Muhalif medyadan bir an ya da bir istifanın hikayesi: Biz burayı yıkmaya çalışmıyoruz!

Yayın hayatına 2017 yılında başlayan Artı TV’de son günlerde istifalar yaşanıyor. Televizyona hizmet veren şirketlerde çalışan gazetecilerin, talepleri karşılanmadığı için 5 Şubat’ta iş bıraktığı ve bu iş bırakma eyleminin ardından kanalda çalışanlar için zor günlerin yaşandığı iddia ediliyor.

Muhalif medyadan bir an ya da bir istifanın hikayesi: Biz burayı yıkmaya çalışmıyoruz!
02 Mart 2021 Salı 22:51

banner225

Geçtiğimiz gün Artı TV yollarının ayrıldığını duyuran gazeteci Altan Sancar, kanalda ve Artı Gerçek internet sitesinde yaşananları, istifaya giden süreci ve medyanın son durumuna dair düşüncelerini Medyapod Podcast Ağı’ndan Seçil Türkkan’a anlattı. Artı TV’nin Türkiye’de yayıncılık açısından bir umut olduğunu vurgulayan Sancar, Artı Tv’nin daha iyi
bir şekilde yoluna devam etmesini istedikleri için tepki geliştirdiklerini belirtti. Süreci aktaran Sancar, ücretli izinle çıkarılan çalışanlara da değindi. İş yükünden dolayı görev
tanımlamalarının doğru yapılmadığını belirten Sancar, çalışanların istemediği görevler karşısındaki itirazlarına yönetimin “emre itaatsizlik” gerekçesi ile işten çıkarmalar ile yanıt verdiğini belirtti.

“Artı TV ve Artı Gerçek’te 45 kişi iş bıraktı”
Kanalın kuruluşundan bugüne 4 yıl geçtiğini vurgulayan Sancar, birçok eski çalışanın dahi 4 yıldır herhangi bir zam alamadığını savundu. Disk Basın-İş’in sürecin başından beri çalışanlarla birlikte olduğunu belirten Sancar, çalışanların hem maddi hem manevi kaygılarının giderilmesi için Basın-İş aracılığıyla birlikte yönetimle aralarında
protokol imzalamak istediklerini söyledi.Sancar, iş bırakma eylemlerine gerekçe olan taleplerini ise “İşten çıkarmaların sona ermesi, baskı ve mobbingden vazgeçilmesi, mesai kavramının geri getirilmesi ve ücretlerde iyileştirme” olarak açıkladı.

‘Eylem yaptık, ekrandan çekildik’

Sancar’ın Medyapod’a yaptığı açıklamalar şöyle:

“İş bırakma eylemimizin ardından, haber bültenlerini de sunan editör arkadaşımızın ekrandan alındığını öğrendik. Bunun üzerine sıranın muhtemelen bana geleceğini düşünerek yönetimi aradım ve benim de ekrandan alındığım, bunun geçici bir önlem olduğunu söylendi. Çünkü yönetime, taleplerimize olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmesi için yaklaşık bir haftalık bir zaman tanımıştık. Tedbir amaçlı olduğuna hak verdim. Ancak bu ‘geçici’ tedbir, kalıcı hâle dönüştü. Program benden alınıp eyleme destek vermeyen bir arkadaşımıza verildi. Benim de haber masasında çalışmam söylendi. Bu bir ‘tenzili rütbe’dir.”

‘Sendikal hakkımızı istiyoruz’

“Sadece bana değil, bu tenzili rütbe başka mesai arkadaşlarımıza da uygulandı. Örneğin, İstanbul bürodaki haber masasında bir koordinatör yoktu ve çalışan editör arkadaşlarımız arasında üçlü bir sistem vardı; ‘sorumlu editörlük’ görevi her hafta sırayla aralarında paylaşılırdı. Ancak 2 editör arkadaşımızdan, eyleme katıldıkları gerekçesiyle sorumlu editörlük görevleri alındı ve onların yerine eyleme katılmayan bir başka arkadaşımız koordinatör olarak atandı. Bu, aynı zamanda bizi mesai arkadaşlarımızla karşı karşıya getirme politikasıdır.

