Erk Acarer'den tweet yağmuru! SADAT'la ilgili gündemi sarsacak iddialar

Gazeteci Erk Acarer, organize suç örgütü lideri Sedat Peker'in iddiaları ile gündeme gelen SADAT'a ilişkin paylaşımlarda bulundu.

Erk Acarer'den tweet yağmuru! SADAT'la ilgili gündemi sarsacak iddialar
31 Ekim 2021 Pazar 21:52

Organize suç örgütü lideri Sedat Peker, irticai faaliyetler nedeniyle ordundan atılmış subayların kurduğu SADAT'a ilişkin iddiaları gündemdeki yerini korurken; gazeteci Erk Acarer'den konuya ilişkin çarpıcı açıklamalar geldi.

Sosyal medya hesabından paylaşımlada bulunan Acarer, 48 paylaşım yaptı. 

SADAT'a ilişkin gündemi sarsacak iddialar öne süren Acarer, dönemin TBMM Başkanı Bülent Arınç ile SADAT arasındaki diyaloglara paylaşımlarında yer verirken; HDP İzmir İl Binası'nda Deniz Poyraz'ı öldüren Onur Gencer ile SADAT bağlantısına ilişkin de önemli açıklamalarda bulundu. 

Acarer'in paylaşımları şöyle: 

''1-“Savaşlar yaşlı adamlar için genç adamların çarpışmasıdır….” Halk deyişi Evet Konu SADAT, buyurun!

2-SADAT, TSK’nın işlevine talip bir taşeron. “Ticaret yapmak için değil, omzumuzda hissettiğimiz yükün mesuliyeti altında bu şirketi kurduk. Derseniz ki; ‘Siz de kendinize kuruntu yapmışsınız, biz devlet olarak bütün bunların hepsini yaparız’, bu yükü sizin omzunuza bırakırız…”

3-İfadeler kurucu Adnan Tanrıverdi’ye ait. Talebi şu yönde: “TSK’nın yetişemediği yerlerde emekli askerlerimizi organize edelim. Özellikle dost,İslam ülkelerine, ihtiyaç duydukları bu desteği verelim. MSB ve ilgili bakanlıklarımızın kontrolü altında bu hizmeti onlara götürelim…”

4-SADAT’ın “Paralel ordu” olduğunu söyleyen, sadece araştırmacı gazeteciler, muhalif siyasetçiler ya da kamuoyu mu? Hayır. SADAT, kuruluş aşamasında Bakanlar Kurulu tarafından kabul ediliyor. Şirket heyetle toplantıya gidiyor. O toplantıda 3 Bakanlık’tan da danışman var.

5-Heyeti, Bakanlar Kurulu adına Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç kabul ediyor. İfadeleri çok önemli. Arınç’tan Tanrıverdi’ye: “Ohhh Paşam, silahlar yapıyormuşsunuz, ordular kuruyormuşsunuz, bizim Silahlı Kuvvetlerimiz yok mu?” Arınç, danışmanlara döndü:

6-“Devletimizde Böyle bir gelenek var mı?” diye sordu. “Yok” dediler. Ancak SADAT buna karşın kuruldu. Arınç’ın bu fikri beğenmediği ise ortadaydı.

7- O dönemde Bülent Arınç’ın hangi yapılarla içli dışlı olduğu biliniyordu. Arınç, Türkçe Olimpiyatları’nın birini bile kaçırmamıştı. Acaba SADAT konusunda kim ısrarcı olmuştu? SADAT, her köşeye sıkıştığında, benzer açıklamaları yaptı.

8-Yönetim Kurulu Üyesi Melih Tanrıverdi özetle şöyle diyor mesela: “SADAT’a yapılan saldırıların sebebi belli! Erdoğan’ın Türkiye’yi nereden nereye taşıdığına dikkat edilirse SADAT’ın, Haçlı menfaatlerini yerle bir edeceği gerçeğinin doğru olarak okunduğunu söyleyebilirim.

9-SADAT’ın Erdoğan ile hiçbir ilgisi olmadığını söyleyen yönetim kurulu üyesi Tanrıverdi’nin, her seferinde Erdoğan ipine sarılması ve Erdoğan adına oyun bozmaktan söz etmesi tuhaf değil mi?

