Veyis Ateş: Benim bir teknem hiçbir zaman olmadı

Veyis Ateş, hakkındaki iddialara ilişkin Halk TV'de açıklamalarda bulunuyor.

Veyis Ateş: Benim bir teknem hiçbir zaman olmadı
18 Haziran 2021 Cuma 20:42

banner225

Kara para aklamakla suçlanan firari iş insanı Sezgin Baran Korkmaz'dan 10 milyon euro istediği belirtilen ve dün istifa ettiği açıklanan eski HaberTürk Tv Ana Haber Sunucusu Veyis Ateş, hakkındaki iddiaların ardından ilk kez açıklamalarda bulunuyor. Veyis Ateş, "Benim bir teknem hiçbir zaman olmadı. Beni Cihan Ekşioğlu davet etti. Bahsedilen sıralarda zaten tatildeydik. Paramount Otel'den daha lükslerini de gördüm" dedi.

Halk TV'de İsmail Saymaz'ın sorularını yanıtlayan Ateş'in açıklamalarından satır başları şöyle:

"İlk gün sana dedim ki bir süre daha konuşmayacağım ama söz konuşmaya karar verirsem ilk sana konuşacağım dedim, bu yüzden teşekkür ederim. Halk TV'ye teşekkür ederim, ekranlarını bana açtığı için. Ben de bir sürü sorular aldım, ben de şunu istiyorum ki olmayan, atlanan bir şey olursa cevap vermek isterim.

Sezgin Baran Korkmaz'la ben Temmuz 2020'de, 20'leri olabilir, meşhur Paramount Otel'e davetli olarak gittim. Ben zaten Bodrum'da tatildeydim. Arkadaşımın teknesindeydim. Ben o tekneye bindikten, İstanbul'a döndükten sonra orada çekildiğim bir fotoğrafı attım, Instagram'a koydum. Bizim aramızda geçen diyalogla, benim bir teknem yok. Benim arkadaşlarımın teknesi. Paramount Otel'e Cihan Ekşioğlu beni davet etti. Bir defa gittim. Ya cuma ya da cumartesi pazar akşamı, para ödemedim, davetli olarak gittim. Bu ve benzer otellere davetli olarak zaten gittim. Daha lükslerine de gittik, gördük. O günün kaldığım sabahın ertesi sabahı kahvaltı sofrasında biri yanıma geldi, merhaba ben Sezgin Baran Korkmaz dedi. Tanışma bir. Temmuz dediysem, eylül ekim gibi olabilir, bir balıkçının kapısında bir kez daha tanıştık.

O tatil buraya gelecek tatili ne zaman, bir kez daha tatile gitmek istemişim. Arkadaşlarımızla kendi Instagram hesabımda goy goy yapıyoruz. Bakılsın bugüne kadar tekne almış mıyım, satmış mıyım. İş adamı bir arkadaşımın iş adamı bir arkadaşıyla teknede fotoğrafım var, onu da linç ettiler.

Savcılığa başvuracağım, soruşturulsun isteyeceğim. Herhangi bir şekilde servet çoğalması, aşırı zenginleşme var mı hepsini buyursunlar araştırsınlar.

(Sezgin Baran Korkmaz) Kasım-Aralık olabilir, yurt dışına çıktıktan iki hafta sonra bir ortak tanıdığımız dedi yurt dışında, seni aramak istiyor dedi. Ben dedi çok mağdur edildim dedi. Tarihini hatırlamıyorum, 5 Ocak olamaz. Ben aramadım, o aradı beni. Senden ricam, sayın bakan beni yanlış anlıyor, ben şöyle mağdur edildim, lütfen bu mesajımı iletir misin? Ben yarın-bugün gidebilirim, gittiğimde iletirim dedim. İki üç hafta sonra gittiğimde Sayın bakan Sezgin Baran Korkmaz diye biri var, beni aradı dedim. Keşke açmasaydın dedi. Dedim böyle böyle şeyler var, kesinlikle doğru değil dedi.

Bunu kabul etmemin sebebi çoluğum çocuğum burada, Türkiye'de, yalnız kaldım, yanlış anlaşıldım dedi, bu bana ulaşıyor. Şu bakanlıkta, şu tayinlerde bana telefon geliyormuş ya bana, çoluğum çocuğum var, insanlar bu tür durumlarda arayanlarda yardımcı olmaya çalışırım.

