Fikirtepeliler: Kentsel dönüşüm adına evimizi başımıza yıktılar

"Daha iyi bir hayat, ev ve kent" taahhüdüyle iş makinalarının girdiği Fikirtepe semti, koca bir şantiyeye dönüştü. Yaklaşık 5 bin hak sahibi kandırıldı, dolandırıldı ve mağdur oldu. Konteynırlarda nöbet eylemi tutan hak sahipleri, mülkiyetlerini kaybettiklerini ve evlerinin başına yıkıldığını dile getirdi.

Fikirtepeliler: Kentsel dönüşüm adına evimizi başımıza yıktılar
23 Aralık 2018 Pazar 13:14

banner225

Kadıköy’e bağlı Fikirtepe semtinde 2011’de başlayan “Kentsel dönüşüm” binlerce insanı mağdur etmeye devam ediyor. "Daha iyi ve değerli bir ev, geniş yollar, bol yeşillik ve Haziran 2018 teslim" taahhüdüyle mülkleri ellerinde alınan Fikirtepeliler, ne evlerine kavuşabildi ne de bu süre içerisinde ödeneceği belirtilen kira bedellerini alabildi. 2016 yılında yıkımın başladığı semtte bazı faaliyetler dururken, bazılarına da hiç başlanmadığı için yaklaşık 5 bin kişi çeşitli mağduriyetler yaşıyor. Ekonomik krizin etkisiyle daha çok geçim sıkıntısı çeken dar gelirli ailelerin birçoğu düşük ücret veya emekli maaşı ile ayakta durmaya çalışıyor. 

‘NÖBET KONTEYNIRDA SÜRÜYOR’

Taahhüt edilen tarihte evlerini teslim alamadıkları için inşaat alanında çadır kurarak nöbet tutan aileler, kış koşullarından kaynaklı nöbetlerini alanda bulunan konteynırda sürdürüyor. Bir yandan yarım kalmış yüksek katlı işyeri ve rezidanslarla şantiye alanına dönmüş semtte, yaklaşık 20 bin kişi de altına imza koydukları anlaşmadan kaynaklı ev ve işyerlerinde tadilat yapamıyor. 

‘ÜÇ KATLI EVİM VARDI ŞİMDİ MUHTAÇ OLDUM’

Soğuk hava şartlarına rağmen nöbet tutanlardan 72 yaşındaki Şahhanım Şimşek, bundan 3 yıl önce 3 katlı evinin olduğunu ve her ay gelen kira paralarıyla yaşamını rahatlıkla sürdürdüğünü dile getirdi. Şimşek, “Eşimi kaybettim. Yalnız yaşıyordum. ‘Evinizi mecbur vereceksiniz. Karşılığında yeni ev yapacağız. 4 daire vereceğiz’ dediler. Bir senelik 10 bin TL kira verdiler. Biz de imza attık. Evim yıkıldı. Yenisini yapacaklardı, yapmadılar. Bakanlığa başvurduk. Her yere muhtaç oldum şimdi. Kızlarımın yanında kalıyorum. Eziyet çekiyoruz. Bizi mahvettiler” diye belirtti. 

‘ELİMDEKİ BİNADAN OLDUM’

Araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) üzerine çalışan Orhan Çankaya da, 100 metrekarelik işyerini büyütmek amacıyla 2009’da Fikirtepe’den bin metrekare bir yer satın aldı. Ancak OHAL’e dayandırılarak çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile imar planında yapılan değişikliğin kurbanı olduğunu belirten Çankaya, ifraz ve tevhid nedeniyle “Bina yerinde olduğu halde arsa vaziyetine getirildi. Yerimiz satışa çıkarıldı. Satıştan yarım saat önce de OHAL yasası KHK ile imza alındı. İki senelik kira bedeli aldık. Bugün kira süresi dolmasına rağmen kiramız karşılanmıyor. İş yerimiz de hala arsa vaziyetinde. İki senelik haklarımız gasp edildi. Herhangi bir muhatap bulamıyoruz. Çözümsüzlük var. Daha büyük bir iş yapmak istedim. Ama elimdeki binamı da aldılar. Hukuk nerede kaldı?” diye tepki gösterdi.