10-SADAT, temsilcileri bu açıkları sık sık veriyor. Melih Tanrıverdi’nin başka ifadeleri de önem taşıyor: “ABD kaynaklı kara propagandaya maruz kaldı. Bu olay bile silah ticareti yapan küresel güç odaklarının ne kadar rahatsız olduğunun ve doğru şeyler yapıldığının kanıtıdır.”

11- Soralım: SADAT, silah ticareti mi yapıyor ki, silah tüccarları bu işten rahatsız oluyor? Taşeronluk ya da devlete sızma meselesi önemli. SADAT, “AKP ile dış politika anlayışımız uyumlu” diyor. Hiç şüphe yok. Bir parçanın bütünü bu.

12-SADAT’ı hem içeride hem de dışarıda anlatmak lazım. Bunu yaparken, her şeyi parçalara bölelim. Nasıl bir çatı altında, yan yana yürüdükler, kimler? Partnerleri var mı? Dışarıda hangi ülkelerde etkin sorularını soracağız.

13-Çatı Saray rejimidir. Adnan Tanrıverdi, Saray’a başdanışman olup, savaşlara karar vermişti. Mehdiyi beklemişti! İstanbul’un başkent olmasına karar vermişti. Ümmeti birleştirip Laikliği anayasadan çıkarmak istiyordu.

14-Ümmet ile ortak bir para birimi yaratacaktı. Hepsi kendi konuşmaları ve hepsi arşivdedir. Elbette SADAT bu uğurda yalnız yürümedi. Hesap çok basittir: Saray çatısı altında 3 amaç görüyoruz: 1-Devlete sızalım 2-Ekonomiyi ele geçirelim, 3-Karşı çıkana savaş açalım.

15-Bu basit 3 şey çok basit başka 3 şeyi de gösterir: 1-Paralel yapılar, 2-Sömürü düzeni 3-Devletin olanaklarının yetmediği yerde paramilitarizm faaliyetleri. Örnekler var ve hepsi zincirin halkası gibi yan yana. Son günlerin olay Vakfı TÜGVA iyi bir örnektir:

16-Devlet kurumlarına sızmışlar, yandaşa alan açmışlar ve bu faaliyetler ortaya çıkınca komando marşı söyleyerek göz dağı veriyorlar. Sedat Peker’in anlattığı parçaları birleştirince, belediyeleri, AKP gençlik kollarını yan yana görürüz.

17-Darbe süreci: Esenyurt Belediyesi’nden sandığa yüklenen silahlar, Balat’ta AKP gençlik kolları tarafından teslim alındı. AKP teşkilatı, belediyeler, İçişleri Bakanı biliyordu.

18-Erdoğan’ın bilmemesi mümkün müydü? Darbeden sonra Tanrıverdi Başdanışman olmadı mı? Aynı süreçte ne olduğunu defalarca anlatmıştık. SADAT yönetimindeki Üsküdar Üniversitesi Rektörü Nevzat Tarhan ne anlatmıştı?

19- Özetle; SADAT’a bağlı (ASDER) üyelerinin, kalkışmada geniş bir ekiple alanda olduğunu ifade ettiştir. Bu ekibin çok profesyonel olduğunu ve tankları durdurduğunu ifade etmişti.

20-Darbede cinayetlere karışan, sonrasında iktidara karşı eylemlerde bulunacakları koruyan 696 sayılı KHK’yı anımsatalım. TÜGVA yönetimindeki Fatih Demirci’nin darbe sabahı asker linç edenler arasında olduğunu söylemiştik. Yalanlamamış, “Birkaç tokat” diye geçiştirmişti.

21-SADAT’ın altında iki yapı var. Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER) ve Adaleti Savunanlar Stratejik Araştırma Merkezi (ASSAM). Bunlar açılıyor. Mesela ASDER’e bağlı Akdeniz Dayanışma Platformu (ADAP) s savcılar ve mahkemeleri doğrudan etkilemeye yönelik duyurular yapıyor.