İsmail bilmiyorum neyden arandığını, mağduriyetini iletiyor bana, ben de iletiyorum. O beni arıyor, diyorum ki böyle böyle...

"Böyle bir gaflet, böyle bir dalaletten dolayı... Şu başıma gelenlere bakar mısın? Ben 2006'dan beri haber anlatan bir insan olarak böyle bir yanlışa düşmüş bir insan... Hata bu telefona cevap vermek. Biz Sayın bakana mesajını ilettim, sayın bakan bana böyle diyor, şöyle diyor temasımız olmamış. Aradan geçti, tekrar arandım, abi çok zor durumdayım, benim bu hikayeden çıkmam lazım... Dedim ki bu işlerin yargı, hukuk yolları... Dedi abi bunun lobileri var, temasa geçelim, derdimizi anlatalım... Avukat ordun yetmemiş ki buraya gelmişsin. 'Abi ne gerekiyorsa yapayım, ne gerekiyorsa vereyim, benim çoluğum çocuğum burada... Şöyle yapayım böyle yapayım...' Bu konuşma 7 Ocak... Bu 7 aylık zaman diliminde ben 10 milyon euro istemişim değil mi? Bu zaman kadar neredeyiz bir. İki, Sezgin Baran Korkmaz bana bir mesaj atmış, Emre Uslu'nun attığı bir tweet... Diyor ki Veyis Ateş SBK'dan 10 milyon TL koparmış, onu da İbrahim Kalın'la paylaşmış, altında SBK'nın arabası. Aradım, 'Abi Allah bu FETÖ'cülerin belasını versin, görüyor musun neler oluyor'... 10 milyon euro'luk bir talep bir talep aramızda geçmedi. Diyelim ki istedim, geldi ya bana, kaç para yapıyor, nereye saklayabilirim. İstemedim diyorum. Madem benim böyle bir telefon konuşmam var, nerede?"

"10 milyon avroluk bir talep aramızda geçmedi. İstemedim. Madem böyle bir telefon konuşmam var. Nerede? Diyelim ki 10 milyon euro'yu ben istedim, ben 10 milyon euro'yu nereye saklayabilirim İsmail?" diyen Ateş'e, İsmail Saymaz "doğru söylemiyorsun" diyerek konuşmayı dinlediğini söyledi.

"(Klikler ve lobilerin geçtiği konuşma) Abi madem bu iş olmuyor ya, bu adam bana diyor ki 'Bu memlekette lobiler var, klikler var...' Ne anlarsın? Devletin bakanı diyor ki konu kapalı, gelecek yargıya teslim olacak. Ben diyeceğim ki, lobiler klikler var gönder bana 10 milyon euro ben bu işi çözerim. Böyle bir konuşmamız yok. (İsmail Saymaz: Ben bu konuşmayı dinledim. Sen konuşmada diyorsun ki, beklenti ve isteklerini göstermen lazım. O da diyor ki samimiyetimi nasıl göstereceğim abi. Sen de diyorsun ki onlar da çok güçlü pozisyonda olduğu için olur mu olmaz mı sormadım diyorum. Ben dinledim. Sen bu görüşmeyi yapmışsın. Bunu nasıl açıklıyorsun?) 10 milyon euro istemiş miyim, böyle bir kayıt var mı, ben kendi ellerimle götüreyim. Benim 7 aydan beri çıkmayan sesim, çıkmayan konuşmam, neresi önü, neresi arkası bilmediğim bir konuşma. Ben 10 milyon euro istemedim, böyle bir konuşmayı yapmadım".

Saymaz: Sana söz ettiğim meblayı istiyorlar dedin mi?

"Benim böyle bir görüşmem yok, bu adamın bana anlattığı dertleri var. O klik ve lobiler kimse diyorum İsmail, araştırılsın. 7 Ocak'ın bir hafta öncesinde, sonrasında benim konuştuğum klik, lobi, HTS kaydı kimse ortaya çıksın."

Saymaz: Sizin adınıza konuştuğuma göre, hakemlik ve yöneticilik yaptığıma göre diyorsun, kendini Korkmaz'a böyle tanıtıyorsun. Kulaklarımla duydum ve dinledim. Bu konuşmayla senin anlattıkların örtüşüyor.

