MASALLAR VE ÇAKMAKLAR


Yakup Kamay

Yakup Kamay

25 Eylül 2019, 13:51

Neyi düşünürseniz düşünün,neyi hissedip tasavvur ederseniz edin,bizim açımızdan herşey,bulunduğumuz yerden uzanmaktan ibarettir.
İnsan,bulunduğu yerden herseye uzanır.
Dalı eğmek sadece elmayı üzer incitir.Buyüzden ona uzanırız.Tarihin bile bulunduğunuz yer dışında bir başlangıcı yok.Madem bir ağaç gib,o zaman,dalını eğmeyelim.
Kronolojik olarak ötelerden biryerden başlayıp size doğru gelmez.Tarih,sizden geriye doğru gitmektir.Tam bulunduğunuz yerden ama.
Kendinizi şimdilerde tümüyle dışında hissettiğimiz tarih şayet bizden geriye doğru aklı başında ve kabul edilir bir şekilde gitmiyorsa bu tarih değil,yalandır.
Hem gelecek denen şey, ileriye doğru değil,geriye  doğru aklıbaşında ilerletilebiliyorsa sağlıklı doğacak olan bir çocuk haline gelir.Yüzünüzü geleceğe dönün sözü bir ajitedir.İyi düşünürse,kimse bu sözün telif hakkını almak istemez.Gelecek için yüzünüzü geçmişin geldiği yere,geçmişe çevirin.Çığa yakalananlar bilir,çığa kapılmamak için ondan kaçılmaz,giderek hem de büyüyerek gelen karın üstüne çıkılır,oraya doğru ilerlenir.Aksi halde,kopup gelen o dev karlara sırtınızı dönüp koşmaya başladığınızda,ona herşeyi yapma hakkı tanırsınız.Herşeyden önce arkanızdan gelen şeyin neye dönüştüğünü,nekadar büyüyüp nasıl ilerlediğini, hele hele yönünü hiç tahmin edemezsiniz. 

Biz kürtler açısından geriye doğru ilerlemenin yolları bundan çeyrek asır öncesi gibi değilse de hala karanlık.Sanki birileri Kürtler ilerledikçe  onların bıraktığı izleri değiştirmiş.İzini takip eden herkes kendisinin olmayan mülklere kendisinin olmayan aidiyetlerin avlularında buluyor kendini.Belki de sırf bunun için işaretlerini ne bir taşa ne bir kitaba ne bir kuruma devlete dergaha bıraktılar.Onun yerinde sadece bilinçlerinde taşıdılar.Aslında bugün (21.yy da) bile bir şeyi saklamanın en iyi yeri bilinç ve hafıza.Elektriği gitmeyen tek yer orası. 

Kürtler açısından neden eskisi gibi karanlık değil? Çünkü giderek kendi dilini seven,onu kullanmakta ısrar eden kayıp tarihi,dejenere edilmiş kültürü ve inançlarının kökenleri hakkında meraklı sorular ve küçümsenmeyecek bir çabayla  araştırmalara giren bir kuşak geliyor.Köyünün,vadisinin etrafındaki tepeliklere höyüklere daha dikkatli bakıyor gözler artık.Kayıp çok şey var.Bu kayıplar açıkçası her kürt gencini heyecanlandırıyor.Bu heyecan kürdün kayıp olanı arama kodlarında ışıl ışıl parlıyor.Kürdistanda her çocuk kayıp ve saklı olanı arayıp bulma üzerine kurgulanmış  bir düzine oyunla büyümüştür nasılsa.
Ayrıca bu arama sadece tepe vadi harabeler şahsında arkeolojiye değil insanın insana olan merakıda giderek artıyor.Eskiye dair kayıt altına alınan alınmayan ne varsa toplanıyor.Eski taşlar,kitaplar,aletler heykellerin yanında hala hayatta olan yaşlilardan tüm masallar dinlenip kayıt altına alınıyor.Kürt kültürü tarihi edebiyatı diline dair bir TOPLAYICILIK dönemidir yaşanan.Puzzle darmadağın çünkü.Puzzle  tanımlanmadan yola çıkılamıyor.Kayıp olanı,saklı olanı arayıp bulma konusunda her kürt bireyi bu şevkini umarım kayıp etmeden devam ettirir.Ve her birey bu gergefin kendisine uzanan iplerinden tutup büyük resme doğru ilerler umarım.Kuşkusuz bu toplayıcılık çağının da bir sonu gelecek.O zaman sorular arayışlar değicek. Toplananlar yoruma muhtaç olacak.Bu sefer YORUM dönemi başlıyacak.Ve en nihayetinde ise yeni yaratımlar ile YARATMA sürecine girilecek.
Bana göre bu üç dönemin en güzel dönemindeyiz.O yüzden her birey gibi çorba da tozum olsun isterim.Kaynayan Kürt kültürü kazanına bir masal da ben atayım.Ama bu öyle bir masalki uğramadığı diyar ülke ev ve kazan kalmamış.
Ben sadece bu kadar hızlı nasıl hareket ettiğine dair ulaştığım bağlantıları paylaşmak istiyorum.Eminim konunun uzmanları o uzun elleriyle bir gün daha tertipli bir yolculuk öyküsü yazarlar.

