Suruç Katliamı’nın avukatı: Dosya bu haliyle kalır!

Suruç Katliamı davasının mağdur avukatlarından Serdıl İzol, şüpheli konumda olan imam Abdullah Ömer Arslan’ın karakolda salıverilmiş olmasını eleştirerek, "Tanıklar hukuka aykırı beyanlarda bulundu. Ancak herhangi bir işlem yapılmadı. Bu dosya bu şekilde kalır, ilerlemez" dedi.

Suruç Katliamı’nın avukatı: Dosya bu haliyle kalır!
27 Kasım 2018 Salı 14:49

Kobanê’ye yardım götürmek üzere çıktıkları yolda, 20 Temmuz 2015 tarihinde Urfa’nın Suruç ilçesi Amara Kültür Merkezi'nde DAİŞ’li canlı bombası Abdurrahman Alagöz'ün hedefi olarak yaşamını yitiren 33 kişiye dair açılan davanın 7'nci duruşmasını 22 Kasım’da görüldü. Mağdur avukatlarından Serdıl İzol, davanın ilerlemeyeceğine dikkat çekti. 

Urfa 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen ve 3 sanıktan sadece Yakup Şahin'in tutuklu olduğu doyanın, diğer 2 sanığı İlhami Balı ve Deniz Büyükçelebi ise firari. 7'nci duruşmada dosyadaki sanıklardan İlhami Balı'nın eşi Hülya Balı ve olayın yaşandığı gün kültür merkezinin önünde halk tarafından "şüpheli" görülerek polislere teslim edilen ve daha sonra serbest bırakılan, Halfeti'de imam olduğu öğrenilen Abdullah Ömer Arslan'ın tanıklıklarına başvuruldu. 

2 TANIKTA ŞÜPHELİ

Mahkemede tanık sıfatıyla ifade veren ve hala Ankara'da imam olan Abdullah Ömer Arslan, 33 kişinin yaşamını yitirdiği patlama ile bir ilgisinin olmadığını söyledi. Ancak dosya avukatlarından Serdıl İzol, ifadesine başvurulan 2 tanığın da çelişkili ifadeler verdiğini ve "şüpheli" olduklarını vurguladı. 

‘TANIK DOĞRU CEVAP VERMEDİ’

Henüz soruşturma aşamasındayken, dosya savcısı ile görüşme yaptıklarını ve patlamanın yaşandığı gün olay yerinde şüpheli olarak polise teslim edilen bir şahsın olduğunu ve bu şahsın ifadesinin alınması gerektiğini söylediklerini belirten İzol, dosyadaki gizlilik kararından kaynaklı adı Abdullah Ömer Arslan olan kişinin akıbetini 40 ay boyunca öğrenemediklerini ifade etti. Dosyadaki gizlilik kararı kalktıktan sonra Abdullah Ömer Arslan hakkında takipsizlik kararı verildiğini, öğrendiklerini aktaran İzol, "Duruşmanın ilk celsesinde biz bu şahsın tanık olarak dinlenilmesini talep ettik. Bu dosyadaki dahiliyetinin ne olduğunu öğrenmek istedik. Her celse talepte bulunduk, 6'ncı celsede talebimiz kabul edildi. Davanın avukatları olarak tanığa birçok soru sorduk, tanık hiçbir sorunun cevabını doğru vermedi" dedi.  

‘İFADELER ÇELİŞKİLERLE DOLU’

Arslan'ın verdiği ifadelerdeki çelişkilere değinen İzol, "Halfeti'de imam olduğu bilinmesine rağmen, ikindi vakti namazını kıldırıp yola çıktığını söyledi. Ancak Suruç'a gelmesindeki amacını hiç bir şekilde açıklayamadı. Olayın olduğu tarihte motosiklet ile Suruç'a geldiği biliniyor. Fail Abdurrahman Alagöz o tarihte olay yerine gelirken, mobese görüntülerine takılmamış. Abdullah Ömer Arslan'da hiç bir mobeseye takılmadan Suruç'a kadar geliyor. Halfeti'den Birecik'e gitmek için yola çıktığını belirtiyor. Ancak Halfeti'den Birecik'e gitmek için Suruç'tan geçilmeyeceğini biliyoruz" diyerek Arslan'ın yaşanan patlamada şüpheli olduğunu ifade etti. 