"Ben hiç SBK'yla konuşmadım, dertlerini anlatmadı diyorum ki. Bu konuşmanın önü arkası nerede? Ben para istemedim. Birilerinin bir meblağ istediğinden de söz etmedim. Bir kişiyle konuştum. Devletin İçişleri Bakanı'na söyledim, 7 Ocak'ta Diyarbakır'da. Ben 7 Ocak'ta İstanbul'dayım. Bu benzer hikayeleri biz Balyoz'da görmüştük, 17-25 Aralık'ta görmüştük. 40 yıl düşünsem... Diyelim ki nefsime yenik düştüm İsmail, 10 küsür trilyonu dedim ki gönder bana bir şekilde. Ben onu nereye teslim edebilirim İsmail? Basit bir hesap ya. Devletin İçişleri Bakanı diyor ki gelecek yargıya teslim olacak. Ben kimim ki hangi yargı kliğini, hangi lobiyi bulabilirim ki bu işi 10 milyon euro'ya çözdürebilirim. Devletin bakanı gelecek yargıya teslim olacak diyor, ben diyeceğim ki bir şey buldum, bana para gönder.

Sadece söyleyeceğim. Ben bugün 14.30-15.00 gibi uyandım, telefonum çaldı, ismini vermeyeceğim. Ya bu şey beni aradı, 'SBK beni aradı, eee, bu akşam şeye çıkacakmış, Halk TV'ye, bu mevzuları fazla dillendirmesin...' Kim söyledi söylemeyeceğim. Madem sır ya. Ben madem bugün konuşacağım, bugün niye bana sabah mesaj yolluyorsun?

Pazar günü beni aradın dedim konuşmayacağım. Kafamı uzatıyorum yalım çıkıyor, teknem çıkıyor. Bir de üstümde Habertürk gibi Türkiye'nin en kıymetli televizyon kanallarından birinin kurumsal kimliği var. Bu aidiyet üstündeyim, çıkıp açıklama yapıp kuruma zarar vermek mi, bir de bekledim herkes eteklerindeki taşları döksün. Ben bugün buraya çıktım Halk TV'ye derdimi anlattım ya, Türkiye'nin bir kısmı yine aaa yapacak, bir kısmı olabilir diyecek. Şöyle bir şeyin içerisindeyiz, sosyolojinin içerisindeyiz, 2006 yılında, daha öncesinde radyo programcılığı saymayalım, Yeni Şafak grubunda televizyonculuk yaptım, oradan Habertürk'e geldim... Bugünler, bir hafta 10 gündür... (Saymaz: Palton 10 bin euro, şapkan 600 euro) Benim babam emekli bir din görevlisi, emekli olduktan sonra yıllarca zeytin ticareti yaptı, orta halli bir aile olarak yaşadık, bugünlere geldik. Bugünlerde de kazandığımız bir paramız var. Ben TV NET'te çalışırken benim kurslarım vardı.

Saymaz: Ciner Medya Grup YK Başkanı Kenan Tekdağ ile bir metin üzerinde anlaştınız, sen bunu yayınlayacağına söz verdin, sonra arayıp demişsin ki ben Peker'den çekiniyorum demişsin.

"Peker'den çekiniyorum demedim. Takriben 12 saat sonra Kenan Bey'i arayıp açıklama yapmayacağım dedim, daha üstüme ne yağacağını bilmiyorum. Bu, sevgili terzim, LV'lere uygun olmadığı için, 6-7 bin TL ödemiş olabilirim, bir palto, kaşkol da onun hediyesi. Şapka da orada kafama taktığım bir şapka. 1 hafta sustum, üstüme meteor yağıyordu. Üstümdeki kurumsal kimlik de kalktı."

Saymaz: Bana deseler 10 milyon euro aldın. Derim ki hadi lan oradan. Ben bu ses kaydını dinledim, senin ağzından meblağ kelimesinin çıktığını işittim, sen yok diyorsun, ben işittim. Hür Türk toplumunun aydınlanması adına elindeki kayıtla savcılığa gitmesi lazım.

"Yalım yok. Boğaz'da da oturmuyorum. Dedim ya bekledim eteklerimdeki taşlarım dökülsün. 10 milyon euro aldım, aldığımla Sağlık Bakanlığı'ndan işler yaptım kazandım ya, 2+1 3900 TL kira ödediğim, 250 TL aidat ödediğim bir evde oturuyorum. Bütün mal varlığım bu, ben takriben Habertürk Genel Müdürlüğü süresince ayda 30 bin TL kazanan adamım. Bırakın Beymen, Vakko giyiyormuşum... Ben Habertürk'e gece spikeri olarak geldiğimde 320 d BMW'ye biniyordum. Devlet bana Mercedes tahsis etmedi. Benim korumam var. 3 yıldır. Ekrana çıkıyorum, Afrin, Cerablus, El Bab, Azez'e gidip döndüğümde...