Roma hakimiyeti kıtaları aşıp giderek halklar hapishanesine dönüştüğünde ve bu hapishaneleri elinde tutmak zorlaştığında hemen allahın yardımına koştular. Hristiyan dinine sığındılar.Hakimiyetindeki halklara da bunu bir dizi konsülle dayattılar.Konumuzla alakalı olan yanı Ayasofyanın inşası.Orjininde,öncesinde bir anatanriça kültü mabedi olduğunun yanında bir Zerdüşt ateşgahı olduğu şüphesi taşıyanda var.
Ayasofyanın inşası iznik konsülünde karar altına alınır.Yapıldıktan sonra 1000 yıl boyunca Hristiyan aleminin en büyük ibadethanesi olarak kalır.Konsülde bu ibadethanenin yapılacağı ve herkesin kendi ibadetgahından taş ve sütun getirmesi(inancı ne olursa olsun) duyurulur.Asuri ve Kürt halkı hariç herkes Ayasofya ya kendi ibadethanesinden taş götürür.
Bakın,gördünüzmü?Hepinizin ibadethanesinin taşları,nasıl da duruyor  birarada ve uyumlu   diyen bir hinlik var Romalılar in  Ayasofya yı inşasında.Bir fabl olarak anlatılırsa belki öğretici yanları da olur bu efsanenin..Bu örnek aklıma geldikçe ümmetçiliğin bir Roma icadı olduğu düşüncesine kapılıyorum.
Dediğim gibi bu örneğe Grimm Kardeşlerin yazdığı bir masal gibi bakıyorum.  
Bu arada kazana atacağım masal da  esasında bu iki tüccar kardeş (Grim) adıyla biliniyor dünyada.
 
Grimm Kardeşler

Bu,gereğinden fazla iddialı ve buyuzden belkide yanlış olan girizgahtan sonra size acikça kendiminde henüz girizgahla nasıl bağlayacağını bilmediği bir kelime söyleyeceğim.
Hatta çokça söylendiği icin isimolagelen  bir kelime.Hebhenarik.Türkçesi Nar tanesi.
Masalın biraz şiire kaçarak yazdığım türkçeleştirilmiş bir versiyonu yanımda duruyor.
Ama çocukken annemden dinlediğim ve nedense sadece kadınların söylediği bu masalın dünyayı nasıl dolaştığına dair bulunduğum, daha doğrusu bulduğum yerden yola çıkarak devam edeyim.
Kürtçe bilenlerin ve kürtçe hafif müzik dinleyenlerin aklına hemen Koma Hivron gelecektir.Tabi Nar kelimesi kürtlerin içinde çok uzun bir kelime olduğu için Derik in Semsur un narlarını hatırlayanlar bu hatıralarını Seyitxane boyaxçinin Telli şarkısıyla süsleyecektir.
Bazılarımız sadece narın dagilmasını düşünecek.Dağılmış halklar aşiretler aileler,kalpler.
Kısacası nar a nar deyince bitmiyor nar.
„Nar deyince birden nedense aklımız kalbimiz sarı kırmızı ve yeşile dönüyor işte“ desem sanırım anlaşılmış olacam.
Hebhanarık ismini kim nasıl ve hangi hatırasıyla karşılayacak bir yana,bendeki tek özel anlamı bunun bir masal olması.İçinde hiçbir tek tanrılı inanç öğesi barındırmayan zamanlardan kalma sadece kadınların anlattığı bir masal.
 

