Gezi Davası karar duruşması: Osman Kavala'ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi

Osman Kavala'ya hükümeti kaldırmaya teşebbüsten ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, casusluk suçlamasından beraat ve casusluk suçlamasından tahliyesine karar verildi.

Gezi Davası karar duruşması: Osman Kavala'ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi
25 Nisan 2022 Pazartesi 18:39

banner225

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin (AK Bakanlar Komitesi), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamadığı gerekçesiyle Türkiye için yaptırım prosedürünü başlatmasına yol açan Gezi davasında karar aşamasına gelindi. Dava öncesi Taksim Dayanışması, adliye önünde açıklama yaptı. Açılamada Gezi Parkı'nı savunmanın suç olmadığı vurgulanarak, "Gezi Direnişi anayasal bir zeminde gerçekleştiği yargı kararlarıyla iki kez tescil edilmesine rağmen, hukuka ve gerçeğe aykırı, tümüyle mesnetsiz iddialarla, üçüncü kez yargılanmak isteniyor. Toplumsal muhalefetin en temel hak ve talepleri suç unsuru gibi gösterilmek, barışçıl direnişin tarihsel ve meşru gerçekliği ısrarla çarpıtılmak, karalanmak isteniyor" denildi. 

Bin 634 gündür cezaevinde tutulan Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı ve iş insanı Osman Kavala’nın da aralarında bulunduğu 9 sanık, esas hakkındaki mütalaaya karşı son savunmalarını yaptı. Mütalaada, Çiğdem Mater, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi hakkında ise darbeye teşebbüs suçunu “yardım eden sıfatıyla” işledikleri gerekçesiyle 20 yıla kadar hapis cezası istendi. Mütalaada ayrıca yurt dışında bulunan sanıklar Henri Barkey, Pınar Öğün, Can Dündar, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Mehmet Ali Alabora, Yiğit Aksakoğlu ve İnanç Ekmekçi hakkındaki dosyanın ayrılması talep edildi. 

OSMAN KAVALA VE MÜCELLA YAPICI'YA MÜEBBET HAPİS CEZASI İSTENDİ

Karar duruşmasında 4 Mart tarihinde açıklanan mütalaa ile savcılık davanın tek tutuklu sanığı Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kavala ve Mimarlar Odası ÇED Danışma Kurulu Sekreteri Yüksek Mimar Mücella Yapıcı'nın 'Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs' suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasını istedi. Diğer sanıklar Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden ve Yiğit Ali Ekmekçi'nin ise ''Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme'' suçlamasıyla 15'er yıldan 20'şer yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

'BERAATİN AKSİ YÖNÜNDE NE DELİL TOPLANDI?'

Gezi Davası'nın karar duruşması Çağlayan 27'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladı. Osman Kavala Ses ve Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katıldı. 

Duruşmada ilk olarak söz alan yargılanan isimlerden Mine Özerden'in avukatı Tuğçe Duygu Köksal, beraat kararının verildiği 18 Şubat 2020'den beri dosyada hiçbir ilerlemenin olmadığını, müvekkilinin beraatini istedi. "Beraatin aksi yönünde ne delil toplandı? Hangi delil tartışıldı?" diye soran Özerden, "Ben değil sözlü beyanlarım, dosyaya eklediğim taleplerimin de okunmadığını düşünüyorum. Beraat kararı istinaf mahkemesince esastan bozulmadı. İstinaf, dosyanın delillerin tartışılmasını ve Çarşı davası ile birleştirilmesi talep edilmişti. Anlaşıldı ki o dosyadan aleyhe hiçbir şey çıkmayacaktı dolayısıyla ara karardan dönüldü. O karardan sonra derhal beraat verilmeliydi ama onun yerine dosya esas hakkında mütalaa için savcılığa verildi. Esas hakkında mütalaada zımni beraat mütalaasıdır" dedi. 

Avukat Köksal, "Ortada hükümeti devirme suçu olmadığından yardım da söz konusu değildir. Müvekkilim, hakkını kullandığı için suçlanmaktadır. Mahkeme 18 Şubat'taki beraat kararından farklı bir karar verecek pozisyonda değildir. Dolayısıyla beraat talep ediyoruz" dedi. 

AVUKAT KÖKSAL: BU, POLİTİK BİR DAVADIR

Avukat Köksal'ın ardından Yiğit Ali Ekmekçi'nin avukatı Emel Ataktürk esas hakkındaki savunma için söz alarak, davanın insan hakları için çalışanların ve sivil alanın yok edilmesine yönelik olduğunu söyledi ve "Konusu suç olan eylemlerin yargılanması değil, hak savunucuları üzerinden tüm toplumun susturulmasını amaçlayan politik bir davadır" diye ekledi. 

Davanın başından beri adil yargılanma hakkının gözetilmediğine dikkat çeken Ataktürk, "Davada karara gitmek istediğinizi görüyoruz. Bunun için CMK'daki etapları hızla geçiyorsunuz, savunmaya süre vermiyorsunuz, sözlü savunmaları süre ile kısıtlıyorsunuz" diye konuştu. 