Sedat Peker'le 2016-2017 yılı olabilir Kuruçeşme'de bir mekanda 4-5 kişi oturduk, yemek yedik, sohbet ettik. Ne siyaset konuştuk, ne iş konuştuk. Hayatımızda bir defa orada tanıştık. Ne bir selam aldık, ne bir selam gönderdik.

Sağlık Bakanlığı'na tıbbi cihaz sattığım iddiası da, suç duyurusunda bulunacağım. Bakanlıkta hangi ihaleye müdahale etmişim, yahut herhangi bir bakanlıkta hangi ihaleye müdahale etmişim, hangi devlet merciinden benim kasama para gelmiş pazartesi günü suç duyurusunda bulunmaya hazırım."

(Sezgin Baran Korkmaz yayına bağlandı)

Sezgin Baran Korkmaz: Veyis Ateş beni aradı, belli lobilerle görüştüğünü söyleyerek 10 milyon avro istedi. Veyis Ateş'in benimle konuşmasını kanıtlayamazsam yarın uçak bileti alıp Türkiye'ye döneceğim."

Saymaz: Neden bu ilişkilerde adın geçiyor?

(Soylu yayını) O yayından sonra geldi bunlar benim başıma. Sayın bakan beni aradı dedi ki, “Veyis ben Habertürk’e çıkmak istiyorum.”

Saymaz: Peker, Erdal Aras diye birinin seni aradığını iddia etti. 

DYP’de İstanbul il yönetiminde birlikte çalıştık. O gün de şakalaştık.

(Sezgin Baran Korkmaz yeniden bağlandı: Lafı ağzıma tıkadınız, problem değil. Bu konunun dışına çıkmayacağıma söz verdim ama Veyis Ateş çok haklı, diyor ki neden bugüne kadar kaydı dinletmedi? İsmail Bey, kaydı siz hepiniz dinlediniz, Veyis Ateş'in gözünün içine bakıp yalan söylüyorsun, ben dinledim demeniz lazım. Kaydı siz dinlediniz, milyonlarca insanın saygı duyduğu bir gazetecisiniz. Ben 10 milyon Euro vermedim. İstendi. Sen kendin dinledin ya. 10 milyon Euro bir klik adına istedi, Veyis Bey, hakem olacağını söyledi, istedi. Ben bu olaylar olunca, adamlar falan gözaltında, ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Gerçekten ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Ben ABD'den hakkımda mallarına el koyun diye bir şey yok. Ben ne olduğunu biliyorum, ne yaşadığımı da biliyorum. Bu sırada bir umuttur dersiniz ya... Veyis Bey benden Ankara'da bir görüş yaptığını, hukuki problemi çözmek için değil, problemi yaratan klik ve lobi olduğunu, onlara 10 milyon Euro vereceğini söyledi. Seninle uğraşan lobi ve klik var, onlar bu parayı istiyor. 2, neden bugün açıklamak mecburiyetinde kaldı. Ben hayatım boyunca İbrahim Kalın'ı bir kere gördüm, merhaba dedim, tanımıyorum. İbrahim Kalın'ı da tanıyan bilen herkes bilir, devlet ahlakına sahip olduğu için kimseyle samimiyeti olan biri değil. Temiz insanları kirletmek için bu kadar mı çaba gösterilir ya? Bende kayıt olduğunu düşünmediği için başkalarını ona doğru çekmeye çalıştığı için ben Selivay'a dinlettim. Sevilay yönetimine söyleyecekti, bu adalet önünde hesap verene kadar konuşmayacaktım. Ben bunu kastetti demem, beyefendinin kendisi orada, gözlerinizin içine bakıp... Benim çocuğum 6 aydır tedavi göremiyor aşağılık herif, yalan söylüyor, gözümün içine baka baka yalan söylüyor. Benden kimin için para istediğini onu açıklaması lazım. 20 sene de geçse 20 sene bunun mücadelesini vereceğim.)