Kasabalara,şehirlere gelirken çoğunu,köylerine gömdüler insanlar bu masalların.Kimi insanlar masalları kaçmasın diye belki yıllarca sırtını döndü gerçekte ölmüş bir zaman dilimine ait suni görüntülere.Tv lere ölünceye kadar da bakmayan yaşlı neneleri hatırlıyorum.
Yine de masalların çoğu şehirleşmeyle birlikte köylerde öldü.
Ama bu masal annem dahil bir çok kadinla kasabalara,şehirlere bile geldi.Annemin tamamını unutmadığı tek masaldı sanırım.Ve tabi Yersiz ve yurtsuz olmakla bağdaşlık kuran herkesin. 
Kısaca çok sonradan gorecektimki bu masal dağlarımızdan köylerimizden sadece bozkır kasabamıza değil ülke sınırları disina da çıkmış.Hatta tüm dünyayı dolaşmış.
Masalın ben küçükken hissettirdikleriyle zamanınızı almayacam.Hem hiç bir masalın öykünün durağan (yaşayan insan açısından ) bir anlaminin olmadığını şimdi daha iyi görüyorum.Masallar yılan gibidir.Her yıl siz büyüdükçe onlarda deri değiştirir.Sizinle beraber yeni anlamlar belirmeye başlar onlarda.
Fakat masala dair bu yaklaşım biçiminin hangi masallarda ne tur deri degisimlerine uğradığını ele almak başka bir yazının konusu olmasından yanayim.

Çakmaklar’ın dünyanın en hızlı yer değiştiren nesneleri olduğuna inanıyordum eskiden beri.Ama 2005 yılında bir Alman TV kanalında izlediğim bir filmden sonra masalların cakmaklardan daha hizli yer degistirdigini farkettim.
Henüz yeni tanıdığım(tanıyamadığım)bir ülkede ve hafızama hiç de değmeyen bir sehirde içimde yıllardır yer edinen bir masalın neredeyse aynı olduğunu tesadüfen şaşkınlıkla izlemem Kalbimin ritmini degistirmisti.Yalnızlığım uçup gitmisti.Korkmama ürkmeme gerek yoktu.Masalımın alıştığı yere bende alışabilirdim.Burası gurbet değildi.Gurbet,sana ait masalların olmadığı yerdir çünkü.
Bu sevinç telaş ve şaşkınlıkla dolu ruh halimin sorularla dolusmaşı çok sürmedi.
Filmin ismin isminden başladım.  Brüderchen und Schwesterchen.Erkek kardeş ve kızkardeş.Kürtçedeki xwişk u bira.
Hebhenarik yetim bir erkek ve kızkardeşi konu alır.Almanlar yada Grimmler burdan yola çıkıp masalın ismine en uygun olanı seçmiş.
Ne zaman cekilmis? 1953 Almanya.Sinema Filmi.
Böylece soru soruyu kovaladı.Geleceği görmek için yüzümü geçmişe iyice dönmem gerektiğini anladım.
Grim kardeşler aracığıyla (1812) dünyayı gezen masal   1987 birkez 1999 da bir kez olmak üzere tv dizisi olarak yayınlanmış.Çizgi fimleri,müziğe konu olmaya kadar kadar epey ünlü bir masal.
2008 de tekrardan tvl  filmi çekilmiş.
Kısacası matbaaya mal edildiği(1812)günden beri sayısız kez tiyatrosu,tablosu,ilistrasyonları,heykelleri  yapılmış ve hala da kendisine olan ilgiyi sürdürmekte olan bu masal Kürt kadınlarının çocuklarını uyuturken anlattığı bir yaşamda kalma künyesi gibidir.Etraftaki herşeyi,tüm öğeleri canlı gören bir gözle,bir dille anlatılır.
Konunun uzmanlarının yapacağı araştırmalar kürt masalının ölülerle dolu bir mezarlık olmadığını,şu an dünya genelinde akan kültürün içinde çok canlı bir öğe olduğunu daha iyi açığa çıkaracaktır.TOPLAYICILIK misyonuna buda dahil edilmelidir.
Kürtçe versiyonunda yetim kardeşler haset ve kötü kalpli bir kadının tehditlerinden kaçarak yola düşerler.Yolda küçük erkek kardeş susar.Ablası vardıkları çeşmeden su içilemeyeceği konusunda uyarır.Çünkü bu çeşme Kurt çeşmesidir.İçerse kurt olur.Aynı durum bir kaç kez tekrar eder.Böylece ablanın (Hebhenarıkın) uyarı ve engellemeleriyle sırayla Ayı,domuz,köpek çeşmelerinden geçerler.Erkek kardeş dayanmaz bir sonraki çeşmede su içer.İçtiği Çeşme Koç çeşmesidir ve kardeş Koç olur.
Grimm Kardeşler versiyonun da bu süreç aynıdır.Erkek ve kızkardeş bir cadı dan kaçarlar ve çocuk geyik çeşmesinden içtiği için geyik olur.Heriki versiyonda da Hebhenarık koça dönüşen kardeşiyle kurduğu hayata büyüler aracılığıyla gelip yeniden girer.Masal kötü kadının yenilmesi Hebhenarık ın kuş suretinden kardeşinin koç suretinden kendi bedenlerine dönmesiyle sonbulur.
Misyonerlik çalışmalarının yaygın olduğu 17. yüzyılda ilk versiyonu mezopotamyadan alınan masala ilk defa bir italyan misyonerin elyazmalarında rastlanan masal Grimm kardeşler versiyonuyla tüm dünyayı hala dolaşıyor.
Bütün bunlar işinin erbabı kurt masal araştırmacılarını bekliyor.Kimbilir belkide herkes Ayasofya ya,yani Roma ya taş taşırken birileride masal taşıdı.İlk versiyonuna İtalyada bir gezginin notları arasında rastlanıyor çünkü.İsmi,Giambattista Basile.Ümmeti için çok çalışmış anlaşılan.
Artık halkların değil ümmetin olduğu Roma da masallar da çakmaklar gibiymiş anlaşılan.

