçlerinin de olduğu ittifakla savaşırken, masada Rusya ile iş tutmaya çalışıyor. 

Ortadoğu’da hiç eksilmeyen çatışmalı ortamda ibre yeniden Libya’ya dönmüş durumda. Türkiye Libya’da nasıl bir politika izliyor? 

Türkiye, Libya ve Suriye'ye hayat-memat meselesi olarak bakıyor. Ağır tavizler vererek, kendi itibarını, irtifasının düşüşünü önemsemeyerek, çapraşık ittifaklarla, Katar'ın askeri gücünü, Suriye Milli Ordusu (SMO) maaşlarını, çatışma harcamalarını finanse etmesiyle kendisine yer açıyor. Bu şekilde birçok kesimi zor durumda bırakıyor. Türkiye'nin dış politika çerçevesi, konjonktürel dalgalanmalarda güçlüye yanaş, oyun kuramıyorsan, oyun kurana eklemlenip paylar al veya oyun bozucu yöntemlerde ustalaş olmuş. Türkiye enerji tedarik alanlarını çeşitlendirmek, Libya'da neredeyse bedavaya getirmek istiyor. Yine Libya üzerinden su kıtlığı, gıda kıtlığı, çatışmalar, yönetimlerin ekonomiyi talan etmesi nedeniyle artan gelir dağılımı adaletsizliği nedeniyle yoksullaşıp Avrupa'ya göç edilirken, Suriye'de oldukça işlevsel olduğunu gördüğü "göçmen kartı"nı kullanacak pozisyonda olmak istiyor. ABD, Ortadoğu'da makası iyice daraltıp, Rusya'ya geniş alan açıp güç paylaşımı yaparken, Türkiye bıraktığı boşlukları doldurmak istiyor. Bir nevi Yemen, Irak, Suriye, Lübnan, Filistin'de oyun kurucularından olan, bu şekilde iç ve dış siyasette etki katsayısı artıran İran gibi bölgesel bir aktör olmak istiyor. Türkiye'nin jeostratejik haritasında Libya önemli yer tutuyor. Bunun için de Libya sahasında Rusya güçlerinin de olduğu ittifakla savaşırken, masada Rusya ile iş tutmaya çalışıyor. Yani sahada birbirine sapan savururken, masada gülücüklerle al-ver oynuyorlar. Yazılı veya sözlü açıklamalarda da isim vermeden birbirlerini terörizmi desteklemekle, zorbalıkla suçlayabiliyorlar.

Türkiye ile Rusya arasında imzalanan 4 maddelik mutabakatı nasıl okuyorsunuz? 

21-22 Temmuz takvimli Ankara'da imzalanan 4 maddelik Türkiye-Rusya mutabakatı zaman kazanmaya dönük. Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin başkanlığındaki Rus siyasi-askeri heyeti, Dışişleri Bakan Yardımcısı Sedat Önal başkanlığındaki heyetin mutabakatında Suriye mutabakatlarında olduğu gibi BMGK'ce "terörist" ilan edilen kişi ve gruplara karşı mücadele sözü verildi. İroni işte, iki taraf da kimin ne çevirdiğini biliyor. Libya'ya çatışan güç gönderenler Libya bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünden söz ederken alaylarının alıcısı olacağını düşünüyorlardı. Ortak Çalışma Grubu’nun oluşturulması, sürdürülebilir ateşkes için Libyalı tarafların teşvik edilmesi, 19 Ocak 2020’deki Berlin Konferansı çerçeveli siyasi diyalog, insani yardımın ulaştırılması için önlemler içeriyordu. Bu mutabakat ile ateşkes sağlanamaz. Sirte'ye dayanmış UMH güçleri ya çekilecek ya kıyasıya bir savaş verilecek. Bu mutabakat metniyle sadece konuşmaya devamda anlaştılar yani. Putin, Libya'da biraz ön açtı Türkiye'nin de yer tutması için. Böylece hem İdlib'den çözülmesini kolaylaştırmak istedi hem Rusya Federasyonu'ndan gelenlerin imhası iki ülkede de kolaylaşacaktı hem heybesine Türkiye'den turplar dolduracaktı. Türkiye de sahada olunca Rusya aynı zamanda İhvan fobisi yaşayan ABD müttefiki Mısır, BAE, Suudi Arabistan ve Afrika ülkeleri üzerinde nüfuz artıracaktı. Kuzey Afrika ülkelerini ve Türkiye'yi yardım istemeye muhtaç hale getirip Libya çıtasını yükseltip yontmayı hedefliyordu. 

 Peki Libya’daki gelişmelerin İdlib’de yaşananlarla bir bağlantısı var mı? 

