Açlık grevindeki HDP’li vekiller: Tecridi hep birlikte kıracağız

Diyarbakır Cezaevi’nde 28 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven’in eylemi için “Talebi talebimizdir” diyerek kentlerde açlık grevine giren HDP’li milletvekilleri, “Bizi zafere götürecek olan direniştir, tecridi hep birlikte kıracağız” dedi.

Açlık grevindeki HDP’li vekiller: Tecridi hep birlikte kıracağız
05 Aralık 2018 Çarşamba 10:20

banner225

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Cezaevi'nde başlatmış olduğu süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemi 28'inci gününe girdi. Aynı taleple cezaevlerinde siyasi tutukluların başlattığı süresiz-dönüşümlü açlık grevi eylemi ise 9’uncu gününde devam ediyor. 

Mersin'de açlık grevine giren 10 HDP'linin polis tarafından gözaltına alınması ardından milletvekilleri birçok ilde 3 günlük, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan'ın da aralarında bulunduğu 10 milletvekili ise Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) 2 günlük açlık grevi eylemi başlattı.

Batman, Diyarbakır, Urfa, Mardin ve İstanbul’da açlık grevinde olan milletvekilleri, Leyla Güven’in eylemini Mezopotamya Ajansı’na değerlendirdi. 

TİRYAKİ: DÜNYADA EŞİ BENZERİ YOK

Batman'da HDP milletvekilleri Ayşe Acar Başaran ve Mehmet Rüştü Tiryaki dün 3 günlük açlık grevi eylemine başladı. 

Tiryaki, eylemlerinin her kentte devam ettiğini belirterek, “Siyasi tutukluların bedenlerinden başka bir mücadele aracı ellerinde olmadığından biz de milletvekilleri olarak Leyla Güven'e destek vermek ve talebinin kamuoyu tarafından duyulmasını sağlamak için açlık grevine girdik” dedi. 

Öcalan'a uygulanan tecridin, dünyada eşi benzerinin bulunmadığını dile getiren Tiryaki, “Sadece Peru'daki Aydınlık Yol Devrimci Hareketi’nin Lideri Manuel Rubén Abimael Guzmán Reynoso’ya belki aynı oranda bir tecrit uygulandı diyebiliriz. Fakat onunla avukatlarının görüşmesine izin veriliyordu. Tecrit başladığı günden bu yana hiçbir şey bu ülkede iyiye gitmedi, artık sona ermelidir" diye konuştu. Eylemlerinin halk tarafından ilgiyle karşılandığını dile getiren Tiryaki, "Halk eylemimizi doğru buluyor, kulaktan kulağa yayıldığını biliyoruz" diye konuştu. 

BAŞARAN: BAŞARIYA ULAŞACAĞIZ

Güven'in taleplerinin herkes tarafından sahiplenilmesi gerektiğinin altını çizen HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran, şöyle devam etti: “Sadece Kürtler değil, Türkü, Lazı, Çerkesi herkes Güven'in talebine sahip çıkmalı ve dile getirmelidir. Güven, sadece HDP'nin Hakkari milletvekili değildir, halkların vekilidir. Onun mücadelesine de sahip çıkmak herkese düşer. Bu mücadeleye inanıyoruz ve başarıya ulaşacağını düşünüyoruz."

Öcalan'ın baş müzakereci olduğuna vurgu yapan Başaran, iktidara, “Tecrit sona erdirilmelidir” çağrısı yaptı. Başaran, “Tecrit, sadece Öcalan'a değil, halklara uygulanıyor. Bugün bedenini sadece Güven veya bizler açlığa yatırmış olabiliriz; ama bu talep milyonların talebidir" ifadelerini kullandı. 

