O annenin sözlerini bütçe görüşmelerine taşıdı

HDP Milletvekili Garo Paylan, Çorlu’daki tren faciasında yaşamını yitiren 9 yaşındaki Oğuz Arda Sel’in annesi Mısra Sel’in mesajını Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı bütçesi görüşmeleri sırasında Meclis Bütçe Komisyonu’na taşıdı.

O annenin sözlerini bütçe görüşmelerine taşıdı
06 Kasım 2018 Salı 10:37

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın 2019 yılı bütçesine dair Meclis Bütçe Komisyonu’nda süren görüşmelere HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan’ın komisyona taşıdığı mesaj damga vurdu.

Görüşmeler sırasında söz alan Paylan, bugüne kadar birçok bakanın gelip, bütçeye dair sunumlar yaptığını, ancak yapılan bu sunumlarda vicdan, adalet ve insanlık adına çok fazla bir şey duyamadıklarını söyledi. Paylan, gelen bakanların genelde ‘şu projeyi yapıyoruz, şu yatırımı yapıyoruz, şöyle büyüyeceğiz, böyle büyüyeceğiz’ dediklerini, fakat bu projelerin hiçbirinde insan faktörünün olmadığını ifade etti.

‘İSTANBUL’UN CİĞERLERİNİN ORTASINDAN OTOBAN GEÇİYOR’

İstanbul’da süren köprü, yol çalışmalarında insan ve doğa faktörünün görmezden gelindiğini dile getiren Paylan, “Hükümet bir tercihte bulunuyor; ‘Üçüncü köprü ve otoyolu bir yapacağız’ diyor, öyle bir tercihte bulunuyor ki İstanbul’un akciğerlerinin ortasından sekiz şeritli otoban geçiriyor ve onun tam ortasına da bir havalimanı dikiyor. İstanbul’un akciğerine, 17 milyon insanın yaşadığı yere. Gidin bakın yaşam şartları gittikçe zorlaşıyor. Çünkü kuzey, bizim akciğerimizdir, oradan gelen oksijenli hava 17 milyon insanı yaşatır ama gittikçe betona gömülen bir İstanbul’umuz var ve Türkiye’nin her yeri de betona gömülüyor. Oysa Sayın Bakan doğa konusunda hiçbir şey demedi. ‘Biz yolları yaparken doğaya şöyle önem veriyoruz, böyle dikkat ediyoruz; orada bir canlı yaşamı var, habitat var, o habitata şöyle dikkat ediyoruz’ diye bırakın cümleyi tek bir kelime bile duymadık. Bu boyutu tamamen es geçilmiş” dedi.

‘KÂRI ÖNE KOYAN BİR BÜTÇE’

Kârı esas alan bir bütçe ile karşı karşıya kaldıklarını söyleyen Paylan, “Şimdi yolları yapıyorsunuz, bir tercihte bulunuyorsunuz, orada yaşam var, köylüler var. ‘Biz bu yolu yaptık ama oradaki köylüler için, yaşam için şu tedbirleri aldık’ diye tek bir cümle duymadık. O anlamda vahşi kapitalizmi, maalesef yalnızca kârı öne koyan bir bütçe sunumunu gördük” diye belirtti.

Paylan, İstanbul’da yapılan 3’üncü Havalimanı’na dair ise, “İstanbul’da hayvanların göç yollarının tam üzerine, tam ortasına bir havalimanı dikiyor ve şununla övünülüyor: ‘2 bin uçak inip kalkacak.’ 2 bin uçak inip kalkarken o kuşlar oradan göç edebilir mi? Bunu düşünen bir bakış, anlayış yok ve 2 bin uçağın inip kalkması acaba çok mu iyi bir şey İstanbullular için? Çünkü 2 bin uçak demek, belki 10 bin ton yakıtın İstanbul’un hava sahasında yanması demek, havamızın kirlenmesi demek. Oraya ulaşacak yüz binlerce, milyonlarca insanın araçlarının yakıt yakması demek, onun etrafında milyonlarca insanın yeni yaşam kurması demek ve İstanbul’un 25 milyona çıkması demek. Tercihlerde sıkıntılar var” ifadelerini kulandı.

‘VİCDANSIZ BİR SUNUM’

Yapılan sunumlarda yine emekçilere dair tek bir söz olmadığı eleştirisinde bulunan Paylan, şunları söyledi: “Emekçilerle yapıyorsunuz, emekçilerle; sömürülen emekçilerle üstelik, taşeronların altında ezilen emekçilerle yapıyorsunuz. Onlara dair tek bir söz, tek bir cümle duymadık. İş cinayetlerine kurban giden emekçilerle yapıyorsunuz. O emekçileri, o işçileri dikkate aldığınızı gösteren tek bir cümleniz oldu mu? Çünkü siz öyle bir hükümetin bakanısınız ki üçüncü havalimanını yetiştireceğiz diye o işçiler gece gündüz orada çalıştılar ve sırf 29 Ekim’e yetişsin diye –ki yetişmedi. İşçiler bir noktada itiraz ettiler. Demokratik bir ülkenin vicdanlı bir hükümeti ne yapar böyle bir durumda? Bu işçinin beyanını ihbar kabul eder, çünkü bu suçtur. İhbar kabul eder ve gider oraya taşeronları yakalar, patronları yakalar; yakasına yapışır ‘Ey taşeron, ey patron, ey Cengiz, Kolin, Limak sen nasıl işçimi böyle ezersin, nasıl tahtakurulu yerde yatırırsın, nasıl bankaya yarısını yatırıp yarısını elden verirsin’ diye yakasına yapışır. Ama bu vicdansız Hükümet ne yaptı? Gitti, işçilerin kapısını gece kırıp, 600’e yakın işçiyi gözaltına aldı. İşte bu anlamda ‘vicdansız’ diyorum ben bu bütçeye, bu sunumlara.”

‘CİNAYETLER, KAZALAR OLUR HİÇ KİMSE İSTİFA ETMEZ’

HDP vekil, bu sözlerinin ardından Çorlu’da, geçtiğimiz 8 Temmuz’da yaşanan tren faciası üzerinde durdu.

“Çorlu’daki tren faciası 25 vatandaşımızı aldı. Oğuz Arda Sel’i aldı. 9 yaşındaydı Oğuz Arda Sel. Ve aynı zamanda Sena Köse’yi aldı, 16 yaşındaydı. Siz Bakanın sunumunda Oğuz Arda’nın ismini duydunuz mu, Sena’nın ismini duydunuz mu? Vicdanlı bir hükümetin vicdanlı bir bakanı ne yapar?  Sunumunun başında; ‘Ben bu sunumu Oğuz Arda’ya adıyorum, Sena’ya adıyorum’ der ve ‘Onun hakkı, hukuku için her şeyin başına onu koyacağım’ der. Ama maalesef bizde cinayetler olur, kazalar olur, felaketler olur; hiç kimse istifa etmez. İstifa etmediği için de, işin üzerine gidilmediği için de suçlar, cinayetler yapanın yanına kâr kalır” diyen HDP’li Paylan,  bu sözlerinin ardından Oğuz Arda Sel’in annesi Mısra Sel’in kaleme aldığı mesajı komisyonda okudu.

ACILI ANNENİN MESAJI: VİCDANINIZ RAHAT MI SAYIN BAKAN?

Anne Mısra Sel, mesajında Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan’a şu sözlerle seslendi: “Bugüne kadar hiçbir şey yapılmadı. Neden hiçbir şey yapılmıyor? Neden üstü örtülmeye çalışılıyor? Son nefesime kadar bu mücadeleyi vermekten vazgeçmeyeceğim. Hiçbir anne bu durumu kabul etmez ve ben de kabul etmiyorum, etmeyeceğim. Vicdanınız rahat mı Sayın Bakanım? Devlet bu konuda her şeyi yapmış mıdır?”

‘AKP’Lİ BAKANLAR BİLE WHATSAP KULLANIYOR’

Anne Sel’in mesajını paylaşmasının ardından bilgi teknolojileri üzerinde duran Paylan, bilginin bir yerden bir yere özgürce ulaştırılmasının bakanlığın sorumluluğunda olmasına rağmen, böylesi bir tablo bulunmadığına dikkat çekti.

Türkiye’nin Freedom House’un raporlarında ‘özgür olmayan ülkeler’ sınıfında yer aldığını hatırlatan Paylan, “O sınıfta kimler var? Suudi Arabistan, Çin, Kuzey Kore, Uganda… İleri demokrasi hedefleri olan bir AKP’den, maalesef ‘özgür olmayan ülkeler’ sınıfında olan bir ülkeye doğru savrulduk. Bakın AKP’li vekiller dâhil Whatsapp’la konuşuyorlar. Niye Whatsapp’la konuşuluyor. Çünkü güvenmiyorlar. Çünkü biliyorlar ki hep bu devletin içinde belli odaklar vatandaşlarımızı dinlediler, illegal şekilde dinlediler. Bağımsız bir şekilde bütün gençlerimizin bütün düşüncelerini özgürce ifade edeceği bir iklimi yaratmamız. Aksi takdirde ülkemiz Kuzey Kore’yle, Çin’le, Suudi Arabistan’la birlikte anılmaya devam eder” dedi. 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.