Hasan Fehmi'yi çok özledim, gelse ölene kadar bakarım

1979’da, dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş ile altı ay ilişki yaşayan ve gazetelerin "bakan düşüren kadın" olarak yazdığı eski sinema oyuncusu ve şarkıcı Aynur Aydan, "Hasan Fehmi'yi çok özledim; gelse ölene kadar bakarım" dedi.

Hasan Fehmi'yi çok özledim, gelse ölene kadar bakarım
15 Ekim 2017 Pazar 16:52

banner225

Şimdi 71 yaşında olan Aynur Aydan, bir dönemin İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş ile yaşadığı ilişki ile gündemdeydi. İlişkileri öğrenildikten sonra eski Bakan Güneş görevinden istifa etmiş, gazeteler Aydan için "Bakan düşüren kadın" diye yazmışlardı. O günleri anlatan Aydan, "kendisini MİT'ten sandıklarını ve Emniyet Müdürü’nün peşine adam taktığını" söyledi.

Hasan Fehmi Güneş'e çok aşık olduğunu ve hâlâ onu unutamadığını söyleyen Aydan, "Kaliteli bir insandı. Onun kadar beni düşünen, onore eden bir adama rastlamadım" ifadesini kullandı.

Posta'dan Oya Çınar'ın sorularını yanıtlayan Aynur Aydan'ın cevapları şöyle:

* Hayat hikayeniz çok ilginç. 13 yaşında ünlü olmak için evlenmişsiniz...

Aslında ünlü olmak için değil aile baskısından kurtulmak için. Ama evlendikten bir süre sonra sinema tutkum başladı. Herkes beni beğeniyordu, “Kızım sen artist ol” diyordu. Bir süre sonra ben de inandım. Kendimi artist gibi hissetmeye başladım. Yolda bile bir kamera beni izliyor gibi yürüyordum.


* Ne kadar evli kaldınız? 

Yedi yıl. Sonra bir gün evin penceresinden atlayıp kaçtım. Mutsuzdum. Eşim askerdi. Ailem boşanmamı istemiyordu. Boşanmak istediğimi öğrendiklerinde beni öldürmek için karar aldılar.

* Sonra? 

Kaçtım, Akşam Gazetesi’ne gittim. Çetin Altan oradaydı. Girdim odasına, “Ben artist olmak istiyorum” dedim. “Bu işler öyle kolay değil kızım” dedi. Ama vazgeçmedim. Samsun Güzellik Yarışması’na katıldım, ikinci oldum. Mine Mutlu birinci olmuştu. O olaydan sonra da oyunculuk yapmaya başladım.

"Türkan Şoray beni kıskanıyordu"


* Başrol oynayabildiniz mi? 

Küçük firmaları kabul etsem oynardım ama büyük firmaları istiyordum. Onlarda da köşeler tutulmuştu. Tüm rolleri Hülya Koçyiğit, Türkan Şoray ve Fatmak Girik’e veriyorlardı. Bir de rollerim kesiliyordu. Diyelim Türkan Şoray ile bir filme başlıyordum, sonra bir bakıyordum rolüm kesilmiş. “Hani beni Türkan Hanım istemişti” diyordum. “Ah kızım, Ah!” diyorlardı. Anlıyordum ki o kestiriyor aslında. Kıskançlık işte...

* Genelde ‘seksi kadın’ tiplemesinde oynamışsınız... 

Çok dikkat çekiyordum. Stadyuma bile girsem o kalabalıkta hemen farkedilirdim. O bir ışık galiba. Şimdi bakıyorum genç oyunculara, çoğunda ışık yok. Ama arkaları sağlam demek ki.


* Sizin arkanızda kimse yok muydu? 

Asla! Öyle olsa sinemada çok iyi yerlere gelirdim. Zamanın popüler eğlence mekanı Kulüp 12 için bir seri film anlaşması yapmıştım. Dediler ki, “Sahibiyle yemeğe çıkman gerekiyor.” Ben de saf saf, “Tamam ne olacak ki yemekten” diyorum. Anladım ki o yemek benim bildiğim yemek değilmiş. Yapmadım.

