Gezi kararının ardından Almanya'da Erdoğan endişesi: Türkiye dışarıya karşı güvenlik riski oluşturuyor

Gezi Davası kararı Almanya'da da Erdoğan'a yönelik endişeleri artırdı. Alman siyasetçiler 'Bu saldırganlık Türkiye’nin dışarıya karşı da güvenlik riski oluşturduğu anlamına geliyor' dedi.

Gezi kararının ardından Almanya'da Erdoğan endişesi: Türkiye dışarıya karşı güvenlik riski oluşturuyor
29 Nisan 2022 Cuma 20:28

banner255

Ukrayna savaşı, Batı’nın gözünde Türkiye’nin jeostratejik önemini artırdı ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın otoriter yönetim anlayışı, ilişkilerde normalleşmeyi yine engelliyor.

Gezi davası kararı ve Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi, Erdoğan’ın kararın ardından yaptığı açıklamalar, Batılı başkentler ile Ankara arasında gerilimi de bir kez daha arttırdı.

Almanya, Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi'ni Dışişleri Bakanlığı'na çağırarak karara tepkisini iletti. Alman hükümeti de, Avrupa Konseyi üyesi Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerine uyması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını uygulaması gerektiğini vurgulayarak, Kavala’nın “derhal serbest bırakılması” çağrısını tekrarladı

BATI'DA OTORİTER YÖNETİMLERE KARŞI YENİ DÖNEM

Son gelişmeler, Ukrayna savaşı ile Avrupa-Türkiye ilişkilerinde başlayan yakınlaşmanın ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı.

Batılı başkentler otoriter rejimlere karşı daha sert tavır almaya hazırlanıyor.

Alman hükümetinin, Batılı demokrasiler arasında dayanışmayı daha da güçlendirmeyi, otoriter rejimlere karşı daha açık tavır almayı hedefleyen yeni yaklaşımı, muhalefet partileri tarafından da destekleniyor.

Muhalefet partileri, bu hafta yaptıkları açıklamalarda Gezi kararına “büyük utanç,” “büyük skandal” şeklinde değerlendirirken, Erdoğan’ın Türkiye’nin istikrarı bakımından “çok tehlikeli” bir yolda ilerlemekte olduğu konusunda uyardı. 

DW'ye konuşan Alman siyasetçiler Erdoğan dahil olmak üzere anti-demokratik, otoriter yönetimlere Batı'dan taviz verilmeyeceğini vurguluyor.

Ana muhalefetteki Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partilerinin İnsan Hakları Sözcüsü Michael Brand, artık yeni bir döneme girildiğine vurgu yaparak, Erdoğan’ın adımlarının yakından izlendiğini söyledi.

Brand, Erdoğan’ın son yıllarda “Putinleştiğini” belirterek, “Batı, Ukrayna'dan bir şey öğrendiyse, o da içeri dönük saldırganlık ile dışa yönelik saldırganlığın çok yakından ilintili, iç içe geçmiş olduğu gerçeğinin artık görmezden gelinmemesi gerektiğidir” dedi.

TÜRKİYE DIŞARIDA DA GÜVENLİK RİSKİ OLUŞTURUYOR

Erdoğan'a duyulan güvensizliğe işaret eden Brand "Erdoğan'ın NATO, AB ve bir bütün olarak Batı'nın “radarında bulunduğunu” aktardı. Brand, bunun nedenlerine dair; “Erdoğan’ın içerideki dizginsiz saldırganlığı, aynı zamanda Türkiye’nin dışarıya karşı da bir güvenlik riski oluşturduğu anlamına geliyor. Bu da pek çok cephede gözle görülmekte” ifadelerini kullandı.

'ERDOĞAN İKTİDARDA KALDIKÇA BAĞIMSIZ YARGI NEFESSİZ'

Gezi davası kararına dair Erdoğan’ın, bir “kişisel intikam kampanyası” yürüttüğü belirten Brand , “Erdoğan bu yolla demokrasi ve hukuk devletini savunan, kültürel saygınlığa sahip kimsenin güvende olamayacağı mesajını vermek istedi ve Türkiye’de bağımsız yargının, en azından Erdoğan iktidarda olduğu müddetçe, nefessiz bırakıldığını gösterdi” dedi.

Brand, Kavala’nın ve diğer siyasi hükümlülerin bu ağır cezaları sonuna kadar çekmeyeceklerine inandığını vurguladı.

Alman siyasetçi şöyle devam ett

“Çünkü otokrat ve diktatör yönetimin sonu gelecek ve Erdoğan sonrasında Türkiye’de özgürlüklerin büyük bir bölümü yeniden tesis edilecek. Türkiye tarihsel olarak, tek bir adamın ülkeyi boyunduruğu altına sürüklemesine izin vermeyecek kadar çok diktatörlüğe direnç göstermiş bir ülkedir.

Hem Alman hükümetinin, hem de AB’nin Gezi davası kararına gereken yanıtı vermesi gerektiğini bildiren Brand, Erdoğan’ın otoriter yönetim anlayışından vazgeçmesini ise olası görmediğini ifade etti.

“Kendini padişah sanan Erdoğan’ı yolundan çevirmenin mümkün olacağına artık Avrupa’da pek kimse inanmıyor” dedi.