Halklar kardeşmidir konusunda düşünce belirtmek zor.Genlerin taşlarını ayıklamak pirincin taşını ayıklamaya benzemeyecek hiç.Hem kardeşliğe ne tür bir anlam yükleyip ondan aldığınıza bağlı.Kan kardeşliği,erdem kardeşliği,kültür kardeşliği,yeryüzündeki yalnızlığın kardeşliği. 
Bunun yanında masallarin kardeş olduğu konusunda düşünce belirtebileceğime kısmen inanıyorum.
Size bu inancımın sebebini  konuyu dağıtmamaya çalışarak ifade etmeye çalıştım.Ve dağılmasın diye sadece bir masal üzerinden anlatmaya çalıştım.Örneklerini ise tarihe ve onun çok safça ve aptalca kronolojik algılanlanmış olmasındaki yanılgıya,ne sizi ne de kendimi düşürmek istiyorum.Masallar kardeşse,halklar da kardeştir.Buna birde çakmakları eklemek istiyorum.
Kimse çokça çakmak almaz ama çokça kullanır.Yada kullandığı çakmak kendisinin değildir.Durmadan el ve mekan değiştirirler.Her gittiği yerde ayrı yerde taşinirlar.Çantandan çıkıp cebe,cepten çıkıp masa üstüne.Çanta ve ellerin sahibi yürüdükçe onlarda yürür.Ama nihayetinde bulunduğu yerde aynı amaçla vardır hep.Masallarda öyle.
Bugün yaşayan kimse bir masalın yaratıcısı değildir.
Ama herkesin bir masalı vardır.
                  
 

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Murat demir - 5 ay önce
Saygılarımı sunuyorum yazınızı okudum okurken keyif te aldım fakat çok uzun yazıldıgından dolayı sona doğru sıkmaya başladı anlatılmak istenilen olay ve yaşananları kısa ve net cümlelerle anlatırsanız sanırım okuyucu kitlesi daha da artıcak sevgileri
Misafir Avatar
Tekin atli - 4 ay önce @Murat demir
Kesinlikle çok haklısın
Avatar
Mehmet emin ırmak - 5 ay önce
Açıkçası böyle zor günlerde kendi düşüncenizi açıkça ifade etmeniz, bağımsız olmanız elbete ki bu gurur vericidir sizler için...Ve zevkle okuyoruz yazdılarınızıSelametle...