* Şimdi nasıl geçiniyorsunuz? 

Ticaret yapıyorum. Ev, arsa alıyorum, değerlenince satıyorum. Bende acayip bir ticaret kafası var. Evlerim var kirada. Rahat rahat yetiyor bana.

"Beni 'skandal kadın' gibi gösterdiler"


* Geriye dönüp bakınca, “İyi bir hayat yaşadım” diyor musunuz? 

Zor bir hayat yaşadım ama şükür, kimsenin ulaşamayacağı şeylere ulaştım. Tek başına mücadele ediyorsunuz. Sizi herkes yanlış anlıyor...

* Hangi konuda yanlış anlaşılıyordunuz? 

Beni ‘skandal kadın’ olarak tanıttılar hep.

"Büyük aşk yaşadık ama beni aramadı"

* Eski İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş ile yaşadığınız yasak aşk sizi magazin tarihine, ‘bakan düşüren kadın’ olarak geçirmiş...

Duygulanıyorum bu konuyu düşününce. Üzülüyorum. Çok gözyaşı döktüm, çok acı çektim. Ama değmezmiş diyorum şimdi.

* Neden değmezmiş diyorsunuz? 

Çünkü bitmiş. Sizi hiç aramamış. Gerçi nasıl arasın. Gazeteler o zaman öyle yazdılar ki bana itimadı kalmadı adamın.


* Neler yazdılar? 

Güya tuzak kurup bizi özellikle yakalatmışım. Olacak şey mi?

* Sizi o yüzden mi hiç aramadı? 

E, tabii! İnancı kalmadı bana o olaydan sonra.

 Siz niye hiç arayıp izah etmediniz? “Hayır ben yapmadım” demediniz? 

Başta ne yapacağımı bilemediğimden arayamamıştım. Yıllar sonra aradığımda da konuşmak istemedi. Ankara’ya gittiğimde yazıhanesinin önünde bir park vardı. Oraya gider uzaktan bakardım. Belki görürüm diye... Çok ağladım ya! Bir sürü erkek peşimdeyken benim gözüm bir tek onu görüyordu. Güneş’e de çok kızıyorum. Sanki bir suç işledik, ne var yani? “Çık, ‘arkadaşız’ de” dese, öyle derdim. Belki düzelirdi her şey.

* Hâlâ aşık mısınız? 

Çok üzüldüm, ağladım. Ne diyeyim şimdi.

* Öyle bir olay yaşanmasa ilişkiniz devam eder miydi? 

Edebilirdi. Keşke etseydi.

* Bunları konuşur muydunuz aranızda? 

Alabildiğine güzel günler yaşadık altı ay boyunca. Ama gazete manşetlerine o şekilde düşmemiz her şeyi bitirdi. Başka şeyleri konuşmaya fırsatımız kalmadı ki... Herkes o zaman yıkıcı oldu. Kimse yapıcı olmadı. Yoksa her şey farklı olabilirdi.


* Hiç bir menfaat ilişkiniz olmadı mı? 

Asla! Bana neler teklif ediyorlardı o zaman. Ama gözüm Güneş’ten başka bir şey görmüyordu... Bunu yaşayan bilir.

* Herkesin ilgisi üzerinizdeymiş. Onun neyinden etkilendiniz bu kadar? 

Bilemiyorum ama hiç unutamadım! Kaliteli bir insandı. Onun kadar beni düşünen, onore eden bir adama rastlamadım.

"Gazeteler çok para teklif etti"

* Onu suçladığınız konular var mı? 

Var tabii. Beni hiç yönlendirmedi. “Şöyle davran, böyle konuş” demedi. Dese ona göre davranırdım. Ben de nasıl davranacağımı bilemedim. Saklayamadım da. Sorana salak gibi, “Seviyorum” dedim çıktım. Başka bir niyetim olsa neler yapardım.


* Neler yapardınız? 