TÜRKİYE'NİN OTOKRASİ VE DİKTATÖRLÜKTEN KURTULMASI UMUDU

Brand sözlerini şöyle sürdürdü: “Onunla, saygın bir ülkenin temsilcisi olduğu için konuşuluyor. O ise, Türkiye’nin servetini tehlikeye atan, intiharı andıran ekonomi politikalarıyla, ülkesinin milyonlarca yurttaşının yaşam şansını yok etmekle meşgul. Uluslararası alanda saygın bir ülke olan Türkiye’nin, otokrasi ve diktatörlükten kurtularak dünyada yeniden saygınlığını geri kazanması umut ediliyor. İstanbul başta olmak üzere Türkiye’deki yerel seçimler, diktatörlüğün acımasız kolunun her yere uzanamadığını da ispatlamış oldu.

'ERDOĞAN'IN GEZİ'DEKİ ŞİDDETİ YETERİNCE CİDDİYE ALINMADI'

Erdoğan’ın, Gezi parkı protestolarını bastırırken sergilediği “acımasız şiddetin” aslında yeterince ciddiye alınmayan bir “uyarı sinyali” olduğunu söyleyen Alman siyasetçi , Rusya’da yaşanan son gelişmelerin, otoriter yönetimlerin nelere yol açabileceğini gösterdiğini, Putin konusunda yapılan hatanın tekrarlanmaması gerektiğini söyledi.

PENÇE OPERASYONU 'GÖZDEN KAÇMIYOR'

“Yeni bir döneme girmiş bulunmaktayız ve artık Erdoğan gibi otoriter liderlere yeni yanıtlar vermek zorundayız” diyen Michael Brand, Ukrayna savaşının gölgesinde, Türkiye'nin Federe Kürdistan blgesine yaptığı operasyonun gözlerden kaçmadığını söyledi.

Pençe Operasyonuna işaret eden Brand, Erdoğan'ın Rusya’nın Ukrayna savaşına son vermesi için çabaladığını söylemesinin güven vermediğini kaydetti.

CDU milletvekili, “Ukrayna’daki savaş nedeniyle Batı’nın daha sert bir tutum içerisine girmesi çok muhtemel, hatta belki Türkiye’ye karşı daha sert olması da” dedi.

Muhalefetteki Sol Parti de Alman hükümetinin Kavala davası kararını eleştirmekle yetinmemesi gerektiğini söyleyerek, Türkiye’ye karşı somut yaptırımlar uygulanması çağrısını yaptı. Sol Parti, Scholz hükümetinden, Türkiye’ye mali yardımlar ile silah sevkiyatlarının tamamıyla durdurulmasını talep ediyo

'GEZİ DAVASI KARARININ ARKASINDA İKİ NEDEN VAR' 

Sol Parti milletvekili Andrej Hunko ise Gezi Davası kararının ardında iki hedefin yattığını savundu.

Bir taraftan Türkiye’deki muhalefetin korkutulmak ve bu yolla da Erdoğan ve AKP iktidarının muhafaza edilmesinin sağlanmak istendiğine dikkat çeken Hunko, “Ayrıca şu da göz ardı edilmemeli: Erdoğan, insan hakları, demokrasi ve hukuk devletinin asgari düzeyde korunmasının güvence altına alınmasını sağlamayı hedefleyen uluslararası yükümlülüklerinden adım adım kurtulmaya çalışıyor. Ne yazık ki bu ikinci hedef, günümüzde başka ülkelerde de tanık olduğumuz bir eğilim” şeklinde konuştu.

'KONSEY ÜYELİĞİNDEN ÇIKARTILMASINA VARABİLECEK BİR SÜREÇ'

AİHM’in Kavala’nın serbest bırakılması kararını uygulamadığı için Avrupa Konseyi’nde Türkiye hakkında İhlal Prosedürü’nün başlatıldığını hatırlatan Hunko, bunun Türkiye’nin Konsey üyeliğinden çıkartılmasına varabilecek bir süreç olduğunun altını çizdi.

Sol Parti milletvekili ayrıca AİHM kararlarını uygulamadığı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nden kaynaklı yükümlülüklerine bağlı kalmadığı müddetçe de Türkiye ile AB arasında yeniden yakınlaşmanın mümkün olamayacağını belirtti.

2023 SEÇİMLERİ

Türkiye’de 2023’de yapılması öngörülen seçimlerin büyük önem taşıdığını belirten Hunko, kamuoyu yoklamalarının Erdoğan ve AKP’ye desteğin açıkça gerilediğini gözler önüne serdiğine dikkat çekerek şunları kaydetti: “Geçmişte olduğu gibi bu seçimler öncesinde de Erdoğan büyük bir ihtimalle muhalefete baskıyı arttıracak. Bu nedenle seçimlerin özgür, adil ve barışçıl bir şekilde yapılması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır.”

Ukrayna savaşı nedeniyle Türkiye’nin jeostratejik öneminin arttığı, Batılı hükümetlerin Erdoğan’ın insan hakları ihlallerini görmezden gelebileceği iddia ediliyor.

“Türkiye bir yandan Rusya’nın savaşında kendini arabulucu olarak konumlandırmaya çalışırken, aynı zamanda kendisi Kuzey Irak’ta korkunç ve uluslararası hukuka aykırı bir savaş yürütüyor” diyen Sol Partili Hunko demokratik değerlerin ne olursa olsun korunması gerektiğine işaret etti.

Hunko, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“İnsan hakları, demokrasi ve hukuk devleti söz konusu olduğunda jeopolitik indirim uygulanmamalı. Bu çifte standartlar uluslararası hukukun zayıflamasına yol açıyor.”


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.