AVUKAT DEMİR: YAPMADIKLARI EYLEMLERİ KANITLAMALARI İSTENİYOR

Yiğit Ali Ekmekçi'nin avukatı Hasan Fehmi Demir: "Bunlar, 'bana suçumu verin' davalarıdır. Çünkü bu davalarda suç yoktur, suçluluk inşa edilir, niyet okunarak suçlama yöneltilir. Müvekkillerimiz olmayan suçun savunmasını yapmaya çalışıyorlar. Yapmadıkları eylemleri kanıtlanmaları istiyor" dedi.

AVUKAT İLKİZ: BİZ BU DAVADA TEKRARIN TEKRARINI YAŞIYORUZ

Ses sistemindeki sıkıntı nedeniyle yarım saat ara verilen duruşma Can Atalay, Mücella Yapıcı ve Tayfun Kahraman'ın avukatı Fikret İlkiz esas hakkında mütalaasında, "Emniyete savcılığa talimat verme yetkisi verilirse ortaya 2 bin sayfadan fazla fezleke ortaya çıkar, 657 sayfalık bir iddianame ortaya çıkar. Dosyada 2013 yılından beri yürütülen soruşturmadan bir adım ileriye gidilmemiştir. Esas hakkındaki ikinci mütalaa, birinci mütalaanın aynısıdır. Biz bu davada tekrarların tekrarını yaşıyoruz. Hükümete karşı suçlar kapsamında yapılmış bir dinleme yok bu dosyada. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi beraat kararı verirken bunların zehirli ağacın meyvesi olduğunu söyledi. 

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nin gerekçeli kararında Osman Kavala'nın Gezi'nin finansörü olmadığı belirtildi. Müvekkillerim de değildir, olamazlar da çünkü beş paraları yok" dedi. 

AVUKAT İŞLER: HAKİMLER DELİL ÜRETMEKTEN YARGILANDI 

Avukat İlkiz'in ardından Taksim Dayanışması bileşenlerinin avukatlarından Evren İşler, "Yeniden kıymetlendirme lafının ne olduğunu bilen yok, ilk kez bu iddianamede duyduk. Herhalde kıymeti kendinden menkul. Önünüzdeki tape kayıtlarına baktığımız zaman bu dinlemeleri yapan hakimler ve emniyet mensupları delil üretmekten yargılandı ve cezalandırıldı. Mahkemenizde bir tek delil tartışması yaptırılmadı, bütün talepler reddedildi. Hükümetin istifasını talep etmenin suç olmadığını tekrar etmek gerek. Sanıklar hakkındaki bu iddianame yazana kadar hükümetler defalarca kez değişti. Hükümet kendine yönelik bir kalkışma olduğunu düşünseydi altı yıl beklemezdi" dedi. 

ÜYE HÂKİM MURAT BİRCAN AKP MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI

İşler, mahkemede üye hakim olan Murat Bircan’ın, daha önce AKP’den milletvekili aday aday olduğunu belirterek, yargılamanın bir anlam ifade etmediğini söyledi. İşler, Google’den yaptığı araştırma sonucu, şu anda üye hakim olan Murat Bircan’ın daha önce Samsun’da AKP’den milletvekili aday adayı olduğunu paylaştı. 

İşler'in savunmasının ardından Osman Kavala'nın avukatlarından Köksal Bayraktar konuştu. Bayraktar, "Siyasi bir liderle arasındaki bağı açık eden bir hakimin karar verme mevkiinde bulunmaması gerekir. Bunlar üzeri örtülecek şeyler değil. Mahkemenin bir karar vermesi lazım, bu karar davadan çekilme şeklinde veya üye hakimin çekilmesi şeklinde olabilir. Biz sizi reddediyoruz. Bunun 4 buçuk yıldır tutuklu olan müvekkilimizin durumuna halel getireceğinin de farkındayız" diye konuştu. 

Avukat Bayraktar: "4 buçuk yıldan beri Türk yargısı müvekkilim Osman Kavala'nın tutukluluk halinin devam etmesi için inanılmaz bir çaba sarfetmiştir. Gece yarısı Silivri'den çıkarılırken yola adım atmadan yeniden tutuklanmıştır. Bu 21. yüzyılda hazin bir durumdur" diye konuştu. Osman Kavala'nın avukatı İlkan Koyuncu ise, "Biz diyoruz ki kararınız en azından şeklen uygun olsun, geç olsun. Erdoğan bu davanın yalnızca mağduru değil,davanın içinde. Osman Kavala Cumhur İttifakı'nın harcı haline geldi. Bir gün Erdoğan, bir gün Bahçeli onun hakkında konuşuyor" dedi. 

Koyuncu: "Mütalaada demişsiniz ki "Osman Kavala’nın faaliyetlerinde Kürt kökenli ve Ermeni kökenli vatandaşlarımıza ağırlık verdiği bilinmektedir. Yahu ben avukatıyım bilmiyorum, siz nereden biliyorsunuz?"

OSMAN KAVALA BERAATİNİ TALEP ETMEDİ

Ardından mahkeme heyeti yargılanan isimlerin son sözlerini aldı. Hakan Atılay, Çiğdem Mater, Mücella Yapıcı, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman beraatlerini talep ettiler.