22-Genç ASDER var. Aynı zamanda dalıştan yürüyüşe, paintball’dan treking’e çeşitli kulüpler ile iç içeler. Dönem değişti. Komando kampları gibi merkezler aramak, çok akılcı değil. Suriye kamp faaliyetleri açısından çok elverişliydi.

23-Ankara katliamını planlayan hücrenin, Antep’te paintball oynaması ilginçtir. Küçük hatırlatmalar ile devam ediyoruz. Saray çatı demiştik. TÜGVA dedik, SADAT dedik. Bir zincirin halkaları dedik. Yukarıdaki fotoğraf, bu konuda bilgi verilir. İade ziyaretler SADAT-TÜGVA.

24-Sedat Peker, iktidar ile iç içe olduğu dönemde ne söylüyordu: “Devletin yetmediği yerde! Biz varız! SADAT ne diyor? Aynısını. Özetle ne aktarmıştı: Sedat yerine SADAT! Tasfiyesini ve sonraki olanları anlatmıştı. Bu ifadelerinden 2 ay önce yazmıştık:

25-2015 süreci çok acılıydı. AKP ve Saray zorla ve kaybettiği seçimi korku iklimi ile kazanarak, bugünlere geldi. Bu anlatılanlar o yaşananların, bir daha yaşanmamasına ve daha geniş bölgeye yayılmamsı içindir.

26-Kan ve gözyaşı ile dolu o süreçte ne olmuştu. Kasım ayına, Silvan’a gidelim. HDP Vekili @HudaKaya777

anlatıyor. “TSK ve Emniyet güçlerinin haricinde, Cizre de dahil pek çok bölgede bizzat gözlemlediğim, üstünde ‘Esedullah’ ‘Cundullah’ yazılı yelekler giyinmiş kişiler vardı…”

27-“Sakallı ve müstakil çalışan ekipler tarafından, tekbirlerle, gerçek mermilerle saldırıya uğradık. 1 vatandaş yaşamını kaybetmişti.” Yeleklerinde Cundullah ya da Esadullah yazan bu sakallı Arapça’ya benzer bir dil konuşan bu kişiler kimdi?

28-Otobüslerle 300-600 kişilik gruplar halinde kim tarafından yıkım bölgelerine taşınmışlardı, neden her duvara “Uzun Adam” yazılaması yapmışlardı? Bunları yeniden hatırlamak bile kabus.

29-Bölgedeki ortak kanı; kolluk ve asker şiddet olaylarına karışmış olsa da bu kadarını yapmazdı. Neydi bu kadarı? Mesela yıkılmış evlerden birinde, bir tabağa tuvalet yapılmış ve buzdolabına konmuştu.

30-Yatak odalarında çekmeceler açılmış iç çamaşırları etrafa saçılmıştı! Kullanılmış kondomlar vardı. Sonradan anlaşıldı. Silvan’ın boşaltıldığı, çatışmaların bittiği gün şu yapıldı:

31-Antep genelevi boşaltıldı ve seks emekçileri otobüslerle buraya getirilip, bu kişilere teslim edildi. Evlerden eşyalar çalındı. Ganimet ve Cariye kültürü yaratılmıştı. Buna göre kutlama yapılıyordu.

32-Lice’de ellerinde benzinle köylüleri yakmaya çalışıp jandarma tarafından engellenen kişiler de aynı profildeydi. Bunlara ilave olarak 40 yaş üstü özel harekatçılar vardı. Bu soruları jandarma ve kolluk bile, “Bu kişileri tanımıyoruz” diye cevapladı.

33- SADAT, ordudana ayrılmış belli bir yaş üstü subaylar ile çalışmaktadır. Bölgedeki olaylarda sık sık 40 yaş üzeri özel harekatçılardan söz edilmişti. Bu kişiler SADAT elemanları ile örtüşüyordu.

34-Kamuoyunun neden daha fazla bilgi sahibi olması istiyoruz. Çünkü ‘Uzun Adam’ yerinde duruyor ve toplumu bir kez daha geriyor. Paramilitarizm şüphesi bitmiyor. Öte yandan bu adamlar buharlaşmadı.