Tabi ki Ortadoğu'da birleşik kaplar misali cereyan ediyor, askeri-siyasi gelişmeler. Boşlukları doldurup 'stratejik çalımlar' atmaya çalışıyor her aktör. Hatırlarsak Suriye için ilk Astana görüşmesi Türkiye-Rusya-İran arsında 23 Ocak 2017'de yapıldı, yeni Astana'lar ve Soçi zirveleri ile sürdü. Sahada vekalet güçler üstünden savaşıyorlardı, Astana masasında da komplimanlar yapıp farklı planlar ve ekonomik projeler kotarıyorlardı. Putin, Çar I. Petro'nun öyle hareket etmelisin ki çevrendeki devletler Rusya'dan yardım istemek zorunda kalsın mealindeki anlayışı ile Astana'yı kendisine muhtaçlık artsın diye tedavüle çıkarmıştı. Öyle de yaptı, cepheden ağır güç harcayacağını Astana ile Şam kırsalından diğer kentlerden cihadist grupları anlaşmalarla İdlib'e süpürdü. Yine hatırlarsak; yılın hemen başında 2 Ocak 2020'de AKP-MHP ittifakı, Libya'ya asker gönderme tezkeresi çıkardı. 5 Ocak'ta Cumhurbaşkanı tarafından TSK'nin Libya'ya asker sevkine başladığı açıklandı. Sonrası İdlib'de Şubat ayında bazen Suriye Milli Ordu-HTŞ koalisyonu Suriye ordusu karşısında ilerledi, bazen de Rusya, Suriye, İran güçleri ilerliyor bazı yeri ele geçiriyordu. Rusya'nın diş göstermesini sağladı Suriye-İran. M4 otoyolunun güneyini temizleme paniği yaratma, burun sürtme, bıçak sırtı hissiyatı yaratma stratejisi uygulandı ve TSK İHA'sı düşürüldü. Türkiye'nin İdlib'deki gözlem noktaları bir bir rejim hatlarının içine alındı. HTŞ gibi gruplar kuzeye odaklanınca rejim zayıflayan güney hattına da yöneldi.

Gelinen aşamada Libya'nın ekonomisin en büyük kısmını oluşturan, dünyanın en kaliteli petrolünün çıktığı bölge, Misrata ve Cufra etrafındaki Petrol Hilali'ni Türkiye-UMH-Katar ittifakına bırakmayacaklardır. Sirte ve Cufra'yı Türkiye ittifakına terk etmeyecekler. Mısır'a Tobruk'taki Temsilciler Meclisi operasyon izni verdi, Mısır hava operasyonları yapacaktır. Libya'da Rusya, Türkiye angajmanlı sınırlar çizmeye gidiyor süreçler. Yani yekpare Libya hayal artık.

 İdlib'de çivi çiviyi sökecek ve alan kaybettikçe cihadist gruplar birbirlerine düşecek. Bir hikayeye ihtiyacı olan içerde sıkışmış İran, artık İdlib'de Rusya'nın ‘uzatma oyunu’nu istemiyor.

Son dönemde İdlib’te yaşananları nasıl okumak gerekir? 

Türkiye İdlib'de suya çivi çakmaya kalktı, suya çivi çakılmaz. İdlib'de aktörler arasında çatlaklar derinleşti, bıçak kemiğe dayanıyor. İdlib'de defter dürme aşamasına geçildi. Ateşkes sonrası kıskaç ve yakın markaja alma Haziran ve Temmuz’da yaşandı. Ateşkes sonrası İdlib’de ilk büyük Rus bombardımanı 8-9 Haziran 2020’de oldu. Türkiye Libya’da 7 petrol ruhsat alanı belirlediğini açıklayınca, Libya ve Suriye’de çatışmalar artınca Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Savunma Bakanı Sergey Şoygu İstanbul toplantısını iptal etti. Hemen ardından Mısır lideri Libya sınırına gidip, Türkiye destekli güçlere müdahale tehdidinde bulundu. Temmuz’da da İdlib'de şiddetli çatışmalar ve hava saldırıları yaşandı. Silahlı gruplar birkaç kez dronlarla saldırılar yaptı Lazkiye'deki Rus hava üssüne. 

Bundan sonra da İdlib'de olan Libya'yı, Libya'da olan İdlib'i çalkalayacaktır. Rusya, İran, Suriye ve Hizbullah güçlerinin hava ve karadan yoğun bir İdlib harekatı başlatmasının eli kulağında diyebilirim. İdlib'de faylar kıracak bir dip dalgasının homurtuları var. HTŞ ve diğer güçleri M4'ten uzaklaştırıp tamamen Hatay şeridindeki mülteci kamplarına süpürme harekatının zilleri çalıyor. İdlib'deki aktörler köpürtüyor. Savaşan güçlerin dünya görüşünü vareste tutarak bir kıyas gerekirse, ABD güçlerine karşı Vietnam savaşının gidişatını değiştiren 1968 'Tet Baskını' kadar olmasa da mini bir 'Tet Saldırısı' görebiliriz. 

İdlib'de çivi çiviyi sökecek ve alan kaybettikçe cihadist gruplar birbirlerine düşecek. Bir hikayeye ihtiyacı olan içerde sıkışmış İran, artık İdlib'de Rusya'nın "uzatma oyunu"nu istemiyor. Şunu da söylemek gerekir ki Suriye algoritmasında İdlib kritik ancak çözüme ulaşmada tayin edici kent değil.

