Her çerçevede ayrı bir hikaye: 3 yıl önce yenileri eklendi

Yaşamını yitiren onlarca kişinin fotoğrafını büyük bir çerçeve içinde duvarın ön kısmına asan Sêvê Demir’in annesi Sakine Demir, “Bu çerçeve sürekli yenileniyor. Her dönem, çerçeveye bir yenisi eklendi. Bu şekilde duvar çerçeveyle doldu. 3 yıl önce de bu çerçevelerin yanına 3 yeni çerçeve daha ekledim” diyor.

Her çerçevede ayrı bir hikaye: 3 yıl önce yenileri eklendi
02 Ocak 2019 Çarşamba 14:32

banner255

Şırnak’ın Silopi ilçesinde 14 Aralık 2015’te ilan edilen sokağa çıkma yasağı sırasında sivillere destek olmak amacıyla bölgeye giden 3 Kürt kadın siyasetçiler Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Parti Meclisi (PM) Üyesi Sêvê Demir ve Özgür Kadın Kongresi (KJA) Üyesi Fatma Uyar ve Silopi Halk Meclisi Eşbaşkanı Pakize Nayır, 4 Ocak 2016 tarihinde zırhlı araçtan açılan ateş sonucu yaşamını yitirdi. 

Yaşamını yitiren kadınlardan Sêvê Demir, Mardinli bir ailenin çocuğu olarak Savur ilçesine bağlı Şenocak köyünde dünyaya geldi. Yaşamını, kadın özgürlük ve demokrasi mücadelesine adayan Demir, henüz 12 yaşındayken mücadele arayışının içinde buldu kendini. Demir, 90’lı yılların baskı ve karanlığında ailesiyle birlikte önce Diyarbakır'ın Bismil ilçesine ardından da, 1995 yılında Manisa'nın Salihli ilçesine yerleşti. Demir ailesi tarlarda pamuk toplayarak yaşamlarını sürdürmeye başladı. Burada siyasi parti faaliyetlerinde aktifleşen Demir, Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) çatısı altında örgütlenmeye başladı. Demir, bir yandan partinin yönetiminde yer aldı diğer yandan ailesine maddi destek sağlamak amacıyla çalıştı. 

Mücadelesine Kürt illerinde devam etmek isteyen Demir, Diyarbakır’a giderek, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Kadın Komisyonu Üyesi olarak da çalışma yürüttü. "KCK” adı altında gerçekleştirilen operasyonlarda cezaevine giren Demir, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride karşı 12 Eylül 2012’de başlatılan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eyleminde yer alan kadınlardan biri oldu.   

HER ÇERÇEVEDE AYRI BİR HİKAYE

Tecridin sonlandırılması talebiyle 56 gündür açlık grevi eylemini sürdüren Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven ve onlarca tutuklunun açlık grevinde olduğu şu günlerde Demir’i dinlemek için görüştüğümüz Manisa’nın Salihli ilçesinde oturan annesi Sakine Demir,  öldürülen 3 kadının fotoğraflarıyla bizi karşılıyor.  Üç kadının yanı sıra anne Demir’in; Uğur Kaymaz, Mahsum Karaoğlan, Mustafa Dağ,  Aydın Erdem, Ceylan Önkol gibi yaşamını yitiren onlarca kişinin fotoğrafını büyük bir çerçeve içinde duvarın ön kısmına asması dikkatimizi çekiyor.  

Sıralanmış çerçevelere bakarken Demir, “Bu çerçeve sürekli yenileniyordu. Her dönem, çerçeveye bir yenisi eklendi. Bu şekilde duvar çerçeveyle doldu. 3 yıl önce de bu çerçevelerin yanına yeni 3 çerçeve daha ekledim. Bunlar; Sêvê, Fatma ve Pakizem 3 fidanlarımdı” diyor. Evlerine yapılan baskınlarda polislerin çerçevelere yöneldiğini söyleyen anne Demir, “Canımı alırsınız fotoğrafları vermem” diyerek önlerine geçtiğini söylüyor. 

‘ÖCALAN İÇİN YAPILAN KAMPANYALARDA YER ALIRDI’

Demir, kızının sürekli PKK Lideri Öcalan’dan aldığı cesaretle mücadele ettiğini söyledi. Öcalan’ın 15 Şubat 1999 tarihinde Türkiye’ye getirildiğinde çok etkilendiğini dile getiren Demir, Öcalan’ın özgürlüğü için yapılan birçok kampanyaya kızının öncülük ettiğini ifade etti. Demir, “Bir devlet dairesinin önünde basın açıklaması yapılacaktı, binlerce kişi toplanmıştı. En önde yine Sêvê ve arkadaşları vardı. Polis ve jandarmalar kitleyi ablukaya almıştı. Saldırı yapılacağını anlayınca tedirgin oldum.  Sêvê’ye ‘hadi kızım gidelim belli ki saldırı olacak’ dedim. Babası da aynı benim dediklerimi söyledi. Fakat kızım ‘Baba senle annem gidebilirsiniz, ben kalmaya kararlıyım. Tek başıma da kalsam burada olacağım’ dedi. O gün Sêvê, babası ve 5 kardeşiyle birlikte toplam 130 kişi gözaltına alınmıştı. Kızımı jandarma ve polisler saçından sürükleyerek yerde darp etmişlerdi. Gece saat 12.00’de serbest bırakmışlardı. Ertesi gün ağrılarına aldırmadan Öcalan’ın özgürlüğü için çalışmalarına devam etti” dedi. 