Gazeteler onlara konuşmam için ne paralar, Londra’da evler, spor arabalar teklif etti. Hiçbirini kabul etmedim. Tercüman Gazetesi beni evden kaçırdı, konuşayım diye. Dönemin ünlü reklamcısı Nail Keçili de oradaydı. Ben yalan söylemem. Gazeteci Güneri Civaoğlu çok geldi gitti ikna etmek için. Ama haberi yapınca ben duyurmuşum gibi lanse ettiler. Halbuki o olaydan bir ay önce, buluşacağımız bir otele girerken görmüşler bizi. Erol Simavidemiş açık açık muhabirlerine, “Aynur’un peşini bırakmayın” diye.

* Tehdit de edilmişsiniz galiba... 

Tabii. Bir dönem beni MİT’ten zannettiler. Tanımadığım adamlar evimize geldi. Çok şey yaşadım. Çeşme’ye gittim. Orada Emniyet Müdürü’nü peşime takmışlar. Beni korumak adına Hasan Fehmi Güneş de peşime adam takmış olabilir.


* O neden takip etsin? 

Bana bir şey olsa belki ondan bileceklerdi çünkü. Peşimde birkaç arabayla geziyordum. En son Emniyet Müdürü demiş ki, “Ya bu Aynur Aydan’ı buradan alın, ya beni! Artık hızına yetişemiyorum, takip edemiyorum” demiş (gülüyor).

* “Benim yüzümden kariyeri bitti” diye suçluluk hissettiniz mi? 

Üzüldüm tabii. Ailem benden daha çok üzüldü. Bana düşman oldular. Çok dürüst adamdı. Herkes çok severdi onu. Bugün bakıyorum, CHP’de hiç öyle adam yok.

"Ayrılacağız diye hep ağlardık"


* Birlikteyken neler konuşur, nasıl vakit geçirirdiniz?

Zaten kısıtlı zamanlarda görüşebiliyorduk. Sürekli ağlardık. Bir gün ayrılmak zorunda kalacağız diye... O bana, “Biz ayrılınca, ilişkimiz duyulunca sen çok meşhur olacaksın, ama ben ne olacağım?” derdi. “Ben seni yine bir şekilde görürüm ama sen beni göremezsin” derdi. Ay düşündükçe çok sinir oluyorum!

* Şimdi yalnız mısınız? 

Evet. Yine oluyor teklifler ama onu, onun karakterini, duygusunu arıyorsun. Öyle karakterde bir adam da göremiyorum hiç etrafımda. Güneş çok özel bir adamdı. O kadar evime geldi, gitti. Bir kere bile bana, “Bu ev senin mi, kira mı?” diye sormadı. Ben de anlatmazdım. Aşktan başka mevzu bahsimiz yoktu.
 

"Ben atayamam o arasın"


* Hediye almaz mıydı size hiç? 

Çiçekten başka bir şey almadı.

* Ondan kalan bir şey? 

Bir boş sigara paketi hâlâ durur kasamda.

* Komik bir anınız var mı hiç? 

Olmaz mı! Bir gün evimde tamir yapıyor. “Tornavida var mı?” dedi. Benim dairemin de karşı daire ile mutfak camları birbirine bakıyor. Karşı dairedeki kızlar Güneş’i görmüş, delirmişler. “Aynur Abla’nın evinde İçişleri Bakanı, elinde tornavida var” diye. Hahaha! Çok gülmüştük.

* Şimdi gelse, ister misiniz? 

İsterim tabii. Gelse ben ona ölene kadar bakarım. Çok isterim. Karısı da vefat etti ama bak gene gelmiyor! Aramıyor. Hayat arkadaşlığı edelim. Bakayım, hizmet edeyim ona. Gelmişiz bu yaşımıza. Eskisi gibi olacak halimiz yok ama... Ne bileyim işte.

* Şimdi gidin, konuşun... 

Ben yapacağımı yaptım. Onun beni araması lazım artık.

* Hiç karısıyla karşılaştınız mı ya da sizi aradı mı? 

Yok. O hanımefendi de ben de öyle bir terbiyesizlik yapmadık. Bir kere bile arayıp rahatsız etmedim. Ama çocukları ve yeğenleri severdi beni. Çalıştığım gazinoya dinlemeye gelirlerdi, “Yenge, yenge” diye. Milli yengeydim o zaman.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.