‘Kan ve öfkenin olduğu toplum, İslam toplumu olamaz’

DİK İstanbul Çalıştayı’nda konuşan HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, Türkiye'nin Kuzey ve Doğu Suriye'ye yönelik devam eden operasyonuna dikkat çekerek, “Kan, kin ve öfkenin olduğu bir toplum, asla İslam toplumu olamaz” dedi.

‘Kan ve öfkenin olduğu toplum, İslam toplumu olamaz’
12 Ekim 2019 Cumartesi 16:17

Demokratik İslam Kongresi (DİK), "Toplumsal yönetim modeli olarak Medine Sözleşmesi" konulu İstanbul Çalıştayı’nı, Şişli'de bulunan Nazım Hikmet Kültür Merkezi ve Sanat Evi'nde gerçekleştirdi. Çalıştaya, DİK Eşsözcüsü ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, Gazeteci-yazar İslam Özkan, DİK Kadın Meclisi'nden Hatice Kavram, 78'liler Girişimi Sözcüsü Celalettin Can, Barış Anneleri Meclisi üyeleri ile çok sayıda kişi katıldı. 

‘FARKLILIKLAR BİR ARADA YAŞIYORDU’

Açılış konuşmasını yapan DİK Eşsözcüsü Hüda Kaya, çalıştayın Medine Sözleşmesi üzerinden toplumsal bir yönetim modeli ve ortak yaşam modelinin geliştirilmesi üzerine düzenlediğini söyledi. Hz. Muhammed’in Medine'de ilk olarak nüfus sayımı yaptığını anımsatan Kaya, “Medine'de yaşayan bin 500 kişi vardı. Çok farklı ırklardan insanlar vardı. Hepsi kendi farklılıklarıyla bir arada ortak yaşıyordular. Hz. Muhammed’in 20'li yaşlarına baktığımızda; toplumsal sorunlarla ilgilenen, günümüzün İnsan Hakları Derneği gibi faaliyetler içerisinde bulunan ve bu çalışmaları yürüten bir önderdi. Hem ulusal hem uluslararası sorunlarla da ilgilenirdi” diye belirtti. 

‘MEDİNE SÖZLEŞMESİ PİLOT PROJEDİR’

Medine Sözleşmesi’nin pilot proje olduğunun altını çizen Kaya, “Seferberlik ve toplumsal kurtuluşun aracı olma iddiasını taşıyan bir sözleşmedir” dedi. Türkiye'nin Kuzey ve Doğu Suriye'ye yönelik devam eden operasyonuna değinen Kaya, “Bir iktidar düşününki; kendi sesinden başka hiç bir sese tahammül edemiyor. Tekçiliği topluma dayatıyor. İşte Medine Sözleşmesi’ni bu dönem için daha da önemli buluyoruz" şekliden konuştu. 

‘KURAN’DA TEKÇİLİĞE YER YOKTUR’

Toplumsal ve ortak yaşamın Medine’de ortaya çıktığını ve herkesin bu dönemden ders çıkarması gerektiğini ifade eden Kaya, “Kuran'da asla tekçiliğe yer yoktur. Böyle bir anlayışın gelişmesinin yolu yoktur. Savaşa hayır demek bile suç sayılmaktadır. Barış istemek zaten suç, barış isteyenler yıllardır hapiste. Barışa sahip çıkmak gayri meşru ve suçmuş gibi gösteriliyor. Ancak biz barışa sahip çıkmanın insanlığa, sevgiye, paylaşmaya sahip çıkmak olduğunu biliyoruz. Bunun İslam’ın bir gerekliliği olduğunu savunuyoruz. Kan, kin ve öfkenin olduğu bir toplum, asla İslam toplumu olamaz" ifadelerini kullandı.

‘EŞİT HAKLAR OLMALI’

Gazeteci-yazar İslam Özkan da, Medine Sözleşmesi’nin bireylere ayrıcalık tanımadığını, kabile ve toplulukları muhatap aldığını belirterek, toplulukların eşit haklara sahip olması gerektiğine vurgu yaptı. 

ANADİL ÖNEMİ

DİK Kadın Meclisi üyesi Hatice Kavram ise, anadilin önemine değinerek, "Allah bütün dilleri bütün dinleri, bütün renkleri kabul eden ayetleri indirdi. Bunları ayetleriyle söylüyor. Bunları reddeden Allah’ın ayetlerini reddediyor demektir. Bugün benim anadilim yok sayılıyor. Yani bu Kuran'ı Kerim'in yok sayılması demektir” diye konuştu.

Çalıştayda, Medine Sözleşmesi’nin içeriği, Kuran-ı Kerim’de yer alan ayetlerin günümüzde neden uygulanmadığı, ‘Siyasal İslam’ ile yönetilen ülkelerin neden sürekli savaşlara sahne olduğu ve bu ülkelerde Kürtlerin neden baskılara maruz bırakılmalarına dair tartışmalar yürütüldü. Devam eden çalıştayın sonuç bildirgesi daha sonda açıklanacak. 


Kaynak: Mezopotamya Ajansı
İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.