Bu tür sinir krizlerine giren insanların psikolojisini de seyircilerimizin takdirine bırakıyorum. Mutabık kaldığımız tek şey şu, hukuk önünde... Bekliyoruz kendisini Türkiye'ye, elinde bu kadar bilgisi belgesi varsa. Benim bir kliğim, bir lobim yok. Ben bir klik adına, bir klik adına 10 milyon Euro, 10 milyon dolar, hiçbirini istemedim. Bunların bir lirasını, bir poundunu da almadım. Buradan da yargıya, yüce Türk adaletine sesleniyorum ki versin her şeyini, ben de gideyim ifade vereyim. Benim neyim var neyim yok araştırılsın, kamuoyu da bunu görsün.

"Türkiye Cumhuriyeti'nin İçişleri Bakanı'nın, ki onlar saygılı olmamız gereken bakanlardır, benim onu korumama ihtiyacı mı var? Süleyman Soylu isminden bahsediyoruz, benim korumama mı ihtiyacı var? Onu korumak adına ne yapabilirim?

"Bir ikincisi, bu vesileyle paylaşmak isterim, bir gün böyle olacağını gerçekten hiç düşünmezdim ama şu bir haftalık zaman içerisinde de bizim mahallede 40 kişiyiz İsmail, hepimiz birbirimizi biliriz. O kadar çok şey yağıyor, o kadar şey duyuyorum ki, şunu da bunu da, bunları biriktireceğim, hepsi elimde toplandığında hiç beklemediğim, ummadığım, tahmin bile etmediğim, nazları düştüğünde bir koparalım, ısıralım diyen ne kadar çok insan varmış.

"Bir savunma verseydim, bir hikaye anlatsaydım, bundan sonra da çıkacak çok şey, hepsini yargıya taşıyacağım, bekledim ya, herkes eteğindeki taşları bir döksün, bakalım ne olacak ne bitecek. Ben kimsenin ablası değilim, kimsenin abisi değilim. Kimse beni aramış değil. Şu ana kadar gördüğüm bir tablo var.

"Krediyle aldım, pandemide araba fiyatları yükseldi, sattım. Bundan önce çok daha iyi araçlara da bindim. Benim aklımda kalmamış...

"Biz bugün bana az önce ağır hakaretler eden bu adamı iyilik meleği, çocuğunun sünnet töreninde çok güzel şeyler yapan, okullar yapan bir insandan, böyle küçük bir tanrıcık haşa kendisini yaratan, oluşturan, az önce bana hakaret eden, hakkımda iddialarda bulunan, bir ara 12 gazeteci vardı... Çok ilginç bir profili konuşuyoruz. Varsa bir derdin gel, Türk adaletine teslim ol.

"Afrin'e ilk değil, ikinci ya da üçüncü giren gazeteciydim. AFAD'dan bir mütercim arkadaşla gittik. Ben soruyorum, o tercüme ediyor, onun tercümesini ben yayına veriyorum. Ortada bir editoryal hata olmuş olabilir. O günlerde Türkiye Cumhuriyeti devleti, ÖSO'yla beraber hareket ediliyordu, güya oradaki vatandaş demiş ki, biz ne ÖSO istiyoruz, ne PKK istiyoruz, biz Türk askeri istiyoruz diye çevirmiş, aslında tam tersi şeyler söylemiş. Fakat ben Kürtçe bilmediğim için yayına bu şekilde verdik. Bilseydim bunu bu şekilde vermezdim herhalde. Bilmiyorum İsmail, bilseydim ben müdahale ederdim.

"Bugün de HDP'liler konusunda aynı görüşteyim. Terörle arasına mesafe koymadıktan sonra söyledim. Didem de söyledi, ben söyledim, Mehmet Akif söyledi. O zamanlar inanılmaz bir saldırı geldi üstümüze, arkadaşlarımıza da koruma tahsis edildi. Bilmiyorsun ki İsmail başımıza ne geleceğini, kendini güvende hissetmek istiyorsun. O günlerde de Habertürk'ün kurumsal bir kararıydı, biz de üç ekran yüzü olarak duyurduk.

"Devlet politikası buydu, denedi, analar ağlamasın, buna karşı çıkan vardı, ben destekleyenlerden biriydim. FETÖ meselesinde attığım tweetler utancımızdır dedim. Hala silmedim o tweetleri, utanç olarak orada dursun diye. Oralara gittik, bir sürü röportajlarımız var, yayına verdiklerimiz ve vermediklerimiz var. Devlet böyle düşünüyor diye böyle hareket eden birisi değilim. Devlet denen kavrama da ayrıca bir saygım var.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.