‘TECRİT KALKTI AMA SEROK HALA TUTSAK’

Kızının, “halkım ve topraklarımda olmak istiyorum” diyerek Diyarbakır’a gittiğini ve tutuklandığı cezaevinde uzun süre açlık grevinde kaldığını hatırlatan Demir, “O dönem, yine Öcalan üzerindeki tecrit bugünlerde olduğu gibi ağırlaşmıştı. Telefonda bize süresiz dönüşümsüz açlık grevine başlayacağını söyledi. Kızımla birlikte 9 arkadaşı ilk açlık grevine başlayanlardandı. Grev, daha sonra tüm cezaevlerine yayıldı. Ben de direkt Diyarbakır’a gittim. 33 gün boyunca her hafta görüşüne gidiyordum. Her geçen gün zayıflıyordu. Ama çok dirençliydi. Sanki grevde değildi. Yüzü hep gülüyordu. Bir adım atılmayınca 33 günün sonunda görüşlere çıkmayacaklarını açıkladılar.  ‘Taleplerimiz kabul edilinceye kadar vazgeçmek yok’ diyerek görüşe çıkmadılar. Ailelerle birlikte her gün cezaevi kapısında beklemeye başladık. Yağmur, çamur demeden polislerin üzerimize coplarla, biber gazıyla gelmesine aldırmadan cezaevi kapısında oturduk. Direnişleri sonuç vermişti. Öcalan ile görüşmeler kabul edildi. Grevdekiler hastaneye kaldırılmıştı. Hastaneye gittiğimde kızıma serum takılmıştı. İki jandarma kolundan tutup yanıma getirdi. Bana ‘Amacımıza ulaştık. Kanımızın son damlasına kadar mücadeleyi sürdüreceğiz. Tecrit kaldırıldı; ama Serok hala tutsak. Serok zindanda olduğu sürece direniş devam edecek’ dedi. Canı yanacak diye kızımı doyasıya öpemiyordum. Bugün de bu kadar haksızlığın olduğu bir dönemde, tek yol barıştan geçer. Bunun için hepimiz birlikte mücadele etmeliyiz” diye konuştu. 

‘LEYLA GÜVEN’İN KIZINI ARADIM’

Aynı dönemin şimdi de yaşandığını sözlerine ekleyen Demir, Öcalan üzerindeki tecride dikkat çekerek şöyle devam etti: “Leyla Güven, açlık grevine başlayınca kızım aklıma geldi. Onlar da kararlı bir şekilde mücadele etmişti. Mücadeleleri sonuç vermişti. İnanıyorum ki Leyla Güven ve diğer tutuklular da bu sürecin üstesinden gelecek. 10 gün önce Leyla Güven’in kızını aradım. Başarılar dileyerek, onların yanında olduğumu, taleplerinin en kısa zamanda kabul edilmesi için herkesin birlikte mücadele etmesi gerektiğini söyledim.” 

‘RÜYALARIMDA BEN YAŞIYORUM DİYOR’ 

Kızının olduğu fotoğrafa bakıp gözyaşlarına hakim olamayan Demir, sakladığı mektup ve albümleri tek tek göstererek, “3 yıl oldu. Hala mektupları ve elbiselerini saklıyorum. Bazen açıp bakıyorum. Sêvêmin acısı çok büyük, hala yanımda yaşıyor gibi. 3 yıl geçti; ama ben hala yaşadığını sanıyorum. Her zaman rüyalarıma geliyor. Rüyalarımda parti çalışmalarını yaparken görüyorum. Bana ‘ben ölmedim hala yaşıyorum’ diyor. Silopi’de öldürülmeden 2 gün önce konuşmuştum. Benimle her zaman Kürtçe konuşurdu. Dikkat edin dediğimde gülerek ‘Berxwedan jiyane, Kendimizi de kurtaracağız, sizi de kurtaracağız. Siz iyi olun biz çok iyiyiz’ derdi. 2 gün sonra bir daha Sêvê’den ses gelmedi. Şimdi bakıyorum bu mücadeleyi sürdürenler var. Onun ölümünde dair dava açtık; fakat hiçbir sonuç alamadık” diyerek sözlerini sonlandırdı. 

MA / Ayşe Sürme 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.