‘İNSANLARI KOVMA PROJESİ’

Evinin olduğu arsada yaz boyu çadırda nöbet tutan Zeynep Düzgünoğlu (60) şimdi konteynırda sürdürdüğü nöbetine ilişkin, “Terzilik yaparak hem çocuklarımı okutup hem tek katlı bir ev yapmıştım. 2011’de kentsel dönüşüm projesi adı altında insanları kovma projesi yaptılar. Evimizden çıkmak istemedik. İki sene imza atmadık. Biz imza atmayınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ‘kamulaştıracağız’ dedi. Bize kamulaştırma celbi geldiği için imza atmak zorunda kaldık. Pana Yapı’ya imzalarımızı attıktan sonra bir senelik kira verildi sadece. Sonra ortadan kayboldular. Bu arsanın içinde Pana Yapı’nın sahibi Raci Şaşmaz 260 daire sattı. Cumhuriyet Başsavcılığı’na gidip suç duyurusunda bulunduk. Raci Şaşmaz’a hiçbir soruşturma açılmadı. Şimdi ne kira yardımı var ne de karşımıza çıkıyorlar” diye konuştu. 

‘EVİM SIRT ÇANTAM OLDU’

“Evlerimizi başımıza yıktılar” diyerek tepkisini sürdüren Düzgünoğlu, şöyle devam etti: “Ben şimdi yeğenimin evinde sığıntı oldum. Önceden durumum iyiydi. Şimdi fakir oldum, dilenci oldum. Evim sırt çantam oldu. Çocuklarımı evime çağırıp sofra hazırlayamıyorum. 10 Bin TL param olsun. Bu arsama ev yapıp oturacağım. Ama param yok. Onun bunun evinde yaşamak çok ağrıma gidiyor. Tüm eşyalarımı depoya koydum. Yeniden kazanıp ev yaparım diyecek yaşta değilim. Terziyim iş arıyorum. Kimse iş vermiyor. Bütün bunları yaşarken bakanlık çıkıp oradaki halk açgözlü diyor.” 

‘UYARILARIMIZ CİDDİYE ALINMADI’

Fikirtepe Kentsel Dönüşüm Dernek Başkanı Yasin Bektaş da, 2011-2012 yılında müteahhitlerin piyasanın hareketliliğini göz önüne alarak komisyon kazanma derdiyle bu projeye girdiğini, herhangi bir teminat, güvence veremeyen, iş kabiliyeti olmayan firmaların projede yer aldığını savundu. O dönem 6 kez Bakanlığa rapor sunarak bu konuda uyarılarda bulunduklarını fakat ciddiye alınmadıklarını belirten Bektaş, “Burada binlerce insan mağdur edilmiştir. Dernek olarak üyelerimizin mağduriyetlerinin giderilmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesindeki bütün bürokratlara ve kademelere başvurduk. Bakanlık her türlü uyarımıza rağmen hiçbir şekilde buranın kontrolünü sağlamamış, çözüm üretmemiştir” dedi. 

‘DEVLET GARANTÖR OLMALI’ 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı vatandaşların mağduriyetini gidermek amacıyla bünyesinde bir konsorsiyum oluşturmaya çağıran Bektaş, şöyle dedi: “Burada iş yapabilecek firmaları buraya davet edilmeli.  Mevcut sözleşmeler üzerinde insanların haklarını koruyarak bir an önce faaliyete geçilmelidir. Devletin burada yatırım yapmasına da gerek yok. Sadece garantör olması bu projelerin yapımını hızlandıracaktır.” 

‘TOPLUMSAL TRAVMALAR YAŞANDI’

Projeleri biten ve evlerine yerleşen ailelerin şikayetlerini de dile getiren Bektaş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Müstakil bağımsız zenginlikten rezidans fakirliğe dönüştük. Daha önce görünüş olarak çirkin de olsa sosyal, kültürel ve ekonomik olarak her türlü zenginliğe sahiptik. Komşuluk bağları vardı. Komşuluk bitti, daha huzursuz bir ortam oluştu. İnsanlar kültürel olarak yozlaşmıştır. Aileler kendi aralarında davalık olmuştur. Kavgalar, cinayetler olmuştur. Burada kentsel dönüşümden sonra ciddi toplumsal travmalar yaşandı.”

Kendisi de arsa sahibi olan Bektaş, şunları söyledi: “Biz imza atmadık. Kendi evimizi kendimiz yapalım dedik. Yapılaşma olmadığı için yapamıyoruz. Dükkanımı kapatmak zorunda kaldım. Bir şey kazanmadık. Var olanı da kaybettik.” 

MA / Melike Ceyhan


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.