'Açlık grevcilerinin örgüt üyeliğinden tutuklanması çarpıtmadır'

Açlık grevinde olan HDP üyelerinin "örgüt üyeliği" gerekçesiyle tutuklanmasını çarpıtma olarak değerlendiren avukat Şivan Cemil Özen, "Savcıların bu barışçıl ifade özgürlüğünü kısıtlayacak olan her türlü davranışı suçtur" dedi.

'Açlık grevcilerinin örgüt üyeliğinden tutuklanması çarpıtmadır'
19 Mart 2019 Salı 12:35

Abdullah Öcalan'a yönelik tecridin kaldırılması talebiyle Leyla Güven öncülüğünde başlatılan açlık grevi devam ediyor. Bu kapsamda Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Örgütü'nde parti vekilleriyle birlikte açlık grevine giren 5 kişi "Örgüt üyeliği" iddiasıyla tutuklanırken 2 kişiye de ev hapsi verildi. İlk kez Türkiye'de açlık grevine girmekten dolayı insanların "Örgüt üyesi olmak" iddiasıyla tutuklandığını söyleyen Avukat Şivan Cemil Özen, yaşananları değerlendirdi. 

Açık grevlerinin Türkiye'deki yargı mevzuatı çerçevesinde "bir ifade biçimi" olarak yer aldığını ifade eden Özen, grevcilerin taleplerini duyurmak ve dikkati çekmek, iktidara, yöneticilere taleplerini iletmek amacıyla yaptığı bir eylem biçimi olduğunu belirterek, "Bu kendini, kendi bedenini açlığa yatırma durumu, tamamen bir ifade özgürlüğü temellinde değerlendirilmelidir" ifadesini kullandı.

AÇLIK GREVLERİNİN NEDENİ

Açlık grevi dendiği zaman Diyarbakır 5 No'lu Cezaevi, “Hayata Dönüş Operasyonu”nun hafızalarda yerini koruduğunu vurgulayan Özen, Türkiye'de açlık grevlerinin yaygın olmasının nedenini, Türkiye'deki hukukta olan, ancak hukuka rağmen ihlal edilen hakların kullanılması isteminden kaynaklı olduğunu aktardı.

'AÇLIK GREVİ ŞİDDETSİZ BİR DURUMU İFADE EDER'

Açlık grevinin, devletlerin yasalarında mevcut olmayan ama doğal hukuktan kaynaklanan bir takım hakların talebine yönelik eylem biçimi olduğunun altını çizen Özen, "Türkiye’de tam aksine, olanın uygulanmamasından kaynaklı yapılan bir eylem biçimi halindedir. Açlık grevi, kişi kendi bedeni üzerinde uygulamış olduğu bir ifadenin dışavurumudur. Açlığın dışa vurumu, aslında tamamen hukuk sisteminde kendini şiddetsiz, şiddete çağrı oluşturmayan, teşvik etmeyen bir durumu ifade eder" diye konuştu.

Hem Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) hem de Türkiye'deki yasal mevzuatta düşünce ve ifade özgürlüğünün korunduğuna işaret eden Özen, AİHS'de ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında açlık grevlerinin şiddet ve nefret söylemi içermesi halinde sınırlandırılmasına dönük ibare ve kararların bulunduğunu kaydederek, yapılan açlık grevlerinde şiddet çağrısı ve nefret söylemi olmadığına işaret etti.

'HUKUKUN HERKESE EŞİT UYGULANMASI İSTEMİDİR'

İnsanların istemlerini açlık greviyle ifade etmesinin nedeni olarak Türkiye'de, düşünce ve ifade özgürlüğünün etkin araçları olan basın organlarının kapatılması, medyanın hükümet denetimine girmesi, insanların elinde kendini ifade etme, sesini duyurmak için başka araç kalmaması olarak gördüğünü dile getiren Özen, grevin ikinci nedenini ise, "Hukukun herkese eşit ve adil bir şekilde uygulanmamasından kaynaklıdır. Hukuk denildiği zaman herkese eşit ve adil uygulanmalı. Açlık grevlerinin temel dayanağı, Ceza İnfaz Kanunu'nun herkese eşit uygulanması, hukukun herkese eşit uygulanması istemidir. Hukukun eşit uygulanmamasından dolayı insanlar açlık grevine giriyor" sözleriyle anlattı.