‘SURUÇ GEZİ AMAÇLI BİR YER DEĞİL’

İzol, Arslan'ın çelişkili diğer beyanlarını şöyle saydı: "Suruç, gezme amaçlı gidilecek bir yer değildir. Halfeti'den yola çıkarken Suruç'ta bir patlama olduğunu duyduğunu, olay yerinde sadece cam kırıkları gördüğünü söylüyor. Oysa orada binlerce insan toplanmış, bir can pazarı yaşanıyordu. Cenazeler kaldırılıyordu, halk ve polis oradaydı. Suruç'a Google Maps (navigasyonun bir uygulaması) ile geldiğini söylüyor. Ancak o tarihte Türkiye'de böyle bir uygulama kullanılmıyordu. Oraya gelme amacının ne olduğu belli değil. Söz konusu 'yanına gidecektim' dediği arkadaşı ile telefonla dahi görüşme yapmamış. Şüpheli birçok durum var. Halk tarafından şüpheli olarak alınıyor. Orada fotoğraf çekerken yakalanıyor. İmamsınız, bir olaya şahit oluyorsunuz, ölüler yerde yatıyor, fotoğraf çekmeyi düşünemezsiniz herhalde. Çantasında basına yansıyan görüntülerde bir bayrak ve yasa dışı bir dergi çıktığı görülüyor. Arkadaşınızın yanına gidiyorsunuz ama yasaklı bir dergi ve bayrak çıkıyor çantanızda."

‘ŞÜPHELİ AMA POLİS BIRAKIYOR’ 

Patlamadan sonra olay yerinde şüpheli davranışlarından dolayı oradaki halk tarafından resmi polislere teslim edilen Arslan'ın daha sonra polisler tarafından sakalının kesilip serbest bırakıldığını kaydeden İzol, 33 kişinin yaşamını yitirdiği bir patlamada "şüpheli" görülen bir kişinin masum olup olmayacağına karar verecek merci polis değil, savcılık makamı olduğunu hatırlattı. Olayın yaşandığı gün emniyetin aldığı ifadenin baz alınıp takipsizlik verildiğini kaydeden İzol, 40 ay sonra en büyük şüphelilerden birinin tanık olarak dinlendiğini, ancak verdiği beyanların hayatın olağan akışına uymadığını belirtti. 

‘SANIKLAR KAYIP, ŞÜPHELİLER TANIK’ 

Arslan için HTS kayıtlarının çıkarılması gerektiği taleplerini mahkemeye sunduklarını, ancak bu taleplerinin reddedildiğini anlatan İzol, HTS kayıtlarının çıkartılması için kişinin tanık değil, şüpheli durumunda olması gerektiğini, yalan tanıklık etmesine rağmen, yalan tanıklıktan öte şüpheli olarak dosyada suç duyurusunda bulunulması gerektiğini ifade etti.  

Dosyanın aydınlanması ve sorumluların cezalandırılması için kilit olan bu ismin araştırılması gerektiğini sözlerine ekleyen İzol, "Dosyada bir tutuklu sanık var. Diğer iki sanığın akıbeti bilinmiyor. 2'nci sanık Deniz Büyükçelebi'nin öldüğü söyleniyor. Ancak Büyükçelebi'nin eşi ile diğer sanık İlhami Balı'nın eşi Hülya Balı'nın söylediği ölüm tarihleri birbirini tutmuyor. Tutuklu sanık ise olaya ilişkin konuşmuyor. Tutuklu tek sanık, ancak o da 7 duruşmadır sanık sandalyesinde oturmuyor” ifadelerinde bulundu. 

'33 KİŞİNİN KANI VAR DOSYADA' 

Ailelerin Türkiye'nin her kentinden gelerek mahkemeyi izlediğini dile getiren İzol, değerlendirmelerini şöyle sürdürdü: "Bu ailelerin ciğerleri yanmış, yaralanmışlar. Biryandan kamu vicdanı yaralı, sanık sandalyesi ise boş. Aileler, başlarına gelen bu olayın sorumlularını bulmak için her duruşma o salondalar. Eğer dosyanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesini istiyorsak, bir sanıkla, 2 firari sanıkla, 1 canlı bombanın ölümü ile bu dosyayı kapatamayız. 33 kişinin kanı var bu dosyada. İnsanların yüreği yanmış ve adalet önünde bu kişilerin cezalandırılmasını istiyorlar." 

‘YENİ KATLİAMLARI ENGELLEMEK İÇİN...’

Etkin bir soruşturma yürütülmesi durumunda Suruç Katliamı’ndan sonraki katliamların yaşanmayacağını hatırlatan İzol, şunları söyledi: "Bu olayı yapanlar Gar Katliamı’nı yapanlarla ilişkili kişiler. Yarın başka bir katliamın olmasını engellemek için bu dosya aydınlatılmalı. Adaleti sağlayabilmek adına dosyada herhangi bir şüphenin olmaması lazım. Tanıklar hukuka aykırı beyanlarda bulundu. Ancak herhangi bir işlem yapılmadı. Bu eksikleri ile bu dosya bu şekilde kalır ilerlemez. Bizim endişelerimiz var. Bu soruşturmanın etkin yürütülmesi için bağlantıların ortaya çıkması lazım artık." 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.