GÜZEL: ZAFERE GÖTÜRECEK DİRENİŞTİR

HDP Diyarbakır İl Örgütü binasında 3 günlük açlık grevine giren milletvekillerinden Semra Güzel, Öcalan üzerindeki tecrit kaldırılıncaya kadar eylemlerin devam edeceğini ifade etti. Tecride karşı mücadele toplumsallaşırsa tecridin kırılmaya mahkum olacağını aktaran Güzel, “Tecride karşı mücadele toplumsallaştı. Halk tepkisini dile getirmeye başladı. Ciddi bir tepki de ortaya çıktı. Devlet ise tecrit direnişini kırarak tecridi devam ettirmek istiyor” diyerek, Mersin’de açlık grevindekilerin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. 

Güven'in talebinin haklı talep olduğunu kaydeden Güzel, tecridin kırılması için yapılacak eylemlere dikkat çekerek, “Tecrit kırılacak” dedi. Tecrit politikalarına dikkat çeken Güzel, “Sayın Öcalan'ın düşüncesinden korkulduğu için toplumdan izole ediliyor. Sayın Öcalan ile yapılan görüşmeler, barış görüşmeleri çerçevesindeydi. Tecritle, savaş politikaları derinleştiriliyor. Topluma ve barış isteyen halklara yönelik yapılan bir tecrittir" diye konuştu. 

Güzel, Güven'in sağlığı için de şunları söyledi: “Vitamin hapları verilmezse yavaş yavaş nörolojik bulgular da ortaya çıkabilir. Açlığa bağlı kas erimeleri de ortaya çıkabilir. Sağlık sorunları artık derinleşecek. Derhal bu tecrit son bulmalıdır. Ve arkadaşımız da normal hayatına devam etsin.” Güzel, Güven'in olması gerektiği yer cezaevi değil TBMM'nin olması gerektiğini kaydetti. Tecridin devam etmesi durumunda demokratik eylemlerini sürdüreceklerinin altını çizen Güzel, "Sonuçta bizi zafere götürecek olan direniştir" ifadesini kullandı. 

MAÇİN: ÇÖZÜM İÇİN TECRİT SON BULMALI 

Batman ve Diyarbakır’da olduğu gibi Urfa’da da HDP’li vekiller dün 3 günlük açlık grevi eylemi başlattı. HDP Urfa Milletvekili Nusrettin Maçin, tecridin modern hukuk ve toplum hukukunda insanlık dışı bir politika olduğunu dile getirerek, Leyla Güven’in bu insanlık ayıbına karşı kendi özgür iradesiyle böyle bir eylem başlattığını ifade etti. Güven’in eyleminin anlamlı ve onurlu bir duruş olduğunu söyleyen Maçin, tecride derhal son vermesi gerektiğinin altını çizdi. 

Türkiye’de hukukun katledildiğini, tüm organların tek bir adamın ağzına baktığını belirten Maçin, “Mahkemeler artık iktidarın bir organı gibi çalışıyor. Yargı demokrasi güçlerini gözaltına almak ve rehin tutmak için kullanılıyor. Bu yüzden Türkiye’de hukuk, ekonomik ve siyasal krizler yaşanıyor. Bu krizlerin ortadan kalkması için tecrit politikalarına son verilmeli, herkes kendi fikir ve düşüncelerini özgürce dile getirmeli ve demokratik kanallar açılmalıdır. Türkiye artık bir holding gibi yönetiliyor. Bu holdingin başkanı ise Erdoğan’dır. Bu kabul edilir bir durum değildir. Bu siyasetten bir an önce vaz geçilmeli” diye konuştu.

SÜRÜCÜ: ADRES ÖCALAN’DIR

Açlık grevindeki HDP Urfa Milletvekili Ayşe Sürücü, Öcalan’ın Kürt sorunun çözüm adresi olduğunu dile getirdi. 2013 yılında başlayan çözüm ve müzakere sürecinde hiçbir zaman olmadığı kadar Türkiye’de barış ve huzur ortamının oluştuğunu hatırlatan Sürücü, Öcalan ile görüşmelerin kesilmesiyle birlikte Türkiye’nin kaos ortamına girdiğini söyledi. Sürücü, bu ortamdan tek çıkış yolunun ise Öcalan’ın üzerindeki tecridin son bulması olduğunu belirtti.

