Buldan: Türkiye derhal Suriye’den elini çekmelidir

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, İdlib’de süren gerginliğe ilişkin, “Kayıplar konusunda uyardık bizi dinlemediler: Türkiye derhal Suriye'den elini çekmelidir. Kayıpların sorumlusu tezkereye evet diyenlerdir. Çözümsüzlüğü dayatanlardır" dedi.

Buldan: Türkiye derhal Suriye’den elini çekmelidir
11 Şubat 2020 Salı 13:56

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin grup toplantısında gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Buldan, Van’ın Bahçesaray ilçesinde yaşanan çığ felaketinde ve yine Van'da yaşamını yitiren mültecileri anarak konuşmasına başladı. Çığ felaketinde yaşanan tedbirsizliklere değinen Buldan, “Ne yazık ki doğal afetler zamanında gerekli tedbirlerin alınmaması nedeniyle gerek Elazığ depreminde gerekse de çığ felaketinde ve uçak kazasında yaşandığı gibi faciaya dönüşerek can almaya devam ediyor. Bahçesaray’da onlarca insanımızın hayatını kaybetmesinin nedeni çığ değil, çığa karşı gerekli önlemlerin zamanında alınmamış olmasıdır” diye belirtti. 

‘AKP KILIN KIPIRDATMIYOR’

Çığ felaketinin her yıl yaşandığına dikkati çeken Buldan, “O bölgeye en az 10 kar tünelinin yapılması gerekirken bir türlü yapılmamaktadır. Bahçesaray’da sadece bir tane kar tüneli vardır, o da, çığ riskinin az olduğu hiç çığ düşmeyen Karabet bölgesindedir. Ahlat’a Saray yapmak için Meclis’ten kanun çıkarmaya çalışan, İstanbul’a rant kanalı yapmak için seferber olan, her yere kalekol, güvenlik barajı yapan AKP iktidarı, vatandaşlarımızın hayatı söz konusu olduğunda ise kılını kıpırdatmıyor. Özellikle ikinci çığın yaşanmasına neden olan ihmaller zincirinin, müdahale biçiminin, iktidarın kurtarma sürecini bir şova dönüştürmesinin ciddi bir biçimde araştırılması, aydınlatılması ve sorumluların açığa çıkartılması gerekmektedir. Tüm bunlar açığa çıkartılmazsa yaşanacak yeni afetlerin büyük felaketlere dönüşmesi ve kayıpları artırması ne yazık ki kaçınılmaz olacaktır. Elazığ depreminde insanlar enkaz altındayken algı yaratmaya çalışan iktidarın insani değerlerle örtüşmeyen aynı tutum ve yaklaşımlarına Bahçesaray’daki çığ felaketinde da tanık olduk” diye konuştu.

TOKİ PAZARLAMASI YAPTI’

Çığ felaketi sırasında AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın Kırıkkale’deki miting konuşmasına değinen Buldan, “Bu mitingde keyif çayı dağıttı, TOKİ pazarlaması yaptı. Buna hepimiz tanıklık ettik. Allah bunlara birazcık vicdan, birazcık izan versin. Utanma duygusu versin. Bahçesaray’da insanlar çığ altındayken AKP genel başkanı Kırıkkale’de TOKİ pazarlaması yapıyor. Bir can pazarı yaşanırken bu ülkeyi yöneten AKP genel başkanı böyle bir hadsizlik yapacak kadar vicdansızlaşıyor. İşte tüm Türkiye toplumu bunu görmeli. Şov peşinde, rant peşinde, algı peşinde koşan bu iktidarın politikaları insanı yaşatmaz, öldürür” dedi.

‘282 İNSAN VAHŞİCE YAKILDI’

Buldan, 7 Şubat 2016’da Cizre bodrumlarında 177 insanın vahşice yakıldığını hatırlatarak, şöyle devam etti: “Ablukalar süresince ilçe yerle bir edildi, toplam 282 insan hayatını kaybetti. Buradan bir kez daha Mehmet Tunç ve Asya Yüksel başta olmak üzere bodrum vahşetinde yaşamını yitirenleri huzurlarınızda saygıyla anıyorum. Cizre’de vahşet bodrumlarında yaşananlar mevcut iktidarın siyasi iradesiyle ve sorumluluğunda gerçekleşti. ‘Gerekirse askerlere havyar gönderin’, kaymakamlarla yaptığı toplantıda ‘Mevzuata takılmayın, ne gerekiyorsa yapın’ diyen AKP iktidarıdır. İnsanlık suçu işleyen askeri yetkilileri yargılanmaktan kurtarmak için yasa çıkartan yine AKP-MHP ittifakıdır. O gün Cizre’ye yapılanları bugün tüm ülkeye dayatan bir iktidarın varlığını herkes görmelidir. 

