Diyarbakır Baro Evi’nde Tahir Elçi paneli

Tahir Elçi için Diyarbakır Barosu, Baro Evi’nde “Tahir Elçi ve Kültürel Miras” konulu panel düzenledi. Panelde konuşan sanatçı ve mimar Mehmet Atlı, “Elçi bir yurttaş olarak kentin hafızasını ve belleğini korumaya çalıştı, bedeli bu olmamalıydı” dedi.

Diyarbakır Baro Evi’nde Tahir Elçi paneli
30 Kasım 2018 Cuma 21:14

banner225

Diyarbakır Barosu, Baro Evi’nde “Tahir Elçi ve Kültürel Miras” konulu panel düzenledi. Panele Diyarbakır Mimar Odası Başkanı Şerefhan Aydın, Sanatçı, Mimar Mehmet Atlı, Avukat Cihan Aydın ve Avukat Nuray Özdoğan katıldı.

Sanatçı ve mimar Mehmet Atlı, Tahir Elçi’nin ölümüne giden yolun “kültürel miras” başlığıyla doğrudan ilgili olduğunu belirtti. Elçi’nin kültür ve kent hakları savunucusu olduğunu ve kent için uğraştığını dile getiren Atlı, pek çok mimarın ve mühendisin konudan uzak durduğu bir dönemde Tahir Elçi’nin inisiyatif aldığını söyledi. Elçi’nin kötülüğün sıradanlığı içinde öldüğünü ifade eden Atlı, “Göstere göstere gelen bir cinayete naklen şahit olmamız sanattan çok daha çarpıcı bir dram. Bu bir roman ya da film değil gerçekliğin kendisiydi” dedi.

‘MEKÂN SİYASALDIR’

Günümüzde mimarlığın kentsel bir mesele olduğunu ve bunun ekonomiyle, siyasetle ve dinsel yaşamla doğrudan ilişkili olduğunu belirten Atlı, “Kent fenomenlerini anlayabilmek için kapitalizmde, hukukta, siyasette ve dünyada neler olduğunu anlamak lazım. Bir kenti ve mimarisini anlayabilmek için bunları bilmek lazım. Mekân siyasaldır.  Örneğin fabrika mekanı anlaşılmaksızın kapitalizm üzerine konuşulamaz. Şatoları, sarayları çözmeden feodaliteyi anlayamazsınız. Kültürel miras bu açıdan çok önemlidir. Neyi kültür olarak kabul ediyoruz? Tahir elçinin bu anlamda yer aldığı pozisyon çok önemlidir” diye konuştu.

‘KENT TOPRAĞI POLİTİK BİR MÜCADELE ALANIDIR’

Kent toprağının her karışının politik bir mücadele alanı olduğunun altını çizen Atlı, “Kentteki toplumsal ve siyasal düzen çok boyutlu ilişkiler içindedir. Tahir Elçi’nin bu biçimde katline kadar gelen süreci hatırladığımızda kentle ilgili kararlarımızı nasıl alıyoruz? Neyi kültürel miras olarak kabul ediyoruz? Ve dolayısıyla bu mirasın mirasçıları olarak bununla nasıl ilişkiler kuruyoruz sorusu başlı başına ideolojik bir sorudur” dedi.

‘ELÇİ KENTİN HAFIZASINI KORUMAYA ÇALIŞTI’

Tahir Elçi’nin duruşunun bu doğrultularda çok önemli olmasının nedenini ise bir yurttaş olarak Suriçi’nde çalışma yürütmesi olduğunu söyleyen Atlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yurttaşlık hakları, kent hakları, bir kentlilik bilinci ve o kente sahip olma bilinci son derece modern bir bilgidir. Tahir Elçi gerçekten üst düzey bir tarza, modern bir kentlilik biçimine işaret ediyor. Ama bir taraftan kadim bir bilgiye yaslanıyor. Ben bu kentte oturuyorsam, yaşıyorsam bu kentin sahibi benim. Bu kentin her şeyinden ben sorumluyum herkes kadar. Birlikte yaşama iradesi göstermiş insanlar olarak aynı kenti yaşayan insanlar olarak aramızdaki hukukun ne olacağı önemli bir soru. Tahir Elçi bu konularda kafa yoran bir insandı. İnisiyatif aldı.”

Atlı, Tahir Elçi’nin Sur’da yaşanan çatışmalı süreçte kentin hafızasını ve belleğinin korumaya çalıştığını bunu yaparken de yurttaşlık görevini yerine getirmekten başka bir şey yapmadığını altının altını çizerek böyle bir görevin karşılığının bedelinin bu olmaması gerektiğini ifade etti.

‘ELÇİ’Yİ ÖZLEMLE ANIYORUZ’

Ardından sunum yapan Diyarbakır Mimar Odası Başkanı Şerefhan Aydın ise, kültürel mirası korumaya çalışırken en büyük bedeli vermiş olan Elçi’yi özlemle andıklarını ifade etti. Kent meslek örgütleri ve kent dinamikleri olarak gerek Elçi’yi gerek dört ayaklı minareyi gerekte surda yitirdikleri kültürel mirası koruyamadıkları noktasında bir öz eleştiri vermeleri gerektiğini söyledi.

‘MEKÂN OTORİTELER TARAFINDAN KULLANILIYOR’

“Mekân ve insan birbirini tamamlayan önemli birer parçadır” diyen Aydın, “Uzun süredir otoriteler mekânın bellek üzerindeki etkisini çözmüş olacaklar ki toplumsal yapılar üzerinden politika üretiyorlar. Mekân otoriteler tarafından net olarak kullanılmaktadır. Kürt toplumunda hafızayı canlı tutma çabaları vardı. Surda özellikle 6 mahallede yapılan yıkım ve savaş gerçekleşmemiş olsaydı o sokaklarda anmalar yapılacaktı. Ve o toplumsal anılar daima canlı tutulacaktı. Otoriteler bunu bildiği için surun tamamını yıktı ve ortadan kaldırdı” dedi. 

‘SUR’DA POLİTİK BİR AMAÇ GÜDÜLDÜ’

Surdaki yıkımın büyük ölçekte olmasının nedeninin belirttiği politik amaçlar doğrultusunda olduğuna dikkat çeken Aydın, “ Ortada politik bir amaç olduğu için Sur’un yüz bin yıllık bir geçmişi bile olsaydı yıkarlardı. Sur’daki politik amaç surun tamamını dümdüz etti. Bir taş bile bırakmadı. Yaşayan medeniyetlerin bir şekilde iz bıraktığı her şeyi başka yere taşıdı” ifadelerini kullandı.

Panel yapılan konuşmaların ardından son buldu.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.