Güven’in taleplerinin kendi talepleri olduğunu ve bu taleplere sonuna kadar sahip çıkacaklarını vurgulayan Sürücü, “Zindanların sesine ses olalım, direnişi büyütelim” çağrısı yaptı. 

ÇELİK: EN İYİ ÇÖZÜM ÖCALAN PARADİGMASIDIR

Eylemin yapıldığı kentler arasında bulunan Mardin’de greve giren HDP milletvekilleri Ebru Günay ve Tuma Çelik, Güven'in talebine dikkat çekti. 

Öcalan üzerindeki tecridi "insanlık suçu" şeklinde nitelendiren Çelik, dünyanın hiçbir yerinde böylesi bir uygulamaya kanunların imkan vermediğine dikkat çekti. "Bu suçun teşhir edilmesi ve ortadan kaldırılması gerektiği için böyle bir eylemin gerekliliğine inanıyorum” diyen Çelik, eylemlerinin aynı zamanda, partilerini siyaset dışına itmeye çalışan AKP'ye karşı bir mücadele olduğunu belirtti. Çelik, Öcalan üzerindeki tecride işaret ederek, “Ortadoğu’da yaşanan sorunlara en iyi çözüm, Sayın Abdullah Öcalan’ın ortaya koymuş olduğu demokratik konfederalizm paradigmasıdır. Bu paradigmanın halklara ulaşmasını engellemeye çalışıyorlar. Ortadoğu’da bütün halkların eşit ve bir arada yaşayabilmesi için bu çözümün her tarafa ulaşması gerekiyor. Bu düşünceyi savunan anlayışın özgür olması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu. 

GÜNAY: EYLEME SES VERELİM, TECRİDİ KIRALIM 

Aynı zamanda Öcalan’ın yıllarca avukatlığını yapan HDP'li Ebru Günay, Türkiye’deki toplumsal adalet ve barış tesisinin tecridin ortadan kaldırılmasıyla mümkün olacağını kaydederek, “Leyla Güven’in talebine sessiz kalınamaz” dedi. Günay, şunları söyledi: "Öcalan ciddi öngörüleri olan, halklar lehine ciddi ideolojik ve felsefik bir perspektif ve çözüm önerisi sunan bir lider. Tecrit altında olmazsa görüşleri ve düşünceleri de tecrit altında olmayacağı için bu coğrafyada çok daha demokratik ve barışçıl koşullarda yaşamak mümkün olacaktır. Tecrit sisteminin birincil aktörü AKP hükümetidir. İmralı tecrit sistemi üzerinden kendisine bir yönetim felsefesi oluşturmuş durumda. Bunun üzerinden ülkeyi yönetmeye çalışıyor. O sistem olmazsa bu ülke bugün faşizm koşullarında olmayacaktı.”

Güven’in eyleminin cezaevlerinde ciddi bir karşılık bulduğunu ve dışarıda da yayılmaya devam ettiğini söyleyen Günay, “Daha güçlü ses olmak, daha fazla alanlarda olmak lazım ve tecridi kıracak adımların atılması için zorlamak lazım. Eyleme ses verelim, tecridi kıralım” çağrısı yaptı. 

OLUÇ: BARIŞ TECRİT ALTINDA

İstanbul’da da HDP milletvekilleri Hüda Kaya, Dilşat Canbaz, Ali Kenanoğlu ve Saruhan Oluç tarafından başlatılan açlık grevi ikinci gününde devam ediyor.  

HDP Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Saruhan Oluç, “5 Nisan 2015’ten bu yana İmralı’da Sayın Öcalan’a yönelik çok ağır, insanlık dışı ve hukuk dışı bir tecrit uygulanıyor” dedi. Tecridin birçok yönünün olduğunu kaydeden Oluç, “Fakat bizim için en önemli yanı bu tecrit sadece İmralı’da Sayın Öcalan’a uygulanmıyor. Aynı zamanda Kürt halkına yönelik uygulanıyor. Türkiye’de yaşayan Kürtlerin hepsi bu tecritten hem psikolojik olarak hem fikri olarak çok fazla etkileniyorlar. Dolayısıyla bütün bir halka yönelik tecrittir aslında. Yani halkın mücadelesini bastırmaya, halkın mücadelesini geriletmeye, tek tek insanları rencide etmeye yönelik bir tecrittir” dedi.

