Gazeteci Kobulan: Savcının dikkatini ölümler değil propaganda çekiyor

Gazeteci Yasin Kobulan'ın yargılandığı davanın ilk duruşmasında savcı mütalaa sundu. İnsanların ölümünün söz konusu olduğu bir yerde haber yapmanın savcıya göre “propaganda” olduğunu belirten Kobulan, “Bu da şunu gösteriyor; savcının dikkatini ölümler değil, propaganda çekiyor” dedi.

Gazeteci Kobulan: Savcının dikkatini ölümler değil propaganda çekiyor
28 Aralık 2018 Cuma 12:27

banner225

Mezopotamya Ajansı (MA) muhabiri Yasin Kobulan'ın “zincirleme şekilde örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla yargılandığı davanın ilk duruşması İstanbul 30’uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşma savcısı Mustafa Güner, ilk duruşmada mahkemeye sunduğu esas hakkındaki mütalaasında Kobulan'ın cezalandırılmasını istedi. 8 Mart 2019'da görülecek olan davanın ikinci duruşmasında esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmalar alınacak. 

'AYNI İDDİALARI ANA AKIM DA İŞLEDİ’

Kobulan, dönemin Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı Musa Çitil'in şikayeti üzerine birçok gazeteci hakkında "Kuşatmanın adı ‘Bayrak 12’, başındaki isim Musa Çitil" başlığıyla yapılan haberin sosyal medyada paylaşmasından dolayı soruşturmanın başlatıldığını belirtti. 

Kobulan, Çitil'in "hedef gösterdiği" iddia edilen haberin ana akım medyada yer alan haberlerden derlendiğini ve Çitil'in kısa özgeçmişinin yer aldığını söyledi. Kobulan, "Musa Çitil'in Diyarbakır Jandarma Bölge Komutanı olması her yerde haber konusudur. Musa Çitil, sadece Sur'daki operasyonu yöneten kişi olmasından ötürü kamuoyunda biliniyor. Musa Çitil, Mardin'in Derik ilçesinde 1993-94 yılları arasında Derik Jandarma Komutanı olarak görev yaptığı dönemde 13 kişinin öldürülmesiyle ilgili yargılandı. Çitil, 21 Mayıs 2014’teki karar duruşmasında beraat etti. Ailelerin avukatları davayı Yargıtay’a taşıdı, dosya halen Yargıtay’da değerlendiriliyor. Aynı şekilde iddialar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşındı. 1997’de AİHM, Türkiye’yi AİHS’in 3’üncü ve 13’üncü maddelerini ihlal etmekten suçlu bulmuş ve 25 bin sterlin para cezasına mahkum etmişti. Böyle bir geçmişe sahip birisinin haberlere konu olması kadar doğal bir durum olamaz. Aynı iddialar hükümete yakın medya organlarında da defalarca işlendi. Haber kamuoyunu bilgilendirme amacı taşıyor. Gazeteci kamuoyunu ilgilendiren tüm meseleleri araştırma ve haberleştirme hakkına sahip. Çitil, geçmişinde rahatsız olmasından kaynaklı şikayette bulunmuştur" diye konuştu. 

‘DEMİRTAŞ’IN KONUŞMASI SUÇLAMA KONUSU OLDU’

Kendisiyle birlikte hakkında soruşturma başlatılan 6 gazetecinin iddianamesinin Diyarbakır 9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi'nce kabul edildiğini hatırlatan Kobulan, mahkemenin kendisi hakkında yetkisizlik kararı verdiğini ve dosyayı İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu'na gönderdiğini söyledi. Kobulan, "Musa Çitil soruşturmasında İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne gittiğimde yaklaşık 2-3 saat bekletildik. İfadeye girdiğimizde Musa Çitil soruşturmasına ilişkin tek soru soruldu. Ancak yeni bir soruşturma başlatıldığını da orada öğrendim. Bu soruşturmaya ise Facebook'ta yaptığım paylaşımlar gerekçe gösterildi. Tutuklu siyasetçi Selahattin Demirtaş'ın konuşmalarını paylaşmam, bölge kentlerinde yaşanan abluka ve operasyonlar sırasında yaşananlara haber ajanslarının linklerini ve paylaşım yapmam suçlama konusu oldu. Musa Çitil soruşturmasına İstanbul'da takipsizlik kararı verildi ve yeni 'zincirleme şekilde örgüt propagandası yapmak' iddiasıyla soruşturma başlatıldı" ifadelerini kullandı. 

'20 DAKİKALIK DURUŞMA’ 

Duruşma savcısının bir an önce davanın sonuçlanmasını istediğini dile getiren Kobulan, şöyle devam etti: "Davanın ilk duruşmasında savcı esas hakkındaki mütalaasını mahkeme heyetine sundu. Bu da çok nadir yaşanan bir durum. Savcı avukatlarımdan hemen söz alarak, UYAP üzerinden mütalaayı mahkeme heyetine gönderdiğini söyledi. İki sayfalık mütalaa 20 dakika süren duruşmada nasıl hazırlandı? Anlaşılması zor. Savcı, duruşma başlamadan benim ve avukatlarımın beyanlarını dinlemeden mütalaa hazırlamış gibi. 8 Mart'taki duruşma, karar duruşması olacak gibi. Yaptığım paylaşımlar somut olayları içeriyor. 16 yaşındaki Adem İrtegün'ün yaşamanı yitirdiğini, 10 yaşındaki Selma Ağır'ın öldürüldüğünü paylaşmışım. Hakkımda zincirleme şekilde örgüt propagandasından ceza isteyen savcı, bu kişilerin akıbetini biliyor mu? Bu çocukların ölümüne ilişkin herhangi bir soruşturma açılıp açılmadığını bile bilmiyoruz. İnsanların ölümünün söz konusu olduğu bir yerde haber yapmam savcıya göre propaganda oluyor. Bu da şunu gösteriyor; savcının dikkatini ölümler değil, propaganda çekiyor.”  

'TİHK RAPORU NEREDE?’

Bölgede yaşananlara dair insan hakları ve uluslararası kurum ve kuruluşların raporları olduğunu söyleyen Kobulan, "Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Ofisi yaşanan hak ihlallerine ilişkin rapor hazırladı ve kamuoyuna açıkladı. Türkiye'de, içerisinde Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) de olduğu insan hakları kurumları raporlar hazırladı. Bu raporların hiçbiri dikkate alındı mı? Bunu da geçelim. Cizre'de 04 ile 12 Eylül 2015 tarihleri arasında uygulanan 'sokağa çıkma yasağı' sırasında yaşanan insan hakları ihlallerini ve Hacı Birlik'in cenazenin zırhlı araca bağlanarak sürüklenmesini araştırmak amacıyla o dönem Başbakanlığa bağlı olan Türkiye İnsan Hakları Kurumu (TİHK) Cizre'ye gitti. Paylaşımlarının büyük çoğunluğu da o tarihler arasını kapsıyor ve komisyonun gittiği Cizre'ye dair paylaşımlar. Bu komisyonun Cizre'ye gitmesinden bir kaç ay sonra TİHK kapatıldı. TİHK'in hazırladığı rapor nerede? Bizim yaptığımız haberlere inanmıyorlar, bari resmi ve en önemli kurum olan Başbakanlığa bağlı TİHK'in raporu açıklansın. Yaşananları neden devletin inceleme yapan kurumunun raporlarından duymuyoruz" diye konuştu. 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.