'AÇLIK GREVİ BİR İFADE BİÇİMİ VE ÖZGÜRLÜĞÜDÜR'

Açlık grevlerinin engellenmesi ve açlık grevi eylemcilerinin tutuklanmasını "suç" olarak tanımlayan Özen, "Savcıların bu barışçıl ifade özgürlüğünü kısıtlayacak olan her türlü davranışı suçtur. Barışçıl olma özelliği taşıyan her eylemin engellenmesi suçtur. Kamu görevlisi engelliyorsa görevini yerine getirmiyordur. Bu da görevi ihlaldir. Siz açlık grevi eylemcilerinin eylem biçimini ya da ne için yapıldığını kabul etmeyebilirsiniz, hoşunuza gitmeyebilir. Ama buna katlanmak zorundasınız. Bu bir ifade biçimidir, bu bir ifade özgürlüğüdür" diye belirtti. 

'TALİMATLA YAPILABİLECEK BİR EYLEM DEĞİLDİR'

Eylemcilerin "örgüt üyeliği" iddiasıyla tutuklanmasını "çarpıtma" olarak değerlendiren Özen, "Örgüt üyeliği iddiasıyla bir dava açılıyor. Tamamen çarpıtma, yani tamamen hukuk dışı bir durumdur. Tutuklanma gerekçeleri olarak basın yayın organların üzerinden çağrılar olduğu yönünde. Soruşturma yürüten savcılar bunu çok iyi bilmeliler: Açlık grevi eylemi, bir bireysel eylemdir. Kişinin tepkisini bedenine uyguladığı açlıkla dışavurumudur. Bunun için bu eylem talimatla yapılabilecek bir eylem değildir" ifadelerini kullandı. 

'AMACI DIŞINDA TUTUKLAMAYA KARAR VERMEKTİR'

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven'in açlık grevine girdiğini açıklamasından sonra grevlerin başladığına dikkati çeken Özen, şöyle devam etti: "Demek oluyor ki talimat olgusu sadece bu işin ifade özgürlüğünün ihlal edilmesi ve devamlılık arz edecek şekilde gözaltı yapılmasıdır. Yetmedi, serbest bıraktıktan sonra 'siz talimatla yapıyorsunuz' denilerek aslında amacı dışında tutuklama kararı verilmesidir. Bu AİHS'nin 18'inci maddesindeki amacı dışı bir uygulamadır, kişinin özgürlüğünü ihlal etmektir. Açlık grevi eylemcileri serbest bırakılıyor, tekrar açlık grevini yapıyor ise bu insanların tutuklanması ne amaçlıdır? Amacı dışında tutuklanmadır. Kişi özgürlüğünü ihlal etmek, amacı dışında tutuklamak, ihlal sayılır."

'TUTUKLAMALAR TAMAMEN HUKUK DIŞIDIR'

Grevcilerin gözaltı talimatını kendisinin verdiğini söyleyen İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun "talimatına" değinen Özen, şunları söyledi: "Kimin talimatıyla gözaltına alındı? İçişleri Bakanlığı talimatlarıyla. Bu yargıya emir ve talimattır. Savcıya talimat veremezsin.  İçişleri Bakanı, savcıya talimat veremez. İçişleri Bakanı savcıdan üstün müdür? Yargının hangi mecrasında İçişleri Bakanı var? Yapılan tutuklamalar, tamamen kanun dışıdır. Tutuklama ve suçlama hukuka uygun değildir. Bunlar er ya da geç Anayasa Mahkemesinin ya da AİHM'de ihlalle sonuçlanacak olan kararlardır."

'MUHATAP ÇOK AÇIK: SAYIN ÖCALAN'DIR'

Grevlerin toplumsal barışa hizmet ettiği tespitinde bulunan Özen, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir sorunun çözümü modern hukukta ancak diyalog zeminiyle oluşur, çatışma zeminiyle değil. Diyalog zemini gelişmesini ne engelliyor? Hukuk engellemiyor, hukuk yapılmasını istiyor. Hukuk diyor ki gitsin ailesiyle görüşsün. Hukuk hakları kullansın, bu insanın yaşama hakkı var. Bu insanın yaşama hakkını ya da gerçekten bu insanın en temel doğal haklarını engelleyemezsin' diyor. Ama sen engelliyorsun. Bu pratik kabul edilecek pratik değil. Hukuk resminde korunan pratik değil. Peki insanlar ne diyor? 'Kürt sorunun çözümü ancak muhatabıyla olur' diyor. Muhatap kim? Çok açık: Sayın Abdullah Öcalan. Çünkü muhatap o. Yani örgütün lideri. Siz örgütün liderine muhatap olarak kabul etmeyecekseniz. Ki 2013 yılında, çözüm sürecinde muhatap kabul edildi. Muhatap olarak kabul etmeyecekseniz o zaman kiminle çözeceksiniz?" 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.