TSK de ciddi hazırlık yaptığından, yoğun cephane ve ağır silah sevk ettiğinden şiddetli çatışmalar yaşanacak görünüyor. Yani anlaşmayla bir yerleri alma karşılığında İdlib'i verme safhası aşıldı. Kalabildiği kadar kalmaya çalışma, verebildiği kadar zayiat verme anlayışı hakim. Dolar fırladı, altın fırladı, Türkiye ekonomisi çöküyor, Libya ve Suriye cephesindeki harcamaları kaldıramaz yanılgısına düşmemek lazım. Katar, Azerbaycan, Almanya, İngiltere gibi ülkeler siyaseten de ekonomik olarak da Türkiye'ye kaynak aktarıyor, silah alışverişi yapıyor. Türkiye'yi tamamen Rusya'ya kaptırmamak için, uluslararası sermayeye her yolu açtığı için Merkel, Trump ve Johnson'un hala önemli desteği söz konusu AKP-MHP yönetimine. Türkiye'ye sınır ötesi Pençe-Kartal, Pençe-Kaplan diye adlandırılan kara ve hava operasyonları Trump'ın, Merkel'in desteğinin ne boyutta olduğunun, Ankara'ya kredinin sürdürüldüğünün göstergelerinden. Harekat Trump-Erdoğan 8 Haziran 2020 görüşmesinden sonra başlatılmıştı. Rusya, zaten 97 yıllık cumhuriyette ilk kez bu kadar dediğini yaptırdığı, diplomasiyi çoraklaştırmış bir yönetim bulmuş, bu dalı kırmaz. 

 Uzun vadede Doğu Akdeniz'deki enerji potansiyeli, birçok aktörü devre dışı bırakacak, bazı ülkeleri altüst edecek, çok denklemi yeniden bozup şekillendirecek. 

Yine Doğu Akdeniz’de Türkiye ile Yunanistan arasında NAVTEX ve anti-NAVTEX tartışmaları var. İki ülkenin birbirine karşı NAVTEX yayınlamasıyla ne amaçlanıyor?

NAVTEX, avcıların dağıldıkları arazide birbirlerini vurmaması, kimin alanının neresi olduğunun belirlenmesi için belirledikleri işaret-parola denebilir. Seyir uyarıları, hava, tehlike, emniyet ile ilgili durumları yayınlayan Navigational Telex deniyor. NAVTEX ilan eden "Ben buradayım, bilginiz olsun" demiş oluyor. Doğu Akdeniz krizi yeniden alevlenmiş oldu NAVTEX ilanı ve Yunanistan'ın anti-NAVTEX kararı ile. Dalga nasıl patladı. 22-23 Temmuz 2020'de Türkiye Antalya Kaş-Çukurbağ Yarımadasının karşısındaki Meis Adası (Kastellorizo) ile Rodos Adası arasında fırkateynler eşliğinde Oruç Reis Sismik Araştırma Gemisi'ni sondaj için yönlendirdiğini ilan etti. Meis ve Rodos hattı Türkiye-Libya arasındaki Münhasır Ekonomik Alan anlaşması güzergahı için önemliydi. Yunanistan'ın savaş gemileri Meis Ada'sına gönderdiği, Türkiye'nin de Aksaz üssünden 18 Türk Savaş gemisini bölgeye sevk ettiği ortaya çıktı. Alman basını çatışmayı Merkel'in devreye girerek önlediğin yazdı, Ankara da teyit etti. Doğu Akdeniz neden çatışma göze aldıracak kadar önemli? Herkes doğalgaz ve petrol rezervlerine bakıyor. Görülmeli ki 2011 “Arap Baharı”, “Halklar Baharı” denen isyanların özgürlükçü yöne evrilmesini önlemek, eski despotlar devrilirken yerine gelenleri denetime almak için ayaklanmalara müdahalelerin nedenlerinden biri de Doğu Akdeniz’de keşfedilen doğalgaz sahaları idi.  

Bağlarsak şimdilik kızgın demir, kelebek etkisiyle çok ülkenin eli yakacağından Doğu Akdeniz'de bir savaşı göze alamaz taraf ülkeler. Nitekim Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, cumhurbaşkanının "bir müddet bekletelim'" dediğini ve bekleme aldıklarını açıkladı 28 Temmuz'da. Ancak uzun vadede Doğu Akdeniz'deki enerji potansiyeli, birçok aktörü devre dışı bırakacak, bazı ülkeleri altüst edecek, çok denklemi yeniden bozup şekillendirecek. Libya, Suriye, Doğu Akdeniz'de de çözüm halklar odaklı diplomasiden, denize kıyıdaş olan ülkelerin halklarına saygıdan ve bütün kaynakların tahakküm oluşturma güdüsünden uzak kaynakların eşitlik temelinde değerlendirilmesinden geçiyor.

MA / Ferhat Çelik 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.