İHD Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü: Adalet Bakanlığı re’sen devreye girsin

İHD Merkez Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü ve Adana Şube Başkanı Avukat İlhan Öngör, açlık grevine giren tutukluların durumunu takip ettiklerini belirterek, “Bu süreçte açlık grevcilerinin yaşamlarının tehlikeye girmeden, talepler konusunda çözüme yönelik Adalet Bakanlığı'nın re'sen devreye girmesi gerekmektedir” dedi.

İHD Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü: Adalet Bakanlığı re’sen devreye girsin
09 Ocak 2019 Çarşamba 11:42

İnsan Hakları Derneği (İHD) Merkez Hapishaneler Komisyonu Sözcüsü ve Adana Şube Başkanı Avukat İlhan Öngör, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın üzerindeki tecridin kaldırılması amacıyla başlatılan açlık grevi eylemlerine ve tutuklukların 31 Mart’ta oy kullanma haklarının ellerinden alınmasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Cezaevlerinde uzun süreden beri devam eden hak ihlallerinin kamuoyunun gündeminde olduğuna dikkat çeken Öngör, tüm itirazlara ve çabalara karşın devletin güvenlik politikasının bir tezahürü olarak sistematik bir şekilde bu hak ihlallerinin devam ettirildiğini vurguladı. 

HUKUK YOK SAYILIYOR

“Türkiye'nin iç yasal mevzuatına dahi aykırı bir şekilde Abdullah Öcalan'ın avukatları ve ailesi ile görüştürülmemesi, tecrit uygulaması devam etmektedir” diyen Öngör, insan hakları savunucuları olarak bu tecrit politikasının uluslararası evrensel hukuk ilkelerine ve iç hukuk mevzuatına aykırı olduğunu birçok kez dile getirdiklerini ancak tecridin derinleştirildiğini ifade etti. Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven’in tecridin kaldırılması talebiyle 63 gündür açlık grevinde olduğunun altını çizen Öngör, Güven’in başlattığı eylemin yanı sıra tüm cezaevlerinde tutukluların 5 Ocak itibariyle süresiz-dönüşümsüz açlık grevine girdiğini anımsattı. 

GREVCİLERİN TEMEL HAKLARI YERİNE GETİRİLMELİ

İHD Merkez Hapishaneler Komisyonu olarak tüm cezaevlerinde açlık grevcilerinin sağlık durumunun takibi ve yaşam hakkının korunması boyutuyla süreci takip etmek amacıyla gözlem ve tespit çalışmalarına başladıklarını aktaran Öngör, “Temel amacımız bu süreçte açlık grevcilerinin sağlık durumlarının takibini yapmak ve cezaevlerinde açlık grevcilerinin temel tıbbi bakımlarının aksatılmaması için tüm İHD şubeleri, bulunduğu bölgelerdeki hukuk ve sağlık örgütleri ile ortak koordinasyon kurarak süreci izlemeye almıştır. Açlık grevcilerinin tıbbi ve insani ihtiyaç ve taleplerinin kendilerine tanınan temel haklar nezdinde yerine getirilmesi hukuki bir gerekliliktir. Bu süreçte açlık grevcilerinin yaşamlarının tehlikeye girmeden, talepler konusunda çözüme yönelik Adalet Bakanlığı'nın re'sen devreye girmesi gerekmektedir. İnsan Hakları Derneği olarak; bu sürecin sağlık, insani ve hukuki takipçisi olduğumuzdan konu ile ilgili birçok açlık grevcilerinden ve ailelerinden derneğimiz genel merkezi ve şubelerimize başvurular yapılmakta ve mektuplar gönderilmektedir.   Ağır yaşam hakkı ihlallerinin yaşanmaması için bu sürecin yasal mevzuatın gerektirdiği şekilde açlık grevcilerinin taleplerinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir” dedi.

OY HAKKININ İHLALİ YAPILIYOR 

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde tüm tutuklular ve taksirli suçlardan hükümlü olanların oy kullanamayacaklarına dair almış olduğu karara da tepki gösteren Öngör, YSK, bu kararın gerekçesi olarak; “Mahalli seçimlerde ikametgahın dışındaki başka bir ilde cezaevinde tutuklu bulunanların oy kullanmasının yasal olmadığını” ileri sürdüğünü belirtti. AKP’nin talebiyle YSK’nin bu karara imza attığını söyleyen Öngör, YSK’nin daha önceki mahalli seçimlerde bu kararın tam aksine içtihatlarda bulunduğuna dikkat çekti. “Yapılan kısıtlama açıkça Anayasaya aykırı bir hak ihlalidir” diyen Öngör, Anayasa’nın 67’nci Maddesi’nde teminat altına alınan seçme ve seçilme hakkının açıkça ihlal edildiğini kaydetti. 

FİİLİ BİR DURUM

Öngör, “Hakkında kesinleşmiş herhangi bir yargı kararı olmadan anayasal güvence altında olan seçme hakkı tamamen tutukluların elinden alınmıştır. Yine Anayasanın 38’inci Maddesi’nde belirtildiği üzere ‘suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimse suçlu sayılamaz’ denilerek masumiyet karinesini düzenlemiştir. Seçme hakkının tutukluların elinden alınmış olmasının hukuki dayanağı olmayıp tamamen fiili bir durumdur.  Türkiye'de Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2018 Aralık ayı itibariyle 260 bin 144 tutuklu ve hükümlü bulunmaktadır. Bunun 57 bin 710 kişisi tutuklu bulunmaktadır. Hakkında kesinleşmiş yargı kararı olmayan bugünkü rakamla 57 bin 710 tutuklu bu seçimlerde oy kullanamayacaktır. Seçme hakkı elinden alınan bu durumda olan tutukluların yasal hak arayışlarına başvuru yapması gerekmektedir. Seçme hakkı aynı zamanda en temel hak olan ifade özgürlüğünün bir ifadesidir. Bu kararla aynı zamanda ifade özgürlüğüne bir darbe daha vurulmuştur” diye konuştu.

MA/ Hamdullah Kesen


Etiketler; #İHD

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.