ZİHNİYET AYNIDIR

29 Ekim’de Cizre belediyemize kayyım atayarak halkın oylarını yok sayanlarla Cizre bodrumunda bedenleri diri diri yakan zihniyet aynıdır. Cizre vahşetinin sorumlularıyla Roboski’de 34 köylüyü uçaklarla katledenler aynıdır. Bunların hepsi Ankara’daki karanlık delhizlerinde beraber iş tutanlar, Kürt düşmanlığında ittifak kuranlardır. Bunları gayet iyi biliyor ve tanıyoruz. Halkımız da iyi biliyor ve iyi tanıyor. Onlar vahşetleriyle tarihin karanlık sayfalarındaki yerlerini aldılar ama Cizre yaşadığı korkunç vahşete karşı verdiği amansız direnişle tarihin onurlu sayfasında yerini aldı. Mehmet Tunç’un dediği gibi her şeye rağmen yakılma pahasına da olsa Cizre ‘diz çökmedi, çöktürülemedi, boyun eğmedi.’ Suça bulaşan tüm siyasi ve askeri yetkililerin hukuk önünde hesap vermesi için sonuna kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.  

 GEZİ DEMOKRATİK DİRENİŞTİ

Cizre vahşetinin sahipleri bugün Gezi direnişini yargılamaya çalışıyor. Mahkeme Gezi davasında yargılananlar için müebbet hapis cezası istedi. Ali İsmailleri, Berkinleri, Ethemleri, Abdullahları katledenlere ceza vereceklerine suçsuz insanlara ceza istiyorlar. Gezi, ezilen yoksul halkların demokratik bir direnişiydi. Toplumun adalet ve özgürlük talebiydi.  Demokrasi tarihinin yüz akıydı. Hakkâri ile Edirne’nin buluştuğu yerdi Gezi. Cizre’den İzmir’e kurulan köprü olmuştu Gezi. Bugün yargılamaya çalıştıkları aslında halklardır, Türkiye’nin demokratik toplumsal muhalefetidir. İşte Gezi davasıyla halklar arası köprüyü yıkmaya çalışıyorlar. Yan yana gelişimizden korkuyorlar. Bunlar Türkiye halklarından, barışı ve demokrasiyi isteyenlerden korkuyorlar, bunları sosyal medyada dile getirenlerden de korkuyorlar. Sosyal medyayı susturamayacaksınız, insanlar özgürce konuşacak düşüncelerini ifade edecek. Ne yaparlarsa yapsınlar Ne Gezi’nin ne de Cizre’nin ortak mücadele ruhunu, dayanışmasını bitiremeyecekler.

FETÖ’NÜN SİYASİ AYAĞI AKP’DİR

Gezi davasını açanlar cemaatin savcılarıydı. Davayı sürdüren ve müebbet isteyenler ise şu an AKP’nin savcılarıdır. Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de şehirleri yakıp yıkanlar 15 Temmuz darbe girişiminden dolayı içeride. Ama onlara emri veren ve yargılanmaktan kurtaran ise yine bu iktidardır. Şimdi, son günlerde 15 Temmuz darbe girişiminin, FETÖ’nün siyasi ayağı tartışılıyor. İktidar ayak oyunlarıyla siyasi ayak olduğu gerçeğini gizlemeye çalışıyor. İstedikleri kadar reddetsinler, FETÖ’nün siyasi ayağı da, siyasi kolu da, siyasi beyni de AKP’dir, AKP iktidarıdır. Bunların hepsi dava arkadaşıdır. Dava arkadaşlıkları Demirtaş-Yüksekdağ davasında devam ediyor. Kürt kentlerinin yakılıp yıkılmasında devam ettiği gibi.

AYNI YÖNTEMLER KÜRT HALKININ İRADESİNE YAPILIYOR

Darbenin cemaatin siyasi ayağının araştırılması için Mecliste defalarca verilen araştırma önergeleri AKP-MHP çoğunluğuyla reddedildi. Siyasi ayak ortaya çıkmasın istiyorlar. Bunların hepsi suç ortakları ve birbirinin suçlarını biliyorlar. Aralarında bazen çıkar çatışması olabilir ama hepsi birdir.  FETÖ’nün siyasi ayağı değilseniz, cemaat savcılarının açtığı Ergenekon davalarını bir bir düşürürken neden KCK davalarını düşürmediğinizi buradan size sormak isteriz. Demirtaş, Yüksekdağ ve diğer tüm arkadaşlarımız FETÖ-AKP ortak kumpasıyla rehin tutulmuyor mu? Cemaat savcılarının uyduruk fezlekeleriyle dokunulmazlıklarımızı kaldıran siz değil miydiniz? FETÖ ile birlikte demokrasi güçlerine yönelik her türlü saldırıyı gerçekleştirirken, bugün Kürt halkının iradesine karşı aynı yöntemleri kullanmaya devam eden sizin iktidarınız değil midir?


Kaynak: Mezopotamya Ajansı

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.