35-Bu kişileri kim, neden yetiştirdi sorusu gündemden hiç düşmemeli. Bu soru SADAT’a ulaşınca Adnan Tanrıverdi ya da şirket sözcüleri; “Yalan” dedi konu kapandı. Ne güzel! Savcı yoksa her şey yalan!

36-SADAT araştırılmayacak kadar dokunulmaz mı? Öyle görünüyor. Çok yakın bir dosyadan anlatalım! Deniz Poyraz dosyası, katil elini kolunu sallayarak girdiği HDP İzmir binasında genç bir kadını katletti.

37-Instegram fotoğraflarını karakolda silecek kadar rahattı. Suriye ile bağları vardı özel eğitim almıştı. Anlaşılan Onur Gencer’e Hrant Dink’in katili ya da Ankara Katliamı sanıklarına benzer muamele yapılmıştı.

38-Dink’in katili kollukla fotoğraf çektirmişti. 10 Ekim saldırısında 2 bombacının taşındığı araca eskortluk eden Yakup Şahin’e karakolda, gülerek, “Birkaç çocuk öldü” demişlerdi.

39-Gencer’in de sırtı sıvazlandı. Aceleyle hazırlanan iddianameye SADAT ile bağı var mı sorusu girdi. Ama ilginç bir şey oldu. Savcı, SADAT yöneticilerini çağırıp basit bir soru yöneltebilirdi. Fakat buna bile çekinildi.

40-Bunun yerine ne oldu biliyor musunuz? Savcılık makamı, internetten araştırma yaptı ve “Bir bağ yok” dedi! Bu kadar mı çekiniliyor sorunu soralım. Ayrıca Katil Gencer’in HTS kayıtlarındaki kişiler de ifadeye çağrılmadı.

41-Dosya avukatları, savcılığın yapamadığını/yapmadığını yaptı. İzmir’de bir poligonda atış eğitimi aldığını tespit etti. Firma Poligonİzmir’dir. NASCO Güvenlik A.Ş.’ye bağlıdır. Bu özel güvenlik meselesi çok önemli.

42- Peki neden? Şundan: Güncel rakamlara göre Türkiye’de özel güvenlik sertifikası bulunan kişi sayısı ise 1 milyon 556 bin 250. Giderek büyüyen bir sektör. Oysa sosyal devlette güvenlik parasızdır. Devletin tekelindedir.

43- Aktif çalışan sayısı 283 bin 431. Bu rakam, 270 bine yakın emniyet personeli sayısından fazla. Çarpıcı bir noktaya geldik. Örnekle gidelim. Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrencilere şiddet uygulayan kim? Özel güvenlik.

44-Amblemleri Boğaziçi. Ama bunlar taşeron firmalardan geliyor. Taşeronun taşeronular yani. AKP’nin sistemi taşeronluk. Paravanın kibarcası! ASSAM Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Naci Efe’ye bakalım. Efe, aynı zamanda, EKOL Grup Şirketleri Yönetim Kurulu Başkanı.

45-EKOL olarak 81 ilde, özelde 5.000 çalışanı, ‘kamuyla beraber’ toplamda 7.500 çalışanı olan bir firma! Şimdi konuya uyumlu bir KHK’yı anımsatalım. Yıl 2017. Düzenleme şöyle:

46- “Özel güvenlikçiler artık uzun namlulu silahlar kullanabilecek. Bu aşamada Genelkurmay’dan görüş alınmayacak. Özel güvenlikçilerin uzun namlulu silah kullanabilmesi için vali yardımcısının başkanlığındaki bir komisyonun kararı ve valinin onayı yetecek.”

47- Paramilitarizm her yerde! İçeride ve dışarıdaki faaliyetler demiştik. Dışarıya dönüp, EKOL ile devam edelim. Naci Efe eğitim faliyetleri içinde de yer alıyor. Bosna’daki Gorazde Üniversitesi’nin sahibi.

48- Ordudan gerici faaliyetleri nedeni ile tasdiye olmuş bir komandonun taktire şayan yükselişi! Tabii Gorazde Üniversitesi nevzat Tarhan’ın Üsküdar üniversitesi ile kardeş! Ancak Bosna’da üniversiteden şikayetler de var!''


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.