“İmralı’da tecrit demek, Türkiye’de barış mücadelesinin tecrit altında olması demektir” diyen Oluç, şöyle devam etti: “İmralı’da tecrit demek, demokratik cumhuriyet olmasın, barış olmasın, Kürt halkı kendisini yönetmesin, herhangi bir statüye sahip olmasın demektir. Tecrit sadece Türkiye’yle de sınırlı değil, Irak, Suriye, İran, Ortadoğu’da Kürtlerin yaşadığı her yerdedir. İmralı görüşmeleri döneminde Sayın Öcalan barışın gerçekleşmesi için, Türkiye’de demokratikleşme adımlarının atılabilmesi için çok önemli bir çaba sarf etmiştir. Bütün varlığını barış için ortaya koymuştur. Ancak bu yöndeki çabaların hepsini iktidar elinin tersiyle itti. Tayyip Erdoğan, tek adam yönetimin gerçekleştirmek için bütün bu süreci bozdu. Barış, demokrasi ve özgürlükler için hukuk dışı ve insanlık dışı olan tecrit bir an önce sonlandırılmalıdır.”

CANBAZ: GÜVEN’İN TALEBİ TALEBİMİZDİR 

HDP İstanbul Milletvekili Dilşat Canbaz, Leyla Güven’in eylemini önemsediklerini dile getirerek, “Eylemi, kadın cephesi açısından önemli buluyoruz. Kadının cüretini, kadının iradesini tekrardan gösterdi. Bunun için talebi talebimizdir diyoruz. Leyla Güven Meclis’te; iradesini ve sesini duyurabileceği yerde olmalıdır” dedi. 

KAYA: GÜVEN ÖNCÜLÜK ETTİ 

HDP İstanbul Milletvekili Hüda Kaya ise, Leyla Güven’in yeni bir sürecin başlangıcına öncülük ettiğini kaydederek, demokratikleşme sürecinin ve çözümün İmralı’dan geçtiğini devlet ve hükümet yetkililerinin de çok iyi bildiğini söyledi. İmralı’da savaşın değil barışın istenildiğini vurgulayan Kaya, “Orada savaş istenmiyor. Ülke demokratikleşsin, herkes eşit, onurlu demokratik bir toplum içerisinde özgürce yaşasın istendi. Dolmabahçe’deki 10 maddeyle resmi olarak açıklanan mutabakat tamda bunun sonucuydu. O sürecin meşrulaştırılmasıydı. Gayri meşru olan bu süreci buzdolabına kaldırılmasıdır, barışa savaş açmaktır, özgürlükleri yok etmektir, nefret ve şiddet diline teslim olmaktır. Bizim mücadelemiz işte bu yanlış olanlara karşıdır” dedi.  

KENANOĞLU: İMRALI TECRİDİ HALKLARI ETKİLİYOR

HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu da, İmralı tecridinin Türkiye’de yaşayan bütün halkları ve inançları etkilediğini vurgulayarak, çözüm sürecinde Türkiye’de ekolojik hareketlerin, etnik ve dini kimliklerin çok rahatlıkla kendilerini ifade edebildiğini, ancak tecridin başlamasıyla birlikte var olan demokratik uygulamaların hepsinin ortadan kalktığını kaydetti. Dolmabahçe Mutabakatı’ndaki 10 maddeye dikkat çeken Kenanoğlu, “Bunun hayata geçilmesi içinde mutlaka tecridin kaldırılması ve yeniden o sürece dönülmesi gerekiyor. Geniş halk kitleleri ve anti demokratik uygulamalarından kaynaklı mağduriyet yaşayan tüm toplumsal kesimler buna sahip çıkmalıdır. Bu tecridi hep birlikte kıracağız” diye konuştu. 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.