Osman Kavala, "Hakkımda istenen ağırlaştırılmış müebbet cezası hukuki sebeplerle veya hukuki bir hata ile açıklanamayacak, yargı kullanılarak yapılan bir suikast eylemidir" diyerek beraatini talep etmedi. Duruşmaya karar için ara verildi.

DAVA SÜRECİ

Gezi Parkı eylemlerine ilişkin aralarında iş adamı Osman Kavala, gazeteci Can Dündar, Ayşe Mücella Yapıcı ve oyuncu Mehmet Ali Alabora'nın da bulunduğu 16 sanığın "Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan yargılandığı dava, 18 Şubat 2020'de karara bağlanmıştı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tutuklu sanık Osman Kavala'nın da aralarında olduğu 9 sanığın beraatına, firari sanıklar Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Gökçe Tüylüoğlu, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, İnanç Ekmekçi ve Mehmet Ali Alabora'nın ise dosyalarının ayrılmasına hükmetmişti. Savcılığın yerel mahkemenin kararını istinafa taşımasının ardından İstanbul Bölge Adliye 3. Ceza Dairesi 22 Ocak 2021'de 9 sanık hakkındaki beraat kararını bozmuştu.

Bozma kararının ardından İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Nisan 2021'deki duruşmada bu dava ile yakalamalı sanıklar Can Dündar, Mehmet Ali Alabora, Ayşe Pınar Alabora, Gökçe Tüylüoğlu, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu ve İnanç Ekmekçi'nin dosyasının birleştirilmesine karar vermişti. Bunun yanı sıra Osman Kavala ile Henri Barkey'in FETÖ'nün 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin 'Anayasa'yı ihlal' ve 'Devletin gizli kalması gereken bilgileri, siyasal veya askeri casusluk maksadıyla temin etme' suçlarından İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandıkları davanın Gezi Parkı ana davasıyla birleştirilmesine karar verilmişti.

Öte yandan Gezi Parkı olaylarına ilişkin Beşiktaş'ın taraftar grubu Çarşı üyelerinin de aralarında bulunduğu 35 sanık hakkında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuştu. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen Gezi Parkı olaylarına ilişkin dava ile Çarşı davası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğunun belirtildiği kararda, 'örgüt üyeliği suçunun özelliği nazara alınarak, her iki dosyanın birleştirilmesi tarafına gidilmesi, sanıkların hukuki durumlarının buna göre takdir ve tayini gerekirken, yazılı şekilde eksik araştırma neticesinde beraatlarına karar verilmesinin bozma nedeni sayıldığı vurgulanmıştı.

Davalar verilen bozma kararlarının ardından İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde birleştirilmişti.

21 Şubat'ta görülen duruşmada Çarşı davasının Gezi Parkı davasından ayrılmasına karar verildi.

Mahkeme, Osman Kavala'ya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. 

Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi'ye 18 yıl hapis cezası verilirken; söz konusu isimler hakkında kaçma şüphesi gerekçesiyle tutuklama kararı çıkarıldı.

Karar sonrası davayı izleyenler Çağlayan Adliye önünde açıklama yaptı.

TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, açıklamasında, “Çok öfkeliyim. Kime öfkeli olduğumuzu gayet iyi biliyoruz. Kaybedecek başka bir şeyiniz yok şu anda” diye konuştu.

Ahmet Şık şunları söyledi:

“Hepimizin bir yemin etmesi gerekiyor. O yemin çocuklarımızın geleceğine dair bir söz. Bugün karşı çıkmazsanız haysiyetinizden vaz geçmiş olacaksınız. İktidar zaten haysiyetsiz. Bunlar zaten suç örgütü. İtiraz etmeyen herkes bu kararın sorumlusudur. Hiçbir şeye sesini çıkarmayan kendine muhalif diyenler bunun sorumlusudur. İktidar yanlısı olmayanlar da aynaya baksın biz nasıl insanlarız ki arkadaşlarımızı bu mahkemeye teslim ettik diye kendilerine sorsun. Herkes elini taşın altına sokacak.”

***

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin (AK Bakanlar Komitesi), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamadığı gerekçesiyle Türkiye için yaptırım prosedürünü başlatmasına yol açan Gezi davasında karar aşamasına gelindi. Dava öncesi Taksim Dayanışması, adliye önünde açıklama yaptı. Açılamada Gezi Parkı'nı savunmanın suç olmadığı vurgulanarak, "Gezi Direnişi anayasal bir zeminde gerçekleştiği yargı kararlarıyla iki kez tescil edilmesine rağmen, hukuka ve gerçeğe aykırı, tümüyle mesnetsiz iddialarla, üçüncü kez yargılanmak isteniyor. Toplumsal muhalefetin en temel hak ve talepleri suç unsuru gibi gösterilmek, barışçıl direnişin tarihsel ve meşru gerçekliği ısrarla çarpıtılmak, karalanmak isteniyor" denildi. 


İlgili Galeriler
Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir. Üye değilseniz hemen üye olun.