Neden ekrandan alındığımızı ısrarla sorduğumuzda ise bize gelen iki mail oldu. Birincisi bana geldi ve “Canlı yayına çıkmamak, bir televizyon için çok ciddi bir sıkıntıdır ve bir kez daha tekrarlanırsa işten çıkarılacaksınız” denildi. İkinci mail ise eyleme katılan tüm arkadaşlarımıza gönderildi ve burada eylemin yasal olmadığı belirtildi. Ancak bu bir sendikal haktır ve biz hakkımızı istiyoruz.”

‘Kanal ve siteyi yıpratmak istemedik’

“Eylemi yaptığımız gün ve sonrasında birçok medya kuruluşu bizi aradı. Eylemin olup olmadığını ve varsa neden duyurulmadığını sordular. Biz iç meselemiz olduğunu, ARTI TV ve Artı Gerçek’i yıpratmak istemediğimizi vurguladık ve konu ile ilgili atılan tweetleri sahiplerinden rica ederek kaldırmalarını istedik. Çünkü Artı TV muhalif bir yayıncılık yapıyor ve bunu kimsenin kullanmasını istemedik.”

‘Yönetsel bir takım sorunlar var’

“Kanalın genel yayın yönetmeni Celal Başlangıç, gazetecilik mesleği açısından bizim büyüğümüzdür, ancak Celal Hoca arkadaşlarımızla yaptığımız bu eylemi kendisine karşı yapılmış gibi hissetti. Oysa, burada yapılan eylem, kendisine ya da bugüne kadar ilmek ilmek örerek getirdiği mesleğine karşı değildi. Burada yönetsel bir takım sorunlar var. Belki Celal Başlangıç’ın burada yaşanan bazı sorunlardan haberi bile olmayabilir. Buradan bir kez daha seslenmek istiyorum, eylemimiz kendisine karşı bir hareket değildi. Hatta kendisinin Boğaziçi eylemlerine değinen bir tanımlaması vardı; Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Boğaziçi eylemleri yasal değildir’, dediğinde, Başlangıç ona ‘Yasal değil, ama meşrudur’ diyerek karşılık vermişti. Artı TV ve Artı Gerçek’te çalışan emekçilerin durumu da aynı, eylemimiz belki yasal değil ama meşrudur”

‘Lanetli değilim’

Protokol görüşmeleri devam ederken, benim istifa mektubuma destek veren iki mesai arkadaşım -biri haber editörü Melike Ceyhan diğeri ise genç bir muhabir arkadaşım- işten çıkarılma ile tehdit edildiler ve ücretli izin uyguladılar. Arkadaşlarımıza iki gerekçe sunuldu: Biri eylemi doğru bulmadıklarından dolayı ‘iş barışını bozmak’ ve diğeri ise performans düşüklüğü. Bir de ‘Altan gibi birine neden destek verirsiniz’ denildi. Ben lanetli değilim.

‘Çürüme var’

İstifa dilekçemde, “Biz buraya bu mesleği doğru yaptığımız için geldik ve kimse bize burada verdiği işi lütuf olarak görmesin” dedik. Biz burada yıkıcı ya da kırıcı olmak istemedik, tam tersine yapıcı olmak istedik. Yıkıcı olmak istesek, 20 günü aşkın zamandır tüm medyayı ayağa kaldırırdık. Çünkü hepimizin birçok yayın kuruluşunda çalışan meslektaşları var.

Bu kadar hak ihlallerinin olduğu bir ülkede, bunlarla gündeme gelmek yerine gazeteciliğimle gündeme gelmek istiyorum. Bu yüzden bu konuya ilişkin ilk ve son konuşmam bu olacaktır.

(